6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Ürünü kötüleyen mesaj haksız rekabet; zarar ispatsız olsa da TBK 50 ile tazminat

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2022/397 E. 2025/601 K. · · İlk derece: İSTANBUL 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Tazminatkaldırma ve esas hakkında yeniden hükümTemyiz yolu açık

★ EmsalZamanaşımıDava şartı (hukuki yarar / ehliyet / kesin hüküm)

Mahkemenin nitelemesi: Taşıma

Davacının nitelemesi: Haksız Rekabetin Tespiti ve Önlenmesi ≠ mahkeme dalı · davacı çerçevesi: Haksız rekabet

bayilik (acente-kıyas)

Gerekçe özeti

Haksız rekabete dayalı davalarda, fiilin aynı zamanda cezayı gerektiren bir haksız rekabet hali olarak düzenlenmiş olması durumunda, ceza soruşturması veya kovuşturması bulunmasa bile TCK'da öngörülen daha uzun zamanaşımı süresi uygulanır. Bir tarafın rakibinin ürününü hiçbir tıbbi dayanağı olmaksızın sağlık riski oluşturacağı yönünde müşterilere bildirmesi ve bu güvensizlik üzerinden kendi ürününü öne çıkarması, TTK 57/I-1 ve 57/I-3 kapsamında haksız rekabet teşkil eder; bu haksız rekabetten, ürünü piyasada satışa sunan tüm ilgili tarafların (marka sahibi ve distribütör/bayi) zarar görmüş sayılması, her ikisinin de haksız rekabetin tespiti ve önlenmesini talep edebilmesini sağlar. Haksız rekabet nedeniyle uğranılan maddi zararın miktarı tam olarak ispatlanamasa da bu durum maddi tazminat talebinin tümden reddini gerektirmez; TBK 50 uyarınca hakim, olayların olağan akışını gözeterek hakkaniyete uygun bir tazminata hükmedebilir. Sözleşmede bayinin elinde kalan satılamayan malların iadesini ve bedelini talep edemeyeceğine ilişkin açık hüküm varsa, bu tür bir talep kabul edilmez.

Ele alınan sorunlar

Haksız rekabet iddialarında zamanaşımı defi → ret

İddia: Birleşen davada davalılar vekili, bir yıllık zamanaşımı süresinin uygulanması gerektiğini ve talebin zamanaşımına uğradığını ileri sürmüştür.

Gerekçe: Olay tarihi itibariyle 6762 sayılı TTK hükümleri uygulanır (6103 sayılı Kanun m.2/1-a ve m.6). TTK 62. maddesine göre haksız rekabet davalarında bir yıllık (öğrenmeden itibaren) ve üç yıllık (fiilin gerçekleştiği tarihten itibaren) zamanaşımı süreleri öngörülmüş, ancak fiil aynı zamanda cezayı gerektiren bir suç ise ceza kanunundaki daha uzun zamanaşımı süresinin uygulanacağı düzenlenmiştir. Ceza zamanaşımının uygulanabilmesi, ceza davası açılmış olmasına veya şikayette bulunulmuş olmasına bağlı değildir; hukuk hakimi, ileri sürülen vakıanın cezayı gerektiren haksız rekabet hallerinden olup olmadığını re'sen araştırmalıdır. Somut olayda ileri sürülen haksız rekabet eylemleri, TTK 64. maddesinde düzenlenen cezayı gerektiren haksız rekabet hallerinden olduğundan, TCK 66/1-e gereği sekiz yıllık uzamış zamanaşımı süresi uygulanır. Dava tarihine göre bu süre dolmadığından zamanaşımı definin reddi yerindedir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Bayilik sözleşmesinin davalı ... tarafından haklı feshedilip feshedilmediği (asıl dava) → ret

İddia: Davacılar vekili, sözleşmenin davalı tarafından haksız olarak feshedildiğini, fesih gerekçelerinin gerçeği yansıtmadığını ileri sürmüştür.

Gerekçe: Sözleşme belirsiz süreli hale gelmiş olup, davalı ...'in sözleşme hükümlerine ve 6762 sayılı TTK m.133/I'e göre üç ay önceden ihbarda bulunma koşulunu yerine getirmediği; fesih gerekçelerinden ilki olan davacının rekabet yasağını ihlal ettiği iddiası, sözleşmedeki rekabet yasağının davacı şirket ortakları için değil şirketin kendisi için öngörülmüş olması ve ortakların rekabete konu şirketi sözleşme fiilen sona erdikten sonra satın almaları nedeniyle yerinde değildir; ikinci gerekçe olan mal bedellerinin ödenmemesi iddiası da ticari defter incelemesiyle doğrulanmamıştır; ancak üçüncü gerekçe olan, davacı şirket çalışanlarının sahte rapor ve reçete düzenleyerek haksız kazanç sağlaması ve davacı şirketin bu reçeteleri denetlemeksizin onaylaması, acentenin TTK m.123 uyarınca müvekkil menfaatini koruma, BK m.390 uyarınca vekaleti iyi ifa ve TTK m.20/II uyarınca basiretli tacir gibi hareket etme yükümlülüklerine aykırılık oluşturduğundan, sözleşmenin bu nedenle haklı feshedildiği kabul edilmiştir. (BAM'ca yerinde görülen İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi gerekçesi)

İnternet sitesi ilanı ve müşteri yönlendirmesinin haksız rekabet oluşturup oluşturmadığı → ret

İddia: Davacılar vekili, davalı ...'in bildirimde bulunmadan internet sitesinde ilan yaparak müşterileri diğer davalıya yönlendirmesinin haksız rekabet teşkil ettiğini ileri sürmüştür.

Gerekçe: Sözleşmenin fiilen haklı feshinden sonra davalının kendi internet sitesinde ilan vermesi ve müşterilerini yeni anlaştığı diğer davalıya yönlendirmesinde haksız rekabet bulunmamaktadır. (BAM'ca yerinde görülen İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi gerekçesi)

... marka ürünle ilgili müşterilere gönderilen mesajın haksız rekabet teşkil edip etmediği → kabul

İddia: Davacılar vekili, davalı ...'in ... marka ürün hakkında ciltte komplikasyonlara neden olacağına dair kötüleyici mesajlar göndermesinin haksız rekabet olduğunu, mahkemenin asıl davacı yönünden aktif husumet yokluğu tespitinin hatalı olduğunu ileri sürmüştür.

Gerekçe: Davalının müşterilerine gönderdiği 'Çin malıdır, cildinizde oluşabilecek komplikasyonlardan sorumlu değiliz' içerikli mesaj, davacının ürününün Çin malı olduğunu belirterek hiçbir tıbbi rapora dayanmaksızın ciltte komplikasyona yol açabileceği uyarısı içermekte ve davalının kendi ürününü bu güvensizlik üzerinden öne çıkarmaktadır. Bu eylem, 6762 sayılı TTK m.57/I-1 (yanlış/yanıltıcı/lüzumsuz incitici beyanlarla kötüleme) ve m.57/I-3 (kendi ürünü hakkında yanlış/yanıltıcı bilgi vererek rakiplerine üstünlük sağlama) kapsamında haksız rekabet teşkil eder. Haksız rekabete konu ürün birleşen dava davacısına tescilli olup Çin'den ithal edilmekte, Türkiye pazarında ise asıl dava davacısı tarafından satışa sunulmaktadır; bu durumda ürünü satışa sunan asıl dava davacısı da haksız rekabet eyleminden zarar görmüş olduğundan, asıl davanın da haksız rekabetin tespiti ve önlenmesi bakımından kabulü gerekirken reddedilmesi hatalıdır.

Gerekçe kaynağı: özgün

Haksız rekabete dayalı maddi tazminat talebinin ispat edilemeyen zarar karşısında TBK 50 uyarınca belirlenmesi → kabul

Gerekçe: Türk hukukunda gerçek zarar ilkesi kabul edilmiş olup, zarar miktarı tam olarak ispatlanamadığı takdirde TBK m.50 uyarınca hakim, olayların olağan akışını ve zarar görenin aldığı önlemleri gözeterek zararı hakkaniyete uygun şekilde belirler. Davalının haksız rekabet eylemi nedeniyle davacının uğradığı maddi zarar miktarı tespit edilememiş olsa da, bu durum talebin tümüyle reddini gerektirmez; TBK m.50 doğrultusunda ve davacının talebiyle bağlı kalınarak bir miktar maddi tazminata hükmedilmesi gerekir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Asıl davada maddi tazminat talebinin kalemlere ayrıştırılması → kabul

Gerekçe: Davacı tarafça haksız rekabetten kaynaklanan maddi tazminat, ciro primi, ücretsiz ürün bedeli ve stokta kalan malların bedeli olmak üzere dört kalem alacak talep edilmiş, 5.000-TL'lik toplam tutar davacı vekilince ayrıştırılmadığından, her bir kalem bakımından eşit miktarda, yani ayrı ayrı 1.250-TL üzerinden talepte bulunulduğu kabul edilmiştir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Stokta kalan mal bedelinin talep edilebilirliği → ret

İddia: Davacılar vekili, davalının sözleşmeyi haksız feshi nedeniyle elinde kalan malların bedelinin ödenmesi gerektiğini ileri sürmüştür.

Gerekçe: Sözleşmede davalı tarafça davacıya stok yapma zorunluluğu getirilmemiş, sözleşmenin 3.10 maddesinde bayinin satın aldığı emtianın satılamaması ve elinde kalması halinde iade talep edemeyeceği ve bu emtia ile ilgili tazminat talebinde bulunamayacağı düzenlenmiştir. Bu hükme göre davacı, satabileceği kadar mal siparişi verme yükümlülüğü altındadır. Ayrıca bilirkişi raporlarına göre iddia edilen stok mal bedeli yıllık satış rakamlarının çok üzerindedir ve davacının ticari defter eksiklikleri nedeniyle elinde kalan malların niteliği ve miktarı da tespit edilememiştir. Sözleşmenin 3.10 maddesinin açık hükmü karşısında davacının stok mal bedeli talep etmesi mümkün değildir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Ciro primi ve ücretsiz ürün bedeli taleplerinin ispatı → ret

İddia: Davacılar vekili, sözleşmede öngörülen satış kotasını tutturduklarını, buna karşın ciro primi ve ücretsiz ürünün verilmediğini, davalının ticari defterlerinin incelenmediğini ileri sürmüştür.

Gerekçe: Sözleşmenin 3.2 maddesinde aylık ve yıllık satış/alış kotaları, 3.3 maddesinde kota tutturulması halinde ciro üzerinden %1,45 ödeme, 3.11 maddesinde tali bayilere yapılan satışın %5'i oranında ücretsiz ürün verileceği düzenlenmiştir. Bilirkişi raporlarında davacının 2006 yılından sonra sözleşmenin tarafı olan davalı ... ile ticari alışverişi bulunmadığı, bu tarihten sonraki alışverişin sözleşmenin tarafı olmayan başka bir şirketle yapıldığı ve davacının sözleşmede öngörülen satış kotasını aşmadığı tespit edilmiştir; bu nedenle ciro primi talep edilemeyeceğine hükmedilmesi yerindedir. Ücretsiz ürün bedeli bakımından da davacının tali bayilere yaptığı satışların miktar ve bedeli kanıtlanamamış, ticari defterlerin usulüne uygun tutulmaması nedeniyle bu defterler sahibi lehine delil niteliği taşımamaktadır; davalı defterlerinden de bu konuda bir tespit yapılamamıştır.

Gerekçe kaynağı: özgün

Birleşen davada asıl dava davalıları ... ve ... şirketleri yönünden haksız rekabet ve tazminat sorumluluğu → ret

Gerekçe: Diğer davalılar ... şirketlerinin haksız rekabet teşkil eden mesajla bir ilgisi ve haksız rekabet teşkil eden başkaca bir eylemi bulunmadığından, bu davalılara yönelik haksız rekabete dayalı istemlerin (tespit, önleme, maddi ve manevi tazminat) reddi gerekir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Birleşen davada davalılar vekilinin istinaf başvurusu (bilgilendirme mesajının haksız rekabet olmadığı, ceza soruşturmasının bağlayıcılığı iddiaları) → ret

İddia: Birleşen davada davalılar vekili, gönderilen mesajın kötüleme değil bilgilendirme mahiyetinde olduğunu, ürün logoları arasındaki benzerliğin iltibasa yol açtığını, ceza soruşturmasında verilen kovuşturmaya yer olmadığı kararının hukuk hakimini bağlaması gerektiğini ve tanık beyanlarının dikkate alınmadığını ileri sürmüştür.

Gerekçe kaynağı: özgün

Emsal değeri

Rakip ürünü tıbbi dayanaksız şekilde kötüleyen mesajın haksız rekabet teşkil ettiği ve bu eylemden ürünü piyasada satan tüm ilgililerin (marka sahibi ve distribütör) zarar görmüş sayılabileceği yönündeki tespit ile haksız rekabette zarar miktarının ispatlanamamasının TBK 50 uygulamasını gerektirdiği yönündeki tespit, benzer haksız rekabet uyuşmazlıklarında bölgesel ikna edici emsal niteliği taşımaktadır.

Usul tespitleri

Zamanaşımı
Haksız rekabetten kaynaklanan davalarda kural olarak 6762 sayılı TTK m.62 uyarınca hakkın doğumunun öğrenilmesinden itibaren bir yıl ve her halde doğumundan itibaren üç yıllık zamanaşımı süresi uygulanır; ancak haksız rekabet fiili aynı zamanda cezayı gerektiren bir fiil ise (somut olayda TTK m.64 kapsamında), ceza soruşturması veya kovuşturması bulunmasa bile TCK'da düzenlenen daha uzun ceza zamanaşımı süresi (somut olayda TCK m.66/1-e uyarınca sekiz yıl) hukuk davası için de geçerli olur.
Dava şartı
Aktif husumet/hukuki yarar (ilk derece mahkemesi, ... marka ürün bakımından asıl dava davacısının aktif husumet ehliyetinin bulunmadığını tespit etmiş; BAM ise davalının haksız rekabet eyleminden ürünü satışa sunan davacının da zarar gördüğünü belirterek bu tespiti değiştirmiştir.)

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
haksız rekabet zamanaşımı uzamış ceza zamanaşımı tek satıcılık sözleşmesi acente özen yükümlülüğü TBK 50 hakkaniyet tazminatı husumet manevi tazminat ciro primi stok mal bedeli

Atıf yapılan mevzuat: 6762 sayılı (mülga) Türk Ticaret Kanunu (eTTK) — 6762 sayılı TTK 566762 sayılı TTK 57/I-16762 sayılı TTK 57/I-36762 sayılı TTK 586762 sayılı TTK 626762 sayılı TTK 646762 sayılı TTK 133/I6762 sayılı TTK 20/III6762 sayılı TTK 20/II6762 sayılı TTK 123 · 6103 sayılı Türk Ticaret Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun — 6103 sayılı Kanun 2/1-a6103 sayılı Kanun 6 · 818 sayılı (mülga) Borçlar Kanunu (eBK) — 818 sayılı BK 390818 sayılı BK 392 · 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (TBK) — TBK 50TBK 58 · 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu (TCK) — 5237 sayılı TCK 66/1-e · 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) — HMK 353(1)b-1HMK 353(1)b-2HMK 361/1

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2022/397

KARAR NO 2025/601

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ İSTANBUL 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 12/07/2021

NUMARASI 2014/362 Esas 2021/675 Karar

DAVA

Tazminat

İSTİNAF KARAR TARİHİ 15/04/2025

Asıl davanın reddine ,birleşen davanın kısmen kabulüne ilişkin kararın asıl ve birleşen davada davacılar ve birleşen davada davalılar vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

ASIL DAVA

Davacı vekili; davalı ... Ltd. Şti. (...) ile aralarında 01.02.1999 tarihinde bayilik sözleşmesi akdedildiğini, sözleşmenin konusunun, bu davalının ürettiği, ürettirdiği ya da satın aldığı ürünlerin üçüncü kişilere satışının yapılması olduğunu, davalı ...'in sözleşmede yer alan fesih sürelerine uymadan ve yazılı bildirimde bulunmadan 31.01.2011 tarihinde kendi internet sitelerinde "..." başlığı altında ilan yaparak kendileriyle olan sözleşmeyi sonlandırdıklarını ilan ettiğini, bu duyurunun yanında müşterileri diğer davalı ...ne yönlendirecek beyanların yer aldığını, bunun üzerine davalı ...'e Kadıköy ... Noterliğinin 01.02.2011 tarihli ihtarnamesini göndererek bayilik sözleşmesinin devam ettiği halde siparişlerin gönderilmediği bildirilerek müşterilerine ilişkin kayıtların başkalarına aktarılmasının önlenmesinin talep edildiğini, davalı ...

ile sözleşme yaptıkları tarihte bu davalıya ait müşteri portföyünün 50 kişiden oluştuğunu ve 65.000-USD'ye satın aldıklarını, zaman içinde müşteri sayısını 750'ye çıkardıklarını, davalı ...'in müşteri bilgilerini kontrol altında tutmak için bilgisayar programı kurduğunu, davalının bu bilgisayar programı ile müvekkilini devre dışı bırakarak müşterilere ulaşmasını engellemeye çalıştığını, bu nedenle müvekkilinin zarara uğradığını, davalının 750 müşteriye müvekkiline güveni zedeleyici mesajlar attığını, müvekkili şirketin kapandığı ve artık hizmet veremeyeceği, ürünlerin diğer davalı ... tarafından verileceği yönünde mesajlar attığını, bunun üzerine davalı ...'e Kadıköy ... Noterliğinden 02.02.2011 tarihli ihtarnameyi gönderdiklerini, davalının ayrıca müvekkilinin bayiliğini aldığı ...

marka ürün hakkında ciltte komplikasyonlara neden olacağı yönünde kötüleyici mesajlar attığını, bu nedenle davalı ... hakkında Kadıköy C Başsavcılığının 2011/5309 sayılı soruşturma dosyasında suç duyurusunda bulunduklarını, davalıların kendi yetiştirdikleri elemanlarını da ele geçirmeye çalıştıklarını, davalıların birlikte hareket ederek müşterilerini yeni kurdukları ...'ne yönlendirdiklerini, davalının bu tutumunun haksız rekabet teşkil ettiğini, davalı ...'in sözleşmeyi haksız feshetmesi nedeniyle müvekkilin daha önce satın aldığı malların depolarında kaldığını, bu malların sayım yapılarak geri alınması ve ücretinin de kendilerine ödenmesi için talepte bulunmalarına karşın olumsuz yanıt verildiğini, bu nedenle davalı ...'in yan kuruluşu olan diğer davalı ...

Şti'ne (...) fatura kesilerek gönderildiğini ancak bir sonuç alınamadığını, müvekkilinin elinde kalan mallardan ötürü 142.686,04-USD zarara uğradığını, davalı ... ile yaptıkları sözleşmenin 3.2 ve 3.3 maddelerine göre bazı satış kotaları belirlendiğini, bu satış kotalarının tutturulması durumunda ciro üzerinden bayiye %1,45 oranında ödeme yapılmasının kararlaştırıldığını, ancak her yıl bu kotayı tutturmuş olmalarına karşın davalının bu ödemeyi yapmadığını, yine sözleşmenin 3.11 maddesine göre 4 ayda bir tali bayilerle yapacakları satış miktarının KDV hariç %5'i oranında ücretsiz ürün verileceğinin kararlaştırıldığını, ancak davalının bunu da yerine getirmediğini belirterek, davalının haksız rekabetinin önlenmesine, mahkeme kararının gazetede ilanına, müvekkilinin uğradığı zarar için fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak koşulu ile 5.000-TL maddi tazminat ile 70.000-TL manevi tazminatın ticari faizi ile birlikte davalılardan müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

ASIL DAVAYA CEVAP

Davalı ... vekili; davanın zamanaşımına uğradığını, davacının kendisine teslim edilen mal bedellerini zamanında ödenmemesi nedeniyle mal teslimatı yapılamadığını, davacının fatura ettiği malları ilgili yerlere teslim etmemesi nedeniyle davacı şirket yetkilileri hakkında ceza kovuşturması yapıldığını ve yargılamalar sonucunda yetkililerin hüküm giydiğini, davacının, aralarında yapılan sözleşmeye göre yasak olmasına karşın başka firmaların mallarını da sattığını, davacıya teslim edilen mal miktarı belli olmasına karşın ... müdürlüklerine bu miktarlardan daha fazla mal teslim etmişcesine fatura düzenlendiğini ve kendi isimlerini kullanılarak haksız kazanç elde edildiğini, davacıya defalarca uyarı yapılmasına rağmen gereğini yerine getirmediğini, bu nedenlerle bayilik sözleşmesinin feshedildiğini belirterek, davanın reddini talep etmiştir.Davalılar ...

davaya cevap vermemiş, davalılar vekili süre uzatım talebinde zamanaşımı defini ileri sürmüş ve yargılama sırasında da davanın reddini savunmuştur.

BİRLEŞEN DAVA

Davacı ... Şti. (...) vekili; ... markalı ürünlerin 06.04.2010 tarihinde 12.05.2009 tarihinden itibaren 10 yıl süreyle müvekkili adına tescil edildiğini, davalıların müvekkili şirketin müşterilerini tek tek arayarak ve kısa mesaj atarak ... markasının Çin malı olduğunu ve kullanıldığı takdirde ciltte komplikasyonlara neden olduğunu belirterek müşterilerini tedirgin ettiklerini, markalarının müşterilere kötülendiğini, davalıların bu davranışlarının müvekkilini piyasada zor durumda bırakarak zarar verdiğini, davalılar hakkında Kadıköy C Başsavcılığının 2011/5309 soruşturma sayılı dosyasında suç duyurusunda bulunduklarını, davalıların müvekkilinin ve bayilerinin müşteri kayıtlarını ele geçirerek müşterilerini kendi şirketlerine yönlendirdiklerini belirterek, haksız rekabetin önlenmesine, kararın ilanına, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak koşulu ile 5.000-TL maddi ve 50.000-TL manevi tazminatın davalılardan müteselsilen ticari faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

BİRLEŞEN DAVAYA CEVAP

Davalılar ... Şti. (...), ... (...) ve ... Şti. (...) vekili; davanın zamanaşımına uğradığını, müvekkili ...ile dava dışı ... arasında 01.02.1999 tarihinde bayilik sözleşmesi imzalandığını, ancak ...şirketinin satın aldığı mal bedellerinin ödememesi nedeniyle müvekkilinin haklı olarak mal vermeyi durdurduğunu, bunun üzerine... şirketinin Çin'den ithal ettiği ürünleri satmaya başladığını, müvekkilinin sattığı ... markasının hemen hemen aynısı olan logo kullanılarak ... markası ürünlerin davacı tarafça satılmaya başlanıldığını, logolar arasındaki aşırı benzerliğin iltibasa neden olduğunu, davacının sattığı malların Çin'den ithal edilmiş olması nedeniyle tüketicilerde haklı şikâyetler meydana geldiğini, bu şikayetler üzerine müvekkilinin bu ürünlerin kullanılmasından doğacak sağlık sorunlarından kendisinin sorumlu olmayacağı konusunda müşterileri uyarmak ve bilgilendirmek zorunda kaldığını, davalı şirketin ürünlerinin kötülenmesi ya da olumsuz propaganda yapılmasının söz konusu olmadığını, iltibasa neden olacak şekilde müvekkilinin markasını taklit eden davacının tazminat talep etmesinin mümkün olmadığını, kaldı ki bu uyarıların davacı şirketten ziyade onun bayisi olan ...

şirketinin fiilleriyle ilgili olduğunu belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEME KARARI

Mahkemece asıl davada; davalıların zamanaşımı defini ileri sürdükleri, olayla ilgili Kadıköy C Başsavcılığının 2011/5309 soruşturma sayılı dosyasında delil yetersizliği nedeniyle takipsizlik kararı verildiği, davacının suç duyurusunda bulunduğu 04.02.2011 tarihinde 6762 sayılı eski TTK yürürlükte olduğu, 6103 sayılı kanunun 6. maddesi gereğince işbu davada uygulanması gereken 6762 sayılı TTK'nın 62. maddesi uyarınca, olayda 8 yıllık uzamış ceza zamanaşımı süresinin uygulanacağı, buna göre 10.03.2011 tarihinde açılan davanın zamanaşımına uğramadığı, taraflar arasındaki sözleşmenin tek satıcılık sözleşmesi olduğu,01.02.1999 tarihinde imzalanan sözleşmenin 01.02.2001 tarihinde sona ereceği, sözleşmenin bitimine üç ay kala feshi yazılı olarak ihbar edilmediği için 01.02.2004, 01.02.2007, 01.02.2010 ve 01.02.2013 tarihine kadar uzadığı, davalının internet ilanını yaptığı tarih ise 31.01.2011 olup bu tarihte sözleşmenin ayakta olduğu, sözleşmenin belirsiz süreli sözleşme haline geldiği, davalı ...'in gerek sözleşme hükümlerine göre gerekse 6762 sayılı TTK m.

133/I hükümlerine göre üç ay önceden ihbarda bulunma koşulunu yerine getirmediği, 6762 sayılı eski TTK m. 133/I'de sözleşme belirli bir süre için yapılmış olsa bile haklı sebeplerden dolayı her zaman fesih olunabilir düzenlemesi bulunmakta olup, haklı sebeplerin varlığı durumunda da sözleşmenin feshinin 6762 sayılı eski TTK m. 20/III'de öngörülen şekillerde yapılmasının gerektiği, davalı ...'in sözleşmenin sona erdirilmesini gerek sözleşme hükümlerine gerekse 6762 sayılı eski TTK hükümlerine uygun şekilde yerine getirmediği, davalı ...'in fesih nedeni olarak gösterdiği sebeplerden ilkinin, taraflar arasında yapılan sözleşmeye göre davacının başka firmaların mallarını da satmasının yasak olmasına karşın başka firmalara ait malları sattığı iddiası olduğu, davalının, ...

isimli ürünün satışını buna kanıt olarak gösterdiği, bu fesih gerekçesiyle bağlı olarak davacı şirket ortakları ... ile ...'ın ... Şti. isimli şirketi kurarak kendileriyle haksız rekabete girdiklerini, bunun da davacı ile yaptıkları sözleşmeye aykırı olduğunu ileri sürdüğü, taraflar arasındaki sözleşmenin 2.4 maddesinde, bayinin benzer ürünlerin satış ve ithalatını yapan şirketlerin temsilciliğini veya bayiliğini alamayacağının düzenlendiği, davacı şirketin ortaklarının ... şirketinin paylarını 24.02.2011 tarihinde satın aldıkları, davalı ...'in ise taraflar arasındaki sözleşmeyi en geç 31.01.2011 tarihinde fiilen sona erdirdiği, taraflar arasındaki sözleşmede acentelik ilişkisinin sona ermesinden sonra da rekabet yasağının devam edeceğine ilişkin bir hüküm bulunmadığından, davalı ...'in rekabet yasağının ihlaline ilişkin sözleşmeyi fiilen sona erdirme gerekçelerinin hukuken yerinde olmadığı, ayrıca sözleşmedeki rekabet yasağı davacı şirket için öngörülmüş olup, davacı şirket ortakları olan gerçek kişiler için bir rekabet yasağı söz konusu olmadığı, davalı ...'in ikinci fesih nedeninin, davacının kendilerine teslim edilen mal bedellerini zamanında ödememesi olduğu, davalı tarafın bu nedenle mal teslimatının durdurulduğunu belirttiği, bu konuda düzenlenen 03.03.2021 tarihli talimat bilirkişi raporunda, davalı ...'in 1999 ile 2009 yılları arasındaki ticari defterlerini sunmadığı, 2010 yılında davacı ...'ın davalı ...'e satış faturası ve bu faturanın iade faturası bulunduğu, 2011-2014 yılları arasında ise davalı ...'in davacı ...

...'a satışı bulunmadığı, 2010 yılında düzenlenen 4.953,42-TL tutarlı faturanın davalı ... defterinde kayıtlı olduğu, bu fatura ile satılan ürünlerin iade alındığı ve iade faturasının da davalı ... defterinde kayıtlı olduğu, davalı ...'in aynı miktar ürünü diğer davalı ... şirketine de sattığı, bu satışları da defterine kaydettiği, davalı ...'in 2011 ile 2014 yılları arasında davacı ...'a ürün satışı bulunmadığı, satış olmadığı için tahsil edilemeyen mal bedeli de bulunmadığının tespit edildiğini, dolayısıyla davalı ...'in davacının kendilerine teslim edilen mal bedellerini zamanında ödemediğine ilişkin fesih gerekçesinin doğru olmadığı, davalı ...'ın üçüncü fesih nedeninin, davacının fatura ettiği malları ilgili yerlere teslim etmemesi, davacıya teslim edilen mal miktarı belli olmasına karşın ...

müdürlüklerine bu miktarlardan daha fazla mal teslim etmişcesine fatura düzenlemesi ve kendi isimlerini kullanarak haksız kazanç elde etmesi sonucunda, davacı şirket yetkililerinin Üsküdar 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 2007/139 Esas ve Kadıköy 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 2008/111 Esas sayılı dosyasında yargılandıkları ve hüküm giydikleri iddiası olduğu, Üsküdar 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 2007/139 Esas 2007 / 212 Karar sayılı dosyasında yargılanan ve hüküm giyen sanıkların, dava dışı ... ve ... olup her ikisinin de davacı şirket ortağı değil, davacı şirketin maaşlı çalışanları olduğu, iki sanığın da ceza aldıkları ve kararın kesinleştiği, Kadıköy 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 2008/111 Esas 2009/131 Karar sayılı dosyasında yargılanan sanığın, dava dışı ...

olup davacı şirket ortağı olduğu, bu sanığın beraat ettiği ve kararın da kesinleştiği, Kadıköy 3. Ağır Ceza Mahkemesinde yapılan yargılamada davacı şirketin ortağı ...'ın ortağı olduğu başka bir şirketin yetkilisi olarak teslim edilmemiş ilaçların parasını teslim edilmiş gibi göstererek ..'yı zarara uğratmasından kaynaklı olarak yargılandığı, ancak üzerine atılı bulunan eylemini kanıtlayacak yeterli delil bulunmadığından beraatına karar verildiği, Üsküdar 3. Ağır Ceza Mahkemesinde yapılan yargılamada, davacı şirketin maaşlı çalışanları olan sanıklar dava dışı ... ve...'ın görevlerinin hastaneleri dolaşarak pansuman yapılması gereken hastalara davacı şirketin satmış olduğu ürünleri pazarlamak ve bunları hastalara uygulayarak göstermek olduğu, bu görevlerini yerine getirmek için davacı şirket çalışanı ve sanık dava dışı ...'ın kayınpederi ...'ndan davacı şirket adına vekâlet aldıkları, bu sanığın doktorlardan birinin imzasını ve kaşesini taklit ederek sahte rapor ve sahte reçete düzenlediği, reçetede adına reçete düzenlenen ...'nun ihtiyacının çok üzerinde 600 tane büyük ..., 120 tane küçük ...

malzemesinin yazdırıldığı, bu malzemeleri davacı şirketin alabilmesi için de sahte rapor ve reçeteyi ...'ya sunduğu maddi vakıası tespit edilerek her iki sanık hakkında da mahkûmiyet kararı verildiği, bu dosyada yargılanan ... ve ... isimli her iki sanığın da davacı şirketin çalışanları olduğu, dolayısıyla davacının her iki çalışanının eylemlerinden ötürü adam çalıştıranın sorumluluğu esaslarına göre hukuki sorumluluğu bulunduğu, adına reçete düzenlenen ..'nun ihtiyacının çok üzerinde 600 tane büyük ..., 120 tane küçük ... sağlık malzemesinin yazıyor olmasında, davacı şirketin reçetelerin ...'ya verilmeden önce denetlenmesi ve ihtiyaçtan fazla sağlık malzemesinin yazıyor olduğunun tespiti durumunda da söz konusu reçetenin geçerliliğinin araştırılması konusunda özen yükümlülüğü bulunduğu, ancak davacı şirketin düzenlenen reçeteleri incelemediği, bu konuda üzerine düşen yükümlülüğü yerine getirmediği ve reçetelerde yazılı olan sağlık ürünlerinin bedellerinin kendilerine ödenmesi için çalışanlarının sahte rapor ve reçeteyi ...'ya sunmasına bu şekilde denetimsiz olarak onay verdiği, bu durumun acentelik sözleşmesinden kaynaklanan 6762 sayılı TTK m.

123'e göre acentenin müvekkilinin menfaatlerini koruma yükümlülüğüne, 818 sayılı BK m. 390'a göre vekaleti iyi bir suretle ifa yükümlülüğüne ve 6762 sayılı TTK 20/II'de düzenlenmiş olan basiretli tacir gibi hareket etme yükümlülüğüne aykırı olduğu, bu durumda davalı ... şirketinin sözleşmeyi feshinin haklı sebebe dayandığı, davacının haksız rekabet olarak belirttiği davalı eylemlerinden ilkinin, 31.01.2011 tarihinde davalı ... şirketinin kendi internet sitesinde "..." başlığı altında ilan yapması ve müşterileri diğer davalı ... şirketine yönlendirecek beyanlara yer vermesi olduğu, ancak özleşmenin fiilen haklı feshinden sonra davalının kendi internet sitesinde böyle bir ilan vermesi ve müşterileri yeni antlaşma yaptığı diğer davalı ...

şirketine yönlendirmesinde haksız rekabet durumu bulunmadığı, davacının, davalıların kendi yetiştirdikleri elemanları ele geçirmeye çalıştıkları iddiasının kanıtlanamadığı, ... marka ürün hakkında davalı ...'in ciltte komplikasyonlara neden olacağı yönünde kötüleyici mesajlar attığı iddiasına ilişkin olarak, ... marka ürünün bayiliğini alanın davacı ... şirketi değil, birleşen davanın davacısı ... şirketi olduğu, dolayısıyla ... marka ürün yönünden davacı ... şirketi yönünden korunmaya değer bir hukuki yarar bulunmadığı ve bu nedenle davacının bu konudaki haksız rekabet iddiası bakımından aktif husumet ehliyetinin bulunmadığı,davacının, ücretsiz verileceği taahhüt edilen ürünlerin davalı tarafça verilmediği iddiası bakımından, bu durumun haksız rekabet oluşturmayacağı, dolayısıyla davacının haksız rekabete dayalı talepleri ile yine haksız rekabete dayalı maddi ve manevi tazminat taleplerinin reddine karar verildiği, davacının 5.000-TL maddi tazminat talep ettiği, davacı vekilinin de verilen kesin süreye rağmen maddi tazminat talebini açıklamadığı, davacının stoklarında kalan mal bedeline ilişkin olarak, vekalet sözleşmesi hükümleri kapsamında davacının 818 sayılı BK 392 maddesine göre elindeki malların bedelini davalıdan isteyemeyeceği, taraflar arasındaki sözleşmede davalı tarafından davacıya stok yapma zorunluluğu getirilmediği, ancak sözleşmenin 3.10 maddesinde "Bayi (Davacı),...'dan (Davalı) satın aldığı emtianın bir kısmının satılamaması, ve elinde kalması halinde bu malların iadesini talep edemez.

Bu emtia ile ilgili tazminat talebinde bulunamaz." düzenlemesi bulunduğu, davacı tarafça bu konuda 142.686,04-USD zarar olduğunun bildirildiği, ancak bu miktarın bilirkişi raporlarına göre yılık satış rakamlarının bile çok üzerinde olduğu, davacının elinde kalan mal miktarının doğru şekilde tespitinin ise davacı şirket defterlerine göre mümkün olmadığı, 25.08.2020 tarihli bilirkişi raporunda davacının 1999 yılından 2007 yılına kadar olan ticari defterlerini bilirkişiye sunmadığı, 2008, 2009, 2010 ve 2012 yıllarına ilişkin envanter defterlerinin kapanış onaylarının da bulunmadığının tespit edildiği, bu nedenle davacının elinde kalan stok malların miktarını kanıtlayacak durumda olmadığı, 08.06.2020 ve 03.03.2021 tarihli talimat bilirkişi raporlarında da incelemesi yapılan davalı ...

defterlerine göre davalı ...'in davacı ile 2009, 2010, 2011, 2012, 2013 ve 2014 yıllarında bir ticari faaliyetinin bulunmadığı, satılmış bir kısım malların da iade alındığının tespit edildiği, yani sözleşmenin fiili olarak feshedildiği 2011 yılından önce mal alımının tamamen durmuş olduğunun gözüktüğü, 01.09.2013 tarihli bilirkişi raporunda da yine davacı şirketin stoklarında bulunan mallarla ilgili olarak 142.686,04 USD tutarlı fatura kestiklerine ilişkin bir belge bulunmadığının tespit edildiği, bu gerekçelerle davacının stokta bulunan malların bedellerinin iadesine ilişkin tazminat talebinin reddine karar verildiği, davacının, sözleşmenin 3.2 ve 3.3 maddelerine göre bazı satış kotaları belirlendiğini, bu satış kotalarının tutturulması durumunda ciro üzerinden % 1,45 oranında ödeme yapılmasının kararlaştırıldığını,ancak her yıl bu kotayı tutturmuş olmalarına karşın davalının bu ödemeyi yapmadığını belirttiği, sözleşmenin 3.2 maddesine göre;

bayi için aylık 28.000-USD satış ve 20.000-USD alış, yıllık 336.000-USD satış, 240.000-USD alış tutarında kota tespit edildiği, sözleşmenin 3.3 maddesinde de "Bayi, belirlenen kotayı tutturursa sene sonunda gerçekleştirilen ciro üzerinden Bayi'ye %1,45 tutarında ödeme yapılacaktır." düzenlemesinin bulunduğu, 13.06.2016 tarihli bilirkişi raporunda, davacının sözleşmede öngörülen satış kotasını aşmadığı, bu nedenle de %1,45 oranındaki prime hak kazanamadığının tespit edildiği, bu gerekçelerle davacının satış kotasına ilişkin tazminat talebinin reddine karar verildiği, davacının diğer tazminat talebinin, tali bayilere yapılacak satış miktarı üzerinden verilecek %5 oranındaki ücretsiz ürün miktarına ilişkin olduğu, sözleşmenin 3.10 maddesinde "Ürün bazında Bayinin tali bayilere yapacağı satış miktarının (KDV hariç) %5 oranında ücretsiz ürün verilecektir." düzenlemesinin yer aldığı, bu konuda alınan 25.08.2020 tarihli bilirkişi raporunda, davacının 1999 yılından 2007 yılına kadar olan ticari defterlerini sunmadığı, 2008, 2009, 2010 ve 2012 yıllarına ilişkin envanter defterlerinin kapanış onaylarının da bulunmadığının tespit edildiği, dolayısıyla davacının tali bayilere ne kadar mal satışı yaptığı, bu mallarını miktar ve değerinin ne olduğunun tespit edilemediği, hem de envanter defterlerinin usulüne uygun şekilde tutulmamış olması nedeniyle delil olarak kabul edilmediği, bu nedenle davacının bu konudaki tazminat talebini kanıtlayamadığı;

birleşen davada ise; davalıların zamanaşımı definin yerinde olmadığı, uyuşmazlığın, davalı şirketlerin davacının kendi adına tescil ettirdiği ürünlerle ilgili olarak davacının müşterilerine ürünü kötüleyici mesajlar atmasının haksız rekabet oluşturup oluşturmadığı ve bu mesajlar nedeniyle davacı şirketin maddi ve manevi zarara uğrayıp uğramadığı noktasında olduğu, davalı ... şirketinin, cevap dilekçesinde mesajları kendilerinin attığını kabul ettiği, mesaj örnekleri incelendiğinde "... markalı ürünler Çin malıdır. Cildinizde oluşabilecek komplikasyonlardan ... sorumlu değildir." yazılı olduğu, davacının ürününün Çin malı olduğu, hiç bir tıbbi rapora dayanmaksızın ciltte komplikasyona neden olabileceği uyarısı içerdiği ve davacının ürünü ile ilgisi olmayan davalının ürününün bu durumdan sorumlu olmayacağının belirtildiği, mesajda davacının ürününün Çin malı olduğu belirtilerek ve ciltte komplikasyona neden olabileceği uyarısı ile tıbbi güvensizlik yaratıldığı, davalının ürününün bu durumlardan sorumlu olmayacağı belirtilerek de davacı ürünü üzerinde yaratılan güvensizlik üzerinden, davalı ürününün reklamının yapıldığı, iki ürün ambalajı arasında tüketici tarafından karıştırılmaya neden olacak derecede benzerlik varsa davalı ...

şirketinin bu konu hakkında yasal yollara başvurması gerekirken, davacı şirket müşterilerine anılan mesajları atmasının, 6762 sayılı TTK'nın 57/I-1 ve 57/I-3 maddeleri kapsamında haksız rekabet teşkil ettiği, bu gerekçelerle davalı ... şirketine karşı açılan davanın kabulü ile haksız rekabetin tespiti ve ilanına karar verildiği, diğer iki davalının söz konusu mesajları attıklarına ilişkin delil bulunmamakta olup, diğer davalılar ... şirketleri yönünden haksız rekabetin tespiti talebinin reddine karar verildiği, davacının maddi zararının oluştuğuna dair ise yeterli delil bulunmadığı, bu gerekçelerle her üç davalı yönünden de davacının maddi tazminat talebinin reddine karar verildiği, davacının ürünlerinin davalı tarafça kötülenmesinin davacı şirketin ticari itibarını olumsuz etkilediği, bu gerekçelerle davacının mesajları yollayan davalı ...

şirketinden manevi tazminat talep edebileceği, davalı şirketlerin tespit edilen yıllık kârları da dikkate alınarak davalı ... şirketi yönünden davanın kısmen kabulü ile 15.000-TL manevi tazminata hükmedildiği, diğer iki davalı ... ve ... şirketleri dava konusu mesaj eylemini gerçekleştirmediklerinden ve davalı ... şirketinin haksız rekabet niteliğindeki eylemlerinden de maddi yarar sağladıklarına ilişkin dosyada delil bulunmadığından, bu şirketler yönünden manevi tazminat talebinin reddine karar verildiği gerekçesiyle; asıl davanın reddine, birleşen davada ise davacının davalı ... şirketine karşı açtığı haksız rekabetin tespiti davasının kabulüne, haksız rekabetin tespitine kararın hüküm fıkrasının gazetede yayımlanmasına, davacının davalılar ...

şirketlerine yönelik haksız rekabetin tespiti talebinin reddine, davacının her üç davalıya yönelik maddi tazminat talebinin reddine, davacının manevi tazminat davasının davalı ... şirketi yönünden kısmen kabulüne, 15.000-TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalı ... şirketinden alınarak davacıya verilmesine, davalılar ... şirketleri yönünden manevi tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF NEDENLERİ

Asıl ve birleşen davada davacılar vekili; bayilik sözleşmesinin davalı ... tarafından haksız olarak feshedildiğini, müvekkilinin hastanın raporunda yazan malzemenin fazlalığını sorgulama ve bunu teyit etme gibi bir yetkisinin bulunmadığını, hasta ... adına düzenlenen epikriz raporunda, hastanın 7 ayrı bölgesinde çeşitli boyutlarda yaralar bulunduğunun tespit edilerek hastanın 2 aylık ihtiyacı doğrultusunda rapor hazırlandığını, ...'nun dekübit yarası bulunmakta olup, dekübit yarası olan hastaların tek bir reçete ile 2 aylık ilaç alımı yaptıklarını, bu nedenle müvekkilinin reçetede 3 uzman doktorun ve başhekimin imzası bulunması sebebiyle reçetenin doğruluğuna inandığını, bu durumun doğruluğunu teyit etme yetkisi olmadığından işlem yapmak zorunda kaldığını, taraflar arasında yapılan sözleşmede müvekkili şirket yetkilerinin ceza almasının fesih nedeni yapılacağına dair bir düzenleme bulunmadığını, müvekkili şirket çalışanları ...

ve ... hakkında kamu davasının 2007 yılında açıldığını, söz konusu olay hakkında müvekkili şirket tarafından davalı şirket yetkililerine ayrıntılı bilgi verildiğini, olayların yaşandığı dönemde ve ilerleyen yıllarda bu olayın taraflar arasında hiçbir şekilde problem oluşturmadığını, taraflar arasındaki ticari ilişkinin 4-5 yıl daha devam ettiğini, davalının işbu dava açıldığında ceza davasını bahane ederek sözleşmenin haklı şekilde feshedildiğine dair kılıf uydurmaya çalıştığını, bu sebeplerle davalının sözleşmeyi haklı nedenle feshetmediğinin sabit olduğunu, 01.02.1999 tarihli bayilik sözleşmesinin davalı ... tarafından sözleşmeye aykırı olarak feshedildiğinin bilirkişi raporlarında tespit edildiğini, mahkemece haksız rekabetin tespiti taleplerinin reddine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, müvekkili şirkete herhangi bir bildirimle bulunulmadan müvekkilinin müşterilerinin diğer davalı ...'a yönlendirilmesi ve müvekkilinin müşterilere erişiminin engellenmesinin haksız rekabet teşkil ettiğini, davalı ...'in ...

marka ürünün ciltte komplikasyonlara neden olacağı yönünde kötüleyici mesajlar atmasının haksız rekabet olduğunu, müşteri potansiyeli kanser hastası kişiler olan bir şirketten alınan ürünün ciltte komplikasyonlar yapacağına dair gönderilen mesajın, alıcı hastalarda oluşturacağı etkinin kötüleme kapsamında olduğunu, bu mesaj sonrası ... marka ürün alan hastaların, aldıkları ürünleri hiç kullanmadan müvekkili şirkete iade ettiklerini, bayilik sözleşmesinde siparişlerin 3 ay önceden verilerek stok yapılması zorunluluğu getirildiğini, davaya konu olan ürünlerin sadece distribütör firmanın satış yetkisi vermesi halinde verildiği süre boyunca satılabilecek ürünler olduğunu, ... ve ...'nın yalnızca yetki belgesi var ise bu ürünlerin satışının yapılmasına izin verdiğini, davalının 3 ay önceden bildirim yapmadan bayilik yetki belgesini iptal etmesi nedeniyle ürünlerin depoda kaldığını, davalı şirketin bu ürünlerin müvekkili şirket tarafından satılmasına izin vermediği gibi iade de almadığını, davalı ...

tarafından müvekkili şirkete sözleşmenin aksine yıllık cirodan pay verilmediği gibi, ücretsiz ürün de temin edilmediğini, davalı ... tarafından sözleşmenin 31.01.2011 tarihinde feshedildiğini, dolayısıyla müvekkili 31.01.2011 tarihinden itibaren zaten ... marka ürünlerin satışını yapamamışken, mahkemenin bu dönemi kapsayacak şekilde tanzim edilen bilirkişi raporunu hükme esas alarak müvekkili şirketin prime hak kazanmadığına karar vermesinin hatalı olduğunu, ayrıca davalı ...'in ticari defterlerinin incelenememesi sebebiyle müvekkilinin prime hak kazanıp kazanamadığının tespit edilemediğini, davalının ticari defterlerini mahkemeye sunmadığını, sözleşmede müvekkili şirkete yıllık cirodan %1.45 tutarında ve %5 oranında ücretsiz ürün verilmesinin kararlaştırıldığını, davalı ...

tarafından müvekkili şirkete yıllık cirodan %1.45 tutarında ödeme yapılmadığı gibi, %5 oranında ücretsiz ürün de verilmediğini, mahkemeye ilgili belgeleri sunmuş olmalarına rağmen bilirkişilerce incelenmediğini, alınan bilirkişi raporları arasında çelişki mevcut olduğundan, çelişkiyi giderir mahiyette rapor alınmadan karar verilmesinin hatalı olduğunu belirterek, kararın kaldırılarak davanın tümüyle kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.Birleşen davada davalılar vekili; zamanaşımı bakımından bir yıllık zamanaşımı süresinin uygulanması gerekmekte olup, birleşen davadaki talebin zamanaşımına uğradığını, bu nedenle davanın öncelikle zamanaşımından reddi gerektiğini, dava konusu olayla ilgili olarak davacının Ankara C Başsavclığı'nın 2011/22831 Esas sayılı dosyası üzerinden şikayette bulunduğunu, yapılan soruşturma neticesinde müvekkiline isnat edilen suçların sübut bulmadığının tespit edildiğini, ceza soruşturmasında verilen bu kararın hukuk hakimini bağlayacağını, bu nedenle davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, müvekkili şirketin, kendi sisteminde kayıtlı ve yıllardır ...

marka kolostomi torbası kullanan sadece müşterilerine bilgi mesajı attığını, kendi hastalarına bilgi mesajı göndermenin müvekkilinizin en doğal hakkı olduğunu, müvekkilini buna mecbur edenin de bizzat davacı bayi olduğunu, davacı bayinin ... marka kullanan hastalara ... marka ürünü direterek satmaya çalıştığını, ürün logoları arasındaki aşırı benzerliğin iltibasa neden olduğunu, müvekkilinin markasını bilen ve güvenen tüketici kitlesinin, logolar arasındaki aşırı benzerlik nedeniyle müvekkilinin markasını taşıyan bir ürünü aldığını zannederek, gerçekte davacının Çinden ithal ettiği malı satın alır hale geldiğini, müvekkilince... markasının müşteri kitlesine bu durumun bilgisinin verildiğini, bilgilendirme mesajının ...

müşterilerine değil, ... müşterilerine yapıldığını, gerçek dışı bir bilgilendirme olmadığı için kötüleme iradesi ve kastından söz edilemeyeceğini, bu nedenle bu bilgilendirmenin haksız rekabet olarak nitelendirilmesinin hatalı olduğunu, kaldı ki gerçekte bu uyarıların davacı şirketten daha ziyade, onun bayii durumundaki asıl dava davacısı... şirketinin fiilleriyle ilgili olduğunu, mahkemece tanık beyanlarının dikkate alınmadığını, 01/2/2019 tarihli ve önceki bilirkişi raporlarında, gönderilen mesajların kötüleme niteliğinde olmadığı, bunların bilgilendirme mahiyetinde değerlendirilmesi gerektiğinin tespit edildiğini belirterek, kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

GEREKÇE

Asıl ve birleşen dava, haksız rekabetin tespiti ve önlenmesi ile maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.Davacı tarafça ileri sürülen maddi olgular, 6102 sayılı TTK nın yürürlüğe girdiği 0l.07.2012 tarihinden önce gerçekleşmiştir. 6103 sayılı yasanın 2/1-(a) maddesi uyarınca TTK nın yürürlüğe girdiği tarihten önce meydana gelen olayların hukukî sonuçlarına, bu olaylar hangi kanun yürürlükte iken gerçekleşmişlerse, o kanun hükümleri uygulanacaktır. Bu nedenle uyuşmazlıkta 6762 sayılı TTK hükümlerinin uygulanması gerekir. Haksız rekabet, olay tarihi itibariyle uygulanması gereken 6762 sayılı TTK'nın 56 vd maddelerinde düzenlenmiştir. Söz konusu madde hükmüne göre haksız rekabet, aldatıcı hareket veya hüsnüniyet kaidelerine aykırı sair suretlerle iktisadi rekabetin her türlü suistimalidir.

Haksız rekabet sayılan bazı durumlar, TTK'nın 57. maddesinde sayılmıştır. 6762 sayılı TTK'nın 58. maddesinde ise; haksız rekabet sebebiyle müşterileri, kredisi, meslekî itibarı, ticari faaliyetleri veya diğer ekonomik menfaatleri zarar gören veya böyle bir tehlikeyle karşılaşabilecek olan kimsenin, fiilin haksız olup olmadığının tespitini, haksız rekabetin önlenmesini, haksız rekabetin sonucu olan maddi durumun ortadan kaldırılmasını, haksız rekabet yanlış veya yanıltıcı beyanlarla yapılmışsa bu beyanların düzeltilmesini ve tecavüzün önlenmesi için kaçınılmaz ise, haksız rekabetin işlenmesinde etkili olan araçların ve malların imhasını, kusur varsa zarar ve ziyanın tazminini, BK'nın 49. (TBK'nın 58.) maddesinde öngörülen şartların varlığında manevi tazminat verilmesini isteyebileceği belirtilmiştir.Her iki davada davalılar vekillerince yasal sürede zamanaşımı defi ileri sürülmüştür.

6103 sayılı kanunun 6. maddesi gereğince TTK nın yürürlüğe girmesinden önce işlemeye başlamış bulunan zamanaşımı süreleri ile hak düşürücü süreler eski hukuka tâbidir. Buna göre zamanaşımı defi bakımından 6762 sayılı TTK hükümlerinin uygulanması gerekir.6762 sayılı TTK'nın 62. maddesi; "58. maddede yazılı davalar, davaya hakkı olan tarafın bu hakların doğumunu öğrendiği günden itibaren bir yıl ve her halde bunların doğumundan itibaren üç yıl geçmekle müruruzamana uğrar. Şu kadar ki; ceza kanunları gereğince daha uzun bir müruruzaman müddetine tabi olan, cezayı müstelzim bir fiil işlenmiş bulunursa, bu müddet hukuk davaları hakkında da caridir."şeklinde düzenlenmiştir. Bu hükme göre haksız rekabetten kaynaklanan davaların açılabilmesi için bir ve üç yıllık süreler öngörülmüş olup, bir yıllık süre fiilin öğrenildiği, üç yıllık süre ise fiilin gerçekleştiği tarihten itibaren işlemeye başlamaktadır.

Bununla birlikte bahsi geçen düzenlemede, haksız rekabet fiilinin aynı zamanda cezayı gerektiren bir fiil olması halinde Türk Ceza Kanunu'nda düzenlenen zamanaşımı sürelerinin hukuk davaları için de geçerli olacağı düzenlenmiştir. Ceza zamanaşımı süresinin uygulanabilmesi ise, ceza davasının açılmış olmasına ya da şikâyette bulunulmasına bağlı değildir. Haksız rekabet davalarında zamanaşımı süresi incelenirken, davada ileri sürülen vakıanın cezayı gerektiren haksız rekabet hallerinden olup olmadığının hukuk hâkimince araştırılması gerekmektedir. Haksız rekabet suçu ile ilgili ceza soruşturması veya kovuşturması bulunmasa bile şayet iddia edilen haksız rekabet fiili, kanunda suç olarak tanımlanan haksız rekabet halleri arasındaki yer alıyorsa artık TCKnda düzenlenen dava zamanaşımı süreleri geçerli olacaktır.

Bu kapsamda somut olayda davacı tarafça ileri sürülen haksız rekabet eylemleri aynı zamanda cezayı gerektiren fiillerin düzenlendiği 6762 sayılı TTK'nın 64. maddesinde yer aldığından, somut olayda 5237 sayılı TCK'nın 66/1-e maddesi gereğince sekiz yıllık zamanaşımı süresi uygulanacaktır. İşbu asıl ve birleşen dava ise 10.03.2011 tarihinde açılmış olup, dava tarihine göre sekiz yıllık uzamış zamanaşımı süresi dolmadığından, davalıların zamanaşımı definin reddine karar verilmesi yerindedir. Asıl ve birleşen davada davacı vekilince haksız rekabet iddiası bakımından; davalı ...'in sözleşmenin feshini ihbar etmeden 31.01.2011 tarihinde internet sitelerinde "..." başlığı altında ilan yaparak sözleşmeyi sonlandırdıklarını ilan edip müvekkilinin müşterilerini davalı ...ne yönlendirdiği, davalının ayrıca müvekkilinin bayiliğini aldığı ...

marka ürün hakkında ciltte komplikasyonlara neden olacağı yönünde müşterilere kötüleyici mesajlar gönderdiği, müvekkilinin yetiştirdiği personeli ele geçirmeye çalıştığı olguları ileri sürülmüştür. Bu iddialardan davalının davacı personelini ele geçirmeye çalıştığı iddiası kanıtlanmamıştır. Davalının davacı ile aralarındaki sözleşmeyi feshettikten sonra, birlikte çalışmaya başlayacağı ... şirketini müşterilerine duyurması haksız rekabet teşkil etmemektedir. Ancak davalı ...'in, birleşen dava davacısı ... şirketinin Çin'den ithal ettiği ve davacı ... Sağlık şirketinin pazarlamasını yaptığı... marka ürün ile ilgili olarak müşterilerine gönderdiği "... markalı ürünler Çin malıdır. Cildinizde oluşabilecek komplikasyonlardan ...

sorumlu değildir." şeklindeki uyarı mesajında, davacının ürününün Çin malı olduğu belirtilerek, hiç bir tıbbi rapora dayanmaksızın ciltte komplikasyona neden olabileceği uyarısı içerdiği ve davacının ürünü ile ilgisi olmayan davalının kendi ürününün bu durumdan sorumlu olmayacağı belirtilmektedir. Mesajda davacının ürününün Çin malı olduğu belirtilerek, davacı ürünü üzerinden güvensizlik yaratıldığı, ciltte komplikasyona neden olabileceği uyarısı içererek bir başka tıbbi güvensizlik yaratıldığı, davalının ürününün bu durumlardan sorumlu olmayacağı belirtilerek de davacı ürünü üzerinde yaratılan güvensizlik üzerinden kendi ürününün öne çıkarıldığı anlaşılmaktadır. Davalının bu eylemi; 6762 sayılı TTK'nın 57/1-1 maddesinde yer alan "Başkalarını veya onların emtiasını, iş mahsullerini, faaliyetlerini yahut ticari işlerini yanlış, yanıltıcı veya lüzumsuz yere incitici beyanlarla kötülemek" ve 57/1-3 maddesinde yer alan "Kendi şahsi durumu, emtiası, iş mahsulleri, ticari faaliyeti veya ticari işleri hakkında yanlış veya yanıltıcı malumat vermek veyahut;

üçüncü şahıslar hakkında aynı şekilde hareket etmek suretiyle rakiplerine nazaran onları üstün duruma getirmek" şeklinde düzenlenen haksız rekabet teşkil etmektedir. Birleşen dosyada mevcut delillere göre haksız rekabet eylemine konu ... marka ürün birleşen dosya davacısı ... adına tescilli olup bu şirket tarafından Çin'den ithal edilmekte ve SGK'ya sunulan bayilik yetki belgesine göre de Türkiye pazarında asıl dava davacısı ... şirketi tarafından satışa sunulmaktadır. Bu durumda davalının haksız rekabet eyleminden, ürünü satışa sunan davacı ... şirketi de zarar gördüğünden, asıl davanın haksız rekabetin tespiti ve önlenmesi bakımından kabulü gerekirken reddine karar verilmesi hatalıdır. Asıl davada davacı tarafça haksız rekabetten kaynaklanan maddi tazminat, ciro primi, ücretsiz ürün bedeli ve stokta kalan malların bedeli olmak üzere 4 kalem alacak talebi bulunmakta olup, 5.000-TL olarak talep edilen tazminat tutarı davacı vekilince ayrıştırılmamıştır.

Bu nedenle davacının her bir kalem alacak bakımından eşit miktarda olmak üzere ayrı ayrı 1.250-TL üzerinden talepte bulunduğu kabul edilmelidir.Türk hukuk sisteminde gerçek zarar ilkesi kabul edilmiş olup, gerçek zararını ispat edenin bu zararın tazminini talep edebileceği kural olarak benimsenmiş, ancak TBK'nın 50. maddesinde uğranılan zararın miktarı tam olarak ispat edilemediği takdirde, hakimin olayların olağan akışına ve zarar görenin aldığı önlemleri göz önünde tutarak zararın miktarını hakkaniyete uygun olarak belirleyeceği düzenlenmiştir. Somut olayda davalının haksız rekabet eylemi nedeniyle, davacının uğradığı maddi zarar miktarı tespit edilememiştir. Ancak davacının uğradığı kazanç kaybı tespit edilmemiş olsa da, TBK'nın 50.

maddesi hükmü doğrultusunda davacı lehine bir miktar maddi tazminata hükmedilmesi gerekmektedir. Davacı tarafça haksız rekabet nedeniyle 1.250-TL maddi tazminat talep edilmiş olup, somut olayın özelliklerine göre davacının talebiyle de bağlı kalınarak davacı yararına 1.250-TL maddi tazminata hükmedilmesi gerekmektedir. Diğer yandan davalının dava konusu mesajı, davacı şirket tüzel kişiliğinin ticari itibarını da zedeleyecek nitelikte olduğundan, dava konusu mesajın içeriği, haksız rekabet eyleminin ağırlık derecesi ile hakkaniyet kuralları gözetilerek, davacı yararına 15.000-TL manevi tazminat miktarının davacının manevi zararı karşılayacağı sonucuna varılmıştır. Asıl davada diğer davalılar ...

şirketlerinin ise haksız rekabet teşkil eden mesajla ilgileri ve haksız rekabet teşkil eden başkaca bir eylemleri bulunmadığından, bu davalılara yönelik haksız rekabete dayalı istemin reddine karar verilmesi yerinde bulunmuştur. Davacının asıl davada ileri sürdüğü diğer tazminat talepleri; sözleşmenin feshi sonucunda stokta kalan malların bedeli, ciro primi ve ücretsiz ürün bedeline ilişkindir.Davacı tarafça, davalı ...'in sözleşmeyi haksız feshi nedeniyle daha önce gönderilen malların depolarında kaldığı belirtilerek, bu malların bedeli talep edilmiştir. Sözleşmede, davalı tarafça davacıya stok yapma zorunluluğu getirilmemiştir. Sözleşmenin 3.10 maddesinde, bayinin (davacı), ...'dan (davalı) satın aldığı emtianın bir kısmının satılamaması, ve elinde kalması halinde bu malların iadesini talep edemeyeceği, bu emtia ile ilgili tazminat talebinde bulunamayacağı düzenlenmiştir.

Sözleşmenin bu maddesine göre davacı satabileceği kadar mal siparişi verme yükümlülüğü altına girmiştir. Alınan bilirkişi raporlarında, davacının iddia ettiği 142.686,04-USD stok mal bedelinin, yılık satış rakamlarının da çok üzerinde olduğu belirtilmiştir. Yine mahkemece tarafların ticari defter ve kayıtları üzerinde yaptırılan bilirkişi incelemelerinde, davacının stoklarında kalan malların niteliği ve miktarının tespit edilemediği anlaşılmaktadır. Sözleşmenin 3.10 maddesinin açık hükmü de dikkate alındığında, davacının stok mal bedeli talep etmesi mümkün değildir.Sözleşmenin 3.2 maddesinde; "Bayi için aylık 28.000-USD satış ve 20.000-USD alış, yıllık 336.000-USD satış, 240.000-USD alış tutarında kota tespit edilmiştir.Sözleşmenin 3.3 maddesinde ise;

"Bayi, belirlenen kotayı tutturursa sene sonunda gerçekleştirilen ciro üzerinden bayiye %1,45 tutarında ödeme yapılacaktır." şeklinde düzenleme yer almaktadır.Yine sözleşmenin 3.11 maddesinde, ürün bazında bayinin tali bayilere yapacağı satış miktarının %5'i oranında ücretsiz ürün verileceği belirtilmiştir. Mahkemece alınan bilirkişi raporlarında, davacının 2006 yılından sonra sözleşmenin tarafı olan davalı ... ile bir ticari alışverişinin bulunmadığı, bu tarih sonrası ürün alışverişinin davalı ... şirketi ile yapıldığı, davacının sözleşmede öngörülen satış kotasını da aşmadığı tespit edilmiştir. Dolayısıyla davacının sözleşmenin tarafı olan davalı ...'dan 2007 yılından itibaren bir mal alışının bulunmadığı, mal alımı yaptığı ...

şirketinin de sözleşmenin tarafı olmadığı, sözleşmenin devamı süresince prim ödemesi yapıldığı konusunda da herhangi bir tespit bulunmadığı gözetildiğinde, davacının ciro primi talep edemeyeceğine hükmedilmesi yerindedir. Mahkemece yaptırılan bilirkişi incelemelerinde, davacının tali bayilere ne kadar mal satışı yaptığı ve bu malların miktar ve değerinin ne olduğu tespit edilememiştir. Ücretsiz ürün bedeli talebi bakımından da ciro primine ilişkin tespitler aynen geçerli olmakla birlikte, davacı tarafça tali bayilere yapılan satışların miktar bedeli kanıtlanamamış, davacının ticari defterlerinin de usulüne uygun tutulmamış olması nedeniyle sahibi lehine delil niteliği taşımadığı belirlenmiştir.

Davalının ticari defter kayıtlarından da bu konuda bir tespit yapılamamıştır. Bu nedenlerle mahkemece davacının ciro primi ve ücretsiz ürün bedeli taleplerinin reddine karar verilmesinde de bir isabetsizlik görülmemiştir. Birleşen davada davacı ... vekilince, aynı olgulara dayalı olarak haksız rekabetin tespiti, önlenmesi ile maddi ve manevi tazminat talep edilmiştir. Yukarıda açıklandığı üzere davacı ..., haksız rekabete konu ... ürününün ithalatçısı ve tescilli marka sahibidir. Davalı ...'in yukarıda açıklanan müşterilerine gönderdiği mesaj, içeriği itibariyle haksız rekabet teşkil etmektedir. Bu nedenle mahkemece eylemin haksız rekabet teşkil ettiğinin tespiti ve önlenmesi ile davacı yararına manevi tazminata hükmedilmesi yerindedir.

Birleşen davada davacının haksız rekabetten kaynaklanan maddi tazminat isteminin reddine karar verilmiştir. Ancak asıl davada olduğu gibi birleşen dava bakımından da maddi zarar miktarının tespit edilemediği olgusu nedeniyle istemin reddine karar verilmesi doğru değildir. Bu davacı bakımından da davacının zararının TBK'nın 50. maddesi kapsamında belirlenmesi gerekir. Bu bakımdan davacı tarafça 5.000-TL maddi tazminat talep edilmiş olup, somut olayın özelliklerine göre davacının talebiyle de bağlı kalınarak davacı yararına 5.000-TL maddi tazminata hükmedilmesi gerekmektedir. Diğer yandan davalının dava konusu mesajı, davacı şirket tüzel kişiliğinin ticari itibarını da zedeleyecek nitelikte olduğundan, dava konusu mesajın içeriği, haksız rekabet eyleminin ağırlık derecesi ile hakkaniyet kurallarına göre davacı yararına hükmedilen manevi tazminat tutarı yerinde görülmüştür.Birleşen davada diğer davalılar ...

şirketlerinin ise haksız rekabet teşkil eden mesajla bir ilgileri ve haksız rekabet teşkil eden başkaca bir eylemleri bulunmadığından, bu davalılara yönelik haksız rekabete dayalı istemin reddine karar verilmesi yerindedir. Açıklanan nedenlerle; davalılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, asıl davanın kısmen kabulü, asıl ve birleşen davada haksız rekabete dayalı maddi tazminat isteminin kabulü gerekirken asıl davanın reddine ve birleşen davada maddi tazminat isteminin reddine karar verilmesi doğru değil ise de, yapılan hata/eksiklik yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, asıl ve birleşen davada davacılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile kararın kaldırılarak "asıl ve birleşen davanın kısmen kabulüne" karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle:Birleşen davada davalılar vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, Asıl ve birleşen davada davacılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2014/362 Esas - 2021/675 Karar sayılı 12/07/2021 tarihli kararının, HMK.'nun 353(1)b-2 gereği KALDIRILMASINA;"Asıl ve birleşen davanın kısmen kabulü ile; I-Asıl davada; Davalılar ... ile ... Şti. aleyhine açılan davanın reddine,Davalı ... Ltd. Şti. aleyhine açılan davanın kısmen kabulüne, davalının müşterilerine gönderdiği "... markalı ürünler Çin malıdır. Cildinizde oluşabilecek komplikasyonlardan ... sorumlu değildir." şeklindeki uyarı mesajının haksız rekabet oluşturduğunun tespiti ile haksız rekabetin önlenmesine, 1.250-TL maddi tazminat ile 15.000-TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte bu davalıdan alınarak davacıya verilmesine, karar kesinleştiğinde hüküm fıkrasının masrafı davalıdan alınarak Türkiye genelinde yayımlanan tirajı 20.000 üzerinde olan bir gazetede yayımlanmasına, davacının fazlaya dair manevi tazminat istemi ile diğer maddi tazminat istemlerinin reddine, II_Birleşen davada;

davalılar ... ile ... Şti. aleyhine açılan davanın reddine, Davalı ... Ltd. Şti. aleyhine açılan davanın kısmen kabulüne, davalının müşterilerine gönderdiği "... markalı ürünler Çin malıdır. Cildinizde oluşabilecek komplikasyonlardan... sorumlu değildir." şeklindeki uyarı mesajının haksız rekabet oluşturduğunun tespiti ile haksız rekabetin önlenmesine, 5000-TL maddi tazminat ile 15.000-TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte bu davalıdan alınarak davacıya verilmesine, karar kesinleştiğinde hüküm fıkrasının masrafı davalıdan alınarak Türkiye genelinde yayımlanan tirajı 20.000 üzerinde olan bir gazetede yayımlanmasına, davacının fazlaya dair manevi tazminat isteminin reddine"

İlk Derece yargılamasına ilişkin olarak;"Asıl davada; Alınması gereken haksız rekabetin tespiti yönünden 615,40-TL maktu karar harcı ile maddi ve manevi tazminat yönünden 1.110,03-TL olmak üzere toplam 1.725,43‬-TL karar ve ilam harcından, davacı tarafından peşin yatırılan 1.113,75-TL'nin mahsubu ile kalan 611,68‬-TL'nin davalı ... Ltd. Şti.'nden alınarak Hazine'ye gelir kaydına, Davacı tarafından yatırılan 1.132,15‬-TL peşin harçların davalı ... Ltd. Şti.'nden alınarak davacıya verilmesine, Davacı tarafından yapılan 10.150-TL bilirkişi ücreti ve 575,10-TL tebligat gideri olmak üzere 10.725,10‬-TL yargı giderinin davanın kabulü oranında hesaplanan 5.150-TL'sinin davalı ... Ltd. Şti.'nden alınarak davacıya verilmesine, kalanın davacı üzerinde bırakılmasına, Davacı lehine takdir olunan haksız rekabetin tespiti ve önlenmesi yönünden 30.000-TL, maddi tazminat yönünden 1.250-TL, manevi tazminat yönünden 15.000-TL vekalet ücretinin davalı ...

Ltd. Şti.'nden alınarak davacıya verilmesine, Davalı ... Ltd. Şti. lehine reddedilen maddi tazminat yönünden 1.250-TL, reddedilen manevi tazminat yönünden 15.000-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı ... Ltd. Şti.'ne verilmesine,Davalılar ...ve ...lehine haksız rekabetin tespiti ve önlenmesi yönünden 4.080-TL, reddedilen manevi tazminat bakımından 4.080-TL, reddedilen maddi tazminat yönünden 4.080-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak, davalılar ...ve ...ye verilmesine, Davalı ...tarafından yapılan toplam 211-TL yargı giderinin davacıdan alınarak davalı ...ye verilmesine, Karar kesinleştiğinde ve talep halinde kullanılmayan gider avansının yatıran tarafa iadesine" "Birleşen davada;

Alınması gereken haksız rekabetin tespiti ve önlenmesi yönünden 615,40-TL maktu karar harcı ile maddi ve manevi tazminat yönünden 1.366,2‬0-TL olmak üzere toplam 1.981,6‬0-TL karar ve ilam harcından, davacı tarafından peşin yatırılan 816,75-TL'nin mahsubu ile kalan ‬1.164,85‬-TL'nin davalı ... Ltd. Şti.'nden alınarak Hazine'ye gelir kaydına,Davacı tarafından yatırılan 835,15‬-TL peşin harçların davalı ... Ltd. Şti.'nden alınarak davacıya verilmesine, Davacı tarafından yapılan 111-TL yargı giderinin davanın kabulü oranında hesaplanan 84-TL'sinin davalı ... Ltd. Şti.'nden alınarak davacıya verilmesine, kalanın davacı üzerinde bırakılmasına,Davacı lehine takdir olunan haksız rekabetin tespiti ve önlenmesi yönünden 4.080-TL, maddi tazminat yönünden 5.000-TL, manevi tazminat yönünden 4.080-TL vekalet ücretinin davalı ...

Ltd. Şti.'nden alınarak davacıya verilmesine, Davalı ... Ltd. Şti. lehine reddedilen manevi tazminat yönünden 4.080-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı ... Ltd. Şti.'ne verilmesine, Davalılar ...ve ...yönünden reddedilen haksız rekabetin tespiti ve önlenmesi bakımından 4.080-TL, maddi tazminat bakımından 4.080-TL, manevi tazminat bakımından 4.080-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılar ...ve ...ye verilmesine, Karar kesinleştiğinde ve talep halinde kullanılmayan gider avansının yatıran tarafa iadesine" Birleşen dava yönünden davalılardan alınması gereken 1.230,8‬0-TL (615,40-TL x 2) istinaf karar harcından peşin yatırılan 337,7‬0-TL (257-TL + 80,70TL) harcın mahsubu ile kalan 893,1‬‬-TL harcın birleşen davada davalılardan tahsili ile Hazineye gelir kaydına, Asıl ve birleşen davada davacı tarafından yatırılan 80,70-TL peşin istinaf karar harcının karar kesinleştiğinde ve istek halinde kendisine iadesine,Asıl ve birleşen davada davacı tarafından yapılan 205-TL istinaf yargı giderinin asıl ve birleşen davada davalılardan alınarak davacıya verilmesine,Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine,HMK 'nun 361/1.

maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi. 15/04/2025

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/73591 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.