6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Navlun sözleşmesinin feshinde üçüncü kişiye ifa yetkisi tartışması

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2022/1531 E. 2025/906 K. · · İlk derece: İSTANBUL 17. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Tazminatistinaf başvurusunun esastan reddiKesinlik belirsiz

★ Emsal

Davacının nitelemesi: Navlun sözleşmesinin haksız feshi nedeniyle kazanç kaybı ≠ mahkeme dalı · davacı çerçevesi: Taşıma

Gerekçe özeti

Navlun sözleşmesinde ön ödemenin yapılacağı kişi/firma açıkça ve tereddüde yer vermeyecek şekilde belirlenmemişse, borçlunun sözleşmenin tarafı olan alacaklı dışında bir üçüncü kişiye ifada bulunmadan önce bu kişinin yetkisini gösterir belge istemesi basiretli tacir yükümlülüğü kapsamında kusur oluşturmaz; bu talep üzerine alacaklı tarafından gönderilen yetki/temsil belgesinin güvenilirliğinin sözleşmenin gerektirdiği güven ilişkisini zedelemesi halinde, borçlunun sözleşmeyi haklı nedenle feshi mümkündür ve bu durumda taşıtan/borçlu, TTK m.1158 anlamında tazminat ödeme yükümlülüğünden kurtulur.

Ele alınan sorunlar

İmza sirkülerinin sözleşmenin geçerliliğine etkisi → kabul

İddia: Davacı, sözleşmenin yetkili kişi tarafından imzalandığının ve geçerli olarak kurulduğunun tespit edildiğini, mahkemenin bir yandan sözleşmenin geçerli olduğunu kabul edip diğer yandan haklı fesih sonucuna varmasının çelişki oluşturduğunu ileri sürmüştür.

Gerekçe: İmza sirküleri ispat vasıtası niteliğinde olup sözleşmenin geçerliliğine bir etkisi bulunmamaktadır; bu nedenle sözleşme geçerli olarak kurulmuştur. Ancak bu tespit, davalının navlun ön ödemesini davacı donatan dışındaki bir firmaya yapmak için ayrıca onay istemekte haklı olup olmadığı sorusunu ortadan kaldırmaz; bu husus ayrıca değerlendirilmelidir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Sözleşmede ön ödemenin yapılacağı 'gemi operatörü'nün kimliği ve üçüncü kişiye ifa yetkisi → ret

İddia: Davacı, sözleşmede işletmeci olarak gösterilen firmanın aynı zamanda 'gemi operatörü' olduğunu, bu nedenle ön ödemenin bu firmaya yapılmasının sözleşmede açıkça kararlaştırıldığını, dolayısıyla ayrıca onay/yetki belgesi istenmesine gerek bulunmadığını ileri sürmüştür.

Gerekçe: Sözleşmede ön ödemenin yapılacağı operatörün kim olduğu açıkça gösterilmemiştir. Bilirkişi raporunda işletmeci firmanın operatör değil gemi yöneticisi olarak hareket ettiği belirtilmiş, e-posta yazışmalarında da bu firmadan 'gemi yöneticisi/manager' olarak bahsedilmiştir. Sözleşmede 'navlun ödeme' başlığı altında ön ödemenin 'gemi operatörü'nün hesabına yapılacağı, devamında ise navluna hak kazanacak tarafın 'armatör' olduğu belirtildiğinden, bu terminolojik farklılıklar birlikte değerlendirildiğinde davalının iradesinin ön ödemeyi işletmeci firmaya yapma yönünde oluştuğu söylenemez. Borçlunun sözleşmenin tarafı dışında bir kişiye ifada bulunması, kural olarak onu borçtan kurtarmaz; üçüncü kişiye ifa ile borcun sona ermesi için sözleşmede açık bir hüküm bulunması ya da alacaklının bu yönde borçluya yetki vermiş olması gerekir. Gemi operatörünün gemi işleteni olup olmadığından ziyade sözleşmedeki terminolojik farklılıklar nedeniyle davalının, sözleşme kurulduktan sonra karşılaştığı ön ödeme talebinde, donatan dışındaki kişiye ifa yetkisi verilip verilmediğini sorgulamasında basiretli tacir olarak kusurlu davrandığı kabul edilemez.

Gerekçe kaynağı: özgün

Sözleşmenin davalı tarafından haklı nedenle feshedilip edilmediği ve tazminat koşullarının oluşup oluşmadığı → ret

İddia: Davacı, bilirkişilerin de davalının talebinin ve akabinde feshin somut olay koşullarına uygun düşmediği yönünde görüş bildirdiğini, feshin haksız olduğunu ve tazminat koşullarının oluştuğunu ileri sürmüştür.

Gerekçe: TTK m.1158 taşıtana, gemi yüklemeyi tamamlayıp yolculuğa çıkıncaya kadar herhangi bir sebep göstermeksizin sözleşmeyi feshetme imkânı tanımakta, bu halde fesih tazminatına ilişkin düzenleme öngörmektedir; ancak bu hüküm, taşıtanın genel Borçlar Hukuku ilkeleri çerçevesinde sözleşmeyi haklı sebeple fesih imkânını ortadan kaldırmaz. Sözleşmenin haklı nedenle feshi halinde taşıtanın tazminat ödeme yükümlülüğü bulunmamaktadır. Davalının, ön ödemenin donatan dışındaki bir firmaya yapılması talebi karşısında yetki belgesi istemesinde kusuru bulunmadığı kabul edildiğinden, davacı tarafça gönderilen ve apostil numarası önceki (süresi dolmuş) sirküler ile aynı olan temsil belgesinin, navlun sözleşmesinin gerektirdiği güven ilişkisini zedelediği sonucuna varılmıştır. Bu durum karşısında davalının sözleşmeyi feshetmekte haklı olduğunun kabulü gerekir. Sözleşme haklı nedenle feshedildiğinden tazminat koşulları gerçekleşmemiştir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Emsal değeri

Sözleşmede ödemenin yapılacağı 'operatör' kavramının açıkça tanımlanmadığı hallerde, borçlunun üçüncü kişiye ifa öncesi yetki belgesi istemesinin basiretli tacir yükümlülüğü kapsamında değerlendirilmesi ve bu talep sonucunda güvenilirliği sarsılan bir belgenin sunulmasının haklı fesih nedeni oluşturması yönünden emsal niteliktedir.

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
navlun sözleşmesi çarter parti haklı nedenle fesih TTK 1158 imza sirküleri organ şahıs üçüncü kişiye ifa gemi operatörü basiretli tacir güven ilişkisi

Atıf yapılan mevzuat: 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK) — TTK 1158

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2022/1531

KARAR NO 2025/906

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ İSTANBUL 17. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 17/05/2022

NUMARASI 2019/92 Esas - 2022/285 Karar

DAVA

Tazminat

Davanın reddine ilişkin kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA

Davacı vekili; donatanı oldukları ... gemisinde yük taşınmasına ilişkin sözleşme kurulduğunu, davalının kiracı olduğunu, sözleşme uyarınca navlunun sadece Yanbu yükünün yüklenmesi durumunda 85.000-USD, Yanbu + Port Sudan yükünün yüklenmesi halinde 185.000-USD olarak belirlendiğini, davalının sözleşme kurulduktan 4 gün sonra 30.01.2019 tarihinde, müvekkili adına sözleşmeyi imzalayan kişinin yetkili olduğunu gösterir belgenin saat 17:00'ye kadar ibraz edilmesini istediğini, mesajın henüz 4 saat önce gönderilmesine rağmen bu belgenin saat 17:00'ye kadar sunulmamış olduğunu gerekçe göstererek haksız bir biçimde sözleşmeyi feshettiğini, sözleşmenin 26.01.2019 tarihinde ortak irade ile kurulduğunu, sözleşmeyi imzalayan kişinin müvekkilinin imza yetkilisi olan ...

olduğunu, davalının feshe sebep olarak ileri sürdüğü vakıanın gerçeği yansıtmadığını, davalının sözleşmeyi feshettiği gün içerisinde yeni bir imza sirküleri belgesinin yabancı bir sicilden bu kadar kısa sürede temin edilmesinin mümkün olmadığını, kaldı ki sözleşmede de böyle bir düzenleme bulunmadığını, davalı tarafından fesih için sözde bir neden arandığını, sözleşmenin haksız ve hukuka aykırı olarak feshedildiğini, fesih tarihinde geminin yükün teslim alınacağı limana doğru seyir halinde olduğunu, vakıaların TTK m.1158'de düzenlendiği şekilde gerçekleştiğini belirterek kazanç kaybı nedeniyle 85.000-USD'den şimdilik 28.300-USD kısmının 30.01.2019 tarihinden işleyecek faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP

Davalı vekili; ibraz edilen 26.01.2019 tarihli sözleşmenin geçersiz olduğunu, ...'ın temsil yetkisinin 17.01.2019 tarihinde sona erdiğini, dilekçeleri ekinde sunulan imza sirkülerinden anlaşılacağı üzere ...'a 17.01.2014 tarihinden başlamak üzere 5 yıl temsil yetkisi verildiğini, davacının sonradan sunduğu imza sirkülerinde temsil yetkisinin 01.02.2019 tarihinden itibaren başladığından 26.01.2019 tarihinde imzalanan sözleşmenin geçersiz olduğunu, sözleşme geçersiz olduğundan tazminat talep edilemeyeceğini, sözleşmenin geçerli olduğunun kabulü halinde dahi sözleşmenin feshinin haklı bir nedene dayandığını, ön ödemenin ... San. ve Tıc. Ltd. Şti. isimli firmaya yapılması istendiğinde para transferine icazet veren bir yazı ve bu yazıyı imzalayan kişinin yetkili olduğunu gösterir belgenin istendiğini, gönderilen belgede ...'ın yetkisinin 17.01.2019 tarihinde dolduğunun anlaşıldığını ve güncel yetki belgesinin talep edildiğini, sonrasında gönderilen belgede ...'ın yetkisinin 30.01.2019 tarihinden itibaren başladığına ilişkin belgenin imza kısımlarının 17.01.2014 tarihli ve geçerliliği sona eren belge ile birebir aynı olduğunun ve sadece tarih kısmında oynama yapılarak gönderildiğinin fark edildiğini, her iki belgenin apostil numarasının dahi U/05313/1/2014 olarak aynı olduğunu, Marshall Adaları Türkiye temsilciliğinden belgenin doğruluğunun teyit edilemediğini, sahte belge ile aldatılmaya çalışıldıklarını, ön ödeme olan 10.000-USD'nin sahte belge gösterilerek transferinin talep edilmesi üzerine sözleşmenin haklı nedenle feshedildiğini, taşıyan firmaya navlunun ulaşmaması nedeniyle ikinci bir ödemenin yapılması gibi bir çok dolandırıcılık olaylarının vuku bulduğunu, ayrıca gemi yüklü olduğundan herhangi bir kazanç kaybının oluşmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEME KARARI

Mahkemece; dosyadaki yazışmalardan ön ödemenin dava dışı ... firmasına yapılmasının istendiği ve davalı tarafından ön ödemenin ...ya yapılabilmesi için sözleşme ekine konmak üzere davacının yetkilisinin imzasını taşıyan belge ve imza yetki beyannamesinin istendiği, davacı tarafından davalı firmaya sırasıyla 2 adet imza sirkülerinin gönderildiği, ilk olarak 17.01.2014 tarihli imza sirkülerinin gönderildiği, davalı tarafça sirkülerin 17.01.2019 tarihi itibariyle geçerliliğini yitirdiği belirtilerek güncel ve geçerli sirküler talep edildiği, bunun üzerine 30.01.2019 tarihli 5 yıl süreyle geçerli bir başka sirküler gönderildiği, gönderilen ikinci sirkülerin apostil numarasının, ilk gönderilen tarihi geçmiş sirküler ile aynı olduğu, davalının Marshall Adaları İstanbul Temsilcisiyle kurduğu temas sonucunda evrakın Marshall Adaları tarafından hazırlanmadığının ve sahte olduğunun bildirildiği, bunun üzerine davalının sözleşmeyi feshettiği, dosyadaki sirkülerlerde ...'ın şirketin müdürü olduğu, buna göre MK m.

50/1 ve 2 gereğince "temsilci" değil "organ şahıs" sıfatını taşıdığı, imza sirkülerlerinin davacı donatan şirketin şahıs organı ...'ın temsil yetkisinin kapsam ve sınırlarını belgeleyen bir belge olarak nitelendirilmesinin mümkün olmadığı, imza sirkülerinin kurucu etkiye sahip olmadığı, sözleşmenin geçerli şekilde kurulduğu, çarter partide ...'nun işletmeci olarak belirtildiği, bilirkişi raporunda ...'nun işleten değil gemi yöneticisi olarak hareket ettiğinin belirtildiği, dosyaya sunulan e-posta yazışmalarında ...'dan gemi yöneticisi/manager olarak bahsedilmesi, sözleşmede "Navlun ödeme" başlığı altında ise ön ödemenin "gemi operatörünün" hesabına yapılacağı yönündeki hüküm, devamında gemi veya yük kayıp olsun veya olmasın "armatör" navluna hak kazanır düzenlemesine yer verilmiş olmasının uygulamada işleten ya da gemi yöneticisi yerine operatör kelimesinin kullanılamaması birlikte değerlendirildiğinde, sözleşmede ön ödemenin ...'ya yapılacağı yönünde bir hüküm bulunmadığının kabulü gerektiği, bu kabule göre davacı tarafın ödemenin sözleşme dışında üçüncü bir kişiye yapılmasını talep etmesi üzerine davalının sözleşmeye ek bir belge ile ödemenin donatana temsilen yapıldığını ortaya koymak istediği, para borcunun alacaklı dışında bir şahsa ödenmesi mümkün ise de bunun için ya sözleşmede özel bir hüküm bulunması ya da alacaklının bu yönde bir talebi bulunması gerektiği, sözleşmenin kurulmasından sonraki bir zaman diliminde, alacaklının bu tür bir talebi ile karşılaşan borçlunun, alacaklının bu tür bir yetkiye sahip olup olmadığını sorgulaması mümkün olup somut olay değerlendirildiğinde, davalının bu talebi üzerine davacı tarafından sahte olduğu ileri sürülen imza sirküleri gönderilmiş olmasının navlun sözleşmesinin gerektirdiği güven ilişkisinin ve sözleşmedeki güven unsurunun sarsılmasına neden olacağından davalının sözleşmeyi haklı sebeple feshettiği, davacının sözleşmenin feshedilmesi nedeniyle meydana gelen zararı davalıdan talep edemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

Davacı vekili; dosya kapsamı itibariyle sözleşmenin yetkili kişi tarafından imzalandığının ve sözleşmenin kurulduğunun tespit edildiğini, belge geçerlilik süresinin sonra ermesinin şirket yetkilisinin yetkisinin sona erdiği anlamına gelmediğini, mahkemenin sözleşmenin geçerli olduğunu tespit etmesine rağmen sözleşmeyi haklı sebeple feshettiği gerekçesinin çelişkiye yol açtığını, ...'nın sözleşmenin 1.maddesinde işletmeci olarak tanımlandığını, sözleşmenin 2.maddesinde ise ön ödemenin gemi operatörüne yani işletmeciye yapılacağının belirtildiğini, mahkemenin gemi operatörü ifadesiyle ...'nun kastedilmediğine dair değerlendirmesinin hem sözleşmeye hem de içtihatlara aykırı olduğunu, operatör kavramının işletmeci anlamında kullanıldığına dair bir çok karar bulunduğunu, geminin Maritime kayıtlarında ...'nun 13/11/2013 - 28/09/2019 tarihleri arasında hem işletmeci (operatör) hem de yönetici olduğunu, bu nedenle sözleşmede ödemenin ...

firmasına hesabına yapılacağının kararlaştırıldığının açık olduğunu, müvekkilinin navluna hak kazanmasının ön ödemenin ...'ya yapılmasına engel olmadığını, mahkemenin kararındaki gerekçenin bu yönüyle de hatalı olduğunu, bu kapsamda sözleşmede ödemenin ...'ya yapılacağının kararlaştırılmasına rağmen sonradan müvekkilinden imza sirkülerinin talep edilmesinin ve devamla sözleşmenin feshinin hatalı olduğunu, bilirkişiler tarafından da davalının talebinin ve akabinde sözleşmeyi feshinin somut olayın koşullarına uygun düşmediği yönünde görüş bildirildiğini belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

GEREKÇE

Dava; navlun sözleşmesinin feshedilmesi nedeniyle kazanç kaybı kaynaklı maddi zararın tazmini istemine ilişkindir. Davacının donatan, dava dışı ...Ltd. Şti'nin gemi işleteni, davalının kiracı olduğu 26/01/2019 tarihli sözleşmenin akdedildiği, bahsi geçen çarter partide davacının donatanı olduğu ... isimli gemi ile İzmir/Alsancak veya Aliağa/Nemport limanından Yanbu limanına 85.000-USD bedel ile opsiyonun kiracı davalı tarafından kullanılması durumunda ise Sudan limanına toplam 185.000-USD bedelle taşınması hususunda anlaşıma sağlandığı, navlunun 10.000-USD tutarındaki kısmının ön ödeme olarak gemi yükleme limanına varmadan en geç 1 gün içerisinde ödeneceğinin kararlaştırıldığı, 30/01/2019 tarihinde davalı tarafından, sözleşmenin imzalandığı tarih itibariyle davacı şirket adına sözleşmeyi imzalayan ...'ın yetkili olduğuna dair belgenin talep edildiği, ayrıca ön ödemenin yapılması için bu belgenin beklendiğinin davacıya bildirildiği, aynı gün saat sözleşmenin geçerli olmadığının davacıya bildirilerek fesih iradesinin ortaya konulduğu, davacı tarafça, davalının sözleşmeyi haksız olarak feshettiğinden bahisle kazanç kaybına uğradığını belirterek eldeki davayı açtığı, mahkemece sözleşmenin geçerli olduğu, ancak davalının sözleşmeyi feshetmekte haklı olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verildiği, hükme karşı davacı tarafça istinaf yoluna müracaat edildiği anlaşılmaktadır.

Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davalının sözleşmeyi fesihte haklı olup olmadığı, maddi tazminatın şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediği hususundadır.

26. 01.2019 tarihli ...'de dava dışı ... ...Ltd. Şti işletmeci olarak gösterilmiştir. Navlunun 10.000-USD tutarındaki kısmının ise ön ödeme olarak gemi yükleme limanına varmadan en geç 1 gün içerisinde gemi operatörünün hesabına ödeneceği düzenlenmiştir. Mahkemece de kabul edildiği üzere bahsi geçen imza sirküleri ispat vasıtası niteliğinde olup sözleşmenin geçerliliğine bir etkisi bulunmadığından davalının navlun ön ödemesini davacı donatan dışında bir firma olan ... firmasına yapmak için davacıdan ayrıca onay istemekte haklı olup olmadığının değerlendirilmesi gerekmektedir. TTK'nın 1158. Maddesi "...(1) Taşıtan, yolculuk çarteri sözleşmesini, gemi o sözleşme uyarınca yüklemesini tamamlayıp yolculuğa çıkıncaya kadar feshedebilir.

(2) Fesih tazminatı olarak, taşıyan, sözleşmenin feshedilmesinden dolayı yoksun kaldığı kazanç ve o zamana kadar doğmuş olan alacaklarını isteyebilir. Tereddüt hâlinde, kararlaştırılan toplam navlunun yüzde otuzu, yoksun kalınan kazanç sayılır. Feshedilen sözleşmenin ifası için gereken süre içinde, taşıyanın, yeni navlun sözleşmeleri yapmak suretiyle elde ettiği kazanç, tazminat tutarından indirilir..." şeklindedir. Bahsi geçen düzenlemeye göre, taşıtan, yolculuk çarteri sözleşmesini, gemi o sözleşme uyarınca yüklemesini tamamlayıp yolculuğa çıkıncaya kadar feshedebilir. Söz konusu hüküm taşıtana herhangi bir sebep ileri sürmeksizin navlun sözleşmesini feshetme imkân tanımakta ve devam eden fıkralarında böyle bir fesih halinde taşıtanın ödemekle yükümlü olacağı tazminata ilişkin açıklamalara yer verilmektedir.

TTK m. 1158 taşıtana navlun sözleşmesini sefer başlamadan önce ve hiçbir sebep ortaya koymadan feshetme imkânı tanırken genel Borçlar Hukuku ilkelerinin ona tanıdığı sözleşmeyi haklı sebeple feshetme imkanını elinden alınmamıştır. Sözleşmenin haklı nedenle feshi halinde taşıtanın tazminat ödeme yükümlülüğü bulunmadığı açıktır. Davalı vekili; imza sirkülerine göre ...'ın temsil yetkisinin 17.01.2019 tarihinde sona erdiğini, müvekkilinin ön ödemenin ... ...Ltd. Şti'ye yapabilmesi için buna icazet veren ve bu kişinin yetkili olduğunu gösterir belgeyi davacıdan istemesi üzerine davacının müvekkiline gerçeğe uygun olmayan yetki belgesi ile 10.000-USD ön ödemenin yaptırmaya çalışması üzerine sözleşmenin haklı nedenle feshedildiğini ileri sürmektedir.

Davacı, gemi işletmecisi ...'nun operatör olduğundan, dolayısıyla sözleşmede ödemenin operatör olarak ...'ya yapılması gerektiği açıkça belirtildiğinden ödeme için ayrıca bir onay istenmesine gerek bulunmadığını ileri sürmekte ise de sözleşmede ön ödemenin yapılacağı operatörün kim olduğu açıkça gösterilmemiştir. Gemi işletmecisinin operatör sıfatına sahip olup olmadığı hükme esas alınan bilirkişi raporunda da tartışılmış olup, bilirkişiler tarafından ...'nun işleten değil gemi yönetici olarak hareket ettiği belirtilmiştir. Diğer taraftan gemi operatörü ile ilgili doktrinde ve uygulamada farklı görüşler bulunmaktadır. Bu durumda gemi operatörünün gemi işleteni olup olmadığının değerlendirilmesinden ziyade sözleşmenin taraflarının, sözleşme hükümlerinden ifanın sözleşmenin tarafı olan donatan yerine ...'ya yapılması hususunda uyuşup uyuşmadığının incelenmesi gerekir.

Dosyaya sunulan e-posta yazışmalarında da ... dan gemi yöneticisi/manager olarak bahsedilmesi, sözleşmede "Navlun ödeme" başlığı altında ise ön ödemenin "gemi operatörünün" hesabına yapılacağı yönündeki hüküm, devamında gemi veya yükün kaybolsun veya olmasın armatörün navluna hak kazanacağına dair düzenleme dikkate alındığında davalının iradesinin ön ödemeyi ...'ya yapma yönünde oluştuğu söylenemez. Borçlunun sözleşmenin tarafları dışında bir kişiye ifada bulunması kural olarak onu borçtan kurtarmamaktadır. Üçüncü kişiye ifa ile borcun sona ermesi için bu hususta sözleşmede açık bir hüküm bulunması ya da bu hususta alacaklının borçluya bu hususta yetki vermesi gerekir. Gemi operatörünün gemi işleteni olup olmadığından ziyade sözleşmedeki farklı terminolojik ifadelere yer verilmesi karşısında davalının sözleşmenin kurulmasından sonraki bir zaman diliminde, alacaklının ön ödeme talebi ile karşılaşan davalı borçlunun, ikinci defa ödeme yapmak zorunda kalmaması için basiretli tacir olarak kendisine donatan dışındaki kimseye ifa ile ilgili yetki verilip verilmediğini tartışmasında kusurlu davrandığı kabul edilemez.

Davalının bu talebi üzerine apostil sayısı aynı olan temsil belgesinin gönderilmesi navlun sözleşmesinin gerektirdiği güven ilişkisini zedeleyeceğinden davalının sözleşmeyi feshinde haklı olduğunun kabulü gerekir. Sözleşmenin davalı tarafından haklı nedenle feshedildiğinden, tazminat koşulları gerçekleşmemiştir. Açıklanan nedenlerle; davacı vekili tarafından ileri sürülen istinaf nedenleri yerinde olmadığından, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, Alınması gereken 615,40-TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 80,70-TL harcın mahsubu ile kalan ‬534,7‬0-TL harcın davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, Davacı tarafından yapılan giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına, HMK 'nun 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi.04/06/2025

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/73179 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.