Katılım bankasında net kar taahhüdü iddiasının ispatlanamaması
İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2022/46 E. 2025/12 K. · · İlk derece: İSTANBUL 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Alacakistinaf başvurusunun esastan reddiKesin
★ Emsal
Gerekçe özeti
Katılım bankalarının, mevzuat ve kar-zarar ortaklığı esasına dayanan işleyiş modeli gereğince katılma hesapları için önceden belirlenmiş, net ve kesin bir getiri/kar payı garantisi vermesi hukuken mümkün değildir. Bu nedenle banka çalışanlarının e-posta yazışmalarında yer alan muhtemel getiri/net kar rakamları, taahhüt niteliğinde kabul edilmez; bunlar müşterinin sorduğu sorulara verilen hesaplama içerikli bilgilendirme cevapları olarak değerlendirilir ve bu rakamlara dayanılarak alacak talep edilemez.
Ele alınan sorunlar
Davalı katılım bankasının e-posta yazışmalarıyla net kar payı taahhüt edip etmediği → ret
İddia: Davacı vekili, davalı banka çalışanlarının e-posta yazışmalarında açıkça net getiri/net kar tutarları belirterek teklif verdiğini, bu tekliflerin taahhüt niteliğinde olduğunu, davalının kendi iç ilişkisinden kaynaklanan bir durumun müşteriyi zarara uğratmasının hakkaniyete aykırı olduğunu ileri sürerek kararın kaldırılıp davanın kabulünü istemiştir.
Gerekçe: Mevduat ve Katılım Fonunun Kabulüne, Çekilmesine ve Zamanaşımına Uğrayan Mevduat, Katılım Fonu, Emanet ve Alacaklara İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin 6/1. maddesi uyarınca katılma hesapları karşılığında hesap sahibine önceden belirlenmiş bir getiri garantisi verilemez ve yatırılan anaparanın aynen geri ödenmesi de garanti edilemez. Davalı katılım bankasının, davacıya diğer bankalar gibi net ve kesin bir faiz getirisi taahhüt etmesi, hem bu mevzuat hem de katılım bankalarının kar-zarar ortaklığı esasına dayanan işleyiş modeli gereğince mümkün değildir. Davacının sunduğu e-posta yazışmalarında muhtemel ödenecek kar payı miktarları belirtilmiş olsa da, sistemin belirli bir oranda kar payı ödenmesine izin vermemesi nedeniyle bu ifadeler taahhüt olarak kabul edilemez. E-postalardaki ifadeler, davalıyı borç altına sokacak bir taahhüt olarak değil, davacının elde edebileceği gelir hususunda sorduğu sorulara verilen hesaplama içeren cevaplar olarak değerlendirilmelidir. Bu nedenle davacı alacak iddiasını ispat edemediğinden davanın reddine dair ilk derece kararında isabetsizlik bulunmamaktadır.
Gerekçe kaynağı: özgün
Emsal değeri
Katılım bankalarının mevzuat ve kar-zarar ortaklığı modeli gereğince net getiri taahhüdünde bulunamayacağı, banka çalışanlarının e-posta yazışmalarındaki tahmini kar payı rakamlarının taahhüt sayılmayacağı yönündeki gerekçe, benzer katılım bankacılığı uyuşmazlıklarında emsal niteliği taşımaktadır.
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
katılım bankacılığı↗ kar payı↗ getiri garantisi yasağı↗ katılma hesabı↗ ispat yükü↗ taahhüt↗
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO 2022/46
KARAR NO 2025/12
TÜRK MİLLETİ ADINA
İSTİNAF KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ İSTANBUL 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ 09/07/2021
NUMARASI 2020/582 Esas - 2021/543 Karar
DAVA
Alacak (Bankacılık Sözleşmesinden Kaynaklanan)
Davanın reddine ilişkin kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
DAVA
Davacı vekili, müvekkilinin mevduatlarını değerlendirirken davalı bankadan teklif alındığını, buna göre 29/08/2019 tarihinde 4.000.000-TL için %17,20 oranla 118.533,03-TL net getiri taahhüdüne rağmen 103.341,03-TL ödendiğini, farkın 15.192-TL olduğunu; 10/09/2019 tarihinde 11.500.000-TL için %16,92 oranla 281.000-TL net getiri taahhüdüne rağmen 243.366,42-TL ödendiğini, farkın 37.633,42-TL olduğunu; 16/09/2019 tarihinde 1.375.000-TL için %16,37 oranla 16.780-TL net getiri taahhüdüne rağmen 15.354,86-TL ödendiğini, farkın 1.425,14-TL olduğunu; 01/10/2019 tarihinde 2.500.000-TL için %15,624 oranla 63.676-TL net getiri taahhüdüne rağmen 51.695,62-TL ödendiğini, farkın 11.980,38-TL olduğunu; 10/10/2019 tarihinde 4.000.000-TL için %14,093 oranla 80.093-TL net getiri taahhüt edilmesine rağmen 65.907,55-TL ödendiğini, farkın 14.185,45-TL olduğunu;
10/10/2019 tarihinde 5.750.000-TL için % 14,528 oranla 178.991,50-TL net getiri taahhüt taahhüt edilmesine rağmen 136.118,53-TL ödendiğini ve farkın 42.872,97-TL olduğunu; banka ile yapılan e-posta yazışmalarında tekliflerin net getiri şeklinde ve oran verilerek yapıldığını, sunulan 10/09/2019 tarihli e-postada davalının verilecek net karın 281.000-TL olduğunu kabul ettiğini; davalının ödemeleri eksik yapması üzerine davalıya ihtar gönderildiğini ancak ödeme yapılmadığını ileri sürerek, 1.425,14-TL'nin 18/10/2019, 15.192-TL'nin 11/11/2019, 37.633,58-TL'nin 11/11/2019, 11.980,38-TL'nin 10/12/2019, 14.185,45-TL'nin 10/12/2019, 42.872,97-TL'nin 10/01/2020 tarihinden itibaren işleyecek en yüksek mevduat faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacı müvekkiline verilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili, müvekkil bankanın statüsü gereğince ... bankası olduğunu, müvekkilinin davacıya yazılı veya sözlü olarak "taahhüt" vermediğini ve davacının dayandığı e-posta yazışmalarının hukuki dayanağı bulunmadığını belirterek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEME KARARI
Mahkemece, denetime elverişli bilirkişi raporuna göre ... bankalarında kar payının vade sonunda belli olduğu, mevzuat uyarınca kar payının garanti edilemediği, taraflar arasındaki e-postalarda davalı bankanın kar payı getirisi için herhangi bir taahhütte bulunmadığı, davalı tarafından kar payı garantisi verilebilmesi için davalının davaya konu vadeli ... hesapları ile ilgili davacıya hitaben davalı yetkilileri tarafından imzalandığı ve banka kaşesinin bulunduğu belgelerin verilmesinin gerektiği, dava dosyasında garantiye ilişkin belge veya hesap cüzdanı olmadığı, sadece e-posta yazışmaları bulunduğu, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu Mevduat ve ... Fonunun Kabulüne, Çekilmesine ve Zamanaşımına Uğrayan Mevduat, ...
Fonu, Emanet ve Alacaklara İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin 6. maddesi ve taraflar arasındaki genel hesap ve bankacılık hizmetleri sözleşmesinin ... hesaplarını düzenleyen 4.2.6 maddesine istinaden, davacının davalıdan vadeli ... hesapları ile ilgili kar payı konusunda herhangi bir alacağı olmadığı yönünde görüş bildirildiği; bilirkişi raporu da dikkate alınarak davacının vadeli ... hesapları ile ilgili kar payı konusunda davalıdan alacağı olduğu yönündeki iddiası ispat edemediği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili, delil olarak dayandıkları e-postaların davalı tarafından gönderildiğini, davalının İkitelli Şubesi çalışanı ...'ın 10/09/2019 tarihli e-postasında "304.614 net getiri", aynı tarihli cevabi e-postasında "Hesaplamanız doğrudur 281.000 net kar" ifadelerini kullanarak teklif verdiğini, başka bir e-postada üst yönetimin yetki verdiğini ve her ne kadar oran değişmiş olsa da teklif edilen oranın geçerli olduğunu bildirdiğini; bu derece açık teklifin geçerli olmadığının söylenemeyeceğini, davalının tüm tekliflerinde net getiri ibaresiyle teklif verdiğini; bilirkişi raporunun kabul edilemeyeceğini, davalının kendi iç ilişkisinden kaynaklanan durumun müşteriyi zarara uğratmasının hakkaniyet ile uyuşmadığını belirterek,kararın kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE
Dava, davacının davalı ... bankası nezdindeki hesapta bulunan parasına taahhüt edilen kar payı bedelinden düşük miktarda ödeme yapıldığından bahisle aradaki farkın tahsili istemine ilişkindir. Mevduat ve ... Fonunun Kabulüne, Çekilmesine ve Zamanaşımına Uğrayan Mevduat, ... Fonu, Emanet ve Alacaklara İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin 6/1 maddesi, "Özel cari hesaplar ve katılma hesapları karşılığında, hesap sahibine herhangi bir nam altında önceden belirlenmiş bir getiri garantisi verilemeyeceği gibi, katılma hesaplarında, yatırılan anaparanın hesap sahibine aynen geri ödenmesi de garanti edilemez. Bu hususlar, ... bankalarının şubelerinde açıkça görülebilecek bir şekilde asılarak ilan edilir." şeklinde düzenlenmiştir.
Davacı vekili, müvekkilinin mevduatını değerlendirilmesi amacıyla davalı ... bankasından da çeşitli tarihlerde çeşitli miktarlar için teklif istendiğini, bankayla yapılan Ağustos, Eylül ve Ekim 2019 dönemindeki e-posta yazışmalarında oran, vade ve paranın net getirisinin müvekkiline bildirildiğini, müvekkilinin de bu taahhüde güvenerek parasını davalı ... bankasındaki hesabında değerlendirdiğini ancak Ekim, Kasım, Aralık 2019 ve Ocak 2020 dönemlerine ilişkin davalının taahhüt ettiği miktarlardan daha düşük kar payı ödemesi yaptığını ifade ederek, aradaki farkın ödenmesini istemiştir. Buna ilişkin e-posta yazışmalarını da sunmuştur. Davacının sunduğu ve davalının İkitelli Şubesi'nden davacıya gönderilmiş e-posta yazışmalarında "net kar 281.000 TL'dir.
Oran 16,92%'ye denk gelmektedir. Paylaşım oranı 91/9'dur. 92/8 paylaşımda 17.10%'ye denk gelmektedir." ve "4.000.000 TL için, 61 gün vade, 14.093% oran, 80.093 TKL net getiri olarak hesaplanmıştır." şeklinde ifadeler bulunmaktadır. Davalının sunduğu e-posta yazışmalarında, davalının "... bankası olmamızdan dolayı net gerçekleşme vade tarihinde belli olacaktır." kaydını düştüğü, sonrasında gelir getirici enstrümanlarla ilgili vade ve getiri oranı bilgilerini verdiği tespit edilmiştir. Ancak davaya konu edilmiş alacak dönemleri 2019-2020 yılına ilişkin olup, davalının sunduğu e-postalar ise 2018 yılına aittir.Davalı ... bankasının, davacıya ... bankası olmayan bankalar gibi net ve kesin bir faiz getiri miktarı taahhüt etmesi, hem yukarıdaki mevzuat hem de ...
bankalarının kar-zarar ortaklığı şeklindeki işleyiş modeli gereğince mümkün değildir. Davacının sunduğu e-posta yazışmalarında muhtemel ödenecek kar payı miktarları belirtilmiş ise de sistemin belirli bir oranda kar payı ödenmesine izin vermemesi nedeniyle taahhüt olarak kabul edilmeyecektir. E-postalardaki ifadelerin davalıyı borç altına sokacak bir taahhüt olarak değil, davacının elde edebileceği gelir hususunda sorduğu sorulara hesaplama içeren cevaplar olduğunun kabulü gerekir. Açıklanan nedenlerle,davacının alacak iddiasını ispat edemediği nedeniyle davanın reddine dair verilen kararda isabetsizlik bulunmadığından davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM
Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,Alınması gereken 615,40-TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 59,30-TL harcın mahsubu ile kalan 556,10-TL harcın davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,Davacı tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına, davalı tarafından yapılan 40-TL istinaf yargı giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK'nın 362(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 08/01/2025
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/75730 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi