6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Yönetici sorumluluğunda zarar iddiasının somutlaştırılmaması

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2022/1137 E. 2025/1144 K. · · İlk derece: BAKIRKÖY 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Tazminatistinaf başvurusunun esastan reddiTemyiz yolu açık

★ Emsal

Gerekçe özeti

Şirket yöneticisinin sorumluluğuna dayalı tazminat davasında davacı, davalının hangi somut eylemiyle hangi tarihte ve ne miktarda zarara sebep olduğunu açık ve somut biçimde göstermek zorundadır; bu somutlaştırma yükü yerine getirilmeden, sadece genel nitelikte iddialarla şirketin veya ilişkili şirketlerin ticari defterlerinin araştırılması talep edilemez ve bilirkişi incelemesi bu şekilde yaptırılamaz. Ayrıca şirketi müşterek imzayla temsile yetkili yöneticilerden birinin katıldığı ve davacıların da yer aldığı yönetim kurulu/genel kurul kararlarıyla onaylanmış işlemler bakımından, davacıların sonradan bu işlemlerin zarar doğurduğunu ileri sürmesi kendi işlemlerini inkar niteliğinde olup, davalının münferit temsil yetkisi bulunmadığından bu işlemlere davacıların da rızasının bulunduğu kabul edilir.

Ele alınan sorunlar

Zarar iddialarının somutlaştırılmaması nedeniyle davanın reddi → ret

İddia: Bilirkişi incelemesinin eksik ve yetersiz olduğu, mahkemenin verdiği yetkiye rağmen bilirkişilerin şirket kayyımıyla irtibata geçip dava dışı şirketlerin kayıtlarını incelemediği, Mersin Serbest Bölge'deki makinelerin değerinin altında satıldığı, kar kaybı ve kaybedilen fırsatların gözetilmediği, banka hesaplarındaki ilgisiz işlemlerin incelenmediği ve davalının rekabete aykırı eylemlerinin (TTK 395) görmezden gelindiği ileri sürülerek kararın kaldırılması ve davanın kabulü talep edilmiştir.

Gerekçe: HMK 194/1 uyarınca taraflar dayandıkları vakıaları ispata elverişli şekilde somutlaştırmakla yükümlüdür; dava dilekçesinde hiç vakıa gösterilmemesi ile vakıaların somut ve açık olmaması ayrı sonuçlar doğurur, ikincisi somutlaştırma yükünün yerine getirilmemesidir. Davacının göstermediği bir vakıa veya delilin araştırılması, kanunda öngörülen istisnalar dışında taraflarca getirilme ilkesine aykırı olur. Somut olayda davacılar, hangi tarihte hangi para transferi neticesinde şirketin zarara uğradığını, davalının hangi eylemi sebebiyle hangi fırsatların kaybedildiğini, mizanlardaki farklılıkların ne olduğunu yargılama boyunca açıkça ortaya koymamış, yalnızca şirket ve dava dışı şirketlerin kayıtlarından inceleme yapılarak zararın tespitini istemiştir. Bilirkişilerin somut hangi iddialara göre neyi inceleyeceği belli olmadan ticari defterlerde inceleme yapmaları beklenemez; bu nedenle davaya konu şirketin ve diğer iki şirketin ticari defterlerinde inceleme yapılarak da sonuca varılamaz. Davacı önce somutlaştırma yükünü yerine getirmelidir; bu husus gözetildiğinde bilirkişilerin ara karara göre inceleme yapmadığı itirazının kabulü mümkün değildir. Ayrıca Mersin şubesindeki makinelerin düşük satıldığı iddiası bakımından, davacıların da yer aldığı yönetim kurulu tasarrufuyla ve ortak davacıların katılımıyla onaylanmış genel kurullarda kabul edilen şirket hesaplarında, makinelerin amortisman bedeliyle mali değerlerinin aynı olduğu ve bu satımdan şirketin kar elde ettiği belirlenmiş olup, davacıların bu iddiası kendi yaptıkları işlemleri inkar anlamına gelmektedir. Davalının şirketi münferit temsil yetkisi bulunmadığından, yapılan her işleme davacılardan birinin iştirak ettiğinin kabulü gerekir. Sonuç olarak davacıların iddia yükünü yerine getirmedikleri, davalının şirketi tek başına temsil yetkisinin bulunmadığı, şirketi zarara uğratan eylemlerde davacıların da rızasının bulunduğunun kabulü gerektiği ve şirketin zararı ile davalının somut bir fiili arasında illiyet bağının kanıtlanamadığı gözetilerek davanın reddi hukuka uygundur.

Gerekçe kaynağı: özgün

Emsal değeri

Şirket yöneticisinin sorumluluğuna dayalı tazminat davalarında, zarar iddialarının somutlaştırılması yükümlülüğünün kapsamı ve müşterek temsile tabi işlemlerde diğer yöneticilerin (davacıların) rızasının bulunduğunun kabulü bakımından emsal niteliktedir; BAM'ın kendi muhakemesiyle oluşturduğu özgün gerekçedir.

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
somutlaştırma yükü iddia yükü taraflarca getirilme ilkesi yönetici sorumluluğu müşterek temsil illiyet bağı ispat yükü

Atıf yapılan mevzuat: 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) — HMK 194/1

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2022/1137

KARAR NO 2025/1144

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ BAKIRKÖY 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 13/02/2020

NUMARASI 2016/812 Esas - 2020/125 Karar

DAVA

Tazminat (Yöneticilerin Sorumluluğundan Kaynaklanan)

DAVA TARİHİ 01/09/2016

İSTİNAF KARAR TARİHİ 07/09/2025

Davanın reddine ilişkin kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA

Davacılar vekili, müvekkillerin dava dışı ... A.Ş.'nin toplam % 50 ve davalının da %50 pay ile ortak olduğunu, şirketin temsilinin bu iki ortak grup arasından seçilen yöneticilerin müşterek imzaları ile yapıldığını, müvekkillerinin ve davalının 18/05/2004'tarihinden beri yönetim kurulu üyesi olduklarını, şirketin temsilinin de davalının imzasıyla birlikte bir yönetim kurulunun müşterek imzasıyla sağlandığını, şirketin faaliyette bulunduğu arsanın ve fabrika binasının müvekkili ...'e ait olduğunu, davalının bu taşınmazları ele geçirmek için Bakırköy l. ATM'nin 2015/941 esas sayılı dosyasında şirketin feshi davası açtığını; dava üzerine müvekkillerin yaptıkları incelemede davalının şirkete ve ortaklara zarar veren işlemlerini kısmen tespit edebildiklerini, davalı şirketi ve müvekkillerini ne kadar zarara uğrattığı ve tazminat tutarının yargılama sonucunda netlik kazanacağını ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere zarar doğuran her bir işlem tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte şimdilik 50.000-TL tazminatın davalıdan alınarak şirkete ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.

CEVAP

Davalı vekili, şirketin 02/05/2012 tarihli genel kurulunda müvekkilinin, davalı ile davacı ...'...'ün yönetim kurulu üyeliğine seçildiğini, yönetim kurulu başkanı müvekkilinin imzasıyla birlikte diğer üyelerden birinin imzası olmak üzer çift imzayla şirket temsilinin kabul edildiğini; şirketin kurulduğundan beri kar dağıtmadığını, davacıların aile fertlerinin istihdamı için çalıştığını; davalıların şirket merkezinde müvekkiline göz dağı veren davranışlarda bulunduğunu, 09/09/2015'de davacı ...'ün müvekkiline telefonda tehdit ve hakaretlerde bulunduğunu, davacının bu nedenle mahkeme tarafından mahkum edildiğini; 2012-2014 yılları genel kurulunun yapılmadığını, şirketin ...'ün fiili hakimiyetinde bulunduğunu;

müvekkilince Bakırköy 1. ATM'nde fesih veya ortaklıktan çıkma davası açıldığını; haksız iddiaların yöneltildiği bu davanın da müvekkilini sindirmek için açıldığını belirterek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

İLK DERECE MAHKEME KARARI

Mahkemece, davacıların davalının eylemleri sebebiyle ortaya çıkan zararı ispat etmeleri gerektiği, bilirkişi heyeti tarafından şirketin 2009-2015 yılı kayıtlarının incelendiği, davalının demirbaş makine ve teçhizat bakımından şirketi zarara uğrattığına ilişkin davacılar iddiasının aksine şirketin demirbaş-makine ve teçhizat satışından kar elde ettiği, şirket aleyhine olacak şekilde rekabete aykırı eylemlerde bulunduğunun, şirketi zarara uğrattığının, kar elde etmesini engellediğinin ve diğer iddialarının ispat edilemediği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

Davacılar vekili; bilirkişi heyetinin incelemesinin eksik ve yetersiz olduğunu, mahkemece şirket kayyımı ile irtibata geçilerek hem şirketin hem de müvekkillerinin belirttiği diğer iki şirket kayıtlarının incelenmesi yetkisi verildiğini, fakat bilirkişilerin bu yetkiyi kullanmadığını; internet bankacılığı işlemleri için sisteme giriş şifresinin davalının telefonuna gönderildiğini, diğer yönetim kurulu üyelerinin telefonuna gönderilmediğini; Mersin Serbest Bölgedeki şubenin makinelerinin değerinin çok altında fiyatla satılması kapsamında, bilirkişilerin bilanço üzerinden makinelerin defter değerini dikkate aldığını, oysa şube için 110.000-USD değerinde makine alındığını, bu makinelerin değerinin çok altında bir fiyatla dava dışı ...'a satıldığını, satış nedeniyle şirketin 80.000-USD zarara uğradığını, makine mühendisi bilirkişinin gerçek kar ve zarar durumunu ortaya koymadığını;

kar kaybı ve kaybedilen fırsatlar kapsamında, bilirkişilerin yalnızca bilanço üzerinden değerlendirme yaptıklarını, mahkemenin verdiği yetkiye istinaden kayyımla irtibata geçerek şirketin belgeleri incelenseydi bu iddialarının ortaya çıkarılacağını; şirketin banka hesaplarında mal alım satımı olmaksızın veya ticari ilişkinin çok üstünde yahut altında değerlerle işlem yapılmasına rağmen incelenmediğini; davalının rekabete aykırı eylemlerinin görmezden gelindiğini, dava dışı ... ve ... şirketlerinin hesapları incelenseydi yapılan işlemlerin TTK'nın 395. maddesi kapsamında yer aldığının görüleceğini, zira ... A.Ş. ile bu şirketlerin aynı iş çevresinde çalıştığını, davalının sigortalı çalışan olarak göründüğü ...

şirketi ile ... arasındaki işlerinde işlem yasağı kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.

GEREKÇE

Dava, dava dışı anonim şirketin ortağı ve yönetim kurulu üyesi olan davalının şirketi zarara uğrattığından bahisle zararın davalıdan tahsili ile dava dışı şirkete ödenmesi istemine ilişkindir. Somut olayda, dava dışı... A.Ş.'nin yönetim kurulu üyelerinin 2007-2015 yılları arasında davacılar ve davalı olduğu, davalının 2007 yılından 09/05/2015 tarihine kadar şirkette yönetim kurulu üyesi olan davacılardan birinin birlikte imzasıyla şirketi temsile yetkili oldukları belirlenmiştir. Davacı taraf, dava dilekçesinde davalının Mersin Serbest Bölgede bulunan şube ve depo için 110.000-USD bedelli makine alındığını, fakat bu makinelerin değerinin çok altında bir fiyatla dava dışı kişiye satıldığını, şirketin 80.000-USD zarara uğratıldığını;

2009-2015 yılları mizanlarından tespit edilebildiği kadarıyla hesaplar arasında bariz farklılıklar görüldüğünü, finansman giderlerinin satılan mallar maliyetine oranlandığında ortaya çıkan farklılıkların kabul edilemeyeceğini; şirketin ...bank, ... ve diğer bankalardaki hesaplarında işlem yapılması için gereken şifrelerin ve talimat verme yetkisinin davalıda bulunduğunu, bu hesaplardan gerek bizzat kendisine gerekse ilişkili olduğu kişilere mal alım satımı olmadan veya ticari ilişkinin çok üstünde ya da altında değerlerle işlem yaptığının düşünüldüğünü; davalının şirkette yöneticiyken ... A.Ş. hisselerini müvekkillerinden devraldığını ve o şirketi yönettiğini; ayrıca dava dışı ... Şti.'yi eşi ...

ile birlikte kurduğunu, bu şirket vasıtasıyla... A.Ş.'nin müşterilerine karabuğday ithalatı gerçekleştirdiğini,... A.Ş.'nin ana faaliyet alanlarından olan çeltik ticareti işinde girdiğini; davalının ... şirketinde sigortalı olarak göründüğünü ve davalının bu işlemlerle şirketi zarara uğrattığını belirtmiştir. Hükme esas alınmış 25/11/2019 tarihli bilirkişi heyet raporunda, söz konusu iddialar tek tek değerlendirilmiştir.Buna göre davalının şirketin banka hesaplarından internet bankacılığı yoluyla para aktarıldığı iddiaları bakımından, davalının şirkette tek başına yetkili olmadığı ve bu husustaki zarar iddiasının somutlaştırılmadığı; kar kaybı ve kaybedilen fırsatlar bakımından, davacı tarafın bu iddiasıyla neyin kastedildiğinin anlaşılamadığı, şirketin ticari defterlerine kar ve zarar ettiği yılların tespit edildiği, davalının kusurundan kaynaklanan bir zarar olmadığı;

Mersin Serbest Bölge'deki şubeye alınarak sonradan düşük bedelle makinelerin satıldığı iddiası bakımından, şirket kayıtlarında 110.000-USD'ye makine alınmasına dair bir kayıt bulunmadığı, 2007 yılında 80.819-USD fatura edilen tesis-makine ve demirbaşların olduğu, 2007-2008 kayıtlarının incelenemediği, 2011 yılına kadar bunlar için toplam 50.070-USD amortisman düşüldüğü, 2011 yılında tesis-makine ve demirbaşların toplam değerinin (51.255+300=) 51.555-USD olduğu, şubedeki tesis-makine ve demirbaşların dava dışı bir şirkete 6.220-USD'ye satıldığı, şirkette tesis-makine ve demirbaşların 2011 yılı amortisman bedeli ile değeri eşit olduğundan, yapılmış satışın şirkete kar getirdiği, dolayısıyla bu işlemden şirketin zararı olmadığı;

mizanlardaki bariz farklılıklar iddiası bakımından, neyin kastedildiğinin somut olarak ve belgelerle ortaya konulmadığı; satılan malların maliyetine eklendiği düşünülen finansman giderlerinin maliyete oranlandığında farklılık iddiası bakımından, nasıl bir zararlandırıcı işlem yapıldığının anlaşılamadığı; şirketin banka hesaplarından ilgisiz, yüksek ve düşük miktarlı işlemler iddiası bakımından, iddiasının delillendirilmediği ve rekabet etmeme yükümlülüğüne aykırılık iddiası bakımından, bilirkişi heyetinin dosyadaki bilgi-belgeleri incelemekle yükümlü olduğu, hangi şirket veya işlemler için neyin kastedildiğine dair somut delil sunulmadığından, davacıların iddiaların sübut bulmadığı görüşü belirtilmiştir.

HMK'nın"Somutlaştırma yükü ve delillerin gösterilmesi" başlıklı 194/1 maddesinde, tarafların dayandıkları vakıaları, ispata elverişli şekilde somutlaştırmaları gerektiği düzenlenmiştir."6100 sayılı HMK'nın 119/1-d ve bentlerinde, vakıaların ve delillerin gösterilmesi aslında dilekçenin iki unsuru olarak belirtilmiştir. Dava dilekçesinde hiç vakıa gösterilmemesi ile belirli vakıaları gösterip bunların somut ve açık olmaması hallerini birbirinden ayırt etmek gerekir.Zira birincisi iddia yükünün yerine getirilmemesi iken diğeri somutlaştırma yükünün yerine getirilmemesi olup, her ikisinin sonucu ve yaptırımı ayrı düşünülmelidir. Davacının vakıaları hiç belirtmemesi veya hiçbir delile dayanmaması ile bunları yeterli açıklıkta ve bağlantılı şekilde göstermemesi arasında bir ayırım yapılmalıdır.Zira davacının göstermediği bir vakıanın veya delilin araştırılması ya da dikkate alınması ancak re'sen araştırma ilkesinin uygulanması durumunda olduğu gibi kanunda öngörülen istisnalar söz konusuysa mümkündür.

Kanundaki istisnalar dışında böyle bir yola gidilmesi 25. madde de gösterilen taraflarca getirilmesi ilkesine aykırı olacaktır... Taraflarca getirilme ilkesine göre, dava malzemesinin, yani vakıaların ve delillerin getirilmesi işi taraflara aittir. Medeni yargılama hukuku, özündeki özel hukuktaki hakların yerine getirilmesini amaçladığı için, tarafların haklarını ararken de aktif olmalarını ve kendi iddialarını, bunların dayanaklarını ve delillerini getirmeleri -kural olarak- gerekli ve zorunludur...Davacının hiç bir vakıa ileri sürmemesi demek, aslında iddia yükünü yerine getirmemek demektir. Davacının maddi meseleye ilişkin olup bir hukuk normunun aradığı koşul vakıalara karşılık gelen olaya ilişkin somut vakıaların varlığını mahkemeye bildirmesi, ileri sürmesi, iddia yükü olarak ifade edilmektedir.Çünkü, mahkemenin objektif soyut hukuk kuralını, sübjektif -somut duruma uyarlayıp kanundaki hukuki sonucu değerlendirerek somut bir karar verebilmesi, bu iddiaların mahkeme önüne getirilmesine bağlıdır.

Sadece, mahkemeye yöneltilen "haksızlığa uğradım, hakkımı verin " ya da "alacağım tahsil edilsin" anlamında ki bir taleple ya da bir takım havada kalan ifadelerle kullanarak dilekçe yazıp sonuca gitmek mümkün değildir.İddia yüküne, kısaca tarafın talebini haklı kılacak hukuk kuralının gerektirdiği temel maddi vakıaları mahkeme önüne getirme yükü de diyebiliriz." (Özekes, Muhammet: "HMK Bakımından Dava Dilekçesinde Eksiklik Halinde Yapılması Gereken İşlemler", DEÜHFD, C. 16, Özel Sayı 2014, s.285-286). Somut olayda, aynı zamanda şirket yönetiminde de davalı ile birlikte görev yapmış davacılar, dava dışı şirketin yöneticisi olan davalının yukarıda değinilmiş bir kısım işlemleriyle şirketi zarara uğrattığını iddia etmiş ise de, söz konusu iddialarını somutlaştırmadığı, örneğin hangi tarihte hangi para transferi işlemi neticesinde şirketin zarara uğradığı, davalının hangi eylemi sebebiyle hangi fırsatların kaybedildiği, mizanlardaki farklılıkların ne olduğu tüm yargılama boyunca açıkça ortaya konulmamıştır.Davacı taraf sadece şirket ve dava dışı şirketlerin kayıtlarından inceleme yapılarak zararın tespitini istemektedir.Fakat yukarıdaki açıklamalarda da belirtildiği gibi, bilirkişilerin söz konusu kayıtlarda somut hangi iddialara göre neyi inceleyecekleri belli olmadan ticari defterlerde bir inceleme yapmaları da beklenemeyecektir.

Bu nedenle davaya konu şirketin ve diğer iki şirketin ticari defterlerinde inceleme yapılarak da bir sonuca varılamaz. Davacı önce somutlaştırma yükünü yerine getirdikten sonra mahkemece iddianın doğruluğu hakkında araştırma yapabilir. Bu husus gözetilerek davacılar vekilinin bilirkişilerin mahkemenin ara kararına göre inceleme yapmadıkları itirazının da kabulü imkanı yoktur. Ayrıca şirketin Mersin şubesindeki makinelerin düşük satıldığı iddiası noktasında, davacılarında yer aldığı yönetim kurulunun tasarrufuyla ve ortak davacıların da katılımıyla yapılmış genel kurullarda onaylanmış şirket hesaplarında söz konusu makinelerin amortisman bedeliyle, mali değerleri aynı olan makinelerin satım işleminden şirketin kar elde ettiği belirlendiğinden, davacıların makinelerin gerçek değerinin belirlenmediği iddiası kendi yaptıkları işlemleri inkar anlamına gelmektedir.

Davalının şirketi temsile münferit yetkisi bulunmadığından, yapılan her işleme davacılardan birinin iştirak ettiğinin kabulü gerekmektedir. Açıklanan nedenlerle, davacıların yargılama sürecinde iddia yükünü yerine getirmedikleri, davalının davadışı şirketi tek başına temsil yetkisi bulunmadığı, şirketi zarara uğratan eylemlerde davacıların da rızası bulunduğunun kabulü gerektiği, bazı yıllarda kar bazı yıllarda zarar eden şirketin zararı ile davalının somut bir fiili arasında illiyet bağı bulunduğunun ileri sürülüp kanıtlanamadığı gözetildiğinde davanın reddine dair verilen kararda hukuka aykırılık bulunmamış, istinaf nedenleri yerinde olmayan davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davacılar vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, Alınması gereken 615,40-TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 80,70-TL harcın mahsubu ile kalan 534,70-TL harcın davacılardan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,Davacılar tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına,Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine,HMK'nın 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi. 09/07/2025

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/72817 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.