Ticari menfi tespit davalarının zorunlu arabuluculuk dava şartına tabi olmaması
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2020/4772 E. 2021/7089 K. · · İlk derece: İstanbul 20. Asliye Ticaret Mahkemesi
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Gerekçe özeti
Bir kararın gerçekten kesin olup olmadığının denetimi Yargıtay'a aittir. Esasa ilişkin olarak, ticari nitelikteki menfi tespit davaları TTK 5/A kapsamındaki zorunlu arabuluculuk dava şartına tabi değildir; çünkü madde yalnızca konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat taleplerini kapsar, menfi tespit talebi bu kapsama girmez.
Ele alınan sorunlar
Bölge Adliye Mahkemesinin kesinlik değerlendirmesinin Yargıtay'ca denetlenebilmesi → kabul
İddia: Davacı, kararın kesinlik koşullarını taşımadığını, HMK 353/1-a kapsamında bulunmadığını ileri sürerek ek karara yönelik temyiz isteminde bulunmuştur.
Gerekçe: Bir kararın gerçekten kesinlik koşullarını taşıyıp taşımadığının Yargıtay'ca denetlenmesi gerekir; HMK 366'daki atıf karşısında, BAM'ın kararlarının kesin olduğundan bahisle verdiği temyiz ret kararları bakımından bu denetim yetkisinin Yargıtay'a tanınmadığı söylenemez. Somut olayda menfi tespit davası arabuluculuğa tabi olmadığından 353/(1)a-4'teki 'diğer dava şartlarına aykırılık' hali bulunmamakta olup karar 362/1-g uyarınca kesin sayılamaz; bu nedenle ek karar kaldırılıp asıl karara yönelik temyiz itirazlarının incelenmesi gerekir.
Gerekçe kaynağı: özgün
Ticari menfi tespit davalarının zorunlu arabuluculuk dava şartına tabi olmaması → kabul
İddia: Davacı, menfi tespit davasının arabuluculuğa tabi olmadığını, dava açılmadan önce arabuluculuğa başvurma şartının bulunmadığını ileri sürmüştür.
Gerekçe: TTK 5/A, ticari davalardan konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri için arabuluculuğa başvuruyu dava şartı saymaktadır. Madde metni açık olup, genel gerekçe ve madde gerekçesi de bu açık anlamı desteklemektedir. Menfi tespit davası, ticari nitelikte olsa dahi konusu bir miktar paranın ödenmesi (alacak/tazminat talebi) olmadığından maddenin kapsamına girmez; amaçsal yorumdan da yasa koyucunun menfi tespit davalarını bilinçli olarak arabuluculuk dava şartına tabi tutmadığı anlaşılır. Bu nedenle menfi tespit davasında dava açılmadan önce arabuluculuğa gidilmesi zorunlu değildir; aksi yöndeki İlk Derece kararı isabetsiz olup istinaf başvurusunun esastan reddi doğru görülmemiştir.
Gerekçe kaynağı: özgün
Emsal değeri
Ticari menfi tespit davalarının zorunlu arabuluculuk dava şartına tabi olmadığı ve BAM'ın kesinlik değerlendirmesinin Yargıtay denetimine açık olduğu yönünden bağlayıcı içtihat niteliğindedir; karşı oyda menfi tespit davasının konusu itibarıyla alacak tahsiline ilişkin olduğu ve 5/A kapsamında bulunduğu savunulmuştur.
Usul tespitleri
- Dava şartı
- Ticari nitelikteki menfi tespit davaları TTK 5/A kapsamındaki zorunlu arabuluculuk dava şartına tabi değildir.
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
menfi tespit davası↗ dava şartı olarak arabuluculuk↗ TTK 5/A↗ amaçsal yorum↗ kesinlik denetimi↗
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/6032 E. 2021/3614 K.
Ortak:menfi tespit davası · dava şartı
İncelediğiniz karardaİlk Derece Mahkemesince dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, huzurdaki davanın «menfi tespit davası» olup, temelinde taraflar arasındaki alacak-borç ilişkisinden kaynaklı ihtilaf olması nedeniyle TTK'nın 5/A-1 maddesi kapsamında «arabuluculuğa» tabi olduğu, davanın «arabuluculuğa başvurulmadan» açıldığı gerekçesiyle, davanın dava «şartı yokluğundan» «usulden reddine» karar verilmiştir.
Dolayısıyla huzurdaki «menfi tespit davası» bakımından, dava açılmadan önce «arabuluculuğa başvurulması» şeklinde bir dava şartı bulunmamaktadır.
Hal böyle iken, «menfi tespit davalarının» ticari bir dava olduğu için TTK'nın 5/A maddesi kapsamına alınması ve böyle bir davayı açmak isteyen kişinin önce «arabulucuya başvurmaya» zorlanması, kanuna aykırı olduğu gibi ticari davalarda arabuluculuğa başvuruyu dava şartı olarak öngören madde hükmünün amaçsal yorumundan da Yasa Koyucu'nun bilinçli olarak menfi tespit davalarını arabuluculuk dava şartına tabi tutmadığı anlaşılmaktadır.
Benzer bu karardaMahkemece tüm dosya kapsamına göre; davanın «kambiyo senedine» dayalı açılan «menfi tespit davası» olduğu, kambiyo senetlerinin Ticaret Kanunu'nda düzenlendiği, bu tür davaların TTK' nın 3 ve 4/1-a maddeleri uyarınca ticari dava niteliğinde olduğu, ticari «davalarda konusu» bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce «arabuluculuğa başvurulmuş» olması dava şartı olarak kabul edildiği, tarafların arabuluculuğa başvurmadığının anlaşıldığı gerekçesiyle davanın dava «şartı yokluğu» nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Hal böyle iken, «menfi tespit davalarının» ticari bir dava olduğu için TTK' nın 5/A maddesi kapsamına alınması ve böyle bir davayı açmak isteyen kişinin önce «arabulucuya başvurmaya» zorlanması, kanuna aykırı olduğu gibi ticari davalarda arabuluculuğa başvuruyu dava şartı olarak öngören madde hükmünün amaçsal yorumundan da ...' nun bilinçli olarak menfi tespit davalarını arabuluculuk dava şartına tabi tutmadığı anlaşılmaktadır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:usulden red · arabuluculuk başvurusu · arabuluculuk · davanın konusu · ticari dava niteliği · kambiyo senedi · tespit davası · dava şartı yokluğu
Benzer bu karardaMahkemece tüm dosya kapsamına göre; davanın «kambiyo senedine» dayalı açılan «menfi tespit davası» olduğu, kambiyo senetlerinin Ticaret Kanunu'nda düzenlendiği, bu tür davaların TTK' nın 3 ve 4/1-a maddeleri uyarınca ticari dava niteliğinde olduğu, ticari «davalarda konusu» bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce «arabuluculuğa başvurulmuş» olması dava şartı olarak kabul edildiği, tarafların arabuluculuğa başvurmadığının anlaşıldığı gerekçesiyle davanın dava «şartı yokluğu» nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Dava, kambiyo senedinden kaynaklanan «menfi tespit» talebine ilişkin olup ilk derece mahkemesince ticari «davalarda konusu» bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce «arabuluculuğa başvurulmuş» olmasının dava şartı kabul edildiği ve tarafların arabuluculuğa başvurmadığı gerekçesiyle davanın «usulden reddine» ilişkin verilen karara yönelik istinaf başvurusunun, Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine karar verilmiştir.
Hal böyle iken, «menfi tespit davalarının» ticari bir dava olduğu için TTK' nın 5/A maddesi kapsamına alınması ve böyle bir davayı açmak isteyen kişinin önce «arabulucuya başvurmaya» zorlanması, kanuna aykırı olduğu gibi ticari davalarda arabuluculuğa başvuruyu dava şartı olarak öngören madde hükmünün amaçsal yorumundan da ...' nun bilinçli olarak menfi tespit davalarını arabuluculuk dava şartına tabi tutmadığı anlaşılmaktadır.
7155 sayılı Kanun'un 20. maddesi ile 6102 sayılı TTK' ya eklenen dava şartı olarak «arabuluculuk» başlıklı 5/A maddesinde; "(1) Bu kanunun 4 üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce «arabulucuya başvurulmuş» olması dava şartıdır." düzenlemesi getirilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/5986 E. 2021/3832 K.
Ortak:menfi tespit davası · dava şartı
İncelediğiniz karardaİlk Derece Mahkemesince dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, huzurdaki davanın «menfi tespit davası» olup, temelinde taraflar arasındaki alacak-borç ilişkisinden kaynaklı ihtilaf olması nedeniyle TTK'nın 5/A-1 maddesi kapsamında «arabuluculuğa» tabi olduğu, davanın «arabuluculuğa başvurulmadan» açıldığı gerekçesiyle, davanın dava «şartı yokluğundan» «usulden reddine» karar verilmiştir.
Dolayısıyla huzurdaki «menfi tespit davası» bakımından, dava açılmadan önce «arabuluculuğa başvurulması» şeklinde bir dava şartı bulunmamaktadır.
Hal böyle iken, «menfi tespit davalarının» ticari bir dava olduğu için TTK'nın 5/A maddesi kapsamına alınması ve böyle bir davayı açmak isteyen kişinin önce «arabulucuya başvurmaya» zorlanması, kanuna aykırı olduğu gibi ticari davalarda arabuluculuğa başvuruyu dava şartı olarak öngören madde hükmünün amaçsal yorumundan da Yasa Koyucu'nun bilinçli olarak menfi tespit davalarını arabuluculuk dava şartına tabi tutmadığı anlaşılmaktadır.
Benzer bu karardaHal böyle iken, «menfi tespit davalarının» ticari bir dava olduğu için TTK'nın 5/A maddesi kapsamına alınması ve böyle bir davayı açmak isteyen kişinin önce «arabulucuya başvurmaya» zorlanması, kanuna aykırı olduğu gibi ticari davalarda arabuluculuğa başvuruyu dava şartı olarak öngören madde hükmünün amaçsal yorumundan da Yasa Koyucu'nun bilinçli olarak menfi tespit davalarını arabulucuk dava şartına tabi tutmadığı anlaşılmaktadır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:zorunlu arabuluculuk · arabuluculuk başvurusu · arabuluculuk · ticari dava niteliği · tespit davası · dava şartı yokluğu · usulden reddi · menfi tespit
Benzer bu kararda… sinden anlaşıldığı üzere davaya konu icra takibinin dayanağının kambiyo senetleri olduğu, kambiyo senetlerinden kaynaklanan davaların 6102 sayılı Kanun çerçevesinde «ticari nitelikte» olduğu, davacının davasını Asliye Ticaret Mahkemesi sıfatıyla açtığı, bu durumda 6102 SK 5/A maddesi ve 6325 SK 18/a maddesi gereği ticari davalarda «zorunlu arabuluculuğa başvurma» dava şartının yerine getirilmeden davanın açılmış olduğu gerekçesiyle davanın dava «şartı yokluğu» nedeniyle «usulden reddine» karar verilmiştir.
Hal böyle iken, «menfi tespit davalarının» ticari bir dava olduğu için TTK'nın 5/A maddesi kapsamına alınması ve böyle bir davayı açmak isteyen kişinin önce «arabulucuya başvurmaya» zorlanması, kanuna aykırı olduğu gibi ticari davalarda arabuluculuğa başvuruyu dava şartı olarak öngören madde hükmünün amaçsal yorumundan da Yasa Koyucu'nun bilinçli olarak menfi tespit davalarını arabulucuk dava şartına tabi tutmadığı anlaşılmaktadır.
Açıklanan nedenlerle «ticari nitelikteki» «menfi tespit» davalarında dava açılmadan önce «arabulucuğa» gidilmesinin zorunlu olmadığı ve arabulucuya gidilmiş olmasının bir dava şartı olmadığı hususu dikkate alınarak karar verilmesi gerekirken İlk Derece Mahkemesince bu hususlar gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulmasının isabetsiz olduğu nazara alınmaksızın istinaf başvurunun esastan reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince, davacının «arabulucuya başvurmadan» 09/12/2019 tarihinde eldeki davayı açtığı, bu durumda ilk derece mahkemesince verilen kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/6050 E. 2021/4519 K.
Ortak:menfi tespit davası · dava şartı
İncelediğiniz karardaİlk Derece Mahkemesince dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, huzurdaki davanın «menfi tespit davası» olup, temelinde taraflar arasındaki alacak-borç ilişkisinden kaynaklı ihtilaf olması nedeniyle TTK'nın 5/A-1 maddesi kapsamında «arabuluculuğa» tabi olduğu, davanın «arabuluculuğa başvurulmadan» açıldığı gerekçesiyle, davanın dava «şartı yokluğundan» «usulden reddine» karar verilmiştir.
Dolayısıyla huzurdaki «menfi tespit davası» bakımından, dava açılmadan önce «arabuluculuğa başvurulması» şeklinde bir dava şartı bulunmamaktadır.
Hal böyle iken, «menfi tespit davalarının» ticari bir dava olduğu için TTK'nın 5/A maddesi kapsamına alınması ve böyle bir davayı açmak isteyen kişinin önce «arabulucuya başvurmaya» zorlanması, kanuna aykırı olduğu gibi ticari davalarda arabuluculuğa başvuruyu dava şartı olarak öngören madde hükmünün amaçsal yorumundan da Yasa Koyucu'nun bilinçli olarak menfi tespit davalarını arabuluculuk dava şartına tabi tutmadığı anlaşılmaktadır.
Benzer bu karardaHal böyle iken, «menfi tespit davalarının» ticari bir dava olduğu için TTK'nın 5/A maddesi kapsamına alınması ve böyle bir davayı açmak isteyen kişinin önce «arabulucuya başvurmaya» zorlanması, kanuna aykırı olduğu gibi ticari davalarda arabuluculuğa başvuruyu dava şartı olarak öngören madde hükmünün amaçsal yorumundan da Yasa Koyucu'nun bilinçli olarak menfi tespit davalarını arabulucuk dava şartına tabi tutmadığı anlaşılmaktadır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:arabuluculuk başvurusu · arabuluculuk · ticari dava niteliği · tespit davası · dava şartı yokluğu · usulden reddi · menfi tespit
Benzer bu karardaİlk Derece Mahkemesince, «arabulucuya başvurulmadan» dava açıldığı gerekçesiyle, Türk Ticaret Kanunu'nun 5/A, 6325 sayılı Kanunun 18/A-2, Hukuk Mahkemeleri Kanunu'nun 114/2 ve 115/2 maddeleri uyarınca dava «şartı yokluğu» gerekçesiyle davanın «usulden reddine» karar verilmiştir.
Hal böyle iken, «menfi tespit davalarının» ticari bir dava olduğu için TTK'nın 5/A maddesi kapsamına alınması ve böyle bir davayı açmak isteyen kişinin önce «arabulucuya başvurmaya» zorlanması, kanuna aykırı olduğu gibi ticari davalarda arabuluculuğa başvuruyu dava şartı olarak öngören madde hükmünün amaçsal yorumundan da Yasa Koyucu'nun bilinçli olarak menfi tespit davalarını arabulucuk dava şartına tabi tutmadığı anlaşılmaktadır.
Açıklanan nedenlerle «ticari nitelikteki» «menfi tespit» davalarında dava açılmadan önce «arabulucuğa» gidilmesinin zorunlu olmadığı ve arabulucuya gidilmiş olmasının bir dava şartı olmadığı hususu dikkate alınarak karar verilmesi gerekirken İlk Derece Mahkemesince bu hususlar gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulmasının isabetsiz olduğu nazara alınmaksızın istinaf başvurunun esastan reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
İlk Derece Mahkemesince davanın dava «şartı yokluğu» nedeniyle «usulden reddine» ilişkin verilen karara yönelik istinaf başvurusunun, Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine karar verilmiştir.
5 benzer karar daha
-
Menfi tespit | Borçlu olmadığının tespiti
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/3244 E. 2021/5698 K.
Ortak:menfi tespit davası · dava şartı
İncelediğiniz karardaİlk Derece Mahkemesince dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, huzurdaki davanın «menfi tespit davası» olup, temelinde taraflar arasındaki alacak-borç ilişkisinden kaynaklı ihtilaf olması nedeniyle TTK'nın 5/A-1 maddesi kapsamında «arabuluculuğa» tabi olduğu, davanın «arabuluculuğa başvurulmadan» açıldığı gerekçesiyle, davanın dava «şartı yokluğundan» «usulden reddine» karar verilmiştir.
Dolayısıyla huzurdaki «menfi tespit davası» bakımından, dava açılmadan önce «arabuluculuğa başvurulması» şeklinde bir dava şartı bulunmamaktadır.
Hal böyle iken, «menfi tespit davalarının» ticari bir dava olduğu için TTK'nın 5/A maddesi kapsamına alınması ve böyle bir davayı açmak isteyen kişinin önce «arabulucuya başvurmaya» zorlanması, kanuna aykırı olduğu gibi ticari davalarda arabuluculuğa başvuruyu dava şartı olarak öngören madde hükmünün amaçsal yorumundan da Yasa Koyucu'nun bilinçli olarak menfi tespit davalarını arabuluculuk dava şartına tabi tutmadığı anlaşılmaktadır.
Benzer bu karardaDava, kambiyo senedinden kaynaklanan «menfi tespit» talebine ilişkin olup İlk Derece Mahkemesince TTK’nın 5/A maddesi uyarınca, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkındaki davalar yanında, «menfi tespit davalarının» da dava şartı sıfatıyla «arabuluculuk» kapsamında olduğu, davacının «arabuluculuğa başvurduğuna» dair hiçbir belge ve beyanın bulunmadığı gerekçesiyle, HMK'nın 114/2, 115/1-2 maddeleri gereğince davanın davaşartı yokluğundan usulen reddine karar verilmiş bu ka …
Hal böyle iken, «menfi tespit davalarının» ticari bir dava olduğu için TTK'nın 5/A maddesi kapsamına alınması ve böyle bir davayı açmak isteyen kişinin önce «arabulucuya başvurmaya» zorlanması, kanuna aykırı olduğu gibi ticari davalarda arabuluculuğa başvuruyu dava şartı olarak öngören madde hükmünün amaçsal yorumundan da Yasa Koyucu'nun bilinçli olarak menfi tespit davalarını arabuluculuk dava şartına tabi tutmadığı anlaşılmaktadır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:arabuluculuk başvurusu · arabuluculuk · ticari dava niteliği · tespit davası · dava şartı yokluğu · usulden reddi · menfi tespit
Benzer bu karardaİlk Derece Mahkemesince, «arabuluculuğa başvurulmadan» dava açıldığı gerekçesiyle, TTK'nın 5/A ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-2 maddesi göndermesi ile HMK'nın 114/2 ve 115/2 maddeleri uyarınca dava «şartı yokluğu» nedeniyle «usulden reddine» karar verilmiştir.
Dava, kambiyo senedinden kaynaklanan «menfi tespit» talebine ilişkin olup İlk Derece Mahkemesince TTK’nın 5/A maddesi uyarınca, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkındaki davalar yanında, «menfi tespit davalarının» da dava şartı sıfatıyla «arabuluculuk» kapsamında olduğu, davacının «arabuluculuğa başvurduğuna» dair hiçbir belge ve beyanın bulunmadığı gerekçesiyle, HMK'nın 114/2, 115/1-2 maddeleri gereğince davanın davaşartı yokluğundan usulen reddine karar verilmiş bu ka …
Hal böyle iken, «menfi tespit davalarının» ticari bir dava olduğu için TTK'nın 5/A maddesi kapsamına alınması ve böyle bir davayı açmak isteyen kişinin önce «arabulucuya başvurmaya» zorlanması, kanuna aykırı olduğu gibi ticari davalarda arabuluculuğa başvuruyu dava şartı olarak öngören madde hükmünün amaçsal yorumundan da Yasa Koyucu'nun bilinçli olarak menfi tespit davalarını arabuluculuk dava şartına tabi tutmadığı anlaşılmaktadır.
Açıklanan nedenlerle «ticari nitelikteki» «menfi tespit» davalarında dava açılmadan önce «arabuluculuğa» gidilmesinin zorunlu olmadığı ve arabulucuya gidilmiş olmasının bir dava şartı olmadığı hususu dikkate alınarak karar verilmesi gerekirken İlk Derece Mahkemesince bu hususlar gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulmasının isabetsiz olduğu nazara alınmaksızın istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/4366 E. 2021/5834 K.
Ortak:menfi tespit davası · dava şartı
İncelediğiniz karardaİlk Derece Mahkemesince dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, huzurdaki davanın «menfi tespit davası» olup, temelinde taraflar arasındaki alacak-borç ilişkisinden kaynaklı ihtilaf olması nedeniyle TTK'nın 5/A-1 maddesi kapsamında «arabuluculuğa» tabi olduğu, davanın «arabuluculuğa başvurulmadan» açıldığı gerekçesiyle, davanın dava «şartı yokluğundan» «usulden reddine» karar verilmiştir.
Dolayısıyla huzurdaki «menfi tespit davası» bakımından, dava açılmadan önce «arabuluculuğa başvurulması» şeklinde bir dava şartı bulunmamaktadır.
Hal böyle iken, «menfi tespit davalarının» ticari bir dava olduğu için TTK'nın 5/A maddesi kapsamına alınması ve böyle bir davayı açmak isteyen kişinin önce «arabulucuya başvurmaya» zorlanması, kanuna aykırı olduğu gibi ticari davalarda arabuluculuğa başvuruyu dava şartı olarak öngören madde hükmünün amaçsal yorumundan da Yasa Koyucu'nun bilinçli olarak menfi tespit davalarını arabuluculuk dava şartına tabi tutmadığı anlaşılmaktadır.
Benzer bu karardaHal böyle iken, «menfi tespit davalarının» ticari bir dava olduğu için TTK'nın 5/A maddesi kapsamına alınması ve böyle bir davayı açmak isteyen kişinin önce «arabulucuya başvurmaya» zorlanması, kanuna aykırı olduğu gibi ticari davalarda arabuluculuğa başvuruyu dava şartı olarak öngören madde hükmünün amaçsal yorumundan da Yasa Koyucu'nun bilinçli olarak menfi tespit davalarını arabulucuk dava şartına tabi tutmadığı anlaşılmaktadır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:arabuluculuk başvurusu · para alacağı · arabuluculuk · eda davası · ticari dava niteliği · tespit davası · dava şartı yokluğu · usulden reddi
Benzer bu karardaİlk derece mahkemesince tüm dosya kapsamına göre, «menfi tespit» davasının konusunun, «para alacağına» ilişkin ve «eda davası» olduğu, davanın taraflarca serbestçe üzerinde tasarruf edebilecekleri işlerden kaynaklandığı, davacı tarafından dava açılmadan önce dava şartı olan «arabulucuya başvurunun» zorunlu olduğu, dava dilekçesi kapsamında arabulucuya başvurulmadığı gerekçesiyle davanın arabulucuya başvuru dava şartı noksanlığı sebebiyle HMK' nın 115/2. maddesi gereğince «usulden reddine» karar verilmiş, karara karşı davacı vekili tarafından «istinaf yoluna başvurulmuştur».
Hal böyle iken, «menfi tespit davalarının» ticari bir dava olduğu için TTK'nın 5/A maddesi kapsamına alınması ve böyle bir davayı açmak isteyen kişinin önce «arabulucuya başvurmaya» zorlanması, kanuna aykırı olduğu gibi ticari davalarda arabuluculuğa başvuruyu dava şartı olarak öngören madde hükmünün amaçsal yorumundan da Yasa Koyucu'nun bilinçli olarak menfi tespit davalarını arabulucuk dava şartına tabi tutmadığı anlaşılmaktadır.
İlk Derece Mahkemesince davanın dava «şartı yokluğu» nedeniyle «usulden reddine» ilişkin verilen karara yönelik istinaf başvurusunun, Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine karar verilmiştir.
7155 sayılı Kanun'un 20. maddesi ile 6102 sayılı TTK'ya eklenen dava şartı olarak «arabuluculuk» başlıklı 5/A maddesinde; " (1) Bu kanunun 4'üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce «arabulucuya başvurulmuş» olması dava şartıdır." düzenlemesi getirilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/4551 E. 2021/5618 K.
Ortak:menfi tespit davası · dava şartı
İncelediğiniz karardaİlk Derece Mahkemesince dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, huzurdaki davanın «menfi tespit davası» olup, temelinde taraflar arasındaki alacak-borç ilişkisinden kaynaklı ihtilaf olması nedeniyle TTK'nın 5/A-1 maddesi kapsamında «arabuluculuğa» tabi olduğu, davanın «arabuluculuğa başvurulmadan» açıldığı gerekçesiyle, davanın dava «şartı yokluğundan» «usulden reddine» karar verilmiştir.
Dolayısıyla huzurdaki «menfi tespit davası» bakımından, dava açılmadan önce «arabuluculuğa başvurulması» şeklinde bir dava şartı bulunmamaktadır.
Hal böyle iken, «menfi tespit davalarının» ticari bir dava olduğu için TTK'nın 5/A maddesi kapsamına alınması ve böyle bir davayı açmak isteyen kişinin önce «arabulucuya başvurmaya» zorlanması, kanuna aykırı olduğu gibi ticari davalarda arabuluculuğa başvuruyu dava şartı olarak öngören madde hükmünün amaçsal yorumundan da Yasa Koyucu'nun bilinçli olarak menfi tespit davalarını arabuluculuk dava şartına tabi tutmadığı anlaşılmaktadır.
Benzer bu kararda… emeyeceği, davanın İİK'nın 72. maddesi uyarınca davalı alacaklının alacağının tahsili için başlatmış olduğu alacağın tahsiline ilişkin icra takibinden sonra açılmış «menfi tespit davası» olması sebebiyle TTK'nın 5/A maddesi uyarınca «arabulucuya başvurulması» gereken davalardan olduğu, davanın «usulden reddine» dair ilk derece mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Hal böyle iken, «menfi tespit davalarının» ticari bir dava olduğu için TTK'nın 5/A maddesi kapsamına alınması ve böyle bir davayı açmak isteyen kişinin önce «arabulucuya başvurmaya» zorlanması, kanuna aykırı olduğu gibi ticari davalarda arabuluculuğa başvuruyu dava şartı olarak öngören madde hükmünün amaçsal yorumundan da ...'nun bilinçli olarak menfi tespit davalarını arabuluculuk dava şartına tabi tutmadığı anlaşılmaktadır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:arabuluculuk başvurusu · arabuluculuk · ticari dava niteliği · tespit davası · dava şartı yokluğu · usulden reddi · menfi tespit
Benzer bu kararda… emeyeceği, davanın İİK'nın 72. maddesi uyarınca davalı alacaklının alacağının tahsili için başlatmış olduğu alacağın tahsiline ilişkin icra takibinden sonra açılmış «menfi tespit davası» olması sebebiyle TTK'nın 5/A maddesi uyarınca «arabulucuya başvurulması» gereken davalardan olduğu, davanın «usulden reddine» dair ilk derece mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Hal böyle iken, «menfi tespit davalarının» ticari bir dava olduğu için TTK'nın 5/A maddesi kapsamına alınması ve böyle bir davayı açmak isteyen kişinin önce «arabulucuya başvurmaya» zorlanması, kanuna aykırı olduğu gibi ticari davalarda arabuluculuğa başvuruyu dava şartı olarak öngören madde hükmünün amaçsal yorumundan da ...'nun bilinçli olarak menfi tespit davalarını arabuluculuk dava şartına tabi tutmadığı anlaşılmaktadır.
… üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce «arabulucuya başvurulmuş» olması dava şartıdır." hükmüne yer verildiği, davanın ticari dava olduğu, davacı tarafça arabuluculuğa başvurulmadan dava açıldığı gerekçesiyle davanın TTK'nın 5/A maddesi ve HMK'nın 114/2 ile 115/2 maddeleri uyarınca dava «şartı yokluğundan» reddine karar verilmiştir.
Açıklanan nedenlerle «ticari nitelikteki» «menfi tespit» davalarında dava açılmadan önce «arabuluculuğa» gidilmesinin zorunlu olmadığı ve arabulucuya gidilmiş olmasının bir dava şartı olmadığı hususu dikkate alınarak karar verilmesi gerekirken İlk Derece Mahkemesince bu hususlar gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulmasının isabetsiz olduğu nazara alınmaksızın istinaf başvurunun esastan reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/139 E. 2022/3987 K.
Ortak:menfi tespit davası · dava şartı
İncelediğiniz karardaİlk Derece Mahkemesince dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, huzurdaki davanın «menfi tespit davası» olup, temelinde taraflar arasındaki alacak-borç ilişkisinden kaynaklı ihtilaf olması nedeniyle TTK'nın 5/A-1 maddesi kapsamında «arabuluculuğa» tabi olduğu, davanın «arabuluculuğa başvurulmadan» açıldığı gerekçesiyle, davanın dava «şartı yokluğundan» «usulden reddine» karar verilmiştir.
Dolayısıyla huzurdaki «menfi tespit davası» bakımından, dava açılmadan önce «arabuluculuğa başvurulması» şeklinde bir dava şartı bulunmamaktadır.
Hal böyle iken, «menfi tespit davalarının» ticari bir dava olduğu için TTK'nın 5/A maddesi kapsamına alınması ve böyle bir davayı açmak isteyen kişinin önce «arabulucuya başvurmaya» zorlanması, kanuna aykırı olduğu gibi ticari davalarda arabuluculuğa başvuruyu dava şartı olarak öngören madde hükmünün amaçsal yorumundan da Yasa Koyucu'nun bilinçli olarak menfi tespit davalarını arabuluculuk dava şartına tabi tutmadığı anlaşılmaktadır.
Benzer bu karardaHal böyle iken, «menfi tespit davalarının» ticari bir dava olduğu için TTK'nın 5/A maddesi kapsamına alınması ve böyle bir davayı açmak isteyen kişinin önce «arabulucuya başvurmaya» zorlanması, kanuna aykırı olduğu gibi ticari davalarda arabuluculuğa başvuruyu dava şartı olarak öngören madde hükmünün amaçsal yorumundan da Yasa Koyucu'nun bilinçli olarak menfi tespit davalarını arabuluculuk dava şartına tabi tutmadığı anlaşılmaktadır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:arabuluculuk son tutanağı · son tutanak · dava şartı arabuluculuk · arabuluculuk başvurusu · arabuluculuk · ticari dava niteliği · ara karar · kambiyo senedi
Benzer bu karardaMahkemece, tüm dosya kapsamına göre; uyuşmazlığın niteliğe göre dava «şartı arabuluculuğa» tabi olduğu, 6325 sayılı Yasanın 18/A maddesinin 2. fıkrası uyarınca «ara» kararla verilen «kesin süreye» rağmen «arabuluculuk son tutanağının» aslı yada arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğinin «ibraz» edilmediği gerekçesi ile davanın dava «şartı yokluğu» nedeniyle «usulden reddine» karar verilmiştir.
7155 sayılı Kanun'un 20. maddesi ile 6102 sayılı TTK'ya eklenen dava şartı olarak «arabuluculuk» başlıklı 5/A maddesinde; "(1) Bu kanunun 4'üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce «arabulucuya başvurulmuş» olması dava şartıdır." düzenlemesi getirilmiştir.
Hal böyle iken, «menfi tespit davalarının» ticari bir dava olduğu için TTK'nın 5/A maddesi kapsamına alınması ve böyle bir davayı açmak isteyen kişinin önce «arabulucuya başvurmaya» zorlanması, kanuna aykırı olduğu gibi ticari davalarda arabuluculuğa başvuruyu dava şartı olarak öngören madde hükmünün amaçsal yorumundan da Yasa Koyucu'nun bilinçli olarak menfi tespit davalarını arabuluculuk dava şartına tabi tutmadığı anlaşılmaktadır.
Açıklanan nedenlerle «ticari nitelikteki» «menfi tespit» davalarında dava açılmadan önce «arabuluculuğa» gidilmesinin zorunlu olmadığı ve arabulucuya gidilmiş olmasının bir dava şartı olmadığı hususu dikkate alınarak karar verilmesi gerekirken İlk Derece Mahkemesince bu hususlar gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulmasının isabetsiz olduğu nazara alınmaksızın Bölge Adliye Mahkemesince düzeltilerek yeniden esas hakkında karar verilmesiyle davanın dava «şartı yokluğundan» «usulden reddine» karar verilmesi doğru görülmemiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/5528 E. 2022/137 K.
Ortak:menfi tespit davası · dava şartı · Borçlu olmadığının tespiti
İncelediğiniz karardaİlk Derece Mahkemesince dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, huzurdaki davanın «menfi tespit davası» olup, temelinde taraflar arasındaki alacak-borç ilişkisinden kaynaklı ihtilaf olması nedeniyle TTK'nın 5/A-1 maddesi kapsamında «arabuluculuğa» tabi olduğu, davanın «arabuluculuğa başvurulmadan» açıldığı gerekçesiyle, davanın dava «şartı yokluğundan» «usulden reddine» karar verilmiştir.
Dolayısıyla huzurdaki «menfi tespit davası» bakımından, dava açılmadan önce «arabuluculuğa başvurulması» şeklinde bir dava şartı bulunmamaktadır.
Hal böyle iken, «menfi tespit davalarının» ticari bir dava olduğu için TTK'nın 5/A maddesi kapsamına alınması ve böyle bir davayı açmak isteyen kişinin önce «arabulucuya başvurmaya» zorlanması, kanuna aykırı olduğu gibi ticari davalarda arabuluculuğa başvuruyu dava şartı olarak öngören madde hükmünün amaçsal yorumundan da Yasa Koyucu'nun bilinçli olarak menfi tespit davalarını arabuluculuk dava şartına tabi tutmadığı anlaşılmaktadır.
Benzer bu karardaHal böyle iken, «menfi tespit davalarının» ticari bir dava olduğu için TTK'nın 5/A maddesi kapsamına alınması ve böyle bir davayı açmak isteyen kişinin önce «arabulucuya başvurmaya» zorlanması, kanuna aykırı olduğu gibi ticari davalarda arabuluculuğa başvuruyu dava şartı olarak öngören madde hükmünün amaçsal yorumundan da Yasa Koyucu'nun bilinçli olarak menfi tespit davalarını arabuluculuk dava şartına tabi tutmadığı anlaşılmaktadır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:son tutanak · arabuluculuk başvurusu · arabuluculuk · borçlu olunmadığının tespiti · ticari dava niteliği · tespit davası · dava şartı yokluğu · usulden reddi
Benzer bu karardaİlk Derece Mahkemesince tüm dosya kapsamına göre, davacının davadan önce dava şartı olan «arabuluculuğa başvurması» ve arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin «son tutanağın» aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorunda olduğu, ancak bu zorunluluğa uymadan davayı ikame ettiği gerekçesiyle H.M.K.'nın 114/2 delaletiyle T.T.K.'nın 5/A, Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-2 ve H.M.K.'nın115/2. maddeleri gereğince arabuluculuğa yönelik dava «şartı yokluğu» nedeniyle davanın «usulden reddine» karar verilmiştir.
Hal böyle iken, «menfi tespit davalarının» ticari bir dava olduğu için TTK'nın 5/A maddesi kapsamına alınması ve böyle bir davayı açmak isteyen kişinin önce «arabulucuya başvurmaya» zorlanması, kanuna aykırı olduğu gibi ticari davalarda arabuluculuğa başvuruyu dava şartı olarak öngören madde hükmünün amaçsal yorumundan da Yasa Koyucu'nun bilinçli olarak menfi tespit davalarını arabuluculuk dava şartına tabi tutmadığı anlaşılmaktadır.
İlk Derece Mahkemesince davanın dava «şartı yokluğu» nedeniyle «usulden reddine» ilişkin verilen karara yönelik istinaf başvurusunun, Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine karar verilmiştir.
7155 sayılı Kanun'un 20. maddesi ile 6102 sayılı TTK'ya eklenen dava şartı olarak «arabuluculuk» başlıklı 5/A maddesinde; " (1) Bu kanunun 4'üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce «arabulucuya başvurulmuş» olması dava şartıdır." düzenlemesi getirilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2020/4772 E. , 2021/7089 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 12. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 20. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 09.10.2019 tarih ve 2019/746 E. - 2019/121 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi'nce verilen 26.12.2019 tarih ve 2019/2292 E. - 2019/1643 K. sayılı karar davacı vekili tarafından temyiz edilmiş, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi'nce verilen temyiz dilekçesinin reddine dair 04.02.2020 tarihli ek kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, dava dışı Albaraka A.Ş’nin müvekkiline karşı ilamsız icra takibi yaptığını ve takibin kesinleştiğini, akabinde dava dışı alacaklının takibe konu alacağı davalıya temlik ettiğini, müvekkilinin borçlu olmadığını ileri sürerek, İİK 72 maddesi uyarınca müvekkilinin borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesince dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, huzurdaki davanın menfi tespit davası olup, temelinde taraflar arasındaki alacak-borç ilişkisinden kaynaklı ihtilaf olması nedeniyle TTK'nın 5/A-1 maddesi kapsamında arabuluculuğa tabi olduğu, davanın arabuluculuğa başvurulmadan açıldığı gerekçesiyle, davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmiştir.
Karara karşı davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İstinaf mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Karara karşı davacı vekilince temyize başvurulmuşsa da Bölge Adliye Mahkemesince 04.02.2020 tarihinde verilen ek kararla, kararın HMK’nın 353/1-a bendinde sayılan ve kesin olarak verilen kararlardan olup, temyizi kabil olmadığından bahisle, temyiz talebinin reddine karar verilmiştir.
Ek kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1-) Bölge Adliye Mahkemesince verilen ek kararla, kararın 6100 sayılı HMK’nın 353/1-a maddesinde belirtilen kararlardan olup, temyizi kabil olmadığından bahisle davacı vekilinin temyiz talebinin reddine karar verilmiş ise de, bu kararın gerçekten “kesinlik” koşullarını haiz olup olmadığının Yargıtay’ca denetlenmesi gerekir. Esasen, İlk Derece Mahkemelerinin “kesin” olduğundan bahisle verdikleri kararlar bakımından HMK’nın 346. maddesi ile Bölge Adliye Mahkemelerine verilen istinaf istemlerinin reddine dair ilk derece mahkemeleri kararlarının yerindelik denetimi yapma yetkisinin, HMK’nın 366. maddesindeki atıf hükmü karşısında, Bölge Adliye Mahkemelerinin kararlarının kesin olduğuna ve bu sebeple temyiz istemlerinin reddine dair kararlar bakımından temyiz incelemesi sırasında Yargıtay’a tanınmadığından bahsetmek mümkün değildir.
6100 sayılı HMK’nın 353/1-a maddesiyle, Bölge Adliye Mahkemesinin aynı maddede 6 bent halinde sayılan hallerde, esası incelemeden İlk Derece Mahkemesi kararını kaldıracağı ve dava dosyasını yeniden yargılama yapılmak üzere İlk Derece Mahkemesine göndereceği düzenlenmiş olup, bu hallerden birisi de 4. bentte ifade edilen, “diğer dava şartlarına aykırılık bulunması” halidir. Gerek belirtilen yasa hükmünde gerekse de aynı Yasa'nın 362. maddesinin 1. fıkrasına 22.07.2020 tarih ve 7251 sayılı Kanun ile eklenen “g” bendinde, 353/1-a maddesinde sayılan kararların kesin olup, temyizi kabil olmadığı belirtilmiştir. Ancak yukarıda da ifade edildiği üzere, kararın gerçekten “kesinlik” koşullarını haiz olup olmadığının Yargıtay’ca denetlenmesi gerekir.
Yapılan açıklamalardan sonra somut olaya dönülecek olursa, dava menfi tespit istemine ilişkin olup, İlk Derece Mahkemesince, menfi tespit davasının arabuluculuğa tabi olduğu ve dava açılmadan önce arabuluculuğa başvurulmadığı gerekçesiyle davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekilince yapılan istinaf başvurusu ise Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddedilmiştir. Ancak gerekçeleri aşağıdaki bentte ayrıntılı olarak izah edileceği üzere menfi tespit davaları arabuluculuğa tabi değildir. Dolayısıyla huzurdaki menfi tespit davası bakımından, dava açılmadan önce arabuluculuğa başvurulması şeklinde bir dava şartı bulunmamaktadır. Bu nedenle somut olayda 353/(1)a-4 maddesinde belirtilen “diğer dava şartlarına aykırılık bulunması hali de söz konusu olmayıp, kararın 362/1-g hükmüne göre kesin olduğundan söz edilemez.
Belirtilen gerekçelerle, davacı vekilinin 04.02.2020 tarihli ek karara yönelik temyiz itirazlarının kabulü ile ek kararın kaldırılmasına ve davacı vekilinin asıl karara yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine karar vermek gerekmiştir.
2-) Davacı vekilinin asıl karara yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine gelince, dava menfi tespit istemine ilişkindir. 7155 sayılı Kanun'un 20. maddesi ile 6102 sayılı TTK'ya eklenen dava şartı olarak arabuluculuk başlıklı 5/A maddesinde; "(1) Bu Kanun'un 4'üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır." düzenlemesi getirilmiştir. Madde metni herhangi bir tereddüde ve yanlış anlamaya yer vermeyecek şekilde açık yazılmıştır. TTK'ya bu maddenin eklenmesini sağlayan 7155 sayılı Kanun'un genel gerekçesinin bu konuyla ilgili kısmı ve madde için özel olarak yazılan gerekçe de bu açık anlamı desteklemektedir.
Hal böyle iken, menfi tespit davalarının ticari bir dava olduğu için TTK'nın 5/A maddesi kapsamına alınması ve böyle bir davayı açmak isteyen kişinin önce arabulucuya başvurmaya zorlanması, kanuna aykırı olduğu gibi ticari davalarda arabuluculuğa başvuruyu dava şartı olarak öngören madde hükmünün amaçsal yorumundan da Yasa Koyucu'nun bilinçli olarak menfi tespit davalarını arabuluculuk dava şartına tabi tutmadığı anlaşılmaktadır. Açıklanan nedenlerle ticari nitelikteki menfi tespit davalarında dava açılmadan önce arabuluculuğa gidilmesinin zorunlu olmadığı ve arabulucuya gidilmiş olmasının bir dava şartı olmadığı hususu dikkate alınarak karar verilmesi gerekirken İlk Derece Mahkemesince bu hususlar gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulmasının isabetsiz olduğu nazara alınmaksızın istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin ek karara yönelik temyiz isteminin kabulü ile 04.02.2020 tarihli ek kararın kaldırılmasına ve davacı vekilinin asıl karara yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin asıl karara yönelik temyiz isteminin kabulü ile İlk derece Mahkemesince verilen karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULARAK KALDIRILMASINA, HMK'nın 373/1. maddesi uyarınca dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 13/12/2021 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf kanun yolu başvurusunun HMK 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun bulunmasına, 6102 sayılı Yasa'nın 5/a maddesinde getirilen düzenlemenin dava çeşidine ilişkin olmayıp madde metninde de açıkça ifade edildiği üzere dava konusuna ilişkin olmasına, menfi tespit davalarının da konusu itibariyle bir alacağın tahsiline ilişkin bulunmasına göre davacı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile bozulmasına ilişkin sayın çoğunluk görüşüne karşıyım.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/729216300 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz