İbraname ile borç ilişkisinin sona ermesi nedeniyle itirazın iptali talebinin reddi
İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2022/1632 E. 2025/1406 K. ·
İtirazın iptaliistinaf başvurusunun esastan reddiKesinlik belirsiz
★ Emsal
Davacının nitelemesi: Ticari Satım Sözleşmesinden Kaynaklanan Cari Hesap Alacağı mahkemenin nitelemesiyle örtüşüyor
Gerekçe özeti
Taraflar arasında düzenlenen ve imzası bilirkişi incelemesiyle doğrulanan ibraname/mutabakat protokolü ile borç ilişkisi TBK 132 uyarınca sona ermişse, bu tarihten önceki alacaklara dayalı icra takibine yönelik itirazın iptali talebi reddedilir; ibranamenin verilme sebebine ilişkin ilk derecede ileri sürülmeyen iddialar ise HMK 357 uyarınca istinafta ilk kez dinlenemez.
Ele alınan sorunlar
İbraname nedeniyle icra takibine konu alacağın bulunmadığı → ret
İddia: Davacı vekili, ibranamenin usulsüz olduğunu, davalının akrabaları üzerinden kurduğu şirketler yoluyla piyasayı dolandırdığını, ibranamenin bu bonolar ve çekler karşılığında imzalandığını, sonradan bu bonoların ve çeklerin geçersiz/usulsüz olduğunun öğrenildiğini ileri sürerek kararın kaldırılmasını ve davanın kabulünü talep etmiştir.
Gerekçe: İcra takibi, 26.09.2016 tarihli cari hesap ekstresine dayanılarak başlatılmıştır. Davalı tarafça sunulan 09/07/2016 tarihli mutabakat protokolü ve ibraname başlıklı belgede taraflar, o tarih itibariyle karşılıklı hesaplaştıklarını ve birbirlerini gayrikabili rücu olarak ibra ettiklerini beyan etmişlerdir. Davacının bu belgedeki imzayı inkar etmesi üzerine ATK Fizik İncelemeleri İhtisas Dairesinden alınan rapor, imzanın davacının eli ürünü olduğunu bildirmiştir. TBK'nın 132. maddesi uyarınca borcu doğuran işlem şekle bağlı olsa bile, taraflarca şekle bağlı olmaksızın yapılacak ibra sözleşmesiyle borç tamamen veya kısmen ortadan kalkabilir. Bu hüküm karşısında, taraflar arasındaki ibra sözleşmesiyle borç ilişkisinin sona erdiği, davacının davalıyı 09.07.2016 tarihinden önceki borçlar nedeniyle ibra ettiği açıktır. Takip dayanağı cari hesap ekstresinin incelenmesinden, son satış faturasının davalı adına 03/07/2016 tarihinde düzenlendiği, sonraki kayıtların ise ödemelere ilişkin olduğu görülmüştür. İbra tasarrufi bir işlemdir ve aksine hüküm yoksa asıl borç ile birlikte tüm fer'ileri açısından sonuç doğurur. Davacı, davalıyı ibra ederek açıkça hiçbir isim altında hak ve alacak talebinde bulunmayacağını taahhüt etmiştir; bu beyan, kabul ve taahhütler davacıyı bağlar.
Gerekçe kaynağı: özgün
İlk derecede ileri sürülmeyen iddiaların istinafta dinlenememesi → ret
İddia: Davacı vekili istinaf dilekçesinde, davalının akrabaları üzerinden kurduğu şirketler aracılığıyla piyasayı dolandırdığını, ibranamenin bonolar ve çekler karşılığında verildiğini, bu belgelerin sonradan geçersiz olduğunun öğrenildiğini ve İstanbul 6. İcra Dairesindeki dosyaların delil olarak alınmasını ilk kez istinaf aşamasında ileri sürmüştür.
Gerekçe: HMK'nın 357. maddesi uyarınca, Bölge Adliye Mahkemesince resen göz önünde tutulacaklar dışında, ilk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunmalar istinafta dinlenemez. Bu nedenle ibranameyi verme sebebinin ayrıca incelenmesine gerek bulunmamaktadır.
Gerekçe kaynağı: özgün
Emsal değeri
Karar, TBK 132 uyarınca şekle bağlı olmaksızın yapılan ibra sözleşmesinin borç ve fer'ilerini tamamen sona erdirdiğine ve ilk derecede ileri sürülmeyen iddiaların HMK 357 gereği istinafta dinlenemeyeceğine ilişkin genel ilkeleri uygulaması nedeniyle bölgesel ikna edici emsal değeri taşımaktadır.
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ibra sözleşmesi↗ itirazın iptali↗ cari hesap↗ imza inkarı↗ ATK bilirkişi raporu↗ istinafta yeni iddia↗
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
2. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO 2022/1632
KARAR NO 2025/1406
TÜRK MİLLETİ ADINA
KARAR
DAVA
İtirazın İptali (Ticari Satım Sözleşmesinden Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ 24/09/2025
Davanın reddine ilişkin verilen kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
DAVA
Davacı vekili, davacının Antalya ili Kumluca ilçesinde sebze meyve komisyonculuğu yaptığını, davalının İstanbul ilinde sebze-meyve sattığını, davalının davacıdan alacaklıdan uzun süre mal satın alıp bir kısım ödeme yaptığını, geriye 783.818,38-TL borçlu kaldığını, bunun üzerine İstanbul 21. İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosya üzerinde icra takibi başlattıklarını, davalı borçlunun borca itiraz ettiğini, itiraz dilekçesinin 28/11/2017 tarihinde tebliğ edildiğini ,davalı borçlunun itirazının iptaline, lehlerine icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili davacının tüm iddialarının maddi gerçek ve hukuki dayanaklardan yoksun olduğunu, davacının davalıdan alacağının bulunmadığını, davacının 09/07/2016 tarihli mutabakat protokolü ve ibranameden bahsetmeden mükerrer tahsilat amaçlı talepte bulunduğunu, tarafların imza altına aldıkları mutabakat protokolü ile birbirlerini gayrikabili rücu olarak ibra ettiklerini, icra takibi yetkisiz icra dairesinde başlatıldığından yetkiye itiraz edildiğini, haksız ve yersiz davanın reddini, davacı aleyhine alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEME KARARI
Mahkemece; inkar edilen imzalı protokolün davaya konu takibe dayanak faturalardan sonra düzenlendiği ve önceki döneme ilişkin davacının davalıyı ibra ettiği, takiple sıkı sıkıya bağlı bulunan bu davada davacının icra takibine konu faturalardan kaynaklı bir alacağı kalmadığı, takibin ibranameye rağmen yapıldığı, davacının kötü niyetli olduğu gerekçesiyle davanın reddine, davacı kötü niyetli olduğundan takip konusu alacak üzerinden takdiren %20 üzerinden hesaplanan 156.763,67 TL kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili ;davalının akrabaları ile kurdukları şirketler üzerinden piyasayı dolandırdıklarını, davalının dahan önce kendisinin de hissedarı olduğu ve sonra kardeşleri ve yeğenlerinin hissedarı olduğu ...Ltd. Şti. adına davacıya sıralı bono ve çek verdiğini, davacının aldığı bonolar ve çekler karşılığında dava dosyasında bulunan ibranameyi imzaladığını, söz konusu bonolar nedeniyle İstanbul 6.İcra Dairesinin ... ve ... esas sayılı dosyada icra takibi başlatıldığını, davacıya verilen çeklerin ise yetkili şahıs tarafından imzalanmadığını haricen öğrenmeleri üzerine işlem yapılmadığını, ... şirketinin paravan bir firma olduğunu, bu firmanın içinin boş olduğunu ve piyasayı dolandırdıklarını sonradan öğrendiklerini, İstanbul 6.İcra Dairesinde bulunan ...
Esas sayılı dosyaların delil olarak dosyanın içerisine alınmasını talep ettiklerini, ibranamenin usulsüz olduğunu, yeniden yargılama yapılarak kararın kaldırılması ile davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE
Dava, davacının yaş sebze alım-satımına ilişkin cari(açık) hesap alacağının tahsili istemli icra takibine yönelik itirazın iptaline ilişkindir.
İstanbul 21. İcra Dairesinin ... Esas sayılı icra dosyası ile ; davacı takip alacaklı davalı takip borçlusu aleyhine 783.818,38- TL asıl alacak yönünden 23.10.2017 tarihinde 26.09.2016 tarihli cari hesap ekstresine dayanılarak ilamsız takip başlatılmıştır.Davalı tarafından sunulan ''Mutabakat protokolü ve ibraname'' başlıklı 09/07/2016 tarihli belgede; ''taraflar cari hesapta mutabık kalmış olup yapılan karşılıklı hesaba göre 09/07/2016 tarihi itibariyle karşılıklı olarak birbirlerinden her türlü nam ve ad altındaki alacaklarını aldıklarından ve de birbirlerinden alacak ve borçları kalmadığından dolayı serbest ve hür iradeleriyle birbirlerini gayrikabili rücu olarak ibra ettiklerini kabul, beyan ve taahhüt ederler.'' yazılıdır.
Davacının ibranamedeki imzayı inkar etmesi üzerine belgedeki imzanın davacının eli ürünü olup olmadığı hususunda ATK Fizik İncelemeleri İhtisas Dairesinden alınan raporda; söz konusu imzanın ...'un eli ürünü olduğu bildirilmiştir.TBK nın Borçların "Sona Erme Halleri" ana başlıklı bölümünde "ibra" alt başlıklı 132. Maddesi; "Borcu doğuran işlem kanunen veya taraflarca belli bir şekle bağlı tutulmuş olsa bile borç, tarafların şekle bağlı olmaksızın yapacakları ibra sözleşmesiyle tamamen veya kısmen ortadan kaldırılabilir." şeklindedir. TBK nın 132. maddesi hükmü karşısında taraflar arasında tanzim edilen ibra sözleşmesi ile borç ilişkisinin sona erdiği, davacı tarafın davalıyı 09.07.2016 tarihinden evvel ki borçları nedeniyle ibra ettiği açıktır.
İcra takibi dayanağı cari hesap ekstresinin incelenmesinden; son satış faturasının davalı adına 03/07/2016 tarihinde düzenlendiği, sonraki kayıtların ödemelere ilişkin olduğu belirlenmektedir. İbra tasarrufi bir işlemdir ve aksine hüküm yoksa asıl borç ile birlikte tüm fer'ileri açısından sonuç doğuracaktır. Davacı taraf da, davalıyı ibra ederek, açıkça davalı şirketten ne isim altında olursa olsun bir hak ve alacak talebinde bulunmayacağını taahhüt etmiştir.Davacı tarafın beyan, kabul ve taahhütlerinin kendisini bağlayacağı, HMK'nın 357. maddesinde Bölge Adliye Mahkemesince resen göz önünde tutulacaklar dışında, ilk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunmaların dinlenemeyeceği, ibranameyi verme sebebinin ayrıca incelenmesine gerek olmadığından davacı vekilinin karara yönelik istinaf sebebleri yerinde görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle, istinaf sebebleri yerinde görülmeyen davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM
Yukarıda açıklanan nedenlerle:
Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
Alınması gereken 615,40-TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 80,70-TL harcın mahsubu ile kalan 534,70-TL harcın davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,
Davacı tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına,
Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine,
HMK 'nun 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde Yargıtay nezdinde temyiz yasa yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi.24/09/2025
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/73527 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi