6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Kur farkı talebi için sözleşme şartı ve ödemede çekince şartı

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2022/814 E. 2025/370 K. · · İlk derece: TEKİRDAĞ ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

İtirazın iptaliistinaf başvurusunun esastan reddiKesin

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi: Kıymetli evrak (kambiyo)Çek

Gerekçe özeti

Kur farkı alacağı talep edilebilmesi için taraflar arasındaki sözleşmede buna ilişkin bir hüküm bulunması veya akdi ilişkinin yabancı para cinsinden olması gerekir; faturaların yabancı para üzerinden düzenlenmesi bu yönde bir ticari ilişkinin ispatı için yeterlidir ve kur farkı faturası düzenlenmesi şart değildir. Ancak sözleşmede aksine hüküm yoksa bedelin çekle ödenmesi halinde kur farkının çek bedeline dahil edildiği kabul edilir; satıcı ödemeyi TL üzerinden çekle, kur farkı talep edeceği yönünde bir çekince koymadan kabul etmişse, bu aşamadan sonra kur farkı talep edemez.

Ele alınan sorunlar

Taraflar arasında kur farkı ödenmesine ilişkin bir anlaşma/teamül bulunup bulunmadığı → ret

İddia: Davacı vekili, 2018 yılına ait 4 adet kur farkı faturasının davalı tarafından ödenmiş olmasının taraflar arasında kur farkı ödenmesine dair bir anlaşmayı gösterdiğini ileri sürmüştür.

Gerekçe: Kur farkı alacağının talep edilebilmesi, taraflar arasındaki sözleşmede bu konuda bir hüküm bulunmasına veya akdi ilişkinin yabancı para cinsinden olmasına bağlıdır. Faturaların yabancı para birimi üzerinden düzenlenmesi taraflar arasında dövize endeksli ticari ilişki bulunduğunu ispata yeterlidir ve kur farkı talepleri kur farkı faturası düzenlenmesine bağlı değildir; yabancı para birimine endeksli ticari ilişkinin varlığı halinde fatura düzenlenmeden de kur farkı alacağı talep edilebilir. Somut olayda taraflar arasında kur farkı ödenmesine ilişkin bir sözleşme bulunmadığı, davacının USD üzerinden fatura düzenlediği, davalının bu faturalara ilişkin TL üzerinden çekle ödeme yaptığı, davacının bu ödemeleri defterine kaydederek kur farkı hususunda davalıya karşı ihtarda bulunup hakkını saklı tutmadığı anlaşılmıştır. Davacının 2018 tarihli 4 adet kur farkı faturasının davalı tarafından ödenmiş olması, taraflar arasında kur farkı ödeneceği konusunda bir teamülün varlığını göstermekte ise de, davacı USD bedelli faturalarının TL bedelli çeklerle ödenmesine rağmen bu ödemeler için kur farkı talep edeceği yönünde bir çekince koymamıştır; sunulan 2018 tarihli sipariş formlarında da kur farkı isteneceğine dair bir kayıt bulunmamaktadır.

Gerekçe kaynağı: özgün

Ödemenin çekle yapılmasının kur farkı talebine etkisi → ret

Gerekçe: Sözleşmede aksine bir hüküm yoksa ödemenin çekle yapılması halinde kur farkının fiyatlandırılarak çekin miktar hanesine yazıldığı kabul edilir. Ödemeyi Türk Lirası üzerinden çek olarak kabul eden satıcının bu aşamadan sonra kur farkı isteyemeyeceğinin kabulü gerekir. Somut olayda davalının USD bedelli faturalara karşılık TL üzerinden çekle ödeme yapması ve davacının bu ödemeyi kur farkı çekincesi koymadan kabul etmesi, davacının kur farkı talep hakkını ortadan kaldırmıştır.

Gerekçe kaynağı: özgün

Emsal değeri

Kararda, kur farkı talebinin koşulları (sözleşmede hüküm veya yabancı para cinsinden akdi ilişki) ile ödemenin çekle yapılması halinde kur farkının çek bedeline dahil edildiğinin kabulü ve satıcının çekince koymadan ödemeyi kabul etmesi halinde kur farkı talep hakkını kaybettiği yönündeki değerlendirme, benzer uyuşmazlıklarda emsal niteliğindedir.

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
kur farkı alacağı itirazın iptali dövize endeksli ticari ilişki çekle ödeme hakkın saklı tutulması (çekince)

Atıf yapılan mevzuat: 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (TBK) — TBK 99

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2022/814

KARAR NO 2025/370

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ TEKİRDAĞ ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 20/01/2022

NUMARASI 2021/116 Esas - 2022/49 Karar

DAVA

İtirazın İptali (Ticari Satım Sözleşmesinden Kaynaklanan)

Davanın reddine ilişkin kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA

Davacı vekili, satım sözleşmesi kapsamında müvekkilinin davalıdan olan 7.889,05-USD alacağının tahsili için Çerkezköy İcra Dairesi'nin ... esas sayılı icra dosyasıyla takip başlatıldığını, ancak davalının takibe haksız olarak itiraz ettiğini ileri sürerek, davalının takibe itirazının iptaline ve icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.

CEVAP

Davalı vekili, takibe konu alacak talebinin kur farkı faturasına dayandığını, fakat taraflar arasında kur farkı hususunda bir anlaşmanın ve uygulamanın bulunmadığını belirterek, davanın reddine ve kötüniyet tazminatına karar verilmesini istemiştir.

İLK DERECE MAHKEME KARARI

Mahkemece, bilirkişi raporunda fatura ve ödeme dekontlarında faturaların TL esas alınarak işlem yapıldığı, iplik satış sözleşmesinde kur farkı talep edilebileceğine ilişkin bir şartın olmadığı, ancak fatura üzerinde döviz tutarların kayıtlı bulunduğu, kur farkı istenen çek vadelerinin 2018 tarihli olduğunun belirtildiği; davalının ödemeleri çekle yaptığı, daha sonrasında davacının kur farkına dair fatura düzenlendiği ve Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarına göre davacının kur farkı talep edemeyeceği gerekçesiyle, davanın ve davalının kötüniyet tazminatı isteminin reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

Davacı vekili, mahkemenin delilleri hatalı takdir ettiğini; bilirkişi raporunda 2018'de düzenlenen 4 adet kur farkı faturasının davalı tarafından ödendiğinin belirtildiğini, bu tespitin kur farkı anlaşmasını gösterdiğini; taraflar arasındaki ticari ilişkinin USD üzerinden olduğunu ve sipariş formlarının USD olarak düzenlendiğini belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.

GEREKÇE

Dava, kur farkından kaynaklanan bakiye alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. TBK'nın 99. maddesine göre; "Konusu para olan borç Ülke parasıyla ödenir. Ülke parası dışında başka bir para birimiyle ödeme yapılması kararlaştırılmışsa, sözleşmede aynen ödeme veya bu anlama gelen bir ifade bulunmadıkça borç, ödeme günündeki rayiç üzerinden Ülke parasıyla da ödenebilir." Öncelikle kur farkı alacağının talep edilebilmesi, taraflar arasındaki sözleşmede bu konuda bir hüküm bulunmasına veya akdi ilişkinin yabancı para cinsinden olmasına bağlıdır (Yargıtay 19. HD’nin 2016/17240 E., 2018/1950 K. sayılı ve 10/04/2018; 2016/12505 E., 2017/8069 K. sayılı ve 19/12/2017 tarihli ilamları).

Faturaların yabancı para birimi üzerinden düzenlenmesi taraflar arasında dövize endeksli ticari ilişki bulunduğunu ispata yeterlidir (Yargıtay 19. HD'nin 2018/965 E., 2019/5447 K. sayılı ve 05/12/2019 tarihli ilamı). Diğer taraftan kur farkı talepleri kur farkı faturası düzenlenmesine bağlı değildir. Taraflar arasında yabancı para birimine endeksli bir ticari ilişkinin varlığı halinde kur farkı faturası düzenlenmeden de kur farkı alacağı talep edilebilir. Bu durumda kur farkı alacağının ödeme tarihindeki kurun dikkate alınarak hesaplanması gerekir (Yargıtay 19. HD'nin 2017/3549 E., 2018/4033 K. sayılı ve 11/09/2018 tarihli ilamı). Yine kur farkının dayanağı olan faturaların bedellerinin ne şekilde ödendiği hususu da önemlidir, zira sözleşmede aksine bir hüküm yoksa ödemenin çekle yapılması halinde kur farkının fiyatlandırılarak çekin miktar hanesine yazıldığı kabul edilmektedir.

(Yargıtay 19. HD’nin 2015/16900 E., 2016/6896 K. sayılı ve 20/04/2016; 2013/14587 E., 2014/17996 K. sayılı ve 14/11/2013 tarihli ilamları). Ödemeyi Türk Lirası üzerinden çek olarak kabul eden satıcının bu aşamadan sonra kur farkı isteyemeyeceğinin kabulü gerekir (Yargıtay 11. HD'nin 2020/4821 E., 2021/65 K. sayılı ve 18/01/2021; 2020/7585 E., 2022/3142 K. sayılı ve 19/04/2022 tarihli ilamları). Somut olayda, taraflar arasında kur farkı ödenmesine ilişkin bir sözleşme bulunmadığı, davacının davalıya sattığı mallar için USD üzerinden faturalar düzenlediği, davalının da bu faturalara ilişkin TL üzerinden düzenlediği çeklerle ödeme yaptığı, davacının bu ödemeleri defterine kaydederek ticari ilişkide kur farkı hususunda davalıya karşı ihtarda bulunarak hakkını saklı tutmadığı anlaşılmaktadır.

Bu durumda davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamıştır. Öte yandan davacı vekili, müvekkilinin 29/03/2018-10/05/2018 tarihleri arasında düzenlediği 4 adet toplam 175.295,87-TL bedelli kur farkı faturalarının davalı tarafından ödenmesinin taraflar arasında bir anlaşma olduğunu gösterdiği itirazında bulunmuştur.Ancak o faturalara ilişkin ödemeler, taraflar arasında kur farkı ödeneceği konusunda bir teamülün varlığını göstermekte ise de, davacı USD bedelli kestiği faturaların TL bedelli çeklerle ödenmesine rağmen, bu ödemeler için kur farkı talep edeceği yönünde bir çekince koymamıştır. Ödemenin çekle yapılması halinde kur farkının fiyatlandırılarak çekin miktar hanesine yazıldığı kabul edileceğinden davacının sunduğu 2018 tarihli sipariş formlarında da, kur farkı isteneceği şeklinde bir kayıt olmadığından, davacının istinaf nedenleri yerinde bulunmamıştır.

Açıklanan nedenlerle, mahkemece davanın reddine dair verilen kararda isabetsizlik bulunmadığından davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,Alınması gereken 615,40-TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 80,70-TL harcın mahsubu ile kalan 534,70-TL harcın davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, Davacı tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına, davalı tarafından yapılan 64-TL istinaf yargı giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK'nın 362(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.10/03/2025

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/73903 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.