Yasal danışman onayı ve eş rızası ile kefaletin geçerliliği
İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2022/2193 E. 2025/823 K. · · İlk derece: İSTANBUL 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Menfi tespit / İstirdatistinaf başvurusunun esastan reddiKesinlik belirsiz
★ Emsal
Davacının nitelemesi: Kefalet Sözleşmesinin Geçersizliği mahkemenin nitelemesiyle örtüşüyor
Gerekçe özeti
Yasal danışman atanan kişinin kefil olabilmesi için yasal danışmanın görüşünün alınması gerekli olup bu görüş herhangi bir şekil koşuluna tabi değildir; taraflar arasındaki yazışmalarda açık bir onay bulunmasa da onay talebinin reddine ilişkin bir irade açıklaması da yoksa ve kefaletten kaynaklanan takip ve tahsil işlemlerine uzun süre sessiz kalınıp itirazlardan feragat edildikten sonra eksiklik ileri sürülüyorsa, bu durum dürüstlük kuralına aykırılık oluşturur ve kefaletin geçersizliği iddiası kabul edilmez. Ayrıca 6098 sayılı TBK'nın yürürlüğe girdiği tarihten önce kurulan kefaletlerde eş rızası şartı aranmaz; yürürlük tarihinden sonraki kefaletlerde ise eşler arasında boşanma davası açılmış ve ayrı yaşama hakkı doğmuşsa eş rızası şartı uygulanmaz.
Ele alınan sorunlar
Yasal danışman onayının kefalet sözleşmesinin geçerliliğine etkisi → ret
İddia: Davalı bankanın kefalete yasal danışmanın onay verdiğini ispatlaması gerektiği, sunulan e-posta ve yazılarda açık onay/olumlu görüş bulunmadığı, yasal danışmanın imzasının olmadığı ve mahkemece dinlenmediği ileri sürülerek kararın kaldırılması istenmiştir.
Gerekçe: TMK'nın 429. maddesi gereğince kendisine yasal danışman atanan kişilerin kefalet sözleşmesi yaparken alınması gereken yasal danışman görüşü herhangi bir şekil koşuluna tabi tutulmamıştır; görüşün herhangi bir şekilde alınması gerekli ve yeterlidir. Davalı banka, kredi sözleşmelerinin imzalandığı tarihte davacının yasal danışmanından e-posta yoluyla olumlu görüş alındığını ileri sürmüş ve buna ilişkin e-posta dökümlerini ibraz etmiştir. Yasal danışmandan onay talep eden e-postaya verilen cevapta açık bir onay bulunmamakta ise de onay talebinin reddine dair de bir irade açıklaması yer almamaktadır. Ayrıca kredi alacağının tahsili için hesabın kat edilmesi ve icra takiplerinin başlatılmasından, davacının vekili aracılığıyla ilamsız takiplerdeki itirazlarından feragat etmesinden sonra dahi 2021 yılına kadar yasal danışman onayına ilişkin herhangi bir iddia gündeme gelmemiş, bu süre boyunca sessiz kalınmıştır. Yasal danışman onayı eksikliğinin bu denli uzun süre sonra eldeki dava ile ileri sürülmesi dürüstlük kuralı (TMK m.2) ile bağdaşmamaktadır.
Gerekçe kaynağı: özgün
Eş rızası şartının kefalet sözleşmelerine uygulanabilirliği → ret
Gerekçe: 29/09/2011 tarihli kefaletler bakımından imza tarihi itibariyle 6098 sayılı Kanun yürürlükte olmadığından eş rızasının aranması mümkün değildir. 03/07/2012 tarihli diğer kefaletler bakımından ise bu tarihte TBK yürürlükte olmakla birlikte, TBK'nın 584. maddesinde düzenlenen eş muvafakatı şartının istisnası olarak eşlerden biri hakkında mahkemece verilmiş bir ayrılık kararı veya eşlerin yasal olarak ayrı yaşama hakkının doğması öngörülmüştür. Davacı ile eşi arasında 22/11/2005 yılında açılan boşanma davası ile eşlerin ayrı yaşamaya hak kazandıkları dikkate alındığında, 03/07/2012 tarihli krediler yönünden kefaletin geçerliliği için eş muvafakatine gerek bulunmamaktadır.
Gerekçe kaynağı: özgün
Kötüniyet tazminatı talebi → ret
İddia: Davalı vekili, alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesi gerektiğini belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
Gerekçe: Davacı lehine ihtiyati tedbir kararı verilmediğinden İİK'nın 72. maddesinde düzenlenen tazminat koşulları oluşmamıştır.
Gerekçe kaynağı: özgün
Emsal değeri
Kararın 'yasal danışman görüşünün alınmasının herhangi bir şekil koşuluna bağlı olmadığı' ve 'yasal danışman onayı eksikliğinin uzun süre sessiz kalındıktan sonra ileri sürülmesinin dürüstlük kuralına aykırı olduğu' yönündeki tespitleri, benzer kefalet geçersizliği iddialarında bölgesel ve ikna edici emsal niteliği taşıyabilir. Ayrıca TBK'nın yürürlük tarihinden önceki kefaletlerde eş rızası şartının aranmayacağına ilişkin tespit de emsal değer taşımaktadır.
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
yasal danışman onayı↗ kefalet sözleşmesinin geçerliliği↗ eş rızası/muvafakatı↗ dürüstlük kuralı↗ hakkın kötüye kullanılması↗ menfi tespit↗ kötüniyet tazminatı↗ ihtiyati tedbir↗
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO 2022/2193
KARAR NO 2025/823
TÜRK MİLLETİ ADINA
İSTİNAF KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ İSTANBUL 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ 16/06/2022
NUMARASI 2021/227 Esas - 2022/595 Karar
DAVA
Menfi Tespit
İSTİNAF KARAR TARİHİ 22/05/2025
Davanın reddine ilişkin taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
DAVA
Davacı vekili; davalı banka ile dava dışı asıl borçlular ... A.Ş. ve ...A.Ş. arasında imzalanan Beşiktaş ... Noterliği'nin 29/09/2011 tarih ..., ..., ... ve ... yevmiye sayılı, 03/07/2012 tarih..., ... ve... sayılı genel kredi sözleşmeleri kapsamında müşterek ve müteselsilen kefalet ile rehin sözleşmelerinin müvekkili tarafından kefil olarak imzalandığını, ancak müvekkiline hafif derece zeka geriliği olduğundan bahisle Kuşadası SHM'nin 2008/586 sayılı dosyası ile 09/06/2010 tarihinde yasal danışman atandığını, bahsi geçen sözleşmelere yasal danışman onayının alınmadığını, bu nedenle kefalet sözleşmelerinin geçersiz olduğunu, ayrıca kefalet için mahkemeden izin de alınmadığını, bunun dışında müvekkilinin kefaletinin kaldırılması için davalı bankayı temsilen şube adına ...
tarafından asıl borçlulara gönderilen 07/08/2012 tarihli e-posta ile müvekkili dışında yer alan kefillerden eş rızalarının verilmesi halinde müvekkilinin kefaletten doğan borcunun kaldırılacağının taahhüt edildiğini, müvekkili dışındaki kefillerin eş muvafakatlerinin alınmasına rağmen davalı bankanın taahhüdünü yerine getirmediğini, ayrıca kefaletlerde eş rızası şartının da gerçekleşmediğini, davalı banka tarafından İstanbul ... İcra Dairesi'nin ..., ..., ... İcra Dairesi'nin ..., ... Sayılı takiplerinin başlatıldığını belirterek müvekkilinin bahsi geçen sözleşme ve icra dosyaları nedeniyle borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili; davacı hakkında kısıtlama kararı verilmediğini, fiil ehliyetinin sona ermediğini, davacıya mahkeme kararıyla yasal danışman atandığını, dava dışı şirketlere kullandırılan krediler nedeniyle davacının yasal danışmanı Av. ...'nin onayının alındığını, onayın e-posta ile bildirildiğini, davacının dilekçede ayrıntıları yazılı kredi sözleşmelerini kefil sıfatıyla imzaladığını, 29/09/2011 tarihli sözleşmelerin imzalandığı tarih itibariyle 818 sayılı Borçlar Kanunu yürürlükte olduğundan eş rızası şartı aranmayacağını, diğer sözleşmelerin imzalandığı tarihte ise davacının eşi ile 2005 yılında açılan boşanma davasının bulunduğunu, davacının boşanmasına ilişkin hükmün 15/10/2012 tarihinde kesinleştiğini, boşanma davasının açılması ile eşlerin ayrı yaşamaya hak kazanmaları nedeniyle evli kişilerin eş rızasına gerek bulunmadığını, müvekkili bankanın davacının kefillikten çıkarılmasına ilişkin bir taahhüdünün bulunmadığını, sözleşmelerden 10 yıl, takiplerden ise 6 yıl geçtiği halde kefaletin geçersizliğinin ileri sürülmesinin hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğunu belirterek davanın reddine, alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEME KARARI
Mahkemece; davacı tarafın kredi sözleşmelerinde davacı kefaletinde yasal danışmanın onayının alınmadığını, eş rızasının olmaması nedeniyle kefalet sözleşmelerinin geçersiz olduğunu ileri sürmüş ise de davalı banka tarafından ibraz edilen belgelere göre kredi sözleşmelerinin imzalandığı tarih itibariyle davacının yasal danışmanı olan Av. ... tarafından davacı kefaletine e-mail yoluyla olumlu yönde görüş bildirildiği, diğer yandan 01 Temmuz 2012 tarihinde yürürlüğe giren 6098 sayılı TBK'nın 584.maddesinin, bu tarihten önce yapılmış kefalet sözleşmelerinde uygulanma imkanının bulunmadığı, kanunun yürürlüğe girdiği tarihten sonra yapılmış kefalet sözleşmeleri yönünden ise, davacı ile eşi arasında İstanbul 2.
Aile Mahkemesi'nin 2005/851 E sayılı dosyasından açılan boşanma davası nedeniyle ayrı yaşadıkları ve bu nedenle kefalet sözleşmelerinde eş rızasının aranmayacağı, davalı banka ile davacı taraf arasında yapılmış kefalet sözleşmelerinin geçerlilik şartlarını taşığı, diğer yandan, davalı bankaya güven verip davalı bankanın asıl borçlulara kredi kullandırmasından sonra davacının kefalet sözleşmesinin geçersizliğini ileri sürmesinin, kredi ve kefalet sözleşmelerinin imzalandığı 2011 ve 2012 yıllarından dava tarihi olan 2021 yılına kadar sessiz kalmasının TMK'nın 2.maddesinde düzenlenen dürüstlük kuralına aykırı ve hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğu gerekçesiyle davanın reddine, koşulları oluşmadığından davalı tarafın tazminat isteminin reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
1-Davacı vekili; davalı bankanın kefalet sözleşmesinin geçerliliği için kefalete yasal danışmanın onay verdiğini ispatlaması gerektiğini, 28/06/2012 tarihli e-posta ve 06/09/2012 tarihli tarihsiz yazıda yazılı olur ve olumlu görüş bulunmadığını, yasal danışman olarak sözleşmeye olur verdiği iddia edilen Av. ...'nin kefalet sözleşmesinin onayının olmadığına dair yazılı beyanlarının karardan sonra dosyaya sunulduğunu, yargılama sırasında mahkemece yasal danışmanın mahkemeye davet edilmediğini, bahsi geçen yazıların olumlu görüş olarak yorumlanmasının mümkün olmadığını belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.2-Davalı vekili; müvekkili yararına kötüniyet tazminatına hükmedilmesi gerektiğini belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
GEREKÇE
Dava; genel kredi sözleşmesindeki kefaletlerin geçersizliği iddiasına dayalı borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkindir. Davalı banka ile dava dışı asıl borçlu...A.Ş. arasında imzalanan 250.000.000-USD limitli 03/07/2012 tarihli; asıl borçlu ... A.Ş. arasında imzalanan 250.000.000-USD limitli 03/07/2012 tarihli; asıl borçlu...A.Ş. arasında imzalanan 450.000.000-TL limitli 03/07/2012 tarihli; asıl borçlu ... A.Ş. arasında imzalanan 260.000.000-USD limitli 29/09/2011 tarihli; asıl borçlu...A.Ş. arasında imzalanan 85.000.000-USD limitli 29/09/2011 tarihli; asıl borçlu...A.Ş. arasında imzalanan 170.000.000-TL limitli 29/09/2011 tarihli genel kredi sözleşmelerinde davacının kefil olarak imzası bulunmakta olup, davacı vekili müvekkiline kredi sözleşmelerine kefil olduğu tarihte yasal danışman atandığını, ancak yasal danışmanın kefalet sözleşmesine onayının bulunmadığını belirterek kefaletin geçersizliğine dayalı olarak bahsi geçen kredi sözleşmeleri ve icra takiplerinden dolayı borçlu olmadığının tespitini talep etmektedir.TMK'nın 429.
maddesinde kısıtlanması için yeterli sebep bulunmamakla beraber korunması bakımından fiil ehliyetinin sınırlanması gerekli görülen ergin bir kişiye kanunda gösterilen bazı işlemlerle ilgili görüşü alınmak üzere bir yasal danışman atanabileceği düzenlenmiş, bu işlemler arasında kefil olmaya da yer verilmiştir. Kefalet sözleşmesinin geçerliliği belli şekil koşullarına tabi tutulmuş ise de; TMK'nın 429.maddesi gereğince kendisine yasal danışman atanan kişilerin kefalet sözleşmesi yaparken alınması gereken yasal danışman görüşünün herhangi bir şekil koşuluna tabi tutulmadığı, başka bir anlatımla yasal danışman görüşünün herhangi bir şekilde alınmasının gerekli ve yeterli olduğu açıktır.Somut olayda davacı taraf, kredi sözleşmelerinde davacı kefaletinde yasal danışmanın onayının alınmadığını, eş rızasının olmaması nedeniyle kefalet sözleşmelerinin geçersiz olduğunu ileri sürmektedir.
Ancak davalı banka tarafından kredi sözleşmelerinin imzalandığı tarih itibariyle davacının yasal danışmanı olan Av. ... tarafından davacı kefaletine e-posta yoluyla olumlu yönde görüş bildirdiği ileri sürülmüş, buna ilişkin e-posta dökümleri ibraz edilmiştir. Davacı taraf bahsi geçen e-postada onay verildiği şeklinde yorumlanacak bir ifade bulunmadığını, onay yazısı olarak sunulan belgede yasal danışmanın imzasının yer almadığını ileri sürmektedir. HMK'nın 199 maddesi gereğince uyuşmazlık konusu vakıaları ispata elverişli yazılı veya basılı metin, senet, çizim, plan, kroki, fotoğraf, film, görüntü veya ses kaydı gibi veriler ile elektronik ortamdaki veriler ve bunlara benzer bilgi taşıyıcıları bu Kanuna göre belgedir.
Kredi sözleşmelerinin imzalanmasından sonra davalı banka yetkilisi tarafından davacının yasal danışmanından 28/06/2012 tarihli e-posta yoluyla kefalet sözleşmelerine onay yazısı istenmiş, yasal danışman tarafından gönderilen aynı tarihli e-posta ile yasal danışmanlığa ilişkin hukuki çerçevede açıklama yapılmış, verilen cevapta açık bir onay bulunmamakta ise de onay talebinin reddine dair de bir irade açıklamasına yer verilmemiştir. Davacı banka tarafından kredi sözleşmelerinden kaynaklanan alacağın tahsili için hesabın 11/11/2015 tarihinde kat edildiği, icra takiplerinin ise 2015 yılında başlatıldığı, 28/03/2018 tarihinde davacının vekili aracılığıyla ilamsız takiplerdeki itirazlarından feragat ettiği halde yasal danışmanın onayına ilişkin hiç bir iddia gündeme gelmediği, 2021 yılına kadar aradan geçen süreye kadar sessiz kalınması, yasal danışman onayı eksikliğinin eldeki dava ile sonradan ileri sürülmesi dürüstlük kuralı ile bağdaşmamaktadır.
Diğer yandan 29/11/2011 tarihli kefaletler bakımından imza tarihi itibariyle 6098 sayılı kanun yürürlükte olmadığından eş rızasının aranması mümkün değildir. Diğer kefaletler bakımından ise bahsi geçen 03/07/2012 tarihinde 6098 S.lı TBK yürürlükte olduğundan bu kanuna göre değerlendirme yapılması gerekmektedir. TBK'nın 584. maddesinde kefalet için eş muvafakatı şartı bulunmakta ise de "eşlerden biri hakında mahkemece verilmiş bir ayrılık kararı" veya "eşlerin yasal olarak ayrı yaşama hakkı doğması" bu şartın istisnası olarak düzenlenmiştir. Somut olayda da davacı ile dava dışı eşi arasında 22/11/2005 yılında açılan boşanma davası ile eşlerin ayrı yaşamaya hak kazandıkları dikkate alındığında 03/07/2012 tarihli krediler yönünden kefaletin geçerliliği için eş muvafakatine gerek bulunmamaktadır.
Bu nedenle davacı vekilinin istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir Buna karşılık davalı tarafça tazminat talebinde bulunulmuş ise de davacı lehine ihtiyati tedbir kararı verilmediğinden İİK'nın 72 maddesinde düzenlenen tazminat koşulları oluşmamıştır.Açıklanan nedenlerle; taraf vekillerince ileri sürülen istinaf nedenleri yerinde olmadığından taraf vekillerinin istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM
Yukarıda açıklanan nedenlerle:Taraf vekillerinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, Alınması gereken 615,40-TL istinaf karar harcından davacı tarafından peşin yatırılan 80,70-TL harcın mahsubu ile kalan 534,70-TL harcın davacıdan alınarak Hazine'ye ödenmesine,Alınması gereken 615,40-TL istinaf karar harcından davalı tarafından peşin yatırılan 80,70-TL harcın mahsubu ile kalan 534,70-TL harcın davalıdan alınarak Hazine'ye ödenmesine,Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine, HMK'nın 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi.
22/05/2025
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/72891 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi