6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Kefil imzasının sahte çıkması nedeniyle kefalet ilişkisinin geçersizliği

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2022/817 E. 2025/514 K. · · İlk derece: İSTANBUL 15. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Alacakistinaf başvurusunun esastan reddiKesin

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi: Kıymetli evrak (kambiyo)

Gerekçe özeti

Genel kredi sözleşmesinde müteselsil kefil olarak gösterilen kişiye atfedilen imzanın, sözleşme tarihine yakın döneme ait yeterli sayıda ve nitelikte imza örnekleriyle karşılaştırılarak yapılan bilirkişi incelemesi sonucunda o kişiye ait olmadığının tespit edilmesi halinde, taraflar arasında geçerli bir kefalet ilişkisi kurulmamış sayılır ve kefil sıfatıyla açılan alacak davası reddedilir.

Ele alınan sorunlar

Kefalete ilişkin imzanın davalıya ait olmadığının tespiti ve kefalet ilişkisinin geçersizliği → ret

İddia: Davacı vekili, hükme esas alınan grafolog bilirkişi raporunun hükme esas alınamayacağını, davalının yazı örneklerinin alınmadığını, inceleme konusu belgeler üzerindeki imzaların davalıya ait olup olmadığının araştırılmadığını, fotokopi belgelerin mukayesede dikkate alınamayacağını, imza incelemesinde senedin/sözleşmenin imzalandığı tarihten önceki yıllara ait belgelerin esas alınması gerektiğini, raporun denetime elverişli olmadığını, Adli Tıp'tan rapor alınması gerektiğini ve davalının kötüniyetli olduğunu ileri sürerek kararın kaldırılmasını ve davanın kabulünü talep etmiştir.

Gerekçe: Davaya konu genel kredi sözleşmesinin düzenleme tarihi olan 22/11/2013 tarihinden önceki yakın ve sonraki tarihlerde düzenlenmiş, davalının uygun imza örneklerini içeren yeterli sayıda belge asılları ilgili resmi kurumlardan temin edilmiş ve ayrıca davalının uygulamaya esas imzaları alınmıştır. Bu uygun mukayese imzaların sözleşmedeki imzayla birlikte incelendiği hüküm kurmaya elverişli bilirkişi raporuna göre sözleşmedeki kefalete ilişkin imzanın davalıya ait olmadığı belirlendiğinden, taraflar arasında geçerli bir müşterek borçluluk ve kefalet ilişkisi bulunmamaktadır. Ayrıca davalının imzasına yönelik itirazı üzerine ilgili icra hukuk mahkemesi dosyasında alınan Adli Tıp uzmanı bilirkişi raporunda da davalıya atfedilen yazı, rakam ve imzanın davalının eli ürünü olmadığı kanaati bildirilmiş; bu yöndeki imzaya itirazın kabulüne ilişkin karar üst derece incelemesinden geçerek kesinleşmiştir. Bu nedenle davanın reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmamaktadır. (BAM'ca yerinde görülen İstanbul 15. Asliye Ticaret Mahkemesi gerekçesi)

Emsal değeri

Kefalet ilişkisine dayalı alacak davalarında, kefil imzasının sözleşme tarihine yakın döneme ait yeterli örnekler üzerinden yapılan bilirkişi incelemesiyle sahteliğinin tespiti halinde davanın reddedileceğine ilişkin yaklaşımı yansıtması nedeniyle bölgesel olarak ikna edici bir emsal niteliği taşımaktadır.

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
müteselsil kefalet imza inkârı bilirkişi incelemesi temlik genel kredi sözleşmesi kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla takip

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2022/817

KARAR NO 2025/514

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ İSTANBUL 15. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 01/02/2022

NUMARASI 2017/991 Esas - 2022/58 Karar

DAVA

Alacak (Genel Kredi Sözleşmesinden Kaynaklanan)

Davanın reddine ilişkin kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA

Davacı vekili, dava konusu alacağın ... A.Ş.'den 14/12/2016 tarihli devir sözleşmesiyle temlik alındığını; dava dışı ... Ltd. Şti. İle banka arasındaki genel kredi sözleşmesinin davalı tarafından müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığını, kredi borcunun ödenmemesi üzerine borçlu şirket ve davalı tarafından keşide edilmiş 22/11/2013 tanzim ve 17/11/2015 vade tarihli 750.000-TL bedelli bononun bankaya verildiğini, kredi borcu ve bono vadesinde ödenmeyince hesabın kat edildiğini; bu rağmen ödenmeyen alacağın tahsili için davalıya ve diğer borçlular aleyhine İstanbul ... İcra Dairesi'nin ... esas sayılı dosyasıyla kambiyo takibinin başlatıldığını, ancak davalının İstanbul 7. İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2015/1254 esas sayılı dosyasıyla bonodaki imzaya itiraz ettiğini, mahkemece imzaya itirazın kabulüne karar verildiğini;

fakat davalının borcunun sabit olduğunu ileri sürerek,139.246,72-TL'nin ve bu miktarın anaparasına işleyecek %50 temerrüt faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

CEVAP

Davalı vekili, müvekkilinin borcunun bulunmadığını, davacının sunduğu belgelerdeki imzaların müvekkiline ait olmadığını ve bu hususun imza incelemesi neticesinde ortaya çıkacağını belirterek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

İLK DERECE MAHKEME KARARI

Mahkemece, davalı imza inkarında bulunduğundan davalının imza örneklerinin bulunduğu belge asılları ve genel kredi sözleşmesi asılları getirtilerek grafolog bilirkişiden alınan raporda, inceleme konusu yazı ve imzanın, örneklerden tamamen farklı olması ve aynı elden çıkmış olabileceğini gösteren bir benzerlik ihtiva etmemesi nedeniyle dava konusu 22/11/2013 tarihli 750.000-TL miktarlı genel kredi sözleşmesi altında yer alan ... adına atılı müteselsil kefil imzasının davalı ...'a ait olmadığı görüşünün bildirildiği; bu nedenle davalı yönünden geçeli bir kefalet ilişkisinin bulunmadığı ve davalının söz konusu borçtan sorumlu olmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

Davacı vekili, kararın yeterli gerekçeyi içermediğini; davalının genel kredi sözleşmesini müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığını; davalının ortağı olduğu şirketin hesabına geçen krediyle ilgili hiç bir açıklama yapmadığını; şirketin diğer ortağı imza itirazında bulunmadığını; hükme esas alınan grafolog bilirkişi raporunun hükme esas alınamayacağını, davalının yazı örneklerinin alınmadığını, inceleme konusu belgeler üzerindeki imzaların davalıya ait olup olmadığının araştırılmadığını, fotokopi belgelerin mukayesede dikkate alınamayacağını, imza incelemesinin senedin ve sözleşmenin imzalandığı tarihten önceki yıllara ait belgelerin mukayese alınması gerektiğini, raporun denetime elverişli olmadığını, Adli Tıp'tan rapor alınması gerektiğini ve davalının kötüniyetli olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.

GEREKÇE

Dava, genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağın davalı kefilden tahsili istemine ilişkindir.Davacı alacağı temlik aldığı ...banka ile dava dışı ...Ltd. Şti. arasında imzalanan 750.000-TL limitli 22/11/2013 tarihli genel kredi sözleşmesi, aynı tarihte müteselsil kefil sıfatıyla dava dışı ... ve davalıya atfedilen imza ile imzalanmıştır. Davacı tarafça İstanbul ... İcra Dairesi'nin .. esas sayılı kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla senet borçlusu şirket ve davalıya karşı takip başlatıldığı, davalının imzasına itirazı üzerine İstanbul 7. İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2015/1254 esas sayılı dosyasında alınan Adli Tıp uzmanı bilirkişi raporunda, davalıya atfedilen yazı, rakam ve imzanın davalının eli ürünü olmadığı kanaati bildirildiği;

mahkemece 11/07/2017 tarihli kararla bilirkişi raporu benimsenerek imzaya itirazın kabulüne karar verildiği, İstanbul BAM 21. HD'nin 2018/833 E., 2018/1814 K. sayılı ve 16/07/2018 tarihli ilamıyla kararın kaldırılarak, yeniden karar verilerek davanın kabulü ile borçlu ... yönünden takibin durdurulmasına, tazminat ve para cezası takdirine yer olmadığına karar verilmiş,bu kararın temyizi üzerine onanarak kesinleşmiştir.Mahkemece, davaya konu genel kredi sözleşmenin düzenleme tarihi olan 22/11/2013 tarihinden önceki yakın ve sonraki tarihlerde düzenlenmiş davacının uygun imza örneklerini içeren yeterli sayıdaki belge asılları ilgili resmi kurumlardan temin edilmiş ve ayrıca davacının uygulamaya esas imzaları alınmıştır.

Buna göre mahkemece uygun mukayese imzaların sözleşmedeki imzayla birlikte incelendiği hüküm kurmaya elverişli bilirkişi raporuna göre, sözleşmedeki kefalete ilişkin imzanın davacıya ait olmadığı belirlendiğinden taraflar arasında geçerli bir müşterek borçluluk ve kefalet ilişkisi bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmesinde isabetsizlik yoktur. Anayasa Mahkemesi'nin 2023/110 esas, 2024/35 karar sayılı ve 01/02/2024 tarihli (RG Tarih: 05/06/2024) kararıyla, 5411 sayılı Bankacılık Kanununun 143. maddesinin 14/10/2021 tarihli ve 7338 sayılı Kanun’un 58. maddesi ile yapılan değişiklik ile 6. fıkradaki, "...492 sayılı Harçlar Kanununa göre ödenecek harçlardan,..." ibaresi Anayasa'ya aykırı olduğundan iptaline karar verilmiştir.

Eldeki istinaf karar tarihi itibariyle davacı yargı harcından istisna olmadığından, başvurusu reddedilen davacıdan maktu istinaf karar harcı alınmıştır.Açıklanan nedenlerle, istinaf nedenleri yerinde olmayan davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, Alınması gereken 615,40-TL istinaf karar harcının davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, Davacı tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK'nın 362(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 27/03/2025

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/73665 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.