6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Ticari menfi tespit davalarının zorunlu arabuluculuk dava şartına tabi olmaması

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2020/4772 E. 2021/7089 K. · · İlk derece: İstanbul 20. Asliye Ticaret Mahkemesi

BozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi:

Gerekçe özeti

Bir kararın gerçekten kesin olup olmadığının denetimi Yargıtay'a aittir. Esasa ilişkin olarak, ticari nitelikteki menfi tespit davaları TTK 5/A kapsamındaki zorunlu arabuluculuk dava şartına tabi değildir; çünkü madde yalnızca konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat taleplerini kapsar, menfi tespit talebi bu kapsama girmez.

Ele alınan sorunlar

Bölge Adliye Mahkemesinin kesinlik değerlendirmesinin Yargıtay'ca denetlenebilmesi → kabul

İddia: Davacı, kararın kesinlik koşullarını taşımadığını, HMK 353/1-a kapsamında bulunmadığını ileri sürerek ek karara yönelik temyiz isteminde bulunmuştur.

Gerekçe: Bir kararın gerçekten kesinlik koşullarını taşıyıp taşımadığının Yargıtay'ca denetlenmesi gerekir; HMK 366'daki atıf karşısında, BAM'ın kararlarının kesin olduğundan bahisle verdiği temyiz ret kararları bakımından bu denetim yetkisinin Yargıtay'a tanınmadığı söylenemez. Somut olayda menfi tespit davası arabuluculuğa tabi olmadığından 353/(1)a-4'teki 'diğer dava şartlarına aykırılık' hali bulunmamakta olup karar 362/1-g uyarınca kesin sayılamaz; bu nedenle ek karar kaldırılıp asıl karara yönelik temyiz itirazlarının incelenmesi gerekir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Ticari menfi tespit davalarının zorunlu arabuluculuk dava şartına tabi olmaması → kabul

İddia: Davacı, menfi tespit davasının arabuluculuğa tabi olmadığını, dava açılmadan önce arabuluculuğa başvurma şartının bulunmadığını ileri sürmüştür.

Gerekçe: TTK 5/A, ticari davalardan konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri için arabuluculuğa başvuruyu dava şartı saymaktadır. Madde metni açık olup, genel gerekçe ve madde gerekçesi de bu açık anlamı desteklemektedir. Menfi tespit davası, ticari nitelikte olsa dahi konusu bir miktar paranın ödenmesi (alacak/tazminat talebi) olmadığından maddenin kapsamına girmez; amaçsal yorumdan da yasa koyucunun menfi tespit davalarını bilinçli olarak arabuluculuk dava şartına tabi tutmadığı anlaşılır. Bu nedenle menfi tespit davasında dava açılmadan önce arabuluculuğa gidilmesi zorunlu değildir; aksi yöndeki İlk Derece kararı isabetsiz olup istinaf başvurusunun esastan reddi doğru görülmemiştir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Emsal değeri

Ticari menfi tespit davalarının zorunlu arabuluculuk dava şartına tabi olmadığı ve BAM'ın kesinlik değerlendirmesinin Yargıtay denetimine açık olduğu yönünden bağlayıcı içtihat niteliğindedir; karşı oyda menfi tespit davasının konusu itibarıyla alacak tahsiline ilişkin olduğu ve 5/A kapsamında bulunduğu savunulmuştur.

Usul tespitleri

Dava şartı
Ticari nitelikteki menfi tespit davaları TTK 5/A kapsamındaki zorunlu arabuluculuk dava şartına tabi değildir.

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
menfi tespit davası dava şartı olarak arabuluculuk TTK 5/A amaçsal yorum kesinlik denetimi

Atıf yapılan mevzuat: TTK — TTK 5/A · HMK — HMK 353/1-aHMK 353/(1)a-4HMK 362/1-gHMK 346HMK 366 · İİK — İİK 72

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

  • Menfi tespit

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/6032 E. 2021/3614 K.

    Ortak: · dava şartı

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Menfi tespit

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/5986 E. 2021/3832 K.

    Ortak: · dava şartı

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Tazminat | Menfi tespit

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/6050 E. 2021/4519 K.

    Ortak: · dava şartı

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

5 benzer karar daha
  • Menfi tespit | Borçlu olmadığının tespiti

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/3244 E. 2021/5698 K.

    Ortak: · dava şartı

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Menfi tespit

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/4366 E. 2021/5834 K.

    Ortak: · dava şartı

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Menfi tespit

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/4551 E. 2021/5618 K.

    Ortak: · dava şartı

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Menfi tespit

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/139 E. 2022/3987 K.

    Ortak: · dava şartı

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Borçlu olmadığının tespiti

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/5528 E. 2022/137 K.

    Ortak: · dava şartı · Borçlu olmadığının tespiti

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2020/4772 E.  ,  2021/7089 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 12. HUKUK DAİRESİ

Taraflar arasında görülen davada İstanbul 20. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 09.10.2019 tarih ve 2019/746 E. - 2019/121 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi'nce verilen 26.12.2019 tarih ve 2019/2292 E. - 2019/1643 K. sayılı karar davacı vekili tarafından temyiz edilmiş, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi'nce verilen temyiz dilekçesinin reddine dair 04.02.2020 tarihli ek kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili, dava dışı Albaraka A.Ş’nin müvekkiline karşı ilamsız icra takibi yaptığını ve takibin kesinleştiğini, akabinde dava dışı alacaklının takibe konu alacağı davalıya temlik ettiğini, müvekkilinin borçlu olmadığını ileri sürerek, İİK 72 maddesi uyarınca müvekkilinin borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini istemiştir.

İlk Derece Mahkemesince dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, huzurdaki davanın menfi tespit davası olup, temelinde taraflar arasındaki alacak-borç ilişkisinden kaynaklı ihtilaf olması nedeniyle TTK'nın 5/A-1 maddesi kapsamında arabuluculuğa tabi olduğu, davanın arabuluculuğa başvurulmadan açıldığı gerekçesiyle, davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmiştir.

Karara karşı davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.

İstinaf mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Karara karşı davacı vekilince temyize başvurulmuşsa da Bölge Adliye Mahkemesince 04.02.2020 tarihinde verilen ek kararla, kararın HMK’nın 353/1-a bendinde sayılan ve kesin olarak verilen kararlardan olup, temyizi kabil olmadığından bahisle, temyiz talebinin reddine karar verilmiştir.

Ek kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.

1-) Bölge Adliye Mahkemesince verilen ek kararla, kararın 6100 sayılı HMK’nın 353/1-a maddesinde belirtilen kararlardan olup, temyizi kabil olmadığından bahisle davacı vekilinin temyiz talebinin reddine karar verilmiş ise de, bu kararın gerçekten “kesinlik” koşullarını haiz olup olmadığının Yargıtay’ca denetlenmesi gerekir. Esasen, İlk Derece Mahkemelerinin “kesin” olduğundan bahisle verdikleri kararlar bakımından HMK’nın 346. maddesi ile Bölge Adliye Mahkemelerine verilen istinaf istemlerinin reddine dair ilk derece mahkemeleri kararlarının yerindelik denetimi yapma yetkisinin, HMK’nın 366. maddesindeki atıf hükmü karşısında, Bölge Adliye Mahkemelerinin kararlarının kesin olduğuna ve bu sebeple temyiz istemlerinin reddine dair kararlar bakımından temyiz incelemesi sırasında Yargıtay’a tanınmadığından bahsetmek mümkün değildir.

6100 sayılı HMK’nın 353/1-a maddesiyle, Bölge Adliye Mahkemesinin aynı maddede 6 bent halinde sayılan hallerde, esası incelemeden İlk Derece Mahkemesi kararını kaldıracağı ve dava dosyasını yeniden yargılama yapılmak üzere İlk Derece Mahkemesine göndereceği düzenlenmiş olup, bu hallerden birisi de 4. bentte ifade edilen, “diğer dava şartlarına aykırılık bulunması” halidir. Gerek belirtilen yasa hükmünde gerekse de aynı Yasa'nın 362. maddesinin 1. fıkrasına 22.07.2020 tarih ve 7251 sayılı Kanun ile eklenen “g” bendinde, 353/1-a maddesinde sayılan kararların kesin olup, temyizi kabil olmadığı belirtilmiştir. Ancak yukarıda da ifade edildiği üzere, kararın gerçekten “kesinlik” koşullarını haiz olup olmadığının Yargıtay’ca denetlenmesi gerekir.

Yapılan açıklamalardan sonra somut olaya dönülecek olursa, dava menfi tespit istemine ilişkin olup, İlk Derece Mahkemesince, menfi tespit davasının arabuluculuğa tabi olduğu ve dava açılmadan önce arabuluculuğa başvurulmadığı gerekçesiyle davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekilince yapılan istinaf başvurusu ise Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddedilmiştir. Ancak gerekçeleri aşağıdaki bentte ayrıntılı olarak izah edileceği üzere menfi tespit davaları arabuluculuğa tabi değildir. Dolayısıyla huzurdaki menfi tespit davası bakımından, dava açılmadan önce arabuluculuğa başvurulması şeklinde bir dava şartı bulunmamaktadır. Bu nedenle somut olayda 353/(1)a-4 maddesinde belirtilen “diğer dava şartlarına aykırılık bulunması hali de söz konusu olmayıp, kararın 362/1-g hükmüne göre kesin olduğundan söz edilemez.

Belirtilen gerekçelerle, davacı vekilinin 04.02.2020 tarihli ek karara yönelik temyiz itirazlarının kabulü ile ek kararın kaldırılmasına ve davacı vekilinin asıl karara yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine karar vermek gerekmiştir.

2-) Davacı vekilinin asıl karara yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine gelince, dava menfi tespit istemine ilişkindir. 7155 sayılı Kanun'un 20. maddesi ile 6102 sayılı TTK'ya eklenen dava şartı olarak arabuluculuk başlıklı 5/A maddesinde; "(1) Bu Kanun'un 4'üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır." düzenlemesi getirilmiştir. Madde metni herhangi bir tereddüde ve yanlış anlamaya yer vermeyecek şekilde açık yazılmıştır. TTK'ya bu maddenin eklenmesini sağlayan 7155 sayılı Kanun'un genel gerekçesinin bu konuyla ilgili kısmı ve madde için özel olarak yazılan gerekçe de bu açık anlamı desteklemektedir.

Hal böyle iken, menfi tespit davalarının ticari bir dava olduğu için TTK'nın 5/A maddesi kapsamına alınması ve böyle bir davayı açmak isteyen kişinin önce arabulucuya başvurmaya zorlanması, kanuna aykırı olduğu gibi ticari davalarda arabuluculuğa başvuruyu dava şartı olarak öngören madde hükmünün amaçsal yorumundan da Yasa Koyucu'nun bilinçli olarak menfi tespit davalarını arabuluculuk dava şartına tabi tutmadığı anlaşılmaktadır. Açıklanan nedenlerle ticari nitelikteki menfi tespit davalarında dava açılmadan önce arabuluculuğa gidilmesinin zorunlu olmadığı ve arabulucuya gidilmiş olmasının bir dava şartı olmadığı hususu dikkate alınarak karar verilmesi gerekirken İlk Derece Mahkemesince bu hususlar gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulmasının isabetsiz olduğu nazara alınmaksızın istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar vermek gerekmiştir.

SONUÇ

Yukarda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin ek karara yönelik temyiz isteminin kabulü ile 04.02.2020 tarihli ek kararın kaldırılmasına ve davacı vekilinin asıl karara yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin asıl karara yönelik temyiz isteminin kabulü ile İlk derece Mahkemesince verilen karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULARAK KALDIRILMASINA, HMK'nın 373/1. maddesi uyarınca dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 13/12/2021 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi.

KARŞI OY

Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf kanun yolu başvurusunun HMK 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun bulunmasına, 6102 sayılı Yasa'nın 5/a maddesinde getirilen düzenlemenin dava çeşidine ilişkin olmayıp madde metninde de açıkça ifade edildiği üzere dava konusuna ilişkin olmasına, menfi tespit davalarının da konusu itibariyle bir alacağın tahsiline ilişkin bulunmasına göre davacı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile bozulmasına ilişkin sayın çoğunluk görüşüne karşıyım.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/729216300 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

İncelenen istinaf kararı — İst. BAM 12. HD

Bu Yargıtay 11. HD kararı, aşağıdaki İstinaf Dairesi kararının temyiz incelemesidir. Temyiz sonucu: Bozuldu

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2019/2292 E. 2019/1643 K.

Menfi tespit davalarında dava öncesi arabuluculuk şartı

Gerekçe özeti

Konusu bir miktar para alacağı olan ticari davalarda TTK 5/A maddesi gereğince dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır; bu şart davanın alacak, tazminat, menfi tespit, istirdat veya itirazın iptali davası olmasına göre değişmez, belirleyici olan dava konusunun bir miktar para alacağına ilişkin olmasıdır.

Emsal değeri

Kararın holding'i, TTK 5/A maddesindeki arabuluculuk dava şartının kapsamının, davanın türüne (alacak, tazminat, menfi tespit vb.) bakılmaksızın, dava konusunun bir miktar para alacağı olması ölçütüyle belirlenmesi gerektiğine ilişkindir; bu yorum menfi tespit davalarına da genişletilerek uygulanmıştır.

Kavramlar: menfi tespit arabuluculuk dava şartı müteselsil kefalet ticari dava İİK 72

İstinaf (12. HD) kararının tam metni

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2019/2292

KARAR NO 2019/1643

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ İSTANBUL 20. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 09/10/2019

NUMARASI 2019/746 Esas 2019/121 Karar

DAVA

Menfi Tespit (Bankacılık İşlemlerinden Kaynaklanan)

İSTİNAF KARAR TARİHİ 26/12/2019

Dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine ilişkin hükmün davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı tarafın dava dışı alacaklı ... A.Ş’den İstanbul .... İcra Müdürlüğünün ... E sayılı (eski esas ...) dosyayı alacağın temliki yoluyla aldığı, müvekkilinin dava dışı alacaklı ... A.Ş ile .....Ltd. Şti. arasında imzalanan genel kredi sözleşmesinin müteselsil kefil olması nedeniyle borçlu olduğunu, borçtan dolayı İstanbul .... İcra Müdürlüğünün ... E sayılı (eski esas ...) icra takibi yapıldığı, takibin kesinleştiğini, sözleşmenin asıl borçlusu şirket hakkında sözleşmenin imzalanmasından sonra iflas erteleme kararı verildiğini, erteleme kararından sonra dava dışı alacağı temlik eden alacaklı banka ... A.Ş vadesi gelmeden krediyi geri çağırarak usul ve yasaya aykırı olarak faiz ve ferilerini talep ve tahsil ettiğini, dava dışı şirket hakkında iflas kararı verildiğini, sözleşmeden dolayı 7 adet taşınmaz üzerine ipotek verildiğini, taşınmazların icra dosyasıyla ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla satıldığını, müteselsil kefil davacının borcu olmadığı gibi bir borç var ise davacı tarafın iddia ettiği miktarda olmadığını, sözleşmeden kaynaklanan takip dosyasında İİK 72 maddesi uyarınca müvekkilinin borçlu olmadığının tespitini talep ve dava etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

Mahkemece, arabuluculuğa başvurmadan doğrudan dava açıldığı, dava menfi tespit davası olup temelinde taraflar arasındaki alacak-borç ilişkisinden kaynaklı ihtilaf olması nedeniyle TTK'nın 5/A-1 maddesi kapsamında arabuluculuğa başvurmanın zorunlu olduğu davalardan olduğu gerekçesiyle dava şartının bulunmadığı anlaşıldığından HMK'nın 114/2. ve 115/2. maddeleri gereğince davanın dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

Davacı vekili; davanın müteselsil kefil sıfatıyla borçlu olduğu banka kredi sözleşmesi nedeniyle alacağı temlik eden davalı tarafa karşı İİK 72.maddesi gereği açılan menfi tespit davası olduğunu, eda hükmünde olan alacak davalarında arabuluculuğa gidilmesinin dava şartı olarak düzenlendiğini, tespit davasının bir çeşidi olan menfi tespit davalarında bu tür düzenlemelerin olmadığını, bu nedenlerle kararın kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.

GEREKÇE

Dava, İİK.'nın 72. maddesine dayalı menfi tespit istemine ilişkindir.6100 sayılı HMK'nın 114/1 maddesinin birinci fıkrasında, tüm davalar bakımından geçerlilik taşıyan dava şartlarının neler olduğu hususu açıkça hükme bağlanmış, HMK 114/2 maddesinde ise diğer kanunlarda yer alan dava şartlarına ilişkin hükümlerin saklı olduğu belirtilmiştir. 7155 sayılı Kanun ile 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’na eklenen ve 01/01/2019 tarihinde yürürlüğe giren 5/A maddesi ile getirilen “Kanunun 4 üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır. ....” hükmü uyarınca konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkındaki ticari davalarda dava açmadan önce arabuluculuğa başvurmak zorunlu hale getirilmiş, yani arabuluculuğa başvurmak dava şartı haline getirilmiş bulunmaktadır.Kanunda davanın tarafları bakımından açılacak dava ile ilgili herhangi bir ayırım ve sınırlama da yer almamıştır.Dava türü ne olursa olsun "dava konusu bir miktar para alacağı" olan tüm talepler hakkında,davacı ve davalı açısından bir ayırım yapılmadan ve bir sınırlama getirilmeden dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması, dava şartı olarak düzenlenmiştir.Elbetteki menfi tespit talebi ile alacak talebi hukuken aynı kavramlar değildir ve bu davalar sonucunda verilecek hükümler de farklıdır.

Ancak dava konusu bir miktar para alacağı ise, açılacak davanın ne olduğunun bir önemi yoktur. İster alacak, ister menfi tespit, ister istirdat, ister itirazın iptali, ister tazminat talebi olsun bu davaların ortak noktası "dava konusunun bir miktar para alacağı" olduğudur. Dava şartının sadece alacak ve tazminat davalarında getirildiğini kabul sınırlı bir uygulamaya yol açacak olup, bu sonucun da kanunun amaçsal yorumuna uzak olacağı ve menfi tesbit davalarının her zaman istirdada dönüşebileceği gözden uzak tutulmamalıdır.Bu nedenle 6102 Sayılı TTK'nın 5/A maddesi gereğince menfi tespit talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olmasının dava şartı olarak kabül edilmesi usul ve yasaya uygun olduğundan davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,Peşin harcın karar harcına mahsubuna başkaca harç alınmasına yer olmadığına,İstinaf yoluna başvuran davacı tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK 353(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 26/12/2019

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.