Takip sonrası dava öncesi ödemede itirazın iptalinde hukuki yarar yokluğu
İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2022/921 E. 2025/226 K. · · İlk derece: İSTANBUL 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
İtirazın iptalikaldırma ve esas hakkında yeniden hükümKesinlik belirsiz
★ EmsalDava şartı (hukuki yarar / ehliyet / kesin hüküm)
Davacının nitelemesi: Genel Kredi Sözleşmesi Kefaleti mahkemenin nitelemesiyle örtüşüyor
Gerekçe özeti
Genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan itirazın iptali davasında, temerrüt faizi oranı sözleşmede TCMB'ye bildirilecek en yüksek orana atıf yapılarak belirlenmiş olsa da, uygulanacak temerrüt faizinin bankanın müşterilerine fiilen uyguladığı akdi faiz oranı üzerinden hesaplanması gerekir; banka bu oranı belgelemedikçe TCMB'ye bildirilen oran esas alınamaz. Kefilin temerrüde düşürülmesi kat ihtarının kendisine tebliğine bağlıdır; asıl borçlu için geçerli tebligat kurgusu (sözleşmedeki adrese tebligat, İİK 68/b-1) kefile uygulanamaz. Takip tarihinden sonra dava tarihinden önce yapılan ödemeler TBK 100 uyarınca önce ferilerden düşülerek hesaplanmalıdır; bu ilke doğru uygulandığında alacağın dava tarihi itibariyle tamamen ödenmiş olduğu anlaşılırsa, itirazın iptali davasında davacının hukuki yararı kalmaz ve dava usulden reddedilir (dava şartı yokluğu). Bu şekilde usulden reddedilen davada davalı lehine hükmedilecek vekalet ücreti nispi değil, AAÜT'nin üçüncü kısmına göre maktu belirlenir. Temlik sözleşmesi kapsamı dışında bırakılan alacak kalemleri (örn. gayrinakdi alacak) yönünden temlik eden orijinal alacaklının davacı sıfatı devam eder; bu kısım istinaf edilmemişse kesinleşir.
Ele alınan sorunlar
Temerrüt faizi oranının belirlenmesi (TCMB'ye bildirilen oran mı, fiilen uygulanan oran mı) → ret
İddia: Davacı vekili, 02/02/2021 tarihli bilirkişi raporunda esas alınan %100 faiz oranının (TCMB'ye bildirilen en yüksek kredi faiz oranına %100 ilavesi) yerinde olduğunu, genel kredi sözleşmesinde bu şekilde kararlaştırıldığını ve sözleşme serbestisi ilkesinin gözetilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.
Gerekçe: Yerleşik yargı kararlarında temerrüt faizi belirlenmesinde esas alınacak oranın banka tarafından müşterilerine fiilen uygulanan oranlar olduğu kabul edilmektedir. Bankanın talep ettiği oranda temerrüt faizi işletilebilmesi için, TCMB'ye bildirilen değil, fiilen uygulanan akdi faiz oranının belgelenmesi gerekir. Davacı bankanın dava ve takip konusu kredilere fiilen uyguladığı en yüksek faiz oranı %17,77 olmakla birlikte, hesabın kat edildiği tarih itibariyle TCMB tarafından KMH ve kredi kartı alacakları için belirlenen %22,08 akdi faiz oranının bankalarca fiilen uygulandığı açıktır. Bu oranın %100 fazlası olan %44,16 esas alınmalıdır; bankaca fiilen daha yüksek oranda faiz uygulandığı belgelenememiştir. Temlik alan davacı vekilinin temerrüt faizinin %100 üzerinden hesaplanması gerektiğine ilişkin talebi bu nedenle yerinde değildir.
Gerekçe kaynağı: özgün
Kefilin temerrüde düşürülmesinde kat ihtarının tebliğinin zorunluluğu → kabul
Gerekçe: Kefilin temerrüde düşürülmesi için kat ihtarının kefile tebliği zorunludur. Asıl borçlu açısından geçerli olan, kredi sözleşmelerindeki adres değişikliğinin bildirilmemesi halinde sözleşmedeki adrese yapılan tebligatın geçerli sayılacağına ilişkin hüküm ile İİK'nın 68/b-1. maddesi hükmü kefil bakımından uygulanamaz. Bu nedenle ilk derece mahkemesinin davalı kefilin takip tarihi itibariyle temerrüde düştüğü yönündeki kabulü yerindedir.
Gerekçe kaynağı: özgün
Takip sonrası dava öncesi yapılan ödemelerin TBK 100 uyarınca mahsup sırası → kısmi kabul
İddia: Davacı vekili, 02/02/2021 tarihli bilirkişi raporunda ödemelerin ana paradan mahsup edilmesinin TBK 100'e aykırı olduğu yönündeki ilk derece gerekçesinin hatalı olduğunu, bu yanlışlığın müvekkili aleyhine sonuç doğurduğunu, ayrıca iki rapor arasındaki ödeme farklılıklarının araştırılmadığını ve ödemelerin bankanın başka bir alacağı için yapılmış olabileceğini ileri sürmüştür.
Gerekçe: Takip tarihinden sonra, dava tarihinden önce yapılan ödemelerin TBK'nın 100. maddesi uyarınca önce ferilerden düşülerek sonuca gidilmesi gerekir. 2. bilirkişi raporunda bu ödemeler ana paradan düşülerek hesaplama yapılmış, diğer raporlarda ise önce ferilerden düşülerek kalan anaparaya faiz işletilmiştir; bu yöntem faiz hesabına esas alınan anaparayı azalttığından davacının aleyhinedir. Mahkemece 2. bilirkişi raporunda TBK 100'e aykırı hesaplama yapıldığı gerekçesiyle diğer raporlara üstünlük tanınmış ise de, raporlar arasındaki asıl farklılık bu ilkeden değil, 2. bilirkişi raporunda davacıya yapılan belirli tahsilatların (13/01/2017, 16/01/2017 - iki adet, 27/10/2017 tarihli) alacaktan düşülmemesinden kaynaklanmaktadır. Bu nedenle mahkemenin TBK 100'ün yanlış uygulandığına ilişkin hatalı gerekçeyle karar vermesi doğru olmamıştır; davacı vekilinin istinaf başvurusu bu gerekçe bakımından haklı görülmüştür. Davacının, ödemelerin bankanın başka bir alacağı için yapılmış olabileceği iddiası ise yargılama aşamasında ileri sürülmediği ve istinaf dilekçesinde de buna dair delil ibraz edilmediğinden dinlenmemiştir.
Gerekçe kaynağı: özgün
Takipten sonra davadan önce alacağın ödenmesi halinde itirazın iptali davasında hukuki yarar → kabul
Gerekçe: Gerek takipten sonra ödenen tutarlar gerekse temerrüt faiz oranı yönünden hükme elverişli 30/10/2019 tarihli bilirkişi ek raporu uyarınca davacının nakit alacağının dava tarihi itibariyle ödendiği anlaşılmıştır. İtirazın iptali davalarında takipten sonra ve davadan önce yapılan ödemeler yönünden davacının dava açmakta hukuki yararı bulunmamaktadır. HMK'da davacının dava açmakta hukuki yararının bulunması dava şartı olarak kabul edilmiş olup, dava şartı noksanlığının tespiti halinde davanın usulden reddine karar verilir (HMK m.114/h; 115). Somut olayda davacı bankanın alacağı dava açılmadan önce ödendiğinden eldeki davanın açılmasında hukuki yarar kalmamıştır; nakit alacağa yönelik itirazın iptali talebinin hukuki yarar dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmesi gerekir.
Gerekçe kaynağı: özgün
Dava şartı yokluğundan usulden reddedilen davada vekalet ücretinin nispi mi maktu mu olacağı → ret
İddia: Davalı vekili, davanın usulden reddi halinde de kendisi lehine nispi vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.
Gerekçe: Davanın dava şartı yokluğundan usulden reddi halinde vekalet ücreti, AAÜT'nin ikinci kısmının ikinci bölümünde yazılı miktarları geçmemek üzere üçüncü kısımda yazılı avukatlık ücretine göre belirlenir; bu nedenle davalı vekilinin avukatlık ücretinin nispi olarak belirlenmesi gerektiğine ilişkin istinaf nedeni yerinde görülmemiştir.
Gerekçe kaynağı: özgün
Temlik sözleşmesi kapsamında gayrinakdi alacak yönünden davacı sıfatı ve hükmün kesinleşmesi → ret
Gerekçe: Temlik sözleşmesinde temlik eden banka, davacı varlık yönetim şirketine sadece nakdi alacaklarını temlik etmiş olup gayrinakdi alacak yönünden temlik söz konusu değildir; gayrinakdi alacak bakımından temlik eden bankanın davacı sıfatı devam etmektedir. Gayrinakdi alacak talebinin reddine dair karar temlik eden bankaya tebliğ edildiği halde bu banka tarafından istinaf başvurusu yapılmadığından, gayrinakdi alacak yönünden hüküm kesinleşmiştir; bu nedenle karar başlığında temlik eden banka da davacı olarak gösterilmiştir.
Gerekçe kaynağı: özgün
Emsal değeri
Kararın, banka kredi sözleşmelerinde temerrüt faizinin TCMB'ye bildirilen değil fiilen uygulanan oran üzerinden belirlenmesi gerektiğine ve takip sonrası dava öncesi yapılan ödemelerin TBK 100 uyarınca önce ferilere mahsup edilmesi gerektiğine ilişkin tespitleri, benzer itirazın iptali davalarında bölgesel ikna edici emsal niteliği taşımaktadır. Ayrıca alacağın dava açılmadan önce ödenmiş olmasının itirazın iptali davasında hukuki yarar dava şartını ortadan kaldırdığı ve bu halde vekalet ücretinin maktu belirlenmesi gerektiği yönündeki değerlendirme de emsal değer taşır.
Usul tespitleri
- Dava şartı
- İtirazın iptali davasında, takip tarihinden sonra dava tarihinden önce alacağın tamamen ödenmiş olması halinde davacının dava açmakta hukuki yararı bulunmadığından, dava hukuki yarar dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddedilir.
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
itirazın iptali↗ müteselsil kefalet↗ temerrüt faizi↗ genel kredi sözleşmesi↗ hukuki yarar↗ dava şartı↗ temlik↗ TBK m.100↗ mahsup↗ usulden ret↗ kat ihtarı↗
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO 2022/921
KARAR NO 2025/226
TÜRK MİLLETİ ADINA
İSTİNAF KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ İSTANBUL 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ 25/11/2021
NUMARASI 2018/741 Esas 2021/790 Karar
DAVA
İtirazın İptali
İlk derece mahkemesince verilen kararın temlik alan davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
DAVA
Davacı vekili; müvekkili banka ile dava dışı kredi lehtarı ... AŞ. arasında genel kredi sözleşmesi akdedildiğini, davalı kefilin işbu sözleşmeyi müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığını, bahse konu sözleşmeye istinaden iskonto kredileri ile gayrinakdi çek taahhüt kredisi kullandırıldığını, borcun ödenmemesi nedeniyle Kahramanmaraş ... Noterliğinin 29.07.2016 tarihli ve ... yev. nolu ihtarnamesinin keşide edildiğini ve devamında İstanbul ... İcra Dairesi'nin ... E. sayılı dosyası ile ilamsız icra takibinin başlatıldığını, davalının asıl borca ve takibin tüm fer'ilerine itirazı üzerine takibin durduğunu, talep edilen faizin sözleşmenin 22. maddesine uygun olduğunu, genel kredi sözleşmesinin 41.maddesinin delil anlaşması mahiyetinde olduğunu belirterek toplam 1.159.956,20-TL nakdi ve 4.180-TL gayrinakit kredi alacağı üzerinden itirazın iptali ile takibin devamına, % 20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili; müvekkilin asıl borçlu olmadığı için öncelikle asıl borçluya gidilmesi gerektiğini, borcun tamamının asıl borçlu tarafından ödendiğini, icra inkar tazminatının kabul edilebilir olmadığını belirtilerek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEME KARARI
Mahkemece;
1. ve 3. bilirkişi raporunda öncelikle takip tarihi itibariyle nakit alacak yönünden davacının hak ettiği asıl alacak ve fer'ilerinin hesabın kat tarihi, temerrüt tarihi, takip tarihi itibariyle borç miktarının denetime elverişli şekilde hesaplandığı, akabinde hesap kat itibariyle, temerrüt tarihi ve takip tarihi arasındaki kalemler ve yine takip tarihi itibariyle dava tarihi arasındaki ödemelerin mahsubunun yapıldığı, takip tarihinde belirlenen asıl alacak, temerrüt faizi ve fer'ileri toplamından mahsubun öncelikle Borçlar Kanunu hükümleri dikkate alınarak temerrüt faizinden yapıldığı, yine her bir ödeme tarihine kadar belirlenen asıl alacağın temerrüt faizi ve ferîlerine uygulandığı,hesaplama sonucunda bulunan ve takip öncesi işleyen temerrüt faizi toplamından ödemenin düşüldüğü, fazlasının asıl alacaktan mahsup olunduğu, akabinde ise ve buna göre dava tarihi itibariyle davacının talep edebileceği alacak miktarının mevcut olmadığının tespit edildiği, ikinci bilirkişinin dava tarihi itibariyle hesaplamasında TBK m.100 hükmü gereği yapılan ödemeleri öncelikle faiz ve giderlere mahsup etmeksizin ana paradan mahsup etmek suretiyle TBKnın 100 madde hükmüne ve davacı alacaklının takip talebindeki TBK nın100 madde hükmüne göre ödemelerin mahsup olunmasına yönelik talebine aykırı hesaplama yapıldığı, ikinci bilirkişi raporunda dava tarihi itibariyle davacı alacaklının kısmen alacaklı görünmesinin yanlış hesaplama yöntemine göre hesaplama yapılmasından kaynaklandığı, dava tarihi itibariyle nakdi alacaklara ilişkin tüm asıl alacak ve tüm faiz ve fer'ileri ödendiği, davacının itirazın iptali davasını açmakta hukuki yararı bulunmadığı, temlik sözleşmesinde gayrinakit alacakların hariç tutulduğu gerekçesiyle davanın hukuki yarar yokluğu nedeniyle reddine, gayrinakit alacak yönünden sübut bulmayan davanın reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
1-Temlik alan Davacı vekili; mahkemece 02/02/2021 tarihli bilirkişi raporunun dikkate alınmamasının hatalı olduğunu, bahsi geçen raporda TBK'nın 100 maddesinin müvekkili aleyhine olacak şekilde uygulanmasına rağmen müvekkili bankanın alacağının tespit edildiğini, mahkemece 1. ve 3. rapora üstünlük tanınmasının gerekçesi olarak TBK'nın 100. maddesinin yanlış uygulanması gösterilmiş ise de bu yanlışlığın açıkça müvekkili aleyhine olduğunu, 02/02/2021 tarihli bilirkişi raporunda mahsubun ana paradan yapılmasının davalının lehine olduğunun belirtildiğini, 02/02/2021 tarihli bilirkişi raporunda hesaplamaya esas alınan % 100 faiz oranının yerinde olduğunu, genel kredi sözleşmesinde faizin nasıl tespit edileceğinin kararlaştırıldığını, TCMB'ye bildirilen faiz oranının esas alınmasında zorunluluk bulunduğunu, 1.
ve 3. raporlarda akdi faizin % 22,08, temerrüt faizinin ise %100 katı %44,16 olarak hatalı bir şekilde belirlendiğini, bu faiz oranının yerinde olmadığını, mahkemece sözleşme serbestisi ilkesinin görmezden gelindiğini, bunun dışında iki rapor arasında ödemelere ilişkin farklılıklar bulunduğu halde mahkemece bu ödemelerin yapılıp yapılmadığının araştırılmadığını, bahsi geçen ödemelerin bankanın başka bir alacağı için de yapılmış olabileceğini belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
2- Davalı vekili; kararın kaldırılarak davanın esastan reddine ve müvekkili lehine nisbi vekalet ücretine karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE
Dava, genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için başlatılan takibe davalı müteselsil kefil tarafından yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. Davacı banka ile dava dışı asıl borçlu ...A.Ş. arasında düzenlenen 07/10/2015 tarihli 2.000.000-TL tutarlı, 16/03/2016 tarihli 2.000.000-TL tutarlı genel kredi sözleşmesinin davalı tarafından müteselsil kefil sıfatıyla imzalandığı, kefaletin geçerlilik koşullarının somut olayda bulunduğu, asıl borçlu şirkete iskonto kredileri ile çek kredisi kullandırıldığı, borcun ödenmemesi üzerine hesabın Kahramanmaraş ... Noterliği'nin 29/07/2016 tarihli ... yevmiye no'lu ihtarnamesi ile 1.106.302,10-TL nakit, 12.900-TL gayrinakit alacak üzerinden kat edildiği, kat ihtarnamesinin davalı asıl borçluya tebliğ edilemediği, davacı bankanın 1.106.302,10-TL asıl alacak, 116.776,33-TL işlemiş faiz, 5.838,81-TL BSMV, 500,46-TL ihtarname gideri üzerinden 69.461,50-TL tahsilatın mahbubu sonucunda 1.159.956,20-TL nakit, henüz tazmin edilmeyen 10 adet çek yaprağı 12.900-TL gayrinakit alacak üzerinden takip başlattığı, icra takibinden sonra davanın açılmasından önce borçlu tarafça yapılan ödemelerin mahsubu sonucunda davalının davacıya borcunun bulunmadığı yönündeki bilirkişi raporuna itibarla, davacının davayı açmakta hukuki yararı bulunmadığı gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verildiği, kararın her iki tarafça istinaf edildiği anlaşılmaktadır.
Uyuşmazlık, faiz oranı ve ödemelerden kaynaklanmaktadır. Bunun dışında dosyada mevcut bilirkişi raporlarında farklı faiz oranları üzerinden hesaplama yapıldığı gibi alacaktan düşülen takip sonrası ödeme miktarları bakımından da farklılıklar bulunmaktadır. Uygulanacak temerrüt faizi oranının nasıl belirleneceği, genel kredi sözleşmenin 22. maddesinde "...Müşteri, muaccel olan veya muaccel sayılan kredi borcuna temerrüt faizi uygulanacağını, temerrüt faizinin ise sözleşmeden farklı bir oran belirlenmediği sürece, kredi borcunun muaccel olduğu tarihte cari olan -Bankanın TCMB'ye uygulanacağını bildirdiği en yüksek kredi faiz oranına yüzde yüzünün (% 100) ilavesiyle bulunacak oran- üzerinden hesaplanacak oran olduğunu;
ödeyeceği bu faizlerin fon, vergi, harç vb mevzuat veya sözleşme gereğince ödenmesi gereken diğer mali yükümlülüklerini mevzuat değişikliği ile sonradan getirilecek her türlü vergi ve yükümlülüklerini, yasal takip giderleri, vekalet ücreti ve sair her türlü mali külfetlerini de ödeyeceğini kabul ve taahhüt eder...” şeklinde kararlaştırılmıştır. Yerleşik yargı kararlarında temerrüt faizi belirlenmesinde esas alınacak oranın banka tarafından müşterilerine fiilen uygulanan oranlar olduğu kabul edilmiştir. Bankanın talep ettiği oranda temerrüt faizi işletilebilmesi için banka tarafından Merkez Bankasına uygulanacağı bildirilen değil, fiilen uygulanan akdi faiz oranlarının belgelenmesi gerekmektedir.
Bankalar tarafından TCMB'ye uygulanacağı bildirilen en yüksek faiz oranları temerrüt faizi belirlenmesine esas alınmamaktadır (Yargıtay 11.HD'nin 2020/8317 Esas, 2022/3418 Karar sayılı ve 26.04.2022 tarihli ilamı). Bankanın talep ettiği oranda temerrüt faizi işletilebilmesi için, Merkez Bankasına bildirilen değil, fiilen uyguladığı akdi faiz oranlarını belgelemesi gerekmektedir. Davacı bankanın takip ve dava konusu kredilere fiilen uyguladığı en yüksek faiz oranı % 17,77'dir. Bununla birlikte hesabın kat edildiği tarih itibariyle TCMB tarafından KMH ve kredi kartı alacakları için belirlenen % 22,08 akdi faiz oranının bankalarca fiilen uygulandığı açıktır. %22,08 faiz oranının %100 fazlası %44,16 oranına tekabül etmektedir.
Bankaca fiilen bu orandan daha yüksek oranda faiz uygulandığı belgelendirilememiştir. Fiilen en yüksek oranda uygulandığı anlaşılan faiz oranı % 44,16 olup, bankaca ancak bu oranda temerrüt faizi talep edilebilir. Temlik alan davacı vekilinin temerrüt faizinin %100 faiz oranı üzerinden hesaplanması gerektiğine ilişkin talebi yerinde değildir. Kefilin temerrüde düşürülmesi için kat ihtarının tebliği zorunludur. Bu nedenle asıl borçlu açısından geçerli olan, kredi sözleşmelerindeki "adres değişikliğinin bildirilmemesi halinde kredi sözleşmesindeki adrese gönderilecek tebligatın yapılmış sayılacağına" ilişkin hükmün ve İİK'nın 68/b-1. maddesi hükmünün kefil bakımından uygulanması mümkün değildir.
Bu nedenle ilk derece mahkemesince davalı kefilin takip tarihi itibariyle temerrüde düştüğünün kabulü yerindedir. Bunun dışında, takip tarihinden sonra, dava tarihinden önce ödemeler yapıldığı anlaşılmaktadır. Takip tarihinden sonra dava tarihinden önce yapılan ödemelerin TBK'nın 100. maddesi uyarınca önce ferilerden düşülerek sonuca gidilmesi gerekmektedir.
2. bilirkişi raporunda davacı bankanın uygulaması gerekçe gösterilerek bu ödemeler ana paradan düşülerek hesaplama yapılmış, diğer bilirkişi raporlarında ise ödemeler önce ferilerden düşülerek kalan anaparaya faiz işletilerek hesaplama yoluna gidilmiştir.
2. bilirkişi raporundaki bu hesaplama yöntemi faiz hesabına esas alınan anaparayı azalttığından davacının aleyhinedir. Mahkemece 2. bilirkişi raporunda TBK'nın 100. maddesine aykırı hesaplama yapıldığı gerekçesiyle diğer raporlara üstünlük tanınmış ise de bilirkişi raporlarındaki asıl farklılık diğer raporların aksine 2. bilirkişi raporunda davacı bankaya yapılan 13/01/2017 tarihli 12.942-TL, 16/01/2017 tarihli 258.703-TL, 16/01/2017 tarihli 124.654-TL, 27/10/2017 tarihli 25.651,74-TL tutarlı tahsilatların alacaktan düşülmemesinden kaynaklanmaktadır. Bu nedenle mahkemenin TBK'nın 100. maddesinin yanlış uygulandığına ilişkin hatalı gerekçe ile karar verilmesi doğru olmadığından davacı vekilinin istinaf başvurusu haklı görülmüştür.
Davacı banka takipten sonra yapılan ödemelerin bankanın başka bir alacağı için yapılmış olabileceğini, bu hususun araştırılması gerektiğini ileri sürmekte ise de yargılama aşamasında buna ilişkin bir iddia ileri sürmediği gibi istinaf dilekçesinde de bu ödemelerin başka bir alacak için yapıldığına dair bir delil ibraz edilmemiştir. Gerek takipten sonra ödenen tutarlar yönünden, gerekse temerrüt faiz oranı yönünden hükme elverişli 30/10/2019 tarihli bilirkişi ek raporu uyarınca davacının nakit alacağının dava tarihi itibariyle ödendiği anlaşılmaktadır. Ayrıntısı Yargıtay HGK nın 22/11/2018 tarih 2017/19-822 esas 2018/1754 karar sayılı ilamından açıklandığı üzere, itirazın iptali davalarında takipten sonra ve davadan önce yapılan ödemeler yönünden davacının dava açmakta hukuki yararı bulunmamaktadır.
HMK'da davacının, dava açmakta hukuki yararının bulunması dava şartı olarak kabul edilmiş olup, mahkemenin, dava şartı noksanlığını tespit etmesi halinde davanın usulden reddine karar verileceği düzenlenmiştir (HMK m.114/h; 115). Somut olayda da davacı bankanın alacağı, dava açılmadan önce ödendiğinden eldeki davanın açılmasında hukuki yarar kalmamıştır. Bu nedenle davanın hukuki yarar dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmesi gerekir. Davalı vekili tarafından nispi vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiği ileri sürülmüş ise de davanın dava şartı yokluğundan usulden reddi halinde vekalet ücreti AAÜT'nin ikinci kısmının ikinci bölümünde yazılı miktarları geçmemek üzere üçüncü kısımda yazılı avukatlık ücretine göre belirleneceğinden davalı vekilinin avukatlık ücretinin nispi olarak belirlenmesi gerektiğine ilişkin istinaf nedeni yerinde görülmemiştir.
Gayrinakit alacak yönünden ise; temlik sözleşmesinde temlik eden banka davacı varlık yönetim şirketine sadece nakdi alacaklarını temlik etmiş olup gayrinakdi alacak yönünden temlik söz konusu değildir. Gayrinakdi alacak bakımından davacı ... A.Ş.'nin davacı sıfatı devam etmektedir. Gayrinakdi alacak talebinin reddine dair verilen karar davacı ... A.Ş.'ye tebliğ edildiği halde bankaca istinaf başvurusu yapılmadığından gayrinakit alacak yönünden hüküm kesinleşmiştir. Davacı ... A.Ş.'nin gayrinakit alacak bakımından davacı sıfatı devam ettiğinden karar başlığında ... A.Ş.'de davacı olarak gösterilmiştir. Açıklanan nedenlerle; davacı vekilinin istinaf başvurusunun kararın gerekçesi bakımından kabulü ile kararın kaldırılmasına, yapılan hata nedeniyle yeniden yargılama yapılmasına gerek bulunmadığından nakit alacağa yönelik itirazın iptali talebi bakımından davanın hukuki yarar dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine, gayrinakit alacağa yönelik itirazın iptali talebinin reddine, davalı vekilinin istinaf başvurusunun sıfat yokluğundan reddine,kesinleşen kararın tekrarına karar verilmiştir.
HÜKÜM
Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, Temlik alan Davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne; İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 25/11/2021 Tarih 2018/741 Esas - 2021/790 Karar sayılı kararının gerekçesi nedeniyle HMK.'nın 353(1)b-2 gereği KALDIRILMASINA; "Nakit alacağa yönelik itirazın iptali talebi bakımından davanın hukuki yarar dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine, Gayrinakit alacak kalemine yönelik itirazın iptali talebinin reddine" İlk derece yargılamasına ilişkin olarak ;"Alınması gereken nakit alacak yönünden 615,40-TL ve gayrinakit alacak yönünden 615,40-TL olmak üzere 1.230,80-TL harcın;
davacı tarafından peşin yatırılan 14.016,26-TL harçtan mahsubu ile fazla olan 12.785,46-TL'nin karar kesinleştiğinde ve istek halinde davacıya iadesine, Davacı tarafından yapılan giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına, Nakit alacak yönünden takdir olunan 5.100-TL ve gayrinakdi alacak yönünden takdir olunan 4.080-TL vekalet ücretinin 6100 sayılı HMK m.125/f.2 hükmü uyarınca davacı devreden ve devralan şirketlerden müteselsilen alınarak davalıya verilmesine, Karar kesinleştiğinde ve talep halinde kullanılmayan gider avansının yatıran tarafa iadesine" Yatırılan 80,70-TL peşin istinaf karar harcının istek halinde davacıya iadesine, Alınması gereken 615,40-TL istinaf karar harcından yatırılan 80,70-TL peşin harcın mahsubu ile kalan 534,70-TL harcın davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, Davacı ve davalı tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına, Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine,HMK 'nun 361/1.
maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi. 13/02/2025
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/75131 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi