Limited şirket ortağının çalışması hizmet akdine dayanmaz
İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2022/952 E. 2025/440 K. · · İlk derece: BAKIRKÖY 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Diğer / sınıflanamadıistinaf başvurusunun esastan reddiKesin
★ Emsal
Gerekçe özeti
Limited şirket ortağının, ortağı olduğu şirketteki çalışması kural olarak hizmet akdine değil vekalet akdine dayanır ve bu husus kesinleşmiş bir hizmet tespiti davası kararıyla belirlenmişse, aynı ilişkinin hizmet akdine dayandığı iddiasıyla açılan işçilik alacakları davasında bu tespit yeniden incelenemez; kesinleşmiş mahkeme kararı ile taraflar arasında işçi-işveren ilişkisi bulunmadığı sabit olduğundan işçilik alacağı talepleri reddedilir.
Ele alınan sorunlar
Davacının limited şirket ortağı olması nedeniyle taraflar arasında hizmet akdi bulunup bulunmadığı → ret
İddia: Davacı vekili, müvekkilinin davalı şirketteki ortaklığının kağıt üzerinde olduğunu, gerçekte hizmet akdine dayalı olarak çalıştığını, hisse devrinin 03/02/2000 tarihinde gerçekleştiğini, bu tarihten iş akdinin sona erdiği 15/08/2007 tarihine kadar olan dönem için en azından işçilik alacağına hükmedilmesi gerektiğini ve bu hususun ilk derece kararında gerekçelendirilmediğini ileri sürmüştür.
Gerekçe: Davacının davalı şirket ile SGK aleyhine açtığı hizmet tespiti davasında, davacının ortağı olduğu limited şirket yanından bildirimi yapılan dönemde 506 sayılı Yasa kapsamında sigortalı olmasının mümkün olmadığı gerekçesiyle dava reddedilmiş ve bu karar Yargıtay 10. HD tarafından onanarak kesinleşmiştir. Eldeki davanın ilk olarak açıldığı iş mahkemesi dosyasında da, taraflar arasında işçi-işveren ilişkisinden kaynaklı değil davacının şirket ortağı olmasından kaynaklı bir uyuşmazlık bulunduğu, bunun kesinleşen hizmet tespiti davasıyla da sabit olduğu gerekçesiyle görevsizlik kararı verilmiş, bu karara ilişkin istinaf başvurusu da kesin olarak reddedilmiştir. Bekletici mesele yapılan ve derecattan geçerek kesinleşen hizmet tespiti davasında, davacının değerlendirilmesini istediği 2000-2007 yılları arasındaki çalışmalarına ilişkin tespit talebinin de reddedildiği ve bu dönemlerde işçi-işveren ilişkisi bulunmadığının iş mahkemesi ilamıyla belirlendiği anlaşılmıştır. Kesinleşen mahkeme kararı ile belirlenen bu husus bir kez daha incelenemeyeceğinden, davacı vekilinin bu döneme ilişkin istinaf nedeni yerinde bulunmamıştır. Davacı tarafından talep edilen tüm alacak kalemleri işçilik alacağı olup, ortaklık kapsamında bir alacak talep edilmemiştir. Kesinleşmiş kararlar karşısında, taraflar arasında hizmet akdi bulunduğuna ve ödenmeyen işçilik alacaklarının mevcudiyetine yönelik istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir.
Gerekçe kaynağı: özgün
Emsal değeri
Limited şirket ortağının kendi şirketindeki çalışmasının hizmet akdine değil vekalet akdine dayandığı ve bu hususun kesinleşmiş bir hizmet tespiti davası kararıyla belirlenmiş olması halinde, aynı husus işçilik alacağı davasında yeniden incelenemeyeceğine ilişkin değerlendirmesi yönünden emsal niteliktedir.
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
limited şirket ortaklığı↗ hizmet akdi↗ vekalet akdi↗ hizmet tespiti davası↗ kesinleşmiş mahkeme kararı↗ bekletici mesele↗ işçilik alacakları↗
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO 2022/952
KARAR NO 2025/440
TÜRK MİLLETİ ADINA
İSTİNAF KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ BAKIRKÖY 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ 18/10/2021
NUMARASI 2021/754 Esas - 2021/798 Karar
DAVA
Alacak
Davanın reddine ilişkin verilen kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
DAVA
Davacı vekili,İş Mahkemesine verdiği dava dilekçesinde müvekkilinin davalıya ait iş yerinde 01/08/1996-15/08/2007 tarihleri arasında çalıştığını, en son net 1.320-TL ücret aldığını, sigorta primlerinin gerçek ücret üzerinden yatırılmadığını, iş akdinin davalı tarafından haksız feshedildiğini, bu nedenle fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 1.000-TL kıdem tazminatı, 2.500-TL ihbar tazminatı, 3.000-TL izin, 3.000-TL fazla çalışma ücreti, 500-TL hafta sonu çalışma ücreti olmak üzere toplam 10.000-TLnin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
ISLAH
Davacı vekili,talep ettikleri kıdem tazminatı alacağına 15/08/2007 tarihinden itibaren en yüksek banka mevduat faizi, diğer alacak kalemleri için de 15/08/2007 tarihinden itibaren en yüksek yasal faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
CEVAP
Davalı vekili, davanın hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, davacının en son brüt 605-TL ücret aldığını, fazla mesai yapmadığını, tatil günlerinde çalışmadığını, davacının işveren ait ürünlerin nakliyesini yaptığını, bazı müşterilere fazla tutarda fatura tanzim ederek alınması gereken tutarın 2-3 katını aldığı ve fazla tutarı zimmetine geçirdiğini, davacının bu durumu kabul ettiğini, iş akdinin bu nedenle feshedildiğini ve davacı hakkında suç duyurusunda bulunulduğunu belirterek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEME KARARI
Mahkemece, davacının işçilik alacakları isteminde bulunduğu, davacının davalı şirkette çalıştığı dönemde limited şirketi ortağı sıfatını haiz olduğu, limited şirket ortaklarının, ortağı olduğu şirketteki çalışmalarının hizmet akdine değil vekalet akdine dayandığı, davacının şirket ortağı olduğu ancak taraflar arasında 4857 sayılı İş Kanunu kapsamında bir ilişki bulunmadığından davacının davaya konu işçilik alacaklarına da hak kazanamayacağı anlaşıldığından, davanın reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili, müvekkilinin davalı şirkette 01/08/1996-15/08/2007 yılları arasında aralıksız olarak en son 1.320-TL net ücretle çalıştığını, bu çalışmanın hizmet akdine dayandığını, müvekkilinin davalı şirketteki ortaklığının tamamen kâğıt üzerinde olduğunu,yasal zorunluluklar nedeniyle, şirkette ortak gibi gösterildiğini, müvekkilinin davalı şirketteki hissedarlığının 11/06/1996 tarihli hisse devri ile başladığını, hissenin sembolik oranda olduğunu, kağıt üzerindeki ortaklığın 03/02/2000 tarihinde hisselerinin tamamının devri ile sona erdiğini, hisse devrinin 10/02/2000 tarihli TSG'de yayınlandığını; davalı tarafından 15/08/2007 tarihinde iş akdine son verildiğini; davanın ilk olarak açıldığı Bakırköy 22.
İş Mahkemesince müvekkilinin açtığı hizmet tespiti davasının bekletici mesele yapılarak kesinleşmesinin beklenildiğini, o davada hatalı olarak davanın reddine karar verildiğini ve kararın Yargıtay tarafından onanarak kesinleştiğini; ortaklığın 2000 yılında son bulduğu nazara alınarak en azından 03/02/2000-15/08/2007 tarihleri arasında işçilik alacağına hükmedilmesi gerektiğini; bu hususun kararda, gerekçelendirilmemesinin doğru olmadığını belirterek, kararın kaldırılmasına ve bilirkişi raporu aldırılarak sonucuna göre karar verilmesi için dava dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE
Dava, davacının davalı şirkette işçi olarak çalıştığından bahisle kendisine ödenmediğini iddia ettiği işçilik alacaklarının tahsili istemine ilişkindir. Davacının davalı şirket ile SGK aleyhine açtığı Bakırköy 6. İş Mahkemesi'nin 2018/429 esas, 2019/91 karar sayılı hizmet tespiti davası dosyasında,dava dilekçesinde davalı şirkette 01/08/1996-15/08/2007 tarihleri arasında kesintisiz olarak çalıştığını, 15/08/2007' tarihinde iş akdine son verildiğini,primlerinin noksan yatırıldığı gibi sürekli çalışma olmasına rağmen noksan gün bildirimleri olduğunu belirterek, davacının kesintisiz olarak çalıştığı 01/8/1996-15/08/2007 tarihleri arasındaki döneme dair noksan gün ve primlerin tespiti ile tamamlattırılmasına karar verilmesini talep ettiği;
mahkemece 28/12/2010 tarihli ilam ile davanın kısmen kabulüne ve 12/09/2017 tarihli kısmen kabulüne dair verilmiş nihai kararlar hakkında iki kere Yargıtay 10. HD tarafından bozma kararı verildiği; bu kararlar sonrasında mahkemece 26/03/2019 tarihli kararla "... Davacının 1479 sayılı Kanuna tabi sigortalılığının başladığı tarihte yürürlükte bulunan anılan Kanunun 24. maddesindeki düzenleme ile "Kanunla ve Kanunların verdiği yetkiye dayanılarak kurulu sosyal güvenlik kuruluşları kapsamı dışında kalan ve herhangi bir işverene hizmet akdi ile bağlı olmaksızın kendi adına ve hesabına bağımsız çalışanlardan; … Limited Şirketlerin Ortakları …" sigortalı sayılmışlardır. Anılan Yasanın 25. maddesi gereğince, zorunlu sigortalı kabul edilen şirket ortaklarının sigortalılıkları, şirketlerle ilgisi kalmayanların, çalışmalarına son verdikleri veya ilgilerinin kesildiği tarihten itibaren sona erer.
Kural olarak limited şirket ortakları az sayıda olmaları nedeniyle kendi işini yapan kimse konumunda oldukları için, 1479 sayılı Kanuna tabi zorunlu sigortalı sayılırlar. Başka bir deyişle bunların ortağı oldukları limited şirketteki çalışmaları, hizmet akdine değil, vekalet akdine dayalıdır ve 506 sayılı Kanun kapsamında değerlendirilemez. Bu kuralın istisnası, Limited Şirket ortağı, başka işyerlerinde hizmet akdine göre çalışmışsa, o taktirde 506 sayılı Yasa kapsamında sigortalı sayılabilir. Bu itibarla, davacının ortağı olduğu limited şirket yanından bildirimi yapılan dönemde 506 sayılı Yasa kapsamında sigortalı olmasının mümkün olmadığı..." gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karara karşı davacı tarafından temyiz yoluna başvurulması üzerine Yargıtay 10. HD'nin 2019/3852 E., 2019/7560 K. sayılı ve 17/10/2019 tarihli ilamıyla onandığı ve kesinleştiği anlaşılmıştır Eldeki davanın ilk olarak açıldığı Bakırköy 22. İş Mahkemesi'nin 2013/22 esas ve 2021/89 karar sayılı dosyasında verilen 19/10/2017 tarihli nihai kararında, taraflar arasında işçi işveren ilişkisinden kaynaklı bir uyuşmazlık değil davacının şirket ortağı olmasından kaynaklı bir uyuşmazlık bulunduğu, davacının ortağı olduğu limited şirket yanından bildirimi yapılan dönemde 506 sayılı Yasa kapsamında sigortalı olmasının mümkün olmadığının davacının açmış olduğu hizmet tespiti davası ile de sabit olması nedeniyle mahkemenin uyuşmazlığa bakmakta görevli olmadığı, uyuşmazlığın asliye ticaret mahkemesinin görevine girdiği gerekçesiyle, mahkemenin görevsizliğine karar verilmiştir.
Karara karşı davacı vekilinin istinaf başvurusu üzerine, İstanbul BAM 24. HD'nin 2021/1306 E., 2021/1319 K. sayılı ve 17/06/2021 tarihli ilamıyla istinaf başvurusunun kesin olarak reddine karar verilmiştir. Bunun üzerine eldeki davaya Bakırköy 5. ATM'de devam edilmiş ve yukarıda belirtilen gerekçeyle davanın reddine karar verilmiştir. Mahkemece bekletici mesele yapılan, derecattan geçerek kesinleşen yukarıda özetlenmiş hizmet tespit davasına ilişkin mahkeme kararında davacının değerlendirilmesini talep ettiği 2000-2007 yıllarında ki çalışmaları nedeniyle tesbit talebinde bulunduğu ve kesinleşen kararlar ile red edildiği ,bu dönemlerde işçi-işveren ilişkisi olmadığı iş mahkemesi ilamıyla belirlenmiştir.Kesinleşen mahkeme kararı ile belirlenen bu husus bir kez daha incelenemez.Bu nedenle davacı vekilinin bu döneme ilişkin istinaf nedeni yerinde bulunmamıştır.
Somut olayda davacı tarafından talep edilen tüm alacak kalemleri işçilik alacağı olup, davacı tarafça ortaklık kapsamında bir alacak talep edilmemiştir. Buna göre kesinleşmiş kararlar karşısında, davacının taraflar arasında hizmet akdi olduğu ve ödenmeyen işçilik alacaklarının bulunduğuna yönelik istinaf nedenlerinin yerinde görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle,mahkemece davanın reddine dair verilen karara önelik istinaf nedenleri yerinde olmayan davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM
Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, Alınması gereken 615,40-TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 80,70-TL harcın mahsubu ile kalan 534,70-TL harcın davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, Davacı tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK'nın 362(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 20/03/2025
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/74874 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi