6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Hava yoluyla eşya taşımasında geç teslimden taşıyıcının sorumluluğu

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2022/753 E. 2025/698 K. · · İlk derece: BAKIRKÖY 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Alacakistinaf başvurusunun esastan reddiKesin

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi: Taşıma

Gerekçe özeti

Hava yoluyla eşya taşımasında taşıyıcı, yükün gecikmesinden kaynaklanan zarardan Montreal Konvansiyonu'nun 18. ve 22. maddeleri uyarınca sorumludur; taşıyıcı, gecikmenin kamu otoritesi işlemi veya üçüncü kişi davranışından kaynaklandığını ve alıcıya usulüne uygun bildirim yaptığını somut delille ispat edemediği takdirde geç teslimden sorumlu tutulur ve tazminat, Montreal Konvansiyonu 22/3. madde kapsamındaki hesaplama yöntemine göre belirlenir. Ayrıca, hava taşımasından kaynaklanan zararın dava tarihinde tam ve kesin olarak belirlenmesinin beklenemeyeceği hallerde belirsiz alacak davası açılabilir.

Ele alınan sorunlar

Belirsiz alacak davası şartlarının bulunup bulunmadığı → ret

İddia: Davalı vekili, kargonun ağırlığının davacı tarafından bilindiğinden alacağın belirlenebilir olduğunu ve belirsiz alacak davası şartlarının bulunmadığını ileri sürmüştür.

Gerekçe: HMK'nın 107/1. maddesi uyarınca, davanın açıldığı tarihte alacağın miktarını veya değerini tam ve kesin olarak belirleyebilmesi kendisinden beklenemeyecek ya da bu imkânsız olan alacaklı, hukuki ilişkiyi ve asgari bir miktar belirtmek suretiyle belirsiz alacak davası açabilir. Davacının hava taşımasından kaynaklanan zararlarının tazminini istediği gözetildiğinde, dava değerini tam ve kesin olarak belirlemesinin beklenemeyeceği kabul edilmiş, bu nedenle davanın belirsiz alacak davası olarak açılabileceği sonucuna varılmıştır.

Gerekçe kaynağı: özgün

Geç teslimden taşıyıcının sorumlu olup olmadığı → ret

İddia: Davalı vekili, gecikmenin kendisinden kaynaklanmadığını, ürünlerin süresinde İtalya'ya taşındığını, alıcıya varış ihbarında bulunulduğunu, İtalyan gümrük idaresinin ürünleri ithalat rejimine soktuğunu ve bu nedenle kamu otoritesinin işlemi sebebiyle oluşan gecikmeden sorumlu olmadığını, gümrük işlemlerinin taşıtan temsilcisi tarafından yapıldığını ileri sürmüştür.

Gerekçe: Taraflar arasında 18/10/2019-22/10/2019 tarihleri arasındaki fuarda sergilenecek ürünlerin hava yoluyla taşınması için sözleşme akdedilmiş, ürünler 14/10/2019'da davalıya teslim edilmiş, davalı ürünleri 16/10/2019'da teslim etmeyi taahhüt etmesine rağmen bu tarihte teslim etmemiş, teslimat 22/10/2019'da gerçekleşmiştir. Davalı, gecikmenin gümrük idaresinin ithalat rejimine tabi tutmasından kaynaklandığını ve alıcıya ihbar yapıldığını savunmuş, ancak sunduğu e-postalar bu savunmayı ispatlayamamıştır; alıcıya ihbar yapıldığı iddia edilen e-postaların savunulan tarihlerle uyumlu olmadığı (20/01/2020 tarihli oldukları) ve gönderilen adresin alıcıya ait olduğunun belli olmadığı tespit edilmiştir. Davalı, savunmasında belirttiği tarihler itibariyle alıcıya ihbarda bulunduğuna dair delil sunamadığından, geç teslimden davalının sorumlu olduğu sonucuna varılmıştır. Gümrük işlemlerinin alıcı tarafından yapılacağı veya masrafın davacı tarafından ödendiği iddiası da bu sorumluluğu ortadan kaldırmaz, sonuca etkili değildir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Tazminat tutarının hesaplanma yöntemi (Montreal Konvansiyonu 22/3. madde) → ret

Gerekçe: Montreal Konvansiyonu'nun 18/1. maddesine göre taşıyıcı, yükün mahvolması, zıyaı veya hasarı halinde, zararı doğuran olayın hava yoluyla taşıma esnasında gerçekleşmesi şartıyla sorumludur. Konvansiyonun 22. maddesine göre yük taşımasında mahvolma, zıya, hasar veya gecikme halinde taşıyıcının sorumluluğu, özel bir bildirim yapılmadığı takdirde hasar tarihi itibariyle kilogram başına belirlenen Özel Çekme Hakkı tutarıyla sınırlıdır; özel bildirim yapılmışsa taşıyıcı, gönderenin gerçek menfaatini aştığını ispatlamadıkça bildirilen tutarı geçmeyecek miktarı öder. Hükme esas bilirkişi raporunda Montreal Sözleşmesi'nin 22/3. maddesine göre yapılan hesaplama doğrultusunda toplam 10.981,94-TL'ye hükmedilmesinde isabetsizlik bulunmamıştır.

Gerekçe kaynağı: özgün

Gerekçedeki icra inkâr tazminatına ilişkin ibarenin hükme etkisi → tartışılmadı

Gerekçe: Kararın gerekçesinde alacağın likit olduğundan icra inkâr tazminatına karar verildiği belirtilmiş ise de, davanın alacak davası olması karşısında bu ibarenin sehven yazıldığı anlaşılmış ve hüküm fıkrasında zikredilmediğinden sonuca etkili bir hata olarak görülmemiştir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Emsal değeri

Hava yoluyla uluslararası eşya taşımasında geç teslimden taşıyıcının sorumluluğunun Montreal Konvansiyonu'nun 18. ve 22/3. maddeleri çerçevesinde değerlendirilmesi ve ispat yükünün taşıyıcıda olduğunun kabulü yönünden bölgesel ikna edici emsal niteliği taşımaktadır.

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
Montreal Konvansiyonu hava yoluyla eşya taşıması taşıyıcının sorumluluğu belirsiz alacak davası geç teslim icra inkâr tazminatı

Atıf yapılan mevzuat: Montreal Konvansiyonu — Montreal Konvansiyonu 18/1Montreal Konvansiyonu 22Montreal Konvansiyonu 22/3 · 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) — HMK 107/1

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2022/753

KARAR NO 2025/698

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ BAKIRKÖY 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 28/01/2022

NUMARASI 2020/16 Esas - 2022/80 Karar

DAVA

Alacak (Taşıma Sözleşmesinden Kaynaklanan)

İSTİNAF KARAR TARİHİ 29/04/2025

Davanın kabulüne ilişkin kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA

Davacı vekili, taraflar arasındaki taşıma sözleşmesiyle müvekkilinin 18/10/2019-22/10/2019 tarihleri arasında Milano/İtalya'daki ... fuarında sergileyeceği ürünlerin taşıma işini davalının üstlendiğini, teslimat süresinin iki gün olarak belirlediğini; ürünlerin davalıya 14/10/2019'da taşıma verildiğini, ürünlerin 16/10/2019' tarihinde teslim edilmesi gerekirken edilmediğini; 17/10/2019 tarihinde davalının müvekkiline gün içinde teslimatın gerçekleşeceği bilgisini verdiğini, ancak ürünlerin fuarın bittiği gün 22/10/2019'da teslim edildiğini; bu nedenle müvekkilin fuar standının boş kaldığını; yapılan otel, uçak, stand kiralama vb. masrafların boşa gittiğini, müvekkilinin satış yapamadığından maddi kaybının oluştuğunu ileri sürerek, belirsiz alacak davası kapsamında şimdilik 1.000-TL'nin sözleşme tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

TALEP ARTIRIM

Davacı vekili, 17/09/2021 tarihli dilekçesiyle 1.000-TL talep miktarının 9.981,94-TL daha artırıldığını ve toplam 10.981,94-TL'nin davalıdan ticari faiziyle tahsilini istemiştir.

CEVAP

Davalı vekili, kargonun 14/10/2019'da İtalya'ya taşındığı ve gümrüğe teslim edildiğini, müvekkilinin İtalya birimi tarafından 16 ve 17 Ekim günlerinde kargonun alıcısının bildirilen e-posta adresine varış ihbarı gönderildiğini, alıcıdan 18/10/2019'da dönüş sağlandığını, ithalat işlemlerinin 21/10/2019'da tamamlandığı ve aynı gün alıcıya teslim edildiğini; gümrüğün gönderiyi ithalat rejimine tabi tuttuğunu ve kargonun 16/10/2019'da teslim edilmemesinde müvekkilinin kusuru bulunmadığını belirterek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

İLK DERECE MAHKEME KARARI

Mahkemece, 14/10/2019 başlangıç tarihli taşımanın 21/10/2019 tarihinde tamamlandığı, ancak davalının hususi fuar taşımasına ilişkin taahhüdü olduğu hususunda dosyada delil bulunmadığı, bu nedenle davalının tüm zarardan değil yalnızca geç teslimden kaynaklı sınırlı sorumluluğu olduğu ve bu bedelin bilirkişi raporunda 10.983,94-TL olarak hesaplandığı gerekçesiyle, davanın kabulü ile toplam 10.981,94-TL'nin 1.000-TL'sinin sözleşme tarihinden itibaren, 9.981,94-TL'lik kısmın ise ıslah tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

Davalı vekili, alacak davasında alacağın likit olduğu gerekçesine yer verildiğini, İtalya'daki alıcının bildirilen e-posta adresine varış bildirimi yapıldığını, alıcının gümrük işlemlerine 18/10/2049'da başladığını, 21/10/2019'sa teslimatın yapıldığını, bilirkişi kök raporunda belirtildiği üzere kamu otoritesinin işlemi sebebiyle yaşanan gecikmeden müvekkilinin sorumlu olmadığını; gümrük işlemlerinin taşıtan temsilcisi tarafından yapıldığını, davacının defterlerinin incelenmesi durumunda bu hususun tespit edilebileceğini ve kargonun ağırlığı davacı tarafından bilindiğinden belirsiz alacak davası şartlarının bulunmadığını belirterek, kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

GEREKÇE

Dava, eşya taşıma sözleşmesi kapsamında uğranılan zararın tazmini istemine ilişkindir. Davaya konu taşıma Türkiye-İtalya arasında gerçekleştirilmiş olup, uyuşmazlığa her iki devletin taraf olduğu Montreal Konvansiyonu hükümlerinin uygulanması gerekmektedir.Montreal Konvansiyonunun 18/1. maddesine göre; taşıyıcı, yükün mahvolması, zıyaı veya hasarı halinde maruz kalınan zararlardan dolayı, sadece zararı doğuran olayın hava yoluyla taşıma esnasında gerçekleşmesi şartıyla sorumludur. Konvansiyonun 22. maddesine göre ise; yük taşımasında, yükün mahvolması, zıyaı, hasarı veya gecikme halinde taşıyıcının sorumluluğu, gönderen tarafından yükün taşıyıcıya teslim edildiği esnada, gerekirse ek bir ücret ödenerek, yükün varış yerinde tesellümünde menfaati bulunduğuna dair özel bir bildirim yapılmadığı takdirde, hasar tarihi itibariyle kilogram başına 19 Özel Çekme Hakkı tutarıyla sınırlıdır.

Böyle bir bildirimin yapıldığı hallerde, söz konusu tutarın gönderenin varış yerinde yükü tesellümünden elde edeceği hakiki menfaati aştığını ispatlamadığı müddetçe, taşıyıcı bildirilen tutarı geçmeyecek bir miktarı ödemekle sorumlu olacaktır."Belirsiz alacak davası" başlıklı HMK'nın 107/1. maddesi "Davanın açıldığı tarihte alacağın miktarını yahut değerini tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin kendisinden beklenemeyeceği veya bunun imkânsız olduğu hâllerde, alacaklı, hukuki ilişkiyi ve asgari bir miktar ya da değeri belirtmek suretiyle belirsiz alacak davası açabilir." hükmünü içermektedir.Somut olayda, davacının hava taşımasından kaynaklanan zararlarının tazmini istediği gözetildiğinde dava değerini tam ve kesin olarak belirlemesi beklenemeyeceğinden, belirsiz alacak davası olarak açılması imkanı bulunmaktadır.Eldeki davada 18/10/2019-22/10/2019 tarihleri arasında İtalya'da düzenlenecek fuarda sergilenecek ürünlerin hava yoluyla taşınması hususunda davacı ile davalı arasında sözleşme akdedildiği, 14/10/2019'da ürünlerin davalıya taşıma için teslim edildiği fakat davalının ürünleri 16/10/2019'da teslim etmeyi taahhüt etmesine rağmen etmediği, ürünlerin 22/10/2019'da teslim edildiği bilgisinin verildiği anlaşılmıştır.Davalı ise söz konusu gecikmenin kendisinden kaynaklanmadığını, zira ürünlerin süresinde İtalya'ya taşımasının yapıldığı,16-17/10/2019'da alıcının e-posta adresine varış ihbarında bulunulduğunu, 18/10/2019'da kendilerine dönüş sağlandığını, İtalyan gümrük idaresinin ürünleri ithalat rejimine soktuğunu, işlemlerin 21/10/2019'da tamamlandığını ve aynı gün teslimatın yapıldığını savunmuştur.Ancak davalının sunduğu e-postalar ile savunmasını ispat edememiştir.

Alıcıya ihbar yapıldığını iddia ettiği e-postaların 20/01/2020 tarihli olduğu ve e-postaların gönderildiği adresin alıcının adresi olan otelin bilgi (info) adresi olduğu, yani e-posta adresinin alıcıya ait olduğu da belli değildir.Dolayısıyla savunmasında belirttiği tarihler itibariyle alıcıya ihbarda bulunduğuna dair bir delil sunmadığından, geç teslimden dolayı davalının sorumlu olduğu sonucuna varılmıştır.Buna göre, davalının istinaf dilekçesine ileri sürdüğü gümrük işlemlerinin alıcı tarafında yapılacağı veya masrafın davacı tarafından ödendiği iddiası da sonuca etkili değildir.Hükme esas bilirkişi raporunda Montreal Sözleşmesi'nin 22/3. maddesine göre yapılan hesaplama doğrultusunda toplam 10.981,94-TL'ye hükmedilmesinde bir isabetsizlik yoktur.Öte yandan kararın gerekçesinde alacağın likit olduğundan icra inkar tazminatına karar verildiği belirtilmiş ise de, davanın alacak davası olması karşısında sehven yazıldığı anlaşılan ve hüküm fıkrasında zikredilmemiş ibare sonuca etkili bir hata olarak görülmemiştir.

Açıklanan nedenlerle, mahkemece davanın kabulüne dair verilen kararda isabetsizlik bulunmadığından davalı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle:Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, Alınması gereken 750,17-TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 187,55‬-TL harcın mahsubu ile kalan 562,62‬-TL harcın davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, Davacı tarafından yapılan 99,50‬-TL istinaf yargı giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK'nın 362(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 29/04/2025

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/74500 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.