Genel kredi sözleşmesinde kefaletten dönme ve rücu koşulları
İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2022/1665 E. 2025/1066 K. · · İlk derece: İSTANBUL 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
İtirazın iptaliistinaf başvurusunun esastan reddiTemyiz yolu açık
★ EmsalZamanaşımı
Davacının nitelemesi: Kefalet mahkemenin nitelemesiyle örtüşüyor
Gerekçe özeti
Gelecekte doğacak bir borca kefalette, borç doğmadan önce kefilin mali durumunun kötüleştiği gerekçesiyle kefaletten dönme hakkı (TBK 599) ancak borç doğmadan kullanılabilir; rücu bildiriminden önce asıl borçluya kredi kullandırılmış ve borç doğmuşsa kefaletten dönme koşulları oluşmaz. Çerçeve genel kredi sözleşmesi kapsamında alınan tek kefalet imzası, sözleşme limiti dahilinde kullandırılan farklı kredi türlerine teminat sağlamaya yeterlidir; her kredi için ayrı kefalet imzası alınması gerekmez. Alacağın muaccel olduğu (hesabın kat edildiği) tarih zamanaşımı süresinin başlangıcı olup, kefilin TBK 601 kapsamındaki müracaat hakkının kaybını ileri sürebilmesi için kefilin alacaklıdan borçluya karşı dava/takip hakkının kullanılmasını talep etmiş olması gerekir; böyle bir talep yoksa madde uygulanmaz.
Ele alınan sorunlar
Kefaletten dönmenin (TBK 599) geçerliliği → ret
İddia: Davalı, 29/07/2016 tarihli noter ihtarnamesi ile kefaletten döndüğünü bildirdiğini, bu nedenle kendisine dava yöneltilemeyeceğini ileri sürmüştür.
Gerekçe: TBK 599 uyarınca gelecekte doğacak bir borca kefalette, borçlunun mali durumu kefalet sonrası önemli ölçüde bozulmuşsa veya kefilin iyiniyetle varsaydığından daha kötü olduğu ortaya çıkmışsa kefil, borç doğmadığı sürece kefaletten her zaman dönebilir. Davalının kefil olduğu genel kredi sözleşmesi kapsamında rücu ihtarından önce, 27/04/2016 tarihinde asıl borçlu şirkete taksitli kredi ve KMH kullandırılarak borç doğmuş olduğundan, kefaletten rücu koşulları oluşmamıştır.
Gerekçe kaynağı: özgün
Bankanın bildirim yükümlülüğü (TBK 594) → ret
İddia: Davalı, davacı bankanın TBK 594 kapsamındaki bildirim yükümlülüğünü yerine getirmediğini ileri sürmüştür.
Gerekçe: Asıl borçlunun iflas ettiği ya da konkordato başvurusunda bulunduğuna dair bir iddia ileri sürülmediği gibi, sözleşmenin devamı sırasında bankanın kefili bilgilendirme yükümlülüğünü ihlal ettiğine dair bir delil de bulunmamaktadır.
Gerekçe kaynağı: özgün
Müracaat hakkının kaybı (TBK 601) → ret
İddia: Davalı, kefaletten dönmesine rağmen davacının TBK 601'deki süreler içinde dava ve takip hakkını kullanmadığını ileri sürmüştür.
Gerekçe: Davalının, davacı bankadan asıl borçlu hakkında alacağın muaccel hale getirilmesi ya da asıl borçluya karşı dava ve takip haklarını kullanması için talepte bulunmadığı, alacağın kat ihtarıyla muaccel olmasının akabinde takiplerin başlatıldığı anlaşılmakla, somut olayda TBK 601 maddesinin uygulanma koşulları bulunmamaktadır.
Gerekçe kaynağı: özgün
Kefaletin geçerlilik koşulları ve eş rızası → ret
İddia: Davalı, kefaletin geçerlilik şartlarının bulunmadığını ileri sürmüştür.
Gerekçe: Genel kredi sözleşmesinde TBK 583 maddesine uygun olarak müteselsil kefilin sorumlu olacağı azami miktar, kefalet tarihi ve kefaletin müteselsil olduğu el yazıları ile sözleşmede yazılıdır. Sözleşmenin imzalandığı tarihte davalının asıl borçlu şirketin yöneticisi olması nedeniyle eş rızası aranmayacağından, kefaletin kanunda düzenlenen geçerlilik koşullarını taşıdığı belirlenmiştir.
Gerekçe kaynağı: özgün
Alacağın zamanaşımına uğradığı iddiası → ret
İddia: Davalı, alacağın zamanaşımına uğradığını ileri sürmüştür.
Gerekçe: Dava konusu alacak 10 yıllık zamanaşımına tabi olup, alacak hesabın kat edildiği tarihte muaccel olacağından ve zamanaşımı süresi bu tarihte işlemeye başlayacağından icra takip tarihi itibariyle zamanaşımı dolmamıştır.
Gerekçe kaynağı: özgün
Takibin mükerrer olduğu iddiası → ret
İddia: Davalı, İstanbul ... İcra Dairesi'nde derdest bir takip bulunmasına rağmen dava konusu takibin mükerrer olarak başlatıldığını ileri sürmüştür.
Gerekçe: Davalının mükerrerlik iddiasına konu ettiği takibin rehinli takip olduğu, dava konusu icra takibinin ise tahsilde tekerrür olmamak üzere başlatıldığı dikkate alındığında mükerrerlik iddiası yerinde değildir.
Gerekçe kaynağı: özgün
Her kullanılan kredi için ayrı kefalet imzası gerekliliği → ret
İddia: Davalı, her bir kredi için ayrı ayrı kefalet imzası alınması gerektiğini, tek bir genel kredi sözleşmesi ile dört ayrı hesap oluşturulup borçlandırılmasının hukuka aykırı olduğunu ileri sürmüştür.
Gerekçe: Çerçeve genel kredi sözleşmesindeki kefalet imzasının, asıl borçluya bu genel kredi sözleşmesi kapsamında kullandırılan kredilere kefalet limiti dahilinde teminat sağlaması için yeterli olduğundan, davalının aksi yöndeki istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir.
Gerekçe kaynağı: özgün
Alacak miktarının hesaplanması ve faiz oranı → ret
İddia: Davalı, bilirkişi raporlarındaki hesaplamanın hatalı olduğunu, işletilen faiz ve faiz oranlarının fahiş olduğunu, 17 adet çek bedeli ile kredi kartı bedeli ve sigorta primlerinden sorumlu olmadığını, alacağın likit olmadığını ileri sürmüştür.
Gerekçe: Genel kredi sözleşmesinin I.10 maddesinde, müşterinin temerrütü halinde bankaca tespit edilmiş en yüksek kredi faiz oranının yıllık %50 fazlası oranında temerrüt faizi uygulanacağı düzenlenmiştir. Bilirkişi tarafından bankaca talep edilen faiz oranının sözleşme hükmüne uygun olduğu tespit edilmiştir. Yapılan hesaplamada, taksitli krediler ve KMH alacağı toplamından rehinli araç satışından gelen bedelin düşülmesiyle bankanın bakiye alacağı belirlenmiş, davacının dava dilekçesindeki talebi ile bağlı kalınarak bu tutar üzerinden davalının itirazının iptaline karar verilmesi, alacağa ödemenin yapıldığı tarihten itibaren faiz işletilmesi ve likit alacak nedeniyle haksız itiraz şartları oluştuğundan icra inkar tazminatına hükmedilmesi yerindedir.
Gerekçe kaynağı: özgün
Emsal değeri
Genel kredi sözleşmesi çerçevesinde alınan tek kefalet imzasının sözleşme kapsamında kullandırılan farklı kredi türlerine (taksitli kredi, KMH, kredi kartı, çek, sigorta primi vb.) teminat sağlamaya yeterli olduğu ve rücu ihtarından önce borç doğmuşsa TBK 599 kapsamında kefaletten dönme koşullarının oluşmayacağı yönündeki değerlendirmeler bakımından bölgesel ikna edici emsal niteliği taşımaktadır.
Usul tespitleri
- Zamanaşımı
- Genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan kefalet alacağında zamanaşımı süresi 10 yıldır ve alacağın hesap kat tarihinde muaccel olması nedeniyle zamanaşımı süresi bu tarihten itibaren işlemeye başlar.
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
kefalet↗ kefaletten dönme↗ müteselsil kefil↗ genel kredi sözleşmesi↗ itirazın iptali↗ icra inkar tazminatı↗ zamanaşımı↗ hesap kat ihtarı↗ müracaat hakkı↗ bildirim yükümlülüğü↗
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO 2022/1665
KARAR NO 2025/1066
TÜRK MİLLETİ ADINA
İSTİNAF KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ İSTANBUL 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ 16/11/2021
NUMARASI 2017/641 Esas 2021/872 Karar
DAVA
İtirazın İptali
DAVA TARİHİ 12/07/2017
Davanın kabulüne ilişkin kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
DAVA
Davacı vekili; müvekkili banka ile dava dışı asıl borçlu şirket arasında akdedilen 19/04/2016 tarihli 500.000-TL bedelli Genel Kredi Sözleşmesinin davalı tarafından müteselsil kefil sıfatı ile imzaladığını, imzalanan bu sözleşme ile dava dışı borçlu şirkete kredi kullandırıldığını, kredilerin geri ödenmemesi üzerine müvekkili banka tarafından tüm borçlulara Kadıköy ... Noterliği'nin 08/11/2016 tarih, ... yev. nolu ihtarnamesinin gönderilmesine rağmen borcun ödenmediğini, davacı borçlu hakkında İstanbul ... İcra Dairesi'nin ... sayılı icra takibinin başlatılmış ise de davalının itiraz ettiğini belirterek davalının haksız itirazının iptaline, alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili; yetkili mahkemenin Gebze Ticaret Mahkemeleri olduğunu, ve husumet ve zamanaşımı itirazları bulunduğunu,TBK'nın 599. maddesinde belirtilen şartların gerçekleşmediğini, müvekkilinin Beyoğlu ... Noterliğinin 29.07.2016 tarih, .. yev. Nolu ihtarnamesi ile kefaletten döndüğünü, davacı tarafından kefaletten dönme beyanına karşı herhangi bir itirazda bulunulmadığını, buna rağmen müvekkiline Kadıköy ... Noterliğinin 08.11.2016 tarihli kat ihtarının keşide edildiğini ve dava konusu takibin başlatıldığını, TBK'nın 594. maddesinde belirtilen bildirim yükümlülüğünün davacı tarafından yerine getirilmediğini, davacının bu bildirimde bulunmaması nedeniyle müvekkilinin TBKnın 599 maddesi gereğince kefaletten dönmesinin haklı kıldığını, müvekkilinin tek bir "genel kredi sözleşmesi" adı ile tek bir kefaletinin alınarak dört ayrı hesap oluşturulup borçlandırılmasının hukuka aykırı olduğunu, iş bu davaya konu edilen her bir hesap ve borç kalemi ile alakalı olarak ayrı ayrı müvekkilinin bilgilendirilip kefaletinin alınması gerektiğini belirterek davanın reddine, davacıdan alacağın %40'ı oranında kötüniyet tazminatı tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEME KARARI
Mahkemece;asıl borçlu tarafından kullanılan kredilerin kefalet rücu tarihinden önce olduğu, bu nedenle kefaletten rücu koşullarının oluşmadığı, ayrıca davalının sözleşme tarihi itibariyle evli olsa da borçlu şirketin yönetim kurulu üyesi olması nedeni ile eş rızası aranmayacağı, davacı tarafça dava dilekçesi ile takipten sonra araç satışı nedeni ile ödenen 57.445-TL'nin mahsubu sonucu bakiye 115.427,01-TL'ye yönelik itirazın iptalinin talep edildiği, davacı tarafça takibe konu kredilerden hangisi için ne miktarda asıl alacak talep edildiği hususunda net bir açıklama yapılmadığı, bilirkişi tarafından düzenlenen raporda davacının alacak miktarının tespit edildiği gerekçesiyle; itirazın takip talebinin bir nolu bendinde belirtilen ..., ..., ...
nolu krediler yönünden 115.427,01-TL asıl alacak yönünden iptaline, takibin 115.427,01-TL asıl alacak ve bu alacağa 29/03/2017 tarihinden itibaren alacak tamamen ödeninceye kadar işleyecek %48 oranda temerrüt faizi ve %5 oranında gider vergisi işletilmek üzere devamına, 23.085,40-TL icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davalı vekili; müvekkilinin 29/07/2016 tarihli noter ihtarnamesi ile kefaletten rücu ettiğini davacı bankaya bildirmesi nedeniyle müvekkiline dava yöneltilemeyeceğini, alacağın zamanaşımına uğradığını, davacı tarafından 06/04/2021 tarihli oturumun 1 nolu ara kararı ile sunulan 12/04/2021 tarihli dilekçesinde belirtilen taleplerin dava dilekçesinde bulunan talepler olmadığını, iddia ve savunmanın genişletilmesi yasağına tabi olduğunu, davacının 08/12/2020 tarihli oturumun 1 nolu ara kararı gereği kendisinden istenen açıklamanın yapılmaması nedeniyle davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi gerektiğini, kefaletin geçerlilik şartlarının bulunmadığını, ayrıca müvekkilinin hesap kat ihtarından önce her zaman kefaletten dönebileceğini, kefaletten dönmesinin geçerli olduğunu, bunun dışında davacı banka tarafından müvekkiline TBK'nın 594 kapsamındaki bildirim yükümlülüğünün yerine getirilmediğini, işletilen faiz ve faiz oranlarının fahiş olduğunu, 17 adet çek bedeli ile kredi kartı bedeli ve sigorta primlerinden müvekkilinin sorumlu olmadığını, alacağın likit olmadığını, İstanbul ...
İcra Dairesi'nin ... sayılı dosyasında derdest takip bulunmakta iken dava konusu takibin mükerrer olarak başlatıldığını, müvekkilinin her kullanılan kredi ile ilgili ayrıca imzasının alınması gerektiğini, kefaletten dönülmesine rağmen davacının TBK'nın 601. maddesindeki süreler içinde dava ve takip hakkını kullanmadığını, bilirkişi raporlarındaki hesaplamanın hatalı olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
GEREKÇE
Dava, genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için başlatılan icra takibine davalı kefilin itirazının iptali istemine ilişkindir. Temlik eden davacı banka ile dava dışı asıl borçlu ...A.Ş. arasında 19/04/2016 tarihli genel kredi sözleşmesi akdedildiği, aynı zamanda şirket ortağı olan davalı tarafından sözleşmenin kefil sıfatıyla imzalandığı, kredi borcu ödenmediğinden Kadıköy ... Noterliği'nin 08/11/2016 tarihli kat ihtarnamesinin tebliği sonrasında davalının 12/11/2016 tarihinde temerrüte düştüğü,taksitli krediler nedeniyle 163.608,66-TL asıl alacak, 5.639,68-TL işlemiş faiz, 281,98-TL BSMV olmak üzere toplam 169.530,32-TL, banka tarafından ödenen 17 çek nedeniyle 14.604,61-TL asıl alacak, 549,12-TL İşlemiş faiz, 27,46-TL BSMV olmak üzere 15.181,19-TL, sigorta poliçeleri nedeniyle 1.717,23-TL, kredi kartı nedeniyle 9.246,72-TL asıl alacak, 895,93-TL işlemiş faiz, 31,63-TL BSMV olmak üzere 10.174,28-TL, tek hesaptan kaynaklanan 10.944,59-TL asıl alacak, 456,94-TL işlemiş faiz, 22,85-TL BSMV olmak üzere toplam 11.424,38-TL olmak üzere toplam 208.027,40-TL nakdi alacak tahsili ve iade edilmeyen 15 adet çek yaprağı nedeniyle 20.190-TL gayrinakdi alacağın deposu için icra takibi başlatıldığı, dava dilekçesinde kat tarihi itibariyle KMH'dan kaynaklanan 10.637-TL, 3 adet oto kredilerinden kaynaklanan 162.334,91-TL olmak üzere toplam 172.972,01-TL alacaktan rehinli satışından gelen net 57.545-TL'nin mahsubu ile 115.427,01-TL üzerinden itirazın iptalini talep edilmiştir.
TBK'nın 599. maddesinde gelecekte doğacak bir borca kefalette, borçlunun borcun doğumundan önceki mali durumu, kefalet sözleşmesinin yapılmasından sonra önemli ölçüde bozulmuşsa veya mali durumunun, kefalet sırasında kefilin iyiniyetle varsaydığından çok daha kötü olduğu ortaya çıkmışsa, kefilin alacaklıya yazılı bir bildirimde bulunarak, borç doğmadığı sürece her zaman kefalet sözleşmesinden dönebileceği düzenlenmiştir. Davalı 29/07/2016 tarihinde kefaletten döndüğünü, dolayısıyla kefil sıfatıyla sorumluluğunun bulunmadığını ileri sürmekte ise de davalının kefil olduğu genel kredi sözleşmesi kapsamında rücu ihtarından önce 27/04/2016 tarihinde asıl borçlu şirkete kullandırılaran taksitli kredi ve KMH nedeniyle borcun doğduğu anlaşılmakla kefaletten rücu koşulları oluşmamıştır.
TBK'nın 594. maddesi kapsamında, asıl borçlunun iflas ettiği ya da konkordato başvurusunda bulunduğuna dair bir iddia ileri sürülmediği gibi, sözleşmenin devamı sırasında bankanın kefili bilgilendirme yükümlülüğünü ihlal ettiğine dair bir delil de bulunmamaktadır. Davalı tarafça TBK'nın 601. maddesi gereğince davacının müracaat hakkını kaybettiği ileri sürülmüş ise davalının, davacı bankadan asıl borçlu hakkında alacağın muaccel hale getirilmesi ya da asıl borçluya karşı dava ve takip haklarını kullanması için talepte bulunmadığı, alacağın kat ihtarıyla muaccel olmasının akabinde takiplerin başlatıldığı anlaşılmakla somut olayda TBK'nın 601. maddesinin uygulanma koşulları bulunmamaktadır. Genel kredi sözleşmesinde TBK'nın 583.
maddesine uygun olarak müteselsil kefilin sorumlu olacağı azami miktar, kefalet tarihi ve kefaletin müteselsil olduğu el yazıları ile sözleşmede yazıldığı,sözleşmenin imzalandığı tarihte davalının asıl borçlu şirketin yöneticisi olması nedeniyle eş rızası aranmayacağı, kefaletin kanunda düzenlenen geçerlilik koşullarını taşıdığı belirlenmekle aksi yöndeki istinaf nedeni yerinde bulunmamıştır. Davalı alacağın zamanaşımına uğradığını ileri sürmekte ise de dava konusu alacak 10 yıllık zamanaşımına tabi olup, alacak hesabın kat edildiği tarihte muaccel olacağından ve zamanaşımı süresi bu tarihte işlemeye başlayacağından icra takip tarihi itibariyle zamanaşımı dolmamıştır.Davalının mükerrerlik iddiası konu ettiği takibin, rehinli takip olduğu, dava konusu icra takibinin tahsilde tekerrür olmamak üzere başlatıldığı dikkate alındığında mükerrerlik iddiası yerinde değildir.Davalı tarafça her bir kredi için ayrı ayrı kefalet imzası alınması gerektiği ileri sürülmüş ise de çerçeve genel kredi sözleşmesindeki kefalet imzasının asıl borçluya bu genel kredi sözleşmesi kapsamında kullandırılan kredilere kefalet limiti dahilinde teminat sağlaması için yeterli olduğundan davalının aksi yöndeki istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir.
Hesap kat ihtarı ve takip talebi dikkate alındığında, temlik eden alacaklı banka tarafından; 3 adet taksitli krediden, 17 adet tazmin olan çekten, 3 adet ödenmeyen poliçe primlerinden, kredi kartından, KMH'den kaynaklanan nakit alacak ile iade edilmeyen 15 adet çek yaprağı sorumluluk tutarından kaynaklanan gayrinakit alacak ileri sürülmüş, dava dilekçesinde ise rehinli araç satışından gelen bedel taksitli krediler ile KMH alacağından düşülerek 115.427,01-TL alacak yönünden itirazın iptali talep edilmiş,talep olunan kadar alacak bulunduğunu hesaplayan bilirkişi raporu benimsenerek alacak miktarı kadar itirazın iptaline karar verilmiştir. Taraflarca imzalanan genel kredi sözleşmesinin I.10 maddesinde, müşterinin temerrütü halinde, bankaca tespit edilmiş en yüksek kredi faiz oranının yıllık %50 fazlası olarak hesaplanacak oranda temerrüt faizi uygulanacağı düzenlenmiştir.
Bilirkişi tarafından bankaca talep edilen faiz oranının sözleşme hükmüne uygun olduğu tespit edilmiş olup, buna göre yapılan hesaplamada dava dışı asıl borçlunun davacı bankadan kullandığı 3 adet taksitli ticari nedeniyle davacının takipteki talep miktarları da dikkate alınarak takip tarihi itibariyle 162.334,91-TL asıl alacak, 5.639,68-TL işlemiş faiz, 281,98-TL BSMV olmak üzere toplam 168.256,57-TL alacak hesaplanmıştır. KMH alacağı ise TCMB tarafından belirlenen faiz oranları üzerinden hesaplanarak KMH alacağının da ilave edilmesi ile takip tarihi itibariyle bankanın davalıdan 168.256,57-TL+11.116,89=) 179.373,46-TL alacağı bulunmaktadır. Rehinli takipten gelen 57.545-TL satış bedelinin intikal ettiği 29/03/2017 tarihine kadar 8.008,52-TL işlemiş faiz ve 400,43-TL BSMV ilavesiyle ödeme tarihi itibariyle toplam 186.065,57-TL alacaktan 57.545-TL ödemenin düşülmesi ile bankanın bakiye 130.237,41-TL alacağı bulunmakta olup davacının dava dilekçesindeki talebi ile bağlı kalınarak 115.427,01-TL yönünden davalının itirazının iptaline, alacağa ödemenin yapıldığı 29/03/2017 tarihinden itibaren faiz işletilmesine,likit alacak haksız itiraz nedeniyle şartları oluştuğundan icra inkar tazminatına hükmedilmesi de yerindedir.
Açıklanan nedenlerle; davalı vekili tarafından ileri sürülen istinaf nedenleri yerinde görülmediğinden, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM
Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, Alınması gereken 7.884,82-TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 2.052,70-TL harcın mahsubu ile kalan 5.832,12-TL harcın davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, Davalı tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına, davacı tarafından yapılan 19,50-TL istinaf yargı giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine, HMK 'nun 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi.
26/06/2025
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/72706 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi