Kur farkı alacağı için sözleşme/teamül şartı ve çekle ödemenin etkisi
İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2022/613 E. 2024/1927 K. · · İlk derece: İSTANBUL 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
İtirazın iptaliistinaf başvurusunun esastan reddiKesin
★ Emsal
Davacının nitelemesi: Ticari Satım Sözleşmesinden Kaynaklanan Kur Farkı Alacağı ≠ mahkeme dalı · davacı çerçevesi: Ticari satım
Gerekçe özeti
Kur farkı alacağının talep edilebilmesi, taraflar arasındaki sözleşmede bu yönde hüküm bulunmasına veya akdi ilişkinin yabancı para cinsinden olmasına bağlıdır; faturaların yabancı para birimiyle düzenlenmiş olması dövize endeksli ilişkinin ispatı için yeterlidir ve kur farkı faturası düzenlenmesi bu hakkın koşulu değildir. Ancak sözleşmede aksine hüküm yoksa, borcun Türk Lirası üzerinden düzenlenmiş çekle ödenmesi ve satıcının bu ödemeyi hak saklı tutmaksızın kabul etmesi halinde, satıcı bu aşamadan sonra kur farkı talep edemez.
Ele alınan sorunlar
Kur farkı alacağının doğması için sözleşme/teamül veya dövize endeksli ilişkinin varlığı şartı → ret
İddia: Davacı vekili, bilirkişi raporunda sipariş formları, fatura üzerindeki döviz tahsilat şerhi, VUK 215 ve özelge doğrultusunda müvekkilinin kur farkı gelir faturası düzenlemesi gerektiğinin belirtildiğini, müvekkilinin haklı olduğunu, mahkemenin durumu TMK 2 kapsamında değerlendirmesinin ve kararının hatalı olduğunu ileri sürmüştür.
Gerekçe: TBK 99 uyarınca konusu para olan borç ülke parasıyla ödenir; yabancı para ile ödeme kararlaştırılmışsa aynen ödeme şartı yoksa borç ödeme günündeki rayiçle Türk parası olarak da ödenebilir. Kur farkı alacağının talep edilebilmesi, taraflar arasındaki sözleşmede bu konuda hüküm bulunmasına veya akdi ilişkinin yabancı para cinsinden olmasına bağlıdır. Faturaların yabancı para birimi üzerinden düzenlenmesi, taraflar arasında dövize endeksli ticari ilişki bulunduğunu ispata yeterlidir. Kur farkı talepleri kur farkı faturası düzenlenmesine bağlı değildir; yabancı para birimine endeksli ticari ilişkinin varlığı halinde kur farkı faturası düzenlenmeden de kur farkı alacağı talep edilebilir; bu durumda alacak ödeme tarihindeki kur esas alınarak hesaplanır. Ayrıca kur farkına dayanak faturaların ödeme şekli önemlidir; sözleşmede aksine hüküm yoksa ödemenin çekle yapılması halinde kur farkının fiyatlandırılarak çekin miktar hanesine yazıldığı kabul edilir. Ödemeyi Türk Lirası üzerinden çek olarak kabul eden satıcının bu aşamadan sonra kur farkı isteyemeyeceği kabul edilmelidir. Somut olayda taraflar arasında kur farkı ödenmesine ilişkin bir sözleşme bulunmadığı, davacının USD üzerinden fatura düzenlediği, davalının bu faturalara ilişkin TL üzerinden düzenlediği çeklerle ödeme yaptığı, davacının bu ödemeleri defterine kaydederek uzun süre devam eden ticari ilişkide kur farkı hususunda davalıya karşı herhangi bir ihtarda bulunarak hakkını saklı tutmadığı anlaşılmaktadır. Bu durumda davanın reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmamıştır.
Gerekçe kaynağı: özgün
Vergi mevzuatına ilişkin bilirkişi değerlendirmesinin kur farkı alacağı hakkına etkisi → ret
İddia: Davacı vekili, bilirkişi raporundaki VUK 215 ve özelge doğrultusundaki vergi mevzuatına ilişkin değerlendirmeye göre davanın kabulü gerektiğini ileri sürmüştür.
Gerekçe: Kur farkı faturasının tabi olabileceği vergi mevzuatına ilişkin değerlendirme, davacıya somut olayda kur farkı alacağı hakkı sağlamayacağından davacının bu istinaf nedeni kabul edilmemiştir.
Gerekçe kaynağı: özgün
Emsal değeri
Kararda, kur farkı alacağının doğması için sözleşme/teamül ya da dövize endeksli ilişki şartı ile TL üzerinden çekle ödemeyi hak saklı tutmadan kabul eden satıcının kur farkı talep edemeyeceği yönündeki kural, Yargıtay 19. HD ve 11. HD ilamlarına atıfla özgün biçimde kurulmuş ve uygulanmıştır; bu yönüyle benzer kur farkı uyuşmazlıklarında ikna edici emsal niteliği taşır.
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
kur farkı alacağı↗ dövize endeksli ticari ilişki↗ itirazın iptali↗ TBK 99↗ hak saklı tutma↗ çekle ödeme↗
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO 2022/613
KARAR NO 2024/1927
TÜRK MİLLETİ ADINA
İSTİNAF KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ İSTANBUL 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ 11/11/2021
NUMARASI 2021/44 Esas - 2021/727 Karar
DAVA
İtirazın İptali (Ticari Satım Sözleşmesinden Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ 26/12/2024
Davanın reddine ilişkin verilen kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
DAVA
Davacı vekili, müvekkilinin davalıya döviz üzerinden sattığı emtia bedellerinin TL üzerinden ödendiğini, taraflar arasındaki anlaşmaya göre düzenlenmiş 29/02/2020 tarihli 210.013,08-TL bedelli kur farkı faturası düzenlendiğini, ödenmeyen fatura bedelinin tahsili için davalı aleyhine İstanbul ... İcra Dairesi'nin ... esas sayılı dosyasıyla takip başlatıldığını ve davalının takibe haksız olarak itiraz ettiğini ileri sürerek, davalının takibe itirazının iptaline ve icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili, taraflar arasında kur farkı hususunda bir anlaşmanın bulunmadığını, faturanın kabul edilmeyerek iade faturası düzenlendiğini, teamül gereği çek ile TL üzerinden yapılan ödemeleri kabul eden davacının ödemelerin üzerinden uzun bir zaman geçtikten sonra geriye dönük olarak kur farkı talep etmesinin dürüstlük kuralına da aykırı olduğunu belirterek, davanın reddine ve kötüniyet tazminatına karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEME KARARI
Mahkemece, bilirkişi raporunda davalıya düzenlenen USD bedelli faturaların davacıya TL bedelli çeklerle ödendiğinin belirlendiği, taraflar arasında kur farkı talep edileceğine dair bir sözleşme veya teamül bulunmadığı ve satış faturalarının 2018 yılına ait olmasına rağmen kur farkı faturası 2020'de düzenlendiğinden TMK 2'nin gözetilmesi gerektiği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili, bilirkişi raporunda sipariş formları, fatura üzerindeki tahsilatların döviz olarak yapılacağına dair şerh, VUK’un 215. maddesi ve özelge doğrultusunda müvekkilinin kur farkı gelir faturası düzenlemesi gerektiğinin belirtildiği, müvekkilinin haklı bulunduğu; mahkemece durumun TMK 2 kapsamında değerlendirildiğini, talebin faiz olmadığını ve kararının hatalı olduğunu belirterek, hükmün kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE
Dava, kur farkından kaynaklanan bakiye alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. TBK'nın 99. maddesine göre; "Konusu para olan borç Ülke parasıyla ödenir. Ülke parası dışında başka bir para birimiyle ödeme yapılması kararlaştırılmışsa, sözleşmede aynen ödeme veya bu anlama gelen bir ifade bulunmadıkça borç, ödeme günündeki rayiç üzerinden Ülke parasıyla da ödenebilir."Öncelikle kur farkı alacağının talep edilebilmesi, taraflar arasındaki sözleşmede bu konuda bir hüküm bulunmasına veya akdi ilişkinin yabancı para cinsinden olmasına bağlıdır (Yargıtay 19 HD’nin 2016/17240 E., 2018/1950 K. sayılı ve 10/04/2018; 2016/12505 E., 2017/8069 K. sayılı ve 19/12/2017 tarihli ilamları).
Faturaların yabancı para birimi üzerinden düzenlenmesi taraflar arasında dövize endeksli ticari ilişki bulunduğunu ispata yeterlidir (Yargıtay 19. HD'nin 2018/965 E., 2019/5447 K. sayılı ve 05/12/2019 tarihli ilamı). Diğer taraftan kur farkı talepleri kur farkı faturası düzenlenmesine bağlı değildir. Taraflar arasında yabancı para birimine endeksli bir ticari ilişkinin varlığı halinde kur farkı faturası düzenlenmeden de kur farkı alacağı talep edilebilir. Bu durumda kur farkı alacağının ödeme tarihindeki kurun dikkate alınarak hesaplanması gerekir (Yargıtay 19. HD'nin 2017/3549 E., 2018/4033 K. sayılı ve 11/09/2018 tarihli ilamı) Yine kur farkının dayanağı olan faturaların bedellerinin ne şekilde ödendiği hususu da önemlidir, zira sözleşmede aksine bir hüküm yoksa ödemenin çekle yapılması halinde kur farkının fiyatlandırılarak çekin miktar hanesine yazıldığı kabul edilmektedir.
(Yargıtay 19 HD’nin 2015/16900 E., 2016/6896 K. sayılı ve 20/04/2016; 2013/14587 E., 2014/17996 K. sayılı ve 14/11/2013 tarihli ilamları). Ödemeyi Türk Lirası üzerinden çek olarak kabul eden satıcının bu aşamadan sonra kur farkı isteyemeyeceğinin kabulü gerekir (Yargıtay 11. HD'nin 2020/4821 E., 2021/65 K. sayılı ve 18/01/2021; 2020/7585 E., 2022/3142 K. sayılı ve 19/04/2022 tarihli ilamları). Somut olayda, taraflar arasında kur farkı ödenmesine ilişkin bir sözleşme bulunmadığı, davacının davalıya sattığı mallar için USD üzerinden faturalar düzenlediği, davalının da bu faturalara ilişkin TL üzerinden düzenlediği çeklerle ödeme yaptığı, davacının bu ödemeleri defterine kaydederek aralarındaki uzun süre devam eden ticari ilişkide kur farkı hususunda davalıya karşı her hangi bir ihtarda bulunarak hakkını saklı tutmadığı anlaşılmaktadır.
Bu durumda davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamıştır. Öte yandan davacı vekili, bilirkişi raporundaki vergi mevzuatına ilişkin değerlendirmeye göre davanın kabulünün gerektiğini ileri sürmüştür. Ancak kur farkı faturasının tabi olabileceği vergi mevzuatına ilişkin değerlendirme, yukarıdaki açıklamalara göre somut olayda davacıya kur farkı alacağı hakkı sağlamayacağından davacının istinaf nedeni kabul edilmemiştir. Açıklanan nedenlerle, mahkemece davanın reddine dair verilen kararda isabetsizlik bulunmadığından davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM
Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, Alınması gereken 427,60-TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 80,70-TL harcın mahsubu ile kalan 346,90-TL harcın davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, Davacı tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK'nın 362(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 26/12/2024
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/75662 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi