Uluslararası hava taşımasında 2 yıllık hak düşürücü süre
İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2022/560 E. 2025/1129 K. · · İlk derece: BAKIRKÖY 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
İtirazın iptalikaldırma ve esas hakkında yeniden hükümKesinlik belirsiz
★ EmsalHak düşürücü süre
Davacının nitelemesi: Taşıma Sözleşmesi Kaynaklı mahkemenin nitelemesiyle örtüşüyor
Gerekçe özeti
Uluslararası hava yoluyla eşya taşımasında, çıkış ve varış ülkelerinin birlikte taraf olduğu uluslararası sözleşme (Varşova Konvansiyonu/La Haye Değişikliği) hükümleri, iç hukukun (TTK) ilgili hükümlerine göre öncelikle uygulanır. Bu sözleşmenin öngördüğü, varış yerine ulaşma tarihinden itibaren işleyen 2 yıllık süre, doktrindeki hakim görüş ve sözleşmenin orijinal metnindeki ifade gözetilerek hak düşürücü süre niteliğindedir; taşıyıcının sorumluluğunun sınırlı veya sınırsız olduğu davalar bakımından da geçerlidir ve bu süre geçtikten sonra açılan davanın/başlatılan icra takibinin hak düşürücü süre nedeniyle reddi gerekir. Ayrıca taşıyıcının sorumluluk sınırlamalarından yararlanamaması için pervasızca hareket ettiğinin somut olarak ispatlanması gerekir; salt emtianın kaybolmuş olması bu hususu kanıtlamaz.
Ele alınan sorunlar
Uyuşmazlığa uygulanacak hukukun tespiti (konvansiyon mu, TTK mı) → kabul
İddia: Davalı, uyuşmazlığın Montreal Konvansiyonu/Varşova Konvansiyonu hükümlerine tabi olduğunu, TTK hükümlerinin uygulanamayacağını ileri sürmüştür.
Gerekçe: Türkiye 4 Nolu Montreal Protokolü ile değişik Varşova Konvansiyonuna taraf olmakla birlikte, varış ülkesi Yemen bu protokolü imzalamayıp Varşova Konvansiyonu La Haye Değişikliklerine taraf olduğundan, varış ve çıkış ülkelerinin birlikte taraf bulunduğu Varşova Konvansiyonu La Haye Değişikliği hükümleri somut olayda uygulanır. Ülkemizce onaylanan uluslararası sözleşme hükümleri iç hukuka dahil olduğundan, konvansiyon hükümleri yerine TTK hükümlerinin uygulanması doğru değildir; ilk derece mahkemesinin TTK 855/5 maddesini uygulaması hatalıdır.
Gerekçe kaynağı: özgün
Konvansiyondaki 2 yıllık sürenin niteliği ve hak düşürücü süre nedeniyle davanın reddi → kabul
İddia: Davalı, Montreal Konvansiyonu 35. maddesi (ve uygulanabilir Varşova/La Haye hükümleri) uyarınca 2 yıllık hak düşürücü sürenin geçtiğini, icra takibinin bu süre geçtikten sonra başlatıldığını savunmuştur.
Gerekçe: La Haye ile değişik Varşova Konvansiyonu'nun 29/1. maddesine göre, varış yerine ulaşma tarihinden veya taşımanın durduğu tarihten itibaren 2 yıl içinde dava açılmazsa tazminat hakkı düşer. Bu sürenin zamanaşımı süresi mi yoksa hak düşürücü süre mi olduğu tartışmalı olmakla birlikte, doktrinde benimsenen hakim görüş uyarınca ve Konvansiyonun orijinal Fransızca metninde kullanılan 'delai de decheance' (hak düşürücü süre) ifadesi de gözetilerek, bu süre hak düşürücü süre niteliğindedir; kesilmeyen, durmayan, mutlak nitelikte bir süredir. Bu iki yıllık süre, ilgili konvansiyon hükümleri kapsamında kalmak şartıyla, taşıyıcının sorumluluğunun sınırlandırıldığı veya sınırlandırılmadığı davalar bakımından da geçerlidir. Hava taşıma senedi 2.5.2017 tarihli olup, eşyanın varma yerine ulaşması gereken tarihten itibaren iki yıllık hak düşürücü süre içinde icra takibi başlatılmadığından (icra takibi 12.11.2019 tarihinde başlatılmıştır), davanın hak düşürücü süre nedeniyle usulden reddi gerekir.
Gerekçe kaynağı: özgün
Taşıyıcının pervasızca hareket ettiğinin ispatlanamamış olması → ret
İddia: Davalı, kaybolan emtiaya ilişkin gerekli araştırmaları yaptığını, pervasızca hareket ettiğine dair delil bulunmadığını, 4 kg ağırlığındaki gönderinin kaybının pervasızlık olarak nitelendirilemeyeceğini ileri sürmüştür.
Gerekçe: Uluslararası organizasyon içerisinde meydana gelen kargo kaybı nedeniyle taşıyıcının pervasızca hareket ettiği kanıtlanamamıştır.
Gerekçe kaynağı: özgün
İcra inkâr tazminatına hükmedilmesinin yerinde olup olmadığı → ret
İddia: Davalı, alacağın likit olmadığını, icra inkâr tazminatına hükmedilemeyeceğini savunmuştur.
Gerekçe: Alacak tazminat kabilinden olup likit olmadığından, icra inkâr tazminatına hükmedilmesi yerinde değildir.
Gerekçe kaynağı: özgün
Emsal değeri
Kararın uluslararası hava yoluyla eşya taşımalarında varış ve çıkış ülkelerinin birlikte taraf olduğu Varşova Konvansiyonu/La Haye Değişikliği hükümlerinin TTK hükümlerine göre öncelikle uygulanacağına ve bu Konvansiyonun 29/1. maddesindeki 2 yıllık sürenin hak düşürücü süre niteliğinde olduğuna ilişkin tespiti, benzer uluslararası hava taşıması uyuşmazlıklarında bölgesel ikna edici emsal değeri taşımaktadır.
Usul tespitleri
- Hak düşürücü süre
- Uluslararası hava yoluyla eşya taşımasında, Varşova Konvansiyonu La Haye Değişikliği'nin 29/1. maddesi uyarınca, eşyanın varış yerine ulaşması gereken tarihten itibaren 2 yıl içinde dava açılmazsa (icra takibi başlatılmazsa) tazminat hakkı düşer; bu süre hak düşürücü süre niteliğindedir ve taşıyıcının sorumluluğunun sınırlandırıldığı veya sınırlandırılmadığı davalar bakımından da geçerlidir.
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
Varşova Konvansiyonu↗ La Haye Değişikliği↗ Montreal Protokolü↗ hak düşürücü süre↗ pervasızca hareket↗ sorumluluk sınırlaması↗ icra inkar tazminatı↗ itirazın iptali↗
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO 2022/560
KARAR NO 2025/1129
TÜRK MİLLETİ ADINA
İSTİNAF KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ BAKIRKÖY 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ 20/12/2021
NUMARASI 2020/59 Esas - 2021/1148 Karar
DAVA
İtirazın İptali (Taşıma Sözleşmesi Kaynaklı)
DAVA TARİHİ 21/01/2020
İSTİNAF KARAR TARİHİ 08/07/2025
Davanın kısmen kabulüne ilişkin kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
DAVA
Davacı vekili; Türkiye-Yemen arası hava taşımasını davalının yaptığı 12.513-USD bedelli ürünün 02/05/2017 tarihinde davalıya teslim edildiğini ancak ürünlerin alıcıya ulaşmayıp yolda kaybolduğunu, alıcıya ürünlerin yeniden gönderilip teslim edildiğini, zararın tazmini için davalıya 15/08/2017 tarihli ihtarname gönderilip, Bakırköy ... İcra Dairesi'nin ... sayılı dosyası ile icra takibi yapıldığını, takibe itiraz edildiğini ileri sürerek TTK'nın 855/5 md uyarınca itirazın iptali ile icra inkar tazminatına hükmedilmesini istemiştir.
CEVAP
Davalı vekili; 1 parça 4 kg gönderinin Türkiye'den Yemen'e taşınması sırasında kaybolduğunu, uyuşmazlığın Montreal Konvansiyonu hükümlerine tabi olduğunu, Montreal Konvansiyonu 35. maddede "Eğer bir dava, varış yerine ulaşma tarihinden ya da hava aracının ulaşmış olması gereken ya da taşımanın durdurulduğu tarihten itibaren hesaplanan iki (2) yıllık bir süreç içerisinde açılmazsa, hasara dair haklar geçersiz olacaktır." hükmü uyarınca Mayıs 2017' tarihinde gerçekleşen taşıma için 15.08.2017 tarihli ihtarname keşide etmesine rağmen icra takibinin 12.11.2019 tarihinde başlatıldığını, 2 yıllık hak düşürücü sürenin geçtiğini, gönderinin kaybolmasında hiçbir kastı ya da pervasızca davranışı olmadığını, Montreal Konvansiyonu 22.
ve 24. Maddeleri uyarınca sınırlı sorumluluğun kilogram başına 19 Özel Çekme Hakkı (SDR) ile sınırlı olduğunu, davacının özel fayda beyanında bulunmadığını, konşimentoda özel fayda beyanını doldurmadığını, emtia sigortası yaptırmadığını ve 3095 sayılı kanunana göre faiz istenilebileceğini, alacak likit olmadığından icra inkar tazminatına hükmedilemeyeceğini savunarak davanın reddini dilemiştir.
İLK DERECE MAHKEME KARARI
Mahkemece; dava konusu emtianın taşınması sırasında kaybedilerek ziyaa uğradığı, taşımanın uluslararası hava taşıması olması nedeni ile uyuşmazlığın çözümünde normal şartlarda Montreal Protokolü hükümlerinin uygulanması gerektiği halde, varış yeri Yemen olması ve Monrtreal Protokolünü onaylamamış olması nedeniyle Varşova Konvansiyonu La Haye Değişikliklerinin uygulanması gerektiği, somut olayda hasarın değil emtianın tamamen kaybı durumunun mevcut olduğu, tam kayıp durumunda davalı taşıyıcının taşıma hükümleri uyarınca en önemli yükümlülüğünü hiç yerine getirmemiş olması nedeni ile pervasızca hareket ettiğinin kabulü gerektiğini, Konvansiyonun sınırlayıcı hükümleri uygulanamayacağından TTK'nın 855/5 maddesi uyarınca 3 yıllık hak düşürücü sürenin geçerli olacağı ve davacının zararının emtia bedeli olduğunun kabulü ile ihtarnamenin 17/08/2017 tarihinde tebliğ edildiği, dolayısıyla ihtarname ile verilen 15 günlük sürenin bitim tarihi olan 01/09/2017 tarihinin temerrüt tarihi olduğu gerekçesiyle;
davalının Bakırköy ... İcra Dairesinin ... sayılı dosyasına yaptığı itirazın kısmen iptali ile takibin takipte talep edilen 12.513-USD asıl alacak ve işlemiş 1.458,18-USD faiz üzerinden devamına, fazla işlemiş faiz talebinin reddine, asıl alacağa takip tarihinden itibaren 3095 sayılı kanunun 4/a maddesi gereğince faiz işletilmesine, takip tarihinde ki TCMB efektif satış kuru TL karşılığının %20'si oranında hesaplanacak icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davalı vekili; kaybolan emtiaya ilişkin gerekli tüm araştırmalarını yaptığını, davacıyı bu konuda bilgilendirdiği ancak tüm araştırmalarına rağmen kayıp olduğunu, davacının özenli davranarak davacıyı bilgilendirdiğini, pervasızca hareket ettiğine dair hiçbir delil sunulmadığını, taşıyanın emtiayı kaybetmiş olmasının her durumda kasten ve pervasızca hareket ettiği anlamına gelmediğini,taşıyıcının sınırsız sorumluluğu için bunun kanıtlanması gerektiğini, toplam ağırlığı 4 kg olan gönderinin günlük taşıma faaliyetleri içerisinde kaybının çok muhtemel olup bunun pervasızlık olarak nitelendirilemeyeceğini,gönderinin alındığı 2 Mayıs 2017 tarihinde TCMB efektif döviz satış kuruna göre 1 USD = 3.55 TL olup karar tarihindeki USD kurunun ise 17.53 TL'olduğunu, sorumluluğunun eşyanın taşıma için alındığı yer ve zamandaki kıymetine göre belirlenmesi gerektiğini, döviz üzerinden karar verilmesine rağmen faiz işletilmesinin davacının sebepsiz zenginleşmesine sebep olduğunu, hak düşürücü sürede davanın açılmaması ve pervasızca hareketle zarara sebep olunduğunun ispatlanamamış olması nedeniyle kararın kaldırılarak hak düşürücü sürede açılmayan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE
Dava, uluslararası hava yolu taşıması sırasında kaybolan gönderi bedelinin tahsili için yapılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Dava konusu 1 kap brüt 4 kg ağırlığında 12.513-USD (gümrük bedelli) tıbbi malzemenin, İstanbul - Aden (Yemen) arasında hava yolu taşıması sırasında kaybolduğu, davalı tarafça 2.5.2017 tarihli hava yük senedi düzenlendiği, ancak gönderinin alıcısına ulaşmadığı hususunda uyuşmazlık yoktur.Taşıma Türkiye -Yemen arasında yapılmış olup; Ülkemiz, havayolu ile yapılan uluslararası kargo/yük taşımalarında Varşova Konvansiyonu(1929), La Haye Değişiklikler (1955),4 nolu Montreal Protokolü ile saptanmış yükümlülükler kapsamında, bu kurallara taraf olmuş, son değişiklikler içeren ve 1999 yılında imzalanan "Hava yoluyla Uluslararası Taşımacılığa İlişkin Kuralların Birleştirilmesine Dair" sözleşme 26.3.2011 tarihinde onaylanarak yürürlüğe girmiştir.
Çıkış ülkesi Türkiye 4 Nolu Montreal Protokolü ile değişik Varşova Konvansiyonuna taraf olmakla birlikte varış ülkesi Yemen 4 Nolu Montreal Protokolünü imzalamadığından Varşova Konvansiyonu La Haye Değişikliklerine taraf olduğundan; varış ve çıkış ülkelerinin taraf bulunduğu;Varşova Konvansiyonu La Haye Değişikliği hükümleri somut olayda uygulanacaktır. (Yargıtay 11 HD nin 2008/6107 esas,2010/2028 karar sayılı ilamı ) Somut olayda kargo kaybı davalının bilgisinde olduğundan ayrıca bir ihbar yapılması gerekmemektedir.La Haye ile Değişik Varşova Konvansiyonunun 29/1. maddesine göre, "(1) Varış yerine ulaşma tarihinden veya uçağın ulaşması gereken tarihten veya taşımanın durduğu tarihten başlamak üzere 2 yıl içinde dava açılmazsa, tazminat hakkı düşecektir.
(2) Zaman aşımının hesaplanma usulü, davanın açıldığı mahkemenin kanunu ile kararlaştırılacaktır." hükmünü haizdir. Konvansiyonda öngörülen bu sürenin zamanaşımı süresi mi yoksa hak düşürücü süre mi olduğu hususu tartışmalıdır. Doktrinde benimsenen hakim görüş uyarınca bu süre hak düşürücü süre niteliğindedir.Kaldı ki 1929 tarihli Varşova Konvansiyonu'nun orijinal Fransızca metninde de hak düşürücü süre anlamına gelen "delai de decheance" ifadesi kullanılmıştır. Buna göre söz konusu süre, kesilmeyen, durmayan, mutlak nitelikte bir süredir (Tuba Birinci Uzun, Uluslararası Hava Taşımalarında Taşıyıcının Sorumluluğu, s. 161-163). Bu kapsamda iki yıllık sürenin hak düşürücü süre olduğunun kabulü gerekir.
Eldeki davada hava taşıma senedi 2.5.2017 tarihli olup davacı tarafça gönderilen ihtarname 17.8.2017 tarihinde davalıya tebliğ edilmiş,kayba ilişkin araştırmaların yapıldığı bilgisi daha evvel ...ofisi tarafından davacıya bildirilmiştir.Davacı tarafça 12.11.2019 tarihinde icra takibi başlatılmıştır.Mahkemece; davalının emtia kaybının pervasızca hareket olarak kabulü gerektiği,sorumluluk sınırlamalarından yararlanamayacağı TTK nın 855/5 maddesi uyarınca hak düşürücü sürenin üç yıl olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş ise de; ülkemizce onaylanan uluslarası sözleşme hükümleri iç hukuka dahil olduğundan konvansiyon yerine TTK hükümlerinin uygulanması doğru olmamıştır. İlgili konvansiyon hükümleri kapsamında açılan bütün davalar bakımından bu iki yıllık süre uygulanır.Başka bir deyişle bu iki yıllık süre ilgili konvansiyon hükümleri kapsamında kalmak şartıyla, taşıyıcının sorumluluğunun miktarla sınırlandırıldığı veya sınırlandırılmadığı davalar bakımından geçerli olur.
(Atıf yapılan aynı eser s: 162) Açıklanan nedenlerle eşyanın varma yerine ulaşması gereken tarihten itibaren 2 yıllık hak düşürücü süre içinde icra takibi başlatılmadığından davanın hakdüşürücü süre nedeniyle usulden reddi gerekirken, davanın kabulüne karar verilmesi yerinde bulunmamıştır.Uluslararası organizasyon içerisinde kargo kaybı nedeniyle pervasızca hareket kanıtlanamadığı gibi,uygulamaya yeri olmayan hükümlere dayalı olarak davanın kabulü ,alacak tazminat kabilinden olduğu likit olmadığı halde icra inkar tazminatına hükmedilmesi yerinde olmadığından istinaf sebebi yerinde görülen davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile kararın kaldırılmasına, yapılan hata nedeniyle yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden yeniden karar verilerek iki yıllık hak düşürücü süre içinde başlatılmayan takibe itirazın iptali isteminin reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM
Yukarıda açıklanan nedenlerle:Davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne; Bakırköy 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 20/12/2021 Tarih 2020/59 Esas - 2021/1148 Karar sayılı kararının HMK 353(1)b-2 maddesi gereği KALDIRILMASINA;"Davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine,"İlk derece yargılamasına ilişkin olarak ;Alınması gereken 615,40-TL karar harcının mahkeme veznesine yatırılanan 1.031,39-TL peşin harçdan mahsubu ile fazla olan 415,99-TL harcın karar kesinleştiğinde davacıya iadesine,Davacı tarafından yapılan yargı giderinin üzerinde bırakılmasına,Davalı tarafından yapılan toplam 450-TL yargı giderinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine,Davalı vekili için takdir olunan 30.000-TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalı tarafa verilmesine, Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.320-TL arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak hazineye ödenmesine,Yatırılan 1.454,99-TL peşin istinaf karar harcının karar kesinleştiğinde iadesine, Davalının 50-TL istinaf yargı giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine,HMK'nın 361/1.
maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi. 08/07/202
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/72835 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi