6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Belirli vadeli ödeme borcunda temerrüt ve likit alacakta icra inkâr tazminatı

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2020/5314 E. 2022/2235 K. · · İlk derece: İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi

OnandıKesin

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi: Taşıma

Gerekçe özeti

Sözleşmede ödeme zamanının belirli olmadığı hâllerde vade, dürüstlük kuralına göre yorumlanır; belirli vadede ödemede bulunmayan ve ihtara rağmen ödemeyen borçlu temerrüde düşer ve karşı tarafın feshi haklı olur, ihlal eden tarafın cezai şart isteme hakkı doğmaz. Açık hesap şeklinde işleyen ticari ilişkiden doğan fatura alacağı likit olup, icra inkâr tazminatına hükmedilmesi için ayrıca borçlunun kötüniyetli olması gerekmez.

Ele alınan sorunlar

Sözleşmedeki ödeme vadesinin yorumu, temerrüt ve feshin haklılığı → kabul

İddia: Davalı, sözleşmedeki 'fatura kesim tarihinden 45 gün sonraki ilk ödeme günü' ibaresinin kendisince tayin edilebileceğini, temerrüt oluşmadığından feshin haksız olduğunu ve cezai şart isteme hakkı bulunduğunu savunmuştur.

Gerekçe: Sözleşmenin 12.a maddesindeki 'fatura bedelleri fatura kesim tarihinden 45 gün sonraki ilk ödeme günü ödenecektir' düzenlemesi, faturanın düzenlendiği tarihten sonraki 45 gün içerisinde davacının kabulünde olduğu üzere ilk bir hafta içinde ödeme yapılacağı biçiminde, makul ve dürüstlük kuralına uygun olarak yorumlanmalıdır. Faturaların kararlaştırılan vadede ödenmemesi ve ihtarnameye rağmen davalının ödemede bulunmaması kendi ticari defter kayıtları ile de sabit olduğundan, davalının sözleşmeyi ihlali nedeniyle davacının feshi haklıdır; dolayısıyla davalının cezai şart faturası düzenleme koşulları oluşmamıştır. (Yargıtay'ca onanan Bölge Adliye Mahkemesi gerekçesi)

Likit alacakta icra inkâr tazminatına hükmedilip hükmedilemeyeceği → kabul

İddia: Davacı, alacağın likit olması nedeniyle lehine icra inkâr tazminatına hükmedilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.

Gerekçe: İcra takibine konu alacak, açık hesap şeklinde işleyen ticari ilişki uyarınca düzenlenen fatura alacağından kaynaklanan likit (belli ve belirlenebilir) bir alacaktır; icra inkâr tazminatına hükmedilmesi için takipte itiraz edenin kötüniyetli olması şartı da bulunmadığından, davacı yararına icra inkâr tazminatına hükmedilmesi gerekir. İlk derece mahkemesinin, takibe konu alacağın yargılamayı gerektirdiği gerekçesiyle icra inkâr tazminatı talebini reddetmesi doğru olmadığından, karar bu yönden kaldırılarak icra inkâr tazminatına hükmedilmesine karar verilmiştir. (Yargıtay'ca onanan Bölge Adliye Mahkemesi gerekçesi)

Emsal değeri

Açık hesap ticari ilişkiden doğan fatura alacağının likit sayılması ve likit alacakta icra inkâr tazminatı için kötüniyet şartı aranmaması yönünden emsal niteliğindedir.

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
dürüstlük kuralı ile yorum temerrüt haklı fesih cezai şart likit alacak icra inkâr tazminatı

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2020/5314 E.  ,  2022/2235 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

TÜRK MİLLETİ ADINA

Taraflar arasında görülen davada İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 26.01.2018 tarih ve 2015/838 E. - 2018/74 K. sayılı kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine-kabulüne dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi'nce verilen 06.02.2020 tarih ve 2018/932 E. - 2020/142 K. sayılı kararın duruşmalı olarak Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, duruşma için belirlenen 22.03.2022 günü hazır bulunan davacı vekili Av. ... ile davalı vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı.

Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili, taraflar arasında 18.03.2014 tarihli taşıma işine ilişkin sözleşme uyarınca davalıya verilen hizmet karşılığı kesilen e-faturaların sözleşmenin 12. maddesine göre kesin vadesi belli olduğu halde tahsil edilmediğini, ödenmeyen bakiye borca ilişkin 04.03.2015 tarihli ihtarnamenin gönderildiğini ancak davalının borcunu zamanında ödememesi nedeniyle 19.03.2015 tarihli ihtarname ile sözleşmenin haklı olarak feshedildiğini, tahsil edilemeyen faturalardan kaynaklı başlatılan icra takibine davalının haksız itiraz ettiğini belirterek icra takibine itirazın iptali ile davalı aleyhine icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili, taraflar arasındaki sözleşmenin ödemeye ilişkin 12. Maddesindeki "….. Fatura bedelleri fatura kesim tarihinden 45 gün sonraki Olmuksan ilk ödeme günü ödenecektir" hükmün ilk iş günü olarak yorumlanamayacağını keza davalının fatura kesim tarihini takip eden ilk hafta ödeme yaptığını, davacının temerrüt oluşmadığından yaptığı feshin haksız olduğunu ve davalının sözleşmenin 7,13,14. maddeleri uyarınca cezai şart isteme hakkı bulunduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.

İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda, taraflar arasındaki uyuşmazlığın, davalının ödemelerde temerrüde düşüp düşmediği hususu ile ilgili olduğu, 18.03.2014 tarihli Nakliye Sözleşmesinin12.a maddesinde “Fatura bedelleri fatura kesim tarihinden 45 gün sonraki Olmuksan ilk ödeme günü ödenecektir” hükmüne göre ödenmediği iddia edilen fatura bedellerini, davalı tarafın fatura tarihinden 45 gün sonraki ilk ödeme gününde davacı şirkete ödediğini savunduğu, davacı ise ödemelerin hep gecikerek yapıldığını iddia ettiği, ödemenin ne zaman yapılacağının belirli olmadığı hallerde dürüstlük kurallarına göre yorum yapılması gerektiği, sözleşmenin 12. maddesinde yer alan 45 günü takip eden ilk ödeme gününün davalı tarafından istendiği gibi tayin edilebileceği şeklinde bir yorum yapılamayacağı, fatura kesim tarihinden 45 gün sonra fatura bedelinin ödenmesi gerektiği, bu durumda fatura kesim tarihinin 45.gününü takip eden ilk gün borç muaccel olacağından, muacceliyet tarihi belli olduğundan davalı ayrıca bir temerrüt ihtarnamesine gerek kalmadan temerrüde düşmüş sayılacağı, davalı taraf kendisine gönderilen noter ihtarnamelerine göre gecikmiş borçlarını kapatması için verilen sürede de borcunu ifa etmediğinden, yani ihtar ile de temerrüde düştüğünden, davacının sözleşmeyi feshi haklı olup, davacı sözleşmeyi haklı olarak fesih ettiğine göre davalı, davacıya cezai şart uygulamak ve zararı bulunduğundan bahisle ceza faturaları tanzim etme hakkı bulunmayıp, davacı taraf takip ve dava konusu bakiye alacağını davalıdan talep etmekte haklı olduğu, alacağın likit olmayıp tsepitinin yargılamayı gerektirdiği gerekçesiyle davanın kabulüne, davalı aleyhine icra inkar tazminatının reddine karar verilmiştir.

Karara karşı taraf vekilleri istinaf kanun yoluna başvurmuştur.

Bölge adliye mahkemesince, taraflar arasında ihtilafsız olan taşıma sözleşmesinin 12.a maddesinde fatura bedelleri fatura kesim tarihinden 45 gün sonraki ilk ödeme günü ödenecektir, düzenlemesi mevcut olup bu düzenlemeden fatura ödeme tarihinin, faturanın düzenlendiği tarihten sonraki 45 gün içerisinde davacının kabulünde olduğu üzere ilk 1 hafta içerisinde olduğunun kabul edilmesi makul ve dürüstlük kuralına uygun bir yorum olup, faturaların sözleşmede kararlaştırılan vadede ödenmemesi üzerine davacının davalıya bakiye cari hesap alacağının ödenmesi için gönderdiği ihtarnameye rağmen davalının ödemede bulunmadığı kendi ticari defter kayıtları ile de sabit olduğu, bu durumda davalının sözleşmeyi ihlal etmiş olması nedeniyle davacının sözleşmeyi feshetmesinin haklı olduğu ve dolayısıyla davalının cezai şart faturası düzenleme koşullarının oluşmadığı, taraf ticari defter kayıtları arasındaki fark cezai şart faturalarından kaynaklanmakta olduğundan davacının davalıdan takibe konu 263.574,93 TL alacaklı olduğu ve yerel mahkemece davanın kabulü ile itirazın iptaline karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmediği ancak, icra takibine konu alacak açık hesap şeklinde işleyen ticari ilişki uyarınca düzenlenen fatura alacağından kaynaklanan likit (belli ve belirlenebilir) bir alacak olup icra inkar tazminatına hükmedilmesi için takipte itiraz edenin kötü niyetli olması şartı da bulunmadığından mahkemece davacı yararına icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerekirken, takibe konu alacağın yargılamayı gerektirdiği gerekçesiyle icra inkar tazminatının reddine karar verilmesinin doğru olmadığı gerekçesiyle davacının istinaf talebinin kabulü ile mahkeme kararının kaldırılarak davanın kabulü ile davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmiştir.

Kararı davalı vekili temyiz etmiştir.

İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine HMK'nın 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi HMK'nın 369/1. ve 371. maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.

SONUÇ

Yukarda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK'nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, takdir olunan 3.815,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınarak, davacıya verilmesine, aşağıda yazılı bakiye 13.503,60 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, 22/03/2022 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/758664400 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

İncelenen istinaf kararı — İst. BAM 12. HD

Bu Yargıtay 11. HD kararı, aşağıdaki İstinaf Dairesi kararının temyiz incelemesidir. Temyiz sonucu: Onandı

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2018/932 E. 2020/142 K. · Diğer usuli işlem

Nakliye sözleşmesinin haklı feshi ve icra inkar tazminatı

Gerekçe özeti

Ticari nitelikteki bir hizmet/nakliye sözleşmesinde ödeme vadesinin sözleşmede belirli bir süre (fatura kesim tarihinden itibaren belirli gün) olarak kararlaştırılması halinde, alacaklının bu vadede ödeme yapılmaması üzerine ihtarname ile süre tanımasına rağmen borçlunun ödemede bulunmaması, borçlunun sözleşmeyi ihlal ettiğini ve alacaklı tarafın sözleşmeyi feshetmesinin haklı olduğunu gösterir; bu durumda ihlal eden tarafın karşı tarafa cezai şart uygulama hakkı doğmaz. Açık hesap şeklinde işleyen ticari ilişkiden kaynaklanan, belli ve belirlenebilir (likit) bir fatura alacağına dayalı icra takibine yapılan itirazın iptali davasında, itiraz edenin kötü niyetli olması şartı aranmaksızın, davacı yararına icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerekir; alacağın varlığının tespitinin yargılamayı gerektirmesi tek başına tazminat talebinin reddi için yeterli değildir.

Emsal değeri

Kararın, sözleşmede belirli vade kararlaştırılmış ticari ilişkilerde temerrüt ve haklı fesih değerlendirmesi ile açık hesap şeklinde işleyen ticari alacaklarda likit alacak kavramı çerçevesinde icra inkar tazminatının kötü niyet şartı aranmaksızın hükmedilmesi gerektiğine ilişkin tespitleri, benzer nitelikteki itirazın iptali davalarında bölgesel ve ikna edici emsal niteliği taşımaktadır.

Kavramlar: itirazın iptali haklı fesih cezai şart temerrüt icra inkar tazminatı likit alacak ticari defter kaydı açık hesap

İstinaf (12. HD) kararının tam metni

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2018/932

KARAR NO 2020/142

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ İSTANBUL 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 26/01/2018

NUMARASI 2015/838 Esas 2018/74 Karar

DAVA

İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)

İSTİNAF KARAR TARİHİ 06/02/2020

Davanın kabulüne ilişkin hükmün davacı ve davalı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; taraflar arasında akdedilmiş olan 18.03.2014 tarihli '... Kutu, Kağıt, Safiha ve Kırpıntı Nakliye Sözleşmesi' uyarınca, müvekkili firmanın, davalıya karşı, davalının İzmir Kemalpaşa'da bulunan İzmir Kutu Fabrikası ambarlarından alacağı kağıt, kutu, safiha, kırpıntı, palet cinsi emtiayı, sözleşmede kararlaştırılan mahallere nakledilmesi ile yine davalı firmanın Edirne Sazlıdere'de bulunan fabrikasından Çorlu'da bulunan fabrikasına, hurda kağıt taşınması işini üstlendiğini, müvekkilinin taraflar arasında imzalı sözleşme hükümlerine uygun olarak verdiği nakliye hizmetleri sebebi ile davalı adına, çeşitli tarih ve seri numaralı faturalar düzenleyerek, davalıya tebliğ ettiğini ve söz konusu faturaların tarafların resmi defter ve kayıtlarına alındığını, bu konuda bir ihtilaf mevcut olmadığını, müvekkili firmanın nakliye hizmetleri sebebi ile düzenlediği faturalardan kaynaklı alacağının, Nakliye Sözleşmesi'nin 12.

maddesinde kararlaştırılan belirli ve kesin vadeye rağmen sözleşmenin imzasından itibaren hiçbir zaman düzenli ödenmediğini, söz konusu fatura bedellerinin ödenmesi ile ilgili olarak, davalı firmaya e-mail yoluyla yazılı şekilde ve sözlü müteaddit kereler talepte bulunulduğunu, buna rağmen, ödemelerin tam zamanında olarak yapılmadığını, müvekkilinin davalıya, Beşiktaş ... Noterliğinden 04.03.2015 tarih ... yevmiye numaralı ihtarnamesini keşide ederek, "vadesi geçmiş borç bedelini bildirerek, vadesi geçmiş borcun en geç 3 gün içerisinde ödenmesini aksi takdirde, borcun tahsili için yasal yollara müracaat edileceğini" ihtar ettiğini, ayrıca davalıya Beşiktaş ... Noterliğinden 19.03.2015 tarih ...

yevmiye numaralı ihtarname keşide edildiğini ve "vadesi geçmiş tüm borç bedellerinin derhal ödenmesi talep edilerek, sözleşmenin ihlal edilmiş olması ve kesin vade ile verilen mehle rağmen vadesi geçmiş borç bedelinin ödenmemesi sebebi ile taraflar arasındaki sözleşmenin Borçlar Kanunu düzenlemeleri uyarınca, haklı sebeple ihtarnamenin davalı tarafa tebliğ edildiği tarih uyarınca feshedilmiş olduğunun" ihtar edildiğini, müvekkili firmanın vadesi geçmiş faturalardan kaynaklı 263.574,93- TL cari hesap alacağının tahsili için davalı aleyhine, İstanbul ... İcra Dairesinin ... esas sayılı takip dosyası ile icra takip işlemlerine başlandığını, davalının böyle bir borcun bulunmadığından bahisle itiraz ettiğini, taraflar arasında imzalı sözleşmenin 3.

Maddesi uyarınca, sözleşmenin imzalanması aşamasında, müvekkili firmanın, sözleşme şartlarına uygun bir teminat mektubu hazırlayarak, davalıya teslim ettiğini, ancak söz konusu teminat mektubunun, ticari ilişki sona ermiş olmasına ve davalıdan talep edilmesine rağmen, müvekkili firmaya teslim edilmediğini, bu nedenlerle davalı-borçlu tarafın İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı takip dosyasına yapmış olduğu tüm haksız ve kötü niyetli itirazlarının iptaline ve takibin devamına, asıl alacağın %20'den az olmamak üzere davalı-borçlu aleyhine icra inkâr tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkili şirket ile davacı şirket arasında 18.03.2014 tarihinde 01.04.2017 yılına kadar geçerli olan nakliye hizmet sözleşmesi imzalandığını, bu sözleşmeye istinaden davacı şirketin, davalı müvekkili şirketin İzmir Kemalpaşa’da bulunan fabrikasındaki "Oluklu Mukavva Kutu, Kağıt, Sahifa Ve Kırpıntı” nakliye işini üstlendiğini, davacı şirketin nakliye masraflarının artmasını ve akaryakıt fiyatlarının yükselmesini bahane ederek davalı müvekkili şirket ile nakliye sözleşmesinin revize edilmesini talep ettiğini, toplantı sonrasında davacı şirketin, davalı müvekkil şirkete bu husustaki görüşünü bildirmeye zaman bile bırakmadığını ve davacı şirketin kötü niyetli olarak Beşiktaş ...

Noterliği'nin 18.03.2014 tarihli, ... yevmiye numaralı ihtarnameyi çekerek “ Nakliye sözleşmesinin 12. maddesine aykırı hareket ettiğini“ iddia ederek nakliye sözleşmesini hiçbir süre vermeden haksız olarak fesih ettiğini, davacı tarafın ödemelerin süresinde yapılmadığı iddiasının doğru olmadığını, 18.03.2014 tarihli nakliye sözleşmenin 12.a maddesinde “Fatura bedelleri fatura kesim tarihinden 45 gün sonraki ... ilk ödeme günü ödenecektir“ denilmek suretiyle ödeme süresinin açıkça belirtildiğini, davalı müvekkilinin ödenmediği iddia edilen fatura bedellerini, fatura tarihinden 45 gün sonraki ilk ödeme gününde davacı şirkete ödemesini yaptığını, davacı şirketin nakliye sözleşmesini aniden fesih etmesi ile müşterilerine ürün teslimi konusunda ciddi sorunlar yaşadığını, nakliye sözleşmesinin 7.s maddesinde “...’ın nakliyeci sorumluluğundan kaynaklanan bir sebeple, zarara uğraması, bir ödemede bulunmak zorunda kalması, rücuen tazminat veya başka bir davaya muhatap olması ve ödemeye mahkum edilmesi halinde, ...

tarafından yapılan bu ödemeler, mahkeme masrafları, vekalet ücretleri yasal faizleri ile birlikte Nakliyeci’nin istihkaklarından ve teminatından dava konusu edilmeksizin kesilir; istihkakı ve teminatı aşan kısımlar Nakliyeci tarafından ayrıca ödenir. Bu nedenlerle ...’m bu sözleşmeyi derhal fesih hakkı saklıdır" hükmünün yer aldığını, davalı müvekkili şirket ... A.Ş. mal sevkiyatlarım müşterilerine zamanında yapamadığını, ivedi olarak dışarıdan daha yüksek bedellerle günlük araçlar (kamyon,Tır) kiralamak zorunda kaldığını, bu sevkiyatları dışarıdan zorunlu olarak daha yüksek bedellerle temin ettiği araçlara sözleşmedeki fiyatların üzerinde rakamlara taşıtmak zorunda kaldığını, taraflar arasında 18.03.2014 arasında imzalanan nakliye sözleşmesinin davacı şirket tarafından 19.03.2015 tarihinde haksız olarak fesih edilmesi sonrasında, davalı müvekkili şirketin yeni ihale açıp yeni nakliye sözleşmesi imzalanıncaya kadar mal sevkiyatı taşıma işini dışarıdan günlük temin ettiği araçlara yaptırdığını, yeni nakliye sözleşmesini ise 01.06.2015 tarihinde ...

A.Ş. isimli şirket 01.06.2015 tarihinde yapabildiğini, 01.06.2015 tarihinde yapılan yeni nakliye sözleşmesi ile davacı şirketin 19.03.2015 tarihinde fesih ettiği nakliye sözleşmesi arasında da ciddi fiyat farkı doğduğunu, bunun sorumlusunun 18.03.2014 tarihli nakliye sözleşmesini haksız olarak fesih eden davacı şirket olduğunu, davalı müvekkil şirket ... A.Ş., davacı şirket ile arasında akdedilen 18.03.2014 tarihli sözleşmenin davacı şirket tarafından haksız fesih etmesi nedeni ile nakliye sözleşmenin 7.s, 13.c, 13.d, 14.a ve 14.b ve diğer maddeleri uyarınca; davalı müvekkil şirketin mal sevkiyatlarını müşterilerine süresinde yapabilmek adına dışarıdan günübirlik temin ettiği araçlara ödemiş olduğu çok fahiş taşıma ücreti bedellerini davacı şirkete E-fatura düzenleyerek tebliğ ettiğini, davalı müvekkili şirket tarafından davacı şirkete nakliye sözleşmesinin haksız feshi nedeni ile madde 14 C bendine istinaden kesilen cezai şart fatura toplamının 286.498,10-TL olduğunu, bu nedenle davanın reddine, davacı tarafın kötü niyetli olmasından dolayı % 20’den aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına mahkûm edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

Mahkemece; fatura kesim tarihinin 45.gününü takip eden ilk gün borç muaccel olmuş sayıldığı ve muacceliyet tarihi belli olduğundan davalı ayrıca bir temerrüt ihtarnamesine gerek kalmadan temerrüde düşmüş sayıldığı, davalı tarafın kendisine gönderilen noter ihtarnamelerine göre gecikmiş borçlarını kapatması için verilen sürede de borcunu ifa etmediğinden, yani ihtar ile de temerrüde düştüğünden, davacının sözleşmeyi feshinin haklı bir fesih olduğu, davacının sözleşmeyi haklı olarak fesih ettiğine göre davalının, davacıya cezai şart uygulamak ve zararı bulunduğundan bahisle ceza faturaları tanzim etmek hakkından yoksun olduğu, davacı tarafın takip ve dava konusu bakiye alacağını davalıdan talep etmekte haklı olup, davalının icra takibine vaki itirazının haksız olduğu ve kaldırılması gerektiği, davacının davalıdan takip tarihi itibari ile 263.574,93 TL asıl alacak tutarında alacaklı olduğu gerekçesiyle;

davanın kabulüne, davalının İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı icra dosyasına yapmış olduğu itirazın iptali ile takibin aynı şartlarla devamına, alacağın varlığının tespiti yargılamayı gerektirdiğinden davacının tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

Davacı vekili istinaf dilekçesinde; müvekkilinin alacağının likit olup, faturaların davalı firma kayıtlarında yer aldığını, buna rağmen davalının haksız şekilde ödeme emrine itiraz ettiğini bu nedenle kararın itirazın iptali ile takibin devamına ilişkin kısmının onanmasına, ancak icra inkar talebinin reddine ilişkin kararın kaldırılarak, müvekkili lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir. Davalı vekili istinaf dilekçesinde; tarafların özgür iradeleri ile imza altına aldıkları 18/03/2014 tarihli nakliye sözleşmesinin 12.a maddesinde ödeme süresinin açıkça belirtilmiş olup, müvekkili şirketin fatura bedellerini, fatura tarihinden 45 gün sonraki ilk ödeme gününde davacı şirkete ödemesini yaptığını, davacı tarafın tanzim ettiği fatura bedelinin, fatura tarihinden 45 gün sonra ödenecektir diye bir vade belirtilmediğini, müvekkili şirketin davacı şirkete tüm ödemelerini sözleşmenin 12.a maddesine uygun olarak yaptığını, bilirkişi heyetinin kök ve ek raporlarında mahkemeye hiç takdir hakkı bırakmadan hukuka ve yasalara aykırı rapor hazırladığını, davacı şirketin kötü niyetli olarak nakliye masraflarının artmasını ve akaryakıt fiyatlarının yükselmesini bahane ederek, müvekkili ile nakliye sözleşmesinin revize edilmesini talep ettiğini ve müvekkili şirkete mail ile bildirimlerde bulunulduğunu, bu iddialara dayalı mail yazışmalarının dikkate alınmadığını, sözleşmenin hiçbir süre vermeden haksız olarak feshedildiğini, bilirkişi raporunun tek taraflı ve eksik tanzim edildiğini, bilirkişi raporuna itirazlarının değerlendirilmediğini, sözleşmenin haksız feshi nedeniyle müvekkilinin zarara uğradığını, davacı şirketin sözleşme maddelerini ihlal ettiğini, bu nedenlerle kararın kaldırılarak davanın reddini talep etmiştir.

GEREKÇE

Dava; faturaya dayalı bakiye cari hesap alacağının tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Taraflar arasında nakliye sözleşmesi imzalandığı hususu ihtilafsızdır. Davalı taraf sözleşmenin davacı tarafından haksız olarak fesih edildiğini, bu haksız fesih nedeniyle uğradığı zararlarını davacı adına ceza faturası olarak düzenlediğini ve davacıya herhângi bir borcu bulunmadığını, davacı ise sözleşmeyi davalının temerrüdü sebebiyle haklı olarak fesih ettiğini ve davalının ceza uygulamaya hakkı bulunmadığını ileri sürmektedir. Taraflar arasında ihtilafsız olan taşıma sözleşmesinin 12.a maddesinde fatura bedelleri fatura kesim tarihinden 45 gün sonraki ilk ödeme günü ödenecektir, düzenlemesi mevcut olup bu düzenlemeden fatura ödeme tarihinin, faturanın düzenlendiği tarihten sonraki 45 gün içerisinde davacının kabulünde olduğu üzere ilk 1 hafta içerisinde olduğunun kabul edilmesi makul ve dürüstlük kuralına uygun bir yorumdur.

Faturaların sözleşmede kararlaştırılan vade de ödenmemesi üzerine davacı davalıya bakiye cari hesap alacağının ödenmesi için ihtarname göndermiş ve ihtarnamede tanınan süreye rağmen davalının ödemede bulunmadığı kendi ticari defter kayıtları ile de sabittir.Buna göre davalı sözleşmeyi ihlal etmiş ve bu ihlal nedeniyle davacının sözleşmeyi feshetmesi haklıdır. Sözleşme haklı nedenle feshedilmiş olduğundan davalının sözleşme uyarınca cezai şart faturası düzenleme koşulları oluşmamıştır. Taraf ticari defter kayıtları arasında fark cezai şart faturalarından kaynaklanmakta olup,bu faturaların düzenleme koşulları oluşmamasına göre tarafların TTK hükümlerine uygun olarak tutulan sahibi lehine delil niteliği taşıyan ticari defter kayıtlarına göre davacı davalıdan takibe konu 263.574,93-TL alacaklıdır.

Bu durumda mahkemece davanın kabulü ile itirazın iptaline karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığından davalı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. Ancak icra takibine konu alacak açık hesap şeklinde işleyen ticari ilişki uyarınca düzenlenen fatura alacağından kaynaklanan likit (belli ve belirlenebilir ) bir alacaktır. İcra inkar tazminatına hükmedilmesi için takipte itiraz edenin kötü niyetli olması şartı da bulunmamaktadır. Mahkemece davacı yararına icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerekirken, takibe konu alacağın yargılamayı gerektirdiği gerekçesiyle icra inkar tazminatının reddine karar verilmesi doğru olmamıştır. Bununla birlikte dosyada yeniden yargılama yapılmasını gerektirir bir husus bulunmadığından, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile, HMK 353(1)b-2 uyarınca hükmün kaldırılmasına, takibe konu asıl alacağın %20'si oranında icra inkar tazminatının davalıdan karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle:

1- Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜNE; İstanbul 4.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 26/01/2018 Tarih 2015/838 Esas 2018/74 Karar sayılı hükmün HMK 353(1)b-2 gereği KALDIRILMASINA; "Davanın KABULÜNE, davalının İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı icra dosyasına yapmış olduğu itirazın iptali ile 263.574,93-TL asıl alacağa takip tarihinden itibaren davacı talebini aşmamak üzere değişen oranlarda avans faizi işletilerek takibin devamına, Hükmedilen asıl alacağın %20 oranında hesaplanan (52.714,98-TL) icra inkar tazminatının davalıdan tahsiliyle davacıya ödenmesine" İlk Derece Yargılamasına ilişkin olarak;

"Alınması gereken 18.004,80-TL karar harcından peşin yatan 3.183,34-TL harcın mahsubu ile bakiye 14.821,46-TL'nin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, Davacı tarafından ödenen 3.211,04-TL peşin harçların davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, Davacı tarafından ödenen 1.000-TL bilirkişi ücreti ve 226,50-TL tebligat ve müzekkere gideri, talimat dosyasında yapılan 400-TL bilirkişi ücreti ve 11-TL tebligat masrafı olmak üzere toplam 1.637,50-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Davacı vekili için hüküm tarihinde yürürlükte olan AAÜT uyarınca takdir olunan 21.764,50-TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, Karar kesinleştiğinde ve talep halinde kullanılmayan gider avansının yatıran tarafa iadesine"İstinaf yoluna başvuran davacı tarafından yatırılan 35,90-TL peşin istinaf karar harcının istek halinde kendisine iadesine, Davalıdan alınması gereken 18.004,80-TL istinaf karar harcından davalı tarafından peşin yatırılan 4.502-TL nin mahsubu ile bakiye 13.502,80- TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, İstinaf yoluna başvuran davalı tarafından yapılan masrafların kendi üzerinde bırakılmasına, davacı tarafından yapılan 56-TL posta masrafının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine, HMK 'nun 361/1.

maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi. 06/02/2020

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.