6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Bayilik sözleşmesi sona erince ariyetlerin iadesi yükümlülüğü

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2022/599 E. 2025/25 K. · · İlk derece: İSTANBUL 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Alacakistinaf başvurusunun esastan reddiKesin

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi: Sigorta

bayilik (acente-kıyas)

Gerekçe özeti

Bayilik sözleşmesi gereği bayiye ariyet olarak verilen demirbaşların, sözleşmenin sona ermesi halinde bayi tarafından iade edilmesi zorunludur. İadeye üçüncü kişilerin (taşınmaz hissedarlarının) fiilen engel olması, bayi ile üçüncü kişi arasındaki bir iç ilişki olup sözleşmenin diğer tarafını (ariyet sahibini) bağlamaz; sözleşmede bu türden üçüncü kişi engellemesi hallerinde bayinin bedel ödeme yükümlülüğünü kabul ettiğine dair hüküm varsa, bu durum aynen iadenin bekletici mesele yapılmasını da gerektirmez. Aynen iadenin fiilen imkansız hale geldiği tespit edildiğinde, ariyetlerin bedeline hükmedilmesi sözleşmesel yükümlülüğün doğal sonucudur.

Ele alınan sorunlar

Üçüncü kişiler arasındaki el atmanın önlenmesi davasının bekletici mesele yapılması gerektiği iddiası → ret

İddia: Davalı vekili, ariyetlerin iadesine dava dışı taşınmaz hissedarlarının engel olduğunu, bu nedenle açılan el atmanın önlenmesi davasının bekletici mesele yapılması gerektiğini, bu talebin mahkemece kabul edilmemesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürmüştür.

Gerekçe: Bayilik sözleşmesinin tarafı davalı olup, davalı ile taşınmaz hissedarı dava dışı kişiler arasındaki iç ilişki davacıyı bağlamamaktadır. Ayrıca bayilik sözleşmesinin 10. maddesinde, bayinin ariyetlerin teslimi hususunda üçüncü şahıslarla dava veya icralık olması halinde kendisine teslim edilen demirbaşların bedelini gayrı kabili rücu olarak ödemeyi kabul ve taahhüt ettiği hükmü bulunmaktadır. Bu hüküm dikkate alındığında, söz konusu davanın bekletici mesele yapılmamasında usule aykırılık bulunmamaktadır.

Gerekçe kaynağı: özgün

Aynen iade mümkün olduğu halde ariyet bedeline hükmedilmesinin hatalı olduğu iddiası → ret

İddia: Davalı vekili, dava dilekçesinde ariyetlerin aynen iadesi veya bedelinin tahsili talep edildiğini, aynen iadenin mümkün olmasına rağmen ariyetlerin bedeline hükmedilmesinin hatalı olduğunu ileri sürmüştür.

Gerekçe: Ariyetlerin sökümü için istasyona gidildiğinde, taşınmazın yarı pay sahibi olup vefat eden davalının kardeşinin mirasçılarının söküme engel olduğu, bu nedenle davacı tarafından ilgililer hakkında suç duyurusunda bulunulduğu anlaşılmaktadır. Ariyetlerin söküm ve davacıya tesliminin taşınmaz hissedarının mirasçıları tarafından fiilen engellendiği sabit olduğundan aynen iadenin mümkün olmadığı tespit edilmiştir. Bu durumda mahkemece ariyetlerin bedeline hükmedilmesi yerindedir; ariyetleri iade edemediği halde bedelini iade etmek davalının sözleşmesel yükümlülüğüdür.

Gerekçe kaynağı: özgün

Emsal değeri

Bayilik sözleşmesi sona erdiğinde ariyet olarak verilen demirbaşların iadesi yükümlülüğünün, üçüncü kişilerin (taşınmaz hissedarları gibi) engellemesi nedeniyle sona ermeyeceği; sözleşmede üçüncü kişilerle ihtilaf halinde bedel ödeme taahhüdü varsa bu durumun bekletici mesele yapılmasını gerektirmediği ve aynen iadenin imkansızlığı halinde bedele hükmedilmesinin doğru olduğu yönündeki tespit, benzer bayilik sözleşmesi uyuşmazlıklarında yol gösterici niteliktedir.

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ariyet bayilik sözleşmesi bekletici mesele aynen iade cezai şart gayrı kabili rücu

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2022/599

KARAR NO 2025/25

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ İSTANBUL 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 22/12/2020

NUMARASI 2018/202 Esas - 2020/851 Karar

DAVA

Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan)

Davanın kabulüne ilişkin kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA

Davacı vekili; müvekkili şirket ile davalı ... arasında 25.02.2015 tarihli bayilik protokolü ve 03.03.2015 tarihli akaryakıt istasyonu bayilik sözleşmesi ile akdedildiğini, bu sözleşme kapsamında davalıya ait istasyona bayilik hakkı ile birlikte, ayrıca sözleşme süresince kullanılmak üzere ariyetler verildiğini, sözleşmenin yürürlük süresinin EPDK'dan alınacak lisans tarihinden itibaren 5 yıl olduğunu, davalının EPDK nezdindeki bayi lisansının 02.10.2017 tarihinde EPDK tarafından sona erdirildiğini, müvekkili şirket yetkililerinin 12.10.2017 tarihinde davalının istasyonuna gittiklerini, ancak davalı bayi tarafından ariyetlerin demontajına engel olunduğunu ve ariyetlerin iade edilmediğini, bunun üzerine müvekkilince 09.11.2017 tarihli ihtarname keşide edilerek, 2 gün içerisinde ariyetlerin teslim edilmesinin ihtar edildiğini, 04.12.2017 tarihinde yeniden ariyetlerin kurulu bulunduğu istasyona ariyetlerin sökümü için yetkili servis gönderildiğini, ancak davalının ariyetleri teslim etmediğini ve söküme izin vermediğini belirterek, davalıya teslim edilen ariyet malların aynen iadesine, bunun mümkün olmaması halinde ise 5.000-TL'nin davalıdan temerrüt tarihinden itibaren işleyecek en yüksek mevduat faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

ISLAH Davacı vekili 10.11.2020 tarihli dilekçesi ile dava değerini 16.167,18-TL arttırarak 21.167,18-TL olarak ıslah etmiştir.

CEVAP

Davalı vekili; bayilik sözleşmesine konu istasyonun yarı payının müvekkili ...'ya ve yarı payının da 2017 yılında vefat eden kardeşi ...'ya ait olduğunu, ...'nın vefatı sonrası mirasçıların kira sözleşmesi yapmayacaklarını beyan ederek işletme ruhsatının iptalini talep ettiklerini, işletme ruhsatının iptali nedeniyle de davalının 04/09/2017 tarihinde istasyonu kapatmak zorunda kaldığını, işletme ruhsatının iptal edilmesinde müvekkilinin bir kusuru olmadığını, 2 tabancalı akaryakıt pompasının müvekkiline teslim edilmediğini, ariyetlerin iadesine tapu maliki ... mirasçılarının fiilen engel olduğunu, müvekkilinin 15.11.2017 tarihli cevabi ihtarnamesinde durumu davacıya bildirdiğini, müvekkilince ariyetlerin iadesine engel olan ...

mirasçıları hakkında suç duyurusunda bulunulduğunu, dolayısıyla müvekkilinin ariyetlerin iadesi için gerekli girişimlerde bulunduğunu, ancak ... mirasçılarının engellemesi nedeniyle sonuç alamadığını, ariyetlerin müvekkilinin elinde olmayan nedenlerle iade edilemediğini belirterek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

İLK DERECE MAHKEME KARARI

Mahkemece; davacı ile davalı arasında 25.02.2015 tarihli bayilik protokolü ve 03.03.2015 tarihli akaryakıt istasyonu bayilik sözleşmesi akdedildiği, davacının davalıya sözleşme bitiminde aynen iade edilmek üzere bir takım ariyetler teslim ettiği, davalının lisansı 02.10.2017 tarihinde EPDK tarafından sona erdirildiğinden, taraflar arasındaki sözleşmenin de geçerliliğinin kalmadığı, davalının kardeşi olan ortağının vefatından sonra mirasçılarının ariyetlerin iadesi hususunda zorluk çıkardığını, kendisinin bunda bir kusurunun bulunmadığını savunduğu, dava konusu akaryakıt istasyonunda keşif ve davalı ile davacı kayıtları üzeride konusunda uzman bilirkişiler vasıtası ile inceleme yaptırıldığı, davacı tarafça davalıya teslim edilen ve iadesi istenilen ariyetlerin davalıya ait işletimde olmayan akaryakıt istasyonunda olduğu, maliyet değerlerinin ise 21.167,18-TL olduğu tespit edilmiş olmakla, taraflarca akdedilen sözleşme ile mülkiyetleri davacıda olup sözleşmenin bitiminde aynen iade edilmesinde mutabık kalındığı ve sözleşmenin davalının lisansının sona ermesinden dolayı hükümsüz kaldığı halde halen iade edilmediği, davacı tarafın çabalarına rağmen teslim almasının mümkün olmadığı gerekçesiyle, davanın kabulü ile davacı tarafça davalıya teslim edilen ariyetin maliyet değeri olan 21.167,18-TL'nin 17/11/2017 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

Davalı vekili; yargılama sırasında dava konusu ariyetlerin davacıya teslimine dava dışı arsa sahiplerinin engel olduğunu, bu nedenle el atmanın önlenmesi davası açtıklarını belirterek bu dosyanın bekletici mesele yapılmasını talep ettiklerini, ancak bu taleplerinin mahkemece kabul edilmediğini, Çay Asliye Hukuk Mahkemesinin 2020/386 esas 2021/191 karar sayılı dosyası ile açtıkları el atmanın önlenmesi davasının sonuçlandığını ve dava konusu ariyetlerin müvekkiline iadesine karar verilerek kesinleştiğini, bu kararın Çay İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyası ile icra takibine konulduğunu ve ariyetlerin aynen tesliminin olanaklı hale geldiğini, bu nedenle söz konusu davanın bekletici mesele yapılmamış olmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, ayrıca dava dilekçesinde davaya konu ariyetlerin aynen iadesi veya bedelinin tahsili talep edilmiş olup aynen iadenin mümkün olmasına rağmen ariyetlerin bedeline hükmedilmesinin de hatalı olduğunu belirterek, kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

GEREKÇE

Dava, taraflar arasında akdedilen bayilik sözleşmesinin sona ermesi nedeniyle, davalı bayiye ariyet olarak verilen malların aynen iadesi, olmadığı takdirde bedelinin tahsili istemine ilişkindir. Somut olayda; taraflar arasında 03.03.2015 tarihli bayilik sözleşmesi ile 25.02.2015 tarihli bayilik protokolü akdedildiği, sözleşmeler gereğince bir kısım malların davacı tarafça davalı bayiye ariyet olarak teslim edildiği, sözleşmenin ise davalının bayilik lisansının iptali nedeniyle sona erdiği anlaşılmaktadır. Bayilik sözleşmesinin 10. maddesinde bayiye ariyet olarak verilen demirbaşların ...'ın malı olduğu, sözleşmenin sona ermesi veya devamının imkansız hale gelmesi durumunda bayinin, masrafları kendisine ait olmak üzere demirbaş malzemeleri sökerek ...'ın göstereceği adrese en geç 15 gün içinde teslim edeceği, bayinin kusurlu davranışlarından ötürü demirbaşların kullanılırlığının imkansız hale gelmesi veya teslim hususunda 3.

şahıslarla dava veya icralık olması halinde, cezai şart ve kendisine teslim edilen demirbaşların bedelini gayrı kabili rücu olarak ödemeyi kabul ve taahhüt ettiği hüküm altına alınmıştır. Ariyet malların davalıya teslim edildiği, sözleşmenin de davalının bayilik lisansının iptali nedeniyle sona erdiği tarafların kabulündedir. Bu durumda davalı bayi, kendisine teslim edilmiş olan ariyetleri iade yükümlülüğü altındadır. Somut olayda davacının görevlendirdiği ... firmasınca istasyona söküm için gidildiğinde söküme izin verilmediği 12.10.2017 tarihli tutanak ile sabittir. Bunun üzerine davacı tarafından keşide edilen 09.11.2017 tarihli ihtarname ile söz konusu ariyet malların teslimi ihtar edilmesine rağmen, ariyetler davacıya teslim edilmemiştir.

Ariyetlerin sökümü için istasyona gidildiğinde, istasyonun kurulu bulunduğu taşınmazın yarı pay sahibi olup vefat eden davalının kardeşi ...'nın mirasçılarının istasyona gelerek söküme engel oldukları, bu nedenle davacı tarafından ilgililer hakkında suç duyurusunda bulunulduğu anlaşılmaktadır. Bu haliyle ariyetlerin aynen iadesinin mümkün olmadığı tespit edilmiştir. Davalı tarafından taşınmazın hissedarı ...'nın mirasçıları aleyhine söz konusu ariyet mallara yönelik el atmanın önlenmesi istemiyle Çay Asliye Hukuk Mahkemesinin 2020/386 esas sayılı dosyasında açılan davada mahkemece yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verildiği ve kararın istinaf incelemesinden geçerek 12.07.2021 tarihinde kesinleştiği anlaşılmaktadır.

Davalı vekilince söz konusu davanın bekletici mesele yapılması gerektiği talep edilmişse de, bayilik sözleşmesinin tarafı davalı olup, davalı ile taşınmaz hissedarı dava dışı kişiler arasındaki iç ilişki davacıyı bağlamadığı gibi, bayilik sözleşmesinin 10. maddesindeki "bayinin ariyetlerin teslimi hususunda 3. şahıslarla dava veya icralık olması halinde kendisine teslim edilen demirbaşların bedelini gayrı kabili rücu olarak ödemeyi kabul ve taahhüt ettiği" yönündeki hüküm de dikkate alındığında, söz konusu dava dosyasının bekletici mesele yapılmamasında usule aykırılık yoktur. Diğer yandan ariyetlerin söküm ve davacıya tesliminin taşınmaz hissedarının mirasçıları tarafından engellendiği de sabit olmakla, aynen teslim mümkün olmadığından mahkemece ariyetlerin bedeline hükmedilmesi de yerindedir.

Açıklanan nedenlerle,ariyetleri iade edemediği halde bedelini iade etmek davalının sözleşmesel yükümlülüğü olduğundan istinaf nedeni yerinde olmayan davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, Alınması gereken 1.445,93-TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 362-TL harcın mahsubu ile kalan 1.083,93‬-TL harcın davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, Davalı tarafından yapılan giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına, davacı tarafından yapılan 19,50-TL istinaf yargı giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK 362(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 08/01/2025

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/75731 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.