6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Dövizli faturada kur farkı alacağı ve ticari defter ibraz etmemenin sonucu

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2022/1838 E. 2025/741 K. · · İlk derece: İSTANBUL 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

İtirazın iptalikaldırma ve esas hakkında yeniden hükümKesin

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi: Kıymetli evrak (kambiyo)Çek

Davacının nitelemesi: Ticari Satımdan Kaynaklanan Kur Farkı Alacağı ≠ mahkeme dalı · davacı çerçevesi: Ticari satım

Gerekçe özeti

Dövize endeksli ticari ilişkilerde, sözleşme veya fatura kayıtlarında dövizle ödemeye ilişkin hükümler bulunuyor ve fatura yabancı para birimi üzerinden düzenlenmişse, borçlunun TL çekle ödeme yapmış ve alacaklının bu çekleri çekincesiz kabul etmiş olması, ilişkinin yabancı para üzerinden kurulduğu kabulünü ortadan kaldırmaz; bu durumda ödemelerin ödeme tarihindeki kur üzerinden yabancı paraya çevrilerek bakiye alacağın tespiti gerekir. Ayrıca, mal satışına dair ihtilaflarda, ihtar edilmesine rağmen ticari defterlerini ibraz etmeyen tarafın bu tutumu, davacı lehine delil sayılan defter kayıtlarının aleyhine değerlendirilmesi sonucunu doğurur ve mal tesliminin ispatlanmış sayılmasına katkı sağlar. Sözleşmede kesin vade öngörülmemişse, borçlunun temerrüde düşmesi için alacaklının önceden ihtarda bulunması gerekir; ihtar yoksa işlemiş faiz talep edilemez.

Ele alınan sorunlar

Malın teslim edildiğinin ispatı → kabul

İddia: Davacı, faturalara itiraz edilmediğini, davalının çekle ödeme yapmış olmasının teslim alınmayan bir malın bedelinin ödenmesinin hayatın olağan akışına aykırı olacağını, bu nedenle malın teslim edildiğinin sabit olduğunu ileri sürmüştür.

Gerekçe: Sevk irsaliyesinde davalının teslim alan imzası bulunmakta olup, sadece iki fatura konusu mal satışından ibaret ticari ilişkide davalı tarafça iki adet çek ile ödeme de yapılmış olması karşısında, faturalar konusu malların davalıya teslim edildiği sabittir. Kaldı ki davalıya yapılan ihtara rağmen ticari defterlerini ibrazdan kaçındığından, davacı lehine delil vasfında olan ticari defterlerin kapsamının davalı aleyhine olmak üzere dikkate alınması ve bu defter kayıtlarına göre karar verilmesi gerekir. Bu nedenle mahkemenin davacı tarafça mal tesliminin kanıtlanamadığı yönündeki gerekçesi doğru değildir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Kur farkı alacağının varlığı ve yabancı para borcunun TL çekle ödenmesinin etkisi → kısmi kabul

İddia: Davacı, davalının faturayı fatura tarihindeki kurdan çevirerek ödeme yaptığını, oysa yabancı para borcunun ödeme günündeki kur üzerinden karşılığının ödenmesi gerektiğini ileri sürerek bakiye kur farkı alacağının bilirkişi raporu ile tespit edildiğini belirtmiştir.

Gerekçe: TBK 99. maddesine göre, Ülke parası dışında bir para birimiyle ödeme kararlaştırılmış ve sözleşmede aynen ödeme ibaresi bulunmadıkça borç ödeme günündeki rayiç üzerinden ödenebilir; vadede ödenmemesi halinde seçim hakkı alacaklıya geçer. Kur farkının talep edilebilmesi, sözleşmede bu konuda hüküm bulunmasına veya akdi ilişkinin yabancı para cinsinden olmasına bağlıdır. Faturaların yabancı para birimi üzerinden düzenlenmesi, taraflar arasında dövize endeksli ticari ilişki bulunduğunu ispata yeterlidir; kur farkı talebi kur farkı faturası düzenlenmesine bağlı değildir. Sözleşmede aksine hüküm yoksa, ödemenin çekle yapılması halinde kur farkının fiyatlandırılarak çekin miktar hanesine yazıldığı kabul edilir. Somut olayda taraflar arasındaki satış sözleşmesinde; dövizli satışlarda faturadaki kurun TCMB döviz alış kuru olduğu, alıcının farklı döviz cinsinden çek vermesi halinde çekin tahsil edildiği gün kur belirleme yetkisinin satıcıda olduğu belirtilmiştir. Davacının faturası yabancı para (USD) üzerinden düzenlenmiş ve ödeme şekli çek olarak belirtilmiş olduğundan, ticari ilişkinin yabancı para üzerinden kurulduğu kabul edilmelidir. Davalı tarafça ödemeler TL üzerinden düzenlenen çekler ile yapılmış ve davacı bu çekleri çekincesiz kabul etmiş olsa da, sözleşme hükümleri ve fatura kayıtları doğrultusunda ticari ilişkinin yabancı para üzerinden kurulduğu kabul edilerek, TL çeklerle yapılan ödemelerin ödeme tarihindeki kur üzerinden yabancı paraya çevrilip bakiye alacağın tespit edilmesi gerekir. Sözleşme hükmü doğrultusunda, çeklerin tahsil tarihlerindeki TCMB döviz alış kuru üzerinden USD'ye çevrilerek borçtan düşülmesi sonucunda davacının 1.410,84-USD bakiye alacağı kalmıştır.

Gerekçe kaynağı: özgün

Temerrüt tarihi ve işlemiş faiz talebi → ret

İddia: Davacı, faturaların vadeli düzenlendiğini, bu nedenle davalının ihtara gerek olmaksızın vade sonunda temerrüde düştüğünü ve alacağa ticari faiz işletilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.

Gerekçe: Sözleşmede kesin vade öngörülmediğinden davalının temerrüde düşmesi için ihtar zorunludur; davacı tarafça takip tarihi öncesinde keşide edilmiş bir ihtar bulunmadığından, davalının takip öncesinde temerrüde düştüğünden söz edilemez. Bu nedenle davacının işlemiş faiz talep etmesi mümkün değildir.

Gerekçe kaynağı: özgün

İcra inkar tazminatı talebi → kabul

İddia: Davacı, davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.

Gerekçe: Alacak likit olduğundan, kabul edilen kısım bakımından itirazında haksız bulunan davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerekmektedir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Emsal değeri

Karar, dövizli fatura ile kurulan ticari ilişkide borçlunun TL çekle ödeme yapmasının ve alacaklının bu çekleri çekincesiz kabul etmesinin, ilişkinin yabancı para üzerinden kurulduğu kabulünü ortadan kaldırmayacağı ve ticari defterlerini ibraz etmeyen tarafın aleyhine sonuç doğacağı yönündeki tespitleriyle bölgesel ikna edici emsal niteliği taşımaktadır.

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
kur farkı alacağı dövize endeksli ticari ilişki ticari defter ibraz etmeme sevk irsaliyesi temerrüt ve ihtar zorunluluğu icra inkar tazminatı itirazın iptali

Atıf yapılan mevzuat: 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (TBK) — TBK 99 · 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) — HMK 353/(1)b-2

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2022/1838

KARAR NO 2025/741

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ İSTANBUL 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 18/04/2022

NUMARASI 2021/592 Esas 2022/302 Karar

DAVA

İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)

Davanın reddine ilişkin kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA

Davacı vekili; müvekkili ile davalı arasındaki ticari ilişki sonucunda müvekkilinin cari hesapta davalıdan 16.682,10-TL alacaklı olduğunu, davalının borcu ödememesi üzerine İstanbul ... İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalı borçlunun borca haksız olarak itiraz ettiğini, davalının icra dairesinin yetkisine yönelik itirazının yerinde olmadığını, taraflar arasındaki ticari ilişkinin dayanağının akdettikleri satış sözleşmeleri, faturalar ve cari hesaplar olduğunu, müvekkili şirket ile davalı şirket arasında 29.11.2017 ve 07.12.2017 tarihli satış sözleşmeleri akdedildiğini, sözleşmeler konusu ürünlerin davalıya teslim edildiğini, düzenlenen faturalara itiraz edilmediğini, ürünlerin satış bedelleri 12.246,25-TL ve 8.303,60-USD olup davalının 1.410,84-USD bakiye tutarı ödemediğini, davalının iki adet çek ile 02.02.2018 tarihinde yaptığı 44.238-TL ödemenin fatura borçlarından mahsubu sonucunda 1.410,84-USD bakiye borcunun kaldığını belirterek, davalının itirazının iptali ile davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.

CEVAP

Davalı davaya cevap vermemiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

Mahkemece; taraflar arasında ticari ilişki bulunduğu, dava konusu takibe ilişkin borç bakiyesi bulunduğu ve bu anlamda cari hesap borç ilişkisinin oluştuğu, davalının ticari defter ve kayıtlarını bilirkişi incelemesi için sunmadığı, davacının incelenen ticari defter ve kayıtlarının usulüne uygun tutulduğu, faturaların ticari defterlerinde kayıtlı bulunduğu, ancak faturanın defterlere kayıtlı olmasının alacağın varlığına tek başına ispata yeterli olmadığı, ispat yükünün davacıda olduğu, malın teslimini ispatlaması gerektiği, faturaya konu malın teslimine ilişkin irsaliyelerdeki imzalarının kime ait olduğunun anlaşılamadığı (okunamadığı), yemin deliline dayanmış olan davacının davalıya yemin teklif etmediği, davanın ispatlanamadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF NEDENLERİ

Davacı vekili; taraflar arasındaki satış sözleşmesi gereğince müvekkilinin yükümlülüklerini yerine getirdiğini, davalının faturalara veya malların teslimine yönelik bir itirazının olmadığını, müvekkilinin faturalara dayalı alacağının bilirkişi raporuyla sabit olduğunu, davalıya gönderilen faturalara süresinde itiraz edilmediğini, ayrıca davalının iki adet çek ile ödeme yaptığını, zira teslim alınmayan bir malın bedelinin ödenmesinin hayatın olağan akışına uygun olmadığını, davalının 8.303,60-USD tutarlı faturayı 07.12.2017 fatura tarihi itibariyle 31.986-TL olarak çevirdiğini, diğer fatura bedeli 12.246,25-TL'yi ekleyerek 44.232-TL olarak iki çek ile ödeme yaptığını, ancak yabancı para borcunun ödeme günündeki kur üzerinden karşılığının ödenmesi gerektiğini, oysa davalının fatura tarihindeki kuru esas aldığını, alacağın ticari defterlerinin incelenmesi sonucunda bilirkişi raporu ile tespit edildiğini, mahkemenin verdiği süreye rağmen davalının ticari defterlerini sunmadığını, bu nedenle müvekkilinin iddiasının ticari defterler ile ispatlandığını, faturaların vadeli olarak düzenlendiğini, bu nedenle davalının ihtara gerek olmaksızın faturalardaki vade sonunda temerrüte düştüğünü, bu nedenle alacağa ticari faiz işletilmesi gerektiğini belirterek, kararın kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.

GEREKÇE

Dava, kur farkından kaynaklanan bakiye alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. 6098 sayılı TBK'nın 99. maddesine göre; "Konusu para olan borç Ülke parasıyla ödenir. Ülke parası dışında başka bir para birimiyle ödeme yapılması kararlaştırılmışsa, sözleşmede aynen ödeme veya bu anlama gelen bir ifade bulunmadıkça borç, ödeme günündeki rayiç üzerinden Ülke parasıyla da ödenebilir. Ülke parası dışında başka bir para birimiyle belirlenmiş ve sözleşmede aynen ödeme yada bu anlama gelen bir ifade de bulunmadıkça, borcun ödeme gününde ödenmemesi üzerine alacaklı, bu alacağının aynen veya vade ya da fiili ödeme günündeki rayiç üzerinden ödenmesini isteyebilir." hükmünü haizdir.

Anılan yasa hükmüne göre taraflar aynen ödeme kararlaştırılmadıkça vadesinde ödenen borçta seçim hakkı borçludadır. Dilerse yabancı para borcunu aynen, dilerse TL karşılığını öder. Vadede ödeme yapılmaması halinde seçim hakkı yine alacaklıya geçmektedir. Öncelikle kur farkının talep edilebilmesi, taraflar arasındaki sözleşmede bu konuda bir hüküm bulunmasına veya akdi ilişkinin yabancı para cinsinden olmasına bağlıdır (Yargıtay 19. HD’nin 10/04/2018 tarihli 2016/17240 E, 2018/1950 K. sayılı, 19/12/2017 tarihli 2016/12505 E, 2017/8069 K. sayılı kararları). Faturaların yabancı para birimi üzerinden düzenlenmesi, taraflar arasında dövize endeksli ticari ilişki bulunduğunu ispata yeterlidir (Yargıtay 19 HD'nin 05/12/2019 tarihli 2018/965 E, 2019/5447 K.

sayılı kararı). Kur farkı talep edilebilmesi için, kur farkı uygulamasına dair bir yazılı bir sözleşme veya taraflar arasında bu yönde oluşmuş bir teamül bulunması gerekmektedir. Kur farkı talebi, kur farkı faturası düzenlenmesine de bağlı değildir. Taraflar arasında yabancı para birimine endeksli bir ticari ilişkinin varlığı halinde, kur farkı faturası düzenlenmeden de kur farkı alacağı talep edilebilir. Yine kur farkının dayanağı olan fatura bedellerinin ne şekilde ödendiği hususu da önemlidir. Zira sözleşmede aksine bir hüküm yoksa, ödemenin çekle yapılması halinde kur farkının fiyatlandırılarak çekin miktar hanesine yazıldığı kabul edilmektedir (Yargıtay 19. HD’nin 20/04/2016 tarihli 2015/16900 E, 2016/6896 K.

sayılı, 14/11/2013 tarihli 2013/14587 E, 2014/17996 K. sayılı kararları). Somut olayda; taraflar arasında akdedilmiş olan 29.11.2017 ve 07.12.2017 tarihli satış sözleşmelerine istinaden, davacı tarafından davalıya 01.12.2017 tarihli 12.246,25-TL bedelli ve 07.12.2017 tarihli 8.303,60-USD bedelli faturalar konusu kuruyemiş satışı yapılmıştır. Düzenlenen sevk irsaliyesinde davalının teslim alan imzası yer almakta olup, sadece iki fatura konusu mal satışından ibaret ticari ilişkide davalı tarafça iki adet çek ile ödeme de yapılmış olması karşısında, faturalar konusu malların davalıya teslim edildiği sabittir. Kaldı ki davalıya yapılan ihtara rağmen ticari defterlerini ibrazdan kaçındığından, davacının lehine delil vasfında olan ticari defterleri kapsamının davalı aleyhine olmak üzere dikkate alınması ve bu defter kayıtlarına göre karar verilmesi gerekir.

Bu nedenle mahkemenin davacı tarafça mal tesliminin kanıtlanamadığı yönündeki gerekçesi doğru değildir. Taraflarca akdedilmiş olan satış sözleşmesinde; dövizli satışlarda faturadaki kurun, TCMB döviz alış kuru olduğu, alıcının siparişteki döviz cinsine göre ya da farklı döviz cinsinden satıcının onay verdiği kura göre ödeme yapması halinde, ödeme sonrası lehte-aleyhte oluşan kur farklarının faturalaşma ile kapatılacağı, alıcının farklı döviz cinsinden çek vermesi halinde, çekin tahsil edildiği gün kur belirleme yetkisinin satıcıda olduğu belirtilmiştir. Davacı tarafından düzenlenmiş olan satış faturası yabancı para (USD) üzerinden düzenlenmiş olup, ödeme şekli 65 günlük çek olarak belirtilmiştir.

Bu durumda taraflar arasındaki ticari ilişkinin yabancı para üzerinden kurulduğu kabul edilmelidir. Bu nedenle davalı tarafça ödemeler Türk Lirası üzerinden düzenlenen çekler ile yapılmış ve davacı da çekleri herhangi bir çekince ileri sürmeden kabul ederek bedellerini tahsil etmiş olsa da, sözleşme hükümleri ve satış faturasında yer alan söz konusu kayıtlar doğrultusunda, ticari ilişkinin yabancı para üzerinden kurulduğu kabul edilerek, Türk Lirası çekler ile yapılan ödemelerin ödeme tarihindeki kur üzerinden yabancı paraya çevrilerek, bakiye alacağın tespit edilmesi gerekmektedir. Buna göre sözleşme hükmü doğrultusunda bilirkişi raporunda da tespit edildiği üzere, çeklerin tahsil tarihlerindeki TCMB döviz alış kuru üzerinden USD'ye çevrilerek davalının borcundan düşülmesi sonucunda, davacının 1.410,84-USD bakiye alacağı kalmıştır.

Sözleşmede kesin vade öngörülmediğinden davalının temerrüde düşmesi için ihtar zorunlu olup, davacı tarafça takip tarihi öncesinde keşide edilmiş bir ihtar da bulunmadığından, davalının takip öncesinde temerrüte düştüğünden söz edilemeyeceğinde, davacının işlemiş faiz talep etmesi mümkün değildir. Diğer yandan alacak likit olduğundan, kabul edilen kısım bakımından itirazında haksız bulunan davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerekmektedir. Açıklanan nedenlerle; davanın kısmen kabulü gerekirken reddine karar verilmesi doğru değil ise de, yapılan hata/eksiklik yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile kararın HMK'nın 353/(1)b-2 maddesi uyarınca kaldırılarak "davanın kısmen kabulüne" karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜNE, İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/592 Esas - 2022/302 Karar sayılı 18/04/2022 tarihli kararının, HMK.'nun 353(1)b-2 gereği KALDIRILMASINA; "Davanın kısmen kabulüne, davalının İstanbul ... İcra Dairesinin ... esas sayılı icra takibine itirazının kısmen iptaline, takibin 1.410,84-USD asıl alacak üzerinden devamına, alacağa takip tarihinden itibaren davacının takipteki talebi aşılmamak üzere 3095 sayılı kanunun 4/a maddesinde düzenlenen faiz işletilerek devamına, fazlaya dair istemin reddine, kabul edilen alacağın takip tarihindeki USD kuru (8,5271) karşılığı 12.030,37-TL üzerinden %20 oranında 2.406,07-TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine" İlk derece yargılamasına ilişkin olarak;

Alınması gereken 825,92-TL harçtan davacı tarafından peşin yatırılan 284,89-TL harcın mahsubu ile kalan 541,03‬-TL'nin davalıdan alınarak Hazineye gelir kaydına, Davacı tarafından yatırılan toplam 344,19‬-TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Davacı tarafından yapılan 750-TL bilirkişi ücreti ve 53,25-TL posta masrafı olmak üzere toplam 803,25‬-TL yargı giderinin davanın kabulü oranında hesaplanan 582,15-TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, kalan kısmın davacı üzerinde bırakılmasına Davacı lehine takdir olunan 12.090,89-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Suçüştü ödeneğinden karşılanan 1.320-TL arabuluculuk ücretinin davanın kabul-ret oranına göre 363,29-TL'sinin davacıdan,‬ 956,71-TL'sinin davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, Talep halinde kullanılmayan gider avansının yatıran tarafa iadesine" Yatırılan 285-TL peşin istinaf karar harcının istek halinde davacıya iadesine, Davacı tarafından yapılan 170-TL istinaf yargı giderinin davanın kabulü oranında hesaplanan 123-TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, kalan kısmın davacı üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK 362(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.

06/05/2025

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/72513 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.