İtirazın İptali
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2021/3738 E. 2022/1 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
tbk 100↗ tbk 117↗ alacaklı temerrüdü↗ kısmi ödeme↗ taleple bağlılık ilkesi↗ taleple bağlılık↗ ödeme emri↗ mahsup↗ tbk 99↗ işlemiş faiz↗ temerrüt faizi↗ hukuki yarar↗ asıl alacak↗ eksik inceleme↗ vekalet ücreti↗ temerrüt↗ kesin hüküm↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, asıl alacağın gönderilen ödeme emri üzerine yasal süresi içerisinde ödendiği, borçlunun takipten önce temerrüdünün söz konusu olmadığı gerekçesi ile davanın reddine kesin olarak karar verilmiştir.
Kesin olarak verilen bu karara karşı Adalet Bakanlığı tarafından kanun yararına temyiz talebinde bulunulmuştur.
İncelenen dava ve takip dosyası ile davacı alacaklı vekilinin beyanından anlaşıldığı üzere, davalı borçlunun icra takibinden önce TBK'nın 117. maddesi dairesinde temerrüde düşürülmüş olmadığı ve fakat hakkında başlatılan takip tarihi itibariyle temerrüde düşmüş olduğu belirgindir. TBK'nın 131/2. maddesi ve alacaklının takip talebinde işlemiş ve işleyecek faiz bakımından ödemeden önce talepte bulunması nedeniyle bu hakkını saklı tuttuğunun kabulü gerektiği gözetildiğinde, asıl alacak tutarı ödenmekle, TBK'nın 131/1. maddesi uyarınca, alacaklının temerrüt tarihinden ödeme anına kadar işlemiş faizi isteme hakkının sona erdiğinden söz edilemez. Bu durumda, borçlunun yaptığı ödemenin tarihi ve tutarı da nazara alındığında, alacaklının bir miktar işlemiş faiz alacağının bulunduğu kuşkusuz olup yapılan ödeme bu anlamda kısmi ödeme niteliğindedir.
Kısmi ödemelere ilişkin TBK'nın 100. maddesi uyarınca, faiz ve giderleri ödemede gecikmesi bulunmayan borçlunun, yaptığı ödemeyi anapara borcuna mahsup edebilmesi mümkün ise de, takip tarihi itibariyle temerrüde düşen ve icra takip giderlerini ödemekle yükümlü bulunan borçlunun yapmış olduğu kısmi ödemenin anapara borcundan düşülmesi söz konusu olamayacağından, alacaklının takip talebinde bu yolda talepte bulunmuş olduğu da gözetildiğinde, kısmi ödemenin öncelikle ödeme anına değin işlemiş faiz ve takip giderlerine mahsup edilmesi gerekir.
Tüm bu açıklamalar çerçevesinde, itirazın iptali davasının açıldığı tarih itibariyle, borçlunun halen ödenmemiş bir miktar anapara borcunun bulunduğu, bu tutara ise takip tarihinden itibaren temerrüt faizi işletilmesi gerektiği sabit ise de, davacının işbu davadaki yazılı ve zapta geçen sözlü beyanları ile asıl alacak tutarının ödendiğinden bahisle faiz bakımından talebini takip tarihi ile ödeme tarihi arasındaki temerrüt faizi tutarına hasrettiği gözetilerek, taleple bağlılık ilkesi çerçevesinde, anılan tarihler arasındaki işlemiş faiz tutarı ile takip giderleri ve bu arada vekalet ücreti nazara alınmak suretiyle yapılacak hesaba dayalı olarak takibin devamına dair bir karar verilmesini istemekte davacının hukuki yararının bulunduğunun kabulü gerekirken, eksik incelemeye ve hatalı gerekçeye dayalı olarak davanın tümüyle reddine karar verilmesi hukuka aykırı bulunmakla, Adalet Bakanlığının açıklanan yönlere ilişkin kanun yararına temyiz itirazının kabulüyle yerel mahkeme kararının bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/12153 E. 2018/5498 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
-
İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/10973 E. 2018/3344 K.
Ortak:işlemiş faiz
İncelediğiniz karardaTBK'nın 131/2. maddesi ve alacaklının takip talebinde işlemiş ve işleyecek faiz bakımından ödemeden önce talepte bulunması nedeniyle bu hakkını saklı tuttuğunun kabulü gerektiği gözetildiğinde, «asıl alacak» tutarı ödenmekle, TBK'nın 131/1. maddesi uyarınca, «alacaklının temerrüt» tarihinden ödeme anına kadar «işlemiş faizi» isteme hakkının sona erdiğinden söz edilemez.
Bu durumda, borçlunun yaptığı ödemenin tarihi ve tutarı da nazara alındığında, alacaklının bir miktar «işlemiş faiz» alacağının bulunduğu kuşkusuz olup yapılan ödeme bu anlamda «kısmi ödeme» niteliğindedir.
Kısmi ödemelere ilişkin TBK'nın 100. maddesi uyarınca, faiz ve giderleri ödemede gecikmesi bulunmayan borçlunun, yaptığı ödemeyi anapara borcuna «mahsup» edebilmesi mümkün ise de, takip tarihi itibariyle «temerrüde» düşen ve icra takip giderlerini ödemekle yükümlü bulunan borçlunun yapmış olduğu kısmi ödemenin anapara borcundan düşülmesi söz konusu olamayacağından, alacaklının takip talebinde bu yolda talepte bulunmuş olduğu da gözetildiğinde, kısmi ödemenin öncelikle ödeme anına değin «işlemiş faiz» ve takip giderlerine mahsup edilmesi gerekir.
Benzer bu kararda2-Ancak davacının takip talebinde, takip tarihine kadar «işlemiş faiz» talebi bulunmadığı halde mahkemece bilirkişi raporuyla tesbit edilen işlemiş faizin de anaparaya eklenmek suretiyle talep aşılarak hüküm tesisi doğru görülmeyip bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:inkar tazminatı
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma,bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, alacağın ispatlandığı gerekçesiyle davanın kabulüne, takibin devamına, «inkar tazminatı» isteminin reddine karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/1580 E. 2013/2419 K.
Ortak:temerrüt faizi · temerrüt
İncelediğiniz kararda… sinde, itirazın iptali davasının açıldığı tarih itibariyle, borçlunun halen ödenmemiş bir miktar anapara borcunun bulunduğu, bu tutara ise takip tarihinden itibaren «temerrüt faizi» işletilmesi gerektiği sabit ise de, davacının işbu davadaki yazılı ve zapta geçen sözlü beyanları ile «asıl alacak» tutarının ödendiğinden bahisle faiz bakımından talebini takip tarihi ile ödeme tarihi arasındaki temerrüt faizi tutarına hasrettiği gözetilerek, «taleple bağlılık ilkesi» çerçevesinde, anılan tarihler arasındaki «işlemiş faiz» tutarı ile takip giderleri ve bu arada «vekalet ücreti» nazara alınmak suretiyle yapılacak hesaba dayalı olarak takibin devamına dair bir karar verilmesini istemekte davacının «hukuki yararının» bulunduğunun kabulü gerekirken, «eksik incelemeye» ve hatalı gerekçeye dayalı olarak davanın tümüyle reddine karar verilmesi hukuka aykırı bulunmakla, Adalet Bakanlığının açıklanan yönlere ilişkin kanun yararına te …
Mahkemece, asıl alacağın gönderilen «ödeme emri» üzerine yasal süresi içerisinde ödendiği, borçlunun takipten önce «temerrüdünün» söz konusu olmadığı gerekçesi ile davanın reddine «kesin» olarak karar verilmiştir.
İncelenen dava ve takip dosyası ile davacı alacaklı vekilinin beyanından anlaşıldığı üzere, davalı borçlunun icra takibinden önce TBK'nın 117. maddesi dairesinde «temerrüde» düşürülmüş olmadığı ve fakat hakkında başlatılan takip tarihi itibariyle temerrüde düşmüş olduğu belirgindir.
Benzer bu kararda… dirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir. ...-Dava, «genel kredi sözleşmesinden» kaynaklanan alacak istemine ilişkin olup, dava ve «ıslah» konusu alacağın ödenmesi için davacı tarafça davalıya «ihtarname» gönderildiğine göre davalının «temerrüt tarihi» belirlenerek, mahkemece davaya konu alacağın anaparayı oluşturan bölümüne temerrüt tarihinden itibaren «temerrüt faizi» uygulanması gerekirken, alacağın tamamına dava ve ıslah tarihlerinden itibaren faiz işletilmek suretiyle hüküm tesisi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulmas …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:temerrüt tarihi · genel kredi sözleşmesi · ıslah · kredi sözleşmesi · ihtarname
Benzer bu kararda… dirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir. ...-Dava, «genel kredi sözleşmesinden» kaynaklanan alacak istemine ilişkin olup, dava ve «ıslah» konusu alacağın ödenmesi için davacı tarafça davalıya «ihtarname» gönderildiğine göre davalının «temerrüt tarihi» belirlenerek, mahkemece davaya konu alacağın anaparayı oluşturan bölümüne temerrüt tarihinden itibaren «temerrüt faizi» uygulanması gerekirken, alacağın tamamına dava ve ıslah tarihlerinden itibaren faiz işletilmek suretiyle hüküm tesisi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulmas …
Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalının kredi borcunu ödemediği ve borç toplamının bilirkişi tarafından hesaplandığı gerekçesiyle, 39.786,30 TL’nin davalıdan tahsiline, alacağın 7.000 TL’na dava, gerikalan kısmına ise «ıslah» tarihinden itibaren faiz uygulanmasına karar verilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2021/3738 E. , 2022/1 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasındaki davada İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından verilen tarih ve sayısı yukarıda yazılı kararın HMK 363. maddesi uyarınca kanun yararına bozulmasının Adalet Bakanlığı tarafından istenilmesi üzerine, dava dosyası ve içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve diğer tüm dosya kapsamı delil ve belgeler incelendi. Gereği görüşülüp düşünüldü.
Dava, İİK'nın 67. maddesine dayalı olarak açılmış itirazın iptali isteminden ibarettir.
Davacı vekili, müvekkili ile davalı şirket arasında sözleşmeden kaynaklanan cari hesap ilişkisi nedeniyle alacaklı olduğunu, alacağın tahsili amacı ile İzmir 19. İcra Müdürlüğü'nün 2017/12337 sayılı dosyası üzerinde yaptıkları takibe davalının itiraz etmesi üzerine takibin durduğunu ileri sürerek işlemiş faiz ve icra takip giderlerine yönelik olarak itirazın iptali ile takibin devamını istemiştir.
Davalı taraf davaya cevap vermemiş ise de, vekili marifetiyle icra takip dosyasına sunduğu itiraz dilekçesinde, borca ve fer'ilerine tümüyle itiraz etmiş ancak takipten sonra asıl alacağı ödediğini ileri sürmüştür. Davalı borçlunun itirazı üzerine takibin tümüyle durdurulmuş olduğu görülmüştür.
Mahkemece, asıl alacağın gönderilen ödeme emri üzerine yasal süresi içerisinde ödendiği, borçlunun takipten önce temerrüdünün söz konusu olmadığı gerekçesi ile davanın reddine kesin olarak karar verilmiştir.
Kesin olarak verilen bu karara karşı Adalet Bakanlığı tarafından kanun yararına temyiz talebinde bulunulmuştur.
İncelenen dava ve takip dosyası ile davacı alacaklı vekilinin beyanından anlaşıldığı üzere, davalı borçlunun icra takibinden önce TBK'nın 117. maddesi dairesinde temerrüde düşürülmüş olmadığı ve fakat hakkında başlatılan takip tarihi itibariyle temerrüde düşmüş olduğu belirgindir. TBK'nın 131/2. maddesi ve alacaklının takip talebinde işlemiş ve işleyecek faiz bakımından ödemeden önce talepte bulunması nedeniyle bu hakkını saklı tuttuğunun kabulü gerektiği gözetildiğinde, asıl alacak tutarı ödenmekle, TBK'nın 131/1. maddesi uyarınca, alacaklının temerrüt tarihinden ödeme anına kadar işlemiş faizi isteme hakkının sona erdiğinden söz edilemez. Bu durumda, borçlunun yaptığı ödemenin tarihi ve tutarı da nazara alındığında, alacaklının bir miktar işlemiş faiz alacağının bulunduğu kuşkusuz olup yapılan ödeme bu anlamda kısmi ödeme niteliğindedir.
Kısmi ödemelere ilişkin TBK'nın 100. maddesi uyarınca, faiz ve giderleri ödemede gecikmesi bulunmayan borçlunun, yaptığı ödemeyi anapara borcuna mahsup edebilmesi mümkün ise de, takip tarihi itibariyle temerrüde düşen ve icra takip giderlerini ödemekle yükümlü bulunan borçlunun yapmış olduğu kısmi ödemenin anapara borcundan düşülmesi söz konusu olamayacağından, alacaklının takip talebinde bu yolda talepte bulunmuş olduğu da gözetildiğinde, kısmi ödemenin öncelikle ödeme anına değin işlemiş faiz ve takip giderlerine mahsup edilmesi gerekir.
Tüm bu açıklamalar çerçevesinde, itirazın iptali davasının açıldığı tarih itibariyle, borçlunun halen ödenmemiş bir miktar anapara borcunun bulunduğu, bu tutara ise takip tarihinden itibaren temerrüt faizi işletilmesi gerektiği sabit ise de, davacının işbu davadaki yazılı ve zapta geçen sözlü beyanları ile asıl alacak tutarının ödendiğinden bahisle faiz bakımından talebini takip tarihi ile ödeme tarihi arasındaki temerrüt faizi tutarına hasrettiği gözetilerek, taleple bağlılık ilkesi çerçevesinde, anılan tarihler arasındaki işlemiş faiz tutarı ile takip giderleri ve bu arada vekalet ücreti nazara alınmak suretiyle yapılacak hesaba dayalı olarak takibin devamına dair bir karar verilmesini istemekte davacının hukuki yararının bulunduğunun kabulü gerekirken, eksik incelemeye ve hatalı gerekçeye dayalı olarak davanın tümüyle reddine karar verilmesi hukuka aykırı bulunmakla, Adalet Bakanlığının açıklanan yönlere ilişkin kanun yararına temyiz itirazının kabulüyle yerel mahkeme kararının bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda belirtilen nedenle Adalet Bakanlığı'nın 6100 sayılı HMK'nın 363'üncü maddesine dayalı kanun yararına bozma isteğinin kabulü ile sonuca etkili olmamak üzere hükmün kanun yaranına BOZULMASINA, gereğin yapılması için karar örneği ile dosyanın Adalet Bakanlığı'na gönderilmesine, 05/01/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/739428800 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz