Fesih sonrası verilen hizmetin bedeline hak kazanma ve ispat yükü
İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2022/1272 E. 2025/690 K. · · İlk derece: İSTANBUL 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
İtirazın iptalikaldırma ve esas hakkında yeniden hükümKesinlik belirsiz
★ Emsal
Davacının nitelemesi: Lojistik Hizmet Sözleşmesi Alacağı mahkemenin nitelemesiyle örtüşüyor
Gerekçe özeti
Süreli bir hizmet sözleşmesinin feshi geçerli hale geldikten sonra, sözleşmede ürün/stok teslim usulüne (yer, tarih, şekil) ilişkin açık düzenleme bulunmuyorsa ve karşı taraf teslim talebini belirli bir tarihe kadar dile getirmeyip sessiz kalmışsa, bu sessizlik döneminde fiili uygulamaya göre verilen hizmet sözleşmeye aykırılık oluşturmaz ve hizmeti veren taraf bu döneme ilişkin hakedişe hak kazanır. Bu hak, karşı tarafın teslim talebini açıkça ilettiği tarihten sonraki döneme ilişkin hizmetler için geçerli değildir; sonraki döneme ilişkin fesih süresinin uzadığı iddiası, yalnızca tek bir e-postaya dayanıyor ve karşı tarafça açıkça çelişkiye düşürülmüşse ispatlanmış sayılmaz. Taraf ticari defterleri arasındaki bakiye farkı, hangi faturanın hangi tarafın kayıtlarında bulunmadığı tespit edilerek ve her fatura ayrı ayrı ispat yükü çerçevesinde değerlendirilerek giderilir; defterlerde kayıtlı olmayan bir faturanın geçerliliği ancak o tarafın ayrıca delille ispatı halinde kabul edilir. Takibin haksız ve kötüniyetli olduğuna dair delil bulunmadıkça, davanın kısmen reddedilmiş olması tek başına kötüniyet tazminatı koşullarını oluşturmaz.
Ele alınan sorunlar
Fesih bildiriminden sonra Haziran ayına ilişkin verilen hizmetin bedeline hak kazanılıp kazanılmadığı → kabul
İddia: Davacı vekili, müvekkilinin sözleşmenin feshinden sonra da davalıya hizmet vermeye devam ettiğini, davalının bu hizmeti almaya devam ettiğini ve bu nedenle hakediş talep etme hakkının bulunduğunu ileri sürmüştür.
Gerekçe: Sözleşmede feshi geçerli olduktan sonra depodaki stokun teslimine ilişkin usul (yer, tarih, şekil) düzenlenmemiştir. Fesih 08/06/2018'de yürürlüğe girmiş olmakla birlikte davalı tarafından stok sayımı ve teslime dair ilk ihtarname 27/06/2018 tarihlidir. Feshin geçerli olduğu tarihten 27/06/2018 tarihine kadar davacının lojistik hizmetini sözleşme şartlarına göre yerine getirdiği davalının da kabulündedir ve davalı bu duruma karşı çıkmamıştır. Sözleşmede ürün iadesinin ne şekilde yapılacağı belirtilmediğinden ve davalı 27/06/2018 tarihine kadar sessiz kaldığından, davacının bu döneme ilişkin fiili uygulamaya göre hizmet vermesi sözleşmenin 14/c maddesine aykırılık oluşturmaz. Davacının Haziran ayına ilişkin 30/06/2018 tarihli faturası önceki dönem faturalarıyla uyumlu olduğundan bu tutar hak edilmiştir.
Gerekçe kaynağı: özgün
Fesih sonrası Temmuz ayına ilişkin hizmet bedeline hak kazanılıp kazanılmadığı → ret
İddia: Davacı vekili, davalı şirket yetkilisinin gönderdiği e-postaya dayanarak fesih sürecinin 31/07/2018 tarihine kadar uzatıldığını, bu nedenle Temmuz ayına ilişkin hizmet bedelinin de hak edildiğini ileri sürmüştür.
Gerekçe: Davalının 27/06/2018 tarihli ihtarından sonra mevcut duruma karşı çıktığı sabittir. Davacının dayandığı 12/06/2018 tarihli e-postadaki beyanlar, davalının cevap dilekçesindeki karşı beyanları ve davacı tarafça başka delil ibraz edilmemesi karşısında, fesih süresinin 31/07/2018 tarihine uzadığı sonucuna varılması mümkün değildir. Bu nedenle davacının Temmuz ayına ilişkin hakediş talebi ve buna dayalı 548.415,31-TL bedelli faturası yerinde görülmemiştir.
Gerekçe kaynağı: özgün
Tarafların ticari defter kayıtları arasındaki farkın giderilmesi ve alacak miktarının belirlenmesi → kısmi kabul
İddia: Davacı vekili, müvekkilinin defterlerinin usulüne uygun tutulduğunu ve muavin defterlerin zorunlu defter olmadığını, yevmiye defterlerinin alacağın tespiti için yeterli olduğunu ileri sürmüş; davalı vekili ise davacının defterlerinin usulüne uygun tutulmadığının tespit edildiğinden davanın tümüyle reddedilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.
Gerekçe: Taraf defterleri arasındaki fark, davacı tarafından düzenlenen 30/05/2018, 31/07/2018 tarihli (30/06/2018 tarihli faturanın iadesi üzerine düzenlenen) ve 31/07/2018 tarihli faturaların davalı defterlerinde kayıtlı olmamasından, davalı tarafından düzenlenen 29/03/2019 tarihli iade faturasının ise davacı kayıtlarında bulunmamasından kaynaklanmaktadır. Davacı, 30/05/2018 tarihli faturayı düzenlemekteki haklılığını gösteren delil sunmamıştır; Temmuz ayına ilişkin fatura da yukarıdaki tespit nedeniyle davacı lehine değerlendirilemez. Davalı da 29/03/2019 tarihli iade faturasını düzenlemekteki haklılığını gösteren delil ve iddia sunmamıştır. Buna karşılık davacı, 30/06/2018 tarihli faturanın iadesi üzerine düzenlediği 31/07/2018 tarihli faturayla ilişkilendirilen Haziran ayı hakedişini ispatlamıştır. Davalının takip tarihinden sonra düzenlediği iade faturası dışlanarak, davalı defterleriyle doğrulanan tutara Haziran dönemi hakedişi ilave edilmek suretiyle davacının davalıdan alacaklı olduğu miktar belirlenmiştir.
Gerekçe kaynağı: özgün
Davanın reddedilen kısmı için kötüniyet tazminatı koşullarının oluşup oluşmadığı → ret
İddia: Davalı vekili, davanın reddedilen kısmı için müvekkili lehine tazminata hükmedilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.
Gerekçe: İİK'nın 67. maddesi uyarınca takibin haksız ve kötüniyetli olması halinde talep varsa kötüniyet tazminatına hükmedilir. Davacının icra takibini başlatmakta kötüniyetli olduğuna dair bir delil bulunmadığından, davanın reddedilen kısmı için kötüniyet tazminatı koşulları oluşmamıştır.
Gerekçe kaynağı: özgün
Emsal değeri
Sözleşmenin feshinden sonra, teslim usulü sözleşmede düzenlenmemişken karşı tarafın teslim talebine kadar sessiz kalmasının, bu süre boyunca verilen hizmetin sözleşmeye aykırılık oluşturmayacağı ve hakedişe hak kazandıracağı yönündeki değerlendirme; ayrıca ticari defterler arasındaki farkın fatura bazında ispat yüküne göre giderilmesi yöntemi bakımından emsal niteliktedir.
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
itirazın iptali↗ ticari defter delili↗ hakediş↗ fesih ihbar süresi↗ icra inkar tazminatı↗ kötüniyet tazminatı↗ ispat yükü↗
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO 2022/1272
KARAR NO 2025/690
TÜRK MİLLETİ ADINA
İSTİNAF KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ İSTANBUL 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ 24/02/2022
NUMARASI 2019/667 Esas 2022/151 Karar
DAVA
İtirazın İptali
Davanın kısmen kabulü-reddine ilişkin kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
DAVA
Davacı vekili; taraflar arasında 02/11/2015 tarihli "Lojistik Hizmet Sözleşmesi" ile 16/01/2018 tarihli ek protokol imzalandığını, müvekkilinin davalıya ait malların depolamasının,davalının davalıdan gelen talimatlar doğrultusunda belli bir miktardan aşağı olmamak koşulu ile malları kendine ait araç ve personellerle davalının mağazalarına dağıtılmasını üstlendiğini,ay sonunda müvekkilinin hak edişini ödeneceğinin kararlaştırıldığını, davalının 16/01/2018 tarihli ek protokole istinaden Beyoğlu ... Noterliğinin 08/03/2018 tarih ve ... yev numaralı ihtarı ile 08/06/2016 tarihinden geçerli olmak üzere sözleşmenin feshedildiğini ihtar ettiğini, ancak müvekkilinin davalıya gönderdiği ihtarlarında belirtildiği üzere işin hacmi dikkate alındığında bu süre içerisinde sözleşmenin tasfiye edilmesinin mümkün olmadığını, müvekkilinin fesih ihbarından sonra davalıya hizmet vermeye devam ettiğini, davalının sonradan gönderdiği ihtarlarla malların teslimini istemiş ise de teslimin kime ve ne zaman ne şekilde yapılacağı hususunda bilgi vermediğini, müvekkilinin davalıya sözleşmenin feshinden sonra da verdiği hizmet kapsamında yapılan işlerin bedeli olarak 625.609,24-TL bedelli 30/06/2018 tarihli faturayı düzenlediğini, ancak davalının faturayı iade ettiğini, malların sevki konusunda her gün davalı tarafından müvekkiline e-postalar gönderildiğini, davalı şirket yöneticilerinden ...'ın "....ben zaten 8 haziran olan ihbar tarihimizden 31 temmuza esneterek önemli bir adım attığımı düşünüyorum" şeklinde e-posta gönderdiğini, diğer aya ilişkin hizmetlerin sözleşme şartlarında yerine getirilmesi nedeniyle müvekkili şirket tarafından 24/07/2018 tarih 625.609,24-TL'lik e-faturanın davalıya gönderildiğini, ancak davalının faturayı iade ettiğini, müvekkilinin sözleşme kapsamında dağıtıma devam ettiğini, nihayet davalı tarafın İstanbul 8 ATMnin 2018/774 D.iş sayılı dosyasında verilen tedbir kararı ile malları depodan aldığını, uzayan bu süre boyunca müvekkili şirketin üzerine düşen tüm yükümlülükleri yerine getirdiğini belirterek davalının itirazının iptaline, alacağın %40'ından aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkumiyetine karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili; davacının müvekkili şirkete ait "..."markalı çocuk tekstil ürünlerinin davacıya ait "... Mah. ... Sk. No:... Kıraç Esenyurt" adresinde bulunan depoda depolanması, müvekkilinin talepleri doğrultusunda ürünlerin müvekkiline ait mağazalara sevk edilmesi gibi lojistik hizmetleri üstlenmeyi taahhüt ettiğini, bu kapsamda müvekkili şirkete ait ürünlerin davacı firmaya ait depoya teslim edildiğini, müvekkili şirketin talep ve talimatları doğrultusunda müvekkili şirketin mağazalarına sevkiyatlar yapıldığını, taraflar arasında imzalanan sözleşme 3 yıllık süreli olmakla beraber yine taraflar arasında imzalanan 16/01/2018 tarihli "Ek Protokol" hükümleri gereğince müvekkili şirketin 3 ay önceden yazılı bildirimde bulunarak sözleşmeyi feshetme hakkına sahip olduğunu, müvekkilinin buna uygun olarak 08/03/2018 tarihli ihtarla 3 aylık feshi ihbar süresi 08/06/2018 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere sözleşmeyi feshettiğini, 3 aylık süre içerisinde davacının tüm yükümlülüklerinin devam ettiğini, 08/06/2018 tarihi itibariyle müvekkili şirket yetkilileri ile birlikte mevcut stok durumunun tutanakla tespit edilerek stoklarda bulunan tüm ürünlerin müvekkili şirkete eksiksiz olarak teslim edilmesi gerektiğini, ancak davacının müvekkilinin fesih bildirimini yok saydığını, davacının fesih bildirimine cevaben gönderdiği ihtarnamede sözleşmenin yürürlükte olduğu dönemde müvekkili mağazalarına günlük belirli miktarda ürün sevkinin gerçekleşmesine yönelik düzenlenen anahtar performans kriterlerinde yer alan miktarda ürün sevkine devam edeceğinin, bu şekilde depoda bulunan ürünlerin tamamının sevk edilmesinin 10-11 ay süreceğinin ve 2019 yılı şubat ayında ancak tamamlanabileceğinin belirtildiğini, davacı firmanın feshi ihbar yokmuş gibi günlük sınırlı sayıda ürün sevkine devam ederek ürünlerin tamamını teslimden kaçındığını, sözleşme hükümlerine göre temerrüde düştüğü halde feshin gerçekleştiği 08/06/2018 tarihinden sonraki dönemde sözleşme konusu ürünleri zorla elinde tuttuğunu, adeta ürünleri rehin alarak müvekkilini hizmet almaya zorladığını ve hizmet bedeli faturaları düzenlemeye devam ettiğini, davacının düzenlediği faturaların iade edildiğini, davacının ödemelerin yapılmaması halinde malların satılacağı hususunda müvekkilinin tehdit edildiğini, davacının müvekkili şirkete ait ürünleri 08/06/2018 tarihinde ve tek seferde teslim etmemesi nedeniyle müvekkili şirkete ait mağazalara ürün sevkinde sorunlar yaşandığını, davacı firmanın bu zorbalık ve tehditleri karşısında İstanbul 8.
ATM'nin 2018/774 D.iş sayılı dosyasında verilen "ihtiyati tedbir kararı" ile davacı şirket deposunda bulunan "..." etiketli ürünlerin yediemin sıfatıyla müvekkili şirkete iade edildiğini, bu ürünlerin davacı tarafça zamanında teslim edilmemesinden dolayı müvekkili şirketin kar kaybından kaynaklanan zararlarının tazmini için İstanbul 9. ATM'nin 2018/758 esas sayılı davasının devam ettiğini, konunun sulhen çözümlenmesi için yapılan görüşmelerde tüm ürünlerin eksiksiz ve stok sayımı yapılarak 31/07/2018 tarihinde müvekkili şirkete teslim edilmesi kaydı şartı ile müvekkili şirketin 08/06/2018 tarihinden 15/07/2018 tarihine kadar 1 aylık fazladan bir süre için hizmet bedeli ödeyebileceği gündeme gelmiş ise de davacının kötü niyetini aynen devam ettirerek bu protokolüde imzalamaktan imtina ettiğini, görüşmeler esnasında kabul edilen protokole göre davacının 31/07/2018 tarihinde teslimi kabul ettiğini belirterek davanın reddine, alacağın % 20'sinden az olmamak üzere tazminata hükmedilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEME KARARI
Mahkemece; davalının sözleşmeyi feshetmesine ve akdi ilişkinin 08/06/2018 tarihi itibariyle sonlandırmasına rağmen 3 aylık fesih bildirimi boyunca davalıya hizmet vermeye devam etmesi gerekli olduğundan ve davacının da bu hizmeti verdiği anlaşıldığından, fesih bildirim süresi sonuna kadar verilen hizmetin bedelini davalıdan talep etme hakkı bulunduğu, bu kapsamda yapılan mali incelemeye göre; davacıdan 2018-2019 yıllarına ait ticari defter ve belgelerini usulüne uygun ihtara rağmen yasal süre içinde ibraz etmediği, bunun yerine sadece 2018 ve 2019 yılları envanter defter tasdik bilgileri ve ilgili dönem cari hesap ekstresini sunduğu, sunulan cari hesap ekstresiyle sınırlı olmak kaydıyla davacı şirketi ticari defterlerinde davalı ile aralarındaki ticari ilişkiye ait muhasebe hareketlerinin 120.01.138 numaralı alıcılar hesabında takip edildiği, davacı yan tarafından düzenlenen faturaların bu hesapda kayıtlı olduğu, hesabın 29.01.2019 takip tarihli bakiyesine göre davacının davalıdan 1.828.513,18-TL alacaklı olduğu, bununla birlikte davacı yan tarafından inceleme kapsamında talep edilen diğer defter ve belgeler sunulmadığından, alacak tutarının ticari defter kayıtları ile doğrulanmasının mümkün olmadığı, davacı yanın kendi ticari defter ve belgelerine nazaran takibe konu ettiği tutar kadar alacaklı olduğunu kanıtlayamadığı, davalının ise kendi ticari defter kayıtlarına göre 29.01.2019 takip tarihi itibariyle davacıya 562.454,81- TL borçlu olduğunun tespit edildiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davalının İstanbul ...
İcra Dairesi'nin ... sayılı takip dosyasına yaptığı itirazın kısmen iptali ile, takibin 562.454,81-TL asıl alacağa takip tarihinden itibaren reeskont faizi işletilmek suretiyle devamına, fazla istemin reddine,asıl alacağın %20'si oranında hesaplanan icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
1-Davacı vekili; muavin defterlerinin tutulması zorunlu defter olmadığını, müvekkilinin defterlerini ibraz etmesine ve defterlerin kanuna uygun tutulmasına rağmen delil olarak değerlendirilmemesinin hatalı olduğunu, muavin defterlerinin uyuşmazlığa hiç bir etkisi bulunmadığını, cari hesapta alacağın tespit edilebilmesi için yevmiye defterlerinin yeterli olduğunu, bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere sözleşmenin sona ermesinden sonra da müvekkilinin depolama ve lojistik hizmeti vermeye devam ettiğini, sözleşmenin feshinden sonra da davalının hizmet almak için talepte bulunduğunu, bu hususta e-postalar gönderdiğini, müvekkilinin tacir olması nedeniyle yaptığı iş karşılığında ücret talep etmesinin en doğal hakkı olduğunu, mahkemece bu hususların dikkate alınmadığını, davalının e-posta üzerinden müvekkile bildirdiği iş emirlerinin ifa önerisi olarak kabul edilmesi gerektiğini belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
2- Davalı vekili; davacının sözleşmenin feshi sürecini engellemek istediğini, sözleşmenin müvekkili tarafından hukuka uygun bir şekilde feshedildiği halde müvekkilinden hizmet bedeli kaynaklı faturalara dayalı olarak cari hesap borcu atfedilmesinin hukuka uygun olmadığını, ayrıca davanın reddedilen kısmı için müvekkili lehine tazminata hükmedilmesi gerektiğini, bilirkişi raporlarında davacının deposunda bulunan müvekkiline ait ürünlerin ne kadar sürede tahliye edilebileceğine ilişkin bir değerlendirme bulunmadığını, bu haksız işlemlere ilişkin olarak müvekkilinin düzenlediği iade faturasındaki haklılığın tartışılmadığını, davacının fesih bildiriminden sonra sevkiyat ve tahliye hacmini kötüniyetli olarak düşürdüğünü, müvekkilinin düzenlediği iade faturaları dikkate alınmadan müvekkilinin borçlu çıkarılmasının doğru olmadığını, davacının defterlerinin usulüne uygun tutulmadığı tespit edildiğinden davanın tümüyle reddine karar verilmesi gerektiğini belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
GEREKÇE
Dava, lojistik-depolama hizmet sözleşmesinden kaynaklanan bakiye alacağın tahsili için başlatılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir. Davacı vekili; müvekkili ile davalı arasındaki lojistik hizmet sözleşmesinin 08/06/2018 tarihinden geçerli olmak üzere davalı tarafından 08/03/2018 tarihinde feshedildiğini, müvekkili tarafından davalıya sözleşmenin feshinden sonra da hizmet verilmeye devam edildiğini, ancak davalının 1.828.513,18-TL borcunu ödemediğini ileri sürmekte; davalı vekili, davacının feshin gerçekleştiği 08/06/2018 tarihinden sonraki dönemde sözleşme konusu ürünleri zorla elinde tuttuğunu, adeta ürünleri rehin alarak müvekkilini hizmet almaya zorladığını ve hizmet bedeli faturaları düzenlemeye devam ettiğini, davacının düzenlediği faturaların iade edildiğini belirterek davanın reddini savunmaktadır.
Taraflar arasındaki 02/11/2015 tarihli sözleşme ile davacının kendisine ait ana depoda davalıya ait malların depolamasını, muhafaza edilmesini, davalının talimatları doğrultusunda kendisine ait araçlarla davalının mağazalarına taşımayı üstlendiği, sözleşmenin 16/01/2018 tarihli ek protokolle revize edildiği, sonrasında 08/03/2018 tarihli ihtarla davalı tarafından 08/06/2018 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere feshedildiği hususları ihtilaf dışı olup; uyuşmazlık, davacının davalıya sözleşmenin feshedildiği 08/06/2018 tarihinden sonra da lojistik hizmeti verip vermediği, hakedişe hak kazanıp kazanmadığı, davalıdan bakiye alacağının bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır. Taraflar arasındaki sözleşmenin 08/06/2018 tarihinden geçerli olmak üzere feshi sözleşmeye aykırı olmamakla birlikte feshin geçerli olduğu 08/06/2018 tarihinden sonra davacı davalıya hizmet vermeye devam ettiğinden bahisle Haziran ayına ilişkin 30/06/2018 tarihli 625.609,24-TL bedelli, Temmuz ayına ilişkin 31/07/2018 tarihli 548.415,31-TL bedelli faturaları düzenlemiş olup, bahsi geçen faturalara davalı tarafından karşı çıkılmıştır.
Sözleşmenin 14/c maddesinde yer alan düzenlemede, sözleşmenin herhangi bir sebeple feshi halinde depodaki stok durumunun her iki tarafın yetkililerince bir tutanak ile tespit edileceği ve davalının, stokta tespit edilmiş malları davacıya eksiksiz teslim etmekle yükümlü olduğu kabul edilmiştir. Ancak sözleşmede teslimin nerede, hangi tarihte ve ne şekilde yapılacağı düzenlenmediği gibi 08/06/2018 tarihi itibariyle tarafların bir araya gelerek stok sayım ve teslim işlemi yapılmadığı açıktır. Aksine davalının feshinin 08/06/2018 tarihinde yürürlüğe girdiği halde davalı tarafından davacıda bulunan ürünlerin, stok sayımı yapılarak teslimine dair ilk ihtarname 27/06/2018 tarihlidir. Gerek fesih ihbarından sonra, gerekse feshin geçerli olduğu 08/06/2018 tarihinden sonra davacının lojistik hizmetini sözleşmedeki şartlara göre yerine getirildiği davalının da kabulünde olup davalı tarafından bu duruma 27/06/2018 tarihine kadar karşı çıkılmamıştır.
Sözleşmenin sona ermesi halinde ürün iadesinin ne şekilde yapılacağı hususunda açıklık bulunmadığından, yine davalı 27/06/2018 tarihli ihtara kadar sessiz kaldığından davalının ürün teslimini sözleşme ve taraflar arasındaki fiili uygulamaya göre yapmasında sözleşmenin 14c maddesine aykırılık bulunmamaktadır. Davacının Haziran ayına ilişkin düzenlediği 30/06/2018 tarihli faturanın önceki dönemlerde düzenlenen faturalarla uyumlu olduğu da dikkate alındığında davalının Haziran ayına ilişkin faturada belirtilen tutarı hak ettiğini kabulü gerekir. Davalının 27/06/2018 tarihli ihtarından sonra ise mevcut duruma karşı çıkıldığından davacının elinde kalan mallar yönünden taraflar arasındaki hukuki ilişkinin davalıya teslimle ya da tevdi mahalli tayini yoluyla tasfiyesi gerekir.
Her ne kadar davacı, sürecin 31/07/2018 tarihine kadar esnetildiğine dair beyanları ihtiva eden davalı şirket yetkilisinin 12/06/2018 tarihli e-postasına dayanmakta ise de davalının bu hususta cevap dilekçesindeki beyanları dikkate alındığında, davacı tarafça başka bir delil de ibraz edilmediğinden bahsi geçen e-postadan fesih süresinin 31/07/2018 tarihine uzadığı sonucuna varılması mümkün olmadığından davacının Temmuz ayına ilişkin hakediş talebi yerinde görülmemiştir. Tarafların ticari defterlerinin incelenmesinde davacının defterlerine göre davacının davalıdan 1.828.513,18-TL alacaklı olduğu, davalının ticari defterlerine göre ise davalının davacıdan 54.617,93-TL alacaklı olduğu, tarafların defterleri arasındaki farklılığın ise davacı tarafından düzenlenen 30/05/2018 tarihli 92.033,33-TL bedelli, 31/07/2018 tarihli 625.609,24-TL tutarlı (30/06/2018 tarihli faturanın davalı tarafından iadesi üzerine düzenlenen) ve 31/07/2018 tarihli 548.415,31-TL bedelli faturaların davalının defterlerinde kayıtlı olmamasından, davalı tarafından düzenlenen 29/03/2019 tarihli 617.072,74-TL iade faturasının davacının kayıtlarında olmamasından kaynaklandığı tespit edilmiştir.
Buna göre değerlendirme yapıldığında, davacının 30/05/2018 tarihli 92.033,33-TL bedelli faturayı düzenlemekte haklılığını gösteren bir delil gösterilmemiştir.Yine yukarıda belirtildiği üzere davacının Temmuz ayına ilişkin hizmet bedeline hak kazanamadığından 31/07/2018 tarihli 548.415,31-TL bedelli faturanın davacı lehine değerlendirilmesi mümkün değildir.Davalı ise 29/03/2019 tarihli 617.072,74-TL tutarlı iade faturasını düzenlemekteki haklılığını ortaya koyan bir iddia ve delil sunmamıştır. Davacının ihtilaf konusu faturalardan 31/07/2018 tarihli 625.609,24-TL tutarlı (30/06/2018 tarihli faturanın davalı tarafından iadesi üzerine düzenlenen) hakedişi ispatladığından davacının alacağı hesaplanırken bu miktarın da ilave edilmesi gerekmektedir.
Buna göre değerlendirme yapıldığında, davalının takip tarihinden sonra düzenlediği 29/03/2019 tarihli 617.072,74-TL tutarlı faturanın dışlanması sonucunda davalının defterleri ile doğrulanan 562.454,81-TL alacağa Haziran dönemi hakedişine ilişkin 31/07/2018 tarihli faturada belirtilen 625.609,24-TL alacağın da ilavesiyle davacının davalıdan 1.188.064,05-TL alacaklı olduğu anlaşıldığından davalının itirazının bu miktar üzerinden iptaline karar verilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.İİK'nın 67. maddesinde takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklının istem varsa kötüniyet tazminatına hükmedileceği düzenlenmiştir. Davacının icra takibini başlatmakta kötüniyetli olduğuna dair bir delil bulunmadığından davanın reddedilen kısmı için kötüniyet tazminatı koşulları oluşmamıştır.
Açıklanan nedenlerle; davacının davalıdan 1.188.064,05-TL alacaklı olduğundan davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, kararın kaldırılmasına, yapılan hata nedeniyle yeniden yargılama yapılmasına gerek bulunmadığından davanın kısmen kabulüne, davalının itirazının kısmen iptali ile takibin 1.188.064,05-TL asıl alacağa takip tarihinden itibaren reeskont faizi işletilmek suretiyle devamına, fazla istemin reddine, alacağın %20'si oranında hesaplanan 237.612,81-TL icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline, şartları oluşmadığından kötüniyet tazminatı talebinin reddine, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM
Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK.'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, Davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne; İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 24/02/2022 Tarih 2019/667 Esas 2022/151 Karar sayılı kararının HMK.'nın 353(1)b-2 gereği KALDIRILMASINA;"Davanın kısmen kabulü ile, davalının İstanbul 33. İcra Dairesi'nin ... esas sayılı takip dosyasına yaptığı itirazın 1.188.064,05-TL asıl alacak bakımından kısmen iptaline takibin 1.188.064,05-TL asıl alacağa takip tarihinden itibaren reeskont faizi işletilmek suretiyle devamına, fazla istemin reddine, Alacağın %20 si oranda hesaplanan 237.612,81-TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Şartları oluşmadığından davalının kötüniyet tazminatı talebinin reddine "İlk Derece yargılamasına ilişkin olarak;
"Alınması gereken 81.156,65-TL karar harcından davacı tarafından mahkeme veznesine yatırılan 22.083,87-TL ile icra veznesine yatırılan 9.142,57-TL olmak üzere toplam 31.226,44-TL harcın mahsubu ile kalan 49.930,21-TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, Davacı tarafından yatırılan 31.270,84-TL peşin harçların davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Davacı tarafından yapılan 4.200-TL bilirkişi ücreti ve 134-TL posta masrafı olmak üzere toplam 4.334-TL yargı giderinin davanın kabulü oranında hesaplanan 2.815-TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, kalanın davacı üzerinde bırakılmasına, Davalı tarafından yapılan 500-TL bilirkişi ücretinden ibaret yargı giderinin davanın reddi oranında hesaplanan 175-TL'sinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, kalanın davalı üzerinde bırakılmasına, Davacı lehine taktir olunan 178.328,97-TLnispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Davanın reddolunan kısmı üzerinden davalı lehine taktir olunan 100.067,37-TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,680-TL arabuluculuk ücretinin davanın kabul ve ret oranı gözönünde bulundurularak 238-TL'sinin davacıdan, 442-TL'sinin davalıdan alınarak Hazine'ye ödenmesine" Yatırılan 80,70-TL peşin istinaf karar harcının karar kesinleştiğinde istek halinde davacıya iadesine, Alınması gereken 38.421,28-TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 9.605,32-TL harcın mahsubu ile kalan 28.815,96-TL harcın davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, Davacı tarafından yapılan 90,10-TL istinaf yargı giderinin davanın kabulü oranında hesaplanan 60-TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, kalanın davacı üzerinde bırakılmasına, Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine, HMK 'nun 361/1.
maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi. 29/04/2025
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/74509 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi