6102TTK Türk Ticaret Kanunu

BAM kararı temyizi üzerine verilen Yargıtay kararına karşı karar düzeltme yolunun kapalılığı

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2021/4766 E. 2022/1232 K. ·

Karar düzeltme istemi reddedildiKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi: Kıymetli evrak (kambiyo)

Gerekçe özeti

Bölge Adliye Mahkemelerinin göreve başladığı 20.07.2016 tarihinden sonra bu mahkemelerce verilen kararların temyizi üzerine Yargıtayca verilen kararlara karşı karar düzeltme yolu kapalıdır; HMK'da bu yolda bir düzenleme bulunmadığından karar düzeltme dilekçesi reddedilir.

Ele alınan sorunlar

BAM kararının temyizi üzerine verilen Yargıtay kararına karşı karar düzeltme yoluna başvurulup başvurulamayacağı → ret

İddia: Davacı, Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına ilişkin karara karşı karar düzeltme talebinde bulunmuştur.

Gerekçe: HMK Geçici 3. maddenin 2. fıkrasına göre, Bölge Adliye Mahkemelerinin göreve başlama tarihinden önce aleyhine temyiz başvurusunda bulunulmuş kararlar hakkında 1086 sayılı HUMK'un mülga karar düzeltme hükümleri uygulanmaya devam eder; ancak Bölge Adliye Mahkemelerinin göreve başladığı 20.07.2016 tarihinden sonra bu mahkemelerce verilen kararların temyizi üzerine Yargıtayca tesis edilen kararlar hakkında HMK'da karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine dair bir düzenleme bulunmadığından, karar düzeltme dilekçesinin reddi gerekir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Emsal değeri

20.07.2016 sonrası BAM kararlarının temyizi üzerine verilen Yargıtay kararlarına karşı karar düzeltme yolunun bulunmadığı yönünden Yargıtay içtihadı niteliğindedir.

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
karar düzeltme temyiz Bölge Adliye Mahkemesi geçiş hükmü

Atıf yapılan mevzuat: 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu — 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu Geçici 3/2 · 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu — 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu 4271086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu 454

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2021/4766 E.  ,  2022/1232 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 12. HUKUK DAİRESİ

Taraflar arasında görülen davada İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi'nce verilen 14.03.2019 gün ve 2018/548 - 2019/341 sayılı kararı onayan Daire'nin 12.11.2020 gün ve 2019/1757 - 2020/5000 sayılı kararı aleyhinde davacı vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş olmakla, tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği konuşulup düşünüldü:

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun Geçici 3. maddesinin 2. fıkrasında; Bölge Adliye Mahkemelerinin göreve başlama tarihinden önce aleyhine temyiz başvurusunda bulunulmuş olan kararlar hakkında, kesinleşinceye kadar 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 26.09.2004 tarih ve 5236 sayılı Kanunla yapılan değişiklikten önceki 427 ila 454. madde hükümlerinin uygulanmasına devam olunacağı düzenlemesine yer verilmiş olup, Bölge Adliye Mahkemelerinin göreve başladığı 20.07.2016 tarihinden sonra anılan mahkemelerce verilen kararların temyizi üzerine Yargıtayca tesis edilen kararlar hakkında Hukuk Muhakemeleri Kanununda karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine dair bir düzenleme bulunmamaktadır.

Somut olayda; Bakırköy 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2015/497 E., 2017/980 K. sayılı kararına karşı taraf vekillerince istinaf talebinde bulunulduğu, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi'nin 14.03.2019 tarihli ve 2018/548-2019/341 K. sayılı kararı ile; taraf vekillerinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiği, bu karara karşı davacı vekili tarafından temyiz yoluna başvurulması üzerine, Dairemizin 12.11.2020 tarihli ve 2019/1757 E., 2020/5000 K. sayılı ilâmı ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının onandığı anlaşılmaktadır.

Davacı vekili tarafından onama kararının tebliği üzerine karar düzeltme talebinde bulunulmuş ise de, yukarıda da açıklandığı üzere, Bölge Adliye Mahkemesi kararlarının temyizi üzerine Yargıtayca verilen kararlar hakkında karar düzeltme yoluna gidilmesi mümkün olmadığından, bu yöndeki dilekçenin reddine karar vermek gerekmiştir.

SONUÇ

Yukarıda yazılı nedenlerle davacı vekilinin karar düzeltmeye ilişkin dilekçesinin REDDİNE,ödediği karar düzeltme harcının isteği halinde karar düzeltme isteyene iadesine, 24/02/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/739498200 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

İncelenen istinaf kararı — İst. BAM 12. HD

Bu Yargıtay 11. HD kararı, aşağıdaki İstinaf Dairesi kararının temyiz incelemesidir. Temyiz sonucu: Karar düzeltme istemi reddedildi

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2018/548 E. 2019/341 K.

Hisse devri sonrası eski ortaktan alacak iddiasının ispat edilememesi

Gerekçe özeti

Şirket ortaklığından hisse devri yoluyla ayrılan kişiye yöneltilen alacak iddialarında, hisse devir sözleşmesinde ayrılan ortağın sorumluluğunun sona erdiğine dair açık bir hüküm bulunmaması, alacağın ayrıca ispatlanması gerekliliğini ortadan kaldırmaz; borç kaydına dayanak belge sunulmaması, imzasız tediye makbuzlarının ispat aracı olarak kabul edilmemesi ve çekin ödeme aracı olma niteliğine aykırı yorumların itibar görmemesi nedeniyle alacak iddiası ispat edilemez. Yazılı delil başlangıcı niteliğinde görülmeyen belgelere dayalı tanık dinletme talepleri de reddedilir. Ayrıca, icra takibinde haksız çıkılmış olması tek başına kötüniyet tazminatı için yeterli değildir; kötüniyetin ayrıca ispatlanması gerekir.

Emsal değeri

Şirket ortaklığından hisse devri yoluyla ayrılan kişiden alacak talebinde, borç kaydına dayanak belge bulunmaması ve imzasız tediye makbuzlarının ispat gücünün bulunmaması ile çekin ödeme aracı niteliğine ilişkin değerlendirme yönünden emsal niteliktedir.

Kavramlar: itirazın iptali ispat yükü yazılı delil başlangıcı bileşik ikrar kötüniyet tazminatı hisse devri muavin defter

İstinaf (12. HD) kararının tam metni

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2018/548

KARAR NO 2019/341

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ BAKIRKÖY 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 23/11/2017

NUMARASI 2015/497 E.-2017/980 K.

DAVA

İtirazın İptali

İSTİNAF KARAR TARİHİ 14/03/2019

İlk derece mahkemesince davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü.

DAVA

Davacı vekili, davalı, müvekkili şirketin eski ortağı iken 01/12/2014 tarihinde şirketteki hissesini devrederek ayrıldığını, ancak ortak olduğu dönemde müvekkili şirket şubelerinden asılsız gerekçelerle nakit tahsilatlar yaptığını,mağazadan POS cihazı marifetiyle tahsil olunan şirket gelirlerinin dahi davalı tarafından şirket merkezine ödenmediğini, davalının 112.000-TL sermaye artırım borcunu da inkar ettiğini, davalıya ödenen kâr payları ile sermaye düzeltmeden kaynaklı olumlu farkların 10/03/2014 tarihli muavin defter kaydı ile davalı lehine olarak borcundan mahsup edildiğini, davalının müvekkili şirkete 2.185.361,30-TL borçlu olduğunu, alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibinin davalının haksız itirazı ile durduğunu ileri sürerek itirazın iptali ile takibin devamına, icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP

Davalı vekili, davacı şirketin ortağı ve müvekkilinin kardeşi olan dava dışı ... şirketle ilgili usulsüz işlemler yaptığını, müvekkiline ortaklıktan doğan hiçbir hakkını kullandırmadığını ve bu durumun zamanla arttığını, hatta müvekkilinin davalı hakkında müdürlük görevini kötüye kullandığından bahisle azli talebiyle dava açtığını, sonunda tarafların aralarındaki ticari ilişkiyi 28/11/2014 tarihli noter sözleşmesi ile karşılıklık hisse ve şube devirleri ile sona erdirdiklerini, buna göre müvekkilinin davacı şirketteki hissesini dava dışı ... devredeceğini,... ise davacı şirketin şubesi olan ... müvekkiline devredeceğini, tarafların bu devir ile ibralaştıklarını, dolayısıyla davacının alacak iddiasının haksız olduğunu savunarak davanın reddini ve kötüniyet tazminatına hükmedilmesini istemiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ

İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, davacı şirkette ortak olan ... ve ...'in kardeş oldukları, davalının 28/11/2014 tarihinde düzenlenen hisse devir sözleşmesi ile ortaklıktan ayrıldığı, davalı ortaklıktan ayrıldıktan sonra davacı şirket tarafından başlatılan icra takibinin dayanağı belgelerin muavin defter kaydı ile tediye makbuzları olduğu, ancak bu makbuzlarda ödemeyi aldığı iddia edilen davalının imzasının bulunmadığı, şirket kayıtlarının birbirini tutmadığı, alacak tutarının ispata muhtaç kaldığı, davalının raporda sözü edilen 500.000- TL'lik çekin kendisine borç olarak değil 28/11/2014 tarihli anlaşma kapsamında verildiğini savunduğu, bu beyanın bileşik ikrar niteliğinde olup bölünmesinin mümkün olmadığı, dolayısyla davanın ispat edilemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle;

1- Davalıya 16/03/2015 tarihli 500.000- TL bedelli ödemenin bankadan yapıldığını, bu tahsilata ilişkin bilirkişilerce inceleme yapılmadığını, çekin davacı şirket tarafından davalı namına düzenlendiğini, dolayısıyla çekin davalı tarafından tahsil edildiğinin açık olduğunu, bu çekin hisse devir sözleşmesine konu edilmediğini,2-11/12/2009 tarihli ticaret sicil gazetesinde yayımlanan sermaye artırım borcu sabitken bu borcun hesaplamaya dahil edilmemesinin doğru olmadığını, davalının sermaye artırım kararında imzası olduğunu,3-Yeni bir heyetten rapor alınması zorunlu iken taleplerinin haksız olarak reddedildiğini, 4-2014 yılı cari hesabında yer alan 226746 nolu 37.628,67- TL bedelli 04/05/2014 tarihli faturanın da incelemeye tabi tutulmadığını, sırf tediye makbuzlarında imza yok diye var olan belgelerin de görmezden gelinmesinin doğru olmadığını, 5-Tediye makbuzları ile yapılan ödemelere ilişkin, hem şirket ortaklarının kardeş olması hem de belgenin yazılı delil başlangıcı niteliğinde olması nedeniyle tanık dinletme taleplerinin kabulünün gerektiğini, 6-Davalıya ödenen kar paylarının ve sermaye düzeltmeden kaynaklı olumlu farkların 10/03/2014 tarihli muavin defter kaydı ile davalının lehine olarak borcundan mahsup edildiğini, bu durumun da incelenmediğini belirterek hükmün kaldırılmasını istemiştir.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle;davacının alacak talebinin dayanak belgesi olmadığını bildiğini, bunu 28/11/2014 tarihli resmi belge ile de kabul ettiğini, ancak kötüniyetli olarak alacak talebinde bulunduğunu belirterek kötüniyet tazminatı taleplerinin reddine ilişkin kısım yönünden hükmün kaldırılmasını istemiştir.

GEREKÇE

Dava, şirket hissesini devreden ortaktan, şirket alacağının tahsili amacıyla başlatılan icra takibine vâki itirazın iptali istemine ilişkindir.Davacı şirket sicil kayıtları incelendiğinde, davacı şirket ortağı olan davalının, şirketin 01/12/2014 tarihli kararı ile hissesini diğer ortağa devrederek ortaklıktan ayrldığı, ortaklıktan ayrılmadan önce temsilci sıfatının bulunmadığı görülmüştür.Öncelikle davacı şirket tarafından kabul edildiği anlaşılan 22/11/2018 tarihli Hisse Devir Sözleşmesinde, davalının hissesini devretmiş olması nedeniyle şirkete olan sorumluluğunun sona erdiği yönünde bir hüküm yer almadığından davacının alacak iddiasının doğru olup olmadığının tespiti gerekir.Davacı iddialarının değerlendirilmesi için davacı şirketin uyuşmazlık konusu yıllar olan 2012-2014 yıllarına ait ticari defterleri ve sunulan belgeler incelenmiş ve buna göre davalı adına toplam 2.185.361,30-TL borç kaydı bulunduğu görülmüş ise de, davalı adına borç kaydedilen tutarların dayanağı olan belgelerin sunulmadığı görülmüştür.

Sunulan tediye makbuzlarında ise davalı imzası olmadığı tarafların kabulünde olup bu makbuzların ispata yarar belge olarak kabulü mümkün değildir.Davacı taraf bilirkişi raporu ve ek raporuna itiraz dilekçesinde özellikle hisse devrinden sonra 16/03/2015 tarihinde davalıya bedeli ödenen keşidecisi davacı şirket, lehdarı davalı olan 16/03/2015 tarihli 500.000-TL bedelli çek, 2014 yılı cari hesapta yer alan 226746 nolu 37.628,67- TL bedelli 04/05/2014 tarihli fatura ve 112.000-TL sermaye artırım borcundan söz ederek yeni bir bilirkişi raporu alınmasını talep etmiştir.Öncelikle çek kural olarak bir ödeme aracıdır, davalı çekin davacı şirketin kendisine olan borcuna karşılık verildiğini ileri sürmüştür, bu durumda davacının, bu çekin davalıya sermaye artırımına ilişkin olarak verilen borç nedeniyle düzenlendiği yönündeki, çekin hukuki vasfına ve hayatın olağan akışına uygun olmayan iddiasına itibar edilmemiştir.

Öte yandan 226746 nolu 37.628,67- TL bedelli 04/05/2014 tarihli faturanın “Adat Faiz Geliri” açıklamalı bir fatura olduğu görülmüştür, ancak bilirkişi ek raporunda da belirtildiği üzere bu faturanın ekinde sunulan tabloda yer alan ödemelerin davalıya yapıldığına dair dayanak belge sunulmamıştır. Dolayısıyla bu faturaya yönelik alacak iddiası da ispat edilememiştir. Davalının sermaye artırım borcuna ilişkin iddiaya gelince; davacı şirket kayıtlarında yapılan inceleme sonucu davalının sermaye borcu olmadığı açık bir şekilde tespit edilmiştir. Kaldı ki hisse devir sözleşmesinde davalının davacı şirketten olan ancak feragat edilen sermayeye bağlı alacağından söz edilmektedir.Davacı şirket ortağı dava dışı ...

davanın tarafı olmadığından ve sunulan tediye makbuzları yazılı delil başlangıcı vasfında görülmediğinden, davacı tarafın tediye makbuzları ile yapılan ödemelere ilişkin tanık dinletme talebi de haklı görülmemiştir.O halde davacı vekilinin istinaf nedenleri yerinde görülmemiş olup, ilk derece mahkemesince davanın reddi yönünde verilen kararda bir isabetsizlik bulunmamaktadır.Davalının istinafına gelince; davacının icra takibinde haksız olduğu kabul edilebilir ise de kötüniyetli olduğu ispat edilemediğinden kötüniyet tazminatı koşulları oluşmamış olup, davalının tazminat talebi de yerinde görülmemiştir.Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı ve davalı vekilinin istinaf başvurularını ayrı ayrı esastan reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle;Davacı vekilinin ve davalı vekilinin istinaf başvurularının HMK 353(1)b-1 maddesi uyarınca ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE, Davacı vekilinden alınması gereken 44,40- TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 31,40- TL harcın mahsubu ile bakiye 13- TL’nin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,Davalı vekilinden alınması gereken 44,40- TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 31,40- TL harcın mahsubu ile bakiye 13- TL’nin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına. Taraflarca yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerlerinde bırakılmasına,Gerekçeli kararın birer örneğinin taraf vekillerine tebliğine, HMK 'nun 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi.

14/03/2019

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.