Şirket borca batıksa ortaklıktan çıkan ortağa ayrılma akçesi ödenmez
İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2022/1120 E. 2025/920 K. · · İlk derece: İSTANBUL ANADOLU 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Ticari şirket (genel)istinaf başvurusunun esastan reddiTemyiz yolu açık
★ Emsal
Davacının nitelemesi: Ortaklıktan Haklı Sebeple Çıkarma (Birleşen Dava) mahkemenin nitelemesiyle örtüşüyor
Gerekçe özeti
Haklı sebeple ortaklıktan çıkan ortağın ayrılma akçesi hesabında, şirketin malvarlığı karar tarihine en yakın rayiç değerlerle değerlendirilir; ancak şirketin öz kaynağı farklı tarihli bilirkişi raporlarında da negatif çıkıyor ve borca batıklık devam ediyorsa, hangi tarihli değerleme esas alınırsa alınsın ayrılan ortağa ödenecek bir ayrılma akçesi doğmaz. Ayrılma akçesi hesabına sonuç itibariyle etkisi bulunmayan başka yargılama dosyaları bekletici mesele yapılmaz.
Ele alınan sorunlar
Ayrılma akçesinin hesaplanmasında esas alınacak değerleme zamanı ve yöntemi → ret
İddia: Davacı vekili, şirketin taşınmazlarının ve diğer malvarlığının düşük değerlerle ve muvazaalı satışlarla elden çıkarıldığını, gerçek rayiç değerlerin esas alınması halinde şirketin borca batık olmayacağını ve kendisine ayrılma akçesi ödenmesi gerektiğini ileri sürmüştür.
Gerekçe: TTK 641. maddesine göre ortak, esas sermaye payının gerçek değerine uyan ayrılma akçesini isteme hakkını haizdir; hesaplamada hissenin kaydi-nominal değeri esas alınamaz, şirketin malvarlığının karar tarihine en yakın rayiç değerleri esas alınmalıdır; zira ayrılma alacağı mahkemenin karar tarihinde muaccel hale gelir. Dosyada alınan bilirkişi raporlarında taşınmazların rayiç değerleri farklı tarihlerde tespit edilmiş olup, taşınmaz değerlerinin tespitinde emsal incelemesi yapılmamış olsa da, davacının kendi ibraz ettiği değerleme raporundaki daha yüksek rayiç değerlerin esas alınması halinde de şirketin borca batıklık durumu değişmemektedir. Karar tarihine en yakın 19.03.2021 tarihli bilirkişi raporunda şirketin öz kaynağının negatif olduğu ve borca batıklığın devam ettiği tespit edilmiştir. Şirket borca batık olduğundan, hangi tarihli rapor esas alınırsa alınsın davacıya ödenecek bir ayrılma akçesi bulunmamaktadır.
Gerekçe kaynağı: özgün
Bekletici mesele yapılması talebinin reddi → ret
İddia: Davacı vekili, şirket yöneticileri aleyhine açılan sorumluluk davası (İstanbul 6. ATM 2017/434) ile şirketin davacıdan alacaklı olduğuna ilişkin dava (İstanbul Anadolu 7. ATM 2016/1185) sonuçlarının ayrılma akçesi hesabına etkili olacağını, bu nedenle bu dosyaların bekletici mesele yapılması gerektiğini ileri sürmüştür.
Gerekçe: İstanbul 6. ATM'nin 2017/434 esas sayılı dosyasında, dava konusu proje nedeniyle şirketin zarara uğratıldığı ispat edilemediğinden dava reddedilmiştir. İstanbul Anadolu 7. ATM'nin 2016/1185 esas sayılı dosyasında dava konusu edilen alacak miktarları itibariyle, davacının şirkete borçlu bulunmadığının ve aksine ücret alacağı bulunduğunun kabulü halinde dahi şirketin borca batıklık durumu değişmemektedir. Bu nedenle söz konusu yargılama dosyalarının sonucu, eldeki davanın sonucuna etkili olmadığından bekletici mesele yapılması gerekmemektedir.
Gerekçe kaynağı: özgün
Ayrılma payının reddine ilişkin gerekçedeki tarih/rapor hatasının sonuca etkisi → ret
İddia: Davalı-birleşen davada davacı şirket vekili, ilk derece kararının gerekçesinde karar tarihine en yakın 19.03.2021 tarihli bilirkişi raporu yerine daha eski tarihli 01.06.2020 tarihli raporun esas alındığını, bu hususun gerekçede düzeltilmesini talep etmiştir.
Gerekçe: 19.03.2021 tarihli bilirkişi raporunda şirketin 31.12.2020 tarihi itibariyle öz kaynağı -13.048.987,81-TL, 01.06.2020 tarihli raporda ise -2.607.397,11-TL olarak hesaplanmış olup, her iki raporda da davacının ayrılma akçesi talep edemeyeceği belirtilmiştir. Gerekçede yazılan tarihten sonra da borca batıklığın devam ettiği ve davacı lehine ayrılma akçesi hesaplanmadığı anlaşıldığından, gerekçede dikkate alınması gereken husus şirketin her halükârda borca batık olduğu ve davacıya ödenecek ayrılma akçesi bulunmadığıdır; bu nedenle ileri sürülen gerekçedeki hata sonuca etkili değildir.
Gerekçe kaynağı: özgün
Emsal değeri
Ayrılma akçesinin hesaplanmasında şirket malvarlığının karar tarihine en yakın rayiç değerlerle değerlendirilmesi gerektiği ve şirketin borca batık olması halinde farklı tarihli değerleme raporları arasındaki farkın sonuca etkili olmadığı yönündeki tespit, benzer haklı sebeple çıkma/ayrılma akçesi uyuşmazlıklarında yol gösterici niteliktedir.
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
haklı sebeple ortaklıktan çıkma↗ ayrılma akçesi↗ borca batıklık↗ öz kaynak↗ rayiç değer↗ bekletici mesele↗ TTK 641↗
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO 2022/1120
KARAR NO 2025/920
TÜRK MİLLETİ ADINA
İSTİNAF KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ İSTANBUL ANADOLU 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ 13/10/2021
NUMARASI 2015/1120 Esas - 2021/729 Karar
İSTİNAF KARAR TARİHİ 04/06/2025
Asıl davanın kabulü ile davacı ...'un davalı şirketten çıkmasına ayrılma akçesi ödenmesi talebinin reddine, birleşen davanın reddine ilişkin kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
DAVA
Davacı vekili; müvekkilinin davalı şirkette %15 oranda pay sahibi olduğunu, ortaklığın kuruluşundan itibaren devam eden müdürlük görevinin 22.01.2014 tarihinde sona erdirildiğini,davalı şirketin hakim ortağı ...’nun gerçekleştirdiği eylemlerin haklı sebepler oluşturduğunu,hakim ortağın davalı şirkete ortak edilme vaadi ile 1986 Ağustos ayında çalışmaya başlayan müvekkilinin, 25.12.1994 tarihinden itibaren davalı şirketin %15 ortağı olarak çalışmasına devam ettiğini,bu süreçte ...’nun diğer şirketi olan ve aynı zamanda davalı şirketin de hissedarı olan ... şirketine de hizmet verdiğini, 22.1.2014 tarihindeki genel kurulda müvekkilinin azline karar verildiğini, bu azlin gerekçesi olmadığını,teklif verme işleri şirket müdürü olarak yıllardır müvekkil tarafından yapıldığı halde son dönemlerde müvekkili dışlanarak müdür ...
tarafından teklif verilmeye başlandığını, müvekkilinin davalı şirket ortağı olmasının en önemli sebebinin, kendisinin şirketin müdürü olarak görev yapması ve bu yolla yapılan işlemlere hakim olması olduğunu, 28 yılı aşkın süre devam eden müdürlüğün sona erdirilmesinin,ortaklığın devamını anlamsız hale getirdiğini, müvekkilinin aylık ücretlerinin, hakim ortağın talimatıyla 2012 yılı Haziran ayından itibaren ödenmediğini, müvekkiline her ay yapılan periyodik ödemelerin ücretten başka bir şey olmadığını, davalı şirketin 22.1.2014 tarihinde yapılan genel kurulda alınn ... Denetim şirketi tarafından düzenlenmiş olan raporun da müvekkiline yapılan periyodik ödemelerin ücret olduğunu gösterdiğini, davalı şirkette 2002-2014 yılları arasında kar dağıtımı yapılmadığını, şirketin sadece 2013 yılında zarar ettiğini, davalı şirketin asıl faaliyet konusu olan taahhüt işine girmesinin hakim ortak tarafından engellendiğini, geçmiş yıllarda elde edilen kârlarla edinilen çok sayıda taşınmazın düşük kira bedelleriyle hakim ortağın şirketlerine kullandırmayı amaç edindiğini, davalı şirketin 2010 yılının sonuna doğru iki büyük inşaat işi aldığını, elindeki diğer işlerler birlikte bu işleri 2011 yılı sonunda tamamlayarak toplamda iyi bir kar elde ettiğini, 2010-2014 yıllan arasında pasif konuma getirilen şirketin yıllar sonra 2013 yılında zarar ettiğini, 2012 yılında şirketin sahip olduğu şantiye ekipmanlarının şirket tasfiye ediliyormuş gibi satıldığını, 2014 yılı içinde yapılan özel denetim sonucunda düzenlenen özel denetim raporlarında da belirtildiği üzere, şirketin son yıllarda geçmiş yıllarda dağıtılmayan karları kullanarak edindiği ve hakim ortağın ortağı olduğu grup şirketlere düşük bedellerle kiraya verdiği taşınmazlardan kira geliri elde etmeyi amaç edindiğini, şirketin hakim ortağı tarafından faaliyet konusu davalı şirketin faaliyet konusu ile aynı olan ...
Danışmanlık şirketinin kurulmasından sonraki dönemde tüm proje yönetim ve danışmanlık işlerinin bu şirket üzerinden yapılmaya başlandığını, bu şirket kurulduktan sonra davalı şirketin hiçbir projeye girmediğini hakim ortağın rekabet yasağına aykırı hareket ettiğini, bu durumun çıkma konusunda haklı sebep olarak kabul edildiğini, hakim ortağın davalı şirket yanında ... ve ... şirketlerinde de müdürlük yaptığını, davalı şirketin sahip olduğu taşınmazların düşük kira bedelleri ile diğer şirketlerine kiraya verilerek şirketin zarara uğratıldığını,özel denetim raporlarında bu hususların bir çoğunun tespit edildiğini, müvekkilinin davalı şirketten çıkması konusunda haklı sebeplerin gerçekleştiğini belirterek, müvekkilinin davalı şirketten çıkmasına, şimdilik 1.000-TL ayrılma akçesinin davalı şirketten tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili; davacının 2012 yılından itibaren şirket ile bir alakasının kalmasını istemediğini belirterek, daha sonra da şirkete gelmeyip toplantılara da katılmadığını, hakim ortağa gönderilen e-postalar ile müdürlük ve ortaklığının sona erdirilmesi çalışmalarının başlatılmasının talep edildiğini, davacının arzusu doğrultusunda 22.01.2014’tarihinde müdürlük görevinin kaldırılmasına karar verildiğini,2012 yılının Haziran ayından itibaren ücret ödenmedi iddiasının gerçek dışı olduğunu, davacının ücret olduğunu iddia ettiği meblağların ödünç olduğunu, TTK'da limited şirket müdürlerine ücret ödenme zorunluluğu bulunmadığını, bir ücret ödenecekse genel kurulun tasarrufunda olduğunu, 31.12.2013 tarihi itibariyle davacının müvekkili şirkete 358.346,96-TL borcu olduğunu,ödenmesi için davacıya 16.06.2015 tarihli ihtarın gönderildiğini, 30.04.2013 tarihli ortaklar kurulu kararında, davacının kendisine ücret olarak ödendiğini iddia ettiği tutarların şirkete borcu olarak kaydedildiği, 2013 yılına ait şirket hesaplarının da onaylandığının görüleceğini, davacının bu borçları kabul ettiğini, müvekkili şirketin zararlar nedeniyle kar dağıtımı yapamadığını, burada projelerdeki başarısızlık nedeniyle tek sorumlunun davacı olduğunu, şirketin 2002 ve 2006 yılları karlarının 2008 yılında dağıtıldığını, 2003 yılında şirketin zarar ettiğini, 2004 ve 2005 yıllarında şirketin elde ettiği karının 2003 yılı zararına mahsup edildiğini,2002, 2003, 2006, 2008 yıllarında kar dağıtımı yapıldığını, 2007 yılında müvekkili şirketin iştiraki olan Romanya’da kurulu ...’nin imzaladığı 25.05.2007 tarihli inşaat sözleşmesiyle Romanya’da ...
AVM’nin inşaatını yüklendiğini, müvekkili şirket adına ... Bankası aracılığıyla 8.200.000-Euro tutarında kontra garanti verildiğini, dolayısıyla 2007, 2008, 2009 yıllarında elde edilen karın finansal riskler nedeniyle dağıtılmadığını, bu konuda davacının hiç bir itirazının olmadığını, şirketin kar dağıtımı yapamamasının asıl sebebinin Romanya’daki işleri münhasıran yürüten davacı olduğunu, kötü yönetiminin sonucu olarak şirkette kar dağıtılamadığını, Romanya'daki iş nedeniyle teminat mektubunun tazmini talep edildiğini, 14.04.2010 tarihinde müvekkilince 2.596.674,31-Euro ödendiğini, 2012 yılında müvekkili şirketin 3.527.577,89-TL zarar ettiğini, bu nedenle şirketin 2011 döneminde dağıtılacak bir karı olmadığını, davacı yönetiminde faaliyet gösteren ...
SRL’nin halen faal olmadığını, ... için ise iflas prosedürünün başlatıldığını, bu nedenlerle 2012 yılı net karı olarak gözüken 1.071.762,01-TL’nin dağıtılmasına imkan olmadığını, 2013 yılında müvekkili şirketin 2.647.808,36-TL zarar ettiğinden dağıtılacak bir kar olmadığını, 2014 mali yılında 163.828,40-TL tutarında kar ettiği görülse de, şirket çalışanlarının 700.000-TL’yi aşkın alacağı bulunduğunu, hakim ortağın kendi kaynaklarından müvekkili şirkete 1.590.000-Euro’yu aşkın finansal yardım sağladığını, yine davacının yönettiği Tarsus projesi nedeniyle müvekkili şirkete açılan dava sonucunda ... Turizm şirketine 1.500.000-TL’yi aşkın bir meblağın icra kanalıyla ödendiğini, şirketin kar dağıtımı yapamamasının sebebi davacı olup, bu durumun ortaklıktan çıkma için haklı sebep teşkil etmediğini, şirketin 2006 ve 2007 yıllarında 3 adet gayrimenkul satın aldığını, bu satın alımlardan ikisinin bizzat davacı tarafından yapıldığını, bu nedenle müvekkil şirkete yapılan bu alımların kendi rızası olmaksızın ve karlılığı azaltma yönünde yapılan işlemler gibi gösterilmesinin gerçek dışı olduğunu, davacının 2002 yılından 2014 yılına kadar şirkette münferit imzası ile temsile yetkili müdür olduğunu, kira bedellerinden haberdar olmamasının veya bu konuya müdahil olmamasının söz konusu olamayacağını, 2013 yılına kadar kira bedellerine ilişkin olarak herhangi bir itirazda bulunmadığını, davacının katılımı ve onayıyla yapılan işlemlere şimdi ortaklıktan çıkmak istediği için itiraz etmesinin davacının kendisiyle çeliştiğini gösterdiğini, ekipman satışlarının davacının bilgisi dahilinde yapıldığını,elde edilen meblağ ile müvekkili şirketin masraflarının ödendiğini, ...’nun hissedarı olduğu ...
şirketinin kurulmasından sonraki dönemde tüm projelerin bu şirkete yönlendirdiği ve kar kaybına yol açtığı iddiasının gerçek dışı olduğunu, ...’nın üstlendiği işlerin müvekkili şirketin yürüttüğü işlerle ilgili olmadığını, ...'nın müvekkili şirketin rakibi olmadığını, mekanik, statik, mimari ve mühendislik projeler ürettiğini, proje yönetimi yaptığını, inşaat taahhüdü ile iştigal etmediğini, kaldı ki davacının 12.03.2010 tarihinde rekabet yasağına kasten aykırı davranarak ... İnşaat şirketini kurduğunu, bu nedenle davacı aleyhine Anadolu 4. ATM'nin 2015/831 esas sayılı dosyasında sorumluluk davası açıldığını , hakim ortağın başka şirketlerde müdürlük görevi yapmasının şirketin işlerini olumsuz etkilemediğini, aksine müvekkilinin yeni işler almasını sağladığını, diğer şirketlerde görevlendirilen personel için giderlerin diğer şirketlere yansıtıldığını, bu nedenle şirketin zarara uğramadığını, paylarını fahiş bedelden satmak isteyen davacının,şirket değerlemesinin yapılmasıyla ilgili bilgi ve belge paylaşılmasına izin verilmediği yönündeki beyanlarının gerçek dışı olduğunu, davacının yetkilendirdiği ...
şirketinin bu tür bir değerlemeyi yapabilecek bir şirket olmadığını, davacıya uzman bir değerleme şirketiyle çalışmasının önerildiğini, ancak davacının bu konuda bir adım atmadığını belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
BİRLEŞEN DAVA
Davacı vekili davalının, müvekkil şirket çalışanlarına karşı kötü sözler sarf ederek müvekkili şirket ile bir alakasının kalmasını istemediğini beyan ettiğini, defalarca talep edilmesine rağmen davalının şirket'e olan borçlarını ödemediğini, yönettiği projelerde görevini gereği gibi yerine getirmeyerek müvekkil şirketi zarara uğrattığını, davalının, yetkili olduğu ... projesi kapsamında çalışan kişilere ve bu bu kişilerin haklarına yönelik önemli operasyonel ve finansal bilgileri kendisinden defalarca talep edilmesine rağmen müvekkili şirkete sağlamadığını, bu nedenle müvekkilince gerekli tedbirlerin alınamadığını ve müvekkili şirketin Romanya'da çalıştığını iddia eden kişilere toplam 115.806,17-Euro ödeme yapmak zorunda kaldığını, bu nedenle müvekkili şirketin hâkim ortağı ...
tarafından davalıya karşı İstanbul Anadolu 4. ATM'nin 2015/831 esas sayılı dosyasında sorumluluk davası açıldığını, davalının rekabet yükümlülüğüne aykırı davranarak müvekkil şirket ile iştigal konusu aynı olan rakip bir şirket kurduğunu, davalının, paylarını fahiş bedelden satma gayesiyle dava açma hakkını kötüye kullandığını, müvekkili şirketin eski müdürü ...'nun şirkete 2.733.350-Euro ve 369.747-USD tutarında finansal yardım sağladığını, davalı ile karşılıklı güvenin sona erdiğini, davalının yönettiği projelerde görevini gereği gibi yerine getirmeyerek müvekkili şirketi zarara uğrattığını, şirketin Romanya'daki işlerini yürüten davalının ihmali nedeniyle şirketin projedeki yükümlülüklerini zamanında yerine getiremediğini, bu nedenle 2010 yılından itibaren zarara uğradığını, teminat mektubunun paraya çevrilmesinin talep edildiğini, bu nedenle 2.596.674,31-Euro ödenmek zorunda kalındığını, bu zararın diğer ortaklarca karşılandığını, yine davalının yönettiği Tarsus projesi nedeniyle açılan davada sulh imkanının davalı tarafından reddedilmesi nedeniyle şirketin 1.500.000-TL'yi aşkın para ödemek zorunda kaldığını, yine davalının yönettiği Bulgaristan projesinde eksik ve ayıplı işler nedeniyle müvekkiline karşı açılan davanın kaybedildiğini ve müvekkilince 795.000-TL ödenmesi gerektiğini, Romanya projesi çalışanlarına ve haklarına yönelik olarak şirkete gerekli bilgileri sağlamadığını, bu nedenle müvekkilinin bir anda bir çok işçi talebiyle karşı karşıya kalarak toplam 115.806,17-Euro ödeme yapmak zorunda kaldığını, davalının müvekkili ile aynı iştigal alanında kurmuş olduğu ...
İnşaat şirketinin internet sitesinde müvekkilinin projelerine ait fotoğrafları kendi şirketine aitmiş gibi kullandığını, bu şirket yoluyla müvekkilinin portföyünden yararlanan davalının, müvekkiline zarar verdiğini, davalının açtığı davalarla müvekkilini zora sokmaya çalıştığını, davalının eylemleri nedeniyle ortaklar arasındaki güven ilişkisinin ortadan kalktığını, ayrılma akçesi belirlenirken, davalının şirkete borçlarının ve müvekkili şirkete verdiği zararların dikkate alınması gerektiğini belirterek, davalının haklı sebeple ortaklıktan çıkarılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
BİRLEŞEN DAVAYA CEVAP
Davalı ... vekili; asıl davaya ilişkin sundukları dilekçeler ve delillerin, ortaklıktan çıkma sebebi olarak ileri sürdükleri hususların ortaklıktan çıkma için haklı sebep oluşturduğunu ortaya koyduğunu, davacı şirket kayıtlarında müvekkilinin borcu olarak görülen tutarın, müvekkiline ödenen ücretler nedeniyle oluştuğunu, bu tutarın müvekkilinden talep edilmesinin mümkün olmadığını, taraflar arasındaki uyuşmazlık konusunda İstanbul Anadolu 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nde halen derdest olan 2016/1185 Esas sayılı dava ve bu davaya karşı açılmış olan karşı davanın bulunduğunu, bu itibarla taraflar arasındaki derdest davadaki davacı şirket taleplerinin müvekkilinin ortaklıktan çıkarılması konusunda haklı sebep oluşturmadığını, kaldı ki davacının iddialarının gerçeğe uygun olmadığını, Romanya'daki işlerin tamamlanarak teslim edildiğini, dava dilekçesinde belirtilen işçi davalarına ilişkin iddiaların taraflar arasında İstanbul 4.
Asliye Ticaret Mahkemesinin 2015/831 esas sayılı dosyasındaki sorumluluk davasının konusu olduğunu, ... AVM işinde müvekkiline yüklenebilecek bir kusur bulunmadığını, müvekkilinin şirket kurarak sadakat yükümlülüğüne aykırı hareket ettiği iddiasının da müvekkiline karşı 2015/831 esas sayılı dosyada açılan sorumluluk davasının konusu olduğunu, müvekkilinin genel kurul kararının iptali davası açmasının ve asıl davada kayyım talep etmesinin ortaklıktan çıkarma konusunda haklı sebep olamayacağını, müvekkilinin tutum ve davranışlarının davacı şirketin faaliyetlerini önleyen, diğer pay sahiplerini ve davacı şirketi zarara uğratan ve karşılıklı güveni ortadan kaldıran nitelikte olduğu iddiasının yerinde olmadığını, aksine buna şirketin hakim ortağının sebebiyet verdiğini, müvekkilinin şirket lehine kefalet vermek istememesinin bağlılık yükümlülüğüne aykırılık olarak kabul edilemeyeceğini, taraflar arasındaki görüşmelerin müvekkilinin hisseleri için fahiş bedel talep etmiş olması sebebiyle sona erdiği iddiasının ve davacı şirketin faaliyetinin engellendiği, diğer pay sahiplerinin ve davacı şirketin zarara uğratıldığı iddiasının yerinde olmadığını, şirketin açmış olduğu alacak davasının bekletici mesele yapılmasını gerektirir bir sebep bulunmadığını belirterek, ortaklıktan çıkma konusunda haklı sebeplerin oluşup oluşmadığı yönünden bilirkişi raporu alınmasını talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece; asıl davada, davalı şirketin gayrimenkullerinin rayiç değerinin 20.250.000-TL olarak belirlenmesinden sonra davalı şirketin 31/12/2019 tarihli rayiç değerlerine göre 28.187.919,39-TL aktifine karşılık, 30.795.316,50-TL borcu tenzil edildiğinde (-) 2.607.397,11-TL (negatif) öz kaynağı olduğu, şirketin borca batık bulunduğu, şirketin borca batık olmasının ortaklıktan çıkmaya engel teşkil etmeyeceği, davacı ortak ile diğer ortaklar arasında şirket işleyişinden kaynaklanan ihtilafların bulunduğu, bu hukuki ihtilafların yargıya yansıdığı, bir kısım davaların sonuçlandığı, bu hali ile davacının şirket ortaklığını devam ettirme konusunda zorlanamayacağı gibi, ortağın kendisine yasanın tanıdığı şirketten çıkmaya izin isteme hakkından imtina ederek şirketin feshini talep etmeye zorlanamayacağı,davacının haklı nedenle çıkma talebinin kabulü gerektiği, ancak yapılan bilirkişi incelemeleri sonucunda şirketin özvarlığı bulunmadığından davacının %15 hissesine tekabül edecek bir ayrılma payı bulunmadığı, birleşen davada, gerek yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucu alınan raporlarda, gerekse dinlenilen tanık beyanları, diğer bilgi ve belgeler ile diğer dava dosyaları birlikte değerlendirildiğinde, davalı ortağın birleşen davacı şirkete borcu olmadığı gibi, İstanbul Anadolu 7.
ATM'nin 2016/1185 Esas sayılı davada tespit edildiği üzere, ortağın ödenmeyen müdürlük görevinden kaynaklı alacağı bulunduğu, davalı ortağın ilgili mahkemelerde açtığı davalarda yasanın kendine tanıdığı hukuki korumaları talep etmesinin davacı şirkete ve yönetimine baskı kurmaya ya da şirket yönetimini zorlaştırmaya çalışma şeklinde yorumlanamayacağı, birleşen davada davalı ortağın ortaklıktan çıkarılması için şirket yönünden haklı neden oluşmadığı gerekçesiyle; asıl davanın kabulü ile davacı ...'un şirket ortaklığından çıkmasına, davacının çıkma payı talebinin reddine, birleşen davanın reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF NEDENLERİ
Davacı-birleşen davada davalı ... vekili; istinaf taleplerinin, asıl davada verilen çıkma payı isteminin reddine ilişkin kısmına yönelik olduğunu, şirketin birçok taşınır ve taşınmaz malı ve yüksek tutarda özvarlığı bulunurken, karşı taraf şirket yetkililerinin müvekkili lehine hükmedilecek olan çıkma payını azaltmak için şirketin bütün malvarlığını oldukça düşük fiyatlarla elden çıkardıklarını, bu arada müvekkilince açılan sorumluluk davasına konu olan AVM inşaatı işini yüklenerek bu proje ile şirketi büyük zarara uğrattıklarını, bunun sonucunda şirketin özvarlığını eksiye düşürdüklerini, bu kapsamda müvekkili tarafından davalı şirketin müdürleri aleyhine İstanbul 6. ATM'nin 2017/434 esas sayılı dosyasında açılan sorumluluk davasının bekletici mesele yapılması gerekirken, mahkemece bu yöndeki taleplerinin değerlendirilmemesinin hatalı olduğunu, mahkemece, taşınmazların değerinin tespitine ilişkin bilirkişi raporuna yönelik itirazlarının değerlendirilmediğini, 03.02.2020 tarihli bilirkişi raporunda, Ataşehir'de bulunan iki adet taşınmazın değerinin 9.500.000-TL ve 10.750.000-TL olmak üzere toplam 20.250.000-TL olarak tespit edildiğini, bu taşınmazların 03.02.2020 tarihli bilirkişi raporundan kısa bir süre sonra 29.05.2020 tarihinde, raporda tespit edilen değerlere yakın bedeller olan 9.750.000-TL ve 11.000.000-TL olmak üzere toplam 20.750.000-TL bedelle üçüncü kişiye satıldığını, ancak 19.03.2021 tarihli bilirkişi raporunda bu taşınmazların değerlerine yönelik itirazlarının değerlendirilmediğini, müvekkili tarafından yaptırılan ve 21.06.2021 tarihli dilekçe ekinde sunulan değerleme raporunda, taşınmazların satış tarihi olan 29.05.2020 tarihi ve rapor itibariyle değerlerinin 30.560.000-TL olarak belirlendiğini, davalı şirketin yaptığı satış işlemlerinin muvazaalı olduğunu, bu nedenle taşınmazların gerçek değerlerinin belirlenerek şirketin özvarlığının tespitinde bu değerlerin esas alınması gerektiğini, müvekkilinin şirkete 1.061.395,95-TL borçlu olduğu yönündeki davalı şirket kayıtlarına dayanılarak ayrılma akçesi hesaplanamayacağını, 01.06.2020 tarihli bilirkişi raporunda, karşı taraf şirketin müvekkilinden 536.250,72-TL alacaklı olduğu belirtilerek bu tutarın ayrılma akçesinden mahsup edildiğini, ancak İstanbul Anadolu 7.
ATM'nin 2016/1185 esas sayılı dosyasında şirketin müvekkiline karşı açtığı alacak davasının reddedildiğini, müvekkili tarafından açılan karşı davanın ise kısmen kabul edildiğini, bu nedenle ayrılma akçesi hesaplanırken, müvekkilinin şirkete 536.250,72-TL borçlu olarak gösterildiği kaydın yok sayılmasının, tersine anılan mahkeme kararında hükmedilen tutarda alacağı olduğu dikkate alınarak hesap yapılması gerektiğini, ancak bu itirazlarının dikkate alınmadığını, bu nedenle söz konusu kararın kesinleşmesinin beklenmesi gerekirken bu haliyle hüküm verilmesinin hatalı olduğunu, şirket tarafından müvekkili aleyhine İstanbul 11. ATM'nin 2019/373 esas sayılı dosyasında müvekkilinden 350.000-TL alacağın tahsilinin talep edildiğini, ilk bilirkişi incelemesi sırasında şirket hesaplarında yer almadığı halde, 19.03.2021 tarihli bilirkişi raporu içeriğinden, iki bilirkişi incelemesi arasındaki dönemde bu tutarın işlemiş faiziyle birlikte 525.145,23 TL olarak davalı şirket tarafından müvekkilinin hesabına borç olarak yazıldığının anlaşıldığını, bu tutarın taraflar arasında ihtilaflı olduğunu, müvekkilinin alacağı ayrılma akçesini azaltmak amacıyla davanın bu aşamasında bu tutarın müvekkilinin hesabına borç olarak yazılması ve ayrılma akçesinin bu tutar da dâhil edilerek hesaplanmasının kabul edilemeyeceğini, bu itibarla 19.03.2021 tarihli bilirkişi raporunun hükme esas alınmasının mümkün olmadığını, bu dosyanın da bekletici mesele yapılması gerektiğini, nitekim mahkemece bu davanın reddine karar verildiğini belirterek, kararın müvekkilinin çıkma payı talebinin reddine ilişkin kısmının kaldırılarak müvekkili lehine çıkma payına hükmedilmesini talep etmiştir.
Davalı-birleşen davada davacı şirket vekili; mahkemece verilen hükme itiraz etmemekle birlikte,davacının çıkma payı talebinin reddine ilişkin gerekçede hata edildiğini, gerekçeli kararın 12. sayfasının 3. paragrafında, "asıl davada davalı şirketin gayrimenkullerinin rayiç değerinin 20.250.000-TL olarak belirlenmesinden sonra, davalı şirketin 31/12/2019 tarihli rayiç değerlere göre 28.187.919,39-TL aktifine karşılık, 30.795.316,50-TL borcu tenzil edildiğinde (-) 2.607.397,11-TL (negatif) öz kaynağı olduğunun" belirtildiğini, bu suretle dosyada karar tarihine en yakın zamanda alınan ve müvekkili şirketin 31.12.2020 tarihi itibariyle aktif, borç ve özvarlığını tespit eden 19.03.2021 tarihli bilirkişi raporu yerine, daha eski tarihli olan, 31.12.2019 tarihi itibariyle aktif, borç ve özvarlığını tespit eden 01.06.2020 tarihli bilirkişi raporunun karara esas alındığını, bu haliyle müvekkili şirket özvarlığının en son 31.12.2019 tarihinde tespit ettirildiği ve negatifte (-)2.607.397,11-TL olduğu yönünde hatalı bir sonuca ulaşıldığını, oysa karar tarihine en yakın tarihte hazırlanan 19.03.2021 tarihli bilirkişi raporunda müvekkilinin 31.12.2020 tarihi itibariyle aktifinin 2.479.162,16-TL, pasifinin 15.528.149,97-TL ve öz varlığının (-)13.048.987,81-TL olarak tespit edildiğini belirterek, gerekçenin 19.03.2021 tarihli bilirkişi raporu esas alınarak düzeltilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE
Asıl dava, haklı sebeple şirket ortaklığından çıkma ile ayrılma akçesinin tahsili; birleşen dava ise ortağın haklı sebeple şirket ortaklığından çıkarılması istemine ilişkindir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, asıl davanın kabulü ile davacının davalı şirket ortaklığından çıkmasına, davacının çıkma payı talebinin reddine, birleşen davanın ise reddine karar verilmiş olup, taraflarca mahkemenin ortaklıktan çıkmaya ilişkin hükmüne karşı istinaf yoluna başvurulmamıştır. Mahkemece verilen hüküm, asıl davada davacı tarafından çıkma payı istemi yönünden, davalı tarafından da çıkma payı talebinin reddine yönelik mahkeme gerekçesi yönünden istinaf edilmiştir. 6102 sayılı TTK'nın 641. maddesine göre, ortak şirketten ayrıldığı takdirde, esas sermaye payının gerçek değerine uyan ayrılma akçesini istem hakkını haizdir.
Ayrılma akçesinin belirlenmesinde, hissenin kaydi-nominal değerleri esas alınamaz. Şirkete ortaklar tarafından konulan sermaye, ortakların şirketten alacağı anlamındadır. Şirket, ortakların koydukları sermaye ile mal varlığı edinmiş ve bunları kullanarak kar elde etmeye yönelmiştir. Şirketin mal varlığının değerinin belirlenmesinde, karar tarihine en yakın rayiç değerlerinin esas alınması gerekmektedir. Zira ayrılma alacağı, mahkemenin karar tarihinde muaccel hale gelecektir. Mahkemece alınan 12.12.2016, 23.01.2018 ve 17.12.2018 tarihli bilirkişi raporlarında, ayrılma akçesi hesabı yapılmamıştır. Taşınmazların değerinin tespiti bakımından düzenlenen 03.02.2020 tarihli bilirkişi raporunda; şirkete ait Ataşehir İlçesi ...
Mahallesinde bulunan ... ada ... parsel sayılı taşınmazın keşif tarihi itibariyle rayiç değerinin 9.500.000-TL, 29 parselin rayiç değerinin ise 10.750.000-TL olduğu, şirketin demirbaşında yer alan makine ve malzemelerin değerinin ise 135.300-TL olduğu bildirilmiştir.
01. 06.2020 tarihli bilirkişi raporunda; şirketin taşınmazlarının rayiç değerinin 20.250.000-TL olarak belirlenmesinden sonra, 31.12.2019 itibariyle şirketin rayiç değerlere göre 28.187.919,39-TL aktifine karşılık 30.795.316,50-TL borcunun bulunduğu, buna göre şirketin öz varlığının -2.607.397,11-TL olduğu, şirketin ortaklardan alacaklar hesabında davacıdan 536.250,72-TL alacaklı olduğu, davacının %15 oranındaki hissesine isabet eden çıkma payının, şirkete olan borcu ile birlikte -927.360,29-TL olduğu, şirketin borca batık olması nedeniyle davacının ayrılma akçesi bulunmadığı bildirilmiştir. İtirazlarının değerlendirilmesi bakımından düzenlenen 19.03.2021 tarihli bilirkişi kurulu raporunda ise;
davalı şirketin 2 adet taşınmazının satışından elde edilen 24.485.000-TL gelir ile ... ve hissedar ...'na borç ödemesi yapıldığı, bu ödemeler sonrasında şirketin ... şirketine 4.122.578,14-TL ve ...'na 9.915.777,03-TL borcu bulunduğu, davacının şirkete olan borcunun ise 525.145,23-TL artarak 1.061.395,95-TL'ye ulaştığı, şirketin 31.12.2020 tarihli itibariyle 2.479.162,16-TL aktif varlığına karşılık 15.528.149,97-TL borcunun bulunduğu, buna göre şirketin öz kaynağı -13.048.987,81-TL olduğu ve şirketin öz varlığının bulunmadığı, buna göre davacının şirkete olan 1.061.395,95-TL borcunun ilavesiyle ayrılma akçesinin -3.018.744,13-TL olduğu, davalı şirketin borca batık olması nedeniyle davacının ayrılma akçesi bulunmadığı görüşü bildirilmiştir.
Davacı tarafından delil olarak sunulan 07.04.2016 tarihli gayrımenkul değerleme raporunda şirkete ait iki taşınmazın toplam değeri 21.289.000-TL olarak, 23.11.2018 tarihli değerleme raporunda ise 27.203.000-TL olarak belirlenmiştir. Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda ise her iki taşınmazın değeri 9.500.000-TL ve 10.750.000-TL olmak üzere toplam 20.250.000-TL olarak belirlenmiştir. Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporundaki taşınmaz değerlerinin tespitinde, emsal incelemesi yapılmamış olmakla birlikte, davacının ibraz ettiği değerleme raporundaki rayiç değerlerin esas alınması halinde de şirketin borca batıklık durumu değişmemektedir.Davacı-birleşen davada davalı tarafından bekletici mesele yapılması talep edilen dosyalardan İstanbul 6.
ATM'nin 2017/434 esas sayılı dosyasında, davacı ... tarafından davalı şirket yöneticisi olan davalılar aleyhine, şirketin ... AVM projesinde zarara uğratıldığı iddiasıyla yönetici sorumluluğuna dayalı tazminat istemiyle dava açılmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda, proje nedeniyle şirketin zarara uğratıldığının ispat edilemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş olup, karar henüz kesinleşmemiştir. Yine İstanbul Anadolu 7. ATM'nin 2016/1185 esas sayılı dosyasında ise; davacı ... şirketi tarafından davalı ... aleyhine 403.332,04-TL alacağın tahsili istemiyle dava açılmış olup, karşı davada ise davacı ... tarafından 174.800-TL ücret alacağı talep edilmiştir.Yargılama sonucunda asıl davanın reddine, karşı davanın ise 39.800-TL alacak bakımından kısmen kabulüne karar verilmiş, kararın istinafı üzerine İstanbul BAM 43.
HD'nin 2021/88 esas 2024/906 karar sayılı ilamıyla, eksik inceleme gerekçesiyle kararın HMK'nın 353(1)a-6 maddesi gereğince kaldırılmasına karar verilmiştir. Dolayısıyla davacının bekletici mesele yapılmasını talep ettiği İstanbul 6. ATM'nin 2017/434 esas sayılı dosyasında davacı ... tarafından açılan sorumluluk davasında, dava konusu proje nedeniyle şirketin zarara uğratıldığının ispat edilemediği belirlenmiştir. İstanbul Anadolu 7. ATM'nin 2016/1185 esas sayılı dosyasında ise dava konusu edilen alacak miktarları itibariyle, davacının şirkete borçlu bulunmadığının ve aksine davacının ücret alacağının bulunduğunun kabulü halinde dahi şirketin borca batıklık durumu değişmemektedir. Bu nedenle söz konusu yargılama dosyalarının bekletici mesele yapılması sonuca etkili bulunmadığından, aksi yönde ki istinaf nedeni yerinde görülmemiştir.
Ayrılma akçesinin belirlenmesi bakımından, şirketin mal varlığının karar tarihine en yakın rayiç değerlerinin esas alınarak hesaplanması gerekir. Davalı vekili kararın ayrılma akçesine ilişkin gerekçede hata yapıldığını ileri sürmektedir.
19. 03.2021 tarihli bilirkişi kurulu raporunda şirketin 31.12.2020 tarihli itibariyle öz kaynağı -13.048.987,81-TL, 01.06.2020 tarihli bilirkişi raporunda ise -2.607.397,11-TL öz kaynağının bulunduğu hesaplanmış,her iki raporda davacının ayrılma akçesi talep edemeyeceği belirtilmiştir. Bu halde; gerekçede yazılan tarihten sonra da borca batıklık devam ettiği, davacı lehine ayrılma akçesi hesaplanmadığı anlaşılmakla gerekçede dikkate alınması gereken kısım şirketin her halde borca batık olduğu ve davacıya ödenecek ayrılma akçesi bulunmadığı olup, davalı tarafça ileri sürülen istinaf nedeni olan gerekçede ki hata sonuca etkili bulunmamıştır.Açıklanan nedenlerle; istinaf nedeni yerinde olmayan taraf vekillerinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM
Yukarıda açıklanan nedenlerle: Taraf vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, Alınması gereken 615,40-TL istinaf karar harcından davacı-birleşen davada davalı ... tarafından peşin yatırılan 80,70-TL harcın mahsubu ile kalan 534,70-TL harcın ...'dan tahsili ile Hazine'ye gelir kaydına, Alınması gereken 615,40-TL istinaf karar harcından davalı-birleşen davada davacı ... Ltd. Şti tarafından peşin yatırılan 80,70-TL harcın mahsubu ile kalan 534,70-TL harcın ... Ltd. Şti'den tahsili ile Hazine'ye gelir kaydına, Taraflarca yapılan istinaf yargı giderlerinin kendileri üzerilerinde bırakılmasına, HMK'nın 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi.
04/06/2025
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/73173 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi