Kredi hesabından yapılan komisyon kesintisinin dayanaksız olması
İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2022/1165 E. 2025/1143 K. · · İlk derece: İSTANBUL 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
İtirazın iptaliistinaf başvurusunun esastan reddiKesin
★ Emsal
Davacının nitelemesi: Bankacılık Sözleşmesinden Kaynaklanan Masraf/Komisyon İadesi mahkemenin nitelemesiyle örtüşüyor
Gerekçe özeti
Bankaların ticari kredi ve bankacılık işlemlerinde tahsil ettiği masraf ve komisyonların hukukiliği denetlenirken sırasıyla; önce kredi sözleşmesinde belirlenmiş bir oran olup olmadığına, yoksa bankanın ilan ettiği oranlara, o da yoksa emsal banka uygulamalarına göre orantılılığa bakılır. Banka, tahsil ettiği kesintinin sözleşmesel veya ilan edilmiş bir dayanağını ispatla yükümlüdür; sözleşme metninde ilgili maddede dahi somut bir oran/tutar bulunmuyorsa ve kesinti ile sözleşme arasındaki bağlantı kanıtlanamıyorsa, hangi kritere göre yapıldığı açıklanamayan kesintinin iadesine karar verilmesi doğrudur.
Ele alınan sorunlar
Bankaca tahsil edilen "periyodik hizmet komisyonu" kesintisinin hukuki dayanağının bulunup bulunmadığı → ret
İddia: Davalı vekili, genel kredi sözleşmesinin 8. maddesi uyarınca krediler üzerinden komisyon alınabileceğini, 2006/1 sayılı Tebliğin 4. maddesine göre masrafların serbestçe belirlenebileceğini, periyodik hizmet komisyonunun kredi ve bankacılık işlemlerinin karşılığı olarak tahsil edildiğini ileri sürerek kararın kaldırılmasını ve davanın reddini istemiştir.
Gerekçe: Bankalarca masraf ve komisyon adı altında yapılan tahsilatların yasal dayanağı, kredi kullandırım tarihinde yürürlükte bulunan 2006/1 sayılı Tebliğ hükümleridir. Tebliğin 4. maddesi uyarınca reeskont kaynaklı krediler dışındaki kredilere uygulanacak faiz oranları ile faiz dışında sağlanacak diğer menfaatlerin ve tahsil olunacak masrafların nitelik ve sınırları serbestçe belirlenebilir; Tebliğin 6/2. maddesine göre bankalar TCMB'ye bildirdikleri azami oranları aşmamak kaydıyla uygulayacakları oranları ilan etmek ve internet sitelerinde yayımlamak zorundadır. Bu çerçevede bankaca alınacak masrafların hukukilik denetimi yapılırken önce kredi sözleşmesiyle belirlenen bir oran olup olmadığı araştırılmalı, varsa bu oran üzerinden masraf tahsil edilebileceği kabul edilmeli; sözleşmeyle oran belirlenmediği tespit edilirse bankanın ilan ettiği oranlar araştırılmalı, bu da yoksa tahsil edilen masrafların emsal banka uygulamalarına göre orantılı olup olmadığı değerlendirilerek sonuca gidilmelidir. Somut olayda, davalı bankanın savunmasına esas teşkil ettiğini ileri sürdüğü genel kredi sözleşmesinin tüm sayfaları dosyada bulunmadığından istinaf dilekçesinde belirtilen 8. madde metni tespit edilememiştir; kaldı ki bulunduğu iddia edilen 8. madde metninde dahi tahsil edilen komisyona ilişkin belirlenmiş bir oran veya rakam bulunmamaktadır. Ayrıca davacının davalı bankadan ticari krediler kullanmış olması, davaya konu tarihte yapılan iki kesintinin genel kredi sözleşmesiyle ilişkisini kanıtlamaya yetmemektedir; bu ilişki tespit edilememiştir. Bu durumda, hangi amaçla ve hangi kritere göre yapıldığı anlaşılamayan ve açıklanamayan, bu nedenle bankacılık uygulamasına göre uygun bir oranda olup olmadığı da değerlendirilemeyen kesintilerin iadesine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmamaktadır.
Gerekçe kaynağı: özgün
Emsal değeri
Bankalarca alınan masraf/komisyonların hukukilik denetiminde izlenmesi gereken kademeli değerlendirme ölçütünü (sözleşme oranı → ilan edilen oran → emsal banka uygulaması) ve ispat yükünün bankada olduğunu somutlaştırması nedeniyle bölgesel ikna edici emsal niteliği taşımaktadır.
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
itirazın iptali↗ periyodik hizmet komisyonu↗ TCMB 2006/1 sayılı Tebliğ↗ bankacılık masraf ve komisyonlarının hukukilik denetimi↗ icra inkar tazminatı↗ genel kredi sözleşmesi↗
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO 2022/1165
KARAR NO 2025/1143
TÜRK MİLLETİ ADINA
İSTİNAF KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ İSTANBUL 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ 19/04/2022
NUMARASI 2020/134 Esas - 2022/314 Karar
DAVA
İtirazın İptali (Bankacılık Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ 26/02/2020
Davanın kabulüne ilişkin kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
DAVA
Davacı vekili, müvekkilinin davalı bankadan kredi aldığını, davalının müvekkilinin hesabından 31/07/2019 tarihinde "periyodik hizmet komisyonu" adı altında iki farklı işlmele 4.200-TL ve 5.250-TL olmak üzere toplam 9.450-TL kesinti yaptığını, kesintilerin iadesi için davalı aleyhine İstanbul ... İcra Dairesi'nin ... esas sayılı dosyasıyla icra takibi başlatıldığını, ancak davalının takibe haksız olarak itiraz ettiğini ileri sürerek, davalının itirazının iptaline ve icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP
Davalı, davaya cevap vermemiştir.
İLK DERECE MAHKEME KARARI
Mahkemece, davalı bankanın periyodik hizmet komisyonu adı altında davacıdan sadece belli bir tarihte iki adet tahsilat yapmasının dayanağının bulunmadığı ve alacağın likit olduğu gerekçesiyle, davanın kabulü ile davalının icra takibine itirazının 10.187,10-TL üzerinden iptali ile takibin devamına, takipten sonra asıl alacak olan 9.450-TL'ye takip tarihinden itibaren avans faizi ile davalıdan tahsiline, %20 oranındaki 2.037-TL icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davalı vekili, genel kredi sözleşmesinin 8. maddesi uyarınca krediler üzerinden komisyon alınabileceğini, TCMB'nin 2006/1 sayılı Tebliğinin 4. maddesine göre kredilerden tahsil olunacak masrafların serbestçe belirleneceğini, periyodik hizmet komisyonunun, kredi ve bankacılık işlemlerinin karşılığı olarak tahsil edildiğini belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE
Dava, ticari kredi kullandırımı ve bankacılık işlemleri sırasında davalı banka tarafından davacıdan tahsil edilen masraf ve ücretlerin iadesi için başlatılmış icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir. Bankalarca masraf ve komisyon adı altında yapılan tahsilatların yasal dayanağı, kredi kullandırım tarihlerinde yürürlükte bulunan 2006/1 sayılı Tebliğ hükümleridir. 09/12/2006 tarihli Resmi Gazete’de TCMB tarafından yayınlanmış, 2014/6 sayılı Tebliğ ile güncellenen 2006/1 sayılı Tebliğin 4. maddesinde reeskont kaynaklı krediler dışındaki kredilere uygulanacak faiz oranları ile faiz dışında sağlanacak diğer menfaatlerin ve tahsil olunacak masrafların nitelikleri ve sınırlarının serbestçe belirleneceği kabul edilmiştir.
Tebliğin 6/2. maddesine göre bankalar, TCMB'ye bildirdikleri azami oranları aşmamak kaydıyla, mevduat ve kredi işlemlerinde uygulayacakları faiz oranlarını ve katılma hesaplarında uygulayacakları kâr ve zarara katılma oranlarını vadelerine göre şubelerinde görülebilecek şekilde ilan eder ve bu oranları internet sitelerinde yayımlar. Bu durumda, ticari kredilerde ve bankacılık işlemlerinde bankalar tarafından alınacak olan masrafların hukukilik denetimi yapılırken öncelikle, kredi sözleşmesiyle belirlenen bir oran olup olmadığı araştırılmalı, olması halinde bu oran üzerinden masraf tahsil edilebileceği kabul edilmeli, sözleşmeyle bir oran belirlenmediğinin tespiti halinde ise, bankanın masraflara ilişkin olarak belirlediği ve ilan ettiği oranlar bulunup bulunmadığı tespit edilmeli, varsa yine bu oran üzerinden masraf tahsil edilebileceği kabul edilmeli, ilan edilen bir tutar bulunmaması halinde ise tahsil edilen masrafların emsal banka uygulamalarına göre orantılı olup olmadığı değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmelidir.
Hükme esas alınan bilirkişi ek raporunda, banka kayıtlarına göre davacının davalı bankadan ticari kredi kullandığı, davalının davacının hesabından 31/07/2019 tarihinde "periyodik hizmet komisyonu" adı altında 4.200-TL ve 5.250-TL kesinti yaptığı, söz konusu kesintilerin dayanağının bulunmadığı, işlemiş faizin avans faiz oranı üzerinden 742,15-TL olduğu, talebin ise 737,10-TL olduğu görüşü bildirilmiştir. Davalı banka tarafından dosyaya sunulan bilgi ve belgelerde savunmasına esas teşkil eden 14/05/2018 tarihli genel kredi sözleşmesinin tüm sayfaları bulunmamakta olup, davalı vekilinin istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü "Faiz, Komisyon, Vergi, Fon ve Masraflar" başlıklı 8. maddesi tespit edilememiştir.
Ne var ki davalı vekilinin bulunduğunu iddia ettiği 8. madde metninde dahi davacıdan tahsil edilen komisyon konusunda belirlenen bir oran veya rakam bulunmamaktadır. Ayrıca davalı vekili, davacı şirketin müvekkili bankadan ticari krediler çektiğinden davaya konu komisyonun hak edildiğini iddia etmekte ise de, 31/07/2019 tarihinde yapılmış 4.200-TL ve 5.250-TL kesintilerin genel kredi sözleşmesiyle bir ilişkisi tespit edilmemiştir. Buna göre davalı banka tarafından hangi amaçla ve hangi kritere göre yapıldığı anlaşılamayan ve açıklanamayan, bu nedenle de bankacılık uygulamasına göre uygun bir oranda olup olmadığı değerlendirilmesi de yapılamayan kesintilerin iadesine karar verilmiş olmasında bir isabetsizlik görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda, davanın kabulü kararında isabetsizlik bulunmadığından davalı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM
Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, Alınması gereken 695,88-TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 250-TL harcın mahsubu ile kalan 445,88-TL harcın davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, Davalı tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına, davacı tarafından yapılan 19,50-TL istinaf yargı giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK'nın 362(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 09/07/2025
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/72822 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi