Bayilik sözleşmesinde komisyon oranı tespiti ve eksik bilirkişi incelemesi
İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2022/625 E. 2025/525 K. · · İlk derece: İSTANBUL ANADOLU 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Alacakistinaf başvurusunun kabulü ve ilk derece kararının kaldırılmasıKesin
★ Emsal
Davacının nitelemesi: Bayilik sözleşmesinden kaynaklanan komisyon alacağı mahkemenin nitelemesiyle örtüşüyor
bayilik (acente-kıyas)
Gerekçe özeti
Taraflar arasında yazılı değişiklik şartı içeren bir sözleşme mevcutsa, sözleşmede öngörülen şekil şartına (yazılı ve imzalı değişiklik) uyulmadan farklı bir hesaplama esasına dayanılamaz; emsal nitelikteki üçüncü kişi sözleşmeleri, tarafların bizzat akdettiği ve karşılıklı yazışmalarla teyit ettiği sözleşme metninin önüne geçemez. Ayrıca bir alacak davasında hükme esas alınan bilirkişi raporu, tarafların sunduğu tüm delilleri (kayıt, klasör, tablo) somut olarak inceleyip tarafların itirazlarını karşılamalı ve sözleşmedeki hesaplama usulüne (abone tipi ayrımı, ödeme koşulu vb.) tam uygun hesap yapmalıdır; aksi halde rapor denetime ve hükme esas alınmaya elverişsizdir ve karar bu nedenle kaldırılır. Son olarak, ıslah ile artırılan alacak kısmına, ıslah tarihinden önce temerrüt oluşmamışsa dava tarihinden itibaren faiz işletilemez.
Ele alınan sorunlar
Taraflar arasındaki geçerli sözleşme metninin ve komisyon oranının tespiti → kabul
İddia: Davalı, davacının dayandığı %13 komisyon oranını içeren sözleşmenin müvekkilince imzalanmadığını, bilirkişilerin fotokopi/imzasız belgeye dayanarak hatalı hesaplama yaptığını, oysa dava dışı beş şirketle yapılan sözleşmelerde farklı (daha düşük) oranlar bulunduğunu ileri sürmüştür.
Gerekçe: Davacının dosyaya sunduğu ve davalının kaşe/imzasını taşıyan sözleşme ile bilirkişiye davacı tarafça temin edilen örnek tip sözleşme aynı içeriktedir; davalının dava dışı beş şirketle akdettiği sözleşmelerdeki farklı oranlar (mesken-ticarethane için 6,8,10; sanayi için 2,5 ve 4) ise emsal niteliğinde kalır, çünkü ticaret hayatında bir tacirin farklı taraflarla farklı şartlarda sözleşme yapması doğaldır. Taraflar arasındaki e-posta yazışmalarında davalının da %13 oranına atıfta bulunması ve davalının sözleşmede öngörülen yazılı şekil şartına uygun bir değişikliği ispat edememiş olması (sözleşmenin 8.2 ve 13.1. maddeleri uyarınca değişikliğin yazılı ve imzalı yapılması gerektiği) karşısında, davacı tarafça sunulan sözleşme metninin ve bu sözleşmedeki formülde kullanılan (13) değerinin (mesken-ticarethane aboneleri için) esas alınması gerekir. İlk derece mahkemesinin bu yöndeki saptaması yerinde görülmüştür.
Gerekçe kaynağı: özgün
Davacının komisyon alacağının hesap yöntemi ve kapsamının belirlenmesi → kabul
İddia: Davalı, bilirkişilerin abonelerin niteliğine (mesken/ticarethane/sanayi) göre ayrım yapmadan, ödeme yapmamış müşteriler için de komisyon tahakkuk ettirerek sözleşmenin 6. maddesine aykırı hesaplama yaptığını, davalı kayıtlarının ve sunulan klasörlerin incelenmediğini ileri sürmüştür.
Gerekçe: Sözleşmenin 6. maddesinin 1. bendi uyarınca komisyon, müşterinin faturasını ödemesi koşuluna bağlıdır; ödenmemiş faturalardan komisyon tahakkuk etmez, avans ödemesi ise davalının ihtiyarındadır. Sözleşmenin 16.2. maddesi gereği uyuşmazlık halinde davalının kayıtları esas alınacağından, fesih tarihine (31/05/2018) kadar davalının kayıtlarına göre müşteri sayısı ve fatura ödemeleri tespit edilip, mesken-ticarethane aboneleri için 6. maddedeki formülle (13 değeri kullanılarak, ayrıca davalının değiştirebileceği indirim oranı alt limiti de davalı kayıtlarından tespit edilerek) hesap yapılmalıdır. Sanayi aboneleri için sözleşmenin 6.4. maddesi davalıya tek taraflı belirleme ve bildirim yükümlülüğü vermiş, davalı buna dair bildirim ispatlayamadığından, bu abonelere ilişkin komisyon davalının süreç içinde fiilen uyguladığı hesaplama yöntemine göre (kayıtları tetkik edilerek, gerekirse kesin süre verilerek açıklama istenilerek) belirlenmelidir. Mevcut bilirkişi kök ve ek raporları, davalının sunduğu klasörlerdeki delilleri ve abone niteliğine göre ayrım gerektiren hesaplamayı karşılamadığından, davalı şirket portalındaki incelemenin nasıl yapıldığı ve hangi hesap yöntemiyle sonuca varıldığı da denetlenemediğinden, denetime ve hükme esas alınmaya elverişli değildir.
Gerekçe kaynağı: özgün
Davacının ödemelere itiraz etmemesinin hesap yöntemini kabul anlamına gelip gelmeyeceği → ret
İddia: Davalı, davacının yaklaşık iki yıl boyunca yapılan ödemelere itiraz etmemesi ve ihtirazi kayıt koymamasının, hesaplama yöntemini kabul ettiği anlamına geldiğini ve bunun ticari teamüle uygunluk değerlendirmesinde gözetilmesi gerektiğini savunmuştur.
Gerekçe: Davalının davacıya yaptığı ödemelerin bir kısmı "avans" açıklamasıyla yapılmış, yani nihai kesin ödeme gerçekleşmemiştir; bu nedenle davacının ödemelere o an itiraz etmemiş olması, ödemelerin hesaplanma yöntemini kabul ettiği sonucunu doğurmaz.
Gerekçe kaynağı: özgün
Islah ile artırılan kısma dava tarihinden itibaren faiz işletilmesinin hukuka uygunluğu → kabul
İddia: Davalı, dava kısmi/belirsiz alacak davası olarak açılmışken, ıslah ile artırılan kısma da dava tarihinden itibaren faiz işletilmesinin hatalı olduğunu ileri sürmüştür.
Gerekçe: Dava 730.550,46-TL alacak istemiyle açılmış olup, ıslah ile artırılan kısım için daha evvel temerrüt gerçekleşmediği hâlde bu kısma da dava tarihinden itibaren faiz işletilmesi doğru değildir.
Gerekçe kaynağı: özgün
Emsal değeri
Kararın 'sözleşmede yazılı değişiklik şartı varsa buna uyulmadan farklı esasa dayanılamaz' ve 'bilirkişi raporu tüm delilleri karşılamadan hükme esas alınamaz' yönündeki tespitleri, benzer bayilik/komisyon uyuşmazlıklarında bölgesel ikna edici emsal niteliği taşımaktadır; ıslah edilen kısma faiz başlangıcı hakkındaki tespit de aynı şekilde genel uygulanabilirlik taşır.
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
bayilik sözleşmesi↗ komisyon alacağı↗ belirsiz alacak davası↗ ıslah↗ delil sözleşmesi↗ emsal sözleşme↗ bilirkişi raporunun denetime elverişliliği↗ temerrüt ve faiz başlangıcı↗ yazılı şekil şartına bağlı sözleşme değişikliği↗
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO 2022/625
KARAR NO 2025/525
TÜRK MİLLETİ ADINA
İSTİNAF KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ İSTANBUL ANADOLU 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ 22/10/2021
NUMARASI 2018/782 Esas - 2021/742 Karar
DAVA
Alacak
İSTİNAF KARAR TARİHİ 28/03/2025
Davanın kabulüne ilişkin verilen kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
DAVA
Davacı vekili, müvekkili ile davalı arasında 15/04/2016 tarihinde elektrik enerjisi satışını içeren bayilik sözleşmesi akdedildiğini, sözleşmeye göre müvekkilinin tedarikçi olan davalıya ait elektrik enerjisinin pazarlamasını yapacağını ve müşteriyle tedarikçi arasında imzalanacak elektrik enerjisi satış sözleşmesine aracılık edeceğini, bunun karşılığında davalının sözleşmenin 6. maddesine göre hesaplanacak komisyonu müvekkiline vereceğini, müvekkilinin pazarlama faaliyetleri kapsamında 1.300'ü aşkın sözleşmeye aracılık ettiğini; sözleşmenin 6.3. maddesinde komisyon/prim hesaplanması yönteminin açık bir şekilde düzenlendiğini, ancak prim hesabında davalının söz konusu maddeye hemen hemen hiç riayet etmediğini, ödemelerini müvekkilinin aleyhine düşük hesaplayarak ödeme yaptığını;10/04/2018 tarihli ihtarnameyle yaklaşık bir hesaplama yapılarak eksik ödenen primin ödenmesinin istenildiğini, davalının 27/04/2018 tarihli cevabi ihtarında bütün primlerin ödendiğini belirttiğini ve davalının müvekkiline noterden gönderdiği 31/05/2018 tarihli ihtarla sözleşmeyi feshettiğini;
müşterilerden kaynaklanabilecek sebeplerden dolayı tam bir rakam verememekle birlikte 1.300 civarında sözleşmeye aracılık yapıldığını, bu sözleşmelere ilişkin primlerin sözleşme 6.1 uyarınca müşterinin ödemelerini takiben ertesi ay müvekkiline ödeme yapılması gerektiğini, yani takip eden ayda alacağın muaccel olacağını ve sözleşme tarihinden feshi tarihine kadar müvekkilinin primlerinin bilirkişi marifetiyle hesaplanarak eksik hak edişler tespit edilmesi gerektiğini ileri sürerek, belirsiz alacak davası olarak açtıkları davada fazlaya ilişkin talep ve talep artırım hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 10.000-TL prim alacağının KDV'siyle birlikte hak ediş tarihlerinden itibaren işleyecek avans faiziyle tespit edilecek eksik ödenen hak edişlerin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.Mahkemece verilen ara kararı gereği 730.550,46-TL ödenmemiş cari hesap alacağı için harç ikmal edilmiştir.
ISLAH Davacı vekili, 31/05/2021 tarihli dilekçe ile dava değerini 867.839,92-TL olarak ıslah etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili,davacının iddia ettiği bayilik sözleşmesine müvekkilinin kayıtlarında da ulaşılamadığını, araştırmaların devam ettiğini, ancak taraflar arasında süregelen ilişkide davacıya yapılan komisyon ödemelerinin taraflar arasındaki anlaşmaya uygun olduğunu; davacının yaklaşık 2 yıl boyunca süren bayilik ilişkisinde eksik komisyon ödemesi alması ve bu süreçte itirazda bulunmamasının, ihtirazi kayıt koymamasının ticari hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, bu nedenle davacının iddiası doğru dahi olsa taraflar arasındaki uygulama kapsamında davacının taleplerinde haksız olduğunu; davacının mevzuata, rekabet ve iş ahlakı prensiplerine aykırı eylemleri sebebiyle müvekkilinin maddi ve manevi zarara uğradığını, bu nedenle bayilik ilişkisinin sonlandırıldığını;
temerrüt oluşmadığından davacının faiz talebinin reddinin gerektiğini belirterek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEME KARARI
Mahkemece, davalı vekilinin bilirkişi raporunda davacının verdiği hizmet karşılığında ücret hesaplanırken %13 oranı üzerinden hesaplamaya başlandığı, taraflar arasındaki sözleşmeye itirazları olmadığını ancak sözleşmede böyle bir oran bulunmadığını belirterek orana itiraz ettiği; sözleşmenin davacı tarafından sunulduğu; davacının, davalının tüm bayileriyle aynı maktu sözleşmeyi imzaladığını, sözleşmede açıkça K-T.( 13-X ).100 formülünün yer aldığını, %13'lük oranın bu formülden geldiğini bildirdiği; bu beyan üzerine davalıya %13'den daha düşük olan bir hesaplama formülünü içeren ve davacıyla imzaladığı sözleşme aslını sunması için kesin mehil verildiği ancak böyle bir sözleşme sunulmadığı; ek raporda, dosyaya sunulan örnek tip sözleşmede de %13 komisyon bedeli üzerinden işlem yapıldığının anlaşıldığı, taraflar arasındaki ödemenin genellikle avans ödemesi şeklinde cereyan ettiği;
davacının daha sonra düzenlediği komisyon faturalarını davalıya göndererek ödenen avans hesabından mahsup edildiği, davalı komisyon ödemesini sözleşmede ön görülen ve davacının müşteriyle imzaladığı sözleşmede müşteriye tanıdığı yüzdelik indirim oranı formülüyle ve %13 komisyon üzerinden hesaplamasını yaptığı, örnek olarak sözleşmelerde kararlaştırılan komisyon oranı %13 davacının müşteriye tanıdığı indirim oranı %5 olduğunda aradaki fark olan %8'e göre davalının sattığı enerji bedeli üzerinden davacıya komisyon ödemesi gerektiğinin anlaşıldığı piyasada da aynı hesaplama şeklinin geçerli olduğu, komisyona esas işlemlerin bizzat davalının portalından bulunduğu ve dava tarihi itibariyle davacının davalıdan 861.635,92-TL+KDV'den kaynaklanan bir komisyon alacağının kaldığının belirtildiği;
davacı bu rakama belgelendirdiği 6.204-TL kargo dağıtım bedelinin eklenmesini talep ettiği; davanın belirsiz alacak davası olarak açıldığı, harç tamamlama işlemlerinin davanın ıslahı niteliğinde olmadığı, bu sebeple bilirkişi raporuyla dava değeri ortaya çıktıktan sonra bir kez daha harcın tamamlanabileceği, bilirkişilerin tespit ettiği 861.635,92-TL'ye 6.204-TL eklenmek suretiyle (KDV alacağı davacı tarafça son harç tamamlama dilekçesinde istenilmediği ve harcın 867.839,92-TL üzerinden tamamlandığı nazara alınıp, taleple bağlı kalınarak) davacının 867.839,92-TL alacağı bulunduğu gerekçesiyle, davanın kabulü ile 867.839,92-TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davalı vekili, davacının sunduğu sözleşmeyle de sabit olduğu üzere davacının iddia ettiği % 13 oranını içeren bir sözleşmenin müvekkili tarafından imzalanmadığını; bilirkişiler ve mahkemece, davacının dosyaya sunduğu gerçekliği veya ispata ilişkin hiçbir şartı karşılamayan, fotokopi belge üzerinden davayı değerlendirip sonuca varıldığını oysa ki müvekkilince dosyaya bunun tam tersini gösterecek şekilde açıklamalar içeren klasörlerce kanıt sunulduğunu; sözleşmenin yazılı bir şekil şartı olmaması karşısında sözleşmenin taraflar arasındaki uygulama kapsamında kurulmasının mümkün olduğunu; somut olayda da taraflar arasında başlayan ve devam eden uygulamanın belirleyici olacağını, bilirkişiler ve mahkemece uygulamanın nasıl olduğu, taraflar arasında komisyon alacağının ne şekilde hesaplandığının tespit edilmesi gerektiğini, ancak bilirkişilerin hiçbir şekilde taraflar arasındaki uygulama ve mutabık kalınan komisyon oranının değil, sadece talepte bulunanın imzasını içeren belgeye dayanılarak hesaplama yapıldığından bu hesaplamanın hükme esas alınamayacağını;
mahkemenin 07/12/2020 tarihli ara kararında müvekkilinin merkezinde yapılacak incelemeyle davalının sunduğu klasörlerdeki belgeler incelenmek suretiyle taraf vekillerinin itirazlarının karşılanmak üzere ek rapor alınmasına karar verilmesine rağmen, dosyaya sundukları 4 farklı klasörden ve binlerce farklı belgeden oluşan delillerin hiçbirinin bilirkişilerin raporunda değerlendirilmediğini,şirket merkezindeki incelemeye sadece mali müşavir bilirkişinin katıldığı,elektrik mühendisi bilirkişinin katılmadığını, mali müşavir bilirkişinin enerji ticareti hususundaki açıklamaları değerlendirmesinin mümkün olmadığını; bilirkişi heyetinde enerji ticareti uzmanı/yöneticisi üçüncü bir bilirkişinin daha bulunması gerektiğini;
müvekkilinin davacı haricinde 3. kişi bayiler ile yaptığı sözleşme örnekleri incelendiğinde davalının abone/müşteri tiplerine göre farklı oranların uygulanmasının söz konusu olduğu sabit olduğu halde bilirkişilerce bu hususun incelenmediğini ,müvekkilinin diğer şirketlerle yaptığı sözleşmelerde indirim oranı alt limitinin %1 ve %5; ticarethane ve mesken abonelikleri için %6, %8, %10; sanayi abonelikleri için %2,5 ve %4 gibi farklı oranlar bulunduğunu; yani her bir abone için farklı satış tipleri olduğundan komisyon oranlarının değiştiğini bilirkişilerin bu hususta hiç bir ayrım gözetmeden komisyon oranı %13'müş gibi hatalı hesaplama yaptıklarını; tahsilat yapılamayan ya da yasal yollar kanalı ile tahsilat yapılan faturalar bakımından komisyon ücreti hak edilmeyeceğinin değerlendirilmediğini, müvekkilinin tüm bayileriyle vardığı mutabakat sonucu müşterilerden tahsilat yapılmadığında bayilerin komisyon ücretine hak kazanamayacağını, bu durumun bilirkişi raporuna dayanak yapılan tip sözleşmenin 6.
maddesinde de açıkça düzenlendiğini, dolayısıyla sayaç sayısı ya da tüketim bazlı bir komisyon alacağının söz konusu olmadığını, bu hususta da örnek olarak sundukları ödeme yapmamış veya icra takibi başlatılmış aboneler için müvekkilince komisyon tahakkuk ettirilmediği halde bilirkişilerce fatura bedeli üzerinden komisyon tahakkuku hesabının ne süregelmiş anlaşmaya nede örnek tip sözleşmenin 6. maddesine uygun olmadığını; bilirkişi raporunda 2016 yılı Mayıs ayından 2018 yılı Temmuz ayına kadar %13 üzerinden komisyon hesaplaması yapıldığını, 31/05/2018 tarihli ihtar ile bayilik ilişkisinin haklı sebeple derhal feshedildiğinden 2018 yılı Haziran ve Temmuz ayına ilişkin davacı kayıtları esas alarak hesaplanmasının doğru olmadığını;
komisyon oranının % 13 olduğunu iddia eden davacının iddiasını ispatlayan somut delil sunmadığını, davacının sunduğu imzasız sözleşmede dahi farklı oranlar yer aldığı halde bilirkişi raporunda %13 oran üzerinden yapılan hesabın kabul edilemeyeceğini; davacının yaklaşık 2 yıl boyunca süren bayilik ilişkisinde eksik komisyon ödemesi aldığı halde bu süreçte hiçbir itirazda bulunmaması veya ihtirazı kayıt sunmaması ya da alacağına ilişkin fatura dahi düzenlememesinin ticari teamüle aykırı olduğunun değerlendirilmediğini; mahkemece dava kısmi dava olarak açıldığı kabul edilmesine rağmen kabul edilen miktara dava tarihinden itibaren faiz işletilmesinin doğru olmadığını, belirterek kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE
Dava, sözleşme kapsamında davacının elektrik perakende tedarikçisi davalı şirkete temin ettiği abonelerin fatura ödemelerinden aylık olarak kendisine ödenmesi gereken komisyon bedellerinin eksik ödendiği iddia edilen kısmının tahsili istemine ilişkindir.Taraflar arasında davacının davalıya müşteri-elektrik abonesi temin ederek komisyon bedeli alacağına yönelik bir anlaşmanın bulunduğu hususunda bir uyuşmazlık bulunmamaktadır. Uyuşmazlık taraflar arasındaki uyuşmazlığın çözümüne esas sözleşmenin ve bu sözleşme metni ile davacının davalıdan komisyon talebinin hesabında dikkate alınacak hükümlerin tespitine ilişkindir.Davacı dava dilekçesinde, davalıyla aralarında 15/04/2016 tarihli bayilik sözleşmesi akdedildiğini, davalının 31/05/2018 tarihli ihtar ile sözleşmeyi fesh ettiğini, sözleşmenin 6.
maddesinde ödenecek komisyon bedelinin nasıl hesaplanacağının belli olduğunu, davalının eksik ödeme yaptığını bu hususun 10/04/2018 tarihinde davalıya ihtarla bildirildiğini ve KDV dahil 730.550,46-TL'nin talep edildiğini ancak davalının bu talebi cevabi ihtarıyla reddettiğini belirtmiştir. Davalı da cevap dilekçesinde, davacının iddia ettiği sözleşmeye şirket kayıtlarında ulaşılamadığını, araştırmaların devam ettiğini ancak taraflar arasında süregelen davacıya yapılan komisyon ödemelerinin taraflar arasındaki anlaşmaya uygun olduğunu savunmuştur. Dosya kök bilirkişi için mali müşavir bilirkişiye verildiğinde, bilirkişi sözleşmenin dosyada bulunmadığından davacıdan örnek tip sözleşmenin temin edildiği, örnek sözleşmeye göre komisyonun %13 oran üzerinden hesaplanacağı tespiti yapılmıştır.
Örnek tip sözleşmede imza veya tarih yoktur. Davalı vekili bilirkişi kök raporuna itiraz dilekçesinde, davacının imzalı bir sözleşme sunmadığı halde tip sözleşmede belirlenen komisyon oranı dikkate alınarak hesaplama yapılmasının hatalı olduğunu, sözleşmede üç tip yani sanayi, mesken ve ticarethane aboneliklerinin belirlendiğini, bunlardaki komisyon oranlarının farklı olduğunu, tip sözleşmenin 13.2. maddesine göre uyuşmazlık durumunda müvekkilinin kayıtlarının esas alınacağının düzenlendiğini, komisyon oranının %13 olduğunun kanıtlanmadığını ifade etmiştir.Takip eden 02/07/2020 tarihli duruşmada, davalı vekiline müvekkilinde sözleşmenin aslının bulunup bulunmadığı, bulunuyor ise bilirkişi tarafından %13 komisyon üzerinden yapılan hesaplamanın mahkemece kabul edilebileceği bildirildiğinde, davalı vekili sözleşme varsa ibraz etmek için süre istemiş ve "Davalı vekilince %13 olarak yapılan hesaplamaya ilişkin bilirkişi raporuna nazaran farklı bir oranda anlaşma varsa bunu sunması, ayrıca itirazına ekli 600 sayfa tutan evrakları da fiziken sunmasına" ara karar verilmiştir.
Bu ara karar gereğince davalı vekilinin sunduğu 13/10/2020 tarihli dilekçesinde, davacıyla aralarında yazılı sözleşme bulunup bulunmadığı hususunda beyanda bulunmamış, müvekkili ile dava dışı 5 ayrı şirketle imzalanan sözleşme fotokopilerini sunmuş ve bu sözleşmelerde indirim oranı alt limitinin %1 ve %5; ticarethane ve mesken abonelikleri için primin %6, %8, %10; sanayi abonelikleri için %2,5 ve %4 gibi farklı oranların bulunduğunu belirtmiştir.Sonrasında davacı vekili UYAP'tan sunduğu 14/06/2021 havale tarihli dilekçesinin ekinde, taraflar arasında imzalandığını belirttiği sözleşmenin fotokopisini sunmuş, sözleşmenin 16.2. maddesinde sözleşmenin tek nüsha imzalandığı ve davalı tedarikçinin aslı gibidir yaparak müvekkili bayiye vereceğinin düzenlendiğini belirtmiştir.
Söz konusu "Bayilik Sözleşmesi (Elektrik Enerjisi Satışı)" başlıklı 6 sayfadan oluşan belgenin son sayfasında davalı, davalının kaşesi ve üzerinde imza olduğu, davacı kısmında ise sadece imzanın bulunduğu görülmüştür. Davalı vekili tarafından, bu belgeye karşı beyanda bulunmamış, taraflar arasında komisyon oranının %13 olduğu bir sözleşmenin hiç bir zaman imzalanmadığını savunmuştur. Ayrıca davacı vekili 23/07/2019 tarihli delil dilekçesinde, sözleşmenin imzalı nüshasının kendilerinde olmadığını, davalıdan talep edilmesini, ekteki e-postalardan da görüleceği üzere davalının sözleşmeyi müvekkiline gönderdiğini belirtmiştir. Dilekçenin ekinde sunulmuş, davacının davalıya gönderdiği (tarihi görülememiş) e-postada, ilk deneme satışına başlanıldığı, personele %14 komisyon olduğu bilgisi verildiği, farklı bayi farklı oranların sağlıklı çalışmalarını engelleyebileceğini belirttiği;
bu e-postaya cevaben davalının %14'lük bir oran olmadığını, böyle bir çıktı ise %14'lük oranın geçen sene verilmiş olabileceğini, ilerleyen zamanda tekrar değerlendirme yapılabileceğini ama şu anda %13 üzerine çıkamadıklarını söylediği; davalının davacıya gönderdiği (tarihi görülemeyen) "Bayilik sözleşmemiz ve müşteri sözleşmemiz ekte mevcuttur" içerikli e-postadaki ekli iki dosyadan birinin adının "... Enerji-Bayilik Sözleşmesi-13-Taslak.pdf" ve diğerinin asının "..-Sözleşme-2016-05.pdf" olduğu; içeriğinde yazı bulunmayan 05/04/2017 tarihli e-postanın ekinde "... Enerji-Bayilik Sözl.." isimli belge bulunduğu görülmektedir.Davalı vekili, aşamalardaki beyanlarında ve istinaf dilekçesinde, bilirkişilerin incelediği ve örnek tip sözleşmenin bir kısım maddelerine dayanmıştır.
Yukarıdaki anlatımlardan hareketle, kök rapor hazırlanırken davacının bilirkişiye verdiği, davalı vekilinin sunduğu müvekkili ile dava dışı 5 şirket arasındaki bayilik sözleşme suretleri ve davacı vekilinin davaya konu sözleşme olduğunu belirttiği sözleşmelerin tamamı aynı olup; davalının bu hususta tip sözleşmeler akdettiği anlaşılmaktadır.Davacının sunduğu sözleşmelerle, davalının dava dışı şirketlere sunduğu beş adet sözleşmedeki (davalının da belirttiği gibi) iki fark abonenin indirim oranı alt limiti ve mesken-ticarethane ile sanayi aboneleri komisyon oranlarıdır. Birinci fark yani abone indirim alt limiti sözleşmelerin üçüncü sayfasındaki "Komisyon ve Prim Hesaplanması, Ödenmesi ve Ödeme Koşulları" başlıklı 6.
maddesinin 2. bendinde düzenlenmiştir. Hem bilirkişinin davacıdan temin ettiği örnek tip hem de davacının dosyaya sunduğu sözleşmede bu oran (%5'tir). Davalının sunduğu sözleşmelerde ise (%1) ve (%5)'tir. İkinci fark yani mesken-ticarethane ve sanayi aboneleri komisyon oranları da 6. maddenin 3. bendinde düzenlenmiştir. Buna göre davacının dayandığı sözleşmede formül y=Ty.Yy.(13-Xy)/100 şeklindedir. Maddeye göre bu formüldeki Ky "i. ayda j aboneden hak edilecek komisyon tutarı (TL)", Ty "i. ayda j abonenin yaptığı tüketim miktarı (Mwh)", Yy "i. ayda j abonenin EPDK'nın yayınladığı Ulusal Elektrik Tarifesindeki aktif enerji birim fiyatı (TL/Mwh)" ve Xy ise "i. ayda j aboneye elektrik enerjisi satış sözleşmesinde (EESS) uygulanan indirim oranı" anlamına gelmektedir.
Bu sözleşmede aboneliğin nev'i açısından ayrım yapılmadan gösterilen tek formülde, aboneye sözleşmede uygulanmış olan indirim oranının çıkarılacağı sayı değeri (13)'tür. Davalının sunduğu sözleşmelerde ise bu değer mesken-ticarethane aboneleri için (6), (8), (10); sanayi abonelikleri için (2,5) ve (%4) olarak kullanılmıştır.Yine davalı vekilinin 07/01/2021 tarihli dilekçesinin ekinde klasör şeklinde sunduğu, davacının komisyon alacağına ilişkin çok sayıda sayfadan oluşan tabloda "müşteri unvanı", "abone grubu", "dönem", "tüketim", "X" (neye karşılık geldiği anlaşılamadı), "satış birim", "... komisyon tutarı" ve "komisyon tipi" değer sütunları mevcuttur. 2016 Mayıs-Aralık dönemi için tablosunda "Komisyon Tipi" "13", 2017 Ocak-Aralık dönemi için tablosunda "Komisyon Tipi" "10" ve 2018 Ocak-Mart dönemi için tablosunda "Komisyon Tipi" "4" görünmektedir.Ticaret hayatında bir tacirin sözleşmenin diğer tarafıyla çeşitli sebeplerle farklı şartlarda sözleşme yapması doğaldır.Dolayısıyla davalı tarafça sunulan sözleşmeler ancak emsal olarak değerlendirilebilir.
Taraflar arasındaki e-posta yazışmaları, davalının dahi bir kısım maddelerine dayandığı dikkate alındığında, uyuşmazlıkta davacı tarafça sunulan sözleşme metninin kabulü gerekmektedir.Bu tespitten sonra "Bayilik Sözleşmesi (Elektrik Enerjisi Satışı)" başlıklı sözleşmenin 6. maddesinin 1. bendinde tedarikçi-davalının bayi-davacı aracılığıyla elektrik enerjisi satışı konusunda müşteriyle anlaşması ve sözleşme imzalamasının akabinde, müşteriye davalının kestiği enerji faturasıları, müşteri tarafından davalıya ödendikçe davacının komisyon ödemelerine hak kazanacağı; ödeme yapmayan müşterilere dair komisyon ödemelerinin davalı tarafından müşteri borcu ödenene kadar ertelenebileceği, komisyon ödemelerinin şekli ve detaylarını davalının davacıya bildireceği;
davalının gerekli görürse avans ödemesi yapabileceği, komisyonun ödenmesi için davacının davalının onayladığı tutarda fatura keseceği, kesilen fatura tutarının müşteri ödemelerini takiben ertesi ay içinde davacının hesabına yatıracağı;
2. bendinde, davacının imzalanmasına aracılık ettiği sözleşmelere ilişkin komisyon hak edebilmesi için, sözleşme yapılan abonenin tarife grubunun mesken veya ticarethane olması ve sözleşme yapılan abonenin indirim oranının %5'in altında olmaması (indirim oranı alt limiti) gerektiği; davalının piyasa koşulları gereğince davacı aracılığıyla getirilecek abonelere uygulanacak indirim oranı alt limitini değiştirilebileceği; sözleşmesi sona eren abonelere dair komisyon ödemesi yapılmayacağı;
3. bendinde davacının hak edeceği komisyonun hesaplanmasının bentte gösterilen yöntemle olacağı, bir abone için komisyon tutarının; bir abone için (i.) ayda hak edeceği komisyon tutarının yukarıdaki Ky=Ty.Yy.(13-Xy)/100 formülüyle hesaplanacağı; davacının aracılık ettiği tüm abonelere dair (i.) ayda hak edeceği toplam komisyon tutarının ise KTi=∑j Kij [KTi: i. ayda hak edilecek toplam komisyon tutarı (TL), Kij: i. ayda j. aboneden hak edilecek toplam komisyon tutarı (TL)];
4. bendinde, sanayi müşterileri için komisyon ödemelerine ilişkin şartlar ve hesaplama yöntemleri, piyasa koşullarına göre davacının da fikri alınarak, davalı tarafından tek taraflı olarak belirleneceği ve davacıya yazılı olarak bildirileceği; sözleşmenin "Sözleşme süresi" başlıklı 8. maddesinin 2. bendinde, sözleşmenin 1 yıl süreli olduğu, bu sürede davalının yazılı olarak bildirdiği satış hedeflerine davacının uyması durumunda ve sözleşme süresinin hitamından en az 1 ay önce sözleşmede yapılacak değişiklikler üzerinde taraflar mutabakata vardığı takdirde sözleşmenin 1 yıl için yenilenmiş sayılacağı; satış hedeflerine uyulmaması ve/veya sözleşmedeki değişikliklerde taraflar mutabakata varamamaları durumunda sözleşme süresinin hitamından en az 1 ay önce diğer tarafın eline ulaşmış olması kaydıyla taraflardan birinin yazılı fesih ihbarda bulunması durumunda sözleşme feshedilebileceği;
"Sözleşme hükümlerinin uygulanması" başlıklı 11. maddesinin 1. bendinde, taraflardan birinin sözleşme gereğince üstlendiği yükümlülüklerini hiç veya gereği gibi yerine getirmemiş olması, diğer tarafın hak ve yükümlülüklerinin yerine getirilmesini talep etmesine engel teşkil etmeyeceği, bu hususun haklarından/taleplerinden feragat ettiği şeklinde yorumlanamayacağı; "Sözleşmede değişiklik yapılması ve delil sözleşmesi" başlıklı 13. maddesinin 1. bendinde, taraflarca yazılı şekilde yapılmak ve imzalanmak koşuluyla sözleşme kapsamında değişiklik yapılabileceği;
2. bendinde davacını sözleşme kapsamında doğacak uyuşmazlıklarda davalının ticari defter, kayıt ve belgelerinin HMK193'e göre geçerli, bağlayıcı ve yegane kesin delil teşkil edeceğini, bu düzenlemenin delil sözleşmesi niteliğinde olduğunu kabul ettiği;
16. maddesinin 2. bendinde, sözleşmenin tek nüsha olarak düzenlendiği, davalı tarafından sözleşme aslı gibidir yapılarak davacıya verileceği düzenlenmiştir.Sözleşmenin 8.2. maddesinde sözleşmede yapılacak değişikliklerde taraflar mutabık kalırsa sözleşmenin 1 yıl için yenilenmiş sayılacağı ve 13.1. maddesinde de taraflarca yazılı şekilde yapılmak ve imzalanmak koşuluyla sözleşmede değişiklik yapılabileceği düzenlenmiştir. Bu hükümler uyarınca, sözleşmede değişiklik yapıldığı davalı tarafından ispat edilmemiştir. Dolayısıyla taraflar arasındaki sözleşmede, komisyon hesabındaki aboneye sözleşmede uygulanmış olan indirim oranının çıkarılacağı sayı değeri (13), olup eldeki davada da mesken-ticarethane (sanayi için sözleşmede hüküm var) aboneleri için davacının alacağının hesabındaki formülde bu değerin yani (%13) değerinin kullanılması gerekecektir.
Mahkemenin aynı yöndeki saptamasının yerinde olduğu değerlendirilmiştir.Yukarıdaki hükümler itibariyle somut olayda davacının talebinin değerlendirilmesi açısından, öncelikle davacının talebinin sınırlarının çizilmesi gerekmektedir.Davacı ve davalı aralarındaki sözleşmenin, 31/05/2018 tarihinde davalının davacıya noterden gönderdiği ihtarla sözleşmenin feshedildiğini belirtmişlerdir. Söz konusu feshi ihbar dosyaya sunulmamıştır. Bu nedenle tarafların kabulü olduğu üzere ve kararı istinaf edenin sıfatına göre yargılama boyunca taraflar sözleşmedeki feshe ilişkin hükümlere dayanmadığından sözleşmenin 31/05/2018 tarihi itibariyle fesholduğu kabul edilmiştir. Taraflar arasındaki ilişkinin ne zaman başladığı hususunda uyuşmazlık bulunmamakta olup, davacının davalıya kestiği ilk fatura 26/04/2016 ve davalının da yaptığı ilk ödeme 27/04/2016 tarihlidir.
Eldeki davanın tarihi ise 02/07/2018'dir. Sözleşmenin 6. maddesindeki davalının müşteriye kestiği enerji faturaları, müşteri tarafından davalıya ödendikçe davacının komisyon ödemelerine hak kazanacağı ve ödeme yapmayan müşterilere dair komisyon ödemelerinin davalı tarafından müşteri borcu ödenene kadar ertelenebileceği kuralı gereğince, 02/07/2018 tarihi itibariyle davacının zamansal olarak (hesaplama esaslarına aşağıda değinilecektir) hak kazandığı komisyon ödemelerinin tespiti gereklidir.
6. maddede avans ödemesi davalının ihtiyarına bırakıldığından, 02/07/2018 tarihi itibariyle ödenmemiş faturalardan dolayı davacı için bir komisyon alacağı tahakkuk etmeyecektir.Sözleşmenin 16.2. maddesinde, uyuşmazlık halinde davalının kayıtlarının uygulanacağının düzenlendiği dikkate alındığında, sözleşmenin başlangıcından 31/05/2018 fesih tarihine kadar (bu tarih dahil) sözleşmenin 6. maddesi kapsamında davacının aracılığıyla davalının kaç müşteri kazandığı ve bu müşterilerin ilgili aylar itibariyle ne kadar fatura ödedikleri davalının kayıtlarına göre tespit edilmelidir. Bu tespit yapıldıktan sonra mesken ve ticarethane aboneleri için 6. maddedeki formüle göre (formülde "13" değeri kullanılacaktır) davacının hak ettiği komisyon bedeli hesap edilmeli, davalının yaptığı ödemeler de gözetilerek davacının davalıdan alacağı olup olmadığı, var ise ne kadar olduğu saptanmalıdır.
Sözleşmede indirim oranı alt limiti %5 olarak yazılmış ise de 6.2. maddesinde davalının piyasa koşulları gereğince davacı aracılığıyla getirilecek abonelere uygulanacak indirim oranı alt limitini (sözleşmenin 13.1. maddesi uygulanmadan) değiştirilebileceği düzenlenmiştir. Bunun sonucu olarak da, hesaplama yapılacak süreç içinde davalının uyguladığı indirim oranı alt limitinin, yine davalının kayıtlarına bakılarak ve davalıdan açıklama istenilerek tespiti ile o değerin hesaplama formülünde dikkate alınması gerekmektedir. Sanayi aboneleri bakımından ise, sözleşmenin 6.4. maddesinde komisyon ödemelerine ilişkin şartlar ve hesaplama yöntemleri, piyasa koşullarına göre davacının da fikri alınarak, davalı tarafından tek taraflı olarak belirleneceği ve davacıya yazılı olarak bildirileceği şeklinde düzenlenmiştir.
Yani sözleşme sanayi aboneleri açısından, mesken ve ticarethane aboneleri gibi bir düzenleme yapmamıştır. Davacı bu hususu belirleme yetkisini davalıya bırakmış olup; davalı, davacıya böyle bir yazılı bildirim yaptığına veya davacı da davalıya fikrini ilettiğine dair delil sunmamıştır. Bu nedenle sanayi abonelerinden kaynaklanan davacının komisyon alacağı hesabının, davalının kayıtları tetkik edilerek süreç içinde davalının uyguladığı hesaplama yöntemi belirlenerek, o hesaplama yöntemine göre yapılması gerekmektedir. Bu hususta gerekirse davalıya sonuçları hatırlatılarak kesin süre verilmek suretiyle, açıklama istenmelidir.Davalı davacının 10/04/2018 tarihli ihtarına kadar ödemelere itiraz etmediğinden yaptığı hesaplamayı kabul ettiğini ileri sürmüştür.
Ancak davalının davacıya yaptığı ödemelerin bir kısmının "avans" açıklamasıyla yapıldığı yani nihai kesin ödemenin yapılmadığı dikkate alındığında, davacının yapılmış ödemelere itiraz etmemesinin ödemelerin hesaplanma yöntemini kabul ettiği sonucu ortaya çıkmayacaktır. Bu nedenle davalının söz konusu istinaf nedeni benimsenmemiştir.Mahkemece mali müşavir bilirkişiden kök rapor, aynı mali müşavirden ve elektrik mühendisi bilirkişiden de ek rapor alınmıştır. Söz konusu ek raporda dava dosyası ve ekindeki 5 klasörün incelendiği ve davalının merkezinde dosyaya sunduğu klasörlerdeki bilgileri sunum yaparak anlatıldığı; davacının defterlerinin usulüne uygun tutulmadığı, davacının defterlerine göre 26/04/2016-25/062017 tarihleri arasında davalıya toplam 7 adet 206.407,96-TL bedelli fatura kestiği, davalının davacıya 27/04/2016-03/04/2018 tarihleri arasında 466.625,52-TL ödeme yaptığı, buna göre davalıya 260.217,26-TL borçlu göründüğü, ama kapanış hesabında davalıya 97.343,82-TL borçlu göründüğü;
usulüne uygun davalı defterlerine göre davacının davalıya 26/04/2016-23/03/2018 tarihleri arasında toplam 7 adet 204.169,82-TL bedelli fatura kestiği, davacıya 27/04/2016-03/04/2018 arasında toplam 386.840,24-TL ödeme yaptığı, buna göre davacıdan 182.670,42-TL alacaklı göründüğü, ama kayıtlarda davacıya 32.309,58-TL borçlu göründüğü; davalı şirketin bayi portalında (ancak bu incelemenin davalı şirket nezdinde yapıldığı anlaşılamamaktadır) davacının aracılık ettiği sözleşme toplamının 2.158, sözleşmeler kapsamında müşterilere tahsis edilen sayacın1.490 adet olduğu; 2016 Mayıs-2018 Temmuz (dava tarihine kadar) davacının hak ettiği komisyon tutarının KDV hariç toplam 1.296.775,88-TL olduğu, tarafların defterleri, ödemeleri ve düzenlediği faturalara göre davacının KDV hariç davalıdan 861.635,92-TL olduğu;
davalının merkezindeki incelemede 2016 Mayıs 2018 Mart arasında davacının aracılık ettiği abonelerin toplam tüketiminin 61.625.021,16 MW, buna göre davacının komisyon tutarının 515.327,15-TL olduğu, 61.625.021,16 MW'nin davalı tarafından 48.220.460,16 MW'sinin tahsil edildiği, tahsilat yapılan kısım için komisyon alacağının 423.257,82-TL'ye karşılık geldiğinin davalı tarafından bildirildiği, komisyon oranlarının %1-%13 arasında değişiklik gösterdiği görüşü ifade edilmiştir. Bilirkişi heyetinin ek raporunda davalı şirketin bayi portalındaki incelemeye göre davacının davalıdan nihai olarak KDV hariç 861.635,92-TL alacaklı olduğu belirtmiş ise de, bu tespit aynı mali müşavir bilirkişinin kök raporunda da bulunmaktadır.
Davalı vekili bu tespite yargılama boyunca sözleşme fesh edildiğinden bilirkişi inceleme tarihinde davacının portala erişimi bulunmadığını, o kayıtların davacının tek taraflı sunduğu kayıtlar olduğu itirazında bulunmuştur. Bilirkişiler tarafından bu husus ek raporda karşılanmadığı gibi, davalının portalı incelenerek bu sonuca varıldığı ve hatta alacağın hangi hesapla tespit edildiği de anlaşılamamaktadır. Davalı ayrıca dosyaya sundukları kendi kayıtlarının bilirkişilerce incelenmediğini, bilirkişilerin faturasını ödememiş müşteriler açısından da sözleşmenin 6. maddesine aykırı olarak hesaplamaya dahil ettiklerini ve abonelerin niteliğine (mesken, ticarethane, sanayi) göre hesaplama yapmadıkları itirazında bulunmuştur.Ek raporun ilk sayfasında dava ana dosyasına ek 5 klasörün incelendiğini belirtmiş ise de, raporun içeriğinde davalının itirazının karşılanacağı şekilde incelenip incelenmediği denetlenememekte ve bilirkişiler yukarıda ayrıntılı olarak anlatıldığı şekilde niteliklerine göre abone sayısını tespit edip, sözleşmenin 6.
maddesindeki ilkelere göre hesaplama yapmamışlardır. Davalı şirket nezdinde de bu yöne ilişkin bir inceleme ve sonucunda hesaplama yapılmadığı anlaşılmaktadır. Yine yukarıda içeriğine değinilmiş davalı vekilinin 07/01/2021 tarihli dilekçesinin ekinde klasörle sunduğu, tablolar hakkında bir değerlendirme yapılmamıştır. Bu nedenlerle söz konusu bilirkişi kök ve ek raporunun denetime ve hüküm kurumaya elverişli olmadığı kabul edilmiştir.Buna göre mahkemece, yukarıda varılan sonuçlar çerçevesinde ve sözleşmenin 6. maddesine uygun olarak, dosyadaki tüm bilgi-belgeler incelenmek suretiyle davacının davalıdan alacağının olup olmadığı, var ise miktarının tespiti ve davalının itirazlarının karşılanması amacıyla, mali müşavir, elektrik mühendisi ve elektrik enerjisi ticareti sektöründe uzman üç kişilik (elektrik mühendisi aynı zamanda elektrik enerjisi ticareti sektöründe uzman ise iki kişilik) yeni bir bilirkişi heyetinden rapor alınarak, sonucuna göre karar verilmesi gerekmektedir.Dava dilekçesinde davacı davanın belirsiz alacak davası olduğunu belirterek şimdilik 10.000-TL alacak talebinde bulunmuş, mahkemece dava belirsiz alacak davası koşulları taşımadığından harcın ikmal edilmesi ara kararı üzerine davacı tarafından 22/04/2019 tarihinde 730.550,46-TL dava değerinden harç tamamlanmıştır.
Bilirkişi ek raporu üzerine 31/05/2021 tarihli dilekçe ile 867.839,92-TL'nin davalıdan tahsilini talep etmiş; mahkemece verilen süre üzerine 06/07/2021 tarihinde tamamlama harcı ödenmiştir. Gerekçeli kararda da mahkemece davanın belirsiz alacak davası olarak açıldığı, harcın tamamlanmasının davanın ıslahı olmadığı belirtilerek, 867.839,92-TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmiş ise de; dava 730.550,46-TL alacak istemiyle açılmıştır. Islah ile artırılan kısım için daha evvel temerrüt gerçekleşmediği halde ıslah edilen kısıma dava tarihinden itibaren faiz işletilmesi yerinde bulunmamıştır. Davalı vekilinin karar ile hükmedilen faiz başlangıcının hatalı olduğuna ilişkin istinaf nedeni haklı bulunmuştur.Açıklanan nedenlerle, uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanıp değerlendirilmeden denetime elverişli olmayan bilirkişi raporuna göre davanın kabulüne karar verilmesi yerinde görülmemiş, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile kararın kaldırılarak, dava yeniden görülmek üzere dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar verilmiştir.
HÜKÜM
Yukarıda açıklanan nedenlerle:Davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne; İstanbul Anadolu 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 22/10/2021 tarihli 2018/782 Esas - 2021/742 Karar sayılı kararın HMK'nın 353(1)a-6 maddesi gereği KALDIRILMASINA;"Dava yeniden görülmek üzere dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine"Yatırılan 14.820,53-TL peşin istinaf karar harcının istek halinde davalıya iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK'nın 362(1)-g maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 28/03/2025
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/74111 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi