ÜTS kaydı olmayan/hatalı kayıtlı ürünlerde hukuki ayıp ve dönme hakkı
İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2022/1598 E. 2025/1417 K. · · İlk derece: İSTANBUL ANADOLU 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
İtirazın iptaliistinaf başvurusunun esastan reddiKesinlik belirsiz
★ Emsal
Davacının nitelemesi: Satım sözleşmesinden kaynaklanan bakiye alacak ≠ mahkeme dalı · davacı çerçevesi: Ticari satım
Gerekçe özeti
İtirazın iptali davasında, tarafların ticari ilişkisi takibe konu faturalarla sınırlı olmayıp aralarında karşılıklı iade ve talepler mevcutsa, alacağın varlığı tek tek ürün/fatura incelemesi yerine tarafların ticari defterleri üzerinden bütüncül olarak değerlendirilir. Ayrıca, bir çekin borçlunun elinde bulunması TBK 104/3 uyarınca borcun sona erdiğine karine oluşturur; alacaklı bu karinenin aksini aynı nitelikte belge ile ispatlayamazsa ve çeklerin defterlerde giriş-çıkış kaydı bulunmuyorsa, çek bedeli alacak hesabına dahil edilmez.
Ele alınan sorunlar
ÜTS'ye kayıtsız/hatalı kayıtlı ürünlerin tek tek tespiti gerekip gerekmediği ve hukuki ayıp → ret
İddia: Davacı vekili, ürünlerin hangilerinin ÜTS'ye tabi olduğu, hangilerinin kaydı bulunup bulunmadığı araştırılmadan fatura konusu ürünlerin tümünün ayıplı kabul edilmesinin hatalı olduğunu, ÜTS kaydı olmamasının hukuki ayıp sayılamayacağını, ürünlerin değerini ve kullanılabilirliğini etkilemediğini, davalının süresinde ayıp ihbarında bulunmadığını ileri sürmüştür.
Gerekçe: Bilirkişi incelemesinde davalının, ÜTS'ye kayıtlı olmayan ürünler ve arızalı ürünler nedeniyle davacıdan talepte bulunduğuna ilişkin e-posta yazışmaları ile bir kısım iade faturaları ibraz edilmiştir. Davalının hukuki ayıplı olarak nitelendirdiği ürünlere ilişkin düzenlenen iade faturalarının bir kısmının davacının kendi defterlerinde de kayıtlı olduğu görülmektedir. Buna göre davalı tarafça ileri sürülen iddiaların muhasebesel anlamda ticari defterlere yansıtılmaya çalışıldığı anlaşılmakla, davacının davalıdan alacaklı olup olmadığının ticari defterlere göre değerlendirilmesi zorunluluğu bulunmaktadır. Bu bakımdan ÜTS'ye tabi olup da kayıtlı olmayan ya da hatalı kaydedilen ürünlerle ayıplı ürünlerin tek tek tespiti gerektiğine ilişkin istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir.
Gerekçe kaynağı: özgün
Tahsil edilmeden davalıya iade edilen çeklerin bakiye alacak hesabına dahil edilip edilmeyeceği → ret
İddia: Davacı vekili, müvekkili tarafından tahsil edilmeden davalıya iade edilen toplam 240.000-TL tutarlı çeklerin hesaplamaya dahil edilmesi gerektiğini, taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında eski tarihli çeklerin iade edilerek yenilerinin alındığını, alacağın buna göre belirlenmesi gerektiğini ileri sürmüştür.
Gerekçe: TBK'nın 104/3. maddesinde borç senedinin borçluya geri verilmesi halinde borcun sona ermiş sayılacağı düzenlenmiştir. Çekin borçlunun elinde olması bedelinin ödendiğine karine teşkil eder; bu karinenin aksinin alacaklı tarafından aynı nitelikteki belge ile ispatlanması gerekir. Davacı tarafından bahsi geçen çeklere dayalı olarak alacağın devam ettiğine ilişkin bir delil ibraz edilmemiştir. Bilirkişi tarafından yapılan incelemede, davacının itirazına konu çeklerin her iki tarafın defterlerinde giriş ve çıkış kayıtlarının bulunmadığı, bu nedenle alacağa etkisinin olmadığı denetime elverişli şekilde tespit edilmiştir. Bu durumda davacının alacağını ispat edemediği anlaşılmakla aksi yöndeki istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir.
Gerekçe kaynağı: özgün
Emsal değeri
Karar, (i) tarafların ticari ilişkisi tek bir faturayla sınırlı olmadığında alacağın varlığının ürün bazlı tek tek inceleme yerine ticari defterler üzerinden bütüncül değerlendirilmesi gerektiği ve (ii) borçlunun elinde bulunan çekin TBK 104/3 uyarınca borcun sona erdiğine karine oluşturduğu, bu karinenin aksinin alacaklı tarafça aynı nitelikte belge ile ispatlanması gerektiği yönündeki değerlendirmeleriyle bölgesel ikna edici emsal niteliği taşımaktadır.
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
itirazın iptali↗ hukuki ayıp↗ ÜTS (Ürün Takip Sistemi)↗ sözleşmeden dönme↗ ticari defter incelemesi↗ çekin borçluya iadesi karinesi↗ TBK 104/3↗
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO 2022/1598
KARAR NO 2025/1417
TÜRK MİLLETİ ADINA
KARAR
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ İSTANBUL ANADOLU 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ 22/03/2022
NUMARASI 2019/526 Esas - 2022/250 Karar
DAVA
İtirazın İptali
DAVA TARİHİ 19/08/2019
İSTİNAF KARAR TARİHİ 24/09/2025
Davanın reddine ilişkin verilen kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
DAVA
Davacı vekili; müvekkili tarafından sözleşme ilişkisi kapsamında davalıya satışı yapılan faturalarda ayrıntıları yazılı ürünlerin bedelinin ödenmediğini, davalı tarafından takibe haksız olarak itiraz edildiğini, davalının güncel olarak işlemiş faiz hariç olmak üzere 201.645,55-TL tutarında bakiye borcu olduğunu, Beşiktaş 6. Noterliği'nin ... nolu 08.01.2019 tarihli ihtarnamesinin keşide edildiğini, buna rağmen borcun ödenmemesi nedeniyle İstanbul Anadolu 7. İcra Dairesi'nin ... sayılı takibinin başlatıldığını, davalının takibe haksız olarak itiraz ettiğini belirterek davalının itirazının iptaline, alacağın % 20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili; davacının icra takibine konu ettiği ürünleri zamanında tam ve ayıpsız şekilde teslim etmediğini, yine davacının gerekli servis/bakım/onarım desteğini gereği gibi yerine getirmediğini, davacının iade edilen ürünlere karşılık tahsil etmek üzere müvekkili şirketten aldığı 28.02.2018 tarihli 95.000-TL bedelli ve 20.03.2018 tarihli 145.000-TL bedelli iki adet çeki iade ettiğini,optik ürünlere sahip üreticilerin Sağlık Bakanlığı'nın 11.09.2017 tarihi itibariyle başlattığı uygulama gereği piyasaya arz edecekleri ürünlere ilişkin bildirimlerini “Ürün Takip Sistemi” üzerinden yapmalarının ve tekil ürün hareketlerini gerçekleştirmelerinin zorunlu olduğunu, davacının takibe konu ettiği faturalara konu ürünlerin bir kısmının ÜTS'ye hiç tanımlanmadığını, kalan kısmının ise kodlarının yanlış tanımlı olduğunu, müvekkiline gönderilen ürünler ile ÜTS'ye kaydedilen ürünlerin eşleşmemesi sonucunda karekodların geçersiz hale geldiğini, böylelikle ürünlerin davalı şirket tarafından satılamadığını, hatalı kayıt işleminin davacı tarafından giderilmemesi nedeni ile müvekkili şirketin ürün verdiği bayilerin ürünleri satamayarak müvekkili şirkete iade ettiğini, müvekkili şirketten ürünlerin iadesini talep eden davacı şirketin çekleri müvekkiline iade ettiğini, ancak davalının ürünlerin sadece bir kısmını sembolik olarak iade aldığını, kalanını geri çevirdiğini, müvekkili tarafından noter aracılığı ile ürünlerin teslim alınmasının ihtar edildiğini, davacı şirketin ayıplı ürünleri teslim almaktan imtina ederek temerrüde düştüğünü belirterek davanın reddine, davacının kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEME KARARI
Mahkemece; teknik incelemede belirlenmiş olduğu üzere satış sözleşmesine konu bazı gözlüklerin ÜTS sistemine kayıtlı olmayan gözlükler olup bu niteliği ile hukuki ayıplı olduğu, zira bu sisteme kaydı olmayan gözlüklerin satışının ilgili mevzuat gereği yasaklandığı, yine satış sözleşmesine konu bazı mallar bakımından maddi ayıpların da söz konusu olduğu, bu ayıpların davacı tarafından tam olarak veya zamanında giderilemediğinin taraflar arasındaki yazışmalardan anlaşıldığı, nitekim bu yazışmalardan davalının çeşitli defalarda hukuki/maddi ayıbı davacı satıcıya bildirdiği, davalının mallardaki ayıp nedeniyle sözleşmeden dönme hakkını kullandığı ve bu nedenle bedel ödeme borcunun bulunmadığı, mali incelemede davacının kendi defterlerinde alacaklı olmadığı, aksine borçlu olduğunun tespit edildiği gerekçesiyle davanın reddine, kötü niyet tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili; mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda müvekkili tarafından tahsil edilmeden davalıya iade edilen çeklerin hesaplamaya alınmamasının hukuka aykırı olduğunu, iş bu çek bedellerinin davalının kayıtlarında ödeme yapılmış gibi kayda alınması nedeniyle davacının borçlu göründüğünü, mahkemece eksik inceleme ile karar verildiğini, müvekkilinin iade ettiği çekler yerine davalının yeni tarihli çek vermesi gerektiğini, aralarında ticari ilişkinin bu şekilde yürüdüğünü, bilirkişilerce ticari defter ve belgelerin eksik incelendiğini, müvekkili şirketin 2017 ve 2018 yıllarında sisteminde yaşanan teknik sorunlar nedeniyle tahsil edilmeden iade edilen çeklerin cari hesaptan çıkışının yapılmadığını, bahsi geçen toplam 240.000-TL tutarlı çekin takastan iade edildiğini, takasta iade nedeniyle ters kayıt işlemi yapılması gerekirken itirazlara rağmen bilirkişilerin bu durumu dikkate almadığını, bu çekler dikkate alındığında müvekkili şirketin alacağının sabit olduğunu, davalıya teslim edilen ürünlerinin tamamının ÜTS'ye tabi olmadığı halde hangilerinin tabi olup olmadığı, hangilerinin kaydı bulunup bulunmadığı araştırılmadan fatura konusu ürünlerin tümünün ayıplı kabul edilmesinin doğru olmadığını, ayrıca ÜTS'ye kayıtlı olmamanın hukuki ayıp olarak kabulünün mümkün olmadığını, ürünlerin ÜTS kaydının olmamasının ürünlerin değerini etkilemediği gibi kullanılmasına engel de teşkil etmediğini, bu durumun satım sözleşmesinin geçerliliğini etkilemeyeceğini, davalının teknik sorun olduğunu bilerek ticari ilişkiyi devam ettirdiğini, müvekkilinin ÜTS kaydı bulunmayan ürünler bakımından kolaylıkla barkod temin ederek sorunu çözdüğünü, kaldı ki davalının süresinde ayıp ihbarının da bulunmadığını, yine bir kısım ürünlerin ÜTS'ye tabi olmadığını, ürünlerin hangisinin ÜTS'ye tabi olmadığı tespit edilmeden tümünün ayıplı kabul edilmesinin de hatalı olduğunu, güneş gözlüğü gibi aksesuar ürünlerinin ÜTS ye tabi olmadığını, yine davalının servis hizmeti talep etmiş olmasının ürünlerin ayıplı olduğunu göstermeyeceğini, ürünlerin iadesi için müvekkiline ulaşan bir irade beyanı bulunmadığını, bu nedenle dönme hakkının kullanılabilmesi için gerekli alt yapının oluşmadığını, yine dönme hakkında konu olan ürünlerin hangileri olduğunun tespit edilmediğini, kararın hatalı olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
GEREKÇE
Dava, distribütörlük ilişkisi kapsamında düzenlenen fatura alacağının tahsili için başlatılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir. Davacı vekili, davalıya teslimi yapılan gözlükler nedeniyle düzenlenen faturalardan kaynaklı bakiye alacağın tahsili için icra takibi başlatılmış olup, davalı vekili, davacı tarafından müvekkiline teslim edilen gözlük ürünlerinin Ürün Takip Sistemine (ÜTS) kayıtlı olmadığını ya da hatalı kaydedildiğini, bu nedenle ürünlerin davacıya iade edildiğini, onarım ve yedek parça taleplerine süresinde cevap verilmediğini, ürünlerin zamanında teslim edilmediğini belirterek davanın reddini savunmuştur. Mahkemece ise ÜTS'ye tanıtılmayan ve hatalı tanıtılan ürünlerden kaynaklı hukuki ayıp nedeniyle davalının sözleşmeden dönmekte haklı olduğu, tarafların ticari defterlerine göre de davacının davalıdan alacaklı olduğunun ispat edilemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bilirkişi tarafından her iki tarafın ticari defterleri üzerinde de inceleme yapılmış olup, davalının davacıdan; davacının defterlerine göre 55.271,40-TL, kendi defterlerine göre ise 53.769,52-TL alacaklı olduğu, davacının takip talebine eklediği faturaların davalının defterlerinde kayıtlı olduğu, ancak tarafların arasındaki ticari ilişkinin sadece takip konusu faturalarla sınırlı olmadığı tespit edilmiştir. Somut olayda davalı ÜTS'ye kayıtlı olmayan ürünlerle ilgili davacıdan talepte bulunduğuna, yine arızalı olan ürünler nedeniyle davacıdan destek talebinde bulunduğuna ilişkin e-posta yazışmaları ibraz edilmiş, ayrıca bir kısım iade faturaları düzenlenmiştir. Davalının hukuki ayıplı olarak nitelendirdiği ürünlere ilişkin düzenlenen iade faturalarının bir kısmının davacının da defterlerinde kayıtlı olduğu görülmektedir.
Buna göre değerlendirme yapıldığında davalı tarafça ileri sürülen iddiaların muhasebesel anlamda ticari defterlerlere yansıtılmaya çalışıldığı anlaşılmakla davacının davalıdan alacaklı olup olmadığının ticari defterlerine göre değerlendirilmesi zorunluluk bulunmaktadır. Bu bakımdan ÜTS'ye tabi olup da kayıtlı olmayan ya da hatalı kaydedilen ürünlerle ayıplı ürünlerin tek tek tespiti gerektiğine ilişkin davacının ileri sürdüğü istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir. Davacı vekili; müvekkili tarafından tahsil edilmeksizin davalıya iade edilen toplam 240.000-TL tutarlı çeklerin hesaplamaya dahil edilmesi gerektiğini, davalı ile aralarındaki ticari ilişki kapsamında eski tarihli çeklerin iade edilerek yenilerinin alındığını, bahsi geçen çeklerin ödenmeden davalıya iade edilen çeklerden olduğunu, alacağın buna göre belirlenmesi gerektiğini diğer bir istinaf nedeni olarak ileri sürmüştür.
Ancak TBK'nın 104/3 maddesinde borç senedinin borçluya geri verilmesi halinde borcun sona ermiş sayılacağı düzenlenmiştir. Bilindiği üzere, çekin borçlunun elinde olması, bedelinin ödendiğine karine teşkil eder (Yarg.
19. HD. 13/03/2018 tarihli, 2016/15163 E. 2018/1172 K.). Bu karinenin aksinin ise alacaklı tarafından aynı nitelikteki belge ile ispatlanması gerekir. Davacı tarafından bahsi geçen çeklere dayalı olarak alacağın devam ettiğine ilişkin bir delil ibraz edilmemiştir. Bilirkişi tarafından yapılan incelemede davacının itirazına konu bahsi geçen çeklerin her iki tarafın da defterlerinde giriş ve çıkış kayıtları bulunmadığı, bu nedenle alacağa etkisinin olmadığı kök ve ek raporda denetime elverişli bir şekilde tespit edilmiştir. Bu durumda davacının alacağını ispat edemediği anlaşılmakla, davacının aksi yöndeki istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle; davacı vekili tarafından ileri sürülen istinaf nedenleri yerinde olmadığından, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM
Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, Alınması gereken 615,40-TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 80,70-TL harcın mahsubu ile kalan 534,7-TL harcın davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, Davacı tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına, HMK 'nun 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi.24/09/2025
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/73511 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi