Acenteye karşı doğrudan dava açılamaması nedeniyle husumet yokluğu
İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2022/1852 E. 2025/503 K. · · İlk derece: İSTANBUL 17. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
İtirazın iptaliistinaf başvurusunun esastan reddiKesin
★ EmsalDava şartı (hukuki yarar / ehliyet / kesin hüküm)
Davacının nitelemesi: Gemi ve Yük Alacaklılığından Kaynaklanan ≠ mahkeme dalı · davacı çerçevesi: Deniz ticareti
Gerekçe özeti
Bir acente, aracılık ettiği veya taraf olduğu sözleşmeden kaynaklanan uyuşmazlıklarda, doğrudan kendi sıfatından dolayı davalı gösterilemez; TTK 105/2-3 uyarınca acenteye karşı dava, ancak müvekkili (taşıyan/asıl borçlu) adına izafeten açılabilir. Acenteye yönelik kişisel bir kusur iddiası ileri sürülüp kanıtlanmadığı ve talebin doğrudan taşıyana veya ona izafeten acenteye yöneltilmediği hallerde, acente aleyhine açılan dava pasif husumet yokluğu nedeniyle usulden reddedilir.
Ele alınan sorunlar
Acentenin pasif husumet ehliyeti → ret
İddia: Davacı vekili, talebin davalının acente sıfatıyla düzenlediği fatura bedeline ilişkin olmadığını, davalının sebepsiz zenginleşme teşkil eden mükerrer talebine istinaden ödenen paranın iadesinin istendiğini, bu nedenle davanın doğrudan davalıya yöneltilebileceğini ileri sürmüştür.
Gerekçe: TTK 105/2 uyarınca acente aleyhine, acentelik sıfatından dolayı doğrudan dava açılması mümkün değildir; acenteye karşı ancak müvekkiline (taşıyana) izafeten dava açılabilir. Deniz yük senedinde taşıyıcının dava dışı yabancı şirket olduğu, senedin bu şirket adına acentesi davalı tarafça imzalandığı; davaya dayanak faturanın da dava dışı taşıyan adına düzenlenip davalının taşıyanın acentesi sıfatıyla ve onun hesabına tahsilat yaptığının açıkça belirtildiği görülmüştür. TTK 105/3 hükmü de gözetilerek, doğrudan acenteye yönelik kişisel bir kusur ileri sürülüp kanıtlanmadıkça ve taşıma sözleşmesi kapsamında ödenen bedelin iadesi talebi taşıyana veya taşıyana izafeten acentesine yöneltilmedikçe, acente aleyhine doğrudan dava açılamaz. Bu nedenle davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmamaktadır.
Gerekçe kaynağı: özgün
Emsal değeri
Acentenin, aracılık ettiği taşıma sözleşmesinden doğan uyuşmazlıklarda TTK 105/2-3 uyarınca doğrudan kendi sıfatıyla davalı gösterilemeyeceği, davanın müvekkiline (taşıyana) izafeten açılması gerektiği yönündeki değerlendirme bakımından bölgesel emsal değeri taşımaktadır.
Usul tespitleri
- Dava şartı
- pasif husumet (taraf sıfatı)
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
acente↗ pasif husumet↗ izafeten dava↗ TTK 105↗ deniz yük senedi↗ itirazın iptali↗
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO 2022/1852
KARAR NO 2025/503
TÜRK MİLLETİ ADINA
İSTİNAF KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ İSTANBUL 17. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ 03/02/2022
NUMARASI 2020/37 Esas - 2022/41 Karar
DAVA
İtirazın İptali (Gemi ve Yük Alacaklılığından Kaynaklanan)
Davanın usulden reddine ilişkin kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
DAVA
Davacı vekili, davalının müvekkiline Mersin-Antwerp/Belçika arasında verdiği deniz taşıma hizmeti ücreti olan 735-Euro'nun müvekkili tarafından 30/05/2018'de peşinen ödendiğini, malın tahliye limanına ulaşmasından sonra davalının malı teslim etmeyerek beklettiğini, bekleme süresi için davalının haksız olarak 2.650-Euro demuraj ve ardiye ücreti talep ettiğini, teslim için müvekkilinin ihtirazi kayıtla ödeme yaptığını, buna istinaden davalının gönderdiği 13/09/2018 tarihli faturaya itiraz edilerek, iade edildiğini;
2. 650-Euro'nun tahsili için davalı aleyhine İstanbul Anadolu ... İcra Dairesi'nin ... esas sayılı dosyasıyla takip başlatıldığını, fakat davalının takibe haksız olarak itiraz ettiğini ileri sürerek, davalının icra takibine itirazının iptaline ve icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili, müvekkilinin İsviçre Cenevre merkezli deniz yoluyla yük taşıma işi yapan dava dışı ... S.A.'nın Türkiye acenteliğini yürüttüğünü; taşıma sözleşmesinin tarafının İsviçre merkezli şirket olduğunu, müvekkilinin sözleşmede acente sıfatıyla hareket ettiğini; dava dışı taşıyanın düzenlediği konişmentoda uyuşmazlıklarda yetkili mahkemenin Londra Mahkemeleri olduğunun ve İngiliz hukukunun uygulanacağının belirlendiğini; davanın doğrudan ve sadece acente olan müvekkiline yöneltilemeyeceğini ve teslimdeki gecikmenin davacıdan kaynaklandığını belirterek, davanın yetkisizlik sebebiyle, pasif husumet yokluğundan ve esastan reddine karar verilmesini ve kötüniyet tazminatına karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEME KARARI
Mahkemece, TTK 105/2-3'e göre acenteye, acentelik sıfatından dolayı doğrudan dava açılması mümkün olmadığı, ancak müvekkiline izafeten dava açılabileceği, davalının taşımayı üstlendiğine dair delil bulunmadığından davalının davada pasif husumet ehliyetinin bulunmadığı gerekçesiyle, pasif husumet yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili, navlunun davalıya ödendiğini, davalının mükerrer talep ettiği 2.650-Euro'nun da ihtirazi kayıtla 09/08/2018'de davalıya ödendiğini, davalının aslında demuraj olarak istediği bedele ilişkin ödemeyi 13/09/2018'de "Deniz İhracat Navlunu" açıklamasıyla faturalandırdığını; davanın donatanın bir hakkına istinaden değil davalının sebepsiz zenginleşme teşkil eden talebine istinaden ödenen paranın iadesi için açıldığını; davalının acente sıfatıyla düzenlediği fatura bedelinin değil müvekkilinden yapılan haksız tahsilatın iadesinin istenildiğini belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE
Dava, deniz taşıma sözleşmesi kapsamında yapılan ödemenin istirdadı amacıyla başlatılan icra takibine davalının itirazın iptali istemine ilişkindir. Acentenin yetkilerinin düzenlendiği TTK'nın 105. maddesi, "(1) Acente, aracılıkta bulunduğu veya yaptığı sözleşmelerle ilgili her türlü ihtar, ihbar ve protesto gibi hakkı koruyan beyanları müvekkili adına yapmaya ve bunları kabule yetkilidir. (2) Bu sözleşmelerden doğacak uyuşmazlıklardan dolayı acente, müvekkili adına dava açabileceği gibi, kendisine karşı da aynı sıfatla dava açılabilir. Yabancı tacirler adına acentelik yapanlar hakkındaki sözleşmelerde yer alan, bu hükme aykırı şartlar geçersizdir. (3) Acentelerin ad ve hesabına hareket ettikleri kişilere karşı Türkiye’de açılacak olan davalar sonucunda alınan kararlar acentelere uygulanamaz." hükmünü içermektedir.Eldeki davaya konu taşıma için düzenlenmiş ...
nolu deniz yük senedinde, taşıyıcının ... S.A. Cenevre/İsviçre, gönderenin davacı ... Ltd. Şti., alıcının ve bilgi verilecek kişinin ... , yükleme limanının Mersin ve tahliye limanının Antwerp/Belçika, düzenleme yerinin Mersin ve tarihinin 01/06/2018 olduğu; senedin taşıyıcı ... S.A. yerine acentesi davalı ... A.Ş. tarafından imzalandığı görülmüştür. Davaya dayanak teşkil eden ödeme için davacıya kesilmiş 13/09/2018 tarihli ve 2.650-Euro bedelli faturanın üzerinde dava dışı taşıyan ... A.Ş.'nin adının yazılı olduğu; hizmetin "Deniz İhracat Navlunu", ilgili konişmento için düzenlendiği, üzerinde "işbu navlun bedeli ... S.A. Cenevre'nin acentesi sıfatıyla ve ... S.A. ... e hesabına havale edilmek üzere tahsil edilmiştir" ibaresi ile "demurrage (demuraj) 1.595 Eur - Storage (ardiye) 784 Euro - Trucking waiting time or detention (kamyon taşımacılığı bekleme zamanı veya alıkoyma) 271 Eur" kaydının bulunduğu görülmüştür.
TTK'nın 105/2. maddesine göre, davalı acente aleyhine ancak taşıyana izafeten dava açılabilmesi mümkündür. TTK'nın 105/3 maddesi hükmü de gözetilerek, doğrudan acenteye yönelik bir kişisel kusur ileri sürülüp kanıtlanmadığı ve işbu davada taşıma sözleşmesi kapsamında davacı tarafından ihtirazi kayıtla zorunlu olarak ödendiği iddia edilen 2.650-Euro'nun iadesi talebinin, taşıyana veya taşıyana izafeten acentesine yöneltilmemiştir. Bu nedenle, mahkemece davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığından, davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM
Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, Alınması gereken 615,40-TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 377,17-TL harcın mahsubu ile kalan 238,23-TL harcın davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, Davacı tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK'nın 362(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 26/03/2025
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/73743 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi