Yöneticinin Sorumluluğu Nedeniyle Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2020/7445 E. 2022/2395 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
bloke↗ taraf ehliyeti↗ ıslah↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama neticesinde, bozmadan sonra ıslah yapılamayacağı, davalılardan ...’ın öldüğü, mirasının ise reddedildiği, bu suretle taraf ehliyetinin kaybedildiği, dava konusu paranın yurt dışı bankada bloke halinde olduğu, blokenin kalkması halinde bu hesapta kalmaya devam edeceği, bu hususun bozmadan önceki ilamda belirtildiği, ancak bozma ilamına konu edilmediğinden kesinleştiği, verilen yabancı mahkeme kararına itirazın ve bu itiraz sonucunda blokenin kaldırılmasının hukuken mümkün olduğu, davalıların ise karara itiraz etmedikleri, dava konusu ana alacaktan sorumlu oldukları gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 3.631.436,99 TL’nin dava tarihinden itibaren değişken faizi ile birlikte ... dışındaki davalılardan tahsiline dair verilen hükmün davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine Dairemizce bozulmasına karar verilmiştir.
Bu kez, davacı vekili karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere ve özellikle davacının 6100 sayılı HMK’nın 177. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca bu aşamadan sonra yeni bir ıslah yapabilecek olmasına göre davacı vekilinin HUMK 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddi gerekir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yöneticinin Sorumluluğu Nedeniyle Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/319 E. 2020/3097 K.
Ortak:bloke · taraf ehliyeti · ıslah · Yöneticinin Sorumluluğu Nedeniyle Tazminat
İncelediğiniz karardaMahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama neticesinde, bozmadan sonra «ıslah» yapılamayacağı, davalılardan ...’ın öldüğü, mirasının ise reddedildiği, bu suretle taraf «ehliyetinin» kaybedildiği, dava konusu paranın yurt dışı bankada «bloke» halinde olduğu, blokenin kalkması halinde bu hesapta kalmaya devam edeceği, bu hususun bozmadan önceki ilamda belirtildiği, ancak bozma ilamına konu edilmediğinden …
Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere ve özellikle davacının 6100 sayılı HMK’nın 177. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca bu aşamadan sonra yeni bir «ıslah» yapabilecek olmasına göre davacı vekilinin HUMK 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddi gerekir.
Benzer bu karardaMahkemece, uyulan bozma ilamı, iddia, savunma, tüm dosya kapsamına göre; bozmadan sonra «ıslah» yapılamayacağı, davalılardan ...’ın öldüğü, mirasının ise reddedildiği, bu suretle taraf «ehliyetinin» kaybedildiği, dava konusu paranın yurt dışı bankada «bloke» halinde olduğu, blokenin kalkması halinde bu hesapta kalmaya devam edeceği, bu hususun bozmadan önceki ilamda belirtildiği ancak bozma ilamına konu edilmediğinden …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:eksik araştırma · şirket yöneticisinin sorumluluğu · yönetici sorumluluğu · sorumluluktan kurtulma · özen yükümlülüğü · kâr mahrumiyeti · denetime elverişlilik · vekalet ücreti
Benzer bu karardaTemyiz incelemesine konu karardan önce verilen Dairemiz bozma kararında, davacı bankanın talebinde ana kalem olarak belirtilen zararın doğduğu, davalıların «sorumluluktan kurtulabilmeleri» için kusursuz olduklarını ispat etmeleri gerektiği ve davalıların «özen yükümlülüğüne» ilişkin hususlarda «eksik araştırma» yapıldığı belirtilmiş, davalıların «vekalet ücretine» ilişkin sair temyiz itirazlarının incelenmesine o aşamada gerek görülmemiştir.
2- Dava, «şirket yöneticisinin sorumluluğu» davasıdır.
Bu bağlamda anılan hususta halihazırda dayanılan bilirkişi yorumunun «denetime elverişsiz» ve yetersiz olduğu da gözetilerek davacının kâr «mahrumiyeti» olup olmadığı, var ise ne kadarını isteyebileceği hususu yeterince incelenmeksizin bu hususun kesinleştiği gerekçesiyle karar verilmesi doğru olmamış kararın yazılı gerekçe ile davacı taraf lehine bozulması gerekmiştir.
Mahkemece, anılan bozma ilamı ve bozma kararından önceki mahkeme kararında dayanılan 27.02.2009 tarihli bilirkişi raporuna atıf yapılarak, kâr «mahrumiyeti» talebine ilişkin benimsenen görüşün bozmaya konu edilmediği, bu nedenle davacının kâr mahrumiyeti talep edemeyeceği gerekçesiyle talep reddedilmiş ise de anılan hususun bozma kararına konu edilmemiş olması o hususun kesinleştiği anlamına gelmez.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2020/7445 E. , 2022/2395 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesi'nce verilen 02.03.2017 gün ve 2012/231 - 2017/180 sayılı kararı bozan Daire'nin 23.06.2020 gün ve 2020/319 - 2020/3097 sayılı kararı aleyhinde davacı vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği de anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği konuşulup düşünüldü:
Davacı vekili, ABD New York Southern District Court nezdinde, Motorola Credit Corporation ve Nokia Corporation tarafından, ..., .... (Uzan), Antonio Luna Betancourt, Unikom İletişim Hizmetleri Paz. A.Ş. ve Standart Telekomünikasyon Bilgisayar Hizmetleri A.Ş. aleyhine tazminat davası açıldığını, işbu dava nedeniyle müvekkili Adabank A.Ş.'nin UBS AG Stamford/New York Şubesi nezdindeki hesabına 22.11.2002 tarihinde, durum aynı tarihli swift mesajı ile bildirilerek, bloke konulduğunu, o tarihte davalıların davacı bankanın yönetim kurulu üyesi olduklarını, bu blokeyle ilgili bankaya 02.12.2002 tarihine kadar itiraz süresi verilmiş ise de, itiraz edilmemesi üzerine el koyma emrinin kesinleştiğini ve hesapta bulunan 2.572.172,59 USD'nin yabancı mahkeme katipliğine transfer edildiğini, bu duruma yeni yönetim tarafından itiraz edilmişse de, eski yönetim kurulu döneminde Adabank A.Ş.
adına herhangi bir itirazda bulunulmadığını, TTK hükümleri gereğince kanun ve esas mukavele hükümlerine aykırı hareket eden yönetim kurulu üyelerinin oluşan zarardan ve kazanç kaybından sorumlu olduklarını iddia ederek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 2.572.172,59 USD karşılığı 3.631.436,99 TL mahkeme katipliğine gönderilen miktar, TCMB günlük faiz oranları gereğince 1.681.653,15 TL kazanç mahrumiyeti olmak üzere toplam 5.313.090,14 TL'nin dava tarihinden işleyecek ticari temerrüt faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davacı vekili, bozma sonrasında dava bedelini 6.366.257,26 TL olarak ıslah etmiştir.
Davalılar ... ve ... vekili, yönetim kurulu üyelerinin sorumlulukları için öncelikle görevin bir yönetim kurulu üyesine bırakılmadığının kesinleşmesi gerektiğini, ABD'de görülen davada Adabank taraf olmadığından banka nezdinde oluşan zarar ile özen borcuna aykırılık arasında illiyet bağı bulunmadığını, davalılara gerek ABD'deki mahkeme gerekse UBS AG Stamford Bankası tarafından resmi bir bildirim yapılmadığından davalıların gerekli başvuruları yapmayarak bankayı zarar sokmak gibi bir iradelerinin de mevcut olmadığını, davacı tarafça sunulan swift mesajının gerçekliğinin kanıtlanamadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Davalılar ..., ... ve ... vekili, davacı bankanın husumeti Motorola Credit Corporation ve Nokia Corporation'a yöneltmesi gerektiğini, ABD mahkemesinin haksız ve hukukun temel ilkelerine ters düşen kararından müvekkillerinin sorumlu olmadığını, blokenin yeni yönetim döneminde gerçekleştiğini, talep edilen faizin de fahiş olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Davalılardan ..., görev yaptığı dönemde blokeyle ilgili bankaya resmi bir bildirim yapılmadığından yönetim kurulu tarafından bloke kararına karşı hukuksal girişimde bulunulmasının da mümkün olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Davalı ... vekili, husumet itirazında bulunmuş, dava için şekil şartının yerine getirilmediğini, blokenin yeni yönetim döneminde gerçekleştiğini ve tanınmamış bir karara dayanarak hüküm kurulamayacağını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama neticesinde, bozmadan sonra ıslah yapılamayacağı, davalılardan ...’ın öldüğü, mirasının ise reddedildiği, bu suretle taraf ehliyetinin kaybedildiği, dava konusu paranın yurt dışı bankada bloke halinde olduğu, blokenin kalkması halinde bu hesapta kalmaya devam edeceği, bu hususun bozmadan önceki ilamda belirtildiği, ancak bozma ilamına konu edilmediğinden kesinleştiği, verilen yabancı mahkeme kararına itirazın ve bu itiraz sonucunda blokenin kaldırılmasının hukuken mümkün olduğu, davalıların ise karara itiraz etmedikleri, dava konusu ana alacaktan sorumlu oldukları gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 3.631.436,99 TL’nin dava tarihinden itibaren değişken faizi ile birlikte ...
dışındaki davalılardan tahsiline dair verilen hükmün davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine Dairemizce bozulmasına karar verilmiştir.
Bu kez, davacı vekili karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere ve özellikle davacının 6100 sayılı HMK’nın 177. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca bu aşamadan sonra yeni bir ıslah yapabilecek olmasına göre davacı vekilinin HUMK 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddi gerekir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin karar düzeltme isteğinin HUMK 442. maddesi gereğince REDDİNE, alınmadığı anlaşılan 168,30 TL karar düzeltme harcının ve 3506 sayılı Yasa ile değiştirilen HUMK 442/3 maddesi hükmü uyarınca takdiren 709,50 TL para cezasının karar düzeltilmesini isteyen davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydedilmesine, 24/03/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/755388000 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz