Altın hesabından haczedilen bedelin karşılığı: bozdurma tarihi mi, takip tarihi mi esas alınır
İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2022/279 E. 2025/76 K. · · İlk derece: BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Menfi tespit / İstirdatkaldırma ve esas hakkında yeniden hükümKesin
★ Emsal
Gerekçe özeti
Haczedilen bir malın (altın gibi) parasal karşılığına ilişkin menfi tespit/tazminat taleplerinde, borçlunun zararının hesaplanmasında malın bozdurulduğu/haczedildiği tarihteki değeri değil, icra takip talebinin ileri sürüldüğü tarihteki değeri esas alınmalıdır; zira dalgalı değer taşıyan kıymetlerde (altın gibi) geçmiş tarihli sabit bir TL değerinin esas alınması, değer artışından kaynaklanan zararı karşılamaz. Ayrıca, ihtiyati tedbir kararı infaz edilmemişse, tedbirin haksız olduğu iddiasına dayanan tazminat talepleri için gerekli şart oluşmamış sayılır.
Ele alınan sorunlar
Haczedilen altının TL karşılığının hangi tarih itibariyle hesaplanacağı → kabul
İddia: Davalı vekili, müvekkilinin haczedilen 340 gram altının bedelini seçimlik olarak talep ettiğini, hem ihtarda hem icra takibinde bu hususu yenilediğini, bozdurma tarihindeki değil takip/güncel tarihteki karşılığın esas alınması gerektiğini, ilk derece mahkemesinin bozdurma tarihindeki TL değerini esas almasının hatalı olduğunu, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.
Gerekçe: Davalının tahsilat yapılan hesabının altın hesabı olduğu belirlenmiş, davalı taraf icra takibinden önce gönderdiği ihtarda, icra takibinde ve yargılama aşamasındaki tüm beyanlarında altın hesabından 340 gram altının bozdurularak TL'ye çevrildiğini belirtmiş, davacı taraf buna itiraz etmeksizin soyut olarak menfi tespit isteminde bulunmuştur. Bu kapsamda haczedilerek gönderilen 340 gram altının fiyatının icra takip tarihi itibariyle karşılığının talep edilmesi mümkündür. Altın fiyatları sürekli değişiklik gösterdiğinden, altın karşılığı ödemenin icra takip tarihinden evvelki bozdurma tarihindeki değeri esas alınarak TL nakit olarak kabulü doğru değildir; ilk derece mahkemesinin bu şekildeki hesaplaması hatalıdır.
Gerekçe kaynağı: özgün
Davalı yararına kötüniyet/haksız tedbir tazminatı talebi → ret
Gerekçe: İİK'nın 72/4. maddesine göre icra veznesine ödenecek paranın davacıya ödenmemesine yönelik ihtiyati tedbir kararı verilmiş ise de karar infaz edilmediğinden, davalı lehine tazminat şartları oluşmamıştır.
Gerekçe kaynağı: özgün
Emsal değeri
Haczedilen kıymetli varlığın (altın gibi dalgalı değerli malın) parasal karşılığının hangi tarihe göre hesaplanacağı konusunda; bozdurma/haciz tarihi yerine icra takip tarihinin esas alınması gerektiğine ilişkin tespit, benzer nitelikteki menfi tespit ve tazminat talepli davalarda emsal niteliği taşımaktadır.
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
menfi tespit↗ kanuni temsilci sorumluluğu↗ kamu borcundan müteselsil sorumluluk↗ ihtiyati tedbir↗ haciz↗ altın hesabı↗ kötüniyet tazminatı↗
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO 2022/279
KARAR NO 2025/76
TÜRK MİLLETİ ADINA
İSTİNAF KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ 15/10/2021
NUMARASI 2021/464 Esas - 2021/937 Karar
DAVA
Menfi Tespit
İSTİNAF KARAR TARİHİ 16/01/2025
Davanın kısmen kabulü-reddine ilişkin kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
DAVA
Davacı vekili, davalı tarafından müvekkili aleyhine Küçükçekmece 4. İcra Dairesi'nin ...sayılı dosyası üzerinden genel haciz yolu ile ilamsız icra takibi başlatıldığını, davalı tarafça gönderilen ve ödeme emrinde bahsi geçen 28/09/2018 tarihli ihtarnamede davalıya ait ... Bankası ...Şubesi hesabından 30/01/2014 tarihinde müvekkil şirketin haksız uygulamaları sonucu 32.684,25-TL tahsil edildiğinin iddia edilerek haksız icra takibi başlatıldığını, davalının müvekkiline borcu ve ilgisi olmayan miktar üzerinden ihtarname gönderdiğini, müvekkili tarafından davalıya noterden gönderilen 23/10/2018 tarihli cevabi ihtarda borcun müvekkiliyle ilgisi olmadığının belirtildiğini, dava konusu alacağın 6183 sayılı Kanunun mükerrer 35.
maddesi gereği davalıdan tahsil edildiği, bu kapsamda haksız bir tahsilat var ise davalının ilgili idareye başvurarak talepte bulunması gerektiğini, müvekkilinin vergi dairesi kayıtlarındaki adres değişikliği dikkate alınmadan eski şirket adresine tebligat yapılarak takibin kesinleştirildiğini ileri sürerek, müvekkilinin takip dosyasında borçlu olmadığının tespitine ve kötü niyet tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili, icra takibinin müvekkili alacaklının şirkete usulsüz olarak ortak edilmesi ve şirket borçlarından doğan alacakların müvekkilinden karşılanmasına ilişkin olduğunu, müvekkilinin davacı işveren şirkette 24 yıl çalıştığını, müvekkilinin hiçbir zaman şirket ortağı olmayıp maaşlarını da işçi sıfatıyla almaya devam ettiğini, 30/01/2014 tarihinde ... Bankasındaki evlilik birikimlerini yaptığı altın hesabından 340 gr altının TL'ye çevrilerek karşılığı olan 32.684,25-TL'nin tahsil edildiğini, tahsile konu borcun şirketin haksız uygulamalarıyla müvekkilinin ortak gibi gösterilmesinden kaynaklandığını ve müvekkiliyle ilgisi olmadığını,olay tarihinden itibaren ödeneceğinin kendisine sürekli olarak söylenmiş ise de, müvekkilinin mağdur edilerek haksız olarak elinden alınan birikiminin ödenmediğini belirterek, davanın reddine ve kötüniyet tazminatına karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEME KARARI
Mahkemece,davacı şirketin 27/09/2010 tarihinde yapılan ve 29/09/2010 tarihinde tescil edilen genel kurulunda davalının 3 yıl süreyle görev yapmak üzere yönetim kurulu başkan yardımcısı seçildiği, davacı şirketin 28/11/2013 tarihinde yapılan ve 29/11/2013 tarihinde tescil edilen genel kurulunda davalının görevinin devam ettiği yönünde herhangi bir karar alınmadığı, dolayısıyla davalının yönetim kurulu başkan yardımcılığı görevinin de son bulduğunun anlaşıldığı; anonim şirketlerde özel düzenleme yapılmadığından, şirketten tahsil edilemeyen kamu borçlarından kanuni temsilci sıfatına sahip olanların müteselsilen sorumlu olduğu, davacı şirketin 27/09/2010 tarihinde yapılan ve 29/09/2010 tarihinde tescil edilen genel kurulunda 3 yıl süreyle görev yapmak üzere yönetim kurulu başkan yardımcılığına seçilmesi sebebiyle davalının, davacı şirketten tahsil edilemeyen kamu borçları sebebiyle bir sorumluluğu bulunmadığı, bu durumda davalının, davacı şirketin kamu borcu sebebiyle kendisinden tahsil edilen bedelin iadesi için başlattığı menfi tespit talebine konu icra takip dosyası kapsamında söz konusu bedelin tahsilini talep edebileceği;davalının, davacıya noterden gönderdiği 28/09/2018 tarihli ihtarda kendisinden tahsil edilen 32.684,25 TL'nin tahsilini talep etmiş ise de icra takibini 76.985,50-TL üzerinden başlattığı;
davalı vekilinin duruşmada alınan beyanlarında müvekkilinin altın hesabından tahsil edilen miktarın 32.684,25-TL olması sebebiyle takip tarihindeki gram altın fiyatı üzerinden takibin başlatıldığını belirttiği, davalının ancak şartları var ise temerrüt faizi ile birlikte kendisinden tahsil edilen 32.684,25-TL üzerinden takip başlatabileceği, davalı vekilinin belirttiği gibi takip tarihindeki gram altın fiyatı üzerinden takibin başlatılmasında hukuki yarar bulunmadığı, 32.684,25 TL üzerinde kalan kısım bakımından davacının, davalıya borçlu olmadığının kabulünün gerektiği; davacı tarafça teminat yatırılmadığından ihtiyati tedbir kararının infaz edilmediği gözetilerek, her iki taraf için de tazminat şartlarının bulunmadığı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile davacının Küçükçekmece 4.
İcra Dairesi'nin ... sayılı takip dosyasında davacının 44.301,25-TL yönünden borçlu olmadığının tespitine ve tarafların tazminat taleplerinin reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davalı vekili, müvekkilinin haklılığının sabit olduğunun belirlenmesine rağmen davanın reddi yerine kısmen kabulünün hatalı olduğunu, davacının borçları için müvekkilinin altın hesabı üzerinden tahsilat yapıldığını, müvekkilince seçimlik olarak altın karşılığı talep ettiklerini hem ihtarda hem de icra takibinde yenilediklerini, müvekkilinin 2014 yılında 340 gr altının haksız olarak alındığını, ihtarda o yıldaki bedel belirtilerek 7 gün içinde mevcut tarihe kadar işleyecek gerçek değeri ve yasal faiziyle ödeme yapılmasının istenildiğini; icra dosyası esası, dava tarihi ve karar tarihine bakıldığında müvekkilin adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini, alacağına kavuşmasının sürüncemede bırakıldığı ve nitekim bir işçi olarak yıllarca topladığı birikimine kavuşmasının engellediğinin sabit olduğunu;
gram altın fiyatının tahsilatın yapıldığı 30/01/2014'te 91-TL, icra takibinin başlatıldığı 17/10/2018 tarihinde 224-TL ve karar tarihi olan 15/10/2021'de ise 524-TL olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE
Dava, davacı şirketin ... borcu nedeniyle eski ortağı olduğundan davalının banka hesabından haciz işlemiyle vergi borcu nedeniyle alınan paranın tahsili için davalının davacıya karşı başlattığı icra takibinden dolayı menfi tespit istemine ilişkindir.Somut olayda, davalının ...Bankası'ndaki hesabına davacı şirketin ... borcu için uygulanan haciz işlemi sonucunda davalının hesabından 30/01/2014 tarihinde 32.684,25-TL'nin çekilerek ...'nın hesabına gönderildiği ve davalının davacı şirketteki görevinin sona ermesi sebebiyle söz konusu ... borcundan dolayı sorumlu olmadığı hususları mahkemece tespit edilerek, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Davacı kararı istinaf etmemiş olup, söz konusu tespitler kesinleşmiştir.
Buna göre davalının başvurusu üzerine yapılan istinaf incelemesi açısından uyuşmazlık, davalının iddia ettiği gibi haciz konulan paranın altın hesabındaki 340 gram altının TL'ye çevrilmesi nedeniyle zararının takip talebindeki 76.985,50-TL olup olmadığı noktasında toplanmaktadır. Zira davalı, davacıya gönderdiği 28/09/2018 tarihli ihtarda ve takipte talebini altın üzerinden ileri sürdüğünü belirtmiştir.Davalı, davacıya karşı 17/10/2018' tarihinde başlattığı 76.985,50-TL talepli davaya dayanak teşkil eden takip talebinde alacağının dayanağını "16.10.2018 tarihli, 76.985,50 TL tutarlı, Beyoğlu 44. Noterliği 28.09.2018 tarih ... yevmiye numaralı ihtarname ile bildirilen haksız olarak müvekkilin hesabından çekilen gün itibari ile 340 gram altının
16.10.2018 tarihli karşılığı bedelin iadesi taleplidir." şeklinde belirtmiştir.Dava dosyasına getirtilen banka kayıtlarında, 30/01/2014 tarihinde hacze konu 32.684,25-TL'nin davalının ... Bankası ... şubesindeki ... nolu vadesiz TL hesabından ...'nın hesabına gönderilmiştir.Davalının iddiasında belirttiği ... Bankası ... Şubesi'ndeki ... nolu altın hesabında ise 2,76-TL değerinde 0,03 ALT bulunduğu, ... adına blokeye alındığı, ancak hacizli altın 1 gramın alında olduğu için teknik nedenden dolayı satış işlemi yapılamadığı ve ...'nın hesaplarına aktarılamadığı ...'ya bildirilmiştir.Davalının tahsilat yapılan hesabının altın hesabı bulunduğu belirlendiği gibi davalı tarafça icra takibi başlatılmadan önce davacıya gönderdiği 28/09/2018 tarihli ihtarda, icra takibinde ve yargılama aşamasındaki tüm beyanlarında, altın hesabından 340 gram altının bozdurularak TL'ye çevrildiğini belirtmiş, davacı taraf ihtara verdiği 23/10/2018 tarihli cevabi ihtarında ve yargılama aşamasındaki beyanlarında, bu hususa itiraz etmemiş ve soyut olarak menfi tespit isteminde bulunmuştur.
Bu kapsamda, ... ya haciz edilerek gönderilen 340 gram altın fiyatının icra takip tarihi itibariyle karşılığının talep edilmesi mümkündür.İlk derece mahkemesinin altının bozdurulduğu tarihteki değeri esas alınarak ödemenin TL nakit olarak kabulü doğru olmamıştır. Altın fiyatları sürekli değişiklik gösterdiğinden, davalının altın karşılığı ödemesinin icra takip tarihinden evvelki bozdurma tarihindeki değerinin esas alınamayacağına ilişkin davalı vekilinin istinaf nedeni haklı bulunmuştur.Öte yandan İİK'nın 72/4. maddesine göre, davada icra veznesine ödenecek paranın davacıya ödenmemesine yönelik ihtiyati tedbir kararı verilmiş ise de karar infaz edilmediğinden, davalı lehine tazminat şartları oluşmamıştır.Açıklanan nedenlerle, menfi tespit isteminin reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde kısmen kabulüne karar verilmesi yerinde olmadığından, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile kararın kaldırılarak yapılan hata nedeniyle yeniden yargılama yapılmasına gerek olmadığından yeniden karar verilerek davanın ve davalının tazminat isteminin reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM
Yukarıda açıklanan nedenlerle:Davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne; Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 15/10/2021 Tarih 2021/464 Esas 2021/937 Karar sayılı kararının HMK'nın 353(1)b-2 maddesi gereği KALDIRILMASINA;"Davanın reddine"Koşulları oluşmadığından davalının kötüniyet tazminatı isteminin reddine"İlk derece yargılamasına ilişkin olarak ;"Alınması gereken 615,40-TL harcın 1.314,72-TL peşin harçtan mahsubu ile fazla olan 699,32-TL'nin talep halinde davacıya iadesine,Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, Davalı vekili için takdir olunan 30.000-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya ödenmesine,Talep halinde kullanılmayan gider avansının yatıran tarafa iadesine"Yatırılan 756,56-TL peşin istinaf karar harcının istek halinde davalıya iadesine,Davalı tarafından yapılan 89,60-TL istinaf yargı giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, davacı tarafından yapılan giderin üzerinde bırakılmasına,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK'nın 362(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.
16/01/2025
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/75419 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi