6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Havale karinesi: açıklama içermeyen havalede borç ödemesi karinesi ve ispat yükü

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2022/910 E. 2025/162 K. · · İlk derece: İSTANBUL 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

İtirazın iptaliistinaf başvurusunun esastan reddiKesin

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi: Ticari şirketler

Davacının nitelemesi: Cari Hesap Alacağı mahkemenin nitelemesiyle örtüşüyor

Gerekçe özeti

Ticari defter kayıtları arasında hesap mutabakatsızlığı bulunması halinde, mutabakatsızlığın kaynağı olarak gösterilen ve karşı tarafın şahsi yetkilisinin hesabına açıklamasız yapılan havale, mevcut bir borcun ödenmesi amacıyla yapıldığı yönünde karine oluşturur. Bu karinenin aksini, yani havalenin başka bir amaçla yapıldığını ileri süren taraf bunu ispatla yükümlüdür. Karşı tarafın parayı kendi nam ve hesabına almadığına ilişkin savunması vasıflı ikrar niteliğinde olup, bu halde ispat yükü ikrarda bulunana değil, iddia sahibine aittir; iddia sahibi ödemenin karşı taraf nam ve hesabına yapıldığını kanıtlayamazsa, buna bağlı cari hesap alacağı talebi reddedilir.

Ele alınan sorunlar

Şirket yetkilisinin şahsi hesabına yapılan havalenin cari hesap alacağına mahsup edilip edilemeyeceği → ret

İddia: Davacı vekili, bilirkişi raporundaki tespitlere göre taraf ticari defterleri arasındaki farkın davalı şirket yetkilisinin hesabına yapılan toplam 101.400-TL'lik ödemeden kaynaklandığını, bu ödemenin taraflar arasındaki ticari ilişki gereği yapıldığının kabulü halinde davacının davalıdan 19.802,96-TL alacaklı olduğunun ortaya çıktığını, alacağın ticari kayıtlarla ispatlandığını belirterek kararın kaldırılıp davanın kabulünü talep etmiştir.

Gerekçe: Taraf ticari defterleri arasındaki hesap mutabakatsızlığının nedeni olan havale dekontlarında, paranın gönderim nedenine ilişkin herhangi bir açıklama yer almamaktadır. Bu haliyle havalenin mevcut bir borcun ödenmesi amacıyla yapıldığı karine olarak kabul edilmektedir. Bu yasal karinenin aksini, yani havalenin borcun ödenmesinden başka bir amaçla yapıldığını ileri süren davacı, bu iddiasını kanıtlamakla yükümlüdür. Davalı vekilince paranın davalı şirket adına alınmadığı ileri sürülmüş olup, davalı şirket yetkilisi de isticvabında davacı şirket yetkilisine elden para verdiğini, bu ödemenin de onun karşılığında yapıldığını, parayı şirket nam ve hesabına almadığını beyan etmiştir. Davalı tarafın bu savunması vasıflı ikrar niteliğinde olup, ispat yükü ikrarda bulunan davalıya ait olmayıp karşı taraf, yani davacı üzerindedir. Davacı tarafça davalı şirket yetkilisine yapılan ödemenin cari hesap kapsamında davalı şirket nam ve hesabına yapıldığı hususu kanıtlanamamıştır.

Gerekçe kaynağı: özgün

Emsal değeri

Kararda, açıklamasız yapılan havalenin borç ödemesi amacıyla yapıldığı yönünde bir karine oluşturduğu ve bu karinenin aksini iddia edenin ispat yükü altında olduğu, ayrıca karşı tarafın parayı kendi nam ve hesabına almadığına dair beyanının vasıflı ikrar sayılarak ispat yükünün iddia sahibine geçtiği yönündeki değerlendirme, benzer cari hesap/havale ihtilaflarında ispat yükü dağılımı bakımından yol gösterici niteliktedir.

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
itirazın iptali cari hesap havale karinesi vasıflı ikrar ispat yükü ticari defter bilirkişi incelemesi isticvap

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2022/910

KARAR NO 2025/162

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ İSTANBUL 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 06/01/2022

NUMARASI 2017/1124 Esas - 2022/2 Karar

DAVA

İtirazın İptali

İSTİNAF KARAR TARİHİ 06/02/2025

Davanın reddine ilişkin verilen kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA

Davacı vekili; davacı ile davalı arasındaki ticari ilişki sonucu davalı tarafın davacıya olan borcunu ödemediğini, davalıya İstanbul ... Noterliğinin 15/11/2017 tarihli ihtarnamesinin keşide edilmesine rağmen borcun ödenmediğini, bu nedenle davalı hakkında İstanbul ... İcra Dairesinin ... sayılı dosyası ile ilamsız icra takibi başlatıldığını, davalı tarafın haksız ve kötüniyetli olarak yetkiye ve borca itiraz ettiğini belirterek, davalının itirazının iptali ile davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.

CEVAP

Davalı vekili; takip talebinde borcun dayanağı gösterilmediği gibi herhangi bir senet aslı ya da tasdikli örneğinin ibraz edilmediğini, davacı iddialarını ispat yükü altında olup sunulan delillerin iddiayı ispata elverişli olmadığını, davacının iddialarının gerçeği yansıtmadığını, davacı tarafça yapılmış bir iş veya mal teslimi bulunmadığını belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

Mahkemece; davacının ticari kayıtlarında yaptırılan incelemede, 2013 yılında davalı tarafından düzenlenen faturalara istinaden davalı şirketin sahibi ve yetkili müdürü olan ... hesabına davacı şirket tarafından 29/05/2013 tarihinde 50.000-TL ve 30/05/2013 tarihinde 51.400-TL olarak gönderilen havale bedellerinin borç/alacak hesabına mahsup edildiği, 2017 yılında karşılıklı mal alım satım akabinde cari hesap bakiyesine göre davacının takip tarihi itibariyle davalıdan bakiye 19.802,96-TL alacaklı olduğunun tespit edildiği, davalının ticari defterlerine göre ise davacıdan 81.597,04-TL alacaklı olduğu, cari hesaplar arasında farklılığın davacının kayıtlarında yer alan 29/05/2013 tarihli 50.000-TL ve 30/05/2013 tarihli 51.400-TL olarak toplam 101.400-TL havale bedellerinin davalının ticari kayıtlarında yer almamasından kaynaklandığı, davalı şirket yetkilisi ...'in isticvabında parayı şirket nam ve hesabına almadığını, şahsi münasebet nedeniyle aldığını beyan ettiği, bu durumda tarafların ticari kayıtlarının birbirini doğrulamadığı, şirket namına kesilen fatura nedeniyle ödemenin şirket hesabına gönderilmesi gerekirken, davacının davalı şirket yetkilisinin şahsi hesabına havale ettiği, ödeme dekontunda herhangi bir açıklama yer almadığı, ödemelerin davalının kayıtlarında yer almaması nedeniyle davacı tarafça cari hesap kaydında davalıya yapılmış olarak gözüken toplam 101.400-TL ödemenin davalı şirket hesabına yapıldığının kabul edilemeyeceği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF NEDENLERİ

Davacı vekili; mahkemece verilen kararın 09/11/2021 tarihli rapordaki tespitlere aykırı olduğunu, bu raporda taraf ticari defter kayıtları arasındaki farklılığın, davacı tarafından davalı şirket yetkilisi ...’in banka hesabına 29.05.2013 tarihli 50.000-TL ve 30.05.2013 tarihli 51.400-TL olmak üzere toplam 101.400-TL ödemenini davacı kayıtlarında bulunmasına karşılık davalı kayıtlarında yer almamasından kaynaklandığının, davalı şirket yetkilisine yapılan ödemeye ilişkin tarafların herhangi bir aksi beyanlarının da bulunmaması karşısında, bu ödemenin taraflar arasındaki ticari ilişki gereğince yapıldığının kabulü halinde, davacının davalı şirketten takip tarihi itibariyle 19.802.96-TL alacaklı olduğunun belirtildiğini, takip konusu alacağın mali ve ticari kayıtlar ile ispatlandığını belirterek, kararın kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.

GEREKÇE

Dava, ticari satımdan kaynaklanan cari hesap alacağının tahsili için başlatılan takibe itirazın iptali istemine ilişkindir.Mahkemece tarafların ticari defter ve kayıtları üzerinde yaptırılan bilirkişi incelemesinde; tarafların 2013-2017 yılları arasında karşılıklı mal satışı bulunduğu, davacının ticari defterlerine göre davalıdan 19.802,96-TL alacaklı, davalının da kendi ticari defterlerine göre davacıdan 81.597,04-TL alacaklı olduğu, iki tarafın ticari defterleri arasındaki farkın, davacı tarafından davalı şirket yetkilisi ... hesabına 29/05/2013 tarihinde 50.000-TL ve 30.05.2013 tarihinde 51.400-TL olarak gönderilen havale bedellerinin, davacının defterlerinde kayıtlı olmasına rağmen davalının ticari defterlerinde yer almamasından kaynaklandığı tespit edilmiştir.Taraf ticari defterleri arasındaki hesap mutabakatsızlığının nedeni olan havale dekontlarında, paranın gönderim nedenine ilişkin herhangi bir açıklama yer almamaktadır.

Bu haliyle havalenin mevcut bir borcun ödenmesi amacıyla yapıldığı karine olarak kabul edilmektedir. Bu yasal karinenin aksini, yani havalenin borcun ödenmesinden başka bir amaçla yapıldığını ileri süren davacı, bu iddiasını kanıtlamakla yükümlüdür. Davalı vekilince ise paranın davalı şirket adına alınmadığı ileri sürülmüş olup, davalı şirket yetkilisi de mahkemece yapılan isticvabında; davacı şirket yetkilisine elden para verdiğini, bu ödemenin de onun karşılığında yapıldığını, parayı şirket nam ve hesabına almadığını beyan etmiştir Davalı tarafın bu savunması vasıflı ikrar niteliğinde olup, ispat yükü de ikrarda bulunan davalıya ait olmayıp karşı taraf, yani davacı üzerindedir. Davacı tarafça ise davalı şirket yetkilisine yapılan ödemenin, cari hesap kapsamında davalı şirket nam ve hesabına yapıldığı hususu kanıtlanamamıştır.

Bu durumda mahkemece cari hesap ilişkisinde davacının davalıdan alacaklı olmadığının kabulü ile davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.Açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle:Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,Alınması gereken 615,40-TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 80,70-TL harcın mahsubu ile kalan 534,7‬0-TL harcın davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,Davacı tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK 362(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 06/02/2025

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/74987 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.