Teminat senedine dayalı takipte cezai şartın fahiş bulunarak tenkisi
İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2022/1248 E. 2025/913 K. · · İlk derece: İSTANBUL ANADOLU 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Menfi tespit / İstirdatkaldırma ve esas hakkında yeniden hükümKesin
★ Emsal
Davacının nitelemesi: Ticari Satımdan Kaynaklanan ≠ mahkeme dalı · davacı çerçevesi: Ticari satım
Gerekçe özeti
Bayilik sözleşmesi kapsamında verilen bononun, sözleşmede öngörülen teminat maddesine dayanıp dayanmadığı, keşide tarihi itibariyle alacağın muaccel olup olmadığına ve alacak iddiasına dayanak faturaların düzenlenme tarihine göre belirlenir. Sözleşmede yer alan tek taraflı cezai şart hükmü, taraflar tacir ve hükümler anlaşılabilir nitelikte olduğundan, tek taraflı olması sebebiyle geçersiz sayılamaz; ancak hakim, TBK 182 uyarınca fahiş bulduğu cezai şartı tarafların iktisadi durumu, borçlunun kusur derecesi ve sözleşmeye aykırılığın ağırlığı gözetilerek re'sen tenkis etmekle yükümlüdür. Vade farkı gibi alacak kalemlerinde, hangi faturaya dayalı hangi ödemenin ne kadar süreyle geciktiğine ilişkin açıklama ve delil sunulmadıkça alacak ispatlanmış sayılmaz.
Ele alınan sorunlar
Bononun teminat senedi niteliğinde olup olmadığı → kabul
İddia: Davalı, senedin sebepten mücerret olduğunu, teminat senedi olduğuna dair üzerinde ibare bulunmadığını ileri sürmüştür.
Gerekçe: Takip dayanağı bonoda teminat kaydı bulunmamakla birlikte, bononun keşide tarihi itibariyle davalının muaccel bir alacağının bulunduğuna dair delil ibraz edilmemiş, davalının alacak iddia ettiği faturaların bononun keşide tarihinden sonra düzenlenmiş olması dikkate alındığında, bononun sözleşmenin teminat maddesi doğrultusunda davalının sözleşmeden kaynaklanan alacaklarının teminatı olarak verildiğinin kabulü gerekir.
Gerekçe kaynağı: özgün
Tabelanın sökülmesinin sözleşmeye aykırılık ve haklı fesih sebebi oluşturması → ret
İddia: Davalı, davacının tabelayı sökerek sözleşmeye aykırı davrandığını ve bu nedenle haklı fesih hakkı doğduğunu ileri sürmüştür.
Gerekçe: Sözleşmenin reklam/pazarlama başlıklı kısmına göre kurumsal kimlik tabelasından kaynaklanan her türlü vergi ve masraftan yetkili satıcı (davacı) sorumludur; tabela vergisinin davalı tarafından üstlenildiğine veya ödenmesinin taahhüt edildiğine dair delil bulunmamaktadır. Bu nedenle tabela vergisinin davalı tarafından ödenmemesi nedeniyle davacının tabelayı sökmüş olması, sözleşmenin açık hükmü doğrultusunda davalı açısından haklı fesih sebebidir; davalı sözleşmeyi fesihte haklıdır.
Gerekçe kaynağı: özgün
Geç ödeme (vade farkı) bedeli faturasına dayalı alacağın ispatı → ret
İddia: Davalı, vade farkı alacağının sunulan faturalarla ispatlandığını ileri sürmüştür.
Gerekçe: Sözleşmede vade farkı ödeneceğine dair hüküm ve fiili uygulama mevcut olmakla birlikte, uyuşmazlık konusu faturada, hangi faturalara dayalı olarak hangi tutardaki ödemenin ne kadar süreyle gecikmeli ödendiği konusunda açıklama bulunmadığı gibi, davalı tarafça bu hususta geçmişte düzenlenmiş üç adet gecikme bedeli faturası dışında delil sunulmamıştır. Bu nedenle davalının 29.679,36-TL tutarlı geç ödeme bedeli açıklamalı faturasının dayanağı ispatlanamamış olup, bu faturaya dayalı alacak talep edilmesi mümkün değildir.
Gerekçe kaynağı: özgün
Tek taraflı cezai şart hükmünün geçerliliği → ret
İddia: Davalı, sözleşmedeki cezai şart hükmünün geçerli olduğunu ve haklı fesih nedeniyle cezai şart bedelinin ödenmesi gerektiğini ileri sürmüştür.
Gerekçe: Genel işlem koşulları içeren sözleşme yapılması yasal sınırlar içinde hukuken mümkündür. Sözleşmenin tarafları tacir olup sözleşme hükümleri kolayca anlaşılabilecek niteliktedir. Sözleşmede kararlaştırılan cezai şart dürüstlük kuralına aykırı bir düzenleme sayılamayacağından haksız işlem şartı olarak kabul edilemez. Bu nedenle sözleşmedeki cezai şart hükmü geçerlidir; sözleşmenin feshine davacı şirketin neden olduğu da gözetildiğinde cezai şart talep koşulları oluşmuştur.
Gerekçe kaynağı: düzeltme
Fahiş cezai şartın TBK 182 uyarınca re'sen tenkisi → kısmi kabul
Gerekçe: Taraflar cezanın miktarını tayin etmekte serbest olsalar da, TBK'nın 182. maddesi hükmüne göre hakim fahiş gördüğü cezaları re'sen tenkis etmekle yükümlüdür. Ceza koşulunun fahiş olup olmadığı; tarafların iktisadi durumu, özellikle borçlunun ödeme kabiliyeti, borçlunun borcunu yerine getirmemiş olması nedeniyle sağladığı menfaat, borçlunun kusur derecesi ve borca aykırı davranışın ağırlığı ölçü alınarak, hak, adalet ve nesafet kurallarına uygun olarak tespit edilmelidir. Somut olayda sözleşmeye aykırılığın derecesi, davalının yararlandığı reklam hizmeti karşılığı davacının ödediği vergi miktarı ve yararlanmanın davalı taraf lehine aşırı düzeyde bulunması nedeniyle, fesih tarihindeki koşullara göre cezai şart miktarı fahiş bulunduğundan takdiren %60 oranında tenkis yapılması gerekir; tenkis sonucunda davalı 31.274,80-TL talep edebilecek olup, tenkise konu 46.912-TL yönünden davalının cezai şart talebi yerinde bulunmamıştır.
Gerekçe kaynağı: özgün
İhtiyati haciz vekalet ücreti ve masrafından sorumluluk → ret
Gerekçe: Davalının talep etmiş olduğu ihtiyati haciz vekalet ücreti ile ihtiyati haciz masrafından davacılar sorumludur; ilk derece mahkemesinin bu kalemlerden de borçlu olunmadığının tespitine karar vermesi doğru olmamıştır.
Gerekçe kaynağı: özgün
Emsal değeri
Bayilik sözleşmelerinde yer alan tek taraflı cezai şart hükmünün, taraflar tacir olduğunda ve hüküm anlaşılabilir nitelikte olduğunda haksız şart sayılamayacağı, ancak TBK 182 uyarınca fahiş cezanın hakim tarafından re'sen tenkis edilmesi gerektiği yönündeki değerlendirme, benzer bayilik sözleşmesi uyuşmazlıkları için yol gösterici niteliktedir.
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
menfi tespit↗ teminat senedi↗ cezai şart↗ tenkis↗ haklı fesih↗ genel işlem koşulu↗ sebepten mücerretlik↗ bono↗ aval↗
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO 2022/1248
KARAR NO 2025/913
TÜRK MİLLETİ ADINA
İSTİNAF KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ İSTANBUL ANADOLU 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ 03/02/2022
NUMARASI 2016/1013 Esas - 2022/95 Karar
DAVA
Menfi Tespit (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ 26/09/2016
İSTİNAF KARAR TARİHİ 04/06/2025
Davanın kısmen kabulüne ilişkin verilen kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
DAVA
Davacılar vekili; davacı şirketin oto lastik ticaretiyle uğraştığını, diğer davacı ...'ın ise davacı şirketin sahibi ve genel müdürü olduğunu, müvekkili şirket ile davalı şirket arasında 2012 yılından beri bayilik ilişkisi bulunduğunu, müvekkili şirketin ortaklık yapısındaki değişiklik nedeni ile davalı ile 2015 yılında yeniden yetkili bayilik sözleşmesi imzalandığını, davalı şirketin, ticari markası olan ... tabelasını müvekkilinin iş yerine 2015 yılında asarken tabela vergisini ödeyeceğini söylediğini, ancak 2015 ve 2016 yılı tabela vergisini ödemediğini, müvekkilinin davalının tabela vergisini 47.655,67-TL olarak ödediğini, bunun üzerine davalı ile görüşülerek tabela vergisinin çok yüksek olması nedeniyle tabelanın alınarak ticarete 2015 öncesi gibi devam etmenin talep edildiğini, ancak davalının tabelanın sökülmesi ile ilgili bir girişimde bulunmadığını, tabelanın müvekkili tarafından söküldüğünü, bunun üzerine müvekkilinin borcu bulunmamasına rağmen davalının, sözleşme yaparken almış olduğu 150.000-TL bedelli teminat senedini 122.671.22-TL'lik kısım üzerinden takibe koyduğunu, davalının, senedin teminat senedi yazan kısmını keserek İstanbul Anadolu ...
İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosyası ile cezai şart, tabela bedeli ve gecikme faizinden ibaret üç kalem alacak olduğunu iddia ederek takip başlattığını, müvekkilinin davalıya hiçbir borcu bulunmadığını, takipten sonra tebliğ edilen faturalara süresinde itiraz edildiğini, müvekkilinin aldığı lastiklerin bedelinin DBS sistemi ile banka güvencesi ile ödemekte olduğunu,vade farkı borcunun bulunmasının mümkün olmadığını, senedin bayilik sözleşmesine dayalı olduğunu, davacının talep ettiği 20.000-TL cezai şarta dayanak sözleşme hükmünün tek taraflı olarak yazılması nedeniyle geçersiz olduğunu, ticari defterler incelendiğinde müvekkilinin hiçbir geç ödemesinin olmadığının görüleceğini, davalının bedelini istediği tabela için müvekkilinin 47.655,67-TL reklam, ilan ve tabela vergisi ödediğini, tabelanın davalının bilgisi dahilinde söküldüğünü, vergiyi ödeyeceğini taahhüt etmesine rağmen ödemeyen davacının, bedelsiz senedi icraya koymakta kötü niyetli olduğunu belirterek, müvekkillerinin İstanbul Anadolu ...
İcra Dairesinin ... esas sayılı icra takibi nedeniyle davalıya borçlu olmadığının tespiti ile davalı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesini istemiştir.
CEVAP
Davalı vekili; müvekkili ile davacı şirket arasında 22.02.2014 tarihli yetkili bayi sözleşmesi imzalandığını, sözleşmenin reklam pazarlama başlığının 1. maddesine göre müvekkilinin davalılara teslim ettiği kurumsal kimliği yansıtan tabelanın indirilmesinin haklı fesih sebebi olduğunu, bu nedenle sözleşmede bulunan cezai şartın ödenmesi gerektiğini, davacının tabelayı indirerek sözleşmeye aykırı davrandığını, bu kısmın 2. maddesine göre tabela vergilerinden davacının sorumlu olduğunu, 3. maddesine göre fesih halinde bayinin tabela ve reklam masraflarından sorumlu olduğunu, sözleşmenin ödeme ve teminatlar kısmının 1. maddesine göre bayinin muaccel borçlarını ödememesi halinde teminatına başvurulabileceğini, hukuki sorumluluk başlıklı kısma göre şirket ortaklarının davacı şirketin borçlarına kefil olduğunu, cezai şart hükmüne göre kefillerin sözleşmeye aykırı davranmaları halinde 20.000-Euro cezai şart ödeneceğinin kararlaştırıldığını, davacının ödemeleri yapmadığını ve müvekkiline ait tabelayı kaldırdığını, yapılan görüşmeler sonucunda müvekkilinin uğradığı zarar için müvekkiline 150.000-TL bedelli senedin verildiğini belirterek, davanın reddi ile davacılar aleyhine inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece; davacı ile davalı arasında 22.02.2014 tarihli 5 yıl süreli bayilik sözleşmesi akdedildiği, davalının cevap dilekçesinde, sözleşmeye aykırı davranılması nedeniyle senedin verildiği belirtilerek, senet üzerinde yazılı nakden kaydının geçerli olmadığı, davacıya borç verilmediğinin de kabul edildiği, senedin davacı şirket yetkilisi ... tarafından davalı lehine 16.04.2015 tarihinde düzenlendiği, senedin düzenlendiği tarihte davacının sözleşmeye aykırı davrandığını ve davalıyı zarara uğrattığını gösteren herhangi bir delil bulunmadığı, 22.02.2014 tarihli sözleşmenin "Ödeme Ve Teminatlar" başlıklı kısmında yer alan 2 no'lu hükme göre, davalının, davacı şirketin satış potansiyeli ve ürünlerini fiyatını dikkate alarak, riskini karşılayacak seviyede ve belirleyeceği türde teminatı davacı şirketten talep edebileceğinin düzenlendiği, bu hükme göre teminatın, sözleşmenin akdedilip akdi ilişkinin kurulmasından sonra, davalı şirketin talebi üzerine davacı şirket tarafından verileceği, davalı şirket tarafından, davacı şirkete 18.08.2016 tarihli 78.186,80-TL bedelli sözleşme iptal bedeli (20.000 Euro) açıklamalı, 14.606,04-TL bedelli tabela stand ve reklam malzeme bedeli açıklamalı ve 29.679,36-TL bedelli geç ödeme bedeli açıklamalı faturalar düzenlendiği, bu faturaların takibe konu bononun vadesi ile aynı tarihte düzenlendiği, davalının icra takibinde bonoya dayalı olarak söz konusu faturalardan kaynaklanan alacak talep ettiği, bu durumda takibe konulan senedin sözleşmeye dayalı teminat olarak davalıya verildiğinin kabul edildiği, sözleşmenin reklam/pazarlama başlıklı kısmında yer alan 2 no'lu madde hükmüne göre;
davalı tarafından davacı şirketin işyerine takılmış olan tabelanın her türlü vergisinin davacı şirket tarafından ödenmesi gerektiği, bu hüküm karşısında, tabelanın vergisinin davalı tarafından ödenmesine yönelik davacının talebinin davalı tarafından kabul edilmemesinin, davacı şirkete tabelayı sökme hakkını vermediği, sözleşmenin reklam/pazarlama başlıklı kısmında yer alan 1 no'lu madde hükmüne göre; söz konusu tabelanın takıldığı yerden indirilmesi durumunda davalının, sözleşmeyi tek taraflı olarak feshetme hakkına sahip olup, davacı şirketin tabelayı yerinden sökmesi nedeniyle, davalının bu hükme istinaden sözleşmeyi feshetme hakkına sahip olduğu, bu nedenle davalının sözleşmeyi haklı olarak feshettiği, davalı tarafından davacı şirkete sözleşme iptal bedeli açıklamalı fatura düzenlendiği, sözleşmenin reklam/pazarlama başlıklı kısmında yer alan 1 no'lu madde hükmüne göre;
söz konusu tabelanın takıldığı yerden indirilmesi durumunda davalı, sözleşmeyi tek taraflı olarak feshetme hakkına sahip olacağı, sözleşmenin bu nedenle feshi halinde, işbu sözleşmede bulunan cezai şart maddesindeki şartların uygulanacağı, sözleşmenin cezai şart başlıklı maddesi hükmüne göre de, davacı şirketin sözleşmeye aykırı davranışta bulunması ve sözleşmenin feshi halinde, davalının, zararların karşılanması için, davacıdan 20.000-Euro tutarında cezai şartın ödenmesini talebe hak kazanacağı, cezai şartın, sadece davacı şirkete ödeme yükümlülüğü yükleyen, tek taraflı bir cezai şart niteliğinde olduğu, cezai şart hükmünün sözleşmedeki edimler dengesi ile bağdaşmadığı, davalının ise sözleşme akdedilmeden önce veya akdedildiği sırada, davacı şirketi işbu tek taraflı cezai şartın varlığı ve kapsamı hakkında bilgilendirdiği ve de davacı şirketin bu hükmü anlayıp kabul ettiğini ispatlayamadığı, bu nedenle cezai şartın TBK'nın 21/1 hükmü uyarınca geçersiz olduğu ve davalının cezai şart talep edemeyeceği, sözleşmenin ödeme ve teminat başlıklı kısmında yer alan 4 no'lu madde hükmüne göre;
davacı şirketin, ödemelerin gecikmesi halinde, günün şartlarına göre belirlenen ve fatura altına yazılan oranlarda vade farkını davalıya ödeyeceği, ancak fatura borçlusu davacı şirketin, hangi fatura bedelini, faturada belirtilen hangi vadede ödemediği, ödemediği için de faturada belirtilen hangi oran üzerinden temerrüt faizi ödeme yükümlülüğü altına girdiği, sonrasında fatura bedelini fiilen hangi tarihte ödediği, dolayısıyla da faturada yazılı olan vade tarihi ile fiili ödeme tarihi arasındaki süreç için davacının davalıya ne miktarda vade farkı ödemekle yükümlü hale geldiği hususunda açıklama yapmadığı gibi, vade farkı alacağına hak kazanmasına yol açan somut faturaları da sunmadığı, bu nedenle davalının toplam 29.679,36-TL tutarlı vade farkı alacağını talep edemeyeceği, sözleşmenin reklam/pazarlama başlıklı kısmının 3 no'lu maddesinde yer alan hükme göre;
davacı şirketin sözleşmeye aykırı davranışı nedeniyle sözleşmenin davalı tarafından haklı olarak feshedilmesi halinde, davacı şirketin, kendisine verilen tabelanın sözleşmenin feshedildiği tarihteki piyasa rayiç bedelini davalıya ödemekle yükümlü olacağı, sözleşmenin davalı tarafından haklı olarak feshedilmiş olduğu, bu nedenle davacı şirketin, kendisine verilen tabelanın, sözleşmenin feshedildiği tarihteki piyasa rayiç bedelini davalıya ödemekle yükümlü olduğu, davacı vekilinin 25/11/2021 tarihli celsede 18/08/2016 tarihli ve tabela stant ve reklam bedeli malzeme bedeli açıklamalı fatura bedeli olan 14.606,04-TL bedelin piyasa rayicinde olduğunu kabul ettiği, bu beyan karşısında takip konusu senette davacıların imzası bulunduğundan, davacıların davalıya 14.606,04-TL tabela bedeli kadar borcu olduğunun kabul edildiği, dolayısıyla takibe konulan asıl alacaktan 14.606,04-TL kadar davacının borçlu olduğu kabul edilerek, geriye kalan 108.065,49-TL ile ferileri yönünden davacıların davalıya borçlu olmadığı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, davacıların dayanak icra takibi yönünden 108.065,18-TL asıl alacak, 368,01-TL komisyon, 400-TL ihtiyati haciz vekalet ücreti, 81,60-TL ihtiyati haciz gideri, 670,49-TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 109.585,28-TL yönünden davalıya borçlu olmadıklarının tespitine, takibin 14.606,04-TL asıl alacak üzerinden devamına, davacı tarafın kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF NEDENLERİ
Davalı vekili; mahkemece alınan bilirkişi raporları arasında çelişki bulunduğunu, çelişkili bilirkişi raporları dikkate alınarak karar verilmesinin hatalı olduğunu, dava konusu senedin üstünde teminat senedi olduğunu belgeleyen bir ibare bulunmadığını, alacağın sunmuş oldukları faturalar ile ispatlandığını, sözleşmenin haklı nedenle feshi gereğince davacının sözleşmedeki cezai şartı bedelini ödemesi gerektiğini, sözleşmedeki cezai şart hükmünün geçersiz olduğuna dair bilirkişi raporunun hatalı olduğunu, vade farkına ilişkin olarak sunmuş oldukları faturalar ile alacağın varlığının ispat edildiğini, davaya konu senedin, davacı ile müvekkili şirket arasında imzalanan bayilik sözleşmesine davacının aykırı kareket etmesi sonucu müvekkiline verildiğini, senedin sebepten mücerret olduğunu belirterek, kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE
Dava, davacıların keşideci ve avalist olarak yer aldığı bonoya dayalı icra takibi nedeniyle borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkindir. Somut olayda; davacı şirket ile davalı arasında 22.02.2014 tarihli 5 yıl süreli yetkili bayilik sözleşmesi akdedildiği, davacı şirket yetkilisi ...'ın keşideci ve davacı şirketin avalist olarak yer aldığı 16.04.2015 keşide ve 18.08.2016 ödeme tarihli, 150.000-TL bedelli bononun davalıya verildiği, sözleşme kapsamında davacının iş yerine davalıya ait "..." tabelası asıldığı, davacı şirket tarafından, tabela vergisini davalının üstlendiği, ancak tabela vergisinin davalı tarafından ödenmediği gerekçesiyle tabelanın kaldırıldığı, bunun üzerine davalı tarafça bononun 122.671,22-TL asıl alacak ve ferileri üzerinden 06.09.2016 tarihinde icra takibine konulduğu, davalı tarafça, tabelanın kaldırılması üzerine yapılan görüşmeler sonucunda uğradıkları zarar için söz konusu bononun verildiği belirtilerek, davacı şirkete hitaben düzenlenen 18.08.2016 tarihli 78.186,80-TL bedelli sözleşme iptal bedeli (20.000-Euro) açıklamalı, 14.606,04-TL bedelli tabela stand ve reklam malzeme bedeli açıklamalı, 29.679,36-TL bedelli geç ödeme bedeli açıklamalı faturalara dayanıldığı, davacılar tarafından, takibe dayanak bono nedeniyle borçlu olunmadığının tespiti istemiyle işbu davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Taraflarca akdedilmiş olan sözleşmenin sözleşmenin reklam/pazarlama başlıklı kısmınında, ... kurumsal kimliğini yansıtan, üzerinde marka ve logo bulunan tabelanın ariyeten yetkili satıcıya verildiği, tabelanın takıldığı yerden indirilmesi, başka yere taşınması durumlarında ...'ın (davalı) sözleşmeyi tek taraflı feshedebileceği, sözleşmenin bu nedenle feshi halinde sözleşmede bulunan cezai şart maddesindeki şartların uygulanacağı, yetkili satıcının tabela, reklam ve tanıtım malzemelerinin her türlü vergi, rüsum ve harçlarından sorumlu olduğu hüküm altına alınmıştır. Sözleşmenin bu hükmü gereğince kurumsal kimlik tabelasından kaynaklanan her türlü vergi ve masraftan davacı yetkili satıcı sorumlu olup, tabela vergisinin davalı şirket tarafından üstlenildiği veya ödenmesinin taahhüt edildiği hususunda herhangi bir delil bulunmamaktadır.
Bu nedenle tabela vergisinin davalı tarafından ödenmemesi nedeniyle davacı şirket tarafından tabelanın sökülmüş olması, sözleşmenin açık hükmü doğrultusunda davalı açısından haklı fesih sebebi olup, davalı sözleşmeyi fesihte haklıdır. Sözleşmenin ödeme ve teminatlar başlıklı kısmının 2. maddesinde, ...'ın, bölgenin ve yetkili satıcının satış potansiyeli ve ürünlerini fiyatını dikkate alarak, riskini karşılayacak seviyede ve belirleyeceği türde teminatı davacı şirketten talep edebileceği, yetkili satıcının bu teminatı 30 gün içinde vermeyi kabul ve taahhüt ettiği düzenlenmiştir. Takip dayanağı bonoda teminat kaydı bulunmamaktadır. Davalı tarafça bononun, tabelanın kaldırılması üzerine yapılan görüşmeler sonucunda uğradıkları zarar için verildiği ileri sürülmüştür.
Ancak bononun keşide tarihi itibariyle davalının muaccel bir alacağının bulunduğu konusunda herhangi bir delil ibraz edilmemiş olup, davalının alacak iddia ettiği 3 adet faturanın da bononun keşide tarihi sonrasında 18.08.2016 tarihinde düzenlendiği dikkate alındığında, söz konusu bononun sözleşmenin yukarıda belirtilen hükmü doğrultusunda davalının sözleşmeden kaynaklanan alacaklarının teminatı olarak verildiğinin kabulü gerekir. Bu halde davalının sözleşme kapsamında davacı şirketten bir alacağı bulunup bulunmadığının tespiti gerekmektedir.Davalının düzenlediği 18.08.2016 tarihli faturalara davacı tarafça süresinde itiraz edilmiştir. Faturalardan 29.679,36-TL bedelli faturada, geç ödeme bedeli açıklaması yer almaktadır.
Sözleşmenin ödeme ve teminat başlıklı kısmının 4. maddesinde, yetkili satıcının, ödemelerin gecikmesi halinde, günün şartlarına göre belirlenen ve fatura altına yazılan oranlarda vade farkını ödemeyi kabul ve taahhüt ettiği belirtilmiştir. Sözleşmenin devamı süresince davalı tarafça düzenlenmiş başkaca bir vade farkı faturası bulunmadığı, bilirkişi raporu ile tespit edilmiştir. Davalı tarafça bu konuda delil olarak daha önce davacıya hitaben düzenlenen geç ödeme bedeli açıklamalı faturalar delil olarak ibraz edilmiştir. Buna göre taraflar arasında vade farkı ödeneceğine dair sözleşme hükmü ve fiili uygulama mevcuttur. Ancak uyuşmazlık konusu faturada, söz konusu faturanın, hangi faturalara dayalı olarak, hangi tutardaki ödemenin ne kadar süreyle gecikmeli olarak ödendiği konusunda herhangi bir açıklama bulunmadığı gibi, davalı tarafça da bu hususta geçmişte düzenlenmiş olan 3 adet gecikme bedeli faturası dışında herhangi bir delil sunulmamıştır.
Bu nedenle davalının 29.679,36-TL tutarlı geç ödeme bedeli açıklamalı faturanın dayanağı ispatlanamamış olup, davacının bu faturaya dayalı alacak talep etmesi mümkün değildir. Davalının 14.606,04-TL bedelli faturası bakımından dava red edilmiş,davacılar tarafından karar istinaf edilmediğinden kesinleşmiştir.Davalının 78.186,80-TL bedelli faturasında ise, sözleşme iptal bedeli (20.000-Euro) açıklaması yer almaktadır. Sözleşmenin reklam/pazarlama başlıklı kısmınında, ... kurumsal kimliğini yansıtan, üzerinde marka ve logo bulunan tabelanın ariyeten yetkili satıcıya verildiği, tabelanın takıldığı yerden indirilmesi, başka yere taşınması durumlarında ...'ın (davalı) sözleşmeyi tek taraflı feshedebileceği, sözleşmenin bu nedenle feshi halinde sözleşmede bulunan cezai şart maddesindeki şartların uygulanacağı belirtilmiştir.Sözleşmenin cezai şart başlıklı maddesinde, işbu sözleşmede müteselsil kefil sıfatıyla imzası bulunanların, yetkili satıcının sözleşmeye aykırı davranması ve sözleşmenin feshi halinde, ...'ın maruz kalacağı zararlardan 20.000-Euro limitle sınırlı olmak kaydıyla sorumlu olduklarını, ...'ın ilk talebiyle birlikte bu miktarı ödemeyi kabul ettiği belirtilmiştir.
Yine sözleşmenin tebligat başlıklı kısmında, sözleşme şartlarına aykırılık ...'a tek taraflı fesih hakkı verdiğinden, yetkili satıcının hiç bir ihtara gerek kalmaksızın bütün bakiye borcun muaccel olacağını, sözleşmenin feshi ile cezai şartın da koşulsuz kabul edildiği kararlaştırılmıştır.Davacılar vekilince, sözleşmede tek taraflı olarak düzenlenmiş olan cezai şart hükmünün geçersiz olduğu ileri sürülmüş, mahkemece de bu sebeple cezai şart hükmünün geçersiz olduğu kabul edilmiştir.Kural olarak genel işlem koşulları içeren sözleşme yapılması, yasal sınırlar içinde hukuken mümkündür. Bunun dışında sözleşmenin tarafları tacir olup, sözleşme hükümleri kolayca anlaşılabilecek niteliktedir. Sözleşmede kararlaştırılan cezai şart da dürüstlük kuralına aykırı bir düzenleme sayılamayacağından, haksız işlem şartı olarak kabul edilemeyecektir.
Bu nedenle sözleşmedeki cezai şart hükmü geçerli olup, sözleşmenin feshine davacı şirketin neden olduğu da gözetildiğinde, somut olayda cezai şart talep koşulları oluşmuştur. Taraflar, cezanın miktarını tayin etmekte serbest iseler de TBK'nın 182. maddesi hükmüne göre hakim, fahiş gördüğü cezaları re'sen tenkis etmekle yükümlüdür. Ceza koşulunun fahiş olup olmadığı, tarafların iktisadi durumu, özel olarak borçlunun ödeme kabiliyeti ile beraber borçlunun borcunu yerine getirmemiş olması nedeniyle sağladığı menfaat, borçlunun kusur derecesi ve borca aykırı davranış ağırlığı ölçü alınarak tayin edilmeli, cezai şart miktarı, hak, adalet ve nesafet kurallarına uygun olarak tespit edilmelidir. Bu kapsamda,somut olayda sözleşmeye aykırılığın derecesi ,davalının yararlandığı reklam hizmeti karşılığı davacı tarafın ödediği vergi miktarı ,yararlanmanın davalı taraf lehine aşırı düzeyde bulunması nedeniyle fesih tarihindeki koşullara göre cezai şart miktarı fahiş bulunduğundan takdiren %60 oranında tenkis yapılması gerektiği sonuç ve kanaatine varılmış olup, tenkis sonucunda davalı 31.274,80-TL talep edebilecek olup, tenkise konu 46.912-TL yönünden davalının cezai şart talebu yerinde bulunmamıştır.İcra takibinde davalı tarafça asıl alacakla birlikte 670,49-TL işlemiş faiz, 368,01-TL komisyon, 400-TL ihtiyati haciz vekalet ücreti ve 81,60-TL ihtiyati haciz gideri talep edilmiştir.
Davacıların 29.679,36-TL gecikme bedeli ve 46.912-TL cezai şart tutarı olmak üzere toplam 76.591,36-TL asıl alacak bakımından borçlu olmadığı tespit edildiğine göre, bu miktarın işlemiş faiz ve ferilerinden de sorumlu olmadıkları, bu tutara 18.08.2016 ödeme tarihinden 06.09.2016 takip tarihine kadar olan işlemiş avans faizi 415-TL olarak hesaplanmıştır. Yine borçlu olunduğu tespit edilen asıl alacak üzerinden hesaplanan 229-TL komisyon bedelinden de davacılar sorumlu değildir.Davalının talep etmiş olduğu ihtiyati haciz vekalet ücreti ile ihtiyati haciz masrafından ise davacılar sorumludur. Buna göre davacıların 76.591,36-TL asıl alacak, 415-TL işlemiş faiz ve 229-TL komisyon bedeli olmak üzere toplam 77.235,36-TL tutarında borçtan dolayı davalıya borçlu olmadıkları hesaplanmıştır.Bu tespitler doğrultusunda davacıların, davalı tarafça düzenlenen 29.679,36-TL tutarlı gecikme bedeli açıklamalı fatura bedeli ile 78.186,80-TL(46.912-TL sinden) tutarlı sözleşme iptal bedeli ve ferileri toplamı olan 77.235,36-TL borçtan sorumlu olmadıklarının kabulü gerekmekte olup, mahkemece tüm cezai şart faturası bedeli ile ihtiyati haciz vekalet ücreti ve ihtiyati haciz masrafından da borçlu olmadıklarının tespitine karar verilmesi doğru olmamıştır.Açıklanan nedenlerle;
davanın, davalının geç ödeme bedeli faturası ile cezai şart faturasının tenkise konu olan kısmı ve ferileri yönünden kısmen kabulü gerekirken, tüm cezai şart bedeli faturasından kaynaklanan alacak yönünden de kabulü doğru değil ise de, yapılan hata/eksiklik yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile kararın kaldırılarak kararın kesinleşen kısımları dikkate alınarak "davanın kısmen kabulüne,fazla istemin reddine " tenkis edilen miktar üzerinden davacı lehine vekalet ücreti takdir olunmamasına karar verilmiştir.
HÜKÜM
Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne; İstanbul Anadolu 8. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 03/02/2022 Tarih 2016/1013 Esas 2022/95 Karar sayılı kararın HMK.'nın 353(1)b-2 gereği KALDIRILMASINA; "Davanın kısmen kabulüne, davacıların İstanbul Anadolu ... İcra Dairesinin ... esas sayılı icra takibine konu alacağın 76.591,36-TL asıl alacak, 415-TL işlemiş faiz ve 229-TL komisyon bedeli olmak üzere toplam 77.235,36-TL'lik kısmı nedeniyle davalıya borçlu olmadıklarının tespitine, fazla istemin reddine, koşulları oluşmadığından davacıların kötü niyet tazminatı isteminin reddine," İlk derece yargılamasına ilişkin olarak; "Alınması gereken 5.275,94-TL nispi karar ve ilam harcından mahkeme veznesine yatırılan 2.094,92-TL peşin harcın mahsubu ile kalan 3.181,02-TL'nin davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, Davacılar tarafından yatırılan 2.124,12-TL peşin harçların davalıdan alınarak davacılara verilmesine, Davacı tarafından yapılan 1.825-TL bilirkişi ücreti ve 268-TL posta masrafı olmak üzere toplam 2.093-TL yargı giderinin davanın kabulü oranında hesaplanan 1.320-TL'sinin davalıdan alınarak davacılara verilmesine, kalan kısmın davacılar üzerinde bırakılmasına, Davalı tarafından yapılan 50-TL posta masrafından ibaret yargı giderinin davanın reddi oranında hesaplanan 19-TL'sinin davacılardan alınarak davalıya verilmesine, kalan kısmın davalı üzerinde bırakılmasına, Davacılar lehine taktir olunan 14.360,60-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacılara verilmesine, Davanın reddolunan kısmı üzerinden davalı lehine taktir olunan 30.000-TL vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalıya verilmesine, " İstinaf yoluna başvuran davalı tarafından yatırılan 1.875-TL peşin istinaf karar harcının talep halinde kendisine iadesine, Davacılar tarafından yapılan 50,50-TL istinaf yargı giderinin davanın kabulü oranında hesaplanan 31-TL'sinin davalıdan alınarak davacılara verilmesine, kalanın davacılar üzerinde bırakılmasına, Davalı tarafından yapılan 54-TL istinaf yargı giderinin davanın reddi oranında hesaplanan 20-TL'sinin davacılardan alınarak davalıya verilmesine, kalanın davalı üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK'nın 362(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.04/06/2025
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/73180 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi