6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Bayilik sözleşmesinde tonaj taahhüdü ve haksız fesih cezai şartı

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2022/403 E. 2025/275 K. · · İlk derece: İSTANBUL 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Alacakkaldırma ve esas hakkında yeniden hükümTemyiz yolu açık

★ Emsal

bayilik (acente-kıyas)

Gerekçe özeti

Bayilik sözleşmesinde yıllık tonaj alım taahhüdüne dayalı kar mahrumiyeti niteliğindeki cezai şart, ifaya ekli olduğundan ve taahhüt dönemi sözleşmenin haksız feshiyle tamamlanamadığından, tamamlanmayan yıla ilişkin olarak talep edilemez; taahhüt dönemleri sözleşme tarihine göre (takvim yılına göre değil) hesaplanır. Bayiin, sözleşmede belirtilen fesih usulüne uymadan ve fesih sebebini ispatlayacak delil sunmadan yaptığı fesih haksız fesih niteliğindedir ve sözleşmede kararlaştırılan haksız fesih cezai şartının koşullarını doğurur. Kısmi davada talep edilen düşük miktarlı cezai şart kalemleri, henüz dava konusu edilmeyen bakiye alacak yönünden tenkis değerlendirmesine konu edilmez.

Ele alınan sorunlar

Davalının sözleşmeyi süresinden önce feshetmesinin haksız fesih niteliği → kabul

Gerekçe: Davalı, fesih ihbarında ileri sürdüğü sebepleri (davacının doğrudan veya dolaylı edimlerini yerine getirmemesi) doğrulayan hiçbir delil sunmamıştır. Bu nedenle davalının süresinden önce yaptığı fesih bildirimi haksız fesih niteliğindedir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Eksik alıma ilişkin cezai şartın (kar mahrumiyeti) sözleşmenin sona erdiği tamamlanmamış yıl için istenip istenemeyeceği → kabul

İddia: Davacı vekili, mahkemenin cezai şart talebini hiç değerlendirmediğini; Yargıtay 11. HD ilamına göre tonaj taahhüdü cezai şartı için her yıl sonunda ihtar çekilmesine gerek olmadığını, eksik alıma rağmen yeni ürün verilmesinin cezai şarttan feragat anlamına gelmediğini ileri sürmüştür.

Gerekçe: Davalının eksik alımı nedeniyle talep olunan cezai şart, ifaya ekli cezai şart niteliğindedir ve sözleşmenin yürürlükte olmadığı dönemler için, ifası talep edilemeyecek bir edimin ifa edilmemesine bağlı olarak talep edilemez. Sözleşmedeki alım taahhüdü yıllık olarak kararlaştırılmış olup sözleşme üçüncü yılı dolmadan davalı tarafça haksız olarak feshedilmiştir; bu nedenle davacı tarafça ilk iki yıllık dönem için cezai şart talep edilebilecek, yıl bitmeden o yıla ilişkin eksik ürün alındığı iddiasıyla cezai şart istenemeyeceğinden üçüncü yıl fesih sebebiyle tamamlanamadığından bu döneme ilişkin cezai şart talep edilemeyecektir (Yargıtay 19. HD ilamlarına atıfla). Taahhüt dönemleri takvim yılına göre değil, sözleşme tarihine göre (15/05/2013 başlangıçlı) hesaplanmalıdır; birinci dönem 15/05/2013-14/05/2014, ikinci dönem 15/05/2014-14/05/2015 olup üçüncü dönem 15/05/2015'te başlamış ancak 13/10/2015 tarihli fesih nedeniyle tamamlanamamıştır. Günlük alım tablosu sunulmadığından geçiş aylarındaki alımlar bir bütün olarak ilgili döneme dahil edilerek hesaplama yapılmış, birinci dönemde 2.945,52 ton, ikinci dönemde 2.469,56 ton eksik alım bulunduğu, bu tutarlar üzerinden hesaplanan toplam 75.811,12-USD kar mahrumiyeti alacağının doğduğu belirlenmiştir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Haksız fesih nedeniyle sözleşmenin 12. maddesindeki cezai şartın talep edilebilirliği → kabul

Gerekçe: Protokolün 12. maddesinde, bayiin anlaşma ve eklerini 9. maddede yazılı sürelere riayet etmeden feshetmesi halinde, anlaşmadan kaynaklanan tüm hakları ve diğer cezai şartları talep hakları saklı kalmak kaydıyla, fesih tarihinde 250.000-USD cezai şart ödemeyi taahhüt ettiği hüküm altına alınmıştır. Davalı tarafından sözleşme haksız olarak feshedildiğinden, bu cezai şartın talep koşulları oluşmuştur.

Gerekçe kaynağı: özgün

Kısmi dava niteliğindeki cezai şart taleplerinde tenkis değerlendirmesi → kabul

Gerekçe: Açılan dava kısmi dava niteliğinde olup, her bir kalemde talep olunan 1.000-USD cezai şart miktar itibariyle tenkisi gerektiren bir miktar değildir. Kısmi dava dışında, henüz talep edilmeyen ve başka bir davanın konusu olabilecek cezai şartın fahiş olup olmadığı ve tenkis gerekip gerekmediği hususunda bir değerlendirme yapılmasına gerek bulunmamaktadır.

Gerekçe kaynağı: özgün

Faizin başlangıç tarihi → kısmi kabul

Gerekçe: Davacı her iki alacağına da temerrüt tarihinden itibaren faiz işletilmesini talep etmiş ise de, davalı davadan evvel temerrüde düşürülmediğinden temerrüdün başlangıcı dava tarihi olarak belirlenmiştir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Emsal değeri

Bayilik sözleşmelerinde yıllık alım taahhüdüne bağlı ifaya ekli cezai şartın, sözleşmenin haksız fesih nedeniyle tamamlanamayan taahhüt döneminde talep edilemeyeceği ve taahhüt döneminin sözleşme başlangıç tarihine göre (takvim yılı esasına göre değil) hesaplanması gerektiği yönünden bölgesel ikna edici emsal niteliği taşımaktadır.

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
bayilik sözleşmesi cezai şart ifaya ekli cezai şart tonaj taahhüdü haksız fesih kar mahrumiyeti kısmi dava tenkis temerrüt

Atıf yapılan mevzuat: 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu (TMK) — TMK 2 · 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) — HMK 353(1)b-2HMK 361/1 · 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun — 3095 sayılı Kanun 4/a

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2022/403

KARAR NO 2025/275

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ İSTANBUL 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 07/12/2021

NUMARASI 2016/1265 Esas - 2021/988 Karar

DAVA

Alacak (Bayilik Sözleşmesinden Kaynaklanan)

Davanın reddine ilişkin verilen kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA

Davacı vekili, taraflar arasında Bursa ilinde bulunan akaryakıt istasyonu için beş yıl süreli ve 15/05/2013 tarihli bayilik sözleşmesi ve protokol akdedildiğini, davalının sözleşme ve protokole ilave olarak düzenlenen ürün alım taahhütnamesiyle, sözleşme süresince toplam 22.811 ton beyaz ürünü (kurşunsuz benzin + normal benzin+motorin) müvekkilinden almayı, eksik kalan ton üzerinden 14-USD tutarınca kar mahrumiyetini ödemeyi kabul ve taahhüt ettiğini; protokolün 12. maddesiyle, davalının bayilik anlaşması, taahhütlerinin, mevzuatının herhangi bir hükmünün kısmen ya da tamamen ihlal edilmesi, müvekkilinden satın aldığı ürün bedellerini ve hizmet bedellerini vadesinde ödenmesi halinde müvekkilinin anlaşmayı haklı nedenle fesih hakkını haiz olduğu, anlaşmanın müvekkili tarafından feshedilmesi, anlaşma ve eklerinin bayi tarafından süresinden önce feshedilmesi veya fesih sonucunu doğuracak şekilde hareket edilmesi halinde 250.000-USD tutarındaki cezai şartın müvekkiline ödeneceğinin düzenlendiğini;

davalının bayilik sözleşmesinden doğan edimlerin müvekkilince doğrudan veya dolaylı olarak yerine getirilmediğini öne sürerek sözleşmeyi tek taraflı ve haksız olarak feshettiğini; davalının toplam 22.811 ton ürün almayı taahhüt etmesine rağmen sözleşme süresince toplam 4.186 ton ürün aldığını, dolayısıyla davalının taahhüdünü yerine getirmeyerek alması gereken 18.624 ton ürünü almadığını; taahhüt çerçevesinde eksik ton başına 14-USD üzerinden müvekkilinin kar kaybının 260.741-USD olduğunu; yine protokolün 12. maddesi uyarınca tahakkuk eden 250.000-USD cezai şart alacağının şimdilik 1.000-USD'sinin temerrüt tarihinden itibaren yabancı paraya işleyecek en yüksek mevduat faiziyle birlikte ve alım taahhütnamesi uyarınca eksik kalan miktar hesaplanan 260.741-USD kar mahrumiyeti alacağının şimdilik 1.000-USD'sinin temerrüt tarihinden itibaren yabancı paraya işleyecek en yüksek mevduat faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

CEVAP

Davalı, davaya cevap vermemiştir.

İLK DERECE MAHKEME KARARI

Mahkemece, bayilik sözleşmesinin ilk yılından itibaren davalının taahhütnamede öngörülen mal alımını gerçekleştirmediği, eksik mal aldığı, bu durumun sözleşmenin diğer yılları için de geçerli olduğunu, sözleşmenin feshinden önceki üç sözleşme yılında da davalının eksik mal alımı yaptığı, taahhütname gereğince davacının cezai şart alacağı doğduğu, ancak davacının sözleşme yılının bitiminde cezai şart talep etmediği, her hangi çekince belirtmeksizin ve ihtirazi kayıt koymaksızın diğer yıllarda davalıya mal vermeye devam ettiği; buna göre davacının önceki yıllar cezai şart alacağının talep edilmeyeceği konusunda davalıda haklı bir güven yarattığını, bu durumda sözleşme yıllarınca talep edilmeyen eksik mal alımından kaynaklı cezai şartın sözleşmenin feshinden sonra istenmesinin TMK 2'de düzenlenen iyiniyet kurallarına aykırı olduğu gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

Davacı vekili, mahkemenin 250.000-USD talepli cezai şart hususunda hiç bir değerlendirme yapmadığını; Yargıtay 11. HD'nin 2020/3027 E. sayılı ilamında tonaj taahhüdü cezai şartı için her yıl sonunda ihtar çekilmesine gerek olmadığının belirtildiğini, eksik alıma rağmen yeni ürün verilmesinin cezai şarttan feragat anlamına gelmediğini ve mahkemenin değerlendirmesinin hatalı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.

GEREKÇE

Dava, davalı bayiin bayilik sözleşmesini haksız olarak fesihle sona erdirdiğinden bahisle davalının tonaj taahhüdü ihlali nedeniyle cezai şart bedelinin ve haksız fesih sebebiyle sözleşmede kararlaştırılan cezai şart alacağının tahsili istemine ilişkindir. 15/05/2013 tarihli "Protokol"ün 12. maddesinde, bayiin anlaşma ve eklerini 9. maddede yazılı sürelere riayet etmeksizin feshetmesi halinde (12/c) anlaşmadan kaynaklanan tüm hakları ve diğer cezai şartları talep hakları saklı kalmak kaydıyla, bayiin fesih tarihinde 250.000-USD cezai şart ödemeyi taahhüt ettiği; ...'in diğer zarar, ziyan, kar mahrumiyeti, işbu anlaşmanın diğer hükümlerinde yer alan cezai şart ve tazminat haklarının ayrıca saklı tutulduğu ,9.

maddesinde sözleşmenin süresi 5 yıl olarak belirlenmiştir.15/05/2013 tarihli "Ürün Alım Taahhütnamesi"nde davalı, birinci yıldan başlamak ve anlaşmaların yürürlüğü süresince geçerli olmak üzere, yıllık asgari 4.562 ton (anlaşma süresince toplam 22.810 ton) beyaz ürünün (kurşunsuz benzin, normal benzin ve motorin) satın almayı taahhüt etmiştir. Ayrıca taahhüdün her bir yıllık anlaşma dönemine ilişkin olarak yerine getirilmemesi halinde, anlaşmanın sonunda veya her bir yıllık sürenin sonunda hesaplanacak eksik kalan miktar üzerinden ton başına 14-USD kar mahrumiyeti ödeneceği, bu aykırılığın anlaşmaların ihlali olarak değerlendirilebileceği, kar mahrumiyeti miktarının tedarikçi tarafından her bir yıllık anlaşma döneminin hitamında veya bizzat belirleyeceği dönemlerde anlaşmanın ifasıyla birlikte talep edebileceğini, anlaşmanın hitamında veya anlaşmanın her ne sebeple olursa olsun sona ermesini müteakip tedarikçi tarafından aynı bölgede yeni bir bayilik tesis edilip edilmeyeceğine bakılmaksızın talep edilebileceği, bu taahhüdün ve kar mahrumiyeti miktarının anlaşmalardaki cezai şarta mahsup edilmeyeceğini, haklı nedenle fesih halinde cezai şarta ilaveten istenebileceği, tutarın mutabakat dahlinde anlaşma süresi sonunda toplam olarak talep edilmesine muvafakat edildiği ve tedarikçi tarafından yazılı feragatname verilmedikçe hak ve alacağından feragat etmiş sayılmayacağı kabul edilmiştir.

Davalı, noterden davacıya gönderdiği 13/10/2015 tarihli ihbarnameyle, bayilik sözleşmesinin tedarikçinin doğrudan ve dolaylı edimlerini yerine getirmemiş olması nedeniyle görülen lüzum üzerine fesh edildiğini bildirmiştir. Feshi ihbar, davacıya aynı gün tebliğ edilmiştir. Davalı,13/11/2017 havale tarihli dilekçede, hiç bir akaryakıt bayisinin istasyonda yıllık ne miktar akaryakıt satabileceğini önceden tahmin edemeyeceğini, dağıtım firmalarının da bunu bilmediğini, sözleşmelere yazılan yıllık alım miktarlarının gerçekçi veriye dayandırılmadan yazıldığını, müvekkilinin de istasyonda bu miktar akaryakıt satışını yapamadığını, ekonomik sıkıntılar yaşadığını ve nihayetinde işyerini, noterde akdedilen 20/02/2015 tarihli işletme devir sözleşmesiyle dava dışı ...

A.Ş.'ye devrettiğini; sözleşme ve taahhütnamede yazılı miktar ile davalıdan alabildiği akaryakıt miktarı arasındaki uçurum fark da gözetildiğinde talep edilen cezai şartın fahiş olduğunu; davacının da, müvekkilinin ilk yıl sözleşmede yazılı miktar akaryakıt alımı yapamadığını ve taahhüdünü yerine getiremediğini gördüğü ve bildiği halde, müvekkiline herhangi bir ihtarda bulunmadan sözleşmeyi devam ettirerek akaryakıt tedarik etmeye devam ettiğini, alım taahhüdüne ilişkin talepte bulunulamayacağını savunmuştur.Davalı tarafça ,fesih ihbarında belirtilen sebebleri doğrulayan delil sunmadığı davalının süresinden önce yaptığı fesih bildirimi haksız fesih niteliğindedir. Davacı, davalının ürün alım taahhüdüne göre eksik aldığı 18.624 ton başına 14-USD olmak üzere (18.264 ton x 14-USD=) 260.741-USD kar kaybından şimdilik 1.000-USD,Protokol"ün 12.

maddesine göre davalı haksız olarak sözleşmeyi süresinden önce feshettiğinden 250.000-USD cezai şarttan şimdilik 1.000-USD'sini talep etmiştir. Davalının eksik alımı nedeniyle talep olunan cezai şart ifaya ekli cezai şart niteliğinde olup,sözleşmenin yürürlükte olmadığı dönemler için ifası talep edilemeyecek bir edimin ifa edilmemesine bağlı olarak talep edilemeyecektir. Sözleşmedeki alım taahhüdü yıllık olarak kararlaştırılmış olup, sözleşme ise üçüncü yılı dolmadan davalı tarafça haksız olarak feshedilmiştir. Bu nedenle davacı tarafça ilk iki yıllık dönem için cezai şart talep edilebilecektir. Fakat yıl bitmeden o yıla ilişkin eksik ürün alındığı iddiasıyla cezai şart istenemeyeceğinden, üçüncü yıl fesih sebebiyle tamamlanamadığından söz konusu cezai şart talep edilemeyecektir (Yargıtay 19.

HD'nin 2018/2392 E., 2018/5916 K. sayılı ve 20/11/2018 ile 2014/20001 E., 2015/12720 K. sayılı ve 14/10/2015 tarihli ilamları). Mahkemece alınan 25/09/2017 tarihli raporunun ekinde, aylar itibariyle davalının davacıdan satın aldığı ürün tonajları gösterilmiştir. Bu miktarlara her iki taraf da itiraz etmemiş olup, daha sonra alınmış ek rapor ve diğer bilirkişi heyetleri raporlarında da aynı tespitler kullanılmıştır. Zaten davalı da eksik alım yaptığını kabul etmiştir. Fakat bu talep hakkında bilirkişilerce, takvim yılına göre yıllık kümülatif değerlendirme yapılması doğru olmamıştır. Çünkü alım taahhüdü 15/05/2013 tarihli olup, 1. taahhüt dönemi 15/05/2013-14/05/2014, 2. taahhüt dönemi 15/05/2014-14/05/2015 tarihleri arasını kapsamaktadır.

3. taahhüt dönemi ise 15/05/2015'te başlamış ancak davalının 13/10/2015 tarihli fesih bildirimi nedeniyle tamamlanamamıştır. Ancak davacı tarafından günlük alımları gösteren tablo dosyaya sunulmadığından, her iki taahhüt döneminde Mayıs ayı alımları bir bütün olarak dikkate alınmıştır. Bunun sonucunda da, davalının 1. taahhüt döneminde 1.616.473 lt ve 2. taahhüt döneminde ise 2.092.435 lt alım yaptığı hesaplanmıştır. Buna göre 1. taahhüt dönemi için yıllık alım taahhüdü olan 4.562 tondan 1.616.473 lt alım çıkartıldığında (4.562.000 lt - 1.616.473 lt=) 2.945.527 lt yani, 2.945,52 tonun eksik alındığı, 2. taahhüt dönemi için yıllık alım taahhüdü olan 4.562 tondan 2.192.843,50 lt alım çıkartıldığında 2.469.565 lt yani, 2.469,56 tonun eksik alındığı her iki dönem için davacının, davalıdan toplamda (41.237,28-USD+34.573,84-USD=) 75.811,12-USD eksik alımdan dolayı cezai şart alacağı hesaplanmıştır.

"Protokol"ün 12. maddesinde, bayiin anlaşma ve eklerini 9. maddede yazılı sürelere riayet etmeden feshetmesi halinde (12/c) anlaşmadan kaynaklanan tüm hakları ve diğer cezai şartları talep hakları saklı kalmak kaydıyla, bayiin fesih tarihinde 250.000-USD cezai şart ödemeyi taahhüt ettiği; ...'in diğer zarar, ziyan, kar mahrumiyeti, işbu anlaşmanın diğer hükümlerinde yer alan cezai şart ve tazminat haklarının ayrıca saklı tutulduğu hüküm altına alınmıştır. Davalı tarafından sözleşme davalı tarafından haksız olarak fesh edildiğinden, cezai şart talep koşulları oluşmuştur.Davacının her bir kalemden 1.000'er USD cezai şart isteminin kabulü gerekirken davanın reddine karar verilmesi doğru bulunmamıştır.

Açılan dava kısmi dava niteliğinde olup ,her bir kalemde talep olunan cezai şart 1.000-USD miktar itibariyle tenkisi gerektiren bir miktar değildir.Kısmi dava dışında henüz talep edilmeyen ,başka bir davanın konusu olabilecek cezai şartın fahiş olup olmadığı ,tenkis gerekip gerekmediği hususunda bir değerlendirme yapılmasına gerek bulunmamaktadır. Davacı her iki alacağına da temerrüt tarihinden itibaren faiz işletilmesini talep etmiş ise de ,davalı davadan evvel temerrüde düşürülmediğinden temerrüdün başlangıcı dava tarihi olarak belirlenmiştir. Açıklanan nedenlerle, istinaf nedenleri yerinde bulunan davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile kararın kaldırılmasına ; yapılan hata/eksiklik yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden,yeniden karar verilerek davanın kabulüne karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne; İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 07/12/2021 Tarih 2016/1265 Esas 2021/988 Karar sayılı kararının HMK'nın 353(1)b-2 maddesi gereği KALDIRILMASINA; "Davanın Kabulü ile; tonaj taahhüdü ihlali nedeniyle cezai şart bedeli 1.000-USD'nin dava tarihi olan 30/12/2016 tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanunun 4/a maddesi gereğince USD döviz faizi işletilerek davalıdan tahsiliyle davacıya ödenmesine, 15/05/2013 tarihli Protokol'ün 12/c maddesi uyarınca cezai şart bedeli 1.000-USD'nin dava tarihi olan 30/12/2016 tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanunun 4/a maddesi gereğince USD döviz faizi işletilerek davalıdan tahsiliyle davacıya ödenmesine,"İlk derece yargılamasına ilişkin olarak ;

"Alınması gereken 615,40-TL karar ve ilam harcından, davacı tarafından yatırılan 121,07‬-TL nin mahsubu ile bakiye 494,33‬‬‬-TL harcın davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, Davacı tarafça yatırılan 150,27‬-TL peşin harçların davalıdan alınarak davacıya verilmesine,Davacı tarafından sarf edilen 4.300‬-TL bilirkişi ücreti, 409,1‬0‬-TL tebligat ve müzekkere gideri olmak üzere toplam 4.709,1‬0-TL yargı giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Davacı vekili için AAÜT uyarınca takdir olunan 7.089,20-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine,"Davacı tarafından yatırılan 80,70-TL peşin istinaf karar harcının istek halinde kendisine iadesine, Davacı tarafından sarf edilen 70,5‬0-TL istinaf yargı giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine,HMK 'nın 361/1.

maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi. 20/02/2025

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/74174 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.