6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Bayrak ve ikmal hakkı bedeli talebi ile sehven yapılan ödemenin iadesi

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2022/722 E. 2025/813 K. · · İlk derece: İSTANBUL 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Alacakistinaf başvurusunun esastan reddiKesinlik belirsiz

★ Emsal

Davacının nitelemesi: Bayrak ve İkmal Hakkı Bedeli, Sebepsiz Zenginleşme (Karşı Dava) mahkemenin nitelemesiyle örtüşüyor

Sınır kaydı: künye-holding uyumsuzluğu → 35/36/49/54/55 (kira) — Sınır Cetveli / Negatif Alan

Gerekçe özeti

Kiracının, kira sözleşmesinde bayrak/ikmal hakkı bedeli ödeneceğine dair açık bir düzenleme veya kabul bulunmaksızın, sadece istasyonda kendi markasını kullanıp ürün ikmal etmesi, kiralayana bu ad altında bir alacak hakkı doğurmaz; taraf bu yöndeki soyut ihtarlarla saklı tutma beyanında bulunmuş olsa da, somut fatura/sözleşme dayanağı yoksa talep reddedilir. Havale yoluyla yapılan ödemelerde, mevcut bir borcun ifası amacıyla yapıldığı yönünde yasal karine bulunur; bu karinenin tersini, yani ödemenin başka bir sebeple (sehven/mükerrer) yapıldığını ileri süren taraf bunu ispatla yükümlüdür; söz konusu borcun bulunmadığı ve aynı tutarın daha önce ödendiği tespit edilirse, ikinci ödemenin sebepsiz zenginleşme teşkil ettiği kabul edilerek iadesine karar verilir.

Ele alınan sorunlar

Bayrak ve ikmal hakkı bedeli alacağının varlığı → ret

İddia: Davacı, davalının Sarıyer ve Beykoz'daki istasyonlarda kendi bayrağını kullanıp ürün ikmal etmesi nedeniyle bayrak ve ikmal hakkı adı altında alacağı bulunduğunu, bu alacağın 1996 tarihli ikmal sözleşmesine dahil olmayan dönemler için hesaplanması gerektiğini, taraflar arasındaki kira sözleşmesinde bu hakka ilişkin düzenleme bulunmamasının talep hakkını ortadan kaldırmayacağını, bu hususun ticari örf ve adet olarak İTO tarafından da kabul edildiğini ileri sürerek kararın kaldırılmasını ve alacağın kabulünü istemiştir.

Gerekçe: Davacı ile davalı arasındaki tek hukuki ilişki olan 1992 tarihli kira sözleşmesinde bayrak ve ikmal hakkı ödeneceği yönünde bir düzenleme veya davalının böyle bir borcu kabul ettiğine ilişkin bir husus bulunmamaktadır. 30/11/2007 tarihinden sonra karşılıklı ihtarlar ve tahliye davaları sürecinde davacı, davalının istasyonları kendi markasıyla kullanmasından kaynaklandığını ileri sürdüğü bayrak ve ikmal hakkına ilişkin somut bir alacak talebinde bulunmamış, fatura düzenlememiştir. Davacının 2008, 2009, 2010 ve 2012 tarihli ihtarlarında soyut biçimde 'ikmal hakkı'nı saklı tuttuğunu beyan etmesi, kendisine talep hakkı vermez. İTO'nun cevabi yazısında transfer ücretinin (ikmal hakkı, bayrak hakkı vb. adlarla) ticari örf ve adet olarak varlığının bulunduğu belirtilmişse de, hangi durumlarda ödeneceğine dair bir açıklama yoktur ve ücretlendirmenin tarafların özgür iradesiyle yapılan anlaşmaya bağlı olduğu bildirilmiştir. Sektör bilirkişi raporunda da 'bayrak hakkı' ve 'ikmal hakkı' terimleri açıklanarak, somut olayda taraflar arasında bu adla kesilmiş bir fatura veya sözleşmede böyle bir tanım bulunmadığından, davacının talebinin yerinde olmadığı belirtilmiştir. Bu nedenlerle davacının bayrak ve ikmal hakkı alacağı bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır.

Gerekçe kaynağı: özgün

Davalının davacıya gönderdiği ihtarın tebliğ süresinin (22 gün) davanın sonucuna etkisi → ret

İddia: Davacı, davalının 08/12/2014 tarihli 'Acele Posta' ibareli ihtarnamesinin aynı ilçe sınırları içinde 22 gün sonra tebliğ edilmesinin mantıklı bir açıklaması olmadığını, bu durumun ve kendisinin ihtarının ardından davalının ihtar göndermesinin manidar olduğunu, mahkemenin bu hususu objektif değerlendirmediğini ileri sürmüştür.

Gerekçe: Davalının davacıya gönderdiği 08/12/2014 tarihli ihtarın 22 gün sonra tebliğ edilmesinin davanın sonucuna bir etkisi bulunmamaktadır.

Gerekçe kaynağı: özgün

Karşı davaya konu 2.193.151-TL'nin havale yoluyla sehven (mükerrer) ödenip ödenmediği ve iadesinin gerekip gerekmediği → kabul

Gerekçe: Havalenin hukuksal niteliği itibariyle bir ödeme vasıtası olduğu ve mevcut bir borcun ödenmesi amacıyla yapıldığı yolunda yasal karine mevcuttur; bu karinenin tersini, yani havalenin borcun ödenmesinden başka bir amaçla yapıldığını ileri süren taraf ispatla yükümlüdür. Kanunen geçerli bir açıklama yapılmadığı veya makbuzda açıklık bulunmadığı durumda ödemenin muaccel borç için yapılmış sayılacağı kabul edilir. Somut olayda davacı, havalenin bayrak ve ikmal hakkı alacağı kapsamında gönderildiğini ancak yetersiz olduğunu ileri sürmüş; davalı ise paranın muhasebe hatasıyla sehven gönderildiğini belirterek iadesini istemiştir. Asıl davada ulaşılan sonuç kapsamında davalının davacıya bayrak ve ikmal hakkı borcu bulunmadığı tespit edilmiştir. Sulh protokolü uyarınca ödenmesi gereken tutarın (30/12/2013 ve 31/12/2013 tarihli ödemelerle) daha önce ödendiği, buna karşın aynı miktarın 27/11/2014 tarihinde ikinci kez havale edildiği anlaşıldığından, davalının davacıya bayrak ve ikmal hakkından borcu olmadığı ve sulh protokolüyle ödenmesi gereken tutarın iki kez ödendiği tespit edilmiştir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Emsal değeri

Akaryakıt sektöründe 'bayrak hakkı/ikmal hakkı' adı altında talep edilen bedellerin, sözleşmede açık düzenleme veya karşı tarafın kabulü olmaksızın ticari örf ve adet gerekçesiyle talep edilemeyeceğine; havale yoluyla yapılan ödemelerde mevcut borcun ifası karinesinin, borcun bulunmadığının ispatı halinde aşılabileceğine ilişkin değerlendirmeleri içermesi nedeniyle bölgesel ikna edici emsal değeri taşımaktadır.

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
bayrak hakkı ikmal hakkı transfer bedeli ticari örf ve adet havale karinesi sebepsiz zenginleşme belirsiz alacak davası sulh ve ibra protokolü

Atıf yapılan mevzuat: 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (TBK) — TBK 102 · 6570 sk — 6570 sk 11 · 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (TBK) — TBK 347

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2022/722

KARAR NO 2025/813

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ İSTANBUL 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 07/06/2021

NUMARASI 2014/1548 Esas - 2021/368 Karar

DAVA

Alacak

İSTİNAF KARAR TARİHİ 22/05/2025

Asıl davanın reddine, karşı davanın kabulüne ilişkin verilen kararın davacı/karşı davada davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

ASIL DAVA

Davacı vekili, akaryakıt ve ikmal şirketi olan müvekkilinin mülkiyeti kendisine ait olan Sarıyer ve Beykoz'da bulunan iki akaryakıt istasyonunu bayrağı altında ... Petrol olarak işlettiğini, 1992 yılı Temmuz ayında iki istasyonun ruhsatlarını 3. kişi bayilere devrettiğini, 23/11/1992 tarihli yönetim kurulu kararıyla istasyonların kiraya verilmesine karar verildiğini, karar kapsamında müvekkilinin istasyonlarının yine müvekkilinin iştiraki olan ...'a bağımsız olarak kiralandığını, müvekkilinin ... hisselerini 1996 yılında ... AŞ'ye satıldığını, ... Petrol'ün mülkiyetindeki istasyonların 10 yıl süreyle mal ikmal haklarının ...'a kiralandığını, müvekkilinin de bünyesinde yer aldığı ... Petrol Grubu'nun 2001 yılında iflas sürecine girdiğini, sonrasında dava dışı kiracı ...'a gönderilen ihtarla 30/11/2007 tarihinde kira sözleşmeleri sona erecek istasyonların tahliyesinin istenildiğini ancak tahliye edilmediğini, davalının Sarıyer ve Beykoz'daki iki akaryakıt istasyonunda 2013 yılı sonuna kadar bayrağını astığını ve mal ikmal ettiğini, bundan dolayı müvekkilinin davalıdan alacağı bulunduğunu;

davalının müvekkiline bu kapsamda 28/11/2014 tarihinde 990.538,37-USD karşılığı 2.193,151-TL ödediğini, fakat ödenmesi gereken tutarının bunun 5 katı olduğunu ve alacağın kesin olarak belirlenemediğini ileri sürerek, belirsiz alacak davası kapsamında fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere şimdilik (hesap edilecek tutardan yapılmış 990.538,37-USD ödeme mahsup edilerek) 1.000.000-USD'nin ticari faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

CEVAP

Davalı vekili, belirsiz alacak davası koşullarının bulunmadığını;taraflar arasında Sarıyer ve Beykoz'daki taşınmazlarla ilgili kira ilişkisi ilişkisi dışında bir ilişki olmadığını, zaten sonradan davacının da o taşınmazları sattığını;müvekkilinin davacıya bayrak ve ikmal hakkı adı altında bir borcu bulunmadığını, davacının akaryakıt istasyonlarına mal ikmal edilmemesi yönünde bir talepte ve ihtarda bulunmadığını belirterek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

KARŞI DAVA

Karşı davada davacı vekili,müvekkilinin 28/11/2014 tarihinde karşı davalıya yaptığı 2.193.151-TL ödemenin sehven yapılan mükerrer bir ödeme olduğunu, TBKnın 77' maddeye göre sebepsiz zenginleşme teşkil eden ödemenin müvekkiline iadesi gerektiğini ve davalıya noterden de ihtarname gönderildiğini ileri sürerek, 2.193.151-TL'nin ödeme tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle karşı davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

KARŞI DAVAYA CEVAP

Karşı davada davalı vekili, asıl davada yaptıkları açıklamalar kapsamında davanın kötü niyetle açıldığını ve karşı davacının 28/11/2014'te sehven gönderdiğini iddia ettiği paranın iadesi için 08/12/2014 tarihli ihtarın 30/12/2014'tarihinde postaya verildiğini, yani aradan uzun süre geçtikten sonra paranın iadesinin istenmesinin talebin haksız olduğunu gösterdiğini belirterek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

İLK DERECE MAHKEME KARARI

Mahkemece asıl davada, 2007 yılından sonra da kira ilişkisinin 6570 sk 11 ve TBK 347'ye göre aynı koşullarda devam ettiği; sektör bilirkişi raporuna göre asıl davada davacının davalıdan bayrak ve ikmal hakkı adı altında bir alacağı bulunmadığı; karşı davada, 28/11/2014'tarihinde sehven gönderildiği iddia olunan paranın iadesi için 08/12/2014 tarihli ihtarın PTT kayıtlarında 30/12/2014'tarihinde yer aldığını, aradan geçen sürenin uzun süre olarak kabul edilmeyeceği, mali kayıtlarda yapılan incelemelerde davalı/karşı davacının davacı/karşı davalıya 28/11/2014'tarihinde banka yoluyla 2.193.151-TL ödeme yaptığı, 31/12/2014 tarihli kapanış fişine göre, davacının davalıya 2.193.151-TL borçlu olarak sonraki yıla devrettiği, 30/12/2013'tarihinde 2.050.000-TL ve 31/12/2013'tarihinde 143.151-TL olmak üzere toplam 2.193.151-TL aynı ödemenin yapıldığı, buna göre 28/11/2014 tarihli ödemenin mükerrer olduğu, davacı davalıdan bayrak ve ikmal hakkı adı altında bir alacak isteyemeyeceğinden ve bu ödemenin başka bir borç için de yapılmadığının anlaşıldığı gerekçesiyle, asıl davanın reddine;

karşı davanın kabulü ile 2.193.151-TL'nin (06/01/2015 tarihli ihtarnamenin tebliğ tarihi olan 14/01/2015 ve ihtarnamede verilen 2 günlük süreye göre belirlenen) 17/01/2015 tarihinden itibaren değişen oranlarda avans faizi işletilerek davacı/karşı davalıdan alınarak davalı/karşı davacıya verilmesine karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

Davacı/karşı davada davalı ...TAŞ vekili, dava dilekçesindeki beyanlarını tekrar ederek, bayrak ve ikmal hakkına ilişkin maddi vakıalar ile sözleşmelerin bilirkişi vemahkeme tarafından eksik incelendiğini; dava konusu Beykoz ve Sarıyer istasyonlarının müvekkilinin mülkiyetinde olduğu 17/06/1996 tarihli ikmal hakkı sözleşmesinde yer almamasının 10 yıl feragat olarak kabul edilmemesi halinde, 17/06/1996-30/11/2007 tarihleri arasında 11 yıl 5 ay 13 gün ve 30/11/2007-30/12/2013 tarihleri arasında 5 yıl 1 ay olmak üzere toplam 16 yıl 6 ay 13 gün için bayrak ve ikmal hakkı doğduğunu; 17/06/1996 tarihli ikmal hakkı sözleşmesinde yer almamasının 10 yıl feragat edildiğinin kabulü halinde ise, 10 yılın dolmasından kira dönemi bitimine kadar 17/06/2006-30/11/2007 tarihleri arasında 1 yıl 5 ay 13 gün, 30/11/2007-30/12/2013 tarihleri arasında 5 yıl 1 ay olmak üzere toplam 6 yıl 1 ay 13 gün için bayrak ve ikmal hakkı doğduğunu;

davaya konu bayrak ve ikmal hakkının bilirkişiler tarafından İTO'nun bu hakkın ticari örf olarak mevcut olduğuna ilişkin yazısı üzerine kabul edildiğini; bayrak ve ikmal hakkının taraflar arasındaki kira sözleşmesinde yer almamasının ve kira sözleşmesinde başkaca hak ve alacak talebinde bulunmayacağı ifadesinin talep hakkını ortadan kaldırmayacağını; 6570 sk 11'in ve zaman itibariyle TBK'nın olayda uygulanamayacağını, istasyonlarda müvekkilinin bayrağının ve markasının yerine davalının "..." bayrağının asılarak o marka akaryakıt ürünlerinin 17/06/1996 tarihli ikmal sözleşmesinin sona ermesinden sonra satılmasıyla alacağın tahakkuk ettiğini; bayrak ve ikmal hakkına ilişkin kira sözleşmesinin değil ancak 17/06/1996 tarihli ikmal sözleşmesinin incelenmesi gerektiğini;

davalı/karşı davacının ödemesinin iadesinin ihtarnamenin talep tarihi ile tebliğ tarihi arasındaki sürenin uzun olmadığı yönündeki tespitin objektif olmadığını; 08/12/2014 tarihli ve "Acele Posta" belirteci taşıyan ihtarnamenin 22 gün sonra aynı ilçe sınırlarındaki müvekkiline tebliğ edilmesinin mantıklı açıklamasının olmadığını; müvekkilinin ihtarının ardından davalının ihtarın gönderilmesinin manidar olduğunu, bu hususların üzerinde durulmadığını; ikmal hakkı bedeli açıklamalı fatura olmamasının alacağın varlığını etkilemediğini; bayrak hakkı süresinin belirlenmesi ve hesaplanması gerektiğini belirterek, kararın kaldırılmasına ve asıl davanın kabulüne, karşı davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

GEREKÇE

Asıl dava, taşınmaz mülkiyeti davacıya ait iki taşınmaz üzerindeki akaryakıt istasyonlarında davalının kendi bayrağını kullandığı ve kendi ürününü ikmal ettiği için bayrak ve ikmal hakkı alacağının tahsili; karşı dava, davalının banka hesabına hatalı olarak havale edildiği iddia edilen paranın iadesi istemine ilişkindir.Somut olayda (30/12/2013 ve 31/12/2013 tarihlerinde satılana kadar) mülkiyeti davacıya ait Sarıyer ve Beykoz'daki taşınmazlardaki akaryakıt istasyonlarının 01/12/1992 tarihli iki farklı kira sözleşmesiyle (o tarihte davacının grup şirketi olan) ... A.Ş.'ye 15 yıl süre ile kira bedeli peşin alınmak suretiyle kiralandığı, 1996 yılında... AŞ'nin ... AŞ'ye devir edildiği (1999 yılında her iki şirketin ...

A.Ş. unvanı altında birleştiği), bu nedenle davacı ile ... A.Ş. arasında davaya konu edilen Sarıyer ve Beykoz'daki iki istasyonun dahil olmadığı 19 adet akaryakıt istasyonu için 17/06/1996 tarihli "Servis İstasyonları Anlaşması"nın imzalandığı, sonrasında Rekabet Kurulu'nun 02/02/2006 tarihli izniyle ... Petrol A.Ş. ile ... Ltd.'nin davalı şirket olan... Petrol A.Ş. unvanı altında kısmi bölünme yoluyla birleştiği, bu birleşmeyle her iki şirket uhdesindeki akaryakıt istasyonlarının davalıya devredildiği; bu kapsamda noterde akdedilen 30/06/2006 tarihli "Kira Devri Sözleşmesi"yle ... Petrol A.Ş.'nin davaya konu her iki akarkayıt istasyonunu da içeren (birden çok akaryakıt istasyonundaki) devri kiralayanın onayına tabi olmayan ve tapuya şerh edilen kira sözleşmelerini davalı ...

AŞ.'ye devrettiği; davacının kira sözleşmeleri sona ereceğinden bahisle ... Petrol AŞ'ye gönderdiği 25/10/2007 ve 26/11/2007 tarihli ihtarlara ... Petrol AŞ'nin verdiği 29/11/2007 tarihli cevapla kira devrinin davacıya bildirildiği; davacının 26/11/2007 tarihli ihtarıyla davalı ... ... Petrol A.Ş.'ye 15 yıl süreli her iki kira sözleşmesinin 30/11/2007 tarihinde sona ereceği ve taşınmazların tahliyesi isteminde bulunulduğu; davalının 30/11/2007 tarihli cevabi ihtarıyla sözleşmenin kendisine devredildiğinin,26/09/2006 tarihinde tapuya şerh edildiğini, tahliye talebinin süresinde olmadığı, her iki sözleşmenin de birer yıl için aynı şartlarda uzamış sayılacağının, belirtilen yıllık kira bedellerinin ödeneceğinin bildirildiği;

davacının davalı, ... Ltd. Şti. aleyhine Beykoz'daki taşınmazın tahliyesi talebiyle Beykoz SHM'nin 2008/1194 esas ve 2013/578 karar sayılı dosyasında 02/04/2013 tarihinde taşınmazın tahliyesine karar verildiği, Yargıtay 6. HD'nin onaması ve tüm tarafların sunduğu 28/03/2014 (aslında 30/12/2013) tarihli sulh ve ibra protokolü üzerine kararın 28/03/2014 tarihinde kesinleştiği; aynı şekilde 07/08/2008'tarihinde davacının davalı, ... Petrol AŞ ve... Ltd. Şti. aleyhine Sarıyer'deki taşınmazın tahliyesi talebiyle İstanbul 6. (öncesi Sarıyer) SHM'nin 2013/1194 esas ve 2014/120 karar sayılı dosyasında 04/03/2014 tarihinde tarafların (30/12/2013 tarihli sulh ve ibra protokolü kapsamında) davadan feragati sebebiyle davanın reddine karar verildiği görülmüştür.Söz konusu 30/12/2013 tarihli "Sulh ve İbra Protokolü"nün davacı, davalı ...

... Petrol AŞ. tarafından imzalandığı, protokolde Sarıyer ve Beykoz'daki taşınmazların tahliyesi için açılan davalardan bahsedildiği, her iki taşınmaz için davaların devam ettiği dönem için davacının davalıya 2.500.000-TL ek kira bedeli, 450.000-TL KDV olmak üzere toplam 2.950.000-TL fatura düzenleyeceği, davalının davacı için mahkeme tarafından açılmış tevdi mahalli hesabına yatırdığı 678.058,58-TL+122.050,54-TLnin KDV faturasının davacı tarafından kesileceği ve davalının İstanbul ... İcra Dairesi'nin ... sayılı dosyasının kapanması için ödeme yapacağı; her iki taşınmazın da 31/12/2013' tariihine kadar... A.Ş.'ye satılacağı, satışa kadar mevcut kira sözleşmelerinin süresiz olarak aynı kayıt ve şartlarda geçerli olmaya devam edeceği, bu protokolün SHM'deki dava dosyalarına sunulacağı ve davalardan feragat edileceği;

7. maddesinde protokolün imzalanması, kararlaştırılan bedellerin zamanında ödenmesi kaydıyla, her iki davanın konusu uyuşmazlıkla münhasır olmak kaydıyla davadaki her türlü haklarından feragat edildiği ve birbirlerini davadaki sorumluluklarından ibra ettikleri, dava konusu uyuşmazlıklara ilişkin birbirlerinden protokolle belirlenenler dışında her ne nam altında olursa olsun ilave, hak, ücret, masraf, tazminat hak ve alacak talep edilmeyeceği düzenlenmiştir. Sarıyer'deki taşınmaz 30/12/2013'tarihinde ve Beykoz'daki taşınmaz (hissesi) 31/12/2013'tarihinde... A.Ş.'ye satılmıştır. Davalı, davacıya 30/12/2013 tarihinde 2.050.000-TL ve 31/12/2013 tarihinde 143.151-TL olmak üzere toplam 2.193.151-TL ödeme yapmıştır.

Davacı (kiralayan) ve ... Petrol AŞ. (kiracı) ile her iki taşınmaz için imzalanan 01/12/1992 tarihli 15 yıl (01/12/1992-31/11/2007) süreli kira sözleşmelerinin 5. maddesinde, kira bedelinin peşin ödendiği, kiralayanın kira bedelinden ayrı olarak her ne nam altında olursa olsun, başkaca bir bedeli veya nakdi ödeme veya ayni talebinde bulunmayacağı;

6. maddesinde kiracının kiralanan yeri ve kira sözleşmesini kendi sermaye iştiraki olan kuruluşlara devredebileceği ve 13. maddesinde kira sözleşmesinin tapuya şerh edileceği kabul edilmiştir. Yargılama aşamasında alınmış mali müşavir, sektör uzmanı ve hukukçu bilirkişiden alınmış heyet raporunda, davalının davacıya 30/12/2013 tarihinde 2.050.000-TL ve 31/12/2013 tarihinde 143.151-TL olmak üzere toplam 2.193.151-TL ödeme yaptığı; ayrıca karşı davaya konu edilmiş 2.193.151-TL'nin 27/11/2014 tarihinde "... A.Ş.-... Sub. ...A. Sorgu: 0106112 196..." açıklamalı banka havalesiyle gönderdiği belirlenmiştir.Davacı/karşı davalı vekilinin istinaf dilekçesinde dayandığı ve replik-karşı davaya cevap dilekçesinin ekinde sunduğu ve noterden davalı ile dava dışı ...

Petrol A.Ş.'ye gönderdiği her iki taşınmaz için 12/11/2008 tarihli tahliye ve kira bedelinin artırılması talepli ihtarda "... Akaryakıt ve servis istasyonlarının kiraya verilmesi konusundaki ticari örf ve adet ile teamüllere göre, müvekkilinin ikmal hakkı bedeli talep etme hakkı ayrı ve saklı kalmak kayıt ve şartı işe gelecek dönemi olan 01/12/2008 tarihinden itibaren akaryakıt ikmal hakkı bedeli dışında aylık kira parasının 15.000-USD olarak ödenmesini ..." istediği; aynı içeriğin 27/10/2009 tarihli ihtarda da bulunduğu, bu ihtara davalının itirazlarını içeren ihtarla cevap verdiği; aynı içeriğin 02/11/2010 ve 09/11/2012 tarihli ihtarlarda da bulunduğu belirlenmiştir. Mahkemenin ara kararına istinaden davacı/karşı davalı vekili 14/03/2016 tarihli dilekçesinde, dava dilekçesinde bayrak hakkı, ikmal hakkı veya intifa bedeli olarak adlandırdıkları, akaryakıt piyasasında da bu adlarla veya hava parası (peştemaliye),yatırım bedeli, hizmet bedeli, geri ödemesiz kredi (hibe kredi), bayrak hakkı gibi farklı biçimlerde adlandırılan, akaryakıt dağıtım piyasasındaki dağıtıcıların serbest piyasa ekonomisindeki rekabetlerinin bir sonucu olarak ortaya çıkan, 50 yılı aşkın süredir devam eden uygulamalarla bu piyasadaki ticaret için ticari bir örf haline gelmediği ve karşı tarafça müvekkiline ödenmeyerek davanın doğumuna sebep olan alacak hakkını daha iyi ifade etmesi anlamında sektörde güncel olarak kullanılan transfer bedeli ücreti olarak adlandıracaklarını;transfer bedeline ilişkin ücretlendirmenin, pek çok parametreye bağlı olarak değiştiğini;

hesaplamaların sektör uzmanı bilirkişiler tarafından yapıldığını, ücretlendirmenin istasyonunun lokasyonuna, satış hacmine vs. gibi etkenlere göre değişiklik gösterdiğini, transfer bedellerinin büyük meblağları içerdiğini, bu konuda gazete haberini sunduklarını; transfer ücretinin uygulamada ticari örf olarak (ikmal hakkı, bayrak hakkı, yatırım bedeli, hava parası, intifa bedeli, geri ödemesiz kredi şeklinde tanımlarla) varlığı, yerleşik olup olmadığının ve ücretlendirmenin nelere göre yapıldığının İstanbul Ticaret Odası'ndan sorulmasını talep etmiştir.İTO tarafından mahkemeye gönderilen 02/06/2016 tarihli cevabi yazıda, transfer ücretinin uygulamada ticari örf olarak (ikmal hakkı, bayrak hakkı, yatırım bedeli, hava parası, İntifa bedeli, geri ödemesiz kredi şeklinde tanımlarla) varlığının mevcut olduğu, anca yerleşik bir uygulama bulunmadığı, ücretlendirmenin her iki tarafın özgür iradesiyle yapılan anlaşma kapsamında olduğu yönünde görüş oluşturulduğu bildirilmiştir.

Sektör uzmanı bilirkişi raporunda (s.34-35) , akaryakıt şirketlerinin kendilerinden bayilik isteyen kişilerden önce akaryakıt istasyonunun bulunacağı taşınmaz için intifa hakkı tesisi istediklerini, intifa veya kira sözleşmeleri tapuya şerh edildikten sonra intifa bedeli veya peşin kira bedeli ödemesi olarak maliklere peşin ödeme yaptıklarını, akaryakıt sektöründe "Bayrak Bedeli" olarak anılan ödemelerin aslında bahsedilen şekilde intifa veya peşin kira bedeli ödemeleri olduğunu; "ikmal hakkı bedeli" tanımlamasının sektörde sadece İstanbul Büyükşehir Belediyesi iştiraki ... Şirketi tarafından yapıldığını,firmanın bu tanımlamayı kullanmasının sebebinin Belediye mülkleri üzerinde intifa veya kira şerhi gibi şerhlerin verilmesi olduğunu, ...

tarafından aslen bir intifa bedeli olan "..." ödemelerin de taraflar arasında yapılan kontratlara yazıldığı ve kesilecek faturaya binaen ödendiğini; davada taraflar arasında ne "..." açıklamalı bir faturaya ne de sözleşmelerde böyle bir tanıma rastlanmadığını, "ikmal hakkı bedeli" olarak bir ödeme yapılacaksa sözleşme imzalanmadan tarafların bu konuda mutabık kalarak sözleşmeye bağlanması gerektiğini, zira ikmal hakkı bedelinin sonradan belirlenen veya sektörde belli bir rayici olan değer olmadığı görüşü belirtilmiştir.Buna göre asıl davada; sulh protokolü uyarınca davalının davacıya 30/12/2013 tarihinde 2.050.000-TL ve 31/12/2013 tarihinde 143.151-TL olmak üzere toplam 2.193.151-TL ödeme yaptığı;

ayrıca 27/11/2014 tarihinde aynı miktar olmak üzere 2.193.151-TL'yi banka havalesi yoluyla gönderdiği belirlenmektedir.Davacı bu havalenin her iki taşınmazdaki akaryakıt istasyonu için davalının müvekkiline olan bayrak ve ikmal hakkı borcu için olduğunu, ancak bu miktarın yeterli olmadığını belirterek, 1.000.000-USD talepli belirsiz alacak davası açmıştır. Davalı davacıya gönderdiği 08/12/2014 tarihli ihtarıyla, söz konusu para sehven gönderildiğinden 28/11/2014 tarihinden itibaren avans faiziyle iadesini istemiştir.Davacı ise 26/12/2014 tarihli ihtarında,yapılan ödemenin bayrak ve ikmal hakkı için yeterli olmadığını, en az 5.000.000-USD civarında olması gerektiği, davalının vereceği bilgilerle belirlenecek miktar için 30/12/2014 tarihine kadar teyit mektubu gönderilmesini istemiş;

davalı da 06/01/2015 tarihli cevabi ihtarında,sehven gönderilen 2.193.151-TL'nin ihtarın tebliğinden itibaren iki gün içinde iadesini istemiştir. İhtar davacıya 14/01/2015 tarihinde tebliğ edilmiştir. Asıl davaya konu her iki taşınmaz için 1992 yılında davacı ile davacının iştiraki olduğu belirtilen dava dışı ... AŞ arasında imzalanan 15 yıl süreli taşınmaz kira sözleşmeleriyle taşınmaz dava dışı şirket tarafından kullanılmaya başlanmıştır. Kiracı ...AŞ 1996 yılında yine dava dışı...AŞ'a satılmış ve 1999 yılından sonra şirket ... AŞ unvanıyla faaliyetine devam etmiştir.Devirden sonra davacı ile ... A.Ş. davaya konu taşınmazlar üzerindeki akaryakıt istasyonlarını kapsamayan 19 adet istasyon için servis istasyonları anlaşması yapmıştır.

Görüldüğü gibi davacı iştiraki olan şirketin başka bir şirkete satılması üzerine her iki taşınmazdaki istasyonlar için her hangi bir tasarrufta bulunmamış ve onları imzaladığı servis istasyonu sözleşmesine dahil etmemiştir. Süreç bu şekilde devam ederken, 2006 yılında ... ile ... kısmi bölünme yoluyla birleşmişler ve davalı şirket ortaya çıkmıştır. ... da kiracı olduğu davaya konu iki taşınmazdaki kira sözleşmesini davalı şirkete 30/06/2006 tarihinde devretmiş ve bu hak tapuya şerh edilmiştir. 1992 tarihli kira sözleşmeleri 30/11/2007 tarihinde sonra ermiş, davacı bu nedenle davalıya ve ...'a gönderdiği ihtarlarla taşınmazların tahliyesini ve belirlediği kira bedellerini istemiştir. Davalı tahliye talebinin usulüne uygun olmadığı ve kira sözleşmelerinin aynı şartlarda uzadığından bahisle davacının tahliye talebine itiraz etmiş, belirlediği kira bedellerini ödemiştir.

Bu kapsamda davacı yukarıda incelenmiş iki farklı tahliye davası açmış, birinde tahliye kararı verilmiş; diğerinde karar verilmeden, her iki dava 30/12/2013 tarihli sulh protokolü ile son bulmuştur.Davacı, taşınmazları 30/12/2013 ve 31/12/2013 tarihlerinde üçüncü şahsa satış yapmıştır.Davalı birleşme yoluyla devir aldığı ...'ın kullanımında olan akaryakıt istasyonunda faaliyet göstermiş ve kira sözleşmelerini devralmıştır. Zira davalı şirket davacının bayiisi olmayıp, yine bir akaryakıt dağıtım şirketi olan davalı kendi kira hakkı sahibi olduğu taşınmazdaki akaryakıt istasyonunu kendi markasıyla kullanmıştır. Davacının mülkiyet hakkından kaynaklandığını belirttiği davadaki talebi hususunda, davalıyla aralarındaki tek hukuki ilişki olan 1992 tarihli kira sözleşmesinde davaya konu durumda bayrak ve ikmal hakkı ödeneceği yönünde düzenleme veya davalının kabulü bulunmamaktadır.30/11/2007 tarihinden sonra karşılıklı ihtarlar ile tahliye davaları sürecinde,davacı 30/06/2006 tarihinden itibaren iki istasyonu davalının kendi markasıyla kullanması nedeniyle oluştuğunu iddia ettiği bayrak ve ikmal hakkına ilişkin bir alacak talebinde bulunmamış, fatura düzenlememiştir.Davacının davalıya gönderdiği 2008, 2009, 2010 ve 2012 tarihli ihtarlarda, soyut "ikmal hakkı" ibaresini kullanarak saklı tuttuğunu beyan etmesi davacıya talep hakkı vermeyecektir.Öte yandan davacı vekilinin istinaf dilekçesinde dayandığı İTO'nun mahkemeye gönderdiği cevabi yazısında ticari örf ve adet gereği hangi durumlarda transfer ücretinin (ikmal hakkı, bayrak hakkı, yatırım bedeli, hava parası, İntifa bedeli, geri ödemesiz kredi şeklinde tanımlarla) ödenmesi gerektiğine bir açıklama bulunmamaktadır.

Sektör bilirkişinin raporunda da, "bayrak hakkı" ve "ikmal hakkı" terimleri açıklanarak, eldeki davada davacının talebinin yerinde olmadığı belirtilmiştir. Ayrıca davalının, davacıya gönderdiği 08/12/2013 tarihli ihtarın da davacıya belirttiği gibi 22 gün sonra tebliğ edilmesinin davanın sonucuna bir etkisi bulunmayacağından asıl davada davacı vekilinin, aksi yöndeki istinaf nedeni yerinde bulunmamıştır.Yargıtay HGK'nın 2017/13-2137 E., 2018/1860 K. sayılı ve 06/12/2018 tarihli ilamında, havalenin hukuksal niteliği itibariyle bir ödeme vasıtası olduğu ve mevcut bir borcun ödenmesi amacıyla yapıldığı yolunda yasal karinenin mevcut bulunduğu belirtilmiştir. Bu yasal karinenin tersini yani havalenin borcun ödenmesinden başka bir amaçla yapıldığını ileri süren taraf, bu iddiasını kanıtlamakla yükümlüdür.TBK'nın 102.

maddesinde kanunen geçerli bir açıklama yapılmadığı veya makbuzda bir açıklık bulunmadığı durumda, ödemenin muaccel borç için yapılmış sayılacağı kabul edilmiştir.Davacı-karşı davalı, davalı-karşı davacının karşı daya konu ettiği paranın kendisine asıl davada istenilen bayrak ve ikmal hakkı alacağı kapsamında gönderildiğini ancak yeterli olmadığını iddia etmiş; karşı davacı ise paranın muhasebede yapılan hata nedeniyle sehven gönderildiğini ileri sürerek iadesini istemiştir.Buna göre asıl davada yazılan gerekçe kapsamında, karşı davacının karşı davalıya bayrak ve ikmal hakkı borcu bulunmadığı tespit edilmiştir. Karşı davacı,ikmal ve bayrak hakkından borcu olmadığı,sulh porotokolü ile ödenmesi gereken tutarın iki kez ödendiği anlaşılmasına göre karşı davanın kabulüne karar verilmesinde isabetsizlik görülmemiştir.Açıklanan nedenlerle, mahkemece asıl davanın reddine, karşı davanın kabulüne dair verilen karara yönelik istinaf nedenleri yerinde olmayan davacı/karşı davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle:Davacı/karşı davalı ... ....A.Ş. vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,Asıl davada alınması gereken 615,40-TL, karşı dava nedeniyle alınması gereken 149.814,14-TL olmak üzere toplam 150.429,54‬-TL istinaf karar harcından, davacı/karşı davalı tarafından asıl ve karşı davaya yönelik yatırılan toplam 37.614,93‬-TL peşin istinaf karar harcının mahsubu ile kalan 112.814,61‬-TL harcın davacı/karşı davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,Davacı/karşı davalı tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına, davalı/karşı davacı tarafından yapılan 23-TL istinaf yargı giderinin davacı/karşı davalıdan alınarak davalı/karşı davacıya verilmesine,Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine,HMK'nın 361/1.

maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi. 22/05/2025

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/72943 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.