İmza incelemesinde eksik mukayese belgesi nedeniyle kararın kaldırılması
İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2022/755 E. 2025/579 K. · · İlk derece: İSTANBUL 16. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Menfi tespit / İstirdatkaldırıp gönderme (HMK 353/1-a)Kesin
★ Emsalusul emsali
Davacının nitelemesi: Kambiyo senedine dayalı takip nedeniyle borçlu olunmadığının tespiti mahkemenin nitelemesiyle örtüşüyor
Gerekçe özeti
Bono altındaki imzanın davacıya ait olup olmadığının tespitine yönelik bilirkişi (Adli Tıp Kurumu) incelemesinde, mukayeseye esas alınan belgelerin senedin tanzim tarihinden önceki tarihli, asıl ve davacının inkar etmediği belgeler olması zorunludur; fotokopi belgeler veya senet tanzim tarihinden sonra atılan imzalar mukayeseye esas alınamaz. Dosyada mevcudiyeti bilinen ve senet tarihinden önceki tarihli asıl mukayese belgeleri getirtilip incelenmeden düzenlenen bilirkişi raporu denetime elverişli sayılmaz ve bu rapora dayalı olarak esas hakkında hüküm kurulamaz; mahkemece eksik belgeler tamamlanarak yeniden rapor alınması gerekir.
Ele alınan sorunlar
İmza incelemesine esas alınan mukayese belgelerinin tanzim tarihi ve nitelik yönünden yetersizliği → kabul
İddia: Davalı vekili, Adli Tıp Kurumu raporuna yönelik itirazlarının gerekçe gösterilmeden reddedildiğini, raporun eksik ve ayrıntıdan uzak olduğunu, mukayeseye esas alınmayan genel kredi sözleşmesi asıllarının/fotokopilerinin değerlendirme dışı bırakılmasının hatalı olduğunu ileri sürerek kararın kaldırılıp davanın reddini talep etmiştir.
Gerekçe: Dairenin önceki kaldırma kararında, imza incelemesine esas alınan mukayese evraklarının senedin tanzim tarihinden sonraki tarihli olması veya fotokopiden ibaret olması nedeniyle bilirkişi raporunun denetime elverişli olmadığı, senedin tanzim tarihinden önceki tarihlerde atılmış mukayeseye esas imzaları içeren belgelerin araştırılıp toplanarak yeniden imza incelemesi yaptırılması gerektiği belirtilmişti. Mahkemece bu doğrultuda temin edilen ve Adli Tıp Kurumu tarafından incelemeye esas alınan belgelerin (resmi senet, oda belgesi, seçmen listeleri, taahhütname, fakirlik belgesi, haciz tutanağı, vekaletname) incelenmesinde, bunlardan sadece iki tanesinin dava konusu senedin tanzim tarihinden önce düzenlenmiş olduğu, diğerlerinin bir kısmının fotokopi bir kısmının ise senet tanzim tarihinden sonraki tarihleri taşıdığı görülmüştür. Ayrıca davacı tarafça imza inkarı suretiyle açılmış başka dava dosyalarında (İstanbul 2. ATM'nin ilgili dosyasında) kasaya alınmış, senet tanzim tarihinden önceki tarihli üç adet noter evrak aslının bulunduğu, bu belgelerin mukayese belgesi olarak getirtilip bilirkişilerce incelenmesinin sağlanmadığı anlaşılmıştır. Bu durumda, senedin tanzim tarihi ve öncesi tarihleri içeren, mevcudiyeti bilinen belgeler getirtilip Adli Tıp Kurumu'ndan temin edilen evrak asıllarıyla yeniden imza incelemesi yaptırılarak yeni bir rapor alınması ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, yeterli mukayese imzası içermeyen bir rapora dayalı olarak hüküm kurulması doğru görülmemiştir. Uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış ve değerlendirilmemiş olması nedeniyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile kararın kaldırılması gerekmiştir.
Gerekçe kaynağı: özgün
Kötü niyet tazminatı istemine ilişkin istinaf başvurusu hakkında karar verilmesine yer olmadığına → tartışılmadı
İddia: Davacı vekili, imza inkarının haklı çıkması ve davalının temlik sonrası takip işlemlerini bilerek sürdürmesi nedeniyle İİK 72/5 uyarınca kötü niyet tazminatına hükmedilmesi gerektiğini, ilk derece mahkemesinin ret gerekçesinin hatalı olduğunu ileri sürmüştür.
Gerekçe: İlk derece mahkemesi kararının, imza incelemesindeki eksiklik nedeniyle esastan kaldırılmasına karar verildiğinden, esasa ilişkin nihai bir tespit yapılmaksızın dosyanın yeniden görülmek üzere ilk derece mahkemesine gönderilmesi gerekmiş, bu nedenle karar sonucuna bağlı olan kötü niyet tazminatı istemine yönelik davacı vekilinin istinaf başvurusu hakkında ayrıca karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Gerekçe kaynağı: özgün
Emsal değeri
İmza inkarına dayalı menfi tespit davalarında bilirkişi incelemesine esas alınacak mukayese belgelerinin senedin tanzim tarihinden önceki, asıl nitelikli belgeler olması gerektiğine, fotokopi veya sonraki tarihli belgelerin incelemeye esas alınamayacağına ilişkin ilke yönünden emsal niteliktedir.
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
imza incelemesi↗ mukayese imza↗ bilirkişi raporu↗ menfi tespit davası↗ kambiyo senedi↗ denetime elverişlilik↗
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO 2022/755
KARAR NO 2025/579
TÜRK MİLLETİ ADINA
İSTİNAF KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ İSTANBUL 16. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ 10/02/2022
NUMARASI 2020/549 Esas - 2022/94 Karar
DAVA
Menfi Tespit
Davanın kabulüne ilişkin verilen kararın davacı ve davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
DAVA
Davacı vekili; müvekkilinin eski eşi ...'ın gerek o dönem ortak oldukları ... şirketi gerekse şahsi olarak bankalara yüklü miktarda borçlandığını, davacının eski eşi bankalara borçlanırken o dönem davacıya atfen atılan imzalar ile senetler verdiğini, dava konusu senedin de bu kapsamda verilmiş bir senet olduğunu, ...'ın davalı bankaya teminat olarak 18.12.2006 düzenleme ve 18.01.2007 vade tarihli 675.000-USD bedelli senedi kendi ve şirket adına ciro ederek teslim ettiğini, davalı bankanın müvekkili aleyhine İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı takip dosyasında takip başlattığını, takibe konu bonoda müvekkiline atfen atılan imzanın müvekkilinin eli ürünü olmadığını belirterek, müvekkilinin bono ve takip nedeniyle davalıya borçlu olmadığının tespiti ile davalı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili; dava konusu alacağın müvekkilince dava dışı ... Bankası'ndan temlik alındığını, kredi borçlusu ... şirketine kullandırılan kredi borçlarının ödenmemesi üzerine şirketin bankaya vermiş olduğu kambiyo senedine dayalı olarak davacı ve ... hakkında takip başlatıldığını, davacı tarafın bononun tanzim tarihinden itibaren 10 yıllık zamanaşımı süresinin dolması arifesinde imza inkarında bulunmasının hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğunu, ayrıca alacağı temlik eden ... Bankası tarafından İstanbul 3. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2011/442 esasında davacı taraf aleyhine açılmış tasarrufun iptali davasının derdest olduğunu, davacının bu davayı açarak tasarrufun iptali davasının sonuçlanmasını engellemeye çalıştığını, davacı tarafın imza konusunda süresinde icra mahkemesinde şikayet yoluna başvurmadığını, davacı iddiasının doğru olduğu kabul edilse dahi davacının genel kredi sözleşmesinde bulunan kefaletinden dolayı da sorumluluğunun bulunduğunu belirterek, davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece; celp edilen davacıya ait ıslak imza içeren belgeler ve bono aslı üzerinde yaptırılan imza incelemesi sonucunda düzenlenen İstanbul Adli Tıp Kurumu'nun 01/10/2021 tarihli raporunda, inceleme konusu senette ... adına atılı imza ile ...'ın mukayese imzaları arasında, tersim biçimi, işleklik derecesi, alışkanlıklar, istif, eğim, doğrultu, seyir, hız ve baskı derecesi bakımından farklılıklar saptandığından, söz konusu imzanın mevcut mukayese imzalarına kıyasla ...'ın eli ürünü olmadığının tespit ve mütalaa edildiği, dava ve takip konusu bonoda bulunan imzanın davacıya ait olmadığı ve davacının bono ve takip nedeniyle borçlu olmadığı gerekçesiyle, davanın kabulüne, takip konusu bono ve bonoya dayalı icra takibi nedeniyle davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine, davalı bankanın senede dayalı alacağı takibi başlatan bankadan temlik aldığı ve temlik eden bankanın imzanın sahteliğini bilerek, kötü niyetli olarak takip başlattığı sabit olmadığından davacının kötü niyet tazminatı isteminin reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF NEDENLERİ
Davacı vekili; davaya konu senetteki imzaların müvekkilinin eli ürünü olmadığının açıkça ortay konulduğunu, yine bankaca İstanbul 2. ATM'nin 2016/1251 esas sayılı dosyası ile davaya konu edilen alacağın dayanağı olarak belirtilen kredi sözleşmelerinde müvekkiline atfen atılan imzaların müvekkilinin eli ürünü olmadığının da ortaya çıktığını ve bu dosyadan da boçlu bulunmadığına dair karar verildiğini, bu durumda şartları oluştuğu halde İİK 72/5 maddesinde belirtilen kötü niyet tazminatına hükmedilmemesinin hakkaniyete aykırı olduğunu, davalı ... Bankasının alacağı temlik aldıktan sonra tasarrufun iptali davasına ve takip işlemlerini yürütmeye devam ettiğini, bu nedenle davalının temlik alan olduğundan bahisle kötü niyetli olmayacağına dair gerekçenin hatalı olduğunu, temlik sözleşmesinde tüm belge ve bilgilerin devredildiği belirtilmiş olup, müvekkilinin 14/08/2009 ve 18/08/2009 tarihli ihtarları ile de sözleşmelerdeki imzaların kendi eli ürünü olmadığınının bankaya bildirildiğini, tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde, alacaklının haksız ve kötü niyetli takip işlemleri sebebi ile müvekkili lehine tazminata hükmedilmesi gerektiğini, yine harç ve masraflara dair hükümde karar tarihindeki kur üzerinden hesaplama yapılması gerekirken, dava tarihindeki kur üzerinden yapılan hesaplama ile harç ve vekalet ücretine hükmedilmiş olmasının da dayanağının bulunmadığını belirterek, kararın tazminat yönünden kaldırılarak davalı aleyhine %40'tan az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili; dosyaya sunulan Adli Tıp Kurumu raporuna yönelik itirazlarının mahkemece dikkate alınmadan ve gerekçe gösterilmeden reddedildiğini, söz konusu raporda davacının imzasını içeren genel kredi sözleşmesi asılları ve fotokopilerinin mukayese dışı tutulduğunu ve bunun gerekçesinin gösterilmediğini, bu nedenle raporun kabul edilmeyeceğini, raporun ayrıntıdan uzak ve eksik olduğunu, senetteki imzanın davacının eli ürünü olmadığına yönelik tespitin ayrıntı içermediğini belirterek, kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE
Dava, davalı tarafça takip konusu edilen bono ve bonoya dayalı icra takibi nedeniyle borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkindir. Somut olayda;
18. 12.2006 düzenleme ve 18.01.2007 ödeme tarihli, keşidecisi ... ve ..., lehtarı ... olan 675.000-USD bedelli bonoya dayalı olarak toplam 1.598.306,25-USD alacak üzerinden alacaklı ... Bankası tarafından borçlular İhsan ve ... aleyhine İstanbul ... İcra Dairesinin ... esas sayılı takip dosyasında kambiyo senetlerine özgü takip başlatıldığı, takibin kesinleşmiş olduğu, davacı tarafından açılan işbu davada ilk derece mahkemesince alınan 21.03.2018 tarihli bilirkişi kurulu raporunda senet altında davacıya atfen atılan imzanın davacının eli ürünü olmadığı tespit edilerek mahkemece davanın kabulüne karar verildiği, kararın istinafı üzerine Dairemizin 2018/1868 esas 2020/886 karar sayılı ilamıyla;
imza incelemesine esas alınan mukayese evraklarının senedin tanzim tarihinden sonraki tarihli, önceki tarihli evrakların ise fotokopiden ibaret olduğu, fotokopi belgeler veya senedin tanzim tarihinden sonra atılan imzaların mukayese olarak imza incelemesine esas alınamayacağı, bu nedenle alınan bilirkişi raporunun denetime elverişli olmadığı, dava konusu senedin tanzim tarihinden önceki tarihlerde atılmış mukayeseye esas imzaları içeren belgeler araştırılıp toplanarak yeni bir bilirkişi kuruluna yeniden imza incelemesi yaptırılıp sonucuna göre karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle kararın kaldırılmasına karar verildiği anlaşılmaktadır. Dairemizin kaldırma kararı doğrultusunda mahkemece celp edilen davacının imzasını içeren mukayese belgeleri ile birlikte imza incelemesi yaptırılmış olup, İstanbul Adli Tıp Kurumu'nun 01/10/2021 tarihli raporunda;
inceleme konusu senette ... adına atılı imza ile ...'ın mukayese imzaları arasında, tersim biçimi, işleklik derecesi, alışkanlıklar, istif, eğim, doğrultu, seyir, hız ve baskı derecesi bakımından farklılıklar saptandığından, söz konusu imzanın mevcut mukayese imzalarına kıyasla ...'ın eli ürünü olmadığının tespit ve mütalaa edildiği bildirilmiştir. Mahkemece temin edilen ve ATK tarafından incelemeye esas alınan belge asıllarının; Çorlu Tapu Müdürlüğü'nün 29.09.1997 tarihli resmi senet aslı, 05.07.2004 tarihli İstanbul Ticaret Odası hitaplı belge aslı, 2015 ve 2017 tarihli sandık seçmen listeleri, 24.07.2017 tarihli taahhütname, 08.11.2016 tarihli fakirlik belgesi, 27.12.2010 tarihli haciz tutanağı ve 27.07.2011 tarihli vekaletname olduğu anlaşılmaktadır.
Mukayese belgeleri arasında yer alan genel kredi sözleşmelerinin altında yer alan davacıya atfen atılmış imzalar da davacı tarafça inkar edilerek değişik dosyalarda dava konusu edilmiş olup, ATK raporunda inceleme dışı bırakılmıştır. Dolayısıyla ATK raporunda imza incelemesine esas alınan belgelerden sadece iki tanesi dava konusu senedin tanzim tarihinden önce düzenlenmiş olup, diğer belgelerin bir kısmı fotokopi, bir kısmı ise senet tanzim tarihinden sonraki tarihleri taşımaktadır. Davacı tarafça imza inkarı suretiyle açılmış bulunan dava dosyalarından elde edilen bilgilere göre; İstanbul 2. ATM'nin 2016/12550 (yeni esas: 2023/379) esas sayılı dosyasında 2020/17 numara ile kasaya alınan Bakırköy ...
Noterliğinin 13.10.2003 tarihli ... sayılı, Beyoğlu .... Noterliğinin 01.02.2001 tarihli ... yevmiye sayılı, Kadıköy ... Noterliği'nin 03.02.1995 tarihli ... yevmiye sayılı evrak asılları bulunmakta olup, bu belgeler mukayese belge olarak getirtilip bilirkişilerce incelenmesi sağlanmamıştır. Bu durumda mahkemece senedin tanzim tarihi ve öncesi tarihleri içeren yukarıda belirtilen belgeler getirtilerek Adli Tıp Kurum'undan temin edilen evrak asıllarıyla yeniden imza incelemesi yaptırılarak, Adli Tıp Kurumu'ndan yeniden rapor istenilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken,yeterli imza ile yapılmayan rapora dayalı karar verilmesi doğru görülmemiştir.Açıklanan nedenlerle; uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış ve değerlendirilmemiş olması nedeniyle, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile kararın kaldırılarak, dava yeniden görülmek üzere dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine, karar sonucuna göre davacı vekilinin istinaf başvurusu hakkında bir karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
HÜKÜM
Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne; İstanbul 16. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 10/02/2022 Tarih 2020/549 Esas - 2022/94 Karar sayılı kararının HMK'nın 353(1)a-6 maddesi gereği KALDIRILMASINA; "Dava yeniden görülmek üzere dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine" Davacı vekilinin istinaf başvurusu hakkında karar verilmesine yer olmadığına,"Davalı tarafından yatırılan 96.687,34-TL peşin istinaf karar harcının istek halinde kendisine iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK 362(1)-g kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 15/04/2025
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/73572 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi