6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Müteselsil kefaletin geçersizliği iddiası ve yazı inkarının süresi

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2022/2283 E. 2025/880 K. · · İlk derece: İSTANBUL ANADOLU 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

İtirazın iptaliistinaf başvurusunun esastan reddiKesin

★ Emsal

Gerekçe özeti

Müteselsil kefaletin geçersizliğine ilişkin olarak kefaletteki el yazısının kendisine ait olmadığı iddiası, davaya cevap verilmeyen ve icra dosyasındaki itirazda da ileri sürülmeyen hallerde, dilekçe teatisi tamamlandıktan sonra ilk kez bilirkişi raporuna itiraz dilekçesinde ileri sürülemez; bu tür yazı inkarı süresinde ileri sürülmediğinden dinlenmez. Sözleşmede öngörülen temerrüt faizi oranı, ilgili tebliğlerle belirlenen azami sınırları aşmadığı sürece uygulanabilir. İcra takibine vekille itiraz edilmiş olması, itirazın iptali davasının icra dosyasından bağımsız bir dava olması nedeniyle, bu davada dava dilekçesinin doğrudan vekile tebliğ edilmesini gerektirmez.

Ele alınan sorunlar

Müteselsil kefalet sözleşmesindeki el yazısının davalıya ait olmadığı iddiasının (yazı inkarı) süresi → ret

İddia: Davalı, TBK 583/1 uyarınca kefilin sorumlu olduğu miktar, kefalet tarihi ve müteselsil kefil sıfatının kefilin kendi el yazısıyla belirtilmesi gerektiğini, sözleşmedeki bu bilgilerin davacı banka tarafından sonradan yazıldığını, dolayısıyla geçerli bir kefalet ilişkisi bulunmadığını ileri sürmüştür.

Gerekçe: Davalı, icra takibine itirazında kefaletin geçersizliğini ileri sürmüş, ancak kefaletteki el yazısının kendisine ait olmadığı yönünde bir itirazda bulunmamıştır. Davaya cevap da verilmemiştir. Müteselsil kefaletin TBK 583 maddesinde yazılı şartları sağladığı tespit edilmiştir. Eğer kefaletteki el yazısı davalıya ait değilse, bu husus en geç cevap dilekçesinde ileri sürülmelidir; dilekçe teatisi tamamlandıktan sonra bilirkişi raporuna itiraz dilekçesinde yapılan yazı inkarı dinlenemez. Bu nedenle kefaletin geçersizliğine yönelik istinaf sebebi yerinde bulunmamıştır.

Gerekçe kaynağı: özgün

Bilirkişi raporundaki temerrüt faizi hesabına itiraz → ret

İddia: Davalı, hükme esas alınan bilirkişi raporunda hesap hataları yapıldığını ve asıl alacağa işleyecek faiz tutarının yanlış belirlendiğini, ek bilirkişi raporu talebinin reddedildiğini ileri sürmüştür.

Gerekçe: Genel kredi sözleşmesinin 10.5 maddesi uyarınca temerrüt halinde bankaca uygulanan en yüksek cari faiz oranının iki katı temerrüt faizi öngörülmüştür. Taksitli kredinin akdi faiz oranı %33,96 olup iki katı %67,92 olduğundan, davacının talep ettiği %58,80 oranı bu sınırın altındadır; davacı bankanın talebiyle bağlı kalınması yerindedir. Kredi kartı ve KMH alacakları için ise 2006/1 sayılı Tebliğ ve devamındaki düzenlemeler (2013/8 ve 2013/10 sayılı tebliğler) uyarınca kurumsal kredi kartları da dahil olmak üzere azami faiz oranı TCMB tarafından belirlenmekte olup, hesabın kat edildiği tarihte belirlenen %31,80 oranının aşılması mümkün değildir. Bilirkişi raporunda taksitli kredi için %58,80, kredi kartı ve KMH için %31,80 temerrüt faizi işletilmesinde hata bulunmadığından, soyut yanlış hesaplama iddiası yerinde değildir.

Gerekçe kaynağı: özgün

İcra takibine vekille itiraz edilmesi halinde itirazın iptali davasına ilişkin dava dilekçesinin vekile tebliğ edilmesi gerekip gerekmediği → ret

İddia: Davalı vekili, dava dilekçesinin müteselsil kefil davalı asile tebliğ edildiğini, kendisine tebliğ yapılmamasının savunma hakkını kısıtladığını ve usulsüz olduğunu ileri sürmüştür.

Gerekçe: İtirazın iptali davası, icra takip dosyasından bağımsız bir davadır. İcra takibine vekil aracılığıyla itiraz edilmiş olması, itirazın iptali davasında dava dilekçesinin vekile tebliğ edilmesini gerektirmez; zira dava açıldığı sırada davalının bu davada vekili bulunup bulunmadığı bilinmediğinden doğrudan vekile tebligat yapılması mümkün değildir. Bu nedenle dava dilekçesinin vekile tebliğ edilmediğine ilişkin istinaf sebebi yerinde bulunmamıştır.

Gerekçe kaynağı: özgün

Emsal değeri

Kefaletteki el yazısının kendisine ait olmadığı iddiasının (yazı inkarı), davaya cevap verilmediği ve icra dosyasındaki itirazda ileri sürülmediği hallerde dilekçe teatisi sonrasında ileri sürülemeyeceğine ve icra takibine vekille itiraz edilmiş olmasının itirazın iptali davasında dava dilekçesinin vekile tebliğini gerektirmediğine ilişkin tespitler bakımından bölgesel emsal niteliği taşımaktadır.

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
müteselsil kefalet yazı inkarı icra inkar tazminatı itirazın iptali temerrüt faizi genel kredi sözleşmesi

Atıf yapılan mevzuat: 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (TBK) — TBK 583/1 · 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) — HMK 353(1)b-1HMK 362(1)-a

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2022/2283

KARAR NO 2025/880

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ İSTANBUL ANADOLU 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 14/10/2021

NUMARASI 2021/213 Esas 2021/735 Karar

DAVA

İtirazın İptali ( Genel Kredi Sözleşmelerinden Kaynaklanan)

İSTİNAF KARAR TARİHİ 30/05/2025

Davanın kısmen kabul, kısmen reddine ilişkin kararın davalı ... vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA

Davacı vekili; müvekkil banka ile davalı firma arasında genel nakdi ve gayri nakdi kredi sözleşmesi imzaladığını ve bu sözleşmeye dayalı olarak söz konusu firmaya kredi kullandırıldığını, diğer davalı ...’ın bu sözleşmeyi müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığını, borcun ödenmemesi üzerine Kartal ... Noterliği’nin 17.04.2019 tarih ve ... yevmiye no.lu ihtarname keşide edildiğini, ihtarnameye rağmen borcun ödenmediğini ve İstanbul Anadolu ... İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyası ile icra takibine geçildiğini, davalıların icra takibindeki borcun tamamına itiraz ettiğini, belirterek İstanbul Anadolu ... İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyasında başlatılan takibe yönelik itirazların takip talebi doğrultusunda iptaline, takibin devamına, davalı borçluların haksız itirazı sebebiyle alacak tutarının %20’sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatı ile mahkumiyetine karar verilmesini talep etmiştir.

CEVAP

Davalılar davaya cevap vermemiştir.

İLK DERECE MAHKEME KARARI

Mahkemece; alınan bilirkişi raporuna göre takip tarihi itibariyle davacının ... nolu taksitli kredi nedeniyle 170.954,66-TL asıl alacak, 3.582,50-TL işlemiş faiz ve 179,13-TL BSMV, ... nolu kredi yönünden 10.537,75 TL asıl alacak, 176,86-TL işlemiş faiz ve 8,84-TL BSMV ve ... nolu kredi yönünden 5.393,33 TL asıl alacak, 76,26 -TL işlemiş faiz ve 3,81 TL BSMV toplam 187.151,51-TL alacağının bulunduğu, davacının bu miktarlar yönünden takip yapmakta haklı, davalının itirazının haksız olduğu, davalılardan ... Tic Ltd Şti'nin borçtan asıl borçlu olarak ...'ın ise mütesilsil kefil olarak sorumlu olduğu bu kapsamda davalıların takibe itirazlarının bilirkişi raporunda hesaplanan 187.151,51 TL yönünden haksız olduğu gerekçesi ile belirlenen tutarlar nedeniyle itirazın iptaline, alacağın likit olması nedeniyle %20 oranda icra inkar tazminatına mahkum edilmelerine, fazla istemin reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

Davalı ... vekili; müvekkil vekille temsil ediliyor olmasına karşın huzurdaki dosyada tebligatların müvekkil asile gerçekleştirildiğini, müvekkilin savunma hakkı kısıtlandığını, davalı müvekkilin sorumluluğuna neden olabilecek bir alacak borç ilişkisi bulunmadığını, davanın esasını teşkil eden alacak borç ilişkisinin geçerli olmadığı göz ardı edilerek hüküm verildiğini, TBK madde 583/1'deki "kefalet sözleşmesi, yazılı şekilde yapılmadıkça ve kefilin sorumlu olacağı azamî miktar ile kefalet tarihi belirtilmedikçe geçerli olmaz. kefilin, sorumlu olduğu azamî miktarı, kefalet tarihini ve müteselsil kefil olması durumunda, bu sıfatla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girdiğini kefalet sözleşmesinde kendi el yazısıyla belirtmesi şarttır." düzenlemesi uyarınca, geçerli bir kefalet sözleşmesinden ve dolayısıyla bundan doğan bir borç ilişkisinden bahsedilebilmesi için kefilin sorumlu olduğu miktarı, tarihi ve müteselsil kefillik durumunu kendi el yazısıyla belirtmesi gerektiğini, kredi sözleşmelerinin kefalete ilişkin bölümünde müvekkilin yalnızca imzası yer aldığı,sözleşmedeki kefilin adı soyadı, sorumlu olduğu kefalet tutarı ve kefalet tarihinin davacı banka tarafından sonradan yazıldığını, hükme esas alınan 06/08/2021 tarihli bilirkişi raporu tanzim edilirken hesap hataları yapıldığını ve asıl alacağa işleyecek faiz tutarının yanlış belirlendiğini, itirazların 31/08/2021 tarihli dilekçe ile ek bilirkişi raporu düzenlenmesini talep etmesine rağmen mahkemece işbu talebin reddedildiğini, geçerli bir kefalet sözleşmesi ve dolayısıyla borç ilişkisi bulunmadığından müvekkil aleyhine başlatılan icra takibi de geçerli olmadığını ileri sürerek kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

GEREKÇE

Genel kredi ve kredi kartı sözleşmesi nedeniyle başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Davacı banka ile davalı şirket arasında 12/11/2018 tarihinde 450.000-TL limitli genel kredi sözleşmesi ile business card üyelik sözleşmesi imzalandığı ve davalı ...'ın sözleşmeyi aynı limit ile kredi kartı sözleşmesini ise 11.000-TL limit ile müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığı anlaşılmaktadır.Davalılar davaya cevap vermemiş olup , icra takibine itirazlarında da kefaletin geçersiz olduğunu ileri sürmüş ise de ,kefalette ki el yazısının kendisine ait olmadığı yolunda bir itiraz ileri sürmemiştir. Davalının müteselsil kefaletinin TBK'nın 583.maddesinde yazılı şartları sağladığı, davalıların davaya cevap vermediği, eğer kefalet el yazıları kendisine ait değil ise en geç davaya cevap dilekçesinde ileri sürmesi gerektiği, dilekçe teatisi aşamasından sonra bilirkişi raporuna itiraz dilekçesinde yaptığı yazı inkarı dinlenemeyeceğinden davalı vekilinin kefaletin geçersizliğine yönelik istinaf nedenleri yerinde bulunmamıştır.Alınan bilirkişi raporunda ,"imzalanan genel kredi sözleşmesi kapsamında davalı şirkete 12/11/2018 tarihinde 36 ay vadeli, %33,96 oranda akdi faiz ile 150.000-TL taksitli kredi kullandırıldığı, taksitli kredinin sadece 12/12/2018 tarihli ilk taksitinin ödendiği, kredi hesaplarının 14/04/2019 tarihinde kat edilerek, ihtarların tebliğinden itibaren verilen süre sonu itibariyle 26/04/2019 tarihinde davalı borçluların temerrüde düştüğü ,ilk taksit ödeme tarihinde kalan ana para 147.615,87-TL olup temerrüt tarihine kadar ödenmeyen taksitlerin herbirine hesap kat tarihine kadar %33,96 orandan akdi faiz hesabının 16.544,08-TL hesaplanmakla ana para toplamının kat tarihi itibariyle toplam alacağın taksitli kredi nedeniyle 167.192-95-TL olduğu, kredi kartı kullanımından 9.536,94-TL dönem ve ileri tarihli taksitlerden 840,26-TL ana para borcu olmak üzere toplam 10.537,75-TL kredi kartı borcu bulunduğu hesaplanmıştır.Genel kredi sözleşmesinin 10.5 maddesinde "müşterinin kredi borcunu (taksitlendirilmiş kredilerde taksitlerden herhangibirin )..ödeme tarihinde ödememesi ve alacağın muaccel hale gelmesi halinde ,müşteri borcun hangi tür krediden doğduğuna ve bu kredi vadesine bakılmaksızın alacağın muaccel hale geldiği tarihden itibaren Bankaca borçlu cari hesap şeklinde çalıştırılan kredilere uygulanan en yüksek cari faiz oranının iki katı oranda temerrüt faizi ödeyecektir." şeklinde düzenlenmiştir.

Takibe konu taksitli kredinin akdi faiz oranı %33,96 x2 =67,92 oranda olup, davacının talebi 58,80 oranda olup taksitli ticari kredi bakımından talep olunan ve uygulanan temerüt faizi sözleşme hükümlerine uygun olup bu oranın altındadır. İşletilecek temerrüt faizi bakımından davacı bankanın talebiyle bağlı sayılması yerindedir. Kredi kartı işlemlerinde uygulanacak azami faiz oranları hakkındaki tebliğ (2006/1) RG nin 2 Nisan 2006 tarih ve 26127 sayılı nüshasında yayınlanarak yürürlüğe girmiş ve kredi kartı işlemlerinde uygulanacak azami faiz oranları Merkez Bankası tarafından belirlenmeye başlamış, 25/05/2013 tarih ve 28657 sayılı RG de yayınlanan 2013/8 sayılı tebliğ ile KMH kredilerinde uygulanacak azami akdi ve gecikme faizi oranları kredi kartlarına uygulanan akdi ve gecikme faizi oranlarını geçemeyeceği düzenlenmiştir.

Yine 3.8.2013 tarihli 28727 sayılı RG de yayınlanan 2013/10 sayılı tebliğ ile 2006/1 sayılı tebliğin 3.maddesinden sonra 3/A maddesi eklenerek "Kurumsal kredi kartı işlemlerinde uygulanacak azami faiz oranları hakkında tebliğin 3.madde hükümleri uygulanır." denilmiştir. Buna göre kurumsal kredi kartı dahil olmak üzere, KMH kredileri de 2006/1 sayılı tebliğ hükümlerine tabi tutulmuştur. Hesabın kat edildiği tarih itibariyle TCMB tarafından KMH ve kredi kartı alacakları için 31,80 temerrüt faizi belirlendiğinden bu faiz oranlarının aşılması mümkün değildir. Yapılan bilirkişi hesabında da kat tarihinden 26/04/2019 temerrüt tarihine kadar akdi, takip tarihine kadar taksitli kredi için %58,80;

kredi kartı ve KMH'na %31,80 temerrüt faizi işletilmesinde hata bulunmadığından davalı vekilinin soyut yanlış hesaplama yapıldığına ilişkin istinaf nedeni yerinde değildir.Somut olayda davalılar tarafından icra dosyasına vekili aracılığıyla itiraz dilekçesi ibraz edilmiştir. Davalı vekili ;dava dilekçesinin davalı müteselsil kefile tebliğinin usulsüz olduğunu ileri sürmüştür.İtirazın iptali davası açılması icra dosyasından bağımsız olduğundan, icra takibine vekil aracılığıyla itiraz edildikten sonra itirazın iptali istemli davada dava dilekçesi vekile tebliğ gerekmez.Zira davalının henüz vekilinin bulunup bulunmadığının bilinmediği bir dönemde, doğrudan vekile tebligat yapılması mümkün değildir (Yargıtay 19.

HD'nin 2015/17161 E., 2016/4308 K. sayılı ve 09/03/2016; 2012/17546 E., 2013/4895 K. sayılı ve 20/03/2013 ve 2011/1773 E., 2011/10950 K. sayılı ve 15/09/2011 tarihli ilamları). Bu nedenle, davalı vekilinin dava dilekçesinin vekile tebliğ edilmediğine ilişkin istinaf nedeni yerinde bulunmamıştır. Açıklanan nedenlerle ; davalı müteselsil kefilin kefaletin geçersizliğine ,alacağın varlığına ,dava dilekçesinin vekile tebliğ edilmesi gerektiğine ilişkin istinaf nedenleri yerinde bulunmamıştır.Genel kredi sözleşmesi ve kredi kartı sözleşmesinden kaynaklanan alacak likit ve belirlenebilir olduğundan icra inkar tazminatına hükmedilmesinde isabetsizlik olmayıp, hükme esas alınan bilirkişi raporu sözleşme hükümlerine uygun hazırlanmış olup, hesaplanan miktarda borç bakımından itirazın iptaline ve davacı yararına icra inkar tazminatına hükmedilmesinde isabetsizlik olmadığından davalı ...

vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, Alınması gereken 12.784,32-TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 3.276,80-TL harcın mahsubu ile kalan 9.507,52‬-TL harcın davalı ...'dan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, Davalı ... tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına, davacı tarafından yapılan 135,50-TL istinaf yargı giderinin davalı ...'dan alınarak davacıya verilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK 362(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.30/05/2025

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/73236 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.