Adi ortaklık tasfiye edilmeden ortaklık mallarının kullanılamamasından kaynaklanan gelir kaybı alacağı muaccel olmaz
İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2022/1226 E. 2025/257 K. · · İlk derece: BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Alacakkaldırma ve esas hakkında yeniden hükümKesin
★ Emsal
Davacının nitelemesi: Gelir Kaybı Tazminatı mahkemenin nitelemesiyle örtüşüyor
Sınır kaydı: künye-holding uyumsuzluğu → 3 (adi ortaklık) — Sınır Cetveli / Negatif Alan
Gerekçe özeti
Adi ortaklık sözleşmesinin geçerliliği herhangi bir şekil şartına bağlı değildir; tarafların beyanları ve ihtarname içeriği ile adi ortaklık ilişkisinin varlığı ispatlanabilir. Ortakların ortaklığa özgüledikleri malların kullanılamamasından kaynaklanan gelir kaybı alacağı, adi ortaklık henüz tasfiye edilmeden muaccel hale gelmez; bu tür bir alacak ancak tasfiye sonucunda talep edilebilir. Ayrıca bir tarafın borçlusu olduğu senet bedelinin diğer tarafça alacaklıya ödenmesi, senedin temlik yoluyla ödeyen tarafa geçmesi halinde cari hesap alacağına karşı takas def'i olarak ileri sürülebilir; ancak ödeme belgesi ibraz edilmeyen ve hakkında itirazın iptali davası açılmayan iddialar takas def'ine dayanak yapılamaz.
Ele alınan sorunlar
Taraflar arasında adi ortaklık ilişkisinin varlığı → kabul
İddia: Davalı vekili, davacının dava dilekçesinde makinelerini davalı iş yerine taşıyarak bir süre birlikte iş yaptıklarını belirtmesinin adi ortaklık ilişkisini ikrar niteliğinde olduğunu, bu nedenle ilk derece mahkemesinin adi ortaklığın ispat edilemediği yönündeki gerekçesinin hatalı olduğunu ileri sürmüştür.
Gerekçe: Adi ortaklık sözleşmesinin geçerliliği bakımından herhangi bir şekil şartı öngörülmemiştir. Dava dilekçesinde davacı tarafça makinelerin davalı iş yerine götürüldüğü ve bir süre birlikte iş yapıldığı belirtilmiş, ayrıca davacının keşide ettiği ihtarnamede belirli bir tarihte adi ortaklık sözleşmesi imzalandığı ifade edilmiştir. Bu durum karşısında taraflar arasında bir adi ortaklık ilişkisinin bulunduğu sabittir.
Gerekçe kaynağı: düzeltme
Cari hesap alacağına karşı takas def'i (bono bedeli ödemesi) → kabul
İddia: Davalı vekili, davacının borçlusu olduğu senet bedellerini alacaklıya ödediklerini, bu nedenle davacının cari hesap alacağına karşı takas def'inde bulunduklarını ve mahkemenin bu ödemeleri dikkate almadan karar verdiğini ileri sürmüştür.
Gerekçe: Davalının takas defiine konu bonolarda davacının keşideci, dava dışı bir firmanın lehtar olduğu, alacaklı firma vekilinin imzasını taşıyan belgeye göre senet bedellerinin davalı tarafından ödendiği ve senetlerin alacağın temliki kapsamında davalıya verildiği anlaşılmıştır. Bu durumda davalının, davacının keşidecisi olduğu bonolar nedeniyle bono alacaklısına ödediği tutarın, davacıya olan cari hesap borcundan mahsubu gerekmekte olup, davalının süresinde ileri sürdüğü takas def'i doğrultusunda davacının davalıdan cari hesap alacağının takas nedeniyle reddi gerekir. Buna karşılık, davalı tarafça adi ortaklık borcu olarak ödendiği ileri sürülen diğer büyük tutarlı ödemeye ilişkin herhangi bir ödeme belgesi ibraz edilmediğinden ve bu ödeme nedeniyle başlatılan takip itiraz üzerine durduğu halde itirazın iptali davası açılmadığından, bu husus takas def'ine dayanak yapılamamıştır.
Gerekçe kaynağı: düzeltme
Ortaklığa özgülenen makinelerin kullanılamamasından kaynaklanan gelir kaybı alacağının muacceliyeti → ret
İddia: Davalı vekili, makinelerin ortaklığa özgülendiğini, TBK'nın 638 ve 642. maddeleri gereği ortaklık mallarının elbirliği mülkiyetine tabi olduğunu, ortakların sermaye olarak koydukları malları aynen iade alamayacaklarını, ancak tasfiye payını isteyebileceklerini, bu nedenle makinelerin ortaklığın tasfiyesinde değerlendirilmesi gerektiğini ve kar kaybına hükmedilmesinin hatalı olduğunu ileri sürmüştür.
Gerekçe: Davacının gelir kaybı iddiasına dayanak makinelerin davacıya ait olduğu tarafların kabulündedir. Ancak davacının dava dilekçesi içeriği ve davalının bunu doğrulayan beyanları doğrultusunda, makinelerin adi ortaklığa özgülendiği ve adi ortaklık çatısı altında üretim yapılmak üzere davalının iş yerine götürüldüğü, taraflar arasındaki ihtilaf sürecinde davacının borçlusu olduğu bir icra takibi kapsamında davalı tarafından açılan istihkak davasında yediemin olarak davacıya teslim edildiği anlaşılmıştır. TBK'nın 642. maddesinde adi ortaklığın tasfiyesinde, ortakların katılım payı olarak koydukları malları geri alamayacağı, ancak katılım payının değerini isteyebileceği hüküm altına alınmıştır. Taraflar arasındaki adi ortaklık ilişkisi fiilen sona ermişse de, adi ortaklık henüz tasfiye edilmemiştir. Bu durumda taraflar arasındaki adi ortaklık ilişkisi henüz tasfiye edilmediğinden, davacının makinelerin kullanılamaması nedenine dayalı gelir kaybı alacağı muaccel olmamıştır.
Gerekçe kaynağı: düzeltme
Emsal değeri
Adi ortaklığa özgülenen malların kullanılamamasından kaynaklanan gelir kaybı alacağının, ortaklık tasfiye edilmeden muaccel hale gelmeyeceği yönündeki tespit; benzer uyuşmazlıklarda emsal niteliği taşımaktadır.
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
adi ortaklık↗ tasfiye↗ takas def'i↗ muacceliyet↗ elbirliği mülkiyeti↗ alacağın temliki↗ cari hesap alacağı↗
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO 2022/1226
KARAR NO 2025/257
TÜRK MİLLETİ ADINA
İSTİNAF KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ 15/11/2021
NUMARASI 2018/1318 Esas - 2021/1094 Karar
DAVA
Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ 20/02/2025
Davanın kısmen kabul kısmen reddine ilişkin kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
DAVA
Davacı şirket yetkilisi; davalı şirkete 10.01.2016-20.07.2016 tarihleri arasında alüminyum çivi ürünleri satarak teslim ettiğini, davalıya satılan mallara ilişkin olarak irsaliyeli faturalar düzenleyerek sattığı mallarla birlikte davalı şirkete teslim ettiğini, davalının da bu faturaları ticari defterlerine itirazsız olarak kaydettiğini, davalının bu ticari alışverişten dolayı davacıya 48.283,31-TL cari hesap borcu bulunduğunu ve davalının borcu ödemediğini, davalı şirketin adresine mallarını taşıdığını, bir süre iş yaptıklarını, ancak araları bozulunca davalının iş yerine girişini engelleyerek makinelerini iade etmediğini, davalı ile aralarında kendisine ait makinelerin davalıya devredildiğine ilişkin herhangi bir sözleşme bulunmadığını, ayrıca makinelerin adi ortaklık malı olmadığını, makinelerin kendisine ait olduğunu, davalının bu makineleri 24 ay boyunca iade etmeyip kullanarak gelir elde ettiğini, bu nedenle gelir kaybına uğradığını belirterek, 48.283,31-TL alacağın dava tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, makinelerin 24 ay boyunca davalı tarafça iade edilmeyerek kullanılması nedeniyle uğradığı gelir kaybı nedeniyle 10.000-TL'nin faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili; müvekkili ile davacının iş gücü, hammadde temini ve birlikte üretim yapılması kapsamında anlaşmaya vardıklarını, müvekkilinin kendi işçilerini, atölye kirasını ve müşteri portföyünü ortaklığa özgülediğini ve böylece adi ortaklık kurulduğunu, müvekkili şirketçe, davalının hiç bir katkısı olmadan kendi çalıştığı hammaddeciden alım yapıldığını, satın aldığı bu hammaddelerle üretim yapıldığını, üretilen mallar satış değeri üzerinden piyasaya arz edildiğini, ancak satış bedellerinin yüksek bir miktarı davacı tarafından tahsil edildiği halde ortaklık hesabına aktarılmadığını, davacının hammadde temin edilen firmanın dahi borcu ödenmeden şirketten ayrıldığını, yaklaşık 430.000-TL borcun, ortaklık hesabında para olmadığı için müvekkili tarafından ödendiğini, ayrıca müvekkili şirketin, davacı şirketin 04.03.2016, 11.03.2016, 25.03.2016, 22.04.2016, 08.05.2016 ve 18.05.2016 vadeli her biri 10.000-TL'lik 6 adet senet borcunu alacaklı ...'e ödediğini, bu nedenle davacının alacağı için takas defiinde bulunduklarını, taraflar arasında adi ortaklık kurulduğunu, davacının dava dilekçesinde belirttiği makineleri ortaklığa özgülediğini, bu nedenle müvekkilinin makineleri davacının rızası dışında elinde tuttuğu iddiasının doğru olmadığını, TBK'nın 638 maddesi gereği ortaklığa ait mallar elbirliği mülkiyetine tabi olup aynı kanunun 642.
maddesine göre de ortakların sermaye olarak koydukları malları aynen iade alamayacaklarını, ancak tasfiye payını isteyebileceklerini, bu nedenle makinelerin ortaklığın tasfiyesinde değerlendirilmesi gerektiğini, davacının ortaklık borçları nedeniyle ödemesi gereken tutarı ödemeyerek bu borcuna karşılık makineleri müvekkiline bıraktığını, müvekkilince ödenen ortaklık borçları nedeniyle davacı aleyhine takip başlatıldığını, davacının takibe haksız olarak itiraz ettiğini ve takibin durduğunu, sonrasında davacının muvazaalı olarak alacaklı ... tarafından aleyhine takip başlatılmasını sağladığını, bu takip nedeniyle müvekkilinin iş yerinde yapılan haciz işleminde davacının ortaklığa koyduğu malların haczedildiğini, müvekkilince ileri sürülen istihkak iddiası nedeniyle açtıkları davada 31.08.2018 tarihli ara karar ile haczedilen malların davacıya yediemin olarak teslim edildiğini belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEME KARARI
Mahkemece; davalının adi ortaklık kurulduğu iddiasının kanıtlanamadığı, yapılan inceleme neticesinde davacı defterlerinin usulüne uygun tutulmadığı, davalı defterlerinin usulüne uygun tutulduğu anlaşılmış olup, bu sebeple davacı defterlerindeki kayıtlara itibar edilmediği, davalı defterlerindeki kayıtlara göre davalının davacıya 24,323,32-TL borçlu olduğu, bakiye bedel yönünden ise davacının iddiasını yasal delillerle ispatlayamadığı, kar kaybı istemi yönünden sunulan beyanlardan davacı makinelerinin davalı uhdesinde bulunduğu, davalının söz konusu makineleri iade ettiğine dair bir beyanının bulunmadığı, dolayısıyla 24 aylık kar kaybı talebinin yerinde olduğu, 24 aylık kar kaybının ise 23.886,-TL olduğu, fakat davacının 10.000-TL kar kaybı talep ettiği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile 24.323,32-TL cari hesap alacağı ile 10.000-TL kar kaybı alacağının dava tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF NEDENLERİ
Davalı vekili; davacı ile müvekkil şirket arasında adi ortaklık ilişkisi mevcut olduğundan, öncelikle ortaklığın tasfiyesinin gerektiğini, zira davacının teklifi üzerine iş gücü, ham madde temini ve birlikte üretim yapılması kapsamında tarafların anlaşmaya vardığını, müvekkilinin kendi işçilerini, atölyesini ve müşteri portföyünü ortaklığa özgülediğini ve böylece adi ortaklığın kurulduğunu, ortaklık kapsamında üretilip satılan malların satış bedellerinin yüksek bir miktarı davacı tarafından tahsil edildiği halde ortaklık hesabına aktarılmadığını, davacının borçlar ödenmeden ortaklıktan ayrıldığını, bu nedenle yaklaşık 430.000-TL borcun ortaklık hesabında para olmadığı için müvekkili şirketçe ödendiğini, ayrıca müvekkilinin davacı şirketin borçlusu olduğu her biri 10.000-TL'lik 6 adet senet bedelini alacaklı ...'e ödediğini, mahkemece bu ödemeler dikkate alınmadan karar verilmiş olmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, davacının müvekkili ile bir süre iş yaptığını ve bu nedenle makinelerini müvekkili şirketin iş yerine taşıdığını ileri sürerek adi ortaklık ilişkisini ikrar ettiğini, ancak bu nedenle yerel mahkemenin adi ortaklığın ispat edilemediği yönündeki gerekçesinin kabulünün mümkün olmadığını, buna bağlı olarak müvekkili şirketin davacının rızası dışında makineleri elinde bulundurduğu iddiasının kabul edilemeyeceğini, TBK'nın 638.
maddesi ortaklığa ait malların elbirliği mülkiyetine tabi olduğunu belirlerken, TBK'nın 642. maddesinin ise ortakların sermaye olarak koydukları malları aynen iade alamayacağını, tasfiye sonucunda ödenmesi gereken bir miktar var ise, onun talep edilebileceğini hüküm altına aldığını, bu nedenle makinelerin ortaklık tasfiyesinde değerlendirilmesi gerektiğini, zira davacının ortaklık borçları nedeniyle ödemesi gereken tutarı ödemeyerek bu borcuna karşılık da makineleri müvekkiline bıraktığını, müvekkilinin ortaklıktan kaynaklanan yaklaşık 430.000-TL'lik borcu tek başına ödediğini ve bu alacağı sebebiyle davacı aleyhine Bakırköy ... İcra Dairesinin ... sayılı takip dosyası ile takip başlattığını, ancak davacının itirazı nedeniyle takibin durduğunu, bu nedenle müvekkilinin davacıdan alacaklı olduğunu, ayrıca davacının muvazaalı olarak ...'ya borçlanarak aleyhine İstanbul ...
İcra Dairesinin ... sayılı dosyası ile takip başlatılmasını sağladığını, müvekkilinin istihkak iddiası nedeniyle açtıkları davada mahkemece malların davacıya yediemin olarak bırakılmasına karar verildiğini, yani davacının rızası dışında kullanıldığını iddia ettiği malların zaten kendisine yediemin olarak bırakıldığını, bu nedenle mahkemece 10.000-TL kar kaybına hükmedilmesinin hatalı olduğunu belirterek, kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE
Dava, ticari satımdan kaynaklanan cari hesap alacağı ile davacıya ait olduğu ileri sürülen makinelerin kullanılamaması nedeniyle uğranılan gelir kaybının tahsili istemine ilişkindir.Mahkemece tarafların ticari defter ve kayıtları üzerinde yaptırılan bilirkişi incelemesinde; davacının ticari defterlerinde davalıdan 48.283,31-TL alacaklı ve davalının ticari defterlerinde davacıya 24.323,32-TL borçlu olduğunun görüldüğü, tarafların cari hesap bakiyeleri arasındaki fark 23.960-TL olup, bu farkın davalının 2015 yılında davacı adına düzenlediği 5 adet satış faturasının davacının ticari defterlerinde kayıtlı olmamasından kaynaklandığı tespit edilmiştir.Mahkemece taraflar arasında adi ortaklık ilişkisi bulunduğunun davalı tarafça kanıtlanamadığı kabul edilmişse de, adi ortaklık sözleşmesinin geçerliliği bakımından herhangi bir şekil şartı öngörülmemiştir.Dava dilekçesinde davacı tarafça makinelerinin davalı iş yerine götürüldüğü ve bir süre birlikte iş yaptıkları, yine davacının keşide ettiği 09.08.2016 tarihli ihtarnamede de 30.08.2015 tarihinde adi ortaklık sözleşmesi imzalandığı belirtilmiştir.
Bu durum karşısında taraflar arasında bir adi ortaklık ilişkisinin bulunduğu sabittir.Davalı tarafça ileri sürülen takas defi kapsamında, 430.000-TL civarında adi ortaklık borcunun kendilerince ödendiği, yine davacının borçlusu olduğu 60.000-TL senet borcunun kendilerince ödendiği ileri sürülmüştür Davalının 430.000-TL ortaklık borcu ödemesi nedeniyle davacı aleyhine takip başlatılmış olup, takibin itiraz üzerine durduğu ancak davalı tarafça itirazın iptali davası açılmadığı anlaşılmaktadır. Adi ortaklık adına ödendiği ileri sürülen bu borca ilişkin olarak ise davalı tarafça herhangi bir ödeme belgesi ibraz edilmemiştir. Davalının takas defiine konu bonolarda davacının keşideci, dava dışı ...
firmasının ise lehtar olduğu, alacaklı firma vekilinin imzasını taşıyan belgeye göre senet bedelleri davalı tarafından ödenmiş olup, senetlerin alacağın temliki kapsamında davalıya verildiği belirtilmiştir. Bu durumda davalının davacının keşidecisi olduğu bonolar nedeniyle bono alacaklısına ödediği 60.000-TL'nin davacıya olan 24.323,32-TL cari hesap borcundan mahsubu gerekmekte olup, davalının süresinde ileri sürdüğü takas defi doğrultusunda davacının davalıdan cari hesap alacağının takas nedeniyle reddi gerekir.Davacının gelir kaybı iddiasına dayanak makinelerin ise davacıya ait olduğu tarafların kabulündedir. Ancak davacının dava dilekçesi içeriği ve davalının bunu doğrulayan beyanları doğrultusunda, makinelerin adi ortaklığa özgülendiği ve adi ortaklık çatısı altında üretim yapılmak üzere davalının iş yerine götürüldüğü, taraflar arasındaki ihtilaf sürecinde davacının borçlusu olduğu bir icra takibi kapsamında davalı tarafından açılan istihkak davasında yediemin olarak davacıya teslim edilmiştir.
TBK'nın 642. maddesinde de adi ortaklığın tasfiyesinde, ortakların katılım payı olarak koydukları malları geri alamayacağı, ancak katılım payının değerini isteyebileceği hüküm altına alınmıştır.Taraflar arasındaki adi ortaklık ilişkisi fiilen sona ermişse de, adi ortaklık henüz tasfiye edilmemiştir. Bu durumda taraflar arasındaki adi ortaklık ilişkisi henüz tasfiye edilmediğinden, davacının makinelerin kullanılamaması nedenine dayalı gelir kaybı alacağı muaccel olmamıştır. Bu nedenle davacının gelir kaybı talebinin reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçeyle kısmen kabulüne karar verilmesi yerinde bulunmamıştır.Açıklanan nedenlerle; davanın reddi gerekirken kısmen kabulüne karar verilmesi doğru değil ise de, yapılan hata/eksiklik yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile kararın kaldırılarak yeniden karar verilerek "davanın reddine" karar verilmiştir.
HÜKÜM
Yukarıda açıklanan nedenlerle:Davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne; Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 15/11/2021 Tarih 2018/1318 Esas 2021/1094 Karar sayılı kararın HMK.'nın 353(1)b-2 gereği KALDIRILMASINA;"Cari hesap alacağına yönelik davanın takas mahsup def'inin kabulü nedeniyle reddine, kar kaybı alacağının muaccel olmadığından reddine,"İlk derece mahkemesine ilişkin olarak ;"Alınması gereken 615,40-TL karar ve ilam harcının, davacı tarafından yatırılan 995,34-TL peşin harçtan mahsubu ile 379,94-TL fazla harcın talep halinde davacıya iadesine,Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,Davalı vekili için AAÜT uyarınca takdir olunan 30.000-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya ödenmesine,Talep halinde kullanılmayan gider avansının yatıran tarafa iadesine,"Yatırılan 586,15-TL peşin istinaf karar harcının istek halinde davalıya iadesine,Davacı tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına, davalı tarafından yapılan 78,60-TL istinaf yargı giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK 362(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.
20/02/2025
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/74207 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi