6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Acentelik sözleşmesinde denkleştirme tazminatının kümülatif şartları

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2025/450 E. 2025/570 K. · · İlk derece: İSTANBUL ANADOLU 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Tazminatistinaf başvurusunun esastan reddiKesin

★ Emsal

Gerekçe özeti

Acentelik sözleşmesinin sigorta acenteleri arasında akdedilmiş olması halinde denkleştirme tazminatı bakımından özel kanun niteliğindeki 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun 23/16. maddesi öncelikle uygulanır. Feshin haksız olması tek başına denkleştirme tazminatına hak kazandırmaz; acentenin, sözleşme ilişkisinin sona ermesinden sonra da acentelik verenin acentenin kazandırdığı müşteriler sayesinde önemli menfaat elde ettiğini ve talebin hakkaniyete uygun olduğunu ispatlaması gerekir; bu ispat yükü acente üzerindedir. Acentelik veren tarafın portföyden elde ettiği toplam prim gelirinin neredeyse tamamına yakınını tazminat olarak ödemiş olması, önemli menfaat ve hakkaniyet şartlarının gerçekleşmediğine karine oluşturur ve denkleştirme talebinin reddini gerektirir.

Ele alınan sorunlar

Feshin haksız olmasına rağmen denkleştirme tazminatı şartlarının oluşup oluşmadığı → ret

İddia: Davacı vekili, mahkemece feshin haksız olduğunun tespit edildiğini, ancak bilirkişi raporunda yeni müşteriler ve bu müşteriler sayesinde davalının elde ettiği kazanç unsuruna dair inceleme yapılmadığını, dosyaya sunulan deliller ile sigorta birliğinden getirilen poliçe üretim listesinin incelenmediğini, eksik incelemeye dayalı bilirkişi raporunun hükme esas alınamayacağını, yeniden bilirkişi incelemesi yapılması gerektiğini ileri sürerek kararın kaldırılıp davanın kabulünü talep etmiştir.

Gerekçe: 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun 23/16. maddesi özel kanun niteliğinde olup sigorta acenteleri hakkında öncelikle uygulanır; bu maddeye göre sözleşme ilişkisinin sona ermesinden sonra sigorta şirketinin acentenin portföyü sayesinde önemli menfaat elde etmesi ve hakkaniyetin gerektirmesi halinde acente tazminat talep edebilir; acentenin haklı neden olmaksızın feshetmesi veya kusuruyla feshe neden olması halinde tazminat hakkı düşer. TTK 122 uyarınca aranan şartlar (sözleşmenin sona ermesi, yeni müşteriler sayesinde sözleşme sonrasında önemli menfaat elde edilmesi, acentenin ücret kaybına uğraması, denkleştirmenin hakkaniyete uygun olması) kümülatiftir; ancak Sigortacılık Kanunu'nda ücret kaybı şartı yer almamaktadır, aranan kıstaslar önemli menfaat ve hakkaniyettir. Yeni müşteri çevresinin yaratıldığını, mevcut müşterilerle ilişkinin geliştirildiğini ve bu müşteriler sebebiyle karşı tarafın önemli menfaat elde ettiğini ispat yükü acente üzerindedir; buna karşılık denkleştirme talebinin hakkaniyete uygun olmadığını veya bedelin indirilmesi gerektiğini ispat yükü ise acentelik verende (müvekkilde) olduğu belirtilmiştir. Somut olayda, davalının feshinin haksız olduğu (protokolde kararlaştırılan hasar/prim oranının zorunlu trafik sigortası hariç tutulduğunda %80'i aşmadığı, gerçek oranın %49,15 olduğu) tespit edilmiş olmakla birlikte, bilirkişi raporu ve poliçe listesi eki tabloya göre sözleşmenin başlangıcından itibaren tüm branşlarda davacı acentenin aracılık ettiği poliçelerden davalının 5.883.664,66-TL brüt prim elde ettiği, buna karşılık tüm yıllarda 5.005.769,52-TL tazminat ödemesi yaptığı belirlenmiştir. Davalının elde ettiği brüt primin neredeyse tamamına yakınını tazminat olarak ödediği, acentelik sürecinde davacının portföyünden önemli sayılabilecek bir gelir elde edemediği açıktır. Bu durumda davacının portföyünün tamamının davalıda kalması halinde dahi davalının bu portföy sayesinde önemli menfaat elde edeceği davacı tarafça kanıtlanamamış olup, sağlıklı bir gelir elde edemeyen davalıya yöneltilen portföy tazminatı talebi hakkaniyete de uygun bulunmamıştır. Bu nedenlerle denkleştirme tazminatının kümülatif şartları oluşmadığından davanın reddi isabetli görülmüştür.

Gerekçe kaynağı: özgün

Emsal değeri

Sigorta acenteliği sözleşmelerinde denkleştirme tazminatı talebinde 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun TTK 122'ye göre özel kanun olarak öncelikle uygulanacağı, feshin haksız bulunmasının denkleştirme tazminatına otomatik hak kazandırmayacağı ve önemli menfaat/hakkaniyet şartlarının ispat yükünün acentede olduğu hususunda bölgesel ikna edici emsal niteliği taşımaktadır.

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
denkleştirme tazminatı acentelik sözleşmesi haksız fesih önemli menfaat hakkaniyet ispat yükü hasar/prim oranı özel kanun-genel kanun ilişkisi

Atıf yapılan mevzuat: 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu — 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu 23/16 · 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK) — TTK 122TTK 122/1-a

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2025/450

KARAR NO 2025/570

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ İSTANBUL ANADOLU 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 21/03/2023

NUMARASI 2021/387 Esas - 2023/205 Karar

DAVA

Tazminat (Acentelik Sözleşmesinden Kaynaklanan)

İSTİNAF KARAR TARİHİ 15/04/2025

Davanın reddine ilişkin verilen kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA

Davacı vekili; davalı şirketin acentesi olan müvekkilinin, bu süreçte davalının marka bilinirliğini artırdığını, yüksek cirolarla kendi öz portföyünü davalıya kazandırdığını, pandemi sürecinde de müvekkilinin oluşturduğu değere ve katkılarına rağmen davalı şirket tarafından haksız hukuki nedenlere dayanan Kadıköy ... Noterliğinin 09.11.2020 tarihli ihtarnamesi ile acentelik sözleşmesinin feshedildiğini, fesih ihbarında belirtilen fesih gerekçesinin mesnetsiz olduğunu, müvekkilinin herhangi bir kusuruna dayanmadığını, TTK'nın 122. maddesi kapsamında müvekkilinin denkleştirme talep şartlarının oluştuğunu belirterek, şimdilik 20.000-TL denkleştirme tazminatının ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

CEVAP

Davalı vekili; davacının, müvekkili ile akdettiği 18.05.2018 tarihli sözleşme ile sigorta acenteliği faaliyeti gösterdiğini, müvekkili şirket tarafından keşide edilen 09.11.2020 tarihli ihtarname ile acentelik fesih sürecinin başlatıldığını, ihbarnamenin davacıya 17/11/2020 tarihinde tebliği sonrası 3 aylık sürenin geçmesiyle 19/02/2021 tarihi itibariyle acentelik sözleşmesinin geçerli biçimde feshedildiğini, davacı ile müvekkili şirket arasında akdedilen protokol ile hasar/prim oranının %80'i aşması halinde sözleşmenin feshedileceğinin kararlaştırıldığını, sözleşmenin feshinde neden olan haklı sebeplerin acentelik sözleşmesinde açıklandığını, bunlardan birinin de hasar/prim arasındaki dengesizlik olduğunu, bu hususun sözleşmenin 51/h maddesinde düzenlendiğini, davacı acentenin hasar prim oranının yüksek olması sebebiyle acente ile görüşmeler yapıldığını, bu dengesizliğin düzeltileceğine dair kendisinden söz alındığını, akabinde 21.04.2020 tarihinde protokol imzalandığını, protokolün C-1 maddesinde, acente üretimlerinden kasko branşında 30.09.2020 tarihi itibariyle ve belirtilen tarihten önceki tüm hasarlar dahil olmak üzere kazanılmış hasar prim oranının %80 ve üzerinde çıkması durumunda acentelik sözleşmesinin feshedileceği hususunda mutabık kalındığını, 30.09.2020 tarihi itibariyle hasar prim oranının %83,67'ye ulaştığını, acentenin protokol ile taahhüt ettiği şartları sağlayamaması sebebiyle sözleşmenin haklı olarak feshedildiğini, protokol gereği sözleşmenin haklı olarak feshedildiğini, bu nedenle davacının denkleştirme tazminatı talep edemeyeceğini, ayrıca TTK'nın 122.

maddesinde düzenlenen denkleştirme tazminatı koşullarının da oluşmadığını belirterek, davanın reddini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEME KARARI

Mahkemece; hasar prim oranının %80 ve üzeri çıkması halinin, sözleşmenin 51/h maddesi hükmüne göre sözleşmenin feshi gerekçesi olacağı, ancak ZMMS/trafik sigorta hasarlarının prim hasar dengesine esas alınamayacağı, bilirkişi raporu doğrultusunda prim hasar oranının %49,15 olduğu, bu nedenle davalı ... şirketinin tarafından gerçekleştirilen feshin haksız fesih olduğu, TTK'nın 122/1-a maddesi gereği davacının denkleştirme tazminatı talep edebilmesi için gerekli olan bir diğer şartın, acentenin akdi ilişkinin devamı sıraşında yeni müşteriler bulmuş olması ve sözleşme ilişkisinin sona ermesinden sonra da davalı/acentelik verenin bu yeni müşteriler sayesinde önemli menfaatler (önemli kazanç) elde ediyor olması olduğu, ispat yükünün davacı acente üzerinde olduğu, bu şartın bilirkişi raporu doğrultusunda ispatlanamadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF NEDENLERİ

Davacı vekili; davalının sözleşmeyi feshinin haksız olduğunun tespit edildiğini, ancak bilirkişi raporunda yeni müşteriler ve kazanç unsuruna dair bir inceleme yapılmadığını, mahkemece alınan bilirkişi raporunda, davacı tarafından davalıya acentelik sözleşmesinin devamı sırasında yeni müşteriler kazandırılmış ve davalının bunlar sayesinde önemli menfaatler elde etmiş olduğu hususunun dava dosyası içeriğinden tespit edilemediğinin ve davacının denkleştirme talebine hak kazanması için gerekli olan yasal şartların gerçekleştiğinin ispata muhtaç olduğunun belirtildiğini, ancak UYAP üzerinden dosyaya sundukları deliller ile ... Sigorta Birliğinden getirilen poliçe üretim listesinin incelenmediğini, bu hali ile eksik incelemeye dayalı bilirkişi raporunun hükme esas alınamayacağını, müvekkilinin kendi ürettiği poliçelerin tablosunu da sunduğunu, mahkemece itirazları doğrultusunda yeniden bilirkişi incelemesi yapılması gerekirken davanın reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu belirterek, kararın kaldırılarak davanın kabulünü talep etmiştir.

GEREKÇE

Dava, acentelik sözleşmesinin feshine dayalı denkleştirme tazminatı istemine ilişkindir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda; davalının sözleşmeyi fesihte haksız olduğu, ancak denkleştirme tazminatı şartlarının gerçekleştiğinin davacı tarafça ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. 5684 sayılı Sigortacılık Kanununu 23/16. Maddesi "Sözleşme ilişkisinin sona ermesinden sonra sigorta şirketi sigorta acentesinin portföyü sayesinde önemli menfaatler elde ediyor ve hakkaniyet gerektiriyorsa, sigorta acentesi, sigorta şirketinden tazminat talep edebilir. Ancak, sigorta acentesinin haklı bir nedene dayanmaksızın sözleşmeyi feshetmesi ya da kendi kusuruyla sözleşmenin feshine neden olması halinde tazminat hakkı düşer.” şeklinde düzenlenmiş olup özel kanun-genel kanun ilişkisi dikkate alındığında, Sigortacılık Kanunu'nda ki acenteye ilişkin hükümler sigorta acenteleri hakkında öncelikle uygulanacaktır.

TTKnın 122 maddesi uyarınca acentenin denkleştirme tazminatı talep edilebilmesi için aranan koşullar; sözleşmenin sona ermesi, yeni müşteriler sayesinde, sözleşme ilişkisinin sona ermesinden sonra da "önemli menfaatler" elde edilmesi, acentenin ücret kaybına uğraması, denkleştirme ödenmesinin hakkaniyete uygun olmasıdır. Ancak Sigortacılık Kanununda acentenin ücret kaybına uğraması koşulu yer almamaktadır. Sigortacılık Kanununda denkleştirme için aranan kıstaslar, müvekkilin önemli menfaat elde etmesi ve hakkaniyettir. Denkleştirme talebi için kanunun aradığı şartlar kümülatiftir. Bu bağlamda, öncelikle yeni müşteri çevresinin yaratıldığını, var olan müşterilerle ilişkinin geliştirilip genişletildiğini ve bu müşteriler sebebiyle müvekkilinin önemli menfaatler elde ettiğini ispat yükü acente üzerindedir.

Buna mukabil müvekkil, denkleştirme talebinin hakkaniyete uygun olmadığını veya bedelin indirilmesi gerektiğini ispat yükü altındadır (Aslan Kaya, Acentelik, 2013 Baskı, sayfa 102 vd., 227 vd.) (Yargıtay 11 HD 2016/2170 E.- 2017/2780 K. Sayılı ve 10.05.2017 tarihli ilamı) Somut olayda; taraflar arasında 18.05.2018 tarihinde bir yıl süreli acentelik sözleşmesi akdedildiği, sözleşmenin 49. maddesinde, tarafların her birinin üç ay önceden noterden ihtarname göndermek suretiyle sözleşmeyi her zaman feshedebileceğinin düzenlendiği, sözleşmenin davalı tarafından keşide edilen 09.11.2020 tarihli ihtarname ile; 3 ay sonra hüküm doğurmak üzere şirketin acentelik ve pazarlama stratejisinde yapılan köklü değişiklikler gerekçesi ile feshedilmiş olduğu, fesih ihtarının 18.11.2020 tarihinde tebliğ edildiği dolayısıyla sözleşmenin 18.02.2021 tarihi itibariyle feshedildiği anlaşılmaktadır.

Davalı tarafça; davacı ile akdedilen 21.04.2020 tarihli protokol ile hasar/prim oranını 30.09.2020 tarihi itibariyle %80'i aşması halinde sözleşmenin feshedileceğinin kararlaştırıldığı, bu tarih itibariyle hasar prim oranının %83,67'ye ulaştığı, bu nedenle sözleşmenin haklı olarak feshedildiği ileri sürülmüştür. Taraflar arasındaki acentelik sözleşmenin 51/h maddesinde, hasar ile prim dengesizliği davalı şirket açısından haklı fesih nedeni olarak düzenlenmiştir. Taraflarca imzalanan 21.04.2020 tarihli protokolün C-1 maddesinde; tarafların, acente üretimlerinden kasko branşında 30.09.2020 tarihi itibariyle ve bu tarihten önceki tüm hasarlar da dahil olmak üzere kazanılmış hasar prim oranının %80 ve üstünde çıkması durumunda sözleşmenin 31.12.2020 tarihinde karşılıklı olarak feshetme konusunda mutabık kaldıkları belirtilmiştir.

Mahkemece alınan bilirkişi raporunda; teminat dönemi içerisinde öngörülemeyen rizikoların sigorta himayesine alındığı, acente portföyünün prim/hasar dengesinin bilinmez olduğu, bazı zorunlu sigortalarda acentenin müşteri seçim insiyatifinin bulunmadığı, olası hasarların acente tarafından öngörülmesinin mümkün olmadığı, bu nedenle somut olayda zorunlu trafik sigortası üretiminin hasar prim dengesine dahil edilemeyeceği, buna göre hasar prim oranının %49,15 olduğu tespitleri yapıldığından mahkemece feshin haksız olduğu kabul edilmiştir. Ne var ki Denkleştirme talebi için kanunun aradığı şartlar kümülatiftir. Bu bağlamda öncelikle yeni müşteri çevresinin yaratıldığını, var olan müşterilerle ilişkinin geliştirilip genişletildiğini, sözleşmenin feshinden sonra da acentenin kazandırdığı müşteriler sayesinde müvekkilin önemli menfaatler elde ettiğini ispat yükü davacı acente üzerindedir.

Buna karşılık davalı müvekkil ise, denkleştirme talebinin hakkaniyete uygun olmadığını veya bedelin indirilmesi gerektiğini ispat yükü altındadır. Mahkemece alınan bilirkişi rapor ve ek raporunda ; protokoldeki davacı taahhüdü bakımından zorunlu trafik sigortalarında ödenen tazminatın hesaplamaya dahil edilemeyeceği belirtilmiştir.Ancak bilirkişi raporunda ve getirtilen poliçe listesi eki tabloda belirtildiği üzere sözleşmenin başlangıcından itibaren tüm sigorta branşlarında davacı acentenin aracılık ettiği poliçelerden 5.883.664,66-TL brüt prim elde eden davalı ... şirketinin ; tüm yıllarda 5.005.769,52-TL tazminat ödemesi yaptığı belirlenmiştir. Davalı elde ettiği brüt primin neredeyse tamamına yakını kadar tazminat ödemesi yaptığı ,acentelik sürecinde davacının portföyünden önemli sayılabilecek bir gelir elde edemediği açıktır.Bu halde davacının portföyünün tamamının davalıda kalması halinde dahi davalının davacının portföyü sayesinde önemli menfaat elde edeceği hususu davacı tarafından kanıtlanamadığı gibi , süreçde sağlıklı bir gelir elde edemeyen davalıya yöneltilen portföy tazminatı talebi hakkaniyete uygun bulunmamaktadır.Bu gerekçeyle davanın reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmamıştır.

Açıklanan nedenlerle; davacının denkleştirme tazminatı talebinin davalının davacını portföyünden önemli miktarda gelir elde etmediği ,feshinden sonra da gelir elde edeceği kanıtlanamadığından ve hakkaniyet koşulu bulunmadığından davanın reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmamış,istinaf nedenleri yerinde olmayan davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, Peşin harcın karar harcına mahsubuna bakiye 187,60-TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye ödenmesine, Davacı tarafından yapılan istinaf yargı giderinin üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile, HMK'nun 362(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere karar verildi 15/04/2025

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/7374 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.