6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Bankanın kredi limitini sözleşme uyarınca geri çekmesi sözleşmeye aykırılık oluşturmaz

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2022/316 E. 2025/266 K. · · İlk derece: İSTANBUL 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Tazminatkaldırma ve esas hakkında yeniden hükümTemyiz yolu açık

★ EmsalDava şartı (hukuki yarar / ehliyet / kesin hüküm)

Davacının nitelemesi: Kredi sözleşmesine aykırılık mahkemenin nitelemesiyle örtüşüyor

Gerekçe özeti

Kredi sözleşmesinde bankaya, haklı sebeplerin varlığı halinde önceden bildirimde bulunmaksızın kredi limitini kısmen veya tamamen iptal etme yetkisi tanınmışsa ve krediye etki edebilecek izin/onayların geri alınması ya da taahhütlerin yerine getirilmesine mani olacak bir olayın (örneğin sözleşmenin garantörü olan ortak hakkında ceza soruşturması başlatılması) vuku bulması sözleşmede muacceliyet/temerrüt sebebi olarak sayılmışsa, bankanın bu yetkiyi kullanarak henüz tasarruf imkanı doğmamış krediyi geri çekmesi sözleşmeye aykırılık oluşturmaz; söz konusu ortağın suçsuzluğunun sonradan kesinleşen bir kararla tespit edilmesi, işlemin yapıldığı tarihteki koşullar itibariyle bankanın yetkisini haksız kılmaz. Genel kredi sözleşmesinin tarafı olmayan ve sözleşmenin ifasında şahsi sorumluluğu bulunmayan gerçek kişiler aleyhine açılan sözleşmeye aykırılıktan kaynaklanan tazminat davasında pasif husumet yokluğu söz konusudur.

Ele alınan sorunlar

Davalı bankanın kredi bedelini geri çekmesinin sözleşmeye aykırılık oluşturup oluşturmadığı → ret

İddia: Davacı vekili, davalı bankanın haklı bir sebep olmaksızın ve davacının bilgi ve onayı dışında tahsis edilen krediyi hesaptan geri çektiğini, sözleşmede bu yönde bir düzenleme bulunmadığını, teminatların ve garantilerin tam olarak verildiğini, bu nedenle davalının sözleşmeye aykırı davrandığını ve müspet/menfi zararlarının tazmini gerektiğini ileri sürmüştür.

Gerekçe: Genel kredi sözleşmesinin 2.1 ve 2.2. maddelerinde bankanın kredi verme yükümlülüğü altına girmediği ve haklı sebeplerin varlığı halinde önceden bildirimde bulunmaksızın kredi limitini kısmen veya tamamen iptal etmeye yetkili olduğu düzenlenmiştir. Sözleşmenin 4.2.4 ve 4.2.10. maddelerinde, krediye etki edebilecek izin/onayların geri alınması veya taahhütlerin yerine getirilmesine mani olacak bir olayın vuku bulması muacceliyet/temerrüt sebebi olarak sayılmıştır. Kredi bedelinin davacının rehinli ve blokeli hesabına geçtiği tarihte teknik danışman onayının henüz verilmemiş ve tasarruf imkanının doğmamış olduğu, bu aşamada 15/07/2016 tarihli darbe girişimi sonrasında davacı şirketin ortağı ve aynı zamanda sözleşmenin garantörü/kefili olan kişi hakkında soruşturma başlatıldığı ve gözaltı kararı verildiğine ilişkin basında haberler yer aldığı, kredinin geri alımı öncesinde 27/07/2016 tarihinde yapılan operasyon kapsamında bu kişi hakkında gözaltı kararı verildiğine dair haberlerin bulunduğu anlaşılmaktadır. Bu ortağın kredi geri alım işleminden sonra fiilen gözaltına alınmış olması sonucu değiştirmez; kalkışma sürecinde davacı şirketin garantörü olan ortakla başlayan sürecin şirkete sirayet edip etmeyeceği, projenin sekteye uğrayıp uğramayacağı ve kredinin geri dönüşünün riske girip girmeyeceği hususunda banka açısından belirsiz bir durum meydana gelmiştir. Söz konusu ortağın suçsuzluğunun sonradan kesinleşen mahkeme kararıyla tespit edilmiş olması, o dönemin koşulları içinde bankanın sözleşmede tanınan yetkiyi kullanmasını sözleşmeye aykırılık haline getirmez. Aynı ortaklık yapısına sahip başka bir firmaya sonradan kredi kullandırılmış olması da, dava konusu yatırım kredisinin geri ödeme yöntemi, süresi ve miktar itibariyle farklı olması ve bankanın üstlendiği riskin aynı olmaması nedeniyle sonucu değiştirmez. Bu nedenlerle davalı bankanın sözleşmeyi ihlal ettiğinden bahsedilemeyeceğinden, sözleşmeye aykırı davranıştan doğan maddi tazminatın koşulları (geçerli sözleşme, sözleşmeye aykırı davranış, bu yüzden zarar) oluşmamıştır.

Gerekçe kaynağı: özgün

Genel kredi sözleşmesinin tarafı olmayan gerçek kişi davalıların pasif husumeti → ret

Gerekçe: Genel kredi sözleşmesinin tarafı olmadıkları gibi sözleşmenin yerine getirilmemesi nedeniyle açılan tazminat davasında şahsi sorumlulukları bulunmayan gerçek kişi davalılar yönünden davanın husumet nedeniyle reddine karar verilmesi doğrudur.

Gerekçe kaynağı: özgün

Emsal değeri

Genel kredi sözleşmesinde bankaya haklı sebeple ve bildirimsiz olarak kredi limitini iptal etme yetkisi tanınan hükümlerin, garantör/ortak hakkında ceza soruşturması başlatılması gibi belirsizlik yaratan olaylar karşısında nasıl değerlendirileceği konusunda yol gösterici niteliktedir; ancak somut olayın özel koşullarına (darbe girişimi sonrası soruşturma süreci) bağlı olduğundan bölgesel ve ikna edici emsal değeri taşır.

Usul tespitleri

Dava şartı
husumet (pasif taraf sıfatı)

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
kredi sözleşmesi muacceliyet/temerrüt hali haklı sebep husumet menfi zarar müspet zarar yoksun kalınan kâr teknik danışman onayı hesap rehin sözleşmesi garantör/kefil

Atıf yapılan mevzuat: 5346 · 6446

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2022/316

KARAR NO 2025/266

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ İSTANBUL 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 04/11/2021

NUMARASI 2017/500 Esas 2021/865 Karar

DAVA

Tazminat

İSTİNAF KARAR TARİHİ 20/02/2025

İlk derece mahkemesince verilen kararın davacı ve davalı ... T.A.Ş. vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA

Davacı vekili; müvekkili şirket tarafından güneş enerjisi ile ilgili üretim santrallerinin yapımına ilişkin yatırım projesi kapsamında davalı banka ile kredi sözleşmeleri imzalandığını, bu kapsamda müvekkili şirket tarafından sözleşme gereği gerekli edimlerin yerine getirildiğini ve planlanan projenin maliyetinin %75'ine kadar kredi sağlandığını, müvekkilinin sözleşme kapsamına uygun olarak gerekli yatırımlara başladığını ve kısmen tedarik anlaşmaları yaptığını, kredinin kullanımının ise doğrudan olmayıp, yapılan ve yapılacak yatırımların davalı tarafından onaylanması ile ödemenin ilgiliye yapılması şeklinde öngörüldüğünü, bu kapsamda davalı banka tarafından istenilen tüm taahhütlerin verildiğini, müvekkili tarafından gerekli koşulların yerine getirildiği için davalı banka tarafından müvekkili hesabına yukarıda arz edildiği şekilde kullanılmak üzere kredinin tahsis edildiğini ve hesaplara intikalinin yapıldığını, müvekkilinin de bu kapsamda gerekli yatırımlara ve yapılan sözleşme kapsamında tedarik anlaşmaları yapmaya başladığını, ancak davalı bankanın hiçbir neden yokken tahsis ettiği krediyi sözleşmeye aykırı olarak iptal ederek müvekkilinin hesaplarından geri aldığını, işlemin yasal olmadığını bilen davalı bankanın e-posta ortamında ilettiği ek protokolü müvekkiline onaylatmaya çalıştığını, ancak taraflarınca bu taleplerin kabul edilmediğini, imzalamayacağının beyan edilmesi sonrasında görüşmelerin devam ettiğini, ancak bir sonuç alınamadığını, davalı bankanın bu kez hatalı olduğunu bildiği için almış olduğu bazı masrafları iade etmek durumunda kaldığını, bunların iade edilmesinin müvekkilinin edimlerinin yerine getirildiğini ortaya koyduğunu, davalı banka ile yapılan sözleşme kapsamında davalı bankaya enerji santrallerinin yapılacağı taşınmazların ipotek olarak verildiğini, yine yapılan bağlantı anlaşmaları kapsamında gerekli rehin, temlik, kefalet, alacakların davalı lehine verildiğini, bu sözleşmeler kapsamında bağlantı anlaşmalarına ilişkin ilgili kurumdan elde edilecek bedellerin davalıya rehin ve temlik edildiği gibi, bu bedellerin blokeli olan banka hesabına yatırılması, davalının sözleşme kapsamına göre alacaklarının hesaptan tahsil etmesinin kararlaştırıldığını, 5346 ve 6446 sayılı kanunlar uyarınca 10 yıllık alım garantisi hakkı mevcut olup buna ilişkin belgelerin de davalıya teslim edildiğini, ayrıca alım garantisi yanında 5346 sayılı kanunun ekli I sayılı cetvele göre ABD doları cinsinden fiyat garantisinin de mevcut bulunduğunu, başka anlatımla davalının kullandıracağı kredinin tüm teminatlarının garanti altında olduğunu, gerçek kişiler hakkında dava açılmasının nedeninin ise olayların oluşumundan önce müvekkili şirketle kredi sözleşmesi yapılması için özel gayret göstermeleri olduğunu, davacı şirketin bu özel gayret gösterisi nedeniyle başka bankalar ile bu yönde çalışma yapmadıklarını, davalı bankaya daha iyi koşulların sağlanması için lehe koşullar yaratmaya çalıştıklarını, bunu yapmak ile bankaya daha fazla gelir elde etmek bankadaki konumlarını güçlendirmek ve bu şekilde şahsi menfaat temin etmek amacı ile hareket ettikleri için bu olayda şahsi kusurları mevcut olduğundan davalı olarak gösterildiğini belirterek kredi sözleşmeleri ve ek sözleşmeler kapsamında kullandırılan ve uhdelerine geçen kredinin yetkisiz olarak onaylarının dışında geri çekilmesi ve buna ilişkin elde edilecek muhtemel yoksun kalınan karın ve maddi zararların davalılardan dava tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte tahsili ile müvekkile ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davacı vekili 09/09/2020 tarihli bedel artırım dilekçesi ile davalının sözleşmeye uygun davranmaması nedeniyle elde edilmesi muhtemel yoksun kalınan kâr olan 5.384.909,46-Euro karşılığı 47.540.673,10-TL ile 291.652,99-USD karşılığı 2.181.097,70-TL olmak üzere toplam 49.721.770,80-TL'nin fiili ödeme tarihindeki kur farkı alacağı saklı kalmak üzere dava tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

CEVAP

Davalılar vekili; banka tarafından alınan kararların ifası nedeni ile çalışanların şahsi sorumluluğu söz konusu olamayacağından gerçek kişi davalı müvekkillerine husumet yöneltilemeyeceğini, dava konusu alacağın likit olması nedeniyle davanın belirsiz alacak davası olarak açılamayacağını, davacı ve müvekkili davalılardan ... T.A.Ş. arasındaki 19.04.2016 tarihinde niyet mektubu, 30 Haziran 2016 tarihinde Genel Kredi Sözleşmesi, 30 Haziran 2016 tarihli Ek Kredi Sözleşmesi, 30 Haziran 2016 tarihinde Hesap Rehin Sözleşmesi imzalanarak 7.800.000-Euro tutarında kredinin davacının müvekkili banka lehine rehinli ve blokeli olan hesabına aktarıldığını, ancak 30.06.2016 tarihinde ilgili kredi tutarının davacının hesabına rehin blokeli olarak alacak geçilmiş olmasına rağmen ilgili tarihte teminat eksiklikleri tamamlanmadığından ve teknik danışman teyidi bulunmadığından söz konusu kredinin davacıya kullandırılmadığını ve kredi üzerinde davacının tasarruf hakkını edinemediğini, müvekkili tarafından, davacı firmanın söz konusu eksiklikleri tamamlaması beklenir iken davacı şirket ortağı ve yönetim kurulu üyesi ...

hakkında ... eski yöneticisi ve hissedarı olmaktan dolayı gözaltı kararı verildiğini, söz konusu karar ulusal/yerel hemen tüm kuruluşlarınca haber yapıldığını, gelişmeler üzerine davacı şirket sıkıntıya girdiğini, davacı şirket yetkilileri ile yapılan görüşmeler sonucunda dava konusu proje finansman kredileri, Genel Kredi Sözleşmesi, Ek Kredi Sözleşmesi ve bunlara istinaden imzalanmış olan hesap rehin sözleşmesi hükümlerine uygun olarak ve davacının bilgisi dahilinde 01.08.2016 tarihinde davacı şirketin müvekkili bankaya rehinli ve blokeli olan hesaplarındaki kredi tutarlarının iade edildiğini, müvekkillerinin herhangi bir zarar sorumluluğundan bahsedebilmesi için hukuka aykırı fiil, zarar, kusur ve illiyet bağı şartlarının gerçekleştiğinin davacı tarafından ispat edilmesi gerektiğini, somut olayda bu unsurların gerçekleşmediğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEME KARARI

Mahkemece; davacının hesabına kredinin rehinli ve blokeli olarak yatırıldığı, kredi kullandırımı için gerek niyet mektubunda gerek genel kredi sözleşmesinde gerekse ek kredi sözleşmesinde taraflarca kabul edildiği üzere teknik danışman onayının gerekli olduğu, ancak panellerle ilgili onayın halen verilmediği, sözleşmenin 4.2.10 Md'de krediden doğan taahhütlerini yerine getirmesine mani olacağı yahut tehlikeye sokacağı anlaşılan herhangi bir olayın temerrüt hali olarak düzenlendiği, garantör ...'ın sözleşmenin imzalanmasından 15 gün sonra 15.07.2016 tarihinde ... terör örgütünün darbe girişimi nedeniyle başlayan hukuki süreçte gözaltına alındığı, sözleşmede belirlenen 4.2.10. maddesindeki temerrüt halinin meydana geldiği, sözleşmenin yukarıda açıklanan 2.2 maddesinde temerrüt halinin oluşması durumunda bankanın herhangi bir bildirimde bulunmaksızın kredi limidini iptal etmeye hak ve yetkili olması nedeniyle 01.08.2016 tarihinde kredinin geri çekilmesinde hukuka aykırılığın olmadığı, müspet zarar olarak yoksun kalınan kar talep edilemeyeceği, menfi zarar olarak yatırım giderleri için alınan bilirkişi raporlarında yatırım öncesi davacı tarafça 807.757,77-USD harcama yapıldığının, bu tutarın 474.440,07-USD kısmının arazi alımı için harcanan tutar olup arazilerin elden çıkarılması nedeniyle zarar oluşmadığı, geriye kalan 333.317,70-USD yönünden değerlendirme yapıldığında, ...

Projelerinden bir tanesinin şirket öz kaynaklarından harcaması yapıldığı, ... projesine isabet eden harcama miktarının ise 291.652,99-USD olduğunun tespit edildiği, menfi zarar kalemi olarak talep edilen yatırım giderlerinden 291.652,99-USD'nin davalı banka tarafından davacıya ödenmesi gerektiği, davalılardan ...,... ...'ün pasif husumetinin bulunmadığı gerekçesiyle davanın davalılardan ..., ..., ...'e karşı açılan davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine, davalı ...bank A.Ş.'ye karşı açılan davanın kısmen kabulüne, yatırım harcamalarına ilişkin 291.652,99 USD karşılığı 842.424,20-TL maddi tazminatın 10.000-TL'lik kısmı yönünden dava tarihi olan 01/06/2017 tarihinden, 832.424,20-TL'lik kısmı yönünden ıslah tarihi olan 16/09/2020 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalı bankadan tahsil ve tazminine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

1-Davacı vekili; kredi temin etmeye ilişkin borç bakımından temerrüde düşen bankadan aynen ifa talebinde bulunmak mümkün olduğu gibi gecikmeden doğan zararın tazmininin de istenebileceğini, davalı bankanın borcunu gereği gibi ifa etmediğini, yasal ve sözleşmeye dayalı haklı bir sebep söz konusu değil iken müvekkili şirkete tahsis ettiği ve davacı banka hesaplarına aktardığı krediyi, davacı şirketin bilgisi ve onayı dışında banka hesaplarından geri çektiğini, sözleşmelerde davalı bankanın tahsis ettiği krediyi geri çekeceğine ilişkin bir düzenleme bulunmadığını, müvekkili şirket tarafından ... nedeniyle yapılacak yatırımların finansmanı konusunda davalı banka ile sürdürülen görüşmelerden sonra, davalı banka tarafından 20.03.2015 tarihinde müvekkili şirkete, 19/04/2016 tarihinde ise...A.Ş.

ve ....A.Ş.’ye gönderdiği yazılardan sonra sözleşme imzalanması ve kredinin yatırım koşulların oluşması karşılığı kullandırılması için hesaba aktarılması ile artık sözleşmeden ancak haklı nedenle dönülebileceğini, banka yetkilisi tarafından gönderilen e-postanın kredinin onaylandığının somut kanıtı olduğunu, sözleşme gereği davacı şirket ile davalı banka arasında 30.06.2016 tarihinde imzalanan 15.000.000-USD limitli Genel Kredi Sözleşmesi hükümleri gereğince, ..., ... ve ...’ın on yıl süre ile, ... A.Ş.’nin ise sınırsız süreli Kefil ve Garantör olduğunu, müvekkili şirket tarafından tesis edilecek santral gelirlerinin tamamının davacı ... T.A.Ş.’ye temlik edileceğine ilişkin sözleşme imzalandığını, buna göre üretilecek enerji bedelinin borç bitinceye kadar artık davalının olduğunun kabul edildiğini, devletin 10 yıl alım garantisi olduğunu, bilirkişi raporlarında da bu sürede borcun tamamen kapanabileceğinin hesaplandığını, bunun dışında şirkete ve şirket ortaklarına ve kefillere ait gayrimenkullerin davalıya ipotek verildiğini, şirket taşınır varlıklarının rehin edilmesine ilişkin işletme rehin sözleşmesi imzalandığını, şirket hisselerinin davalı bankaya rehin edildiğini, banka tarafından atanan teknik danışman raporlarının bankaya sunulduğunu, kredi masraflarına ilişkin ön ödeme yapıldığına dair banka hesap özeti sunulduğunu, müvekkilinin tüm yükümlülüklerini yerine getirdiğinden davalı banka tarafından kredinin şirket hesabına aktarıldığını, ancak davalının borca aykırı davranarak herhangi bir eksiklik belirtmeden krediye hesaptan geri aldığını, müvekkili şirketin güneş enerji santral projelerini tesis edip işletemediği için zarara uğradığını, sekiz proje nedeniyle şirketin elde edebileceği kardan mahrum kaldığını, bankanın hesaptan talimat olmadan ve keyfi olarak para çekmesinin mümkün olmadığını, davalı bankanın hesaba geçtiği kredinin tasarruf hakkının şirkette olduğunu, bu nedenle müvekkilinden para çekildikten sonra davalı bankanın müvekkilinden taahhütname alma ihtiyacı hissettiğini, bankanın yaptığı işlemin hukuksuz olduğunu bildiği için müvekkiline taahhütname imzalatmaya çalıştığını, davalı tarafından çekilen tutarın faaliyet başlamadığı için proje geliri olmadığını, çekilen tutarın kredi tutarı olduğunu, kredinin yatırıldığı hesabın rehinli ve/veya blokeli bir hesap olmadığını, davalı banka tarafından İstanbul 11.Sulh Ceza Hâkimliği 2016/454 D.İş sayılı dosyasında şirket ortaklarından ...hakkında verilen 01.12.2016 tarihli el koyma kararından bahsedilmiş ise de kredinin hesaptan 01/08/2016 tarihinde çekildiğini, kaldı ki kredi ile şirket ortağı arasında direkt bir bağlantı söz konusu olmadığını, bir an için proje kredisi ile şirket ortağı arasında bir bağlantı olduğu düşünülse bile bu durumun proje ile ilgili olarak verilen kredinin geri çekilmesine yol açacak olumsuz etki yaratmayacağını, çünkü projelendirilen 9 adet enerji santralinden birinin şirketin öz kaynakları ile tamamlandığını, bu santralin halen işletmede olması nedeniyle şirket ortağının durumunun projeyi olumsuz etkilemediğini, kredinin tahsis edildiği 30.06.2016 tarihinde ve kredinin geri çekildiği 01.08.2016 tarihinde davacı şirket ortağı hakkında her hangi bir soruşturma yürütüldüğüne ilişkin dosyada her hangi bir belgenin mevcut olmadığı, kredinin geri çağrılmasından yaklaşık 4 ay sonra başlatılan bir soruşturmanın banka açısından her hangi bir olumsuzluk oluşturmayacağını, kalkışma nedeniyle ticari hayatın olumsuz etkilenmemesi açısından, KHK ile düzenleme yapılarak kredi verenlerin sorumluluğunun mevzuat olarak garanti altına alındığını, 675 sayılı KHK uyarınca fon, kredi ve benzeri finansal hizmetlerden dolayı banka ve finans kuruluşları ile çalışanlarına cezai sorumluluk yüklenemeyeceğine dair düzenleme yapıldığını, anılan KHK ilgili maddelerinden de görüleceği üzere şirkete verilen kredi nedeni ile bankanın iddia ettiği gibi bir sorumluluk ve belirsizlik söz konusu olmadığını, müvekkili şirket ortağı ...

hakkında sürdürülen soruşturma nedeniyle, adı geçenin ortak olduğu şirketlerden hiçbirine kayyum ataması yapılmadığını, bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde şirket hesabından paranın usulsüz olarak çekildiğini, davalının hiç bir riskinin söz konusu olmadığını, güneş enerjisi tesislerinin kesin teminat niteliğinde olduğunu, davalının, kullandırdığı krediyi doğrudan müvekkile ödemediğini, yapılan yatırımları kendi denetimi sonucu ilgili imalatçı veya tedarikçi firmalara ödediğini, kredinin başka bir alanda kullanılması olanaklı olmadığını, projenin bütün haklarının davalıya temlik edildiğini, üretime geçtğinde de elde edilecek gelirin yine davalıda korumalı olan banka hesabına aktarılacağını, davalının savunmasında daha önce öne sürmediği ve yatırım kredisinin geri alınması aşamasında ve hiç bir yazışmada öne sürmediği savın bu kez şirket ortağı hakkında soruşturma yapıldığına dair savunma olduğunu, ortaklık yapısı aynı olan ve davaya konu edilen yatırım kredisinin alınmasından sonra 22.08.2016 tarihinde ...

Şirketine 980.000-TL nakit kredi kullandırıldığını, şirket ortağı hakkında İstanbul 14. ACM'nin 2017/20 esas sayılı dava dosyasında beraat kararı verildiğini, proje kredisi kullanılarak davacı tarafından tesis edilecek ..’lerden ...’lık kısmının davalı tarafından tahsis edilen proje kredisinin geri alınması nedeniyle kurulamamış olmasının müvekkilinin projelerden beklediği geliri elde etme imkânını ortadan kaldırdığını, davalının haklı bir gerekçe olmadan krediyi geri alması nedeniyle müvekkilinin krediyi kullanarak gerçekleştireceği projeden elde edeceği kazançtan mahrum kalmasına sebebiyet verdiğini, müvekkilin yasalarla kendisine tanınan sürede tesisi kurabilmesi için yeni bir kredi bulması ve tesisleri tamamlamasının imkânsız olduğunu, ayrıca davalının sözleşmeyi fasih etme yerine krediyi geri aldığını, sözleşmenin feshinin tamamlanma işlemi ipoteklerin fek tarihi olduğundan o tarihe kadar müvekkil şirketin bu taşınmazlar ile ilgili tasarruf yapmasının mümkün olmadığını, ...'ın gözaltına alındığı tarihin 24.11.2016 tarihi olup, 06.12.2016 tarihinde tutuklandığı ve 15.01.2017 tarihinde tahliye olduğunu, sonuç olarak beraat ederek kararın kesinleştiğini, gözaltı olayının iddia edilen dönemde yaşanmadığını belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.2-Davalı vekili;

kredi sözleşmesinin davacının bilgisi dahilinde sonlandırıldığını, buna ilişkin olarak davacı tarafa bilgi verildiğini ve ziyaret formunun dosyaya delil olarak sunulduğunu, davacının kendisininden kaynaklandığı halde kredinin geri çağrılmasını kendi lehine çevirmeye çalıştığını, kredinin geri alınmasından 3,5 yıl geçmesine rağmen davacının hiç bir itirazda bulunmadığını, davacının yeni bir ... başvurusu yapmasına engel bulunmadığını, ... süresi bitmeden arazileri elden çıkardığını, bu nedenle davanın kötüniyetle açıldığını, mahkemece feshin haklı olduğu kabul edildiği halde hiç bir kusuru olmayan müvekkilinin menfi zarardan sorumlu tutulduğunu, müvekkili bankanın temerrüde düşmesinin söz konusu olmadığını, ilk derece mahkemesinin yatırım harcamaların TL üzerinden yapıldığı halde USD üzerinden karar vermesinin de hatalı olduğunu, müvekkili tarafından yapılan yargılama giderlerinin davanın kabul ret oranına göre paylaştırılması gerektiğini belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

GEREKÇE

Dava, davalı banka ile davacı şirket arasındaki kredi sözleşmesi kapsamında davacının hesabına yatırılan kredi bedelinin, davacının bilgi ve onayı olmadan geri çekilerek sözleşmeye aykırılıktan dolayı uğranılan zararın tazmini istemine ilişkindir.Davacı tarafın, 8 adet Güneş Enerji Santralinin kurulması ve işletilmesi kapsamında gerekli finansmanın sağlanması için davalı banka ile 19.04.2016 tarihinde imzalanan niyet mektubundan sonra 30.06.2016 tarihinde genel kredi sözleşmesi, ek kredi sözleşmesi, hesap rehin sözleşmesi akdedildiği, ... A.Ş., ..., ... ve...'ın garantörler olarak Ek taahhütnameyi imzaladıkları, tahsis edilmesi planlanan kredinin yatırım kredisi olup taraflarca sunulan dava ve cevap dilekçelerinde açıkça belirtildiği üzere kredinin kullanımının doğrudan olmayıp yatırımların onaylanması ile ödemenin ilgiliye yapılacağının kararlaştırıldığı, 7.800.000-Euro tutarındaki kredinin davacı 30/06/2016 tarihinde şirketin davalı bankadaki rehinli ve blokeli hesabına hesap rehin sözleşmesindeki şartlar dahilinde yatırıldığı, bankanın 01.08.2016 tarihinde yatırılan krediyi geri çektiği, davalı banka tarafından ipotek fek yazılarının 28/12/2016 tarihinde hazırlandığı hususları ihtilaf dışıdır.Davacı vekili;

davalı banka tarafından kredi bedelinin müvekkilinin hesabından müvekkilinin bilgisi ve onayı olmadan çekildiğini, davalı bankanın sözleşmeye aykırı davrandığını belirterek menfi ve müspet zararlarının tazmini talep etmiş olup, davalı banka vekili, teminat eksikliklerinin tamamlanmaması ve teknik danışman onayının bulunmaması nedeniyle davacının kredi üzerinde tasarruf hakkı elde edemediğini, akabinde davacı şirket ortaklarından ... hakkında 15/07/2016 tarihinden sonra başlayan soruşturma sonrasında davacı şirketin bilgisi dahilinde kredinin geri çekildiğini savunmaktadır.Bu durumda taraflar arasındaki uyuşmazlık, davalının davacının hesabına geçen kredi bedelini geri almakla sözleşmeyi ihlal edip etmediği, davacının bu nedenle maddi zararının oluşup oluşmadığı, davalıların bu zarardan sorumlu olup olmadıkları hususunda toplanmaktadır.30.06.2016 tarihli genel kredi sözleşmesinin 2.1.

maddesinde "...Taraflar iş bu sözleşme ile Banka'nın kredi verme yükümlülüğü altına girmediğini kabul ve beyan ederler..." 2.2. maddesinde "...Banka, müşteriye tahsis edilen kredi limidini müşterinin değerlendirilme tarihi itibariyle ekonomik şartlara, Banka'nın kredilendirme politikalarına, kredi kullanım amacına, müşterinin mali durumuna, kredi vadesi, kredi ve teminatın türü ve benzeri nedenlere göre belirlenmiş olup anılan yapı ve koşulların değişmesine paralel olarak söz konusu limiti tamamen veya kısmen kullandırmaya, azaltmaya, durdurmaya veya iptal etmeye yetkilidir. ... Olumsuz piyasa istihbaratı sektörde meydana gelen olumsuz gelişmeler ve muacceliyet, temerrüt koşullarında belirlenen hallerden herhangi birinin oluşması gibi haklı sebeplerin varlığı halinde banka önceden herhangi bir bildirimde bulunmaksızın limiti kısmen veya tamamen iptal edebilecek, limitin kısmen veya tamamen iptalinden sonra müşteriyi bilgilendirecektir..." şeklinde düzenleme bulunmaktadır.

Temerrüt (Muacceliyet) halleri ve takip hükümleri başlıklı 4.2.4. maddesinde "Kredi ile ilişkili veya krediye etki edebilecek izin, onay veya yetkilerin herhangi bir zamanda geri alınması, iptal edilmesi veya önemli tarzda değiştirilmesi" 4.2.10. maddesinde "...Kredilerden doğan taahhütlerini yerine getirmesine mani olacağı yahut tehlikeye sokacağı anlaşılan herhangi bir olayın vuku bulması veya iktisadi şartlarda değişiklik olması" kredi alacağının muaccel hale gelmesine neden olan sebeplerin arasında sayılmıştır.Bahsi geçen sözleşme hükümlerine göre haklı sebeplerin varlığı halinde davalı bankaya önceden herhangi bir bildirimde bulunmaksızın limiti kısmen veya tamamen iptal etme, krediyi geri çağırma hakkı tanınmıştır.Davacı şirket ile davalı banka arasında 30/06/2016 tarihinde genel kredi sözleşmesinin imzalandığı ve kredi bedelinin aynı gün davacıya ait blokeli ve rehinli hesaba geçtiği, teknik danışman onayının henüz verilmediği ve tasarruf imkanının henüz doğmadığı aşamada 15/07/2016 tarihinde yaşanan darbe girişimi sonrasında davacı şirketin ortaklarından, aynı zamanda sözleşmelerde garantör olarak imzası bulunan ...

hakkında soruşturma başlatıldığı ve gözaltı kararı verildiği anlaşılmaktadır. Her ne kadar davacı tarafça ...'ın kredinin hesaptan çekildiği 01/08/2016 tarihinden yaklaşık 4 ay sonra gözaltına alındığı, hesaptan çekim yapıldığı tarih itibariyle herhangi bir gözaltı işlemi yapılmadığı ileri sürülmüş ise de davalı bankanın, davacı şirketin ortağı, aynı zamanda sözleşmenin garantörü ve kefili olarak imzası bulunan ... hakkında darbe girişini sonrasındaki süreçte soruşturma başlatıldığına ilişkin basında yer alan haberlere dayalı olarak davacının hesabına geçen krediyi geri çektiği anlaşılmaktadır. Davacı şirketin % 40 hissedarı olan ...'ın kredi geri alım işleminden çok daha sonra gözaltına alındığı anlaşılmakta ise de kredinin geri alımı öncesinde 27/07/2016 tarihinde İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yapılan operasyon kapsamında ...'ın da içinde bulunduğu kişiler arasında gözaltı kararı verildiğine dair basında haberler yer almıştır.

Kalkışmanın devamında yaşanan süreçte davacı şirketin ortağı aynı zamanda garantör olan ... ile başlayan sürecin davacı şirkete sirayet edip etmeyeceği, davacı şirketin yatırımına etkisi olup olmayacağı, projenin sekteye uğrayıp uğramayacağı ve bununla bağlı olarak davalı banka tarafından tahsis edilen kredinin geri dönüşünün riske girip girmeyeceği hususunda banka açısından belirsiz bir durum meydana gelmiştir. Bahsi geçen ortağın suçsuzluğu sonradan kesinleşen mahkeme kararı ile tespit edilmiş ise de o dönemin koşulları içerisinde davalı bankanın, kendisine sözleşmenin yukarıda bahsi geçen hükümlerinde tanınan hakkı kullanması nedeniyle sözleşmeye aykırılıktan bahsedilmesi mümkün değildir.

...'ın ortağı olduğu davacı şirketle aynı ortalık yapısına sahip .... A.Ş. isimli firmaya 22/08/2016 tarihli 990.000-TL tutarlı kredi kullandırılması nedeniyle ortak hakkındaki soruşturmanın kredinin geri alımında etkili olmadığı ileri sürülmüş ise de dava konusu kredi sözleşmesinin yatırım kredi olup dava dışı firmaya kullandırılan kredi sözleşmesinden farklı olarak geri ödemesinin uzun bir zaman sürecine yayıldığı, geri ödeme yönteminin farklı olduğu, ayrıca miktar yönünden de farklılık bulunduğu, dolayısıyla her iki kredinin banka yönünden teşkil ettiği risk aynı olmayacağından aksi yöndeki iddialar haklı bulunmamıştır. Bu nedenle davalı bankanın sözleşmeyi ihlal ettiğinden bahsedilemeyeceğinden davacının aksi yöndeki istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir.

Yine genel kredi sözleşmesinin tarafı olmadıkları gibi sözleşmenin yerine getirilmemesi nedeniyle açılan tazminat davasında şahsi sorumlulukları bulunmayan davalılar ..., .. ve ... yönünden davanın husumet nedeniyle reddine karar verilmesi doğrudur.Sözleşmeye aykırı davranıştan doğan maddi tazminat borcunun doğması için taraflar arasında geçerli bir sözleşme bulunması, borçlunun sözleşmeye aykırı davranması ve bu yüzden alacaklının maddi zarara uğraması gerekmektedir. Yukarıda anlatıldığı üzere, davalı bankanın krediyi geri almasının sözleşmeye aykırılık olarak kabulü mümkün değildir. Davalı banka sözleşmeye aykırı hareket etmediğinden somut olayda maddi tazminatın koşulları oluşmamıştır. Bu nedenle şartları oluşmadığı halde davalı banka aleyhine tazminata hükmedilmesi doğru olmadığından davalı vekilinin istinaf başvurusu haklı görülmüştür.

Açıklanan nedenlerle; davanın reddi gerekirken, kısmen kabulüne karar verilmesi doğru olmadığından, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, kararın kaldırılmasına, bahsi geçen hata nedeniyle yeniden yargılama yapılmasına gerek bulunmadığından davalılardan ..., ..., ...'e karşı açılan davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine, davalı ... T.A.Ş.'ne karşı açılan davanın reddine, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle:Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,Davalı ...bank T.A.Ş. vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne; İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 04/11/2021 Tarih 2017/500 Esas - 2021/865 Karar sayılı kararının HMK.'nın 353(1)b-2 gereği KALDIRILMASINA; "Davalılardan ..., ...., ...'e karşı açılan davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine, Davalı ... T.A.Ş.'ne karşı açılan davanın reddine"İlk derece yargılamasına ilişkin olarak ;"Alınması gereken 615,40-TL karar ve ilam harcının davacı tarafından yatırılan 849.123,55-TL peşin harçtan mahsubu ile kalan 848.508,15‬-TL fazla harcın karar kesinleştiğinde ve istek halinde davacıya iadesine,Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,Davalı ...

T.A.Ş. tarafından yapılan 2.000-TL bilirkişi ücreti, 60,50-TL posta masrafı olmak üzere toplam 2.060,50-TL yargı giderinin davacıdan alınarak davalı ... T.A.Ş.'ne verilmesine, Davalılar ..., ..., ... lehine takdir olunan 4.080-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılar ..., ..., ...'e verilmesine, Davalı ... T.A.Ş. lehine AAÜT 13/4 gereği takdir olunan 30.000-TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı ... T.A.Ş.'ye verilmesine, Karar kesinleştiğinde ve talep halinde kullanılmayan gider avansının yatıran tarafa iadesine" Alınması gereken 615,40-TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 80,70-TL harcın mahsubu ile kalan 534,7‬0-TL harcın davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,İstinaf yoluna başvuran davalı ...bank T.A.Ş.

tarafından yatırılan 14.386,5‬0-TL peşin istinaf karar harcının karar kesinleştiğinde ve istek halinde kendisine iadesine,Davacı tarafça yapılan istinaf yargı giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, Davalı ... T.A.Ş. tarafından yapılan 138‬-TL istinaf yargı giderinin davacıdan alınarak davalı ... T.A.Ş.'ye verilmesine, Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine, HMK 'nun 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi. 20/02/2025

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/74206 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.