6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Kefalette 10 yıllık hak düşürücü süre dolduktan sonra başlatılan takip

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2022/1618 E. 2025/1136 K. · · İlk derece: İSTANBUL 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Menfi tespit / İstirdatkaldırma ve esas hakkında yeniden hükümKesin

★ EmsalHak düşürücü süre

Davacının nitelemesi: Kefalette Hak Düşürücü Süre mahkemenin nitelemesiyle örtüşüyor

Gerekçe özeti

Gerçek kişi tarafından verilen kefalette, TBK 598/3-4 uyarınca kefalet sözleşmesinin kurulmasından itibaren 10 yıllık sürenin dolmasıyla kefilin sorumluluğu kendiliğinden sona erer ve kefil bu tarihten sonra takip edilemez; alacaklının hangi sözleşmeye dayandığını ileri sürdüğü ile icra takip belgelerindeki (takip talebi, ödeme emri, ihtarname) tutar ve tarih bilgilerinin örtüşüp örtüşmediği karşılaştırılarak hangi sözleşmenin esas alınacağı belirlenir. Ayrıca, takipte sorumluluğu kefalet limitiyle sınırlandırılmış bir kefil için harç ve vekalet ücreti, asıl borçlu için talep edilen tutar üzerinden değil, kefilin sınırlı sorumluluğu esas alınarak hesaplanmalıdır. Son olarak, alacaklının hak düşürücü süre dolduktan sonra takip başlatmış olması, tek başına kötüniyet tazminatına hükmedilmesi için yeterli değildir.

Ele alınan sorunlar

Takip konusu alacağın hangi kredi sözleşmesine dayandığının tespiti ve TBK 598/3 hak düşürücü süresinin uygulanması → ret

İddia: Davalı vekili, takibin 04/02/2005 tarihli kredi sözleşmesine ve 07/12/2005 tarihli kat ihtarına, ardından alınan 05/11/2007 tarihli aciz vesikasına dayandığını, mahkemenin hatalı olarak 18/03/2005 tarihli kredi sözleşmesini esas aldığını ileri sürmüştür.

Gerekçe: TBK 598/3 uyarınca gerçek kişi tarafından verilen her türlü kefalet, sözleşmenin kurulmasından itibaren 10 yılın geçmesiyle kendiliğinden ortadan kalkar; 598/4 uyarınca kefil ancak bu süre doluncaya kadar takip edilebilir. 6101 sayılı Kanun'un 1, 5/2 ve 6. maddeleri gereğince kefalet borcunun sona ermesi TBK hükümlerine tabidir. Dava konusu icra dosyasına fiziki olarak sunulan takip talebi ve ödeme emrindeki alacak bilgileri, davalının dayanak gösterdiği 04/02/2005 tarihli sözleşme ve buna bağlı aciz vesikasıyla uyumlu değildir; buna karşılık 18/03/2005 tarihli genel kredi sözleşmesi kapsamında 31/03/2006 tarihli hesap özeti ile 04/04/2006 tarihli kat ihtarındaki alacak tutarlarıyla örtüşmektedir. Bu nedenle takibe konu alacağın, ödemeden aciz belgesinin dayandığı önceki takip dosyasına konu alacak olmadığı, 18/03/2005 tarihli sözleşmeye dayandığı anlaşılmıştır. Bu sözleşme tarihinden itibaren işleyecek 10 yıllık hak düşürücü sürenin bitim tarihi 18/03/2015 olup, davacının kefalet sorumluluğu bu tarihte sona erdiğinden, davacının borçlu olmadığının tespitine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmamaktadır.

Gerekçe kaynağı: düzeltme

Kefalet limitiyle sınırlı sorumlulukta harç ve vekalet ücretinin hesaplanma esası → kabul

İddia: Davalı vekili, davacı hakkındaki takibin kefalet limiti olan 15.000-TL ile sınırlı başlatıldığını, ancak harç ve vekalet ücretinin asıl borçlu için talep edilen tutar üzerinden hesaplanmasının hatalı olduğunu ileri sürmüştür.

Gerekçe: Takip talebinde ve ödeme emrinde davacının sorumluluğu kefalet limiti olan 15.000-TL asıl alacak tutarına, takip tarihinden itibaren işleyecek faiz ve ferileriyle sınırlı tutulmuştur. Bu nedenle harç ve vekalet ücretinin, davacının takipteki sınırlandırılmış sorumluluğu esas alınarak belirlenmesi gerekirken, asıl borçlu için talep edilen tutar üzerinden hesaplanması doğru değildir.

Gerekçe kaynağı: düzeltme

Hak düşürücü sürenin geçmiş olmasının kötüniyet tazminatı için yeterli olup olmadığı → kabul

İddia: Davalı vekili, kötüniyet tazminatına hükmedilmesinin haksız olduğunu ileri sürmüştür.

Gerekçe: Davalı bankanın takipte talep ettiği alacakla ilgili hak düşürücü sürenin geçmiş olması, tek başına davalı bankanın kötüniyetli hareket ettiğinin kabulü için yeterli değildir. Bu nedenle kötüniyet tazminatına hükmedilmesi yerinde görülmemiştir.

Gerekçe kaynağı: düzeltme

Emsal değeri

Karar, gerçek kişi kefilin sorumluluğunun TBK 598/3-4 uyarınca 10 yıllık hak düşürücü sürenin dolmasıyla sona ereceğini ve bu sürenin hangi sözleşmeye göre hesaplanacağının icra dosyasındaki belge uyumuna göre tespit edileceğini; ayrıca kefalet limitiyle sınırlı sorumlulukta harç/vekalet ücretinin sınırlı sorumluluk üzerinden hesaplanması gerektiğini ve hak düşürücü sürenin geçmiş olmasının tek başına kötüniyet tazminatı için yeterli olmadığını ortaya koyması nedeniyle bölgesel ikna edici emsal niteliği taşımaktadır.

Usul tespitleri

Hak düşürücü süre
TBK 598/3-4 uyarınca gerçek kişi tarafından verilen her türlü kefalet, sözleşmenin kurulmasından itibaren 10 yılın geçmesiyle kendiliğinden ortadan kalkar; kefalet 10 yıldan fazla bir süre için verilmiş olsa bile uzatılmış veya yeni bir kefalet verilmiş olmadıkça kefil ancak bu 10 yıllık süre doluncaya kadar takip edilebilir.

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
menfi tespit davası kefalette hak düşürücü süre (TBK 598) genel kredi sözleşmesi ödemeden aciz vesikası kat ihtarı kötüniyet tazminatı kefalet limiti harç ve vekalet ücretinin hesaplanması

Atıf yapılan mevzuat: 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (TBK) — TBK 598/3TBK 598/4 · 6101 sayılı Türk Borçlar Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun — 6101 sayılı Kanun 16101 sayılı Kanun 5/26101 sayılı Kanun 6 · 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) — HMK 353(1)b-2HMK 362(1)-a

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2022/1618

KARAR NO 2025/1136

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ İSTANBUL 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 03/06/2022

NUMARASI 2020/328 Esas - 2022/354 Karar

DAVA

Menfi Tespit

DAVA TARİHİ 12/06/2019

Davanın kabulüne ilişkin kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA

Davacı vekili; davalı tarafından müvekkili aleyhinde İstanbul ... İcra Dairesi'nin ... esas sayılı dosyasından icra takibi başlatıldığını, müvekkilinin icra takibinden sonradan haberdar olduğunu, banka ile görüşmelerinden sonuç alamadıkları için dava açmak zorunda kaldıklarını, takibe konu edilen alacağın zamanaşımına uğradığını, takibe konu borcun 04.04.2006 tarihli krediye dayandırıldığını, müvekkilinin bu kredinin kefili durumunda olduğunu, TBK'nın 598. maddesi gereğince kefalet sözleşmesinin imzalanmasından itibaren 10 yıllık süre sonunda gerçek kişilerin kefaletinin kendiliğinden son bulacağını, somut olayda da kefalet tarihinden itibaren 13 yıldan fazla zaman geçtiğini, ayrıca takipte talep edilen %58,80 oranda faizin fahiş olduğunu belirterek İstanbul ...

İcra Dairesi'nin ... esas sayılı dosyası nedeniyle müvekkilinin davalıya borçlu olmadığının tespitine, icra yoluyla tahsil edilen 1.047,01-TL'nin yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, müvekkili lehine tazminata hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP

Davalı vekili; kredi borcunun ödenmemesi üzerine kredi hesaplarının Beyoğlu ... Noterliğinin 07.12.2005 tarih ve ... nolu ihtarnamesi ile kat edildiğini, ihtara rağmen borç ödenmediği için İstanbul ... İcra Dairesi'nin ... esas sayılı dosyasından icra takibi başlatıldığını, bu dosyadan alacağın tahsil edilememesi nedeniyle 05.11.2007 tarihli borç ödemeden aciz vesikası alındığını, bu aciz vesikasına istinaden İstanbul ... İcra Dairesi'nin ... esas sayılı dosyasından icra takibi başlatıldığını, İİK'nın 143. maddesi gereğince, aciz vesikası düzenlenen borcun aciz vesikasının düzenlenmesinden itibaren 20 yıl geçmekle zamanaşımına uğrayacağını, takibe konu alacağın zamanaşımına uğramadığını, faize yönelik itirazın haksız olduğunu, temerrüt faiz oranının kredi sözleşmesi ile belirlendiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEME KARARI

Mahkemece; davalı banka ile dava dışı ... San ve Tic Ltd. Şti. arasında 18.03.2005 tarih ve 30.000-TL limitli GKS akdedildiği, bu sözleşmede davacının 30.000-TL limitle kefil olarak yer aldığı, bu krediye dayalı olarak davacıya kefil sıfatına binaen Beyoğlu ... Noterliği'nin 05.04.2006 tarih, ... yevmiye ihtarnamesi gönderilerek hesabın kat edildiği, davaya konu İstanbul ... İcra Dairesi'nin ... esas sayılı dosyasından başlatılan takipte ödeme emrinin ...'a 30.03.2019 tarihinde tebliğ edildiği, TBK'nın 598. maddesinde düzenlenen 10 yıllık hak düşürücü sürenin 18.03.2015 tarihi itibariyle dolduğu,davacının davalıya icra takibi nedeniyle borcunun bulunmadığı, Genel Kredi Sözleşmesinden dolayı yasal 10 yıllık sürenin dolmasından sonra takip başlatan davalı bankanın kötüniyetli olduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile, davacının İstanbul ...

İcra Dairesi'nin ... sayılı takip dosyasından dolayı davalıya borçlu olmadığının tespitine, davacının yaptığı 1.047,01-TL tutarlı ödemenin dava tarihi 12/06/2019'dan itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, asıl alacağın %20'si oranında kötüniyet tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

Davalı vekili; dava konusu icra takibinin İstanbul. .. İcra Dairesi'nin ... sayılı dosyasından alınan aciz belgesine dayalı olarak başlatıldığını, ancak mahkemece bu dosya getirtilmeden karar verildiğini, bahsi geçen icra dosyasında genel kredi sözleşmesinin 04/02/2005 tarihli olduğunu ve alacağın Beyoğlu ... Noterliği'nin 07/12/2005 tarihli ... sayılı kat ihtarı gösterildiğini, alacağın KMH'dan kaynaklandığını, icra dosyasında borcun ödenmemesi nedeniyle 05/11/2007 tarihinde aciz belgesi alındığını ve dava konusu takibin bu aciz vesikasına dayalı olarak başlatıldığını, mahkemece hatalı olarak 18/03/2005 tarihli kredi esas alınarak karar verildiğini, ödeme emrinde talep edilen faizin başlangıç tarihinin aciz vesikası alınan takip tarihi olduğunu, faizin buna göre hesaplanarak takibin başlatıldığını, takip talebine asıl alacağın dayandığı evrakların ve aciz belgesinin eklendiğini, ancak ödeme emrini tebliğ etme görev ve sorumluluğunun icra müdürlüğünde olduğunu, kabule göre de davacı hakkındaki icra takibinin kefalet limiti 15.000-TL ile sınırlı olarak başlatıldığını, bu nedenle takip çıkışı üzerinden hesaplanan vekalet ücreti ve harç miktarının yerinde olmadığını belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

GEREKÇE

Dava, genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için başlatılan ve süresinde itiraz edilmemesi nedeniyle kesinleşen ilamsız takip nedeniyle borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir. Mahkemece takibin TBK'nın 598/3. maddesinde öngörülen sürenin dolmasından sonra başlatıldığı gerekçesiyle davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine karar verilmiştir. TBK'nın 598/3. maddesinde ''Bir gerçek kişi tarafından verilmiş olan her türlü kefalet, buna ilişkin sözleşmenin kurulmasından başlayarak 10 yılın geçmesiyle kendiliğinden ortadan kalkar.'' 598/4. maddesinde ise ''Kefalet 10 yıldan fazla bir süre için verilmiş olsa bile uzatılmış veya yeni bir kefalet verilmiş olmadıkça kefil, ancak 10 yıllık süre doluncaya kadar takip edilebilir.'' şeklinde hükmü düzenlenmiştir.

6101 sayılı kanunun 1. maddesinin son cümlesinde ''...TBK'nın yürürlüğe girmesinden sonra bu fiil ve işlemlere ilişkin olarak gerçekleşecek temerrüt, sona erme ve tasfiye TBK hükümlerine tabidir.'' denilmiştir. Aynı yasanın 5/2. maddesinde ''TBK ile hak düşürücü süre veya özel bir zamanaşımı süresi ilk defa öngörülmüş olup da başlangıç tarihi itibariyle bu süre dolmuş ise, hak sahipleri TBK'nın yürürlüğe girdiği tarihten başlayarak bir yıllık ek süreden yararlanırlar. Ancak bu ek süre, TBK'da öngörülen süreden daha uzun olamaz.'' şeklinde, 6. maddesinde ise ''Bu kanunun 5. maddesi uygun düştüğü ölçüde TBK'da öngörülen diğer süreler hakkında da uygulanır.'' şeklinde düzenleme yapılmıştır. Bu hükümlere göre kefalet borcunun sona ermesiyle ilgili olarak 6098 sayılı TBK hükümlerinin uygulanması gerekmektedir.

Somut olayda, davalı alacaklı banka vekili, müvekkilinin alacağının 04/02/2005 tarihli kredi sözleşmesinden kaynaklandığını, Beyoğlu ... Noterliği'nin 07/12/2005 tarihli ... sayılı kat ihtarnamesinde gösterilen alacağın tahsili için davalı hakkında İstanbul ... İcra Dairesi'nin ... sayılı icra takibinin başlatıldığını, 05/11/2007 tarihli borç ödemeden aciz belgesi alındığını, bu belgeye dayalı olarak ise dava konusu icra takibinin başlatıldığını ileri sürmektedir. Ancak, dava konusu ... sayılı icra dosyasının incelenmesinde dosyaya fiziki olarak sunulup sonradan dosyaya taranan takip talebinde ve ödeme emrinde ... - ... - ... nolu ... kaynaklı 32.147,27-TL asıl alacak, 288.123,66-TL işlemiş faiz, 14.406,18-TL BSMV alacak talep edilmiş olup, davacı 15.000-TL kefalet limiti ile sorumlu tutulmuştur.

UYAP'daki takip talebi ve ödeme emrinde ise 30.221,25-TL asıl alacak ve 233.676,75-TL işlemiş faiz alacağının tahsili talep edilmiş olup, alacağın sebebi olarak 04.04.2006 tarihli 30.221,25-TL tutarlı senet gösterilmiştir. Davalının eldeki davada alacağına dayanak gösterdiği 07/12/2005 tarihli 57542 sayılı kat ihtarı, 04/02/2005 tarihli genel kredi sözleşmesi ve ... sayılı dosyası kapsamında düzenlenen ödemeden aciz belgesi, dava konusu icra dosyasında bulunmadığı gibi her iki ödeme emrinde de bu belgelerden bahsedilmemiştir.Diğer taraftan davalı banka tarafından davacıya Beyoğlu .... Noterliği'nin 05/04/2006 tarihli 8431 sayılı ihtarnamesinde 18/03/2005 tarihli genel kredi sözleşmesi kapsamında 31/03/2006 tarih ve ...

sayılı ... kaynaklı alacağın 04/04/2006 tarihinde kat edilerek 32.111,72-TL alacağın tahsili talep edilmiştir. Dava konusu icra takibine fiziki olarak sunulan takip talebi ve ödeme emrindeki alacak bilgileri 18/03/2005 tarihli genel kredi sözleşmesi kapsamında 31/03/2006 tarih ve ... sayılı ... ile uyumlu olduğu anlaşıldığından, davalı bankanın dava konusu icra takibinde talep ettiği alacağının, ödemeden aciz belgesinin düzenlendiği İstanbul ... İcra Dairesi'nin ... sayılı icra takibine konu edilen alacak olmadığı anlaşılmaktadır. Bu durumda, 18/03/2005 sözleşme tarihinden itibaren işleyecek 10 yıllık hak düşürücü sürenin bitimi 18.03.2015 tarihi olup, davacının bu tarihten itibaren kefalet sorumluluğu sona erdiğinden mahkemece davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.

Bununla birlikte takip talebinde ve ödeme emrinde davacının sorumluluğu kefalet limiti olan 15.000-TL asıl alacak tutarına takip tarihinden itibaren işleyecek faiz ve ferilerle sınırlı tutulduğundan harç ve vekalet ücretinin davacının takipte sınırlandırılan sorumluluğu dikkate alınarak belirlenmesi gerekirken asıl borçlu için talep edilen tutar üzerinden hesaplanması doğru olmamıştır. Bunun dışında davalı bankanın takipte talep ettiği alacakla ilgili hak düşürücü sürenin geçmiş olması, davalı bankanın kötüniyetli hareket ettiğinin kabulü için yeterli olmadığı halde davalı banka kötüniyet aleyhine tazminatına hükmedilmesi de yerinde görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle; davalı vekilinin harç, vekalet ücreti ve kötüniyet tazminatına yönelik istinaf nedenleri haklı olduğundan, istinaf başvurusunun kabulüne, kararın kaldırılmasına, yapılan hata nedeniyle yeniden yargılama yapılmasına gerek bulunmadığından, davanın kabulüne, davacının İstanbul ...

İcra Dairesi'nin ... sayılı takip dosyası nedeniyle davalıya borçlu olmadığının tespitine, 1.047,01-TL ödemenin dava tarihi 12/06/2019'tarihinden itibaren yasal faiz işletilerek davalıdan tahsiline, kötüniyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne; İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 03/06/2022 Tarih 2020/328 Esas - 2022/354 Karar sayılı kararının HMK.'nın 353(1)b-2 gereği KALDIRILMASINA; "Davanın kabulü ile, davacının davalıya İstanbul ... İcra Dairesi'nin ... esas sayılı takip dosyası nedeniyle borçlu olmadığının tespitine, davacının icra dosyasına yaptığı 1.047,01-TL tutarlı ödemenin dava tarihi 12/06/2019'tarihinden itibaren yasal faiz işletilerek davalıdan tahsiline, Kötüniyet tazminatı talebinin reddine," İlk derece yargılamasına ilişkin olarak ; "Alınması gereken 1.024,65‬-TL harcın davacı tarafından peşin yatırılan 5.715,44-TL harçtan mahsubu ile fazla olan 4.690,79‬-TL'nin davacıya iadesine, Davacı tarafça yatırılan 1.105,35‬‬-TL peşin harçların davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Davacı tarafından yapılan 900-TL bilirkişi ücreti, 95,40-TL tebligat ve posta gideri olmak üzere toplam 995,40-TL yargı giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Davacı vekili için takdir olunan 15.000-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine," Yatırılan 5.715,45-TL peşin istinaf karar harcının istek halinde davalıya iadesine, Davacı tarafından yapılan 50,50-TL istinaf yargı giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK 362(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.

09/07/2025

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/72826 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.