Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2020/8001 E. 2022/1237 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
vekaletsiz iş görme↗ temerrüt tarihi↗ tbk 99↗ ihtarname↗ tacir↗ avans faizi↗ temerrüt↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılamanın sonucunda, 01/07/2012- 30/09/2012 tarihleri arası istasyonun davalıya devrinden sonra davalının bu yerin güvenliğini sağlamakla yükümlü olmasına rağmen bu yükümlülüğünü yerine getirmemiş olması nedeniyle bu yükümlülüğünün davacı tarafından yerine getirildiğinin sabit olduğu, bu yükümlülüğün ifası nedeniyle davacı tarafından ödenmiş bulunan 60.109,50 TL kadar davalının zenginleştiği ve bu sebeple TBK m.77 kapsamında ve tarafların tacir olması nedeniyle bu miktarın 3095 sayılı Yasa'nın 2/2 maddesinde öngörülen avans faizi ile birlikte davanın açıldığı tarihten itibaren davalıdan tahsiline karar vermek gerektiği gerekçesiyle, davanın kabulüne, 60.109,50 TL'nin dava tarihinden itibaren 3095 sayılı Yasa'nın 2/2 maddesinde düzenlenen avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Karar, taraf vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin tüm, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Dava, vekaletsiz iş görme kapsamında davacı tarafından yapılan ödemenin ödeme tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline ilişkindir. Her ne kadar davacı tarafından, davalıya, yapılan ödemenin tahsiline ilişkin ihtarname gönderilmişse de, dosya kapsamından ihtarnamenin davalıya tebliğ edildiği tarih anlaşılamamakta olup, davacı tarafından buna ilişkin bir belgeye de dayanılmamıştır. Ancak, davalı tarafından 29.11.2012 tarihli belge ile davacının ihtarnamesine cevap verildiği anlaşılmaktadır. Bu nedenle temerrüt tarihinin, davacının iddia ettiği şekilde ödeme tarihi ya da mahkemenin gerekçesinde belirttiği dava tarihi değil, davalının ihtarnameye cevap verdiği tarih olan 29.11.2012 tarihi olduğu kabul edilerek, bu şekilde karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde dava tarihinden itibaren faiz işletilmesine karar verilmesi doğru olmayıp, hükmün bu nedenle bozulması gerekmekteyse de, bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 HMK’nın geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’nın 438/7. maddesi uyarınca uyarınca hüküm fıkrasının aşağıdaki şekilde düzeltilerek kararın onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2017/473 E. 2018/7681 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/10393 E. 2012/15551 K.
Ortak:Alacak
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:fatura
Benzer bu karardaMahkemece, bilirkişi raporları ile davalının bakiye «fatura» bedellerini ödenmediğinin anlaşıldığı gerekçesiyle davanın kabulüyle 20.109,66 TL'nın davalıdan tahsiline dair tesis edilen karar, davalı vekilinin temyizi üzerine, Dairemizce ilamda belirtilen nedenlerle bozulmuştur.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2020/8001 E. , 2022/1237 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 03.10.2018 tarih ve 2018/512 E. - 2018/958 K. sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili şirket ile davalı şirket arasında 05.11.2011 tarihinde İstanbul doğalgaz dağıtım hattı devir protokolünün imzalandığını, bu protokol çerçevesinde 01.07.2012 tarihinde Esenyurt İstasyonu’nun devrinin yapılmasından sonra müvekkili şirket tarafından zaruri güvenliğin sağlanması için toplam 60.109,50 TL personel ödemesi yapıldığını ileri sürerek bu miktarın ödeme tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, dava konusu miktarın ödenmesinde davacının kendi kusuru bulunduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılamanın sonucunda, 01/07/2012- 30/09/2012 tarihleri arası istasyonun davalıya devrinden sonra davalının bu yerin güvenliğini sağlamakla yükümlü olmasına rağmen bu yükümlülüğünü yerine getirmemiş olması nedeniyle bu yükümlülüğünün davacı tarafından yerine getirildiğinin sabit olduğu, bu yükümlülüğün ifası nedeniyle davacı tarafından ödenmiş bulunan 60.109,50 TL kadar davalının zenginleştiği ve bu sebeple TBK m.77 kapsamında ve tarafların tacir olması nedeniyle bu miktarın 3095 sayılı Yasa'nın 2/2 maddesinde öngörülen avans faizi ile birlikte davanın açıldığı tarihten itibaren davalıdan tahsiline karar vermek gerektiği gerekçesiyle, davanın kabulüne, 60.109,50 TL'nin dava tarihinden itibaren 3095 sayılı Yasa'nın 2/2 maddesinde düzenlenen avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Karar, taraf vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin tüm, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Dava, vekaletsiz iş görme kapsamında davacı tarafından yapılan ödemenin ödeme tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline ilişkindir. Her ne kadar davacı tarafından, davalıya, yapılan ödemenin tahsiline ilişkin ihtarname gönderilmişse de, dosya kapsamından ihtarnamenin davalıya tebliğ edildiği tarih anlaşılamamakta olup, davacı tarafından buna ilişkin bir belgeye de dayanılmamıştır. Ancak, davalı tarafından 29.11.2012 tarihli belge ile davacının ihtarnamesine cevap verildiği anlaşılmaktadır. Bu nedenle temerrüt tarihinin, davacının iddia ettiği şekilde ödeme tarihi ya da mahkemenin gerekçesinde belirttiği dava tarihi değil, davalının ihtarnameye cevap verdiği tarih olan 29.11.2012 tarihi olduğu kabul edilerek, bu şekilde karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde dava tarihinden itibaren faiz işletilmesine karar verilmesi doğru olmayıp, hükmün bu nedenle bozulması gerekmekteyse de, bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 HMK’nın geçici 3.
maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’nın 438/7. maddesi uyarınca uyarınca hüküm fıkrasının aşağıdaki şekilde düzeltilerek kararın onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin tüm, davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle hüküm fıkrasında yer alan “dava tarihi olan 26/07/2013” ibaresinin hüküm fıkrasından tamamen çıkartılarak yerine "davalının temerrüt tarihi olarak kabul edilen 29/11/2012" ibaresinin konularak hükmün bu şekilde DÜZELTİLEREK ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 3.079,08 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 24/02/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/742316300 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz