6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Yabancı taraflı sözleşmede yabancı dilde düzenlenen tahkim şartının geçerliliği ve görevsizlik

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2020/703 E. 2022/173 K. · · İlk derece: İstanbul 19. Asliye Ticaret Mahkemesi

OnandıKesin

★ Emsal

Gerekçe özeti

Sözleşmenin bir tarafının yabancı şirket olması halinde yabancı dilde düzenlenen sözleşme ve tahkim şartı geçerli olup, yabancı dil zorunluluğuna ilişkin 805 sayılı Yasa uygulanmaz; geçerli tahkim şartı ve tahkim ilk itirazı karşısında mahkeme görevsizdir ve dava usulden reddedilir. Dilekçeler teatisinde ileri sürülmeyen imza itirazı dinlenmez.

Ele alınan sorunlar

Yabancı taraflı sözleşmedeki tahkim şartının geçerliliği ve tahkim ilk itirazı nedeniyle görevsizlik → ret

İddia: Davalılar, taraflar arasındaki tahkim sözleşmesi uyarınca uyuşmazlığın tahkimde çözülmesi gerektiğini, mahkemenin görevsiz olduğunu ilk itiraz olarak ileri sürmüştür.

Gerekçe: Sözleşmenin bir tarafının yabancı şirket olması nedeniyle yabancı dilde yapılan sözleşme ve tahkim şartı geçerlidir; bu nedenle yabancı dil zorunluluğuna ilişkin 805 sayılı Yasa'nın uygulanma olanağı bulunmaz. Seyahat Acentesi El Kitabı'nın 812 nolu kararı uyarınca Türkiye'deki acenteler için tahkim mercii kararlaştırıldığından geçerli bir tahkim şartı mevcuttur ve davalılar ilk itiraz olarak tahkim itirazında bulunduğundan uyuşmazlığın tahkim yoluyla çözülmesi gerekir; dilekçeler teatisi aşamasında ileri sürülmeyen imza itirazına ise itibar edilemez. Bu nedenle dava usulden reddedilir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Emsal değeri

Yabancı taraflı sözleşmelerde yabancı dilde düzenlenen tahkim şartının geçerli sayılması ve 805 sayılı Yasa'nın uygulanmaması yönünden, Dairenin yerleşik içtihadına da atıfla bağlayıcı emsal niteliğindedir.

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
tahkim şartı tahkim ilk itirazı görevsizlik / usulden ret yabancı dilde sözleşme (805 sayılı Kanun) milletlerarası tahkim

Atıf yapılan mevzuat: 4686 sayılı Milletlerarası Tahkim Kanunu — 4686 sayılı Milletlerarası Tahkim Kanunu 5 · HMK — HMK 413 · 805 sayılı Yasa — 805 sayılı Yasa 1

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2020/703 E.  ,  2022/173 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 12. HUKUK DAİRESİ

Taraflar arasında görülen davada İstanbul 19. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 09.07.2019 tarih ve 2018/430 E- 2019/273 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi'nce verilen 26.12.2019 tarih ve 2019/2337 E- 2019/1639 K. sayılı kararın duruşmalı olarak Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, duruşma için belirlenen 11.01.2022 günü hazır bulunan davacı vekili Av. ... ile davalı IATA Ulus. Hava Taşımacılığı Birliği vekili Av. ...dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı.

Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili, müvekkilinin 03.03.2010 tarihinde davalı IATA acenteliğine kabul edildiğini ve bu tarihten itibaren uçak bileti düzenleme yetkisine sahip olduğunu, müvekkilinin IATA’ya üyelik başvurusunda havayolu şirketlerine karşı olası borçlarının teminatı için 23.02.2010 tarihli 261.000-USD bedelli bir teminat mektubunu IATA’ya teslim ettiğini, müvekkilinin düzenlenen biletlere ilişkin olarak havayolu şirketleri ile arasındaki hesabını sadece BSP elektronik platformu üzerinden gerçekleştirebilmekte olduğunu, bu kapsamda havayolu şirketinin acentenin hesabı ile kendi hesabı arasında bir fark görmesi halinde bu platform üzerinden acente borç dekontu veya acente alacak dekontu düzenlemekte olduğunu, havayolu şirketlerinin alacaklı görünmesi durumunda ise davalı IATA’nın herhangi bir inceleme yapmadan acentelerin sundukları banka teminat mektuplarını nakde çevirerek havayolu şirketine ödeme yapmakta olduğunu, müvekkilinin yaklaşık 8 yıldır kredi kartı ile satış yapmamakta sadece nakit satış yapmakta olduğunu, ancak müvekkilinin bilgisi ve onayı olmadan kredi kartı ile bilet satış işlem kaydı yapıldığını ve davalı IATA’dan bu kaydın düzeltilmesinin istenildiğini, ancak davalı havayolu şirketinin basiretli bir tacir gibi davranmadığını ve bu kredi kartı satış işlemleri nedeniyle müvekkilinin cari hesabına borç kaydettiğini, platform üzerinden de müvekkiline acente borç dekontu (ADM) düzenlediğini, bu nedenle müvekkilinin uçak bileti düzenleme yetkisinin sonlandırıldığını ve IATA üyeliğinin askıya alındığını, cari hesap farkının kapatılması için 31.12.2018 tarihine kadar süre tanındığını, aksi halde teminat mektubunun paraya çevrileceğini ileri sürerek müvekkilinin haksız ve hukuka aykırı düzenlenen 91.768,94 TL tutarındaki acente borç dekontları nedeniyle davalılara borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı IATA vekili, taraflar arasındaki tahkim sözleşmesi uyarınca uyuşmazlığın tahkim mahkemesinde çözümü zorunlu olup mahkemenin görevsiz olduğunu, sözleşmenin ayrılmaz parçası olan Seyahat Acentesi El Kitabının 812 nolu kararının 12.2.3. bölümündeki düzenlemeye göre davacı 2.bölgede bulunduğundan Türkiye’deki acenteler için Cenevre veya İsviçre tahkim merkezlerinin görevli ve yetkili olacağını, ayrıca müvekkiline husumet yöneltilemeyeceğini, savunarak davanın reddini istemiştir.

Davalı ... vekili, taraflar arasındaki tahkim sözleşmesi uyarınca uyuşmazlığın tahkim mahkemesinde çözümü zorunlu olup mahkemenin görevsiz olduğunu, ayrıca taraflar arasında 3 taraflı bir sözleşme olduğunu, davacı iddia ve talebinin haksız olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.

İlk Derece Mahkemesince iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; taraflar arasında imzalanna 03/03/2010 tarihli Yolcu Bileti Satış Acentesi Sözleşmesinin 14.maddesinde tahkim şartının düzenlendiği, taraflar arasında düzenlenen sözleşmenin davalı IATA tarafından düzenlenen Seyahat Acentesi El Kitabına tabi olarak kabul gördüğü, 4686 sayılı Milletlerarası Tahkim Kanunu’nun 5. maddesinin yollamasıyla HMK'nun 413.maddesinde belirlenen hükümler de göz önüne alınarak taraflar arasında düzenlenen 03/03/2010 tarihli sözleşmenin uygulanmasından çıkan uyuşmazlıkların Seyahat Acenteleri El Kitabı'nın 812 nolu kararının 12.2.3 bölümündeki düzenlemeye göre, davacı şirketin 2 . bölgede bulunması nedeni ile Türkiye'deki acenteler için Cenevre veya İsviçre Tahkim merkezleri görevli ve yetkili kılındığı sabit olup, sözleşmede geçerli bir tahkim şartının düzenlendiği, davalıların da ilk itiraz olarak tahkim itirazında bulunduğu, dolayısıyla işbu davadaki uyuşmazlığın tahkim yolu ile çözülmesi gerekeceği gerekçesiyle tahkim ilk itirazının kabulü ile davanın usulden reddine karar verilmiştir.

Karara karşı, davacı vekili istinaf kanun yoluna başvurmuştur.

Bölge Adliye Mahkemesince, sözleşmede yer alan tahkim şartının geçerli olduğu, sözleşmenin bir tarafının yabancı şirket olması nedeniyle 805 sayılı Yasa'nın 1.maddesinin uygulanma olanağının bulunmadığı, yargılama sırasında dilekçeler teatisi aşamasında dile getirilmeyen 03/03/2010 tarihli sözleşmedeki imzaya itiraza da itibar edilemeyeceği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353(1)b-1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.

Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.

Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına, Dairemizin 2020/883 E. - 2020/5293 K. sayılı ve 2020/4340 E-2021/6238 K sayılı ilamlarında benimsendiği gibi sözleşmenin bir tarafının yabancı şirket olması nedeniyle yabancı dilde yapılan sözleşmenin ve tahkim şartının geçerli

olmasına göre davacı vekilince yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.

SONUÇ

Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK'nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, takdir olunan 3.815,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı IATA Ulus. Hava Taşımacılığı Birliği'ne verilmesine, aşağıda yazılı bakiye 26,30 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, 12/01/2022 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/729407200 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

İncelenen istinaf kararı — İst. BAM 12. HD

Bu Yargıtay 11. HD kararı, aşağıdaki İstinaf Dairesi kararının temyiz incelemesidir. Temyiz sonucu: Onandı

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2019/2337 E. 2019/1639 K.

IATA Seyahat Acentesi Sözleşmesindeki tahkim şartının geçerliliği

Gerekçe özeti

IATA üyesi havayolu şirketleri ile acenteler arasındaki Yolcu Bileti Satış Acentesi Anlaşması ve bu anlaşmaya eklenen Seyahat Acentesi El Kitabı hükümleri kapsamında, anlaşmanın havayolu şirketini de taraf kılan hükümleri nedeniyle havayolu şirketinin tahkim ilk itirazında bulunma hakkı vardır. Anlaşmada tahkime başvuru öncesi komisere başvurulmasının öngörülmesi tahkim iradesini ortadan kaldırmaz; uyuşmazlığın belirli olması ve tahkim iradesinin varlığı hallerinde tahkim şartı geçerlidir. Tahkim yeri, El Kitabı'nın ilgili hükümleri ile taraflarca kararlaştırılmış sayılır; ülke hukukunun hakem kararına karşı iptal davası öngörmesi, El Kitabı hükmüyle çelişme oluşturduğunda alternatif tahkim yeri belirlenir. 805 sayılı Yasanın Türkçe kullanma zorunluluğu, yabancı unsurlu sözleşmelere (bir tarafı yabancı şirket olan) uygulanmaz.

Emsal değeri

IATA Seyahat Acentesi El Kitabı ve Yolcu Bileti Satış Acentesi Anlaşması kapsamındaki tahkim şartının geçerliliği, tahkim yerinin tespiti, havayolu şirketinin anlaşmanın tarafı sayılması ve 805 sayılı Yasanın yabancı unsurlu tahkim sözleşmelerine uygulanmayacağı hususlarında emsal niteliği taşımaktadır.

Kavramlar: menfi tespit davası tahkim ilk itirazı tahkim sözleşmesinin geçerliliği tahkim yeri belirlenmesi milletlerarası tahkim acente borç dekontu (ADM) 805 sayılı Yasa - Türkçe kullanma zorunluluğu usulden ret

İstinaf (12. HD) kararının tam metni

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2019/2337

KARAR NO 2019/1639

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ İSTANBUL 19. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 09/07/2019

NUMARASI 2018/430 Esas-2019/273 Karar

DAVA

Menfi Tespit

İSTİNAF KARAR TARİHİ 26/12/2019

Davanın usulden reddine yönelik olarak verilen hükmün davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü.

DAVA

Davacı vekili, müvekkilinin 03.03.2010 tarihinde davalı ... acenteliğine kabul edildiğini ve bu tarihten itibaren uçak bileti düzenleme yetkisine sahip olduğunu, müvekkilinin ...’ya üyelik başvurusunda havayolu şirketlerine karşı olası borçlarının teminatı için 23.02.2010 tarihli 261.000-USD bedelli bir teminat mektubunu ...’ya teslim ettiğini, müvekkilinin düzenlenen biletlere ilişkin olarak havayolu şirketleri ile arasındaki hesabını sadece BSP elektronik platformu üzerinden gerçekleştirebilmekte olduğunu, bu kapsamda havayolu şirketinin acentenin hesabı ile kendi hesabı arasında bir fark görmesi halinde bu platform üzerinden acente borç dekontu veya acente alacak dekontu düzenlemekte olduğunu, havayolu şirketlerinin alacaklı görünmesi durumunda ise davalı IATA’nın herhangi bir inceleme yapmadan acentelerin sundukları banka teminat mektuplarını nakde çevirerek havayolu şirketine ödeme yapmakta olduğunu, müvekkilinin yaklaşık 8 yıldır kredi kartı ile satış yapmamakta sadece nakit satış yapmakta olduğunu, ancak müvekkilinin bilgisi ve onayı olmadan kredi kartı ile bilet satış işlem kaydı yapıldığını ve davalı IATA’dan bu kaydın düzeltilmesinin istenildiğini, ancak davalı havayolu şirketinin basiretli bir tacir gibi davranmadığını ve bu kredi kartı satış işlemleri nedeniyle müvekkilinin cari hesabına borç kaydettiğini, platform üzerinden de müvekkiline acente borç dekontu(ADM) düzenlediğini, bu nedenle müvekkilinin uçak bileti düzenleme yetkisinin sonlandırıldığını ve ....

üyeliğinin askıya alındığını, cari hesap farkının kapatılması için 31.12.2018 tarihine kadar süre tanındığını, aksi halde teminat mektubunun paraya çevrileceğini ileri sürerek müvekkilinin haksız ve hukuka aykırı düzenlenen 91.768,94-TL tutarındaki acente borç dekontları nedeniyle davalılara borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP

Davalı ... vekili, taraflar arasındaki tahkim sözleşmesi uyarınca uyuşmazlığın tahkim mahkemesinde çözümü zorunlu olup mahkemenin görevsiz olduğunu, Sözleşmenin ayrılmaz parçası olan Seyahat Acentesi El Kitabının 812 nolu kararının 12.2.3. bölümündeki düzenlemeye göre davacı 2.bölgede bulunduğundan Türkiyede’ki acenteler için Cenevre veya İsviçre tahkim merkezlerinin görevli ve yetkili olacağını, öte yandan müvekkiline husumet yöneltilemeyeceğini, zira müvekkili davacıdan alacaklı olmadığı gibi davacıya borcunun da olmadığını, ayrıca davacının gerekli önlemleri almadığını ve iddia ettiği zarara kendi kusuruyla neden olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir. Davalı ... vekili,taraflar arasındaki tahkim sözleşmesi uyarınca uyuşmazlığın tahkim mahkemesinde çözümü zorunlu olup mahkemenin görevsiz olduğunu, ayrıca taraflar arasında 3 taraflı bir sözleşme olduğunu, davacı iddia ve talebinin haksız olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ

İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, taraflar arasında 03/03/2010 tarihli Yolcu Bileti Satış Acentesi Sözleşmesinin imzalandığı, Sözleşmenin 14.maddesi ile tahkim şartının düzenlendiği, taraflar arasında düzenlenen sözleşmenin davalı IATA tarafından düzenlenen Seyahat Acentesi El Kitabına tabi olarak kabul gördüğü, 4686 sayılı milletlerarası tahkim kanunun 5. Maddesinin yollamasıyla HMK'nun 413.maddesinde belirlenen hükümler de göz önüne alınarak taraflar arasında düzenlenen 03/03/2010 tarihli sözleşmenin uygulanmasından çıkan uyuşmazlıkların Seyahat Acenteleri El Kitabı'nın 812 nolu kararının 12.2.3 bölümündeki düzenlemeye göre, davacı şirketin 2 . bölgede bulunması nedeni ile Türkiye'deki acenteler için Cenevre veya İsviçre Tahkim merkezleri görevli ve yetkili kılındığı sabit olup, sözleşmede geçerli bir tahkim şartının düzenlendiği , davalıların da ilk itiraz olarak tahkim itirazında bulunduğu, dolayısıyla iş bu davadaki uyuşmazlığın tahkim yolu ile çözülmesi gerekeceği gerekçesiyle 4686 sayılı Yasanın 5.m.

yollamasıyla HMK'nun 413. m. ve 116/1-b bendi uyarınca tahkim ilk itirazının kabulü ile davanın usulden reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle;

1- 03.03.2010 tarihli Yolcu Bileti Satış Acantesi Sözleşmesindeki imzanın müvekkili şirket yetkilisine ait olmadığının 18.10.2019 tarihinde vekil olarak kendisine bildirildiğini, dolayısıyla imza incelemesi yaptırılması gerektiğini, 2-Davalılar arasında bir nevi mecburi dava arkadaşlığı bulunduğunu, zira havayolu şirketinin düzenlediği tüm biletlerin IATA’nın sistemi üzerinden kesilmekte olduğunu, müvekkili tarafından verilen teminat mektubunun ise IATA’nın tasarrufunda bulunmakta olduğunu, davalılar arasında teknik ve ticari anlamda grift bir ilişki bulunduğunu, ancak sözleşmeye taraf olmayan havayolu şirketinin tahkim ilk itirazının dinlenemeyeceğini, müvekkilinim asıl muhatabının ise havayolu şirketi olduğunu, IATA’ya teminat mektubunu elinde bulundurması nedeniyle husumet yöneltildiğini, IATA’nın ise açıkça bu hususta vekaleti olmadığı sürece havayolu şirketi adına tahkim sözleşmesi akdetme yetkisi bulunmadığını, mahkemenin taraflar arasında mecburi dava arkadaşlığı bulunmadığı kanaatinde olması halinde ise davaları ayırması ve havayolu şirketinin tahkim itirazının reddine karar vermesi gerektiğini, 3-Tahkim anlaşmasının geçerli olmadığını, taraflardan yalnız birinin Türk olması halinde dahi İngilizce hazırlanan tahkim şartına dayanılamayacağını, ayrıca IATA’nın tek taraflı belirlediği prosedürlere, tek taraflı kaleme aldığı metinlere, tek taraflı yaptığı tahkim ve tahkim yeri seçimine tahkime başvurma iradesi bulunmayan müvekkilinin tabi olmasının beklemenin hakkaniyete ve eşitliğe aykırı olacağını belirterek hükmün kaldırılmasını istemiştir.

GEREKÇE

Dava, Yolcu Bileti Satış Acentesi Anlaşması uyarınca düzenlenen acente borç dekontları nedeniyle borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yukarıda açıklanan gerekçelerle, davanın tahkim ilk itirazı nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir. Davacı ile davalı ... arasında akdedilen 03/03/2010 tarihli Yolcu Bileti Satış Acentesi Anlaşması incelendiğinde, davacının acente olarak anılacağının, acenteyi tayin eden ve ... üyesi adına ve namına hareket eden, ... Genel Müdürü tarafından temsil edilen her bir ... üyesinin ise taşımacı olarak anılacağının, Anlaşmanın 1.maddesinde ise bu anlaşmanın, acentenin faaliyet gösterdiği ülkelerde geçerli olan satış acentesi kurallarına göre taşımacı tarafından acentenin tayin edilmesi üzerine acente ve taşımacı arasında yürürlüğe girdiğinin, yapılan tadilatları ile birlikte yürürlüğe girmesinden sonra bu anlaşmanın taşımacı ve acente arasında isimleri anlaşmada özellikle belirtilmiş ve her ikisi de anlaşmanın tarafları olarak isimlerini anlaşmaya koymuşlar gibi geçerli olacağının kararlaştırıldığı görülmüş olup, bu durumda havayolu şirketi olup IATA üyesi olan davalı KLM Royal Duch Airlines’ın da bu Anlaşmanın tarafı olduğu kabul edilmiştir.

Yine anılan Anlaşmanın 14.maddesi ile, bir konunun Satış Acentesi Kuralları uyarınca tahkime götürülmek istenmesi durumunda, acentenin bu kurallar uyarınca tahkime başvurmayı ve tahkim prosedürlerine uygun davranmayı ve ayrıca verilen tahkim kararına bağlı kalmayı kabul ettiği hüküm altına alınmış, 2.1.a maddesi ile, taşımacı ve acente arasındaki ilişkide geçerli olan şartlar ve koşulların, acente idarecisinin yetkisi altında zaman zaman yayınlanan ve bu anlaşmaya da eklenen Seyahat Acentesi El Kitabında yer verilen kararlarda (ve bu el kitabından alınan diğer hükümlerde) belirtildiği, 2.1.b maddesi, bu kuralların, kararların ve zaman zaman tadil edilen haliyle diğer hükümlerin bu anlaşmanın bir parçası kılındığının kabul edileceği, taşımacı ve acentenin bunlara uymayı kabul ettiği kararlaştırılmıştır.Seyahat Acentesi El Kitabı’nda yer alan 820e numaralı Karar uyarınca, taraflar arasında çıkan ihtilafların nihai çözüme kavuşturulmasının tahkim yoluyla inceleme bağlı olmak kaydıyla seyahat acentesi komiseri tarafından gerçekleştirileceği ve devamında hangi uyuşmazlıkları çözeceği kararlaştırılmış, El Kitabı’nın 12.2.1 maddesinde ise, seyahat acentesi komiserinin aldığı bir karardan doğan veya o kararla bağlantılı olarak ortaya çıkan tüm ihtilafların, nihai olarak Uluslararası Ticaret Odası Tahkim Kuralları çerçevesinde ve bu Kurallara göre atanan bir veya daha fazla hakemce çözüme kavuşturulacağı ve hakemlerin kararının yetkili herhangi bir mahkemede onaylatılıp kayda geçirilebileceği, 12.2.3.

maddesi ile, tahkim yerinin taraflar aksi üzerinde mutabık kalmadıkça onaylanmış lokasyonun bulunduğu ülkede veya başvuruya konu lokasyonun bulunduğu ülkede olacağı, yukarıdaki hükme bakılmaksızın o ülkenin kanunları Madde 12.2.5 hükmüyle çelişiyorsa,...2.bölge olarak verilmiş bir karar söz konusu ise tahkim yerinin Cenevre İsviçre olacağı, 12.2.5. maddesinde ise, hakem kararının taraflar açısından kesin ve nihai surette bağlayıcı olacağı ve karara içerdiği koşullara göre riayet edileceğinin kararlaştırıldığı görülmüştür. Ülkemiz hukuk sisteminde ise (HMK m.439.) hakem kararlarına karşı iptal davası açılabildiğinden, Ülkemiz kanunlarının El Kitabının 12.2.5 m. hükmüyle çeliştiği, dolayısıyla somut uyuşmazlık açısından tahkim yerinin Cenevre İşviçre olduğu kabul edilmiştir.

Tahkim iradesi tahkim sözleşmesinin kurucu unsuru olup, tahkim iradesinin bulunmadığı uyuşmazlıkların tahkime elverişli olduğunu kabul edebilmek mümkün değildir. Ayrıca uyuşmazlığın belirli olması gerekir. Somut olayda uyuşmazlığın öncelikle seyahat acentesi komiseri tarafından çözümlenmesi, aksi halde tahkim yoluyla çözümlenmesi kabul edilmiş olup tahkime başvurulmadan önce komisere başvurulması tahkim iradesini ortadan kaldırmaz, tahkimden vazgeçildiği anlamına gelmez. Ayrıca yukarıda açıklandığı üzere seyahat acentesi komiserinin hangi uyuşmazlıkları çözeceği açıklanmış olup, komiserin aldığı bir karardan doğan veya onunla bağlantılı olarak ortaya çıkacak tüm ihtilaflar için tahkime gidilebileceğinden, tahkime ilişkin uyuşmazlıkların da belirli olduğu kabul edilmelidir.

O halde tahkim sözleşmesi geçerli bir sözleşmedir. Öte yandan davacı taraf İktisadi Müesseselerde Mecburi Türkçe Kullanılması Hakkında 805 sayılı Yasanın 1.maddesine dayanmakta, İngilizce dilinde yapılan tahkim sözleşmesinin hükümsüz olduğunu savunmaktadır. 805 sayılı Yasanın 1.maddesine göre "Türk tabiiyetindeki her nevi şirket ve müesseseler, Türkiye dahilindeki her nevi muamele, mukavele, muhabere, hesap ve defterlerini Türkçe tutmağa mecburdurlar". Anılan Yasanın 2.maddesine göre ise bu zorunluluk, yabancı şirket ve müesseseler için, Türk müesseseleri ile Türkiye uyruğunda olan kişiler ile muhabere, muamele ve temaslarına ve devlet kurumlarına ibraz zorunluluğunda bulundukları evrak ve defterlerine hasredilmiştir.

Somut olaya döndüğümüzde, tahkim şartını içeren sözleşmenin bir tarafının yabancı şirket olması nedeniyle 805 sayılı Yasanın 1.maddesini uygulama olanağının bulunmadığı kanaatine varıldığından, davacının bu konudaki itirazı yerinde görülmediği gibi, yargılama sırasında dilekçeler teatisi aşamasında dile getirilmeyen 03/03/2010 tarihli Anlaşmadaki imzaya itirazına da itibar edilmemiştir. O halde ilk derece mahkemesince, yasal sürede yapılan tahkim ilk itirazlarının kabulü ile davanın usulden reddi yönünde verilen kararda bir isabetsizlik görülmemiş olup, açıklanan nedenlerle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle;Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, Peşin harcın karar harcına mahsubuna, başkaca harç alınmasına yer olmadığına, İstinaf yoluna başvuran davacı tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına,Gerekçeli kararın birer örneğinin taraflara tebliğine, HMK 'nun 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi. 26/12/2019

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.