6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Deniz taşımasında taşıyana karşı tazminat isteminde bir yıllık hak düşürücü süre

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2020/1505 E. 2022/665 K. ·

OnandıKesin

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi: Deniz ticareti

Gerekçe özeti

Deniz yoluyla taşımada eşyanın ziya, hasar veya geç tesliminden dolayı taşıyana karşı her türlü tazminat istemi, TTK 1188/1 uyarınca bir yıl içinde yargı yoluna başvurulmadığı takdirde düşer. TTK 1188/3'teki süre yalnızca sorumlu tutulan kişinin rücu davası açma hakkına ilişkin olup bu tür davalarda uygulanmaz.

Ele alınan sorunlar

Deniz taşımasında taşıyana karşı tazminat isteminde hak düşürücü sürenin niteliği ve dolması → ret

İddia: Davalı, emtianın tahliyesinden itibaren bir yıl geçtikten sonra takip başlatıldığını, TTK 1188. maddede öngörülen hak düşürücü sürenin geçtiğini savunarak davanın reddini istemiştir.

Gerekçe: TTK 1188/3, sorumlu tutulan kişinin rücu davası açma hakkına ilişkin süreyi düzenlediğinden bu davada uygulanamaz; ancak aynı Kanun'un 1188/1. maddesinde eşyanın ziya, hasar veya geç tesliminden dolayı taşıyana karşı her türlü tazminat isteminin bir yıl içinde yargı yoluna başvurulmadığı takdirde düşeceği düzenlendiğinden ve takip tarihi itibariyle bu bir yıllık hak düşürücü süre dolduğundan, davanın hak düşürücü süreden reddi doğrudur.

Gerekçe kaynağı: özgün

Emsal değeri

TTK 1188/1'deki bir yıllık hak düşürücü süre ile 1188/3'teki rücu süresinin ayrımı ve doğru sürenin uygulanması yönünden Yargıtay içtihadı niteliğindedir.

Usul tespitleri

Hak düşürücü süre
Deniz yoluyla taşımada eşyanın ziya, hasar veya geç tesliminden doğan taşıyana karşı her türlü tazminat istemi, TTK 1188/1 uyarınca bir yıl içinde yargı yoluna başvurulmazsa düşer.

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
hak düşürücü süre deniz taşıması taşıyanın sorumluluğu rücuen tazminat itirazın iptali

Atıf yapılan mevzuat: 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu — 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu 1188/16102 sayılı Türk Ticaret Kanunu 1188/3

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2020/1505 E.  ,  2022/665 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 12. HUKUK DAİRESİ

Taraflar arasında görülen davada İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi'nce bozmaya uyularak davanın kısmen kabulüne dair verilen 12.02.2020 tarih ve 2019/2344 E. - 2020/180 K. sayılı kararın duruşmalı olarak Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili ve katılma yoluyla davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, duruşma için belirlenen 25.01.2022 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davacı vekili Av. ...dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili, müvekkilinin sigortaladığı dava dışı Nexans Türkiye End. ve Tic. A.Ş.’ye ait emtianın taşıma işini davalının üstlendiğini, taşımanın konteynır içinde gemi ile yapıldığını, navlun faturasının davalı yanca düzenlendiğini, gemi kaynaklı olarak sızan yakıtın emtianın bulunduğu konteynıra sirayet etmesiyle hasar meydana geldiğini, müvekkilinin sigortalısına 48.234,53 Euro hasar bedelini ödediğini, rücuen tahsil için başlatılan icra takibine davalının haksız itiraz ettiğini ileri sürerek itirazın iptalini, icra inkar tazminatının tahsilini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili, dava konusu taşımada müvekkilinin navlun komisyoncusu sıfatıyla faaliyet gösterdiğini, deniz taşımasının dava dışı şirkete ait konşimento kapsamında yapıldığını, husumetin de bu firmaya yöneltilebileceğini, emtianın içinde bulunduğu konteynırın 18.06.2013 tarihinde tahliye edildiğini, takibin tahliyeden itibaren bir yıl geçtikten sonra başlatıldığını, TTK’nın 1188. maddesinde öngörülen hak düşürücü sürenin geçtiğini savunarak davanın reddini istemiştir.

İlk Derece Mahkemesince, davanın hak düşürücü süre yönünden reddine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararına karşı davacı vekilince istinaf yoluna başvurulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 08.11.2007 tarihli kararında, davacı vekilinin hak düşürücü süreye yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine, vekalet ücreti bakımından kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya ödenmesine dair verilen kararın taraf vekillerince temyizi üzerine karar Dairemizce bozulmuştur.

Bölge Adliye Mahkemesince, uyulan bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre, davacının tazminatı 05.05.2014 tarihinde ödeyip icra takibini 08.12.2014 tarihinde başlattığı, TTK'nın 1188/3. maddesinde rücu davası açma hakkının, bu hakka sahip olan kişinin istenen tazminat bedelini ödediği veya aleyhine açılan tazminat davasında dava dilekçesini tebellüğ ettiği tarihten itibaren 90 gün içinde kullanılmadıkça düşeceği hükmüne yer verildiği, sigortalıya ödeme yapılan tarih ile icra takibi tarihi değerlendirildiğinde belirtilen sürenin geçtiği, TTK'nun 1188/1. maddesinde ise eşyanın ziya veya hasarı ile geç tesliminden dolayı taşıyana karşı her türlü tazminat istem hakkının 1 yıl içinde yargı yoluna başvurulmadığı takdirde düşeceğinin düzenlendiği, ekspertiz rapor tarihinin 17.09.2013, hasar tespit tarihinin 05.06.2013, talep tarihinin 06.06.2013 olduğu, sigortalının davalıya 04.07.2013 tarihli ihtarnameyi keşide ettiği, oyalama iddiasının sabit görülmediği, davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığından hükmün esasına yönelik istinaf nedenlerinin yerinde görülmediği, davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmesine rağmen davalı yararına nispi vekalet ücreti takdir edilmesi tarifenin 7.

maddesine aykırılık taşıdığı, davalı yararına maktu vekalet ücretine hükmedildiği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulüne, hükmün kaldırılmasına, davanın hak düşürücü süreden reddine, davalı yararına maktu vekalet ücreti takdirine karar verilmiştir.

Kararı, davacı vekili ve katılma yoluyla davalı vekili temyiz etmiştir.

Dosyadaki yazılara, Bölge Adliye Mahkemesince uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına, 6102 sayılı TTK’nın 1188/3. maddesinin sorumlu tutulan kişinin rücu davası açma hakkı süresini düzenlemiş olması sebebiyle işbu davada uygulanamayacaksa da aynı Kanun'un 1188/1. maddesinde düzenlenen hak düşürücü sürenin takip tarihi itibariyle dolmuş bulunmasına göre, taraf vekillerinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir.

SONUÇ

Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, taraf vekillerinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, HMK'nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, takdir olunan 3.815,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınarak, davacıya verilmesine, aşağıda yazılı bakiye 26,30 TL temyiz ilam harcının temyiz eden taraflardan ayrı ayrı alınmasına, 26/01/2022 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/743014800 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

İncelenen istinaf kararı — İst. BAM 12. HD

Bu Yargıtay 11. HD kararı, aşağıdaki İstinaf Dairesi kararının temyiz incelemesidir. Temyiz sonucu: Onandı

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2019/2344 E. 2020/180 K.

Rücu alacağında hak düşürücü sürenin geçmesi nedeniyle davanın reddi

Gerekçe özeti

Rücu alacağına ilişkin taşıma davalarında, TTK 1188/1 uyarınca hasarlı teslim tarihinden itibaren bir yıl içinde dava açılmaması ve TTK 1188/3 uyarınca sigortalıya ödeme yapılan tarihten itibaren 90 gün içinde takip/dava yoluna başvurulmaması halinde hak düşürücü süre dolar; davacının, davalı tarafından sürenin geçirilmesi amacıyla oyalandığı iddiası (TTK 1189) somut delillerle ispatlanmadıkça hak düşürücü süre def'ine engel olmaz. Davanın hak düşürücü süre nedeniyle (kanunda öngörülen bir ön şartın yerine getirilmemesi niteliğinde) reddedilmesi halinde, davalı yararına AAÜT 7. maddesi uyarınca nispi değil maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerekir; bu hususta hüküm kurabilmek için ilk derece kararının kaldırılıp esas hakkında yeniden hüküm tesis edilmesi zorunludur.

Emsal değeri

Karar, deniz ticaretinden kaynaklanan rücu alacağı davalarında TTK 1188/1 ve 1188/3'teki hak düşürücü sürelerin birlikte nasıl hesaplanacağına ve TTK 1189'daki oyalama savunmasının ispat yüküne ilişkin uygulamayı göstermesi; ayrıca hak düşürücü süreden ret hallerinde AAÜT 7. madde uyarınca maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğine ve bunun usulünün (kaldırma + yeniden hüküm) nasıl işletileceğine ilişkin Yargıtay bozma ilamına uyularak oluşturulmuş içtihat niteliğindedir.

Kavramlar: hak düşürücü süre rücu davası TTK 1188 TTK 1189 oyalama itirazın iptali maktu vekalet ücreti nispi vekalet ücreti AAÜT 7. madde

İstinaf (12. HD) kararının tam metni

T.C.
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2019/2344

KARAR NO 2020/180

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ İSTANBUL 17. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 13/10/2016

NUMARASI 2015/155 Esas-2016/457 Karar

DAVA

İtirazın İptali (Gemi Ve Yük Alacaklılığından Kaynaklanan)

İSTİNAF KARAR TARİHİ 12/02/2020

KARAR YAZIM TARİHİ 14/02/2020

Taraflar arasında görülen dava neticesinde; Dairemizce verilen hükmün Yargıtay 11. HD tarafından bozularak iadesi üzerine yapılan duruşma sonunda dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili tarafından Fronting Blok Abonman Poliçesi ile sigortalanan ... AŞ ye ait bakır kablo emtiasının İzmir / Türkiye 'den Fellxstowe / İngiltere'ye taşıma işleminin ... isimli gemi ile konteyner içerisinde taşıyan sıfatıyla davalı tarafından üstlenildiğini, söz konusu emtiaların deniz nakliyesi sırasında gemi kaynaklı bir problem nedeniyle sızan yakıtın emtia konteynerlerine ulaşması ve konteyner içindeki emtialara sirayeti sonucu hasarın meydana geldiğini, yapılan incelemelerde makara kenarında yakıt sirayetinin dış kablo sarımlarına kadar ulaştığının tespit edildiğini, fatura ve yapılan tespitler gereğince 48.234,53 euro (133.276,82- TL) sigortalı zararın, müvekkili şirket tarafından tazmin edildiğini, davalılara müracaatta bulunulduğunu ancak sonuç alınamadığını, buna ilişkin icra takibinin başlatıldığını, davalı şirketin borca itiraz ettiğini belirterek 48.234,53 euro (133.276,82- TL alacağa ilişkin icra takibine vaki itirazın iptaline, %20'den az olmayan oranda icra inkar tazminatının davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

CEVAP

Davalı vekili, taşımanın deniz kısmının İzmir Limanından Felixstowe Limanına ...'ya ait konişmento kapsamında yapıldığını, müvekkili şirketin dava konusu taşımada navlun komisyoncusu olarak faaliyet gösterdiğini, davaya ilişkin icra takibinin tahliye tarihinden bir yıl geçtikten sonra açıldığını, navlun komisyonculuğu yapan müvekkili şirketin dava konusu taşıma bakımından sorumluluğunun bulunmadığını, müvekkili şirketin navlun komisyoncusu olarak hareket ettiğinden söz konusu sızıntının meydana gelmesinden sorumlu tutulamayacağını, davacının sigortalısı tarafından yapılan usulüne uygun bir hasar bildiriminin bulunmadığını belirterek aktif ve pasif husumet yokluğu nedeniyle usul yönünden reddine, esas yönünden incelemeye karar verilmesi halinde müvekkili şirketin zarardan sorumlu olmaması nedeniyle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI VE SÜREÇ

Mahkemece; icra takibinin 08/12/2014 tarihinde başlatıldığını, sigorta şirketi tarafından sigortalıya hasar tazminatının ödemesinin 05/05/2014 tarihinde yapıldığını, TTK'nun 1188/3.maddesinde rücu rücu davası açma hakkı bu hakka sahip olan kişinin istenen tazminat bedelini ödediği veya aleyhine açılan tazminat davasında dava dilekçesini tebellüğ ettiği tarihten itibaren 90 gün içinde kullanılmadıkça düşeceği hükmüne yer verildiği, davacının sigortalıya ödeme yaptığı tarih ile icra takibinin yapıldığı tarih arasında bu maddede belirtilen sürenin geçtiğini, TTK'nun 1188/1 maddesinde ise eşyanın ziya veya hasarı ile geç tesliminden dolayı taşıyana karşı her türlü tazminat istem hakkının 1 yıl içinde yargı yoluna başvurulmadığı takdirde düşeceği hükmüne yer verildiğini, ekspertiz rapor tarihinin 17/09/2013 tarihi olduğunu ve hasarın fark edildiği tarihin 05/06/2013 tarihi talep tarihinin 06/06/2013 olduğunun raporda belirtildiği, sigortalı tarafından davalıya 04/07/2013 tarihli ihtarname keşide edildiği, takip tarihinin 08/12/2014 tarihi olduğunu TTK'nun 1188.maddesinde belirtilen hak düşürücü sürenin geçtiğini, davacı vekili her ne kadar davalı şirket tarafından kendilerine gönderilen ihtarnameye rağmen geçerli ve yeterli cevap verilmediğini, ve TTK'nun 1189.

maddesi gereğince hak düşürücü süre itirazından yararlanamayacakları belirtilmiş ise de TTK'nun 1189. maddesinde "tazminat isteminin muhatabı, zarar göreni dava açma süresini kaçırması sonucunu doğurucak şekilde oyalarsa, hak düşürücü sürenin geçtiği itirazından yararlanamaz" hükmüne yer verildiği, ancak davacı vekililin bu hususa ilişkin yeterli delil ve belge sunmadığını,davacının dayandığı defter ve kayıtlarında oyalama hususunun ispatlanmasını sağlayamayacağını belirterek davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar vermiştir. İstinaf yoluna başvuran davacı vekili; davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmesinin yerinde olmadığını,müvekkilinin 08.05.2014 tarihinde sigortalıya 46.307,38-euro ödeyerek TTK nun 1472 maddesi gereğince ihbar yazısı gönderildiğini, ihbar yazısına davalının cevap vermediğini ve kötüniyetli olarak hak düşürücü sürenin dolmasını hedeflediğini, hasarın niteliği ve miktarını belgeleyen belgelerin mahkemeye sunulduğunu, konişmentoda yazılı taşıyıcıya 04.07.2013 tarihinde hasara ilişkin ihtarnamenin mevcut olduğunu, ayrıca hak düşürücü süre nedeniyle davanın reddine karar verilmesi nedeniyle davalıya nispi vekalet ücreti tayin edilmesinin hatalı olduğunu, belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

Dairemizce yapılan istinaf incelemesi neticesinde; gerek bilirkişi raporu gerek ekspertiz raporuna göre malın 18.06.2013 tarihinde hasarlı olarak tesliminin gerçekleştiği, ödemenin 5.5.2014 tarihinde yapıldığı 12.12.2014 tarihinde takip başlatıldığı davanın 12.3.2015 tarihinde açıldığı göz önüne alındığında teslim tarihinden itibaren 1 yıllık hak düşürücü süre içinde davanın açılmadığı gibi ödeme tarihinden itibaren 3 ay içinde takip talebinde bulunulmadığı, davacının sürenin geçirilmesini temin için davalı tarafından oyalandığı iddiasının dosya içeriğine göre ispatlanmadığı sonucuna varan mahkemenin takdirinde bir isabetsizlik bulunmadığı,ancak davalı yararına nispi vekalet ücretine hükmedildiği;

AAÜT 7. maddesi uyarınca davanın dinlenebilmesi için kanunlarda öngörülen ön şartın yerine getirilmemiş olması ve husumet nedeniyle davanın reddine karar verilmesinde tarifenin 2. kısmının 2. bölümünde yazılı miktarları geçmemek üzere üçüncü kısımda yazılı avukatlık ücretine hükmolunacağı düzenlendiğinden davalı yararına nispi vekalet ücretine hükmedilmesi tarife hükmüne aykırı olduğu gerekçesiyle istinaf başvurusunun kısmen kabuluyle hükmün bu kısma yönelik olarak kaldırılarak davalı yararına maktu vekalet ücreti ödenmesine hükmolunmuştur. Dairemizin 2017/590 Esas-2017/566 Karar sayılı ve 08/11/2017 tarihli; İlk derece mahkemesinin hükmünün vekalet ücreti yönünden kaldırılmasına ve davalı yararına maktu vekalet ücreti ödenmesine ilişkin kararının, davalı vekilinin katılma yoluyla ve davacı vekilinin temyizi üzerine inceleyen Yargıtay 11.

Hukuk Dairesinin 2018/1077 esas 2019/6585 karar sayılı ve 22.10.2019 tarihli ilam ile; "....6100 sayılı HMK’nın 353/1-b-1 maddesiyle, bölge adliye mahkemesince, incelenen mahkeme kararının usul veya esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığı takdirde ve ancak bu halde başvurunun esastan reddine karar verileceği hüküm altına alınmıştır. Hal böyle olmakla, aynı yasanın 353/1-b-2 ve 3. maddelerinde öngörüldüğü üzere, ilk derece mahkemesi kararında kanunun uygulanmasında veya gerekçesinde hata bulunması halleri ile ilk derece yargılamasına ilişkin tahkikat eksiklikleri duruşma yapılmaksızın tamamlanacak nitelikte ise bunların tamamlanmasından sonra yeniden esas hakkında karar verilmesi gerekir.Bu durumda, ilk derece yargılaması aşamasında dava hak düşürücü süreden reddedilmiş ve davalı yararına nispi vekalet ücreti takdir edilmişken, bölge adliye mahkemesince vekalet ücreti yönünden yeni bir hüküm kurulabilmesi için öncelikle ilk derece mahkemesi kararı kaldırılıp esas hakkında HMK 353/1(b)2-3 maddeleri uyarınca yeniden hüküm tesis edilmesi ile birlikte vekalet ücreti yönünden de yeniden hüküm tesisi mümkün olacağından, istinaf başvurusunun dava hak düşürücü süreden reddedilirken vekalet ücreti yönünden kabulü ile yeniden hüküm kurulması doğru görülmemiş, bölge adliye mahkemesi kararının re’sen bozulması gerekmiştir." denilerek hak düşürücü süreye ilişkin olarak bildirilen istinaf sebeplerinin yerinde olmadığından bu kısma yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine, vekalet ücreti bakımından kabulüne ilişkin hüküm bozulmuş, usul ve yasaya uygun bozma ilamına uyulmuştur.

Somut olayda ; icra takibinin 08/12/2014 tarihinde başlatıldığı, tazminat ödemesinin 05/05/2014 tarihinde yapıldığı, TTK'nun 1188/3.maddesinde rücu rücu davası açma hakkı bu hakka sahip olan kişinin istenen tazminat bedelini ödediği veya aleyhine açılan tazminat davasında dava dilekçesini tebellüğ ettiği tarihten itibaren 90 gün içinde kullanılmadıkça düşeceği hükmüne yer verildiği, sigortalıya ödeme yapılan tarih ile icra takibi tarihi değerlendirildiğinde, bu maddede belirtilen sürenin geçtiğini, TTK'nun 1188/1 maddesinde ise eşyanın ziya veya hasarı ile geç tesliminden dolayı taşıyana karşı her türlü tazminat istem hakkının 1 yıl içinde yargı yoluna başvurulmadığı takdirde düşeceği hükmüne yer verildiği,ekspertiz rapor tarihinin 17/09/2013 tarihi olduğu ve hasarın tesbit tarihinin 05/06/2013 tarihi, talep tarihinin 06/06/2013 tarihi olduğu, sigortalı tarafından davalı şirkete 04/07/2013 tarihli Beşiktaş ...

Noterliğinin ihtarname keşide edildiği, takip tarihinin 08/12/2014 tarihi olduğu ve davalının davacıyı oyaladığı sabit olmadığından TTK'nun 1188.maddesinde belirtilen hak düşürücü sürenin geçtiği tesbit ile davanın hakdüşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığından hükmün esasına yönelik istinaf nedenleri yerinde görülmemiş ise de davanın hakdüşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmesine rağmen davalı yararın nispi vekalet ücreti takdir edilmesi tarifenin 7.maddesine aykırı olduğundan HKMK nun 353-b-2 ,3 gereği hükmün kaldırılmasına ,davanın hakdüşürücü süre nedeneyle reddine ve davalı yararına maktu vekalet ücretine hükmedilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KISMEN KABULÜNE; İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 13/10/2016 tarih, 2015/155 Esas-2016/457 Karar sayılı hükmünün HMK.'nın 353(1)b-2 maddesi gereği KALDIRILMASINA; "Davanın hak düşürücü süreden REDDİNE," İlk derece yargılamasına ilişkin olarak; "Alınması gereken 54,40- TL harcın, davacı tarafından yatırılan 1.595,44- TL harçtan mahsubu ile fazla olan 1.541,04- TL harcın talep halinde karar kesinleştiğinde davacıya iadesine, Davalı vekili için takdir olunan karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca belirlenen 1.980- TL maktu avukatlık ücreti ile 12-TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, Davacı tarafından yapılan yargı giderlerinin üzerinde bırakılmasına, İstinaf yoluna başvuran davacı tarafından yatırılan 31,40-TL peşin istinaf karar harcının istek halinde kendisine iadesine, Hükümden sonra davalı gider avansından karşılanan 25-TL istinaf yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, Davacı vekili için takdir olunan 1.700-TL istinaf duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine.

Davalı vekili için takdir olunan 1.700-TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya ödenmesine. Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine, HMK 'nun 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine,duruşmalı yapılan inceleme neticesinde taraf vekillerinin yüzüne karşı oy birliğiyle karar verildi.12/02/2020

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.