6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Gizli ortaklık iddiası ve kendi muvazaasına dayanma yasağı

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2022/918 E. 2025/695 K. · · İlk derece: BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Tespitistinaf başvurusunun esastan reddiTemyiz yolu açık

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi: Ticari şirketler

Gerekçe özeti

Sermaye şirketlerinde gizli ortaklık kavramı hukuken kabul edilmez; TTK, VUK ve 6183 sayılı Kanun bağlamında muhatap alınacak kişiler ticaret siciline kayıtlı ortaklardır. Bir kimse hisseyi kendi iradesiyle ve kendi bildirimiyle üzerine aldıktan sonra bunun muvazaalı olduğunu ileri sürerek gerçek ortağın başka biri olduğunun tespitini isteyemez; kimse kendi muvazaasına dayanarak hak elde edemez. Bu durumda davacının, kayıtların oluşmasında dahli bulunan diğer ortakların/tanıkların beyanlarına veya davalının ceza soruşturmasına ilişkin delillere dayanması sonuca etkili değildir.

Ele alınan sorunlar

Gizli ortaklığın hukuken kabul edilip edilmemesi ve ticaret sicili kayıtlarının bağlayıcılığı → ret

İddia: Davacı, dava dilekçesi ve delil listesinde belirtilen mahkeme kararları, soruşturma dosyaları, karakol tutanakları ve tanık beyanlarının dikkate alınmadığını, bu belgeler temin edilmeden eksik incelemeyle karar verildiğini ileri sürmüştür.

Gerekçe: Hukukumuzda sermaye şirketlerinde gizli ortaklık kavramı kabul edilmiş değildir; TTK, VUK ve 6183 sayılı Kanun çerçevesinde muhatap olunacak kişiler şirketin kayıtlı ortaklarıdır. Davalının şirkette ticaret sicil kayıtlarına göre süreç içinde hiçbir ortaklığı bulunmamaktadır. Davacı kendisinin muvazaa ile şirket hissesini üzerine aldığını ileri sürmekte ise de, bir kimse kendi muvazaasına dayanarak hak elde edemez. Davacının bizzat kendisinden sadır olmuş, kendi iştirakiyle müdür sıfatıyla yapılmış bildirimlere istinaden oluşmuş ticaret sicilindeki resmi kayıtlar karşısında, davacının delil olarak dayandığı, aynı kayıtların oluşmasında dahli bulunan diğer ortakların beyanlarının dikkate alınması imkânı bulunmamaktadır. Bu tespitler karşısında davacının bilirkişi raporuna yaptığı itirazların veya davalının cezaevinde bulunma sebebinin davanın sonucuna etkisi yoktur.

Gerekçe kaynağı: özgün

Emsal değeri

Sermaye şirketlerinde gizli ortaklığın kabul edilmediği ve ticaret siciline kayıtlı ortağın gerçek ortak sayılacağı, ayrıca kendi muvazaasına dayanarak hak talep edilemeyeceği yönündeki tespit bakımından bölgesel ikna edici emsal niteliği taşımaktadır.

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
gizli ortaklık ticaret sicilinin olumlu etkisi kendi muvazaasına dayanamama ilkesi şirket ortaklığının tespiti hisse devri

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2022/918

KARAR NO 2025/695

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 23/11/2021

NUMARASI 2016/953 Esas - 2021/1130 Karar

DAVA

Şirket Ortaklığının Tespiti

BİRLEŞEN BAKIRKÖY 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'NİN

2017/669 ESAS - 2017/797 KARAR SAYILI DOSYASI

DAVA

Şirket Ortaklığının Tespiti

İSTİNAF KARAR TARİHİ 29/04/2025

Asıl ve birleşen davanın reddine ilişkin kararın asıl ve birleşen davada davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

ASIL DAVA

Davacı vekili, müvekkilinin davalının yanında ön muhasebeci olarak işe başladığını, esasen davalı ...'ya ait olan ve emaneten dava dışı ... üzerine kurulmuş ... vergi numaralı .... Şti.'nin hisselerini davalının talebi üzerine müvekkilinin üzerine almak zorunda kaldığını, davalının 15/08/2008'deki polis baskınıyla suç işlemek amacıyla kurulmuş örgüte üye olmak ve sahte içkilerde kullanılmak üzere malzeme temininden 6,5 ay cezaevine girdiğini; müvekkilinin 1 yılın sonunda işten ayrıldığını, emaneten aldığı şirket hisselerini davalının onayıyla davalının eşi ile annesine devrettiğini ileri sürerek,... Ltd. Şti.'nin kuruluşundan bugüne kadar asıl sahibinin davalı olduğunun tespitine karar verilmesini talep etmiştir.

CEVAP

Davalı, davacının iddialarını kabul etmediğini, eski eşinin davacının kardeşi olduğunu, şirketteki görevinin pazarlamacılık olduğunu, eşinden ayrılmak istemesi üzerine (eski) eşinin davacıyla birlikte yaptıkları bütün işleri kendisine yıkacağını beyan ettiğini, 2012 yılında iftiraya istinaden cezaevine girdiğini, 3,5 ay cezaevinde kaldığını ve sonrasında eşinden boşandığını belirterek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

BİRLEŞEN DAVA

Davacı vekili, asıl davadaki iddialarını ileri sürerek, davalı... Ltd. Şti.'nin kuruluşundan bugüne kadar asıl sahibinin ... olduğunun tespitine karar verilmesini talep etmiştir.

BİRLEŞEN DAVAYA CEVAP Davalı şirket, davaya cevap vermemiştir.

İLK DERECE MAHKEME KARARI

Mahkemece, davacının 2010 yılında hisseleri devraldığı, ardından şirkete 20 yıl süreyle müdür seçildiği, gerek hisse devir işlemenin gerekse de müdür seçilmesine ilişkin kararın ticaret siciline tescil ve ilan edildiği; sicilin olumlu etkisi dikkate alındığında, davacının payları hileyle aldığı, iktisap etme amacının bulunmadığı yönündeki iddiasının dikkate alınmayacağı, davacının davalının durumunu bilerek ve isteyerek şirket hisselerini devraldığı; davacının, davalının yaptığı muvazaalı işlemlerin tarafı olduğu, kimsenin kendi muvazaasına dayanamayacağı; bir an için davacının hile veya baskıyla ortak edildiği kabul edilse dahi, TBK 39'daki bir yıllık sürenin geçtiği gerekçesiyle, asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

Asıl ve birleşen davada davacı vekili, dava dilekçesi ve delil listesinde belirttiği, mahkeme kararları, soruşturma dosyaları, karakol tutanaklarının dikkate alınmadığını, söz konusu belgelerde davalının, davalının eski eşi ...'nın, şirketin kurucuları ... ve ...'nun beyanlarının olduğunu, bunlar temin edilmeden eksik incelemeyle karar verildiğini; bilirkişi raporuna karşı itirazlarının değerlendirilmediğini; asıl dava davalı ...'in yargılama sürecinde bir süre Silivri Cezaevi'nde kaldığını ve davalının neden cezaevinde olduğu araştırılmadan eksik incelemeyle karar verilmesinin hatalı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.

GEREKÇE

Asıl ve birleşen dava, birleşen dava davalısı şirketin gerçek ortağının asıl dava davalısı olduğunun tespiti istemine ilişkindir.Somut olayda birleşen davada davalı ve davaya konu... Ltd. Şti.'nin 04/09/2009 tarihli ...'de 31/08/2009 tarihinde ana sözleşmesinin tescil edildiğinin ilan edildiği, kuruluşta dava dışı ...u'nun %50 ve ...'nun %50 hisseyle ortak olduğu; 21/12/2010 tarihli ...'de 10/12/2010 tarihinde ...'a ait %50 hissenin asıl ve birleşen davada davacı ...'e devredildiği, ...'ın %50 ve davacı ...'in %50 hisseyle ortak durumuna geldiği, ...'in 20 yıl süreyle şirket müdürlüğüne seçildiği; 09/02/2011 tarihli ...'de 24/01/2011 tarihinde ...'a ait %50 hissenin ...'e devredildiği, ...'in %50 ve ...'in %50 hisseyle ortak durumuna geldiği;

25/11/2011 tarihli ...'de 10/11/2011 tarihinde ...'e ait %50 hisse ile davacı ...'e ait %50 hissenin % 49'unun (asıl davada davalı ...'in eski eşi- evlenme tarihi 26/09/2011, boşanma tarihi 23/01/2015- ve davacının ablası) ...'ya devredildiği, ...'in %99 ve ...'in %1 hisseyle ortak durumuna geldiği, ...'in şirket müdürlüğünün sona erdiği ve ...'in 10 yıllığına şirket müdürü seçildiği; 02/03/2012 tarihli ...'de 03/02/2012 tarihinde davacı ...'e ait %1 hissenin (asıl davada davalı ...'in annesi) ...'ya devredildiği, ...'in %99 ve ...'nın %1 hisseyle ortak durumuna geldiği, davacının ortaklıktan ayrıldığı; 17/05/2012 tarihli ...'de ...'nın 10 yıllığına şirket müdürü seçildiği ve diğer ortak ...'in de müdürlüğünün devam ettiğinin ilan edildiği;

şirketin 09/10/2015 tarihinde resen terk edildiği; eldeki davanın görülebilmesi amacıyla davacının talebiyle Bakırköy 1. ATM'nin 2018/571 esas, 2019/413 karar sayılı ve 28/03/2019 tarihli ilamıyla ihyasına karar verildiği görülmüştür.Davacının şikayetçi, davalı ...'in ve dava dışı ...'nun şüpheli olduğu Büyükçekmece CBS'nin 2016/32994 sayılı soruşturması sonucunda verilmiş 23/11/2016 tarihli takipsizlik kararında, müştekinin şüpheli ...'in arkadaşı olan diğer şüpheliye ait... Ltd. Şti.'yi adına devrettiğini, şirketi yasal olmayan işlerde kullandığını, daha sonra vergi dairesince kendisine yaklaşık 350.000-TL borç tahakkuk ettirildiğini, borçları ödeyemeyeceğini beyan ederek şikayette bulunduğu;

müştekinin soyut iddialarını destekler mahiyette somut delil sunmadığı, müştekinin soyut iddiası dışında şüphelilerin atılı suçu işlediklerini gösterir ve haklarında kamu davasının açılmasını gerektirir derecede başkaca kanıt ve emare elde edilemediği gerekçesiyle, serbest meslek sahibi kişilerin dolandırıcılığı suçundan takipsizlik kararı verildiği, kararın müşteki-davacıya 09/12/2016'da tebliğ edildiği ve karara karşı itiraz edilmediği tespit edilmiştir.Eldeki davada davacı, birleşen davada davalı şirketin asıl ortağının asıl davada davalı ... olduğunu, ablası ...'le davalı ...'in ilk başta nikahsız beraber yaşadıklarını, müşterek iki çocukları olunca evlendiklerini, kendisinin de davalı şirkette çalışırken şirketin üzerine kurulduğu ...'nun hisselerini üzerine almasını aralarındaki güvene dayanarak davalı ...'in istediğini, bu isteğin gerekçesinin ...

tarafından kendisinin sabıkasının bulunması olarak söylendiğini, 2010-2011 yıllarında ...'in şirkette sigortalı olarak gösterildiğini, müvekkilinin emaneten aldığı hisselerini sonradan kendi ablası ve davalının da eski eşi olan ... ile davalının annesi ...'ya devrettiğini; davalının borçları sebebiyle şirketin battığını; davalının kanuna aykırı faaliyetleri sebebiyle cezaevine girdiğini; bu şekilde başka şirketlerin de bulunduğunu; o süreçteki savcılık ve emniyet evraklarında hem davalının hem de kardeşi ...'in ifadelerinde şirketin gerekçe ortağının davalı ... olduğunun açıkça görüldüğünü, davalının şirketi gayriyasal işlerinde kullandığını iddia ederek, şirketin asıl sahibinin davalı ... olduğunun tespitini istemiştir.Davalı şirketin yukarıda gösterilmiş kuruluşundan resen terk edildiği tarihe kadar olan resmi ticaret sicil kayıtlarındaki ortaklık ve müdürlük bilgilerine göre, davacının 10/12/2010-03/02/2012 tarihleri arasında davalı şirketin ortağı;

10/12/2010-10/11/2011 tarihleri arasında da şirketin müdürü olduğu belirlenmiştir. Buna karşın süreç içinde davalı ...'nın şirkette hiç bir ortaklığı mevut olmamıştır. Hukukumuzda sermaye şirketlerinde gizli ortaklık kavramı kabul edilmiş değildir. TTK, VUK ve 6183 sayılı Kanun çerçevesinde muhatap olunacak kişiler şirketin kayıtlı ortaklarıdır (Yargıtay 11. HD'nin 2015/1053 E. ve 2015/2687 K. sayılı ve 27/02/2015 tarihli ilamı).Davacı kendisinin muvazaa ile şirket hissesini üzerine aldığını ileri sürmekte ise de, bir kimse kendi muvazaasına dayanak hak elde edemeyecektir. Davacının bizzat kendisinden sadır olmuş, kendi iştirakiyle müdür sıfatıyla yapılmış bildirimlere istinaden oluşmuş ticaret sicilindeki resmi kayıtlar karşısında, davacının delil olarak dayandığı özellikle aynı kayıtların oluşmasında dahli bulunan şirketin diğer ortağı ...'in veya diğer ortakların beyanlarının dikkate alınması imkanı bulunmamaktadır.

Bu tespitler karşısında davacının bilirkişi raporuna yaptığı itirazların veya davalının cezaevinde bulunma sebebinin davanın sonucuna etkisi yoktur.Açıklanan nedenlerle ve mahkemece değinilen gerekçelerle yeterli incelemeye dayalı olarak asıl ve birleşen davanın reddine dair verilen kararda isabetsizlik bulunmadığından, asıl ve birleşen davada davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle:Asıl ve birleşen davada davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,Asıl ve birleşen dava yönünden alınması gereken 1.230,8‬0-TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 161,4‬0-TL harcın mahsubu ile kalan 1.069,4‬0-TL harcın asıl ve birleşen davada davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, Asıl ve birleşen davada davacı tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına, Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine,HMK 'nın 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi.29/04/2025

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/74499 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.