6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Servis taşımacılığı hizmet bedeli alacağı ve teminat bonosunun bedelsizliği

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2022/833 E. 2025/391 K. · · İlk derece: İSTANBUL 20. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Alacakkaldırma ve esas hakkında yeniden hükümKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi: Kıymetli evrak (kambiyo)Bono

Davacının nitelemesi: Menfi Tespit mahkemenin nitelemesiyle örtüşüyor

Gerekçe özeti

Sözleşme ve protokol hükümlerinde açıkça belirtilen ve bir tarafın ödeyeceği kararlaştırılan gider kalemleri (örn. personel sigorta primleri), sözleşmenin diğer tarafının alacağından mahsup edilemez; mahsuba konu edilebilecek kalemler sözleşmede açıkça o tarafın yükümlülüğü olarak öngörülenlerle sınırlıdır. Ayrıca, sözleşmeden kaynaklanan zarar ve cezai şartın teminatı olarak verildiği anlaşılan kambiyo senedi (bono), teminat altına alınan alacağın gerçekte doğmadığı veya teminat verenin alacaklı çıktığı durumlarda bedelsiz hâle gelir ve bu hâlde teminat verenin menfi tespit talebi kabul edilmelidir.

Ele alınan sorunlar

Sözleşme/protokol kapsamında indirim (mahsup) kalemlerinin belirlenmesi → kısmi kabul

İddia: Davacı vekili, hiçbir delile dayanmayan indirim kalemlerinin (özellikle ... primi ve ... bedeli) alacaktan mahsup edilmesinin hukuka aykırı olduğunu, bilirkişi raporunda alacağın 124.676,20-TL olarak belirlendiğini, davalının indirim kalemlerine dair delil sunmadığını ileri sürmüştür.

Gerekçe: Taraflarca imzalanan sözleşmenin 4. maddesinde, davalı tarafından araçlara monte ettirilecek cihazın bedelinin davacının ilk hak edişinden kesileceği; protokolün 4. maddesinde ise yüklenici personelinin net maaşının davalıya ait %80'lik tutara dahil olduğu ve sigorta/diğer kurumlara ödenmesi gereken tutarların yüklenici (davalı) tarafından ödeneceği hüküm altına alınmıştır. Davacı, cihaz masrafının bir kısmının gerçekten yapıldığını dava dilekçesinde doğrulamış olduğundan bu bedelin mahsubu doğrudur. Ancak diğer indirim kalemi olan yüklenici personeli için ödenen sigorta primleri, protokolde açıkça net maaştan söz edilmesi ve bu tür kesintilerin davalı tarafından ödeneceğinin belirtilmesi nedeniyle davacının alacağından düşülemez. Bu nedenle 124.676,20-TL alacaktan yalnızca cihaz bedelinin (1.014,80-TL) mahsubu ile bakiye 123.661,40-TL alacağa hükmedilmesi gerekirken, ilk derece mahkemesince sigorta primi tutarının da mahsup edilerek eksik alacağa hükmedilmesi hatalıdır.

Gerekçe kaynağı: düzeltme

Faiz başlangıç tarihi → ret

İddia: Davacı vekili, faturaya itiraz sürelerinin bittiği tarihten itibaren faize hükmedilmesi gerektiğini, dava tarihinden itibaren faize hükmedilmesinin hatalı olduğunu ileri sürmüştür.

Gerekçe: Davadan evvel davalı temerrüde düşürülmediğinden dava tarihi itibariyle temerrüt faizi işletilmesi yerindedir. (BAM'ca yerinde görülen İstanbul 20. Asliye Ticaret Mahkemesi gerekçesi)

Teminat amacıyla verilen bononun bedelsizliği ve menfi tespit talebi → kabul

İddia: Davacı vekili, sözleşmenin 7. maddesi gereği davalıya 500.000-TL bedelli teminat senedi verildiğini, davalının yemin sırasında senet almadığına dair yalan yere yemin ettiğini, ancak karardan sonra bononun dava dışı kişi tarafından kendisine karşı takibe konulduğunu, bu nedenle bononun iptaline (menfi tespitine) karar verilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.

Gerekçe: Talep, niteliği itibariyle menfi tespit istemini içermektedir. Kambiyo senedi niteliğindeki bono, düzenlenmesine esas teşkil eden temel ilişkiden bağımsız, kayıtsız şartsız bir bedel ödeme taahhüdünü içeren mücerret bir borç ilişkisini ifade eder; soyutluk prensibi ispat yükünü borçlu olmadığını iddia edene yükler. Kambiyo senedinin teminat amacıyla verilmesi doğrudan bedelsizliğe yol açmaz; teminat altına alınan borcun ifası ve teminat ihtiyacının ortadan kalkmasıyla senet bedelsiz hâle gelir. Sözleşmenin 7. maddesinde, yüklenicinin sözleşmeden doğan zarar ve cezai şart bedellerinin teminatı olmak üzere davacı tarafından davalıya 500.000-TL bedelli teminat mektubu verileceği düzenlenmiştir. İlk derece kararından sonra dava dışı kişi tarafından davacı aleyhine başlatılan kambiyo takibine konu bononun; keşide tarihi, tutarı ve tarafları itibariyle sözleşme ve protokol ile uyumlu olduğu, davalı tarafça senet verilmesini gerektirir başka bir ilişkinin varlığının ileri sürülmediği anlaşılmakla, bononun davalının sözleşmeden kaynaklanan alacağının teminatı olarak verildiğinin kabulü gerekir. Ancak davalının sözleşme ve protokolden kaynaklanan bir alacağı bulunmayıp aksine davacıya borçlu olduğu belirlendiğinden, bono bedelsiz kalmıştır; bu nedenle davacının menfi tespit isteminin kabulü gerekirken reddine karar verilmesi hatalıdır.

Gerekçe kaynağı: özgün

Emsal değeri

Kararın, teminat amacıyla verilen kambiyo senedinin (bononun) teminat altına alınan borcun mevcut olmadığının anlaşılması hâlinde bedelsiz kalacağı ve bu durumda menfi tespit talebinin kabul edilmesi gerektiği yönündeki gerekçesi, teminat senedi/bono uyuşmazlıklarında emsal niteliği taşımaktadır. Ayrıca sözleşmede açıkça bir tarafın yükümlülüğü olarak belirlenen gider kalemlerinin diğer tarafın alacağından mahsup edilemeyeceği tespiti de sözleşme yorumu bakımından emsal değer taşır.

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
mahsup kambiyo senedi soyutluk (mücerretlik) prensibi menfi tespit teminat senedi temerrüt faizi ticari defter delili (HMK 222/3)

Atıf yapılan mevzuat: 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) — HMK 222/3HMK 353(1)b-2HMK 361/1

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2022/833

KARAR NO 2025/391

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ İSTANBUL 20. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 13/01/2022

NUMARASI 2020/35 Esas - 2022/31 Karar

DAVA

Alacak

İSTİNAF KARAR TARİHİ 11/03/2025

Davanın kısmen kabulüne ilişkin verilen kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA

Davacı vekili; tarafların 23.07.2018 tarihinde ... A.Ş. Yalova şubesi öğrenci servis taşımacılığı hizmetini yürütmek adına okul servis taşıması alt işveren sözleşmesi akdettiklerini, sözleşme uyarınca müvekkilinin (tedarikçi) bir eğitim yılı için bu işi yüklendiğini, tarafların ayrıca 07.08.2018 tarihinde imzaladıkları bir protokol ile taşıma işi sonrası elde edilecek gelirin nasıl bölüşüleceğini düzenlediklerini, bu protokolde gelirin gelirin %20'sinin davalıya kalanın ise tedarikçiye ödeneceğinin düzenlendiğini, ayrıca tedarikçiye ödenecek bedellerden hangi kalemlerde indirim yapılacağının düzenlendiğini, buna göre okul yerleşkesinde görevlendirilecek bir personel net maaşı ile araçlara yapılacak reklam giydirmeleri ve araç takip sistemi gideri olduğunu, personele net 18.932,38-TL net maaş ödendiğini, davalı tarafça 300-TL reklam harcaması yapıldığını, müvekkilince araç takip sistemi kullanılmadığını, sadece ilk aylarda bu sisteme harcama yapıldığını, sonrasında müvekkiline ait sistemin devreye girmesi nedeniyle bu indirim kalemi yönünden 1.650-TL indirim yapılabileceğinin tespit edildiğini, bunun dışında indirim yapılabilecek bir kalem bulunmadığını, yetkili personel tarafından tahsil edilen servis ücretleri toplamının 433.348-TL olduğunu, yapılan tahsilatlar sonrasında müvekkili tarafından davalı tarafça belirlenen 30.09.2018 tarihli 16.360,55-TL, 31.10.2018 tarihli 47.717-TL, 30.11.2018 tarihli 48.714,28-TL, 31.12.2018 tarihli 9.423,06-TL, 31.01.2019 tarihli 43.000-TL, 28.02.2019 tarihli 43.000-TL, 31.03.2019 tarihli 48.000-TL ve 30.04.2019 tarihli 39.126,50-TL olmak üzere toplamda 295.341,39-TL'lik fatura kesildiğini, ancak bu faturalara karşılık davalı tarafça 197.796,03-TL ödeme yapıldığını, davalı tarafından müvekkile yapılan ödemelerden 31.12.2018 tarihli 1.890-TL'lik ve 31.01.2019 tarihli 944-TL'lik iki adet gezi bedeli faturasının ise protokol ve sözleşme kapsamında olmadığından ve yapılan iş kapsamında gider bölüşümü yapılması gereken bir alacak kalemi de bulunmadığından, bu faturalara ilişkin yapılan ödemelerin müvekkiline yapılan ödemeler toplamından düşülmesi gerektiğini, buna göre davalı tarafından yapılan 197.796,03-TL'lik ödemeden iki fatura bedeli 2.834-TL'nin mahsubu sonrasında davalı tarafça 194.962,03-TL ödeme yapıldığını, dolayısıyla davalı tarafın belirlediği ve bildirdiği tutarlar üzerinden kesilen fatura toplamı ile ödenen tutar arasındaki farktan dolayı müvekkilinin davalıdan 100.379,36-TL bakiye fatura alacağı bulunduğunu, bunun yanı sıra verilen hizmet nedeniyle davalı firma hesabına geçen tutarın 433.348-TL olduğunu, bu tutarın %8 KDV'siz (34.667,84-TL) tutarının 398.680,16- TL olduğunu, %20'lik gelir paylaşımına göre 79.736,03-TL kadarının davalının kendi alacağı olarak kesinti yapması ve indirim yapılacak maaş ve diğer indirim toplamları olan (18.932,38-TL+300-TL+1650-TL) 20.882,38-TL'yi düştükten sonra (toplam 100.618,41-TL) kalan 298.061,75-TL'yi de müvekkiline %8 KDV'li olarak müvekkili tarafından kesilecek fatura karşılığı ödemesi gerekirken (KDV'li tutarı 321.906.65-TL), davalı tarafın eksik bildirmesi nedeniyle sadece bir kısmı için fatura kesilebildiğini ve kesilen tutarın da ancak bir kısmının tahsil edilebildiğini, gerçekte davalı tarafından yapılan tahsilâtlar uyarınca 321.906,69-TL tutarında fatura kesilmesi gerekirken, eksik bildirim yapmaları nedeniyle, bu alacak tutarının 295.341,41-TL'si için müvekkili tarafından fatura kesilebildiğini, bu nedenle ödenmeyen fatura bedeli alacaklarının yanı sıra gerçek tahsilât üzerinden de 26.565,28-TL'lik bir bakiye alacaklarının kaldığını, fatura alacaklarının her bir faturanın davalıya gönderildiği tarih itibari ile temerrüde düştüğünün kabulü ile fatura tarihlerinden itibaren, kalan 26.565,28-TL alacağın da son kesinti olan çalışan maaş ödemesinin yapıldığı ve alacak ilişkisinin netleştiği 20.06.2019 tarihinden itibaren faiz işletilmesi gerektiğini, ayrıca bu sözleşmesel ilişkiden dolayı müvekkili tarafından verilen teminat senedinin de müvekkiline iade edilmediğini belirterek, 100.379-TL alacağın fatura tarihlerinden itibaren, 26.560-TL alacağın ise son kesinti tarihi olan 20.06.2019 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, 500.000-TL bedelli teminat senedinin iptaline karar verilmesini talep etmiştir.

CEVAP

Davalı davaya cevap vermemiş, davalı vekili yargılama sırasında davanın reddini savunmuştur.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

Mahkemece; alınan bilirkişi raporunda, taraflar arasındaki alacak kalemleri ile kesinti ve mahsuba konu alacaklara ilişkin inceleme ve değerlendirmeler sonucunda davacının davalıdan olan alacak tutarının (124.676,20-TL-1.014,80-TL-3.508,76-TL=)120.152,64-TL olduğunun bildirildiği, taraflar arasındaki okul servis taşımacılığı tedarik sözleşmesi ve protokolü bu kapsamında davacı tedarikçi tarafından, davalı şirkete servis taşımacılığı hizmeti verildiği, verilen bu hizmete ilişkin ödenmesi gereken bedelin sözleşme ve protokol kapsamında belirlendiği, sözleşme ve protokolde farklı düzenlemeler yer alsa da protokolün sonraki tarihli olması nedeniyle çelişkili hallerde protokole itibar edilmesi gerektiği, davacı tarafından verilen servis taşımacılığı hizmet bedeline yönelik dava konusu faturaların düzenlendiği, davalı tarafça süresinde davaya cevap verilmediği ve delil de bildirilmediği, bu haliyle davalı şirketin kendi ticari defterlerine delil olarak dayanılmaması nedeniyle HMK 222/3 maddesi kapsamında itibar edilmesi gereken davacı tarafın usulüne uygun tutulan ticari defter ve kayıtları ile 06/12/2021 tarihli bilirkişi raporunda, sözleşme ve protokol şartları kapsamında yapılan hesaplama ve indirim kalemlerinin uygulanması sonrasında davacının davalıdan 120.152,64-TL alacaklı olduğu, davalı tarafça sözleşme, protokol ve fatura konusu hizmetin alınmadığı veya borcun ödendiğine dair bir delilin dosyaya sunulmadığı, bu nedenlerle davacının davalı şirketten alacaklı olduğunu ispat ettiği, alacağa dava tarihinden itibaren faiz işletilmesi gerektiği, sözleşmenin 7.

maddesi kapsamında verildiği iddia edilen teminat senedinin iptali talep edilmiş ise de, davacı tarafça iptali talep edilen teminat senedinin miktarı hariç somutlaştırılmaması, belirleyici unsurlarının bildirilmemesi ve söz konusu teminat senedinin davalıya teslimi hususunun yazılı delille ispatı gerekirken bu yönde bir delil ileri sürülmemesinin yanı sıra, davacının bu hususta davalı şirkete yemin teklifi üzerine davalı şirket yetkilisinin teminat senedi almadıklarına yönelik yemini eda etmesi nedeniyle, davacı tarafın teminat senedinin iptali talebine yönelik iddiasını ispatlayamadığı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile 120.152,64-TL alacağın dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazla istemin reddine, davacının 500.000-TL bedelli teminat senedinin iptaline yönelik talebinin reddine karar verlmiştir.

İSTİNAF NEDENLERİ

Davacı vekili; sözleşmenin 7. maddesi hükmü ile davalı tarafa 500.000-TL tutarında bir teminat senedi verildiğini, ancak senedin bir örneğinin müvekkiline verilmediğini, bu konuda davalıya yemin teklif ettiklerini ve davalı şirket yetkilisinin senet almadıkları konusunda yemin ettiğini, yalan yere yemin nedeniyle davalı şirket yöneticisi hakkında suç duyurusunda bulunduklarını, ancak 07.08.2018 tarihli senedin davalı şirket yetkilisi ...'ın cirosu ile birlikte müvekkiline karşı 09.02.2022 tarihinde takibe konulduğunu, bu nedenle teminat senedinin iptaline karar verilmesi gerekirken mahkemece talebin reddinin hukuka aykırı olduğunu, hiçbir delile dayanmayan indirim kalemlerinin alacaktan indirilmesinin hukuka uygun olmadığını, bilirkişi raporunda da müvekkilinin alacağının 124.676,20-TL olarak belirlendiğini, davalı tarafın indirime tabi alacak kalemleri noktasında hiç bir delil sunmadığını, toplam 4.523,56-TL indirimin sadece sözleşmede yazılı olmasından dolayı kabul edilmesini hakkaniyetli olmadığını, müvekkilinin kullanmamasına rağmen ...

bedelinin indirime konu edilmesinin hatalı olduğunu, mahkemece dava tarihinden itibaren faize hükmedilmesinin de hatalı olduğunu, zira her bir fatura için yasada belirtilen süre içinde itiraz edilmemesiyle borcun doğduğunu ve kesinleştiğini, bu nedenle faturaya itiraz sürelerinin bittiği tarihten itibaren faize hükmedilmesi gerektiğini belirterek, kararın kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.

GEREKÇE

Dava, okul servis taşımacılığı hizmet bedeli alacağının tahsili ile sözleşme kapsamında verildiği iddia edilen senedin iptali istemine ilişkindir.Davacı tarafça; davalıya verilen servis taşımacılığı hizmeti nedeniyle oluşan 100.379-TL bakiye fatura alacağı ile davalının eksik bildirimi nedeniyle fatura düzenlenmemiş olan 26.560-TL alacak olmak üzere 126.939-TL alacağın tahsili talep edilmiş olup, mahkemece yapılan yargılama sonucunda; 124.676,20-TL olarak tespit edilen davacı alacağından sözleşme ve protokol gereği 1.014,80-TL ... bedeli ile 3.508,76-TL yüklenici personeline ödenen maaşın davalı şirketçe ödenen ... primleri tutarının mahsubu sonucunda 120.152,64-TL alacağa hükmedilmiştir.Taraflarca imzalanan sözleşmenin kesintiler başlıklı 4.

maddesinde, yüklenici (davalı) tarafından araçlara monte ettirilecek ... cihazının bedeli olan 860-TL+KDV'nin tedarikçinin (davacı) ilk hak edişinden kesileceği; protokolün 1. maddesinde, gelirin %20'sinin yükleniciye ait olduğu, 4. maddesinde ise yüklenici personelinin net maaşının davalıya ait %80'lik tutara dahil olduğu (... ve diğer kurumlara ödenmesi gereken tutarlar yüklenici tarafından ödenecektir) hüküm altına alınmıştır. Dava dilekçesinde de davacı vekilince, eğitim öğretim döneminin ilk aylarında bu sisteme ilişkin harcama yapıldığı, sonrasında ise müvekkiline ait sistemin devreye girmesi nedeniyle bu indirim kalemi yönünden sadece 1.650-TL indirim yapılabileceğinin tespit edildiği belirtilerek, yapılan masraf doğrulanmıştır.

Bu nedenle... bedelinin davacı alacağından mahsubu doğrudur. Diğer indirim kalemi ise yüklenici personeline davalı tarafça ödenen net maaş tutarıdır. Protokolde açıkça net maaştan söz edilmiş olup, ... ve diğer kurumlara ödenmesi gereken tutarların yüklenici (davalı) tarafından ödeneceği belirtilmiştir. Buna göre davacının hizmet bedelinden indirilecek gider açıkça personelin net maaşı olarak kararlaştırılmış olup, yüklenici davalının ödeyeceği belirtilen ve 3.508,76-TL olarak hesaplanan yüklenici personeli için ... primlerinin davacının alacağından düşülmesi mümkün değildir. Buna göre 124.676,20-TL olarak belirlenen davacı alacağından sözleşme ve protokol gereği 1.014,80-TL ... bedelinin mahsubu ile bakiye 123.661,40-TL alacağa hükmedilmesi gerekirken eksik alacağa hükmedilmesi doğru olmamıştır.

Davadan evvel davalı temerrüde düşürülmediğinden dava tarihi itibariyle temerrüt faizi işletilmesi yerindedir.Davacının diğer istemi, sözleşme gereği teminat olarak davalıya verildiği ileri sürülen 500.000-TL bedelli bononun iptaline ilişkin olup, niteliği itibariyle menfi tespit istemini içermektedir.Kambiyo senedi niteliğinde olan bono, düzenlenmesine esas teşkil eden temel ilişkiden bağımsız, karşı edimin ödenmesi şartına bağlanamayan, kayıtsız şartsız bir bedelin ödenmesi taahüdünü içeren mücerret (soyut) bir borç ilişkisini ifade etmektedir. Kambiyo senetlerinde soyutluk prensibinin en önemli işlevi ispat açısından kendisini gösterir. Buna göre, bir kambiyo senediyle borç altına giren kimse, borçlu olmadığını iddia ediyor ise bu hususu ispat etmekle yükümlüdür.

Kambiyo senedinin teminat amacıyla verildiği iddiası, temelinde bedelsizliğe dayalı bir iddiadır. Ancak kural olarak kambiyo senedinin teminat olarak verilmesi senedin doğrudan bedelsizliğine yol açmaz, teminat altına alınan borcun yerine getirilmesi ve teminat ihtiyacının ortadan kalkması ile senet bedelsiz hâle gelir.Taraflarca imzalanan sözleşmenin teminat başlıklı 7. maddesinde, yüklenicinin sözleşmeden doğan zarar ve cezai şart bedellerinin teminatı olmak üzere tedarikçi (davacı) tarafından yükleniciye 500.000-TL bedelli teminat mektubu verileceği hüküm altına alınmıştır. Yargılama sırasında davacının yemin teklifi üzerine davalı şirket yetkilisince davacıdan teminat mektubu veya teminat senedi alınmadığına dair yemin edilmiştir.

Ancak ilk derece mahkemesi karar tarihinden sonra 09.02.2022 tarihinde dava dışı ... tarafından davacı aleyhine kambiyo senedine dayalı takip başlatılmış olup,dayanak bononun incelenmesinde;

07. 08.2018 keşide tarihli, keşidecisi davacı, lehtarı davalı şirket olan 500.000-TL bedelli bononun lehtar davalı tarafından şirket yetkilisi ...'a, onun tarafından da ...'a ciro edilerek davacı aleyhine takibe konulduğu anlaşılmaktadır. Sözleşmede senetten değil teminat mektubundan söz edilmişse de, takibe konu bononun miktarı sözleşmede belirtilen 500.000-TL olup, keşide tarihi de 07.08.2018 tarihli protokol ile uyumludur. Davalı tarafça da taraflar arasında senet verilmesini gerektirir bir ilişki bulunduğuna dair herhangi bir iddia ileri sürülmemiştir. Bu durumda bononun davalının sözleşmeden kaynaklanan zarar ve alacağının teminatı olarak verildiğinin kabulü gerekmektedir. Ancak davalının sözleşme ve protokolden kaynaklanan bir alacağı bulunmayıp, aksine davacıya borçlu olduğu belirlenmiştir.

Bu durumda dava konusu bono bedelsiz kalmış olup, mahkemece davacının bonoya ilişkin isteminin kabulü gerekirken reddine karar verilmesi hatalıdır. Açıklanan nedenlerle; mahkemece eksik alacağa hükmedilmesi ve davacının menfi tespit isteminin kabulü gerekirken reddine karar verilmesi doğru değil ise de, yapılan hata/eksiklik yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile kararın HMK'nın 353/(1)b-2 maddesi uyarınca kaldırılarak "davanın kısmen kabulüne" karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle:Davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne;İstanbul 20. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 13/01/2022 Tarih 2020/35 Esas 2022/31 Karar sayılı kararın HMK.'nın 353(1)b-2 gereği KALDIRILMASINA;"Davanın kısmen kabulüne, 123.661,40-TL alacağın dava tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 07.08.2018 keşide ve 03.01.2020 ödeme tarihli, keşidecisi davacı ..., lehtarı davalı ... Şti. olan 500.000-TL bedelli bono nedeniyle davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine, fazla istemin reddine"İlk derece yargılamasına ilişkin olarak ;"Alınması gereken 42.602,31-TL nispi karar ve ilam harcından mahkeme veznesine yatırılan 10.706,56‬-TL peşin harcın mahsubu ile bakiye 31.895,75‬‬-TL harcın davalıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına, Davacı tarafından yatırılan 10.760,96‬-TL peşin harçların davalıdan alınarak davacıya verilmesine,Davacı tarafından yapılan 2.800-TL bilirkişi ücreti ve 218,90-TL posta masrafı olmak üzere toplam 3.018,9‬0-TL yargı giderinin davanın kabulü oranında hesaplanan 3.002-TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, kalanın davacı üzerinde bırakılmasına,Davacı lehine taktir olunan 97.549,21-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Davanın reddolunan kısmı üzerinden davalı lehine taktir olunan 3.277,60-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 1.320-TL arabuluculuk ücretinin davanın kabul ve ret oranına göre hesaplanan 7‬-TL'sinin davacıdan, 1.313-TL'sinin davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,Karar kesinleştiğinde ve talep halinde kullanılmayan gider avansının yatıran tarafa iadesine,"İstinaf yoluna başvuran davacı tarafından yatırılan 80,70-TL peşin istinaf karar harcının karar kesinleştiğinde istek halinde kendisine iadesine,Hükümden sonra davacı yan gider avansından karşılanan 69,50-TL istinaf yargı giderinin davanın kabulü oranında hesaplanan 68-TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, kalan kısmın davacı üzerinde bırakılmasına,Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine,HMK 'nun 361/1.

maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi. 11/03/2025

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/73888 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.