6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Üçüncü kişinin haciz baskısıyla senet düzenlendiği iddiasında ikrahın koşulları

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2022/957 E. 2025/16 K. · · İlk derece: İSTANBUL 21. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Menfi tespit / İstirdatkaldırma ve esas hakkında yeniden hükümKesin

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi: Kıymetli evrak (kambiyo)Bono

Davacının nitelemesi: İkrah (Korkutma) İddiası mahkemenin nitelemesiyle örtüşüyor

Gerekçe özeti

Üçüncü kişinin borcundan dolayı başlatılan icra takibinde, borçlu sıfatı bulunmayan ve haczin yapıldığı işletmenin sahibi de olmayan kişilerin, alacaklının kanundan kaynaklanan cebri icra hak ve yetkisini kullanması karşısında düzenledikleri protokol ve senedin ikrah (korkutma) altında yapıldığının kabulü için, TBK 38 uyarınca alacaklının bu durumdan aşırı bir menfaat sağlamış olması gerekir; günün ekonomik koşullarına göre aşırı menfaat sağlandığı ispatlanamadığı takdirde ikrah olgusu gerçekleşmemiş sayılır ve düzenlenen senetle borç üstlenilmiş kabul edilir.

Ele alınan sorunlar

Protokol ve bononun ikrah (korkutma) altında düzenlendiği iddiası → ret

İddia: Davalı vekili, bononun haciz baskısı ile imzalandığı iddiasının gerçek olmadığını, haciz tutanaklarında hiçbir haciz işleminin uygulanmadığının belirtildiğini, davacıların istihkak iddiasında bulunmadıklarını, protokol ile borcun üstlenildiğini ve bononun ödeme aracı olarak verildiğini, bilirkişi raporunun hükme esas alınamayacağını, zenginleşenin borçlu olduğundan davanın borçluya yöneltilmesi gerektiğini ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

Gerekçe: TBK 38. maddesi uyarınca bir hakkın veya kanundan doğan bir yetkinin kullanılacağı korkutmasıyla sözleşme yapıldığında korkutmanın varlığının kabul edilebilmesi için, bu hak veya yetkiyi kullanacağını açıklayanın diğer tarafın zor durumda kalmasından aşırı bir menfaat sağlamış olması gerekir. Somut olayda davacıların borçlu sıfatı bulunmadığı gibi haczin yapıldığı işletmenin sahibi de değillerdir; davalı, kesinleşmiş icra takip dosyası kapsamında kanundan kaynaklanan cebri icra hak ve yetkisini kullanmıştır. Davacılardan alınan 70.000-TL senet, günün ekonomik koşulları ve paranın satın alma gücüne göre davalının aşırı bir menfaat sağladığını göstermez. Bu durumda davacıların borçlu sıfatı bulunmaması, haczin yapıldığı işletmenin sahibi olmamaları ve davalının aşırı menfaat elde etmemiş olması birlikte değerlendirildiğinde, dava konusu borç protokolü ve bononun ikrah altında imzalandığının kabulü mümkün değildir; davacılar bu bono ve protokolle borcu üstlenmişlerdir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Davalının koşulları oluşmayan tazminat talebi → ret

Gerekçe: Mahkemece ihtiyati tedbir kararı verilmediğinden davalı vekilinin şartları oluşmayan tazminat talebinin reddi gerekmiştir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Emsal değeri

Üçüncü kişinin, kendisine ait olmayan bir borç nedeniyle yapılan haciz işlemi sırasında düzenlediği senet/protokol yönünden ikrah iddiasının, alacaklının aşırı menfaat sağladığının ispatlanamaması halinde kabul edilemeyeceği yönündeki değerlendirme, benzer haciz baskısı/ikrah iddialı menfi tespit davalarında yol gösterici niteliktedir.

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ikrah (korkutma) menfi tespit kambiyo senedi (bono) protokol haciz istihkak iddiası TBK 38 TBK 39

Atıf yapılan mevzuat: 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (TBK) — TBK 38TBK 39

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2022/957

KARAR NO 2025/16

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ İSTANBUL 21. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 31/01/2022

NUMARASI 2020/577 Esas - 2022/74 Karar

DAVA

Menfi Tespit

Davanın kabulüne ilişkin kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA

Davacılar vekili; ...'ün Şifa Mah. ... Cad. No: ... İç Kapı, No: ... Tuzla/İstanbul adresinde 13/10/2014 tarihinden itibaren faaliyette bulunduğunu, 11/05/2018 tarihinde aynı adreste ... A.Ş.'nin mobilya bayiliğini aldığını, 06/11/2020 tarihinde davalı tarafça ...'e ait iş yerinde Kastamonu İcra Dairesi'nin ... esas sayılı dosyası gereği İstanbul Anadolu ... İcra Dairesi'nin ...Talimat sayılı dosyası kapsamında hacze gelindiğini, borçlusu ... olan işbu dosya ile ...işyerinde ilgisi olmamasına rağmen haciz işlemi yapılmak istendiğini, müvekkillerinin itirazlarına rağmen cebri icra işlemlerine başlandığını ve müvekkili ...'e ait olan 3 takım mobilyanın haczedildiğini, cebri icra tehdidi altında kalan müvekkillerinin mağaza faaliyetlerinin aksamaması ve akrabaları ...'ün ticari itibarının zedelenmemesi ve malların hacizden kurtarılabilmesi için haciz tehdidi altında alacaklıya icra memuru baskısı ile 70.000-TL bedelli bono düzenleyerek verdiklerini, senet üzerindeki düzenleme ve vade tarihlerinin dava yoluna gidilmesine engel olunmak amacıyla çok yakın tarihli olarak düzenlendiğini, alacaklı vekilinin buna ek olarak 06/11/2020 tarihli bir protokol düzenlediğini, haricen bir miktar ödeme alan davalı vekili ve icra memuru tarafından tüm bu işlemlerin sonunda ...'ün mağazasındaki eşyalar araca yüklenmemiş ve herhangi bir haciz işlemi yapılmamış gibi tutanak tutulduğunu, alınan bononun hukuka aykırı olup müvekkillerin iradesini yansıtmadığını belirterek müvekkilleri tarafından düzenlenen 06/11/2020 düzenleme 09/11/2020 vade tarihli 70.000-TL bedelli bono ve aynı tarihli protokol kapsamında müvekkillerinin borçlu olmadıklarının tespitine, %20'den aşağı olmamak üzere tazminata hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP

Davalı vekili; davacıların haciz sırasında borcu üstlendiğini, davacılar ile Kastamonu İcra Dairesi'nin .. Esas sayılı dosya borcuna istinaden yapılan protokol kapsamında bononun verildiğini ve davacılar tarafından bono bedelinin davacı hakkında başlatılan icra takibi kapsamında haricen ödendiğini, her ne kadar bononun haciz baskısı ile imzalandığı iddia edilmişse de, haciz tutanakları ile sabit olduğu üzere haciz işleminin davacılar aleyhine değil, dava dışı borçlular aleyhine uygulandığını, haciz tutanaklarında haciz işleminin uygulanmadığının belirtildiğini, davacıların haciz baskısı ile bono imzalandığının düşünülmeyeceğini, borçlu aleyhine haciz işlemi uygulanması halinde dahi, davacıların 3.

kişi sıfatı ile istihkak iddiasını ileri sürerek ve istihkak prosedürü çerçevesinde hukuki haklarını kullanarak malların kendilerine ait olduğunu iddia ve ispat edebilecek iken, bu yönde hiçbir talepleri olmadığını, davacılar tarafından imzalanan protokol ile borç üstlenilmiş olup, ödeme aracı olarak davaya konu bononun verildiğini belirterek davanın reddine, davacı aleyhine tazminata hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEME KARARI

Mahkemece; Kastamonu 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2017/179 D.İş sayılı ihtiyati haciz kararına istinaden Kastamonu İcra Dairesi'nin ... esas sayılı dosyası ile dava dışı ... Bankası A.Ş tarafından dava dışı borçlu ...aleyhine icra takibi başlatıldığı, mezkur icra dosyasında dava dışı borçlunun adresinin "... Mah. ...Cad. ... İş Hanı No:... Merkez/Karabük" olarak yer aldığı, takipten sonra ilgili alacağın davalı ... A.Ş.'ye devredildiği, davalının alacaklı sıfatına sahip olduğu, davalı tarafından İstanbul Anadolu 2020/433 talimat sayılı dosyası ile yapılan hacizde dava dışı borçlunun adresinin "... Mah. ... Cad. No:... Tuzla /İstanbul" olarak yer aldığı, bu iş yerinin dava dışı ...'e ait olduğu, bilirkişi raporu ve dosya kapsamında göre ...'ün borçlusu olmadığı icra dosyası kapsamında haciz baskısı altında davacılar tarafından dava konusu bononun düzenlendiği, bono bedelinin ihtirazi kayıtla ödendiği gerekçesiyle davanın kabulüne, davacılar tarafından düzenlenen 06/11/2020 düzenleme, 09/11/2020 vade tarihli 70.000-TL bedelli bono yönünden davalıya borçlu olmadığının tespitine, 88.000-TL'nin ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan alınarak davacılara verilmesine, davacının kötüniyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

1-Davacılar vekili; davalının takip başlatmakta kötüniyetli olduğunu, müvekkilleri lehine kötüniyet tazminatına hükmedilmesi gerektiğinden kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

2- Davalı vekili; her ne kadar bononun haciz baskısı ile imzalandığı iddia edilmişse de, haciz tutanakları ile sabit olduğu üzere haciz işleminin davacılar aleyhine değil, dava dışı borçlular aleyhine uygulandığını, haciz tutanaklarında hiçbir haciz işleminin uygulanmadığının belirtildiğini, borçlu aleyhine haciz işlemi uygulanması halinde dahi, davacıların 3. kişi sıfatı ile istihkak iddiasını ileri sürerek ve istihkak prosedürü çerçevesinde hukuki haklarını kullanarak malların kendilerine ait olduğunu iddia ve ispat edebilecek iken, bu yönde hiçbir talepleri olmadığını, davacılar tarafından imzalanan protokol ile borcun üstlenildiği, ödeme aracı olarak davaya konu bononun verildiğini, İcra ve iflas dairelerinin tutanaklarının aksi sabit oluncaya kadar geçerli olduğunu, 06/11/2020 tarihli haciz işleminde haczi kabil mal bulunmaması nedeniyle hiç bir işlem yapılmadığının haciz tutanağında belirtildiğini, 11/11/2020 tarihli haciz işleminde ise haciz mahallinde bulunan ...'ın alacaklı vekilinin banka hesabına 20.000-TL gönderdiğini belirtmiş olup başkaca bir işlem yapılmadığını, haciz tutanaklarında davacılar tarafından hiç bir şekilde istihkak iddiasında bulunmadıklarını,bilirkişi raporunda haciz işleminin yapıldığı adresin dosyaya sunulan vergi levhası, cari hesap sözleşmesi, telekom abonelik sözleşmesi ve tanık beyanları ile borçluya ait olmadığına ilişkin tespitlerde bulunulmuş ise de bu tespitin dava ile bir ilgisinin bulunmadığını, iş yerinin kime ait olduğunun tespitinin istihkak davasında araştırılabileceğini, bu nedenle raporun hükme esas alınamayacağını, ayrıca davada zenginleşenin müvekkili değil, borçlu olduğundan davanın borçluya yöneltilmesi gerektiğini belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

GEREKÇE

Dava, üçüncü kişinin borcundan dolayı yapılan haciz baskısı ile düzenlendiği iddia edilen protokol ve kambiyo senedinden dolayı borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir. Dava dışı borçlu ... aleyhinde başlatılan Kastamonu İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı takip dosyası kapsamında İstanbul Anadolu ... İcra Dairesi'nin ... Talimat sayılı dosyasında dava dışı ...'ün faaliyet gösterdiği "... Mah. ... Cad. No: ..., İç Kapı no:... Tuzla" adresinde davalı alacaklının talebiyle yapılan 06/11/2020 tarihli haciz işleminde davacılar ve davalı vekilinin imzasını taşıyan 06/11/2020 tarihli dosya borcuna mahsuben senet alınmasına dair protokol yapıldığı, davacılar tarafından 06/11/2020 keşide 09/11/2020 ödeme tarihli 70.000-TL tutarlı senet düzenlenerek davalıya verildiği, davalı tarafından senede istinaden davacılar hakkında İstanbul ...

İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığı ve ihtiyati haciz kararının infaza konulduğu, dava dışı ...ün hesabından İstanbul ... İcra Dairesi'nin ...Esas sayılı dosya borcu için ihtirazi kayıtla 11/11/2020 tarihinde 20.000-TL, 12/11/2020 tarihinde 7.000-TL ve 61.000-TL olmak üzere 88.000-TL ödeme yapıldığı hususları ihtilaf dışı olup; davacılar, protokolün ve kambiyo senedinin haciz baskısı altında düzenlendiğini belirterek menfi tespit talebinde bulunmuşlardır. Davacılar vekili, bu protokol ve senetlerin müzayaka ve ikrah altında imzalandığını, müvekkillerinin böyle bir protokol düzenleme ve senet tanzim etme iradesinin bulunmadığını iddia etmiştir. 6098 sayılı TBK nın 38.

maddesi, “Korkutulan, içinde bulunduğu durum bakımından kendisinin veya yakınlarından birinin kişilik haklarına ya da malvarlığına yönelik ağır ve yakın bir zarar tehlikesinin doğduğuna inanmakta haklı ise, korkutma gerçekleşmiş sayılır. Bir hakkın veya kanundan doğan bir yetkinin kullanılacağı korkutmasıyla sözleşme yapıldığında, bu hakkı veya yetkiyi kullanacağını açıklayanın, diğer tarafın zor durumda kalmasından aşırı bir menfaat sağlamış olması hâlinde, korkutmanın varlığı kabul edilir.” düzenlemesini, 39. maddesi ise, “Yanılma veya aldatma sebebiyle ya da korkutulma sonucunda sözleşme yapan taraf, yanılma veya aldatmayı öğrendiği ya da korkutmanın etkisinin ortadan kalktığı andan başlayarak bir yıl içinde sözleşme ile bağlı olmadığını bildirmez veya verdiği şeyi geri istemezse, sözleşmeyi onamış sayılır.” düzenlemesini içermektedir.

Somut olayda; davacılar tarafından, ikrah hukuki nedenine dayalı olarak senedin geçersiz olduğunu ileri sürmekteler ise de davacıların borçlu sıfatı olmadığı gibi haciz mahallindeki işletmenin sahibi de değillerdir. Davalı vekili, daha önce aynı adreste faaliyet gösterdiği davacının tanıkları tarafından belirtilen borçlu ... için haciz işlemi yapmak üzere bahsi geçen adrese gelmiş olup, kesinleşen Kastamonu İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı takip dosyası kapsamında yapılan icra işlemleri nedeniyle davalı alacaklının kanundan kaynaklanan hakkını ve yetkiyi kullandığı açıktır. TBK'nın 38. maddesinde bir hakkın veya kanundan doğan bir yetkinin kullanılacağına dair korkutmanın varlığının kabul edilebilmesi için korkutan tarafından diğer tarafın zor durumda kalmasından aşırı bir menfaat sağlamış olması gerektiği düzenlenmiştir.

Somut olayda ise davacılardan 70.000-TL senet alınmış olup günün ekonomik koşulları ve paranın satın alma gücüne göre davalının aşırı bir menfaat sağladığından söz edilmesi mümkün değildir. Bu durumda davacıların borçlu sıfatı bulunmadığı gibi haczin yapıldığı işletmenin sahibi de olmadıkları, kanundan kaynaklanan cebri icra hak ve yetkisini kullanan davalının aşırı bir menfaat elde etmesinin de söz konusu olmadığı dikkate alındığında dava konusu borç protokolü ve bononun ikrah altında imzalandığının kabulü mümkün değildir. Davacıların bahsi geçen bono ve protokolle borcu üstlendikleri, somut olayda ikrah olgusunun da gerçekleşmediği anlaşıldığından mahkemece davanın reddine karar verilmesi gerekirken kabul kararı verilmesi doğru olmamıştır.

Açıklanan nedenlerle; mahkemece davanın reddine karar verilmesi gerekirken kabulü doğru olmadığından, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, kararın kaldırılmasına, bahsi geçen hata nedeniyle yeniden yargılama yapılmasına gerek bulunmadığından davanın reddine, davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Mahkemece ihtiyati tedbir kararı verilmediğinden davalı vekilinin şartları oluşmayan tazminat talebinin reddi gerekmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davacılar vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, Davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İstanbul 21. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/577 Esas - 2022/74 Karar sayılı 31/01/2022 tarihli kararının, HMK'nın 353(1)b-2 gereği KALDIRILMASINA; "Davanın reddine, Davalı vekilinin koşulları oluşmayan tazminat talebinin reddine" İlk derece mahkemesine ilişkin olarak ; "Alınması gereken 615,40-TL karar ve ilam harcının, mahkeme veznesine yatırılan 1.195,43-TL peşin harçdan mahsubu ile ‬580,03‬‬-TL fazla harcın talep halinde davacılara iadesine, Davacılar tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, Davalı vekili için AAÜT uyarınca takdir olunan 30.000-TL vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalıya ödenmesine, Alınması gereken 615,40-TL istinaf karar harcından yatırılan 80,70-TL harcın mahsubu ile kalan 534,7‬0-TL harcın davacılardan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, Yatırılan 80,70-TL peşin istinaf karar harcının istek halinde davalıya iadesine, Davacı tarafça yapılan istinaf yargı giderinin üzerinde bırakılmasına, davalı tarafından yapılan 25-TL istinaf yargı giderinin davacılardan alınarak davalıya verilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK 362(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.

08/01/2025

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/75734 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.