Sahte banka görevlisi dolandırıcılığında bankanın sorumluluğu
İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2022/1064 E. 2025/681 K. · · İlk derece: İSTANBUL ANADOLU 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Tazminatistinaf başvurusunun esastan reddiKesin
★ Emsal
Davacının nitelemesi: Banka hesabından yetkisiz EFT işlemi nedeniyle zarar ≠ mahkeme dalı · davacı çerçevesi: Banka / kredi / finans
Gerekçe özeti
Bankalar, bankacılık hizmet sözleşmesinden kaynaklanan ağırlaştırılmış özen yükümlülüğü nedeniyle hafif kusurlarından dahi sorumludur; ancak müşterinin banka sistemine kayıtlı telefonuna gönderilen ve kimseyle paylaşılmaması gereken SMS onay şifresinin, kendisini banka görevlisi olarak tanıtan bir dolandırıcının yönlendirmesiyle müşteri (veya onun çalışanı) tarafından bilerek girilmesi suretiyle gerçekleşen yetkisiz para transferlerinde, bankanın işlem güvenliği açısından kusurlu bir davranışı ispatlanamadıkça, müşterinin/çalışanının bu ağır kusuru zararla banka arasındaki illiyet bağını keser ve banka sorumlu tutulamaz.
Ele alınan sorunlar
Bankanın objektif özen borcu ve hafif kusurdan sorumluluğu ilkesi → tartışılmadı
Gerekçe: Bankalar, özel yasa ile kurulan ve topladıkları mevduatı sahteciliklere karşı özenle korumak zorunda olan güven kurumlarıdır; bu nedenle sorumlulukları özel güven sebebiyle ağırlaştırılmıştır. Bankacılık hizmetleri sözleşmeleri vekalet benzeri isimsiz sözleşme ya da vekalet sözleşmesi niteliğinde olup, TBK 506/2 gereği banka, müşterinin haklı menfaatlerini sadakat ve özenle gözetmekle yükümlüdür. Devletten aldığı imtiyazla hizmet veren banka, ortalama bir vekilden daha yüksek özen göstermek zorunda olup hafif kusurundan dahi sorumludur. Banka, ancak özen borcunu ihlal eden kusurlu bir fiilinin bulunmadığını ispat ederek sorumluluktan kurtulabilir.
Gerekçe kaynağı: özgün
Müşterinin çalışanına gönderilen SMS şifresinin dolandırıcıya tuşlanması sonucu gerçekleşen EFT'de illiyet bağının kesilip kesilmediği → ret
İddia: Davacı vekili, dolandırıcıların müşteri bilgilerini ve şifreleri temin etmesinin bankanın güvenlik zafiyetinden kaynaklandığını, bankanın basiretli bir tacir olarak bu bilgileri korumak zorunda olduğunu, hafif kusurundan dahi sorumlu olacağını, bilirkişi raporunda da bankanın kusurlu bulunduğunu, müvekkilinin şifreyi tuşlamasının illiyet bağını kesmeyeceğini ileri sürerek davanın kabulünü talep etmiştir.
Gerekçe: Para transferi işlemi, kendisini banka görevlisi olarak tanıtan dolandırıcının yönlendirmesiyle, davacının çalışanı ve yeğeninin banka sisteminde kayıtlı telefonuna gönderilen SMS şifrelerinin bu kişi tarafından girilmesi suretiyle gerçekleştirilmiştir; bu husus davacının kendi kabulündedir. Kişisel bilgilerin ele geçirilmesinde truva yazılımları, keylogger, sahte site, sahte e-posta gibi birçok yöntem kullanılması mümkün olup, bu bilgileri koruma yükümlülüğü davacıya aittir. Dava konusu transfer tamamen davacının banka sistemine kayıtlı telefonuna gönderilen şifrelerin davacının yeğeni tarafından dolandırıcıya girilmesi suretiyle gerçekleştirildiğinden, zararın oluşumunda bankanın özen yükümlülüğünü yerine getirmediğinden söz edilemez. Davalı banka çalışanlarının görevlerinin gerektirdiği özen ve dikkati gösterdikleri, kasıt veya ihmal şeklinde kusurlarının bulunmadığı anlaşıldığından, bankaya hafif kusur dahi izafe edilmesi mümkün değildir; davacının çalışanının ağır kusuru, zararın oluşumunda bankanın özen sorumluluğundaki illiyet bağını kesecek ağırlıktadır.
Gerekçe kaynağı: özgün
Emsal değeri
Kararın, bankanın SMS onay şifresini koruma konusundaki güvenlik sisteminde kusuru bulunmadığı halde, müşterinin (veya çalışanının) bu şifreyi dolandırıcıya bilerek tuşlaması nedeniyle oluşan zarardan bankanın sorumlu tutulamayacağına ve müşteri kusurunun illiyet bağını keseceğine ilişkin tespiti, benzer sosyal mühendislik / vishing dolandırıcılığı yoluyla gerçekleştirilen yetkisiz EFT davalarında bölgesel ikna edici emsal niteliği taşımaktadır.
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
bankanın objektif özen borcu↗ hafif kusurdan sorumluluk↗ vekalet benzeri sözleşme↗ illiyet bağının kesilmesi↗ sosyal mühendislik / dolandırıcılık↗ SMS onay kodu↗ müşterinin kusuru↗
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO 2022/1064
KARAR NO 2025/681
TÜRK MİLLETİ ADINA
İSTİNAF KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ İSTANBUL ANADOLU 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ 02/02/2022
NUMARASI 2018/364 Esas 2022/55 Karar
DAVA
Tazminat
Davanın reddine ilişkin kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
DAVA
Davacı vekili; davacının 18.12.2017 tarihinde sabaha karşı 02.30'da ... Bankasından aranarak kredi kartından 12,97-TL işlem denemesi yapılmak istendiği belirtilerek bu işlemin davacı tarafından yapılıp yapılmadığının sorulduğunu, davacının "hayır” cevabı akabinde bu kartın banka tarafından internet alışverişine kapatıldığının belirtildiğini, böylece davacının banka hesaplarına siber saldırının 18.12.2017 tarihinde başladığını, akabinde 04.01.2018 tarihinde davacının yanında muhasebe müdürü olarak çalışan yeğeni ...'ya ait telefonun ... numaralı telefondan arandığını, ...'nın ... Bankası'ndaki şahsi hesabından 7.000-TL'lik EFT gerçekleştirilmek istendiği belirtilerek bu durumu onaylayıp onaylamadığının sorulduğunu, ...'nın ise onaylamadığını söylediğini, arayan kişinin işlemi iptal ettiğini, ayrıca ...'nın adına kayıtlı GSM numarasından davacı adına kurumsal internet bankacılığının da kullanıldığını ve intemet bankacılığı kullanılan davacının hesaplarına da siber saldırı gerçekleştiğini, şüpheli EFT'ler olduğunu söylediğini, ...'dan onay isteyerek şüpheli işlemleri iptal etmek adına ...'yı hatta beklettiğini, telefon görüşmesi devam ederken arayan numaranın muhasebe departmanında çalışanlarca geri anarak ...
Bankası otomatik telesekreteri çıkması ile görüşülen numaranın bu bankaya ait olduğundan emin olunduğunu, bunun akabinde siber saldırı mağduriyetini önlemek adına davacının hesabının bulunduğu tüm bankaların hesapların dondurulması için muhasebe departmanı çalışanlarınca arandığını, bekletmeden sonra telefon görüşmesindeki dolandırıcının bazı şüpheli EFT işlemlerinin kimlere ve ne kadar meblağda yapıldığını, hepsi için iptal şifresi göndereceğini söylediğini, ...'nın telefonuna ... Bankası'ndan onay mesajları gelmeye devam ederken, kendini ... olarak tanıtan dolandırıcının şifreleri benimle paylaşmadan telefona tuşlayın diyerek güvenirliğini tekrar sağladığını, yaklaşık 1 saat süren tüm telefon görüşmeleri süreci sonunda ...
ve diğer bankalardaki hesaplar dondurulduğunu, ancak yapılan işlemler neticesinde müvekkilinin ... Bankasındaki hesabından ... adına kayıtlı ... hesabına 19.000-TL EFT'nin müvekkilinin rızası dışında yapıldığını, dolandırıcıların davacının müşteri numarasını, kullanıcı kodunu, şifresini temin etmesinin, davacının hesaplarına girip bu işlemleri yapmasının bankaların güvenlik zafiyetinden kaynaklandığını, ismini ve mernis numarasını paylaştıktan sonra şifreleri kesinlikle paylaşmaması gerektiğini, sadece tuşlayarak işlem yapması gerektiğini ...'ya bildiren dolandırıcının güven sağladığını, tüm bu yaşananların akabinde davalı bankaya yazılı olarak şikayette bulunulduğunu, ancak davalının müvekkilinin mağduriyetini gidermediğini, bankaların objektif özen borcu altında olup hafif kusurlarından dahi sorumlu olduklarını ve bu nedenle davalı bankanın davacının zararından sorumlu olduğunu belirterek, 19.000-TL'nin 04.01.2018 tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili; her ne kadar dava dilekçesinde sadece ... Bankası olduğunu dolandırıcılarla yapılan konuşmalara yer verilerek müvekkili ile hiçbir görüşme yapılmamış gibi gösterilmeye çalışılmışsa da, davacının 04.01.2018 tarihinde rutin güvenlik kontrolleri kapsamında hesabından yapılan işleme ilişkin teyit amacıyla müvekkili bankanın ilgili bölümünce arandığını, davacı müşterinin şüpheli şahıslar tarafından bahsi geçen yöntemler ve senaryolar kullanılarak aranmış olduğu ve müşterinin bilgi paylaşımında bulunması sonucunda, hesabından bilgisi dışında işlemler yapıldığının anlaşıldığını, belirtilen tarihte davacının hesabından internet şubesi aracılığıyla 46.104.61.127 numaralı IP kullanılarak saat 15.52'de davacı hesabından diğer hesabına aktarım, 15.53'te ...
müşterisi ...'a 19.000-TL EFT ve 15.56'da davacının döviz hesabından döviz satışı işlemlerinin yapıldığını, söz konusu işlemlerin yapılabilmesi için internet şubesine davacının müşteri numarası, şifresi ve müşteri numarası altında kayıtlı cep telefonuna gönderilen mobil onay kodu kullanılarak giriş yapıldığını, davacının banka sisteminde kayıtlı olan ... numaralı telefonuna 04.01.2018 tarihindeki davaya konu işlemleri esnasında SMS ve mobil onay kodu gönderildiğini, şikayete konu işlemlerin davacı tarafından özenle saklanması ve paylaşılmaması gereken mobil onay kodları kullanılarak gerçekleştiği saptanmış olduğundan, bu işlemlerin kural olarak müşteri tarafından gerçekleştirildiğinin kabul edildiğini, bu şekilde oluşan mağduriyetlerde sorumluluğun tamamen müşteride olduğunu, banka adlarının ve kurumsal telefon numaralarının kullanılmasının, inandırıcılığı artırıcı unsuru göz önünde bulundurularak ve müşterilere bankadan arama yapılıyormuş izlenimi vermek amacıyla, bankalara ait numaraların arayan numaranın değiştirilmesi yöntemiyle kullanılarak dolandırıcılık maksatlı aramalar yapıldığı hususunun, tüm bankacılık sektörünün bilgisi dahilinde olduğunu, müvekkili banka nezdindeki işlemlerin yapılabilmesi için gönderilen mesajların, müvekkili bankanın adı ile gönderilmekte olduğunu ve sadece bu hususun dahi, bilgilerinin paylaşılmaması için fark edilebilir bir unsur olduğunu, kaldı ki gönderilen mesaj içeriklerinde "Bankamız çalışanı dahil kimseyle paylaşmayınız." uyarısı bulunan mobil onay kodlarının gönderilmiş olduğunu ve işlemlerin bu kodların girilmesi sonucu gerçekleşebildiğini, davacının da dilekçesinde ...
Bankasından arandığına güvenerek bilgi paylaşımı yaptığını kabul ettiğini, bu durumun davacının kendisinin özen yükümüne aykırı hareket ettiğini gösterdiğini, müvekkilinin internet ve mobil bankacılığı sistemine yukarıda belirtilen ve sadece müşterinin kendisinin bilebileceği bu bilgilere haiz olmayan bir kişinin giriş yapmasının mümkün olmadığını, bu nedenle müvekkiline kusur atfedilmesinin mümkün olmadığını belirterek, davanın reddini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece; davacının muhasebe müdürü olan ...'ya ait olan ... numaralı telefona, ... Ltd. Şti. ünvanlı firma adına kayıtlı 0850 432 16 99 numaralı telefondan ulaşıldığı, kendilerini ... Bankası çalışanı ...olarak tanıtan kişinin, davacının hesaplarında şüpheli işlemler olduğunu, şüpheli işlemleri iptal etmek istediğini ve şüpheli işlemlerin iptali için gelen şifreleri telefona tuşlaması gerektiğini söylediği, bu şekilde davacının davalı bankadaki hesabından ... isimli şahsın ... nezdindeki hesabına 19.000-TL EFT işlemi yapıldığı, her ne kadar bilirkişi raporunda davalı bankanın gerekli güvenlik tedbirlerini tam olarak almaması sebebiyle kusurlu olduğu belirlenmiş ise de; davacının yeğeni tarafından kullanılan telefonun soruşturma aşamasında belirlendiği üzere ...
numaranın ... Proje ünvanlı firma adına kayıtlı olup davalı bankaya ait olmadığı, arayan şahsın davalı banka çalışanı olmadığı, davacının kabulünde de olduğu üzere arayanların kendilerini ... Bankası çalışanı olarak tanıttığı, EFT'nin davacının ... Bankası hesabından yapıldığı, davacının ... Bankası nezdinde bulunan hesabı üzerindeki şüpheli hareketlerin iptal işlemlerinin ... Bankası tarafından yapılmasının hayatın olağan akışına uygun düşmediği, gönderilen şifrenin kimse ile paylaşılmaması gerekirken, işlemin gelen şifrenin girilmesi suretiyle gerçekleştirildiği, davacının gönderilen şifrenin gizli kalması için gerekli dikkat ve özeni göstermesi gerekirken, şifrenin girilmek suretiyle eylemin gerçekleştiği, 3.
şahısların eylemi sebebiyle davalının sorumluluğuna ilişkin nedensellik bağının kesildiği ve bu nedenle davalının sorumluluğundan bahsedilemeyeceği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF NEDENLERİ
Davacı vekili; dolandırıcıların müvekkilinin müşteri numarası, kullanıcı kodu ve şifresini temin etmesinin tamamen davalı bankanın güvenlik zafiyetinden kaynaklandığını, bankanın bu bilgileri objektif özen borcu gereği korumak zorunda olduğunu, bilgilerini paylaştıktan sonra şifreleri kesinlikle paylaşmayarak sadece tuşlaması gerektiğini bildiren dolandırıcının güven sağladığını, bankacılık uygulamasında da işlemler bu şekilde yapılmakta iken kusurun müvekkiline yüklenmesinin doğru olmadığını, davalı bankanın basiretli bir tacirden beklenen özeni göstermek zorunda olup, aksi halde hafif kusurundan dahi sorumlu olduğunu, müvekkilinin gerekli özeni göstermiş olmasına rağmen bankanın hemen müdahale etmemesi nedeniyle dolandırıldığını, davalı bankanın müvekkiline değişik tarihlerde 444 veya 800 ile başlayan değişik numaralardan ulaştığını, bu nedenle müvekkilinin dolandırıcıya inandığını, bankanın bu kadar kolay taklit edilebilecek bir güvenlik sistemi kurmasının ve buna müşterilerini alıştırmasının özen yükümlülüğünün ihlali olduğunu, müvekkiline ait bilgilerin muhafaza edilmemesinin bankanın kusurlu olduğunu gösterdiğini, müvekkilinin bilgisi dışında hesabındaki paranın sahtecilik yoluyla başka bir hesaba aktarılmasının, bankanın özen yükümlülüğünü ihlali ile zarar arasında uygun illiyet bağının kurulması için yeterli olduğunu, müvekkilinin gelen şifreyi tuşlamasının illiyet bağını koparmadığını, mahkemece alınan bilirkişi raporunda da davalı bankanın kusurlu olduğunun tespit edildiğini belirterek, davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE
Dava, davacının davalı banka nezdindeki hesabından bilgisi ve onayı dışında yapılan EFT işlemi sonucunda uğranılan zararın davalı bankadan tahsili istemine ilişkindir.Bilindiği üzere bankalar, özel yasa ile kurulan ve kendilerine alanlarında çeşitli imtiyazlar tanınan, topladıkları mevduatı ve katılım fonlarını sahteciliklere karşı özenle korumak zorunda olan kuruluşlardır. Bankalar sahip oldukları bu vasıfları sebebiyle bankacılık işlemlerinin güvenilen tarafı konumundadırlar. Bu durum, bankaların bir güven kurumu olarak kabul edilmesini ve bankanın sorumluluğunun özel güven sebebiyle ağırlaştırılmasını gerektirir. Bu nedenle bankalar, ağırlaştırılmış sorumluluğun bir gereği olarak objektif özen yükümlülüğü altında bulunmakta olup, buna karşılık hafif kusurlarından dahi sorumludurlar.
Bankacılık hizmetleri sözleşmeleri, hukuki nitelikleri itibariyle vekalet benzeri isimsiz sözleşme ya da vekalet sözleşmesi niteliğinde olup, TBK'nın 506/2 maddesi gereği, vekil (banka) üstlendiği hizmetleri, vekalet verenin haklı menfaatlerini gözeterek, sadakat ve özenle yürütmekle yükümlü olup, bankalar gibi, devletten aldıkları imtiyazla hizmet veren kurumların, ortalama bir vekilin göstermesi gereken özenden, daha yüksek derecede özen göstermesi gerekmekte olup, bankalar hafif kusurlarından dahi sorumludur. Banka, ancak özen borcunu ihlali sayılan kusurlu fiili bulunmadığını ispat ederek sorumluluktan kurtulabilecektir.Somut olayda; davacının kendi telefon numarası yanında bankacılık sistemine çalışanı olan ...'nın telefon numarasını da vermiş olduğu, olay tarihi olan 04.01.2018 tarihinde davacının çalışanı ve yeğeni olan ...'ya ait telefonun kendisini ...
Bankası çalışanı olarak tanıtan dolandırıcı tarafından aranarak, ...'nın ... Bankası'ndaki şahsi hesabından EFT yapılmak istenildiği belirtilerek onaylayıp onaylamadığının sorulduğu, ...'nın ise onaylamadığını söylediğini, arayan kişinin işlemi iptal ettiğini belirttiği, ayrıca ... adına kayıtlı telefon numarasından davacının internet bankacılığının da kullanılarak davacının hesaplarına da siber saldırı gerçekleştiğini, şüpheli EFT'ler olduğunu söylediği, dolandırıcının şüpheli EFT işlemlerinin iptali için iptal şifresi göndereceğini söylediği, ...'nın telefonuna banka onay mesajları geldiği, dolandırıcının ...'dan gelen gelen şifreleri telefona tuşlamasını istediği ve ...'nın şifreleri girmesi sonucunda davacının davalı banka nezdindeki hesabından ...
adına kayıtlı ... hesabına 19.000-TL EFT işlemi yapıldığı, işlemler sırasında davacının bankacılık sistemine kayıtlı ...'ya ait telefon numarasına davalı bankaca SMS şifreleri gönderildiği ve işlemlerin bu şifreler ... tarafından doğru şekilde girilerek gerçekleştirildiği anlaşılmaktadır. Mahkemece alınan bilirkişi raporunda; davacının internet bankacılığı girişinde kullandığı bilgi ve şifrelerin 3. kişilerin eline geçtiği, bankanın hâkimiyetinde bulunan hesaba kötü niyetli 3. kişilerin bankanın kimlik doğrulama kriterlerini geçerek giriş ve işlem yaptığı, internet bankacılığıyla yapılan işlemlerde, şubeden yapılan işlemlerde olduğu gibi mevduatın yine bankanın kontrolünde ve sorumluluğunda olduğu, bankaların kullanmış olduğu sistemlerde standart şifre gibi doğrulamaların yanında, hassas bir şekilde gelebilecek tüm tehlikeleri ve tehditlere göre güvenlik tedbirlerini geliştirerek önlem alması gerektiği, yapılan tespit ve incelemeler neticesinde davalı bankanın gerekli güvenlik tedbirlerini tam olarak alamadığı ve bu nedenle kusurlu olduğu kanaati bildirilmiştir.
Eldeki davada davacının hesabından yapılan para transferi işleminin, kendisini banka görevlisi olarak tanıtan dolandırıcının yönlendirmesi ile davacının çalışanı ve yeğeni olan kişinin banka sisteminde kayıtlı telefonuna gönderilen SMS şifreleri girilerek gerçekleştirildiği davacının da kabulündedir. Bilirkişi raporunda da açıklandığı üzere davacının kişisel bilgilerinin ele geçirilmesinde, truva yazılımlar, keylogger, sahte site, sahte e-posta gibi bir çok yöntem kullanılması mümkün olup, bu bilgileri koruma yükümlülüğü davacıya aittir. Dava konusu edilen para transferi, tamamen davacının banka sistemine kayıtlı cep telefonuna gönderilen şifrelerin davacının yeğeni tarafından girilmesi suretiyle gerçekleştirilmiş olduğundan, burada zararın oluşumunda davalı bankanın özen yükümlülüğünü yerine getirmediğinden söz edilmesi mümkün değildir.
Davalı banka çalışanlarının görevlerinin gerektirdiği özen ve dikkati gösterdikleri, kasıt ve ihmal şeklinde kusurlarının bulunmadığı, olaydan davalı bankanın sorumlu tutulması ve davalıya hafif kusur dahi izafe edilmesi mümkün olmayıp, davacının çalışanının ağır kusuru, zararın oluşumunda davalı bankanın özen sorumluluğundaki illiyet bağını kesecek ağırlıktadır. (Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2020/5339 esas 2022/2236 karar sayılı, 2014/11979 esas 2015/3382 karar sayılı, 2015/7897 esas 2016/3670 karar sayılı ilamı, 2008/10406 esas 2010/2306 karar sayılı ilamı). Bu nedenle mahkemece davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM
Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, Alınması gereken 615,40-TL istinaf karar harcının peşin yatırılan 1.300-TL harçtan mahsubu ile fazla alınan 684,60-TL harcın istek halinde davacıya iadesine, Davacı tarafından yapılan giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK 362(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.29/04/2025
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/74506 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi