Rekabet yasağı sözleşmesinde cezai şartın işçi aleyhine olması geçersizlik nedeni değildir
İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2022/2446 E. 2025/797 K. · · İlk derece: İSTANBUL ANADOLU 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Alacakkaldırma ve esas hakkında yeniden hükümKesin
★ Emsal
rekabet yasağı sözleşmesi
Gerekçe özeti
Rekabet yasağı sözleşmesi/şartına dayalı cezai şart hükmü, TBK 444 vd. maddeleri kapsamında değerlendirilir ve TBK 420. maddedeki hizmet sözleşmelerine ilişkin karşılıklılık ilkesi rekabet yasağı sözleşmelerine uygulanmaz; bu nedenle yalnızca işçi aleyhine kararlaştırılan cezai şart hükmü tek başına geçersizlik nedeni oluşturmaz. Ancak TBK 447. madde uyarınca, işveren tarafından haklı bir neden olmaksızın yapılan fesih kesin hükümle sabitse, rekabet yasağı bu tarihte sona erer ve işçinin sonraki dönemdeki çalışmaları rekabet yasağı ihlali sayılamaz.
Ele alınan sorunlar
Rekabet yasağı sözleşmesindeki cezai şartın yalnızca işçi aleyhine öngörülmüş olması nedeniyle geçersiz olup olmadığı → kabul
İddia: Davacı vekili, rekabet yasağı ihlaline ilişkin cezai şartın yalnızca işçi aleyhine olabileceğinin kanunda açık olduğunu ve güncel Yargıtay kararlarıyla da sabit olduğunu ileri sürerek ilk derece mahkemesinin bu gerekçeyle davayı reddetmesinin hatalı olduğunu belirtmiştir.
Gerekçe: TBK'nın 420. maddesi hizmet sözleşmelerinde taraflardan sadece işçi aleyhine konulan ceza koşulunun geçersiz olduğunu düzenlemektedir. Ancak somut olayda davacı hizmet sözleşmesine değil, TBK'nın 444 vd. maddelerinde düzenlenen rekabet yasağı sözleşmesine/şartına dayanmaktadır. İş ilişkisinin sona ermesinden sonraki dönem için rekabet yasağı sözleşmelerinde kararlaştırılan ceza koşulunun karşılıklı olması gerekmemektedir; bu görüş Yargıtay 11. HD'nin ilamında da benimsenmiş ve yargı uygulamasında genel olarak kabul görmüştür. Dolayısıyla cezai şart hükmü, karşılıklı olma zorunluluğu bulunmadığından geçerlidir.
Gerekçe kaynağı: düzeltme
Rekabet yasağı sözleşmesinin işverence gerçekleştirilen haksız fesih nedeniyle sona erip ermediği → kabul
Gerekçe: TBK'nın 447. maddesi gereğince, rekabet yasağı, işverenin bu yasağın sürdürülmesinde gerçek bir yararı olmadığı belirlenmişse, sözleşme haklı bir sebep olmadan işveren tarafından feshedilirse sona erer. Davalı tarafından açılan işe iade davasının reddine ilişkin karar İstanbul BAM 29. Hukuk Dairesi'nin ilamı ile incelenmiş olup, bu ilamda işverenin fesih bildiriminde belirttiği nedenle bağlı olduğu, sonradan tespit edilen ve önceden ileri sürülmeyen hususların fesih sebebi yapılamayacağı, izinsiz görülen yazışmaların da fesihten sonra görüldüğü, ortada haklı ve geçerli fesih nedeni bulunmadığı gerekçesiyle feshin geçersizliğine ve işe iadeye kesin olarak karar verilmiştir. Bu kesin ilam içeriğine göre, işveren tarafından haklı bir neden olmadan iş akdinin feshedildiği kesin hüküm ile belirlendiğinden, TBK 447. madde uyarınca davalının rekabet yasağı sona ermiştir ve rekabet yasağının ihlalinden söz edilemez.
Gerekçe kaynağı: özgün
Cezai şart alacağı talebinin esastan reddi → ret
Gerekçe: İlk derece mahkemesinin rekabet yasağı hükmünün geçersizliği nedeniyle davanın reddine karar vermesi yerinde değil ise de, davalının rekabet yasağı sona erdiğinden söz konusu ihlalden bahsedilemeyeceğinden, yapılan hata nedeniyle yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç olmaksızın davanın reddine karar verilmesi gerekmektedir.
Gerekçe kaynağı: özgün
Emsal değeri
Rekabet yasağı sözleşmelerinde kararlaştırılan cezai şartın işçi aleyhine olmasının TBK 420 kapsamında geçersizlik nedeni oluşturmayacağı ve işverence haklı neden olmadan yapılan feshin TBK 447 uyarınca rekabet yasağını sona erdireceği yönündeki değerlendirmeler bakımından bölgesel emsal niteliği taşımaktadır.
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
rekabet yasağı sözleşmesi↗ cezai şart↗ TBK 420↗ TBK 444↗ TBK 445↗ TBK 447↗ kesin hüküm↗ işe iade davası↗ haklı fesih↗
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO 2022/2446
KARAR NO 2025/797
TÜRK MİLLETİ ADINA
İSTİNAF KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ İSTANBUL ANADOLU 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ 06/09/2022
NUMARASI 2021/274 2022/554
DAVA
Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
Davanın reddine ilişkin verilen kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
DAVA
Davacı vekili; davalının iş akdinin müvekkili tarafından haklı nedenle feshedildiği 19.09.2018 tarihine kadar silo sistemleri satış yöneticisi görev yaptığı, davalının müvekkil şirketin ticari sırrı niteliğindeki üretim, stok, ...alanlarına ilişkin hassas bilgilere sahip olduğunu, ticari sırlara önemli ölçüde vakıf bir pozisyonda çalışırken iş akdinin haklı nedenle feshedildiğini, davalının işten ayrıldıktan sonra önce müvekkil şirket bayilerinden ... Yapı'da, sonra da rakip konumdaki ...'da çalışmaya başladığını, davalının; işten ayrıldığı tarihten başlamak üzere 2 yıllık süre ile, işveren şirketin çalışma konusu olan yapı alçıları ve bunların türevleri ile, benzer nitelikte bir işte herhangi bir ünvan ve sıfat altında çalışmama,şahsen veya ortak olarak yeni şirket veya işyeri kurmama veya kurulmuş olan şirketlere ortak olarak katılmama, aksi halde son aldığı aylık brüt ücretin 24 katı tutarında tazminat ödemeyi taahhüt ettiğini, davalı rekabet yasağı kaydını ihlal ettiğinden şimdilik 5.000-TL'nin dava tarihinden itibaren faiz işletilerek davalıdan tahsilini talep etmiştir.
ISLAH
Davacı vekili;
11. 5.2021 tarihli dilekçe ile davayı HMK nın 107/2 kapsamında belirsiz alacak davası olarak ıslah etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili; işçi sayılan kimselerle işveren veya işveren vekilleri arasında iş akdinden veya iş kanunundan doğan hukuk uyuşmazlıklarının çözüm yerinin iş mahkemeleri olduğunu,işyerinde mobbing nedeniyle huzursuz bir ortama itilerek akabinde haksız işten çıkartıldığını ,çalışma özgürlüğünden vaz geçen ,kişilik haklarına aykırı taahhüdün hukuken hükümsüz sayılması gerektiğini, TBK nın 420 maddesi uyarınca karşı edimsiz işçi aleyhine cezai şart hükmünün geçersiz olduğunu, cezai şartın ekonomik geleceğini sarsacak kadar fahiş olduğunu ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEME KARARI
Mahkemece; rekabet sözleşmesinde coğrafi sınırın kapsamı, Türkiye coğrafi bölgelerinin tamamını kapsadığından TBK.'nın 445/2 maddesi uyarınca hakim tarafından kapsam olarak yani coğrafi sınır yönünden sınırlandırılması gerektiğini, davalının Marmara Bölge Satış Temsilcisi olarak görev yaptığı ve il bazında sınırlandırma yapılmadığından cezai şart koşunun geçersiz olduğunu, TBK'nın 445/2.maddesi uyarınca hakim, aşırı nitelikteki rekabet yasağını, bütün durum ve koşulları serbestçe değerlendirmek ve işverenin üstlenmiş olabileceği karşı edimi de hakkaniyete uygun biçimde göz önünde tutmak suretiyle, kapsamı veya süresi bakımından sınırlayabileceğini ancak bu sınırlama, yasal düzenleme gereğince, işverenin üstlenmiş olabileceği karşı edimi de hakkaniyete uygun bir şekilde göz önünde tutmak suretiyle yapılacağı, işçinin rekabet yasağı karşılığında, işverenin herhangi bir karşı edim üstlenmediği TBK'nın 420/1.maddesi uyarınca, hizmet sözleşmelerine sadece işçi aleyhine konulan ceza koşulu geçersiz olduğu;
sözleşmede yer sınırlaması da yapılmadığı gibi işverenin karşı edim üstlenmediğini, bu geçersizlik, hakimin müdahalesiyle giderilebilecek nitelikte olmadığından davanın reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili; davalı, müvekkili şirkette Marmara Bölge Satış Temsilcisi (İstanbul) olarak görev yapmakta iken, rekabet yasağı taahhüdüne aykırı olarak çalışmaya başladığı rakip işletmede yine aynı bölgede ve ağırlıklı olarak İstanbul ilinde satış temsilciliği yaptığını, davalı, müvekkili şirkette çalışmaya önce iletişim, lojistik, bankacılık finans gibi pekçok alanda çalıştığını, bu husus davalının müvekkiline sunduğu özgeçmişte ve SGK kayıtlarıyla sabit olduğunu, davalı tüm Türkiye'de müvekkili ile rakip olmayan bir sektörde satış temsilcisi olarak çalışarak geçimini sağlayabileceğini, kaldı ki, davalı sırf inşaat alanında dahi, müvekkili ile rakip olmayan ürünlerin (örneğin duvar boyası vb.) satış pazarlaması işi ile uğraşabileceğini, dolayısıyla, rekabet yasağı taahhüdünün coğrafi sınırı Türkiye olsa dahi, davalının ekonomik geleceği hakkaniyete aykırı olarak sınırlandırılmış olmayacağını, rekabet yasağı ihlaline ilişkin cezai şartın yalnızca işçi aleyhine olabileceği kanunda açık olduğunu, aynı zamanda güncel Yargıtay kararlarıyla sabit olduğunu, davalının rekabet yasağı hem iş sözleşmesinde ve hem de ayrıca bir taahhütname ile düzenlendiğini ileri sürerek kararın kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE
Dava, taraflar arasındaki iş sözleşmesi kapsamındaki rekabet yasağının davalı tarafından ihlal edildiğinden bahisle cezai şart istemine ilişkindir. TBK'nın 444 vd. maddeleri uyarınca; fiil ehliyetine sahip olan işçi, işverene karşı, sözleşmenin sona ermesinden sonra herhangi bir biçimde onunla rekabet etmekten kaçınmayı yazılı olarak üstlenebilir. Rekabet yasağı sözleşmesinin geçerli olabilmesi için, işveren tarafından sözleşmenin haklı nedenle feshedilmesi veya ayrılan işçi tarafından haksız olarak feshedilmesi, davalı işçinin işyerinin önemli müşteri çevresi veya üretim yönünden ticari sırlarına vakıf olabilecek bir pozisyonda çalışmış ve ayrıldıktan sonra rakip bir işyerinde çalışması veya kendisinin bu tür bir faaliyeti icra etmesi, önceki işyerinde edindiği bilgileri yeni işyerinde kullanmasının önceki işverene önemli zarar verebilme ihtimalinin varlığı yeterlidir.
Rekabet yasağı kaydı karşısında, işverenin somut bir zarara uğraması gerekmemekte olup, işçinin yaptığı iş nedeniyle edindiği bilgileri, çalışmaya başladığı başka bir rakip işletmede kullanarak işverene önemli ölçüde zarar verme ihtimalinin bulunması yeterlidir. İlk derece mahkemesince TBK nın 445. Maddesi hükümlerine uygun sınırlamalar içermeyen sözleşmede işverenin karşılık edim üstlenmediğinden cezai şart hükmünün geçersiz olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. TBK’nın 420. maddesi gereğince hizmet sözleşmelerinde taraflardan sadece işçi aleyhine konulan ceza koşulu hükmünün geçersiz olduğu kabul edilmiştir. Ancak somut olayda davacı hizmet sözleşmesine değil, TBK’nın 444 vd.
maddelerinde düzenlenen rekabet yasağı sözleşmesine/şartına dayalı olarak talepte bulunmaktadır. İş ilişkisinin sona ermesinden sonraki dönem için rekabet yasağı sözleşmelerinde kararlaştırılan ceza koşulunun karşılıklı olması gerekmemektedir (Yargıtay 11.HD'nin 2019/4833 Esas-2020/3179 Karar sayılı, 24.06.2020 tarihli ilamı). Yargı uygulamasında bu görüş genel olarak kabul görmüştür. Cezai şart hükmünün karşılıklı olması gerekmemektedir.Cezai şart hükmü geçerlidir. TBK'nın 447. maddesi hükmü gereği "Rekabet yasağı, işverenin bu yasağın sürdürülmesinde gerçek bir yararı olmadığı belirlenmişse, sözleşme, haklı bir sebep olmadan işveren tarafından veya işverene yüklenebilen bir nedenle işçi tarafından feshedilirse, rekabet yasağı sona erer.
Davalı tarafından açılan işe iade davasının reddine ilişkin karar İstanbul BAM 29 HD nin 2020/1470 Esas, 2021/304 Karar sayılı ve 2.3.2021 tarihli ilamı ile incelenmiş olup ilamda "Davacının davalı şirkette 26/12/2012 - 19/09/2018 tarihleri arasında Marmara Bölge Temsilcisi olarak çalıştığı, işveren tarafından SGK ya verilen işten ayrılış bildirgesinde işten ayrılış nedeninin 04 kod numarası ile "Belirsiz süreli iş sözleşmesinin işveren tarafından haklı sebep bildirilmeden feshi" olarak bildirildiği, davalı işveren 19/09/2018 tarihli fesih bildiriminde “09.09.2018 tarihinde, görevinizin ifası için tarafınıza tahsis edilen şirkete ait binek araç ile rakip firmanın genel müdürü BK ile ilgili olarak düzenlenen bir organizasyona katıldığınız tespit edilmiştir.
Şirketimizde satış temsilciliği görevi gibi, şirketin bütün hassas bilgileri ve ticari sırlarına önemli ölçüde vakıf bir pozisyonda çalışmakta iken, rakip firmanın genel müdürü için düzenlenen bir organizasyona şirketçe tahsis edilen araçla katılmanız,..sadakat yükümlülüğüne açıkça aykırıdır. İş akdiniz İş Kanununun 25/II uyarınca haklı nedenle derhal feshedilmiştir.” denildiği, işçinin sadakatsizlik düzeyine ulaşmayan, yetersiz bir bağlılık düzeyinde kalan güven temelini çökertmeyen, objektif olarak değerlendirildiğinde işverenin güvenini sarsacak davranışlarının geçerli fesih nedeni olduğu, İş Yasası 19 maddesi gereğince haklı fesih yazılı yapılması zorunlu değilse de, işveren yazılı fesih bildirimi yaptığında bildirdiği fesih nedeni ile bağlıdır.
Fesih nedenini değiştiremez. ...tanığının anlatımına göre de davacının şirket sırlarını paylaştığı şüphesi ile işten çıkarıldığı anlaşılmaktadır... sonradan tespit edilen ve önceden ileri sürülmeyen hususlar artık fesih sebebi yapılamaz. ... izinsiz olarak görülen whatsapp yazışmalarının fesih nedeni yapılamayacağı gibi, söz konusu yazışmaların da fesihden sonra görüldüğü, ortada haklı ve geçerli fesih nedeni bulunmadığı belirtilerek aylık çıplak brüt ücretin 5.700-TL, 4 aylık işe başlatmama tazminatının 22.800-TL brüt olduğu, giydirilmiş net ücretin 6.039,49-TL olduğu gerekçesiyle Feshin geçersizliğine ve davacının işe iadesine, işe başlatılmaz ise 4 aylık brüt ücret 22.800-TL tazminatın ödenmesine kesin olarak karar verilmiştir.
Yukarıda yazılan kesin ilam içeriğine göre TBK nın 447 maddesi uyarınca "işveren tarafından haklı bir neden olmadan" iş akdinin fesih edildiği kesin hüküm ile belirlendiği halde, yerinde olmayan gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi doğru olmamıştır. Açıklanan nedenlerle İstanbul BAM 29. HD nin kesin hükmü ile davalının rekabet yasağı sona erdiği belirlendiğinden rekabet yasağının ihlalinden söz edilemeyeceği,bu gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi gerekirken rekabet yasağı hükmünün geçersizliği nedeniyle davanın reddine karar verilmesi yerinde değil ise de yapılan hata nedeniyle yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç olmadığından davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile kararın kaldırılmasına, davalının rekabet yasağı sona erdiğinden davanın reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM
Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İstanbul Anadolu 9. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/274 Esas - 2022/554 Karar sayılı 06/09/2022 tarihli kararının, HMK.'nun 353(1)b-2 gereği KALDIRILMASINA; "Davanın reddine," İlk derece yargılamasına ilişkin olarak; "Alınması gereken 615,40-TL ilam harcından peşin yatırılan 85,39-TL harcın mahsubu ile kalan 530,01-TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye ödenmesine, Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, Davalı vekili için takdir olunan 5.000-TL vekalet ücretinin davacıdan tahsil edilerek davalıya verilmesine," Yatırılan 80,70-TL peşin istinaf karar harcının istek halinde davacıya iadesine, Davacı tarafça yapılan istinaf yargı giderinin üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK 362(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.
15/05/2025
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/72979 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi