Ticari Ünvanın Korunması
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2020/6744 E. 2022/1367 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
takas↗ komisyon↗ protokol↗ taşıyan↗ ayırt edicilik↗ hmk 353(1)b-2↗ kesin hüküm↗ i̇i̇k 72/son↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İlk Derece Mahkemesince, toplanan delillere, tüm dosya kapsamına ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davacının başvurusunun, 556 sayılı KHK’nın 5. maddesi kapsamına girmediğinden bahisle KHK’nın 7/1-a maddesi uyarınca, kapsadığı tüm hizmetler yönünden (36, 38 ve 42. sınıf hizmetlerin tüm alt grupları) reddedildiği ancak başvuruda tescili istenilen markanın TAPU TAKAS biçiminde sözcükler, renk ve şekil unsurlarının bütününden ibaret olduğu, bu işaretin bir bütün olarak KHK’nın 5. maddesinde bahsedildiği gibi çizimle görüntülenebilir, baskı yoluyla yayınlanabilir ve çoğaltılabilir bir ibare olduğu, genel olarak mal veya hizmetleri diğer teşebbüslerin mal veya hizmetlerinden ayırt etme vasfına sahip olduğu KHK’nın 5 ve 7/1-a maddeleri anlamında soyut ayırt edici niteliğinin bulunduğu, davacının başvurusunun kapsadığı hizmetlerden (36,38 ve 42. sınıf hizmetlerin tüm alt grupları) sadece 36. sınıfın 02 ve 03. alt gruplarındaki “Finansal ve parasal hizmetler. Gayrimenkul komisyonculuğu, müşavirliği ve idaresi hizmetleri yönünden KHK’nın 7/1-c maddesi uyarınca reddedildiği, her ne kadar davacı markayı sözlük anlamından bağımsız olarak başka hizmetler için kullanmış olduğunu belirtse de 7/1-c anlamında yapılacak değerlendirmede markanın fiilen kullanılmak istendiği mal ve hizmetlerin değil tescil edilmek istenen başvuru kapsamındaki mal ve hizmetlerin esas alınacağı, somut olayda dava konusu markayı oluşturan ibarenin “Gayrimenkul komisyonculuğu, müşavirliği ve idaresi hizmetleri” açısından KHK 7/1-c kapsamına girdiği, zira söz konusu hizmetlerin kapsamına hem tapu hem de takas işlemlerinin girdiği, buna karşılık bu ibarenin “Finansal ve parasal hizmetler” açısından KHK 7/1-c kapsamına girmediği, zira bu işaretin ilgili hizmetlerin karakteristik bir özelliğini, vasfını, amacını, coğrafi kaynağını ya da diğer karakteristik özelliklerini hiçbir özel zihni çabaya mahal bırakmadan, derhal düşündürmediği ve akla getirmediği, davacı ile Karayolları Genel Müdürlüğü arasında imzalanan protokol çerçevesinde 08.12.2014 tarihinden itibaren başlayan ve YİDK karar tarihi olan 08.06.2016 tarihine kadar geçen süreçte gerçekleşen kullanımlar bulunduğu, bu kullanımların ise 556 sayılı KHK’nın 7/1-c hükmü gerekçe gösterilerek reddedilen hizmetler olan 36. sınıfın 02 ve 03. alt gruplarındaki “Finansal ve parasal hizmetler. Gayrimenkul komisyonculuğu, müşavirliği ve idaresi hizmetleri” kapsamında olduğu ve 556 sayılı KHK’nın 7/son maddesi kapsamında kullanım yoluyla ayırt edici nitelik kazandığı, sunulan delillere göre markanın tanıtımına yönelik yaygın ve yoğun bir reklam kamoanyası yapıldığı, markanın ayırt ediciliğinin sağlandığı, toplumda refleks olarak hatırlandığı veya marka sahibini çağrıştırdığına dair bir izlenim yarattığı dolayısıyla KHK’nın 7/son hükmü anlamında kullanım yoluyla ayırt edicilik kazanıldığı yolundaki davacı iddiasının TPMK nezdindeki itiraz sürecinde sunulan delillerle kanıtlandığı, davacının dava konusu başvuru açısından 556 sayılı KHK’nın 7/son maddesindeki hükümden yararlanmasının mümkün olduğu, davaya konu TPMK YİDK kararının iptali koşullarının oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulü ile TPMK YİDK'in 08/06/2016 tarih 2016-M-6045 sayılı kararının iptaline karar verilmiştir.
Hükme karşı davalı vekili istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince, mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı ve dava konusu başvurunun 556 sayılı KHK’nın 7/1-a maddesi kapsamında soyut ayırt edici özelliğinin bulunduğu, başvuru kapsamından 556 sayılı KHK’nın 7/1-c maddesi gerekçe gösterilerek çıkartılan 36. sınıfın 02 ve 03. alt gruplarındaki “Finansal ve parasal hizmetler.” yönünden tanımlayıcı nitelikte olmadığı, her ne kadar “Gayrimenkul komisyonculuğu, müşavirliği ve idaresi hizmetleri.” yönünden tanımlayıcı nitelikte ise de dava konusu marka başvurusunun, mal ve hizmet listesinden çıkarılan “Finansal ve parasal hizmetler.” ile “Gayrimenkul komisyonculuğu, müşavirliği ve idaresi hizmetleri” yönünden 556 sayılı KHK’nın 7/son maddesi kapsamında kullanım yoluyla ayırt edici nitelik kazandığının, somut uyuşmazlıkta sunulan afiş, tanıtıcı broşür, internet sitesi görselleri, RTÜK'ün 01.07.2015 tarihli kararı ile yayımlanmasında kamu yararı bulunduğuna karar verilen spot reklam filmi, ulusal basında 4 günlük sürede 32 gazete, 21 internet haberi, 6 televizyon kanalında yayımlanan haberler ile kanıtlandığının mahkemece görüşüne başvurulan uzman bilirkişi raporunda da belirtildiği gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Karar davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1- Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda, aşağıda belirtilen hususlar dışında bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Dava konusu markanın başvuru kapsamındaki "Gayrimenkul komisyonculuğu, müşavirliği ve idaresi hizmetleri" yönünden tanımlayıcı olduğu sabit olup, Dairemizin emsal nitelikteki 01.04.2019 tarihli ve 2018/713-2019/2451 sayılı onama kararına konu 36,38,42 sınıf mal ve hizmetleri içeren “Tapu Takas” ibareli markanın 556 sayılı sayılı KHK’nın 7/1-(a) ve 7/1-(c ) bentleri uyarınca YİDK tarafından reddine ilişkin kararın iptali istemi ile açılan davada, “Tapu Takas” ibaresinin kullanım sonucunda tüketicilerce marka olarak algılanır hale geldiğini ispatlayan dokümanların sunulduğu iddiası kabul görmemiştir. Aynı ibareleri taşıyan bir başka marka başvurusu ile ilgili olarak varılan sonuç, işbu dava bakımından kesin hüküm teşkil etmese de her iki marka başvurusunun ve buna yönelik YİDK kararlarının tarihleri gözetildiğinde ortaya çıkan sonucun işbu davaya konu olgular bakımından davacı aleyhine kuvvetli delil teşkil edeceği muhakkak olmakla işbu davada KHK’nın 7/son maddesi uyarınca markanın kullanılmakla ayırt edici hale geldiğinin kabulü doğru olmamıştır. Dava konusu aynı ibareleri muhtevi markanın başvuru kapsamındaki "Gayrimenkul komisyonculuğu, müşavirliği ve idaresi hizmetleri" yönünden tanımlayıcı olduğu dikkate alınarak, davanın "Gayrimenkul komisyonculuğu, müşavirliği ve idaresi hizmetleri" dışında kalan hizmetler yönünden kabulü gerekirken, başvuru konusu markanın kullanım yoluyla ayırt edicilik kazandığı gerekçesiyle tüm başvuru sınıfları yönünden kabulüne dair İlk Derece Mahkemesi kararı yerinde olmadığından davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi doğru olmayıp Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/5368 E. 2024/2536 K.
Ortak:takas · komisyon · protokol · ayırt edicilik · kesin hüküm · i̇i̇k 72/son
İncelediğiniz karardaGayrimenkul «komisyonculuğu», müşavirliği ve idaresi hizmetleri yönünden KHK’nın 7/1-c maddesi uyarınca reddedildiği, her ne kadar davacı markayı sözlük anlamından bağımsız olarak başka hizmetler için kullanmış olduğunu belirtse de 7/1-c anlamında yapılacak değerlendirmede markanın fiilen kullanılmak istendiği mal ve hizmetlerin değil tescil edilmek istenen başvuru kapsamındaki mal ve hizmetlerin esas alınacağı, somut olayda dava konusu markayı oluşturan ibarenin “Gayrimenkul komisyonculuğu, müşavirliği ve idaresi hizmetleri” açısından KHK 7/1-c kapsamına girdiği, zira söz konusu hizmetlerin kapsamına hem tapu hem de «takas» işlemlerinin girdiği, buna karşılık bu ibarenin “Finansal ve parasal hizmetler” açısından KHK 7/1-c kapsamına girmediği, zira bu işaretin ilgili hizmetlerin karakteristik bir özelliğini, vasfını, amacını, coğrafi kaynağını ya da diğer karakteristik özelliklerini hiçbir özel zihni çabaya mahal bırakmadan, derhal düşündürmediği ve akla getirmediği, davacı ile Karayolları Genel Müdürlüğü arasında imzalanan «protokol» çerçevesinde 08.12.2014 tarihinden itibaren başlayan ve YİDK karar tarihi olan 08.06.2016 tarihine kadar geçen süreçte gerçekleşen kullanımlar bulunduğu, bu kullan …
Gayrimenkul «komisyonculuğu», müşavirliği ve idaresi hizmetleri” kapsamında olduğu ve 556 sayılı KHK’nın 7/«son» maddesi kapsamında kullanım yoluyla ayırt edici nitelik kazandığı, sunulan delillere göre markanın tanıtımına yönelik yaygın ve yoğun bir reklam kamoanyası yapıldığı, markanın «ayırt ediciliğinin» sağlandığı, toplumda refleks olarak hatırlandığı veya marka sahibini çağrıştırdığına dair bir izlenim yarattığı dolayısıyla KHK’nın 7/son hükmü anlamında kullanım …
… gösterilerek çıkartılan 36. sınıfın 02 ve 03. alt gruplarındaki “Finansal ve parasal hizmetler.” yönünden tanımlayıcı nitelikte olmadığı, her ne kadar “Gayrimenkul «komisyonculuğu», müşavirliği ve idaresi hizmetleri.” yönünden tanımlayıcı nitelikte ise de dava konusu marka başvurusunun, mal ve hizmet listesinden çıkarılan “Finansal ve parasal hizmetler.” ile “Gayrimenkul komisyonculuğu, müşavirliği ve idaresi hizmetleri” yönünden 556 sayılı KHK’nın 7/«son» maddesi kapsamında kullanım yoluyla ayırt edici nitelik kazandığının, somut uyuşmazlıkta sunulan afiş, tanıtıcı broşür, internet sitesi görselleri, RTÜK'ün 01.07.2 …
Benzer bu kararda… ınıf alt grupta yer alan finansal ve parasal hizmetler ile 38. ve 42. sınıf hizmetler yönünden YİDK kararının iptaline ilişkin kararın yerinde olduğunu, ancak “tapu «takas»” ibaresinin kullanım sonucunda tüketicilerce marka olarak algılanır hale geldiğini ispatlayan dokümanların sunulduğu iddiasının Yargıtay tarafından kabul görmediği gerekçe gösterilerek "gayrimenkul «komisyonculuğu», müşavirliği ve idaresi hizmetleri" açısından tanımlayıcı olduğuna karar vermesinin «hakkaniyetle» bağdaşmadığını, ilgili çevre tarafından markanın kullanım sonucu ayırt edici nitelik kazandığını, müvekkilinin gayrimenkul komisyonculuğunda olduğu gibi mal alımı, satımı, kiralaması, değerlemesi ve/veya danışmanlık hizmeti yapmadığını ve buna bağlı bir komisyon almadığını, başvuru konusu ibarenin Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü ve Takasbank arasındaki işbirliğini ve bu işbirliği kapsamında sunulan hizmeti ifade etmek üzere bir kelime kombinasyonu olduğunu, bu suretle kelimelerin tek tek tanımlayıcı anlamlarından uzaklaşarak farklı bir genel izlenim ile yeni bir anlam kazandığını, Tapu takas ve logosunun tüketicinin hizmeti tam ve «kesin» olarak tanımlayamadığı fakat hizmetin ne olduğu hakkındaki olasılıkları zihninde birkaç seçeneğe kadar indirebildiği bir terim olduğunu, dolayısıyla tescili mümkün …
… rek çıkartılmış bulunan 36. sınıfın 02 ve 03. alt gruplarındaki “Finansal ve parasal hizmetler.” yönünden tanımlayıcı nitelikte olmadığı, buna karşılık “Gayrimenkul «komisyonculuğu», müşavirliği ve idaresi hizmetleri.” yönünden tanımlayıcı nitelikte olduğu, ancak dava konusu marka başvurusunun, mal ve hizmet listesinden çıkarılan “Finansal ve parasal hizmetler.” ile “Gayrimenkul komisyonculuğu, müşavirliği ve idaresi hizmetleri” yönünden 556 sayılı KHK’nın 7'nci maddesinin «son» fıkrası kapsamında kullanım yoluyla ayırt edici nitelik kazandığı gerekçesiyle davanın kabulü ile TÜRKPATENT YİDK'nın 08.06.2016 tarih 2016/M-6045 sayılı kararının …
… gösterilerek çıkartılan 36. sınıfın 02 ve 03. alt gruplarındaki “Finansal ve parasal hizmetler.” yönünden tanımlayıcı nitelikte olmadığı, her ne kadar “Gayrimenkul «komisyonculuğu», müşavirliği ve idaresi hizmetleri.” yönünden tanımlayıcı nitelikte ise de dava konusu marka başvurusunun, mal ve hizmet listesinden çıkarılan “Finansal ve parasal hizmetler.” ile “Gayrimenkul komisyonculuğu, müşavirliği ve idaresi hizmetleri” yönünden 556 sayılı KHK’nın 7'nci maddesinin «son» bendi kapsamında kullanım yoluyla ayırt edici nitelik kazandığının, somut uyuşmazlıkta sunulan afiş, tanıtıcı broşür, internet sitesi görselleri, Radyo ve Televizy …
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:bloke · hakkaniyet · kazanılmış hak
Benzer bu kararda… mle el değiştirmesini sağlayacak sistemin kurulması amacıyla işbirliği yaptığını, böylece alıcı tarafından gönderilen ve müvekkili banka tarafından özel bir hesapta «bloke» edilen satış bedelinin, satıcının hesabına eş zamanlı olarak aktarılması ve böylelikle alım bedelinin güvenli bir şekilde el değiştirmesinin sağlandığını, sunulan hizmetin her iki kurumu da ifade etmek üzere “tapu” ve “«takas»” kelimelerinin birleştirilmesiyle “Tapu Takas” olarak olarak adlandırıldığını, Tapu Kadastro Genel Müdürlüğü Bilgi Sistemi (TAKBİS) ile müvekkili banka arasında ku …
… ınıf alt grupta yer alan finansal ve parasal hizmetler ile 38. ve 42. sınıf hizmetler yönünden YİDK kararının iptaline ilişkin kararın yerinde olduğunu, ancak “tapu «takas»” ibaresinin kullanım sonucunda tüketicilerce marka olarak algılanır hale geldiğini ispatlayan dokümanların sunulduğu iddiasının Yargıtay tarafından kabul görmediği gerekçe gösterilerek "gayrimenkul «komisyonculuğu», müşavirliği ve idaresi hizmetleri" açısından tanımlayıcı olduğuna karar vermesinin «hakkaniyetle» bağdaşmadığını, ilgili çevre tarafından markanın kullanım sonucu ayırt edici nitelik kazandığını, müvekkilinin gayrimenkul komisyonculuğunda olduğu gibi mal alımı, satımı, kiralaması, değerlemesi ve/veya danışmanlık hizmeti yapmadığını ve buna bağlı bir komisyon almadığını, başvuru konusu ibarenin Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü ve Takasbank arasındaki işbirliğini ve bu işbirliği kapsamında sunulan hizmeti ifade etmek üzere bir kelime kombinasyonu olduğunu, bu suretle kelimelerin tek tek tanımlayıcı anlamlarından uzaklaşarak farklı bir genel izlenim ile yeni bir anlam kazandığını, Tapu takas ve logosunun tüketicinin hizmeti tam ve «kesin» olarak tanımlayamadığı fakat hizmetin ne olduğu hakkındaki olasılıkları zihninde birkaç seçeneğe kadar indirebildiği bir terim olduğunu, dolayısıyla tescili mümkün …
Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına «kazanılmış hak» durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/16178 E. 2015/1480 K.
Ortak:komisyon · kesin hüküm
İncelediğiniz karardaGayrimenkul «komisyonculuğu», müşavirliği ve idaresi hizmetleri yönünden KHK’nın 7/1-c maddesi uyarınca reddedildiği, her ne kadar davacı markayı sözlük anlamından bağımsız olarak başka hizmetler için kullanmış olduğunu belirtse de 7/1-c anlamında yapılacak değerlendirmede markanın fiilen kullanılmak istendiği mal ve hizmetlerin değil tescil edilmek istenen başvuru kapsamındaki mal ve hizmetlerin esas alınacağı, somut olayda dava konusu markayı oluşturan ibarenin “Gayrimenkul komisyonculuğu, müşavirliği ve idaresi hizmetleri” açısından KHK 7/1-c kapsamına girdiği, zira söz konusu hizmetlerin kapsamına hem tapu hem de «takas» işlemlerinin girdiği, buna karşılık bu ibarenin “Finansal ve parasal hizmetler” açısından KHK 7/1-c kapsamına girmediği, zira bu işaretin ilgili hizmetlerin karakteristik bir özelliğini, vasfını, amacını, coğrafi kaynağını ya da diğer karakteristik özelliklerini hiçbir özel zihni çabaya mahal bırakmadan, derhal düşündürmediği ve akla getirmediği, davacı ile Karayolları Genel Müdürlüğü arasında imzalanan «protokol» çerçevesinde 08.12.2014 tarihinden itibaren başlayan ve YİDK karar tarihi olan 08.06.2016 tarihine kadar geçen süreçte gerçekleşen kullanımlar bulunduğu, bu kullan …
Gayrimenkul «komisyonculuğu», müşavirliği ve idaresi hizmetleri” kapsamında olduğu ve 556 sayılı KHK’nın 7/«son» maddesi kapsamında kullanım yoluyla ayırt edici nitelik kazandığı, sunulan delillere göre markanın tanıtımına yönelik yaygın ve yoğun bir reklam kamoanyası yapıldığı, markanın «ayırt ediciliğinin» sağlandığı, toplumda refleks olarak hatırlandığı veya marka sahibini çağrıştırdığına dair bir izlenim yarattığı dolayısıyla KHK’nın 7/son hükmü anlamında kullanım …
… gösterilerek çıkartılan 36. sınıfın 02 ve 03. alt gruplarındaki “Finansal ve parasal hizmetler.” yönünden tanımlayıcı nitelikte olmadığı, her ne kadar “Gayrimenkul «komisyonculuğu», müşavirliği ve idaresi hizmetleri.” yönünden tanımlayıcı nitelikte ise de dava konusu marka başvurusunun, mal ve hizmet listesinden çıkarılan “Finansal ve parasal hizmetler.” ile “Gayrimenkul komisyonculuğu, müşavirliği ve idaresi hizmetleri” yönünden 556 sayılı KHK’nın 7/«son» maddesi kapsamında kullanım yoluyla ayırt edici nitelik kazandığının, somut uyuşmazlıkta sunulan afiş, tanıtıcı broşür, internet sitesi görselleri, RTÜK'ün 01.07.2 …
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davada tescilli markanın kullanmamaya dayalı iptalinin talep edildiği, davanın niteliği gereği «ispat yükünün» davalıya ait olduğu, davalı yanın verilen «kesin süreye» rağmen dosyada uyuşmazlığın devam ettiği markanın tescilli olduğu 36. sınıfta "sigorta hizmetleri, finansal ve parasal hizmetler ve «gümrük müşavirliği» hizmetleri" emtiaları yönünden KHK'nın 14. maddesinde öngörülen surette kullanımı kanıtlayamadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile davalı adına tescilli 2007-15146 sayılı ve “...” ibareli markanın tescilli olduğu 36. sınıfta “sigorta hizmetleri, finansal ve parasal hizmetler ve gümrük müşavirliği hizmetleri” emtiaları yönünden kısmen iptaline, sicilden terkinine, davaya konu markanın aynı sınıftaki tescilli “gayrimenkul «komisyonculuğu», müşavirliği ve idaresi hizmetleri” yönünden davanın davacı vekilinin vaki «feragati» sebebiyle kısmen reddine karar verilmiştir.
2- Ancak, davacı vekilinin 09/09/2014 tarihli duruşmada davalı markasının tescilli olduğu 36. sınıftaki gayrimenkul «komisyonculuğu», müşavirliği ve idaresi hizmetleri yönünden davasından «feragat» etmesi nedeniyle davanın kısmen reddine karar verilmiş olmasına rağmen davalı yararına «vekalet ücreti takdir» edilmemesi ve yargılama «harç» ve giderlerinin kabul ve ret oranına göre paylaştırılmaması doğru olmamış, hükmün bu nedenle davalı yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:gümrük müşavirliği · vekalet ücreti takdiri · kesin süre · ispat yükü · feragat · harç · vekalet ücreti
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davada tescilli markanın kullanmamaya dayalı iptalinin talep edildiği, davanın niteliği gereği «ispat yükünün» davalıya ait olduğu, davalı yanın verilen «kesin süreye» rağmen dosyada uyuşmazlığın devam ettiği markanın tescilli olduğu 36. sınıfta "sigorta hizmetleri, finansal ve parasal hizmetler ve «gümrük müşavirliği» hizmetleri" emtiaları yönünden KHK'nın 14. maddesinde öngörülen surette kullanımı kanıtlayamadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile davalı adına tescilli 2007-15146 sayılı ve “...” ibareli markanın tescilli olduğu 36. sınıfta “sigorta hizmetleri, finansal ve parasal hizmetler ve gümrük müşavirliği hizmetleri” emtiaları yönünden kısmen iptaline, sicilden terkinine, davaya konu markanın aynı sınıftaki tescilli “gayrimenkul «komisyonculuğu», müşavirliği ve idaresi hizmetleri” yönünden davanın davacı vekilinin vaki «feragati» sebebiyle kısmen reddine karar verilmiştir.
2- Ancak, davacı vekilinin 09/09/2014 tarihli duruşmada davalı markasının tescilli olduğu 36. sınıftaki gayrimenkul «komisyonculuğu», müşavirliği ve idaresi hizmetleri yönünden davasından «feragat» etmesi nedeniyle davanın kısmen reddine karar verilmiş olmasına rağmen davalı yararına «vekalet ücreti takdir» edilmemesi ve yargılama «harç» ve giderlerinin kabul ve ret oranına göre paylaştırılmaması doğru olmamış, hükmün bu nedenle davalı yararına bozulması gerekmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/9303 E. 2018/1919 K.
Ortak:dava şartı
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:zayi belgesi · tacir sıfatı · aktif husumet ehliyeti · aktif husumet · husumet ehliyeti · zayi · taraf ehliyeti · usulden reddi
Benzer bu karardaMahkemece tüm dosya kapsamına göre, 6102 sayılı ...'nin 82/7. maddesine göre «zayi belgesi» verilmesine ilişkin davanın «tacirler» tarafından açılabileceği, davacının mali müşavir olduğu, «tacir sıfatına» haiz olmadığı, davacının «aktif husumet ehliyetinin» bulunmadığı, gerekçesiyle «usulden reddine» karar verilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2020/6744 E. , 2022/1367 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada Ankara 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 07.11.2017 tarih ve 2016/345 E. - 2017/346 K. sayılı kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi’nce verilen 19.06.2020 tarih ve 2019/220 E. - 2020/499 K. sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davacının 11 Nisan 2013 tarihinden itibaren İstanbul Takas ve Saklama Bankası A.Ş. -Takasbank unvanıyla faaliyetlerini sürdürdüğünü, 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanun ile yetkilendirilmiş merkezi takas kuruluşu olduğunu, sermaye piyasası alanında sunduğu hizmetlerin dışında 18.12.2014 tarihinde Tapu Kadastro Genel Müdürlüğü ile imzalanan protokol çerçevesinde gayrimenkul piyasasında gerçekleştirilen alım satım işlemlerinin güvenli bir şekilde tamamlanmasını sağlayan hizmet kapsamında gerekli altyapı ve sistemin davacı banka ve Tapu Kadastro Genel Müdürlüğü işbirliği ile kurulduğunu bu nedenle sunulan hizmetin her iki kurumu da ifade etmek üzere tapu ve takas kelimelerinin birleştirilmesiyle TAPU TAKAS olarak adlandırıldığını, Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü bilgi Sistemi (TAKBİS) ile davacı banka arasında kurulan web tabanlı Tapu Takas uygulamasının 17.04.2015’de devreye alındığını, davacının sunduğu bu hizmet kapsamında “Tapu Takas” logosunun marka olarak tescili için yapılan başvurunun TPMK Markalar Dairesi Başkanlığı’nın 18.02.2016 tarihli kararıyla 556 sayılı KHK’nın 7/1(a) ve (c) maddeleri gerekçe gösterilerek reddedildiğini, başvuruya konu logonun ayırt edici niteliğe sahip olduğu ve “tapu” ve “takas” kelimelerinin birleştirilmesiyle özgün bir anlam kazandığı gerekçesiyle YİDK’e itiraz edildiğini, itirazlarının YİDK tarafından, tapu ve takas kelimelerinin sıradan bir şekilde birleştirilmesi yoluyla oluşturulan “tapu takas” ibareli başvuruda sözkonusu iki ayrı ibarenin kendi anlamlarını aynı şekilde muhafaza ettiği, ortalama Türkçe bilgisine sahip tüketicilerin zihninde yaratacağı anlamın karşılıklı tapu değişimi/takası olacağı, başvuruda yer alan iki tik işaretinin başvuruya ayırt edici nitelik katacak kadar güçlü ve baskın olmadığı gerekçesiyle reddedildiğini, ancak başvuruya konu kelimelerin sözcük anlamlarından uzaklaşarak her iki kurum arasındaki işbirliği ve bu işbirliği kapsamında sunulan hizmeti ifade etmek üzere birleştirildiğini, bağımsız ve özgün bir anlam kazandığını, marka bir bütün olarak değerlendirildiğinde ayırt edici özellikte olduğu ve hiçbir mal veya hizmeti doğrudan tanımlayıcı olarak nitelendirilemeyeceği ileri sürülerek Türk Patent Enstitüsü Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu’nun 08.06.2016 tarihli ve 2016-M-6045 sayılı red kararının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, başvuru konusu markanın “tapu takas” ibaresinden oluştuğu, markanın temel fonksiyonlarından olan ayırt edici niteliği haiz olmadığı ve üzerinde kullanılacağı emtiaların cins, çeşit ve diğer karakteristik özelliklerini belirtir nitelikte bulunduğu, markada ayırt ediciliğe katkı sağlayabilecek güçte herhangi bir karakteristik şekil/renk ya da kelime unsurunun olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesince, toplanan delillere, tüm dosya kapsamına ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davacının başvurusunun, 556 sayılı KHK’nın 5. maddesi kapsamına girmediğinden bahisle KHK’nın 7/1-a maddesi uyarınca, kapsadığı tüm hizmetler yönünden (36, 38 ve 42. sınıf hizmetlerin tüm alt grupları) reddedildiği ancak başvuruda tescili istenilen markanın TAPU TAKAS biçiminde sözcükler, renk ve şekil unsurlarının bütününden ibaret olduğu, bu işaretin bir bütün olarak KHK’nın 5. maddesinde bahsedildiği gibi çizimle görüntülenebilir, baskı yoluyla yayınlanabilir ve çoğaltılabilir bir ibare olduğu, genel olarak mal veya hizmetleri diğer teşebbüslerin mal veya hizmetlerinden ayırt etme vasfına sahip olduğu KHK’nın 5 ve 7/1-a maddeleri anlamında soyut ayırt edici niteliğinin bulunduğu, davacının başvurusunun kapsadığı hizmetlerden (36,38 ve 42.
sınıf hizmetlerin tüm alt grupları) sadece 36. sınıfın 02 ve 03. alt gruplarındaki “Finansal ve parasal hizmetler. Gayrimenkul komisyonculuğu, müşavirliği ve idaresi hizmetleri yönünden KHK’nın 7/1-c maddesi uyarınca reddedildiği, her ne kadar davacı markayı sözlük anlamından bağımsız olarak başka hizmetler için kullanmış olduğunu belirtse de 7/1-c anlamında yapılacak değerlendirmede markanın fiilen kullanılmak istendiği mal ve hizmetlerin değil tescil edilmek istenen başvuru kapsamındaki mal ve hizmetlerin esas alınacağı, somut olayda dava konusu markayı oluşturan ibarenin “Gayrimenkul komisyonculuğu, müşavirliği ve idaresi hizmetleri” açısından KHK 7/1-c kapsamına girdiği, zira söz konusu hizmetlerin kapsamına hem tapu hem de takas işlemlerinin girdiği, buna karşılık bu ibarenin “Finansal ve parasal hizmetler” açısından KHK 7/1-c kapsamına girmediği, zira bu işaretin ilgili hizmetlerin karakteristik bir özelliğini, vasfını, amacını, coğrafi kaynağını ya da diğer karakteristik özelliklerini hiçbir özel zihni çabaya mahal bırakmadan, derhal düşündürmediği ve akla getirmediği, davacı ile Karayolları Genel Müdürlüğü arasında imzalanan protokol çerçevesinde 08.12.2014 tarihinden itibaren başlayan ve YİDK karar tarihi olan 08.06.2016 tarihine kadar geçen süreçte gerçekleşen kullanımlar bulunduğu, bu kullanımların ise 556 sayılı KHK’nın 7/1-c hükmü gerekçe gösterilerek reddedilen hizmetler olan 36.
sınıfın 02 ve 03. alt gruplarındaki “Finansal ve parasal hizmetler. Gayrimenkul komisyonculuğu, müşavirliği ve idaresi hizmetleri” kapsamında olduğu ve 556 sayılı KHK’nın 7/son maddesi kapsamında kullanım yoluyla ayırt edici nitelik kazandığı, sunulan delillere göre markanın tanıtımına yönelik yaygın ve yoğun bir reklam kamoanyası yapıldığı, markanın ayırt ediciliğinin sağlandığı, toplumda refleks olarak hatırlandığı veya marka sahibini çağrıştırdığına dair bir izlenim yarattığı dolayısıyla KHK’nın 7/son hükmü anlamında kullanım yoluyla ayırt edicilik kazanıldığı yolundaki davacı iddiasının TPMK nezdindeki itiraz sürecinde sunulan delillerle kanıtlandığı, davacının dava konusu başvuru açısından 556 sayılı KHK’nın 7/son maddesindeki hükümden yararlanmasının mümkün olduğu, davaya konu TPMK YİDK kararının iptali koşullarının oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulü ile TPMK YİDK'in 08/06/2016 tarih 2016-M-6045 sayılı kararının iptaline karar verilmiştir.
Hükme karşı davalı vekili istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince, mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı ve dava konusu başvurunun 556 sayılı KHK’nın 7/1-a maddesi kapsamında soyut ayırt edici özelliğinin bulunduğu, başvuru kapsamından 556 sayılı KHK’nın 7/1-c maddesi gerekçe gösterilerek çıkartılan 36. sınıfın 02 ve 03. alt gruplarındaki “Finansal ve parasal hizmetler.” yönünden tanımlayıcı nitelikte olmadığı, her ne kadar “Gayrimenkul komisyonculuğu, müşavirliği ve idaresi hizmetleri.” yönünden tanımlayıcı nitelikte ise de dava konusu marka başvurusunun, mal ve hizmet listesinden çıkarılan “Finansal ve parasal hizmetler.” ile “Gayrimenkul komisyonculuğu, müşavirliği ve idaresi hizmetleri” yönünden 556 sayılı KHK’nın 7/son maddesi kapsamında kullanım yoluyla ayırt edici nitelik kazandığının, somut uyuşmazlıkta sunulan afiş, tanıtıcı broşür, internet sitesi görselleri, RTÜK'ün 01.07.2015 tarihli kararı ile yayımlanmasında kamu yararı bulunduğuna karar verilen spot reklam filmi, ulusal basında 4 günlük sürede 32 gazete, 21 internet haberi, 6 televizyon kanalında yayımlanan haberler ile kanıtlandığının mahkemece görüşüne başvurulan uzman bilirkişi raporunda da belirtildiği gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Karar davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1- Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda, aşağıda belirtilen hususlar dışında bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Dava konusu markanın başvuru kapsamındaki "Gayrimenkul komisyonculuğu, müşavirliği ve idaresi hizmetleri" yönünden tanımlayıcı olduğu sabit olup, Dairemizin emsal nitelikteki 01.04.2019 tarihli ve 2018/713-2019/2451 sayılı onama kararına konu 36,38,42 sınıf mal ve hizmetleri içeren “Tapu Takas” ibareli markanın 556 sayılı sayılı KHK’nın 7/1-(a) ve 7/1-(c ) bentleri uyarınca YİDK tarafından reddine ilişkin kararın iptali istemi ile açılan davada, “Tapu Takas” ibaresinin kullanım sonucunda tüketicilerce marka olarak algılanır hale geldiğini ispatlayan dokümanların sunulduğu iddiası kabul görmemiştir. Aynı ibareleri taşıyan bir başka marka başvurusu ile ilgili olarak varılan sonuç, işbu dava bakımından kesin hüküm teşkil etmese de her iki marka başvurusunun ve buna yönelik YİDK kararlarının tarihleri gözetildiğinde ortaya çıkan sonucun işbu davaya konu olgular bakımından davacı aleyhine kuvvetli delil teşkil edeceği muhakkak olmakla işbu davada KHK’nın 7/son maddesi uyarınca markanın kullanılmakla ayırt edici hale geldiğinin kabulü doğru olmamıştır.
Dava konusu aynı ibareleri muhtevi markanın başvuru kapsamındaki "Gayrimenkul komisyonculuğu, müşavirliği ve idaresi hizmetleri" yönünden tanımlayıcı olduğu dikkate alınarak, davanın "Gayrimenkul komisyonculuğu, müşavirliği ve idaresi hizmetleri" dışında kalan hizmetler yönünden kabulü gerekirken, başvuru konusu markanın kullanım yoluyla ayırt edicilik kazandığı gerekçesiyle tüm başvuru sınıfları yönünden kabulüne dair İlk Derece Mahkemesi kararı yerinde olmadığından davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi doğru olmayıp Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalının sair temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz isteminin kabulü ile İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULARAK KALDIRILMASINA, HMK'nın 373/1. maddesi uyarınca dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davalıya iadesine, 01/03/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/749630300 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz