Hisse devrinde devir öncesi akdedilen sürekli edimli sözleşmeden devir sonrası doğan borç
İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2022/1104 E. 2025/735 K. · · İlk derece: İSTANBUL 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
İtirazın iptalikaldırma ve esas hakkında yeniden hükümKesin
★ Emsal
Davacının nitelemesi: Şirket Hisse Devrinden Kaynaklanan Sorumluluk ≠ mahkeme dalı · davacı çerçevesi: Ticari şirketler
Sınır kaydı: künye-holding uyumsuzluğu → 8/9/40 (muvazaa) — Sınır Cetveli / Negatif Alan
Gerekçe özeti
Şirket hisse devir sözleşmesinde devredenin devir tarihinden önceki borçlardan sorumlu olacağı kararlaştırılmışsa, sürekli edimli (örn. kira) sözleşmelerden kaynaklanan borçların devredene ait olup olmadığı, sözleşmenin akdedildiği tarihe göre değil, borcun doğduğu (muaccel olduğu) tarihe göre belirlenir; devir tarihinden önce akdedilmiş olsa da devir tarihinden sonra doğan sürekli edim borçlarından devreden sorumlu tutulamaz. Ayrıca, taşınmazı devir sonrasında da fiilen kullanmaya devam edip kira bedelini ödeyen ve bu bedeli devredenden rücuen talep eden davacının bu şekilde takip başlatması kötü niyet tazminatı gerektirir.
Ele alınan sorunlar
Şirket hissesi devrinde, devir öncesi akdedilmiş ancak sürekli edim niteliğindeki (kira) sözleşmeden devir tarihinden sonra doğan borçlardan devredenin sorumlu olup olmadığı → kabul
İddia: Davalı, devir sözleşmesinin 3.f maddesine göre yalnızca devir tarihi olan 13.07.2015'ten önce doğmuş borçlardan sorumlu olduğunu, dava konusu kira borçlarının ise devirden sonraki (2016 Mayıs-Aralık, 2017 Ocak-Şubat) dönemlere ait olup muaccel olma tarihleri itibarıyla kendisinin sorumluluğunda olmadığını, sözleşmenin devir tarihinden yıllar sonra dahi devredene müracaat edilmesi sonucunu doğuracak şekilde yorumlanamayacağını ileri sürmüştür.
Gerekçe: Taraflar arasındaki devir sözleşmesinin 3.d, 3.f ve 4. maddelerinin birlikte değerlendirilmesinde, davalının sorumluluğunun devir öncesi borçlar ile devir öncesinde doğmuş olmakla birlikte devirden sonra ortaya çıkan borçlar ve yine devir öncesinden kaynaklanan dava ve işler olarak belirlendiği sonucuna varılmaktadır. Şirketin taraf olduğu sözleşmelerden kaynaklanan sürekli edimler kapsamındaki borçların da bu esaslara göre değerlendirilmesi gerekmekte olup, bu tür edimlerde de borcun doğum tarihine göre devredenin sorumlu olup olmadığı belirlenmelidir. Dolayısıyla devir öncesi akdedilmiş bir kira sözleşmesinden kaynaklanan kira borcundan davalının sorumlu olup olmadığının tespiti bakımından da, borcun doğduğu tarihin devir öncesi olup olmadığına bakılmalıdır; zira bu tür sözleşmelerin devirden sonra da yıllarca devam edebileceği dikkate alındığında, hisselerini devreden bir ortağın sonu belirsiz bir şekilde devirden sonraki yıllar boyunca doğacak borçlardan da sorumlu tutulabileceği gibi, ticari hayatın olağan akışına uygun olmayan bir sonuç ortaya çıkacaktır. Uyuşmazlık konusu kira sözleşmesi devir tarihinden önce akdedilmiş olsa da, Konya'daki takiplere konu kira borçları devirden sonraya ait dönemlere ilişkindir; dolayısıyla kira sözleşmesi devirden önce akdedilmiş olsa da, devir tarihinden önce doğup da devir tarihinden sonra icra takibi başlatılan bir kira borcu bulunmamaktadır. Devir sözleşmesi ile birlikte kullanım hakları da devralan şirkete geçen taşınmazın işleyen kira borcu devir alana ait olacaktır. Takip konusu borçların tamamı, kira sözleşmesinin imza tarihinden bağımsız olarak devir tarihi sonrasında doğmuş ve takibe konu edilmiştir. Bu halde söz konusu borçlardan davalının sorumlu tutulması mümkün değildir.
Gerekçe kaynağı: özgün
İtirazın iptali davasının reddi halinde alacaklı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesinin koşulları → kabul
Gerekçe: İtirazın iptali davasının reddi halinde alacaklının kötü niyet tazminatına mahkum edilebilmesi, açıkça takibin kötü niyetle yapılmış olmasına bağlıdır. Dolayısıyla sadece ve ancak takibe girişmekte kötü niyetli bulunduğu borçlu tarafından açıkça kanıtlanmış olan ya da öyle olduğu ayrıca kanıtlanmasına gerek bulunmaksızın dosya kapsamından açıkça anlaşılabilen alacaklı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilebilir. Dava dışı kiralayan tarafından davacı şirket aleyhine açılan itirazın iptali davasında verilen gerekçeli karardan, kira sözleşmesine konu taşınmazın 2017 yılı içerisinde davacı şirket tarafından tahliye edildiği anlaşılmakta olup, 2015 yılında gerçekleşen hisse devri sonrasında da 2017 yılı ortalarına kadar taşınmazda davacı şirket kiracı olarak bulunmuştur. Buna göre, kiracısı olduğu taşınmaz için kiralayana ödediği kira bedelinin tahsili için hisselerini devreden davalı aleyhine takip başlatan davacının takipte kötü niyetli olduğunun kabulü gerekmektedir.
Gerekçe kaynağı: özgün
Emsal değeri
Şirket hisse devir sözleşmelerinde devredenin sorumluluğunun kapsamının belirlenmesinde, sürekli edimli sözleşmelerden (kira gibi) kaynaklanan borçlar için sözleşmenin akit tarihinin değil, borcun doğum/muacceliyet tarihinin esas alınması gerektiğine ilişkin yorum ilkesi bakımından emsal değer taşımaktadır.
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
hisse devir sözleşmesi↗ rücu↗ itirazın iptali↗ sürekli edimli sözleşme↗ kötü niyet tazminatı↗ TBK 19/1↗
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO 2022/1104
KARAR NO 2025/735
TÜRK MİLLETİ ADINA
İSTİNAF KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ İSTANBUL 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ 17/01/2022
NUMARASI 2018/1211 Esas 2022/11 Karar
DAVA
İtirazın İptali
İSTİNAF KARAR TARİHİ 06/05/2025
Davanın kabulüne ilişkin kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
DAVA
Davacı vekili;davalının, ... olarak işletilen müvekkili şirketin eski yetkilisi olduğunu, şirketin davalı tarafından devredildiğini, davalı ile müvekkili şirket yetkilileri arasında imzalanan 06.07.2015 tarihli şirket hisse devri ön sözleşmesinin 3.d maddesine göre, devir tarihi olan 13.07.2015 tarihinden önce şirketin her türlü borçlarının şirketi devreden davalıya ait olacağını, yine sözleşmenin 3.f maddesine göre 13.07.2015 tarihinden önceki dönemden kaynaklanan dava ve işlerden dolayı şirketin lehine veya aleyhine açılacak ya da açılıp da devam eden davaları takip etme yükümlülüğünün devredene ait olacağını, bu davaların neticeleri ile alacak/borcun devredene ait olacağını, bu davaya dayanak olan icra takibinin sebebinin de müvekkilinin davalının sorumluluğunda olan bir takım icra dosyalarına ve davalara ilişkin yapmak zorunda kalınan ödemelerin rucüen tahsili olduğunu, zira müvekkilinin ödemek zorunda kaldığı icra takiplerine konu kira sözleşmesinin devir tarihinden önceki bir tarihte imzalandığından ve alacaklar devir tarihinden önce imzalanan kira sözleşmesinden kaynaklandığından, ilgili borçlardan devreden davalının sorumlu olduğunu, aynı şekilde sözleşmenin "13.07.2015 tarihinden önce kaynaklı bir borç ortaya çıkması halinde, yeni ortaklar durumu gecikmeksizin devir edene bildirecek ve ödemesini sağlayacaklardır.
Yeni ortaklar ya da şirket ödemek zorunda kalırsa devreden ortak 5 gün içinde bu meblağı devralan ortaklara ya da şirkete ödeyecektir." şeklindeki hükmün de davalının sorumluluğunu ortaya koyduğunu,davalının müvekkili şirketin devrinden önce imzaladığı 01.07.2014 tarihli kira sözleşmesine dayalı olarak, müvekkilinin kiralayan... Ltd. Şti'ne müvekkilince ödenen tutarlar için davalıya rücu edildiğini,Konya ... İcra Dairesinin ..., Konya ... İcra Dairesinin ... ve Konya ... İcra Dairesinin ... sayılı dosyalarına istinaden müvekkilince 141.000-TL borç ödemesi yapıldığını,icra takiplerine konu borçtan davalının sorumlu olduğunu belirterek, davalının İstanbul ... İcra Dairesinin ... sayılı dosyasında yaptığı itirazın iptali ile davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili; davacı şirket yetkilileri ile müvekkili arasında akdedilen 06.07.2015 tarihli sözleşme ile başlangıçta müvekkilinin yetkilisi olduğu adı geçen davacı şirket hisselerinin bütün hak ve demirbaşları, mevcut franchise anlaşmasına göre işletilen işletme ile birlikte devredildiğini, sözleşmenin 3.d maddesine göre devir tarihi olan 13.07.2015 tarihinden önceki tüm şirket borçları ve 13.07.2015 tarihi itibariyle 3. kişilerdeki hak ve alacaklarının, aynı şekilde 13.07.2015 tarihinden önceki dönemden kaynaklanan ve devam eden davaları takip etme yükümlülüğünün müvekkiline ait olduğunu, bu tarihten sonra doğacak hak, alacak ve borçların ise davacı şirketin olacağını, taraflar arasındaki sözleşmede müvekkilinin ancak 13.07.2015 tarihinden evvel doğan borçlardan sorumlu olduğunun açıkça yazılı olmasına rağmen, davacının 2016, 2017 ve 2018 yıllarında doğan kira borçlarından müvekkilinin sorumlu tutmasının kabul edilemeyeceğini, icra takip dosyalarının açılış tarihlerine göre anılan borçlardan davacı şirketin sorumlu olduğunu belirterek, davanın reddi ile davacı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEME KARARI
Mahkemece; taraflar arasında 06.07.2015 tarihli şirket hisse devir ön sözleşmesinin düzenlendiği, sözleşmenin yürürlüğe girmesinden sonra, davalı tarafından devir sözleşmesinden evvel düzenlenmiş Konya ilinde bulunan gayrımenkule dair kiralama özleşmesinden kaynaklı olarak, devralan şirket aleyhine icra takipleri yapıldığı, devralan şirketin icra takiplerindeki meblağı alacaklıya ödediği ve bu ödemeleri davalıya rücu amacıyla dayanak takibin başlatıldığı, 06.07.2015 tarihli sözleşmenin 3/d maddesinin; "13.07.2015 tarihinde resmi şirket devri, bedelin ödenmesi ile birlikte Noterde yapılacaktır. Bu tarihten önce şirkete ait her türlü resmi kuruma 3. gerçek ve tüzel kişilere olan tüm şirket borçları, şirketi devreden...'e ait olacaktır.
Devir bedelinden öncelikle bu borçlar ödenecek ve resmi devir tarihinde borçsuz bir şekilde devredilecektir.Yani şirket devir tarihinde hiçbir gerçek ve tüzel kişiye borcu olmaksızın devredilecektir. Buna karşılık 13.07.2015 tarihi itibarıyla 3. kişilerdeki hak ve alacaklar da ...'e ait olacaktır.", 3/f maddesinin; "13.07.2015 tarihinden önceki dönemden kaynaklanan dava ve işlerden dolayı şirketin lehine ya da aleyhine açılacak ya da açılıp da devam eden davaları takip etme yükümlülüğü devreden ...'e ait olacaktır. Yine yukarıda belirtildiği üzere bu davaların neticeleri (alacak ya da borç) da devredene ait olacaktır. Bu tarihten sonra kaynaklanan dava ve işleri takip ve borç / alacak yükümlülüğü devralana ait olacaktır.", sözleşmenin 4.
maddesinin ise; "Bir an için 13.07.2015 tarihinden önce kaynaklı bir borç (kamu ya da gerçek/tüzel kişilere) ortaya çıkması halinde, yeni ortaklar durumu gecikmesizin devredene bildirecek ve ödenmesini sağlayacaklardır.Yeni ortaklar ya da şirket ödemek zorunda kalırsa, devreden ortak 5 gün içinde bu meblağı devreden ortaklara ya da şirkete ödeyecektir." şeklinde düzenlendiği, davalı ... ile dava dışı... Ltd. Şti. arasında adi yazılı olarak 01.07.2014 tarihinde kira sözleşmesi imzalandığı, bir aylık kira karşılığının 5.500-TL+KDV olduğu, TBK'nın 19/1 maddesi hükmü gereği sözleşme hükümlerinin değerlendirilmesinde, tarafların gerek bilerek gerek gerçek amaçlarını gizlemek için kullandıkları deyimlere bakılmaksızın gerçek ve ortak amaçlarının aranması gerektiği, kira sözleşmesi 01.07.2014 tarihli olup devir tarihinden önceki bir tarih olduğu, kira sözleşmesine konu alacakların, devir tarihinden önce imzalanan kira sözleşmesinden kaynaklandığı, sözleşmedeki devir tarihinden önce kaynaklı bir borç deyimiyle, kira alacaklarının muacceliyetinden bahsedilmediği, kaynağı olan kira sözleşmesinin düzenlenmesinden bahsedildiği, tarafların iradelerinin "kaynaklanmış olmak" olduğu, sözleşmenin 4.
maddesi hükmünün bu yönde açık olduğu ve davacının kira sözleşmesinden evvelce haberdar olup olmamasının değerlendirilmemesi gerektiği, dolayısıyla icra takiplerinin devir tarihinden evvel kaynaklanmış bir borçtan ileri geldiği,devir sözleşmesinden evvel kaynaklanan bir borçtan dolayı da devredenin sorumlu olması gerektiği gerekçesiyle, davanın kabulü ile davalının takibe itirazının iptaline, alacak likit olmadığından davacının icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF NEDENLERİ
Davalı vekili; müvekkilinin şirkete bir borcu bulunmadığını, 06.07.2015 tarihli şirket hisse devir sözleşmesine göre müvekkilinin şirketteki tüm hisselerini, bütün hak ve demirbaşları, devam eden franchaise sözleşmeleri ve Nişantaşı’ndaki dükkan ile Konya’daki depoyu kira sözleşmelerindeki haklarla birlikte devrettiğini, sözleşmenin 3.f maddesine göre devir tarihi olan 13.07.2015'ten önce şirket lehine ve aleyhine açılmış olan dava ve 3. şahıslar nezdindeki hak ve alacaklardan dolayı müvekkilinin sorumlu olacağını, yine aynı maddenin ikinci cümlesine göre 13.07.2015 tarihinden sonra doğmuş olan alacaklardan kaynaklanan dava ve işleri takip ve borç/alacak yükümlülüğünün ise devralanlara ait olduğunu, davanın konusunu teşkil eden icra takibinin Konya ...
İcra Dairesinin ..., Konya ... İcra Dairesinin ...ve Konya .... İcra Dairesinin ... sayılı dosya borçlarından oluştuğunu, Konya'daki icra takiplerinin Konya’daki depoya ait kira borçlarından kaynaklandığını, kira borçlarının ise 13.07.2015 tarihli devir sözleşmesinden sonraki Mayıs 2016, Haziran 2016 ve takip eden aylara ait olduğunu, devir sözleşmesinin açık hükümleri karşısında, devir alınan yerin devirden sonra doğan tüm borçlarından hala devredenin sorumlu olmasından bahsedilemeyeceğini, mahkemece alınan bilirkişi raporlarında devirden sonra muaccel olmuş kira bedellerinden müvekkilinin sorumlu olamayacağının belirtildiğini, 06.12.2021 tarihli ek bilirkişi raporunda ise taraflar arasındaki devir sözleşmesi hükümlerinin, dava konusu kira sözleşmesinden kaynaklı herhangi bir zamanki bedelin ödenmesi şeklinde yorumlanamayacağı, aksi halde devir tarihinden yıllar sonra dahi devredene müracaat etmek gibi bir sonucun ortaya çıkacağının, kira bedelinin aylara bölünmesi münasebetiyle borcun da her ay için ayrı ayrı doğduğunun, devirden önce doğan bir kira borcu bulunmadığını, sözleşme hükümlerinin, dava konusu kira sözleşmesinden kaynaklı herhangi bir zamandaki bedelin ödenmesi şeklinde yorumlanamayacağının belirtildiğini, dava konusu kira borçlarının muaccel olma tarihleri ve hayatın ve ticaretin olağan akışı karşısında, devirden sonra yıllar geçse de müvekkilini hayatı boyunca devrettiği şirketin borçlarından sorumlu tutacak kararın kabul edilemeyeceğini belirterek, kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
GEREKÇE
Dava, taraflar arasında akdedilen hisse devir sözleşmesi kapsamında, devir konusu şirketin kira borçları nedeniyle davacı tarafça dava dışı alacaklıya ödenen tutarın, hisseleri devreden davalıdan tahsili için başlatılan takibe vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.Somut olayda; devreden davalı ile dava dışı devralanlar arasında, davalının ... şirketindeki hisseleri ile şirkete ait hak, borç ve alacakların devri konusunda 06.07.2015 tarihli şirket hisse devir ön sözleşmesi akdedildiği, devir tarihi olarak 13.07.2015 tarihinin belirlendiği, hisselerin devri konusunda taraflar arasında bir uyuşmazlık bulunmadığı, devir tarihinden önce devir konusu ... şirketi ile dava dışı kiralayan ... Yapı arasında, Konya'da bulunan depoya ilişkin olarak 01.07.2014 tarihli kira sözleşmesi akdedildiği, kiralayan alacaklı ...
Yapı tarafından Mayıs-Kasım 2016 aylarına ait toplam 51.307,41-TL kira alacağı için devir konusu Berdem şirketi aleyhine Konya ... İcra Dairesinin ... sayılı dosyasında ilamsız takip başlatıldığı, şirketin itirazı üzerine alacaklı tarafından açılan davada borçlu şirketin itirazının iptaline karar verildiği, şirket tarafından alacaklıya toplam 136.971,90-TL ödeme yapıldığı, Aralık 2016, Ocak ve Şubat 2017 aylarına ait toplam 23.790,09-TL kira alacağı için Konya 2. İcra Dairesinin ... sayılı dosyasında takip başlatıldığı, borçlu şirketin borca itirazı üzerine açılan itirazın iptali davasının kabulüne karar verildiği, söz konusu Konya 2. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2017/603 esas sayılı dosyasında verilen ilama istinaden ise icra inkar tazminatı ve yargı giderleri olmak üzere toplam 7.985,19-TL alacak için Konya ...
İcra Dairesinin ... sayılı dosyasında takip başlatıldığı, son iki icra takibinde ödenen bir borç bulunmadığı, davacı şirket tarafından kira borçlarına istinaden dava dışı alacaklı şirkete ödenen bedelin tahsili istemiyle devreden davalı aleyhine işbu davaya dayanak icra takibinin başlatıldığı anlaşılmaktadır.Taraflar arasındaki uyuşmazlık; şirket hisselerinin devri tarihinden önce imzalanan kira sözleşmesine dayalı olarak devir tarihinden sonra doğmuş bulunan kira borçlarından devreden davalının sorumlu tutulup tutulmayacağına ilişkindir.Taraflarca imzalanmış olan 06.07.2015 tarihli devir sözleşmesinin 3.d maddesinde;
13. 07.2015 devir tarihinden önce şirkete ait her türlü borcun devreden ...'e ait olacağı, devir bedellerinden öncelikle bu borçların ödeneceği ve resmi devir tarihinde şirketin borçsuz bir şekilde devredileceği, buna karşılık 13.07.2015 tarihi itibariyle 3. kişilerdeki hak ve alacakların da ...'e ait olacağı; 3/f maddesinde;
13. 07.2015 tarihinden önceki dönemden kaynaklanan dava ve işlerden dolayı şirketin lehine ya da aleyhine açılacak ya da açılıp da devam eden davaları takip etme yükümlülüğünün devreden ...'e ait olacağı, yine yukarıda belirtildiği üzere bu davaların neticelerinin (alacak ya da borç) de devredene ait olacağı, bu tarihten sonra kaynaklanan dava ve işleri takip ve borç/alacak yükümlülüğünün devralana ait olacağı; sözleşmenin 4. maddesinde ise;
13. 07.2015 tarihinden önce kaynaklı bir borcun ortaya çıkması halinde, yeni ortakların durumu gecikmesizin devredene bildireceği ve ödenmesini sağlayacakları, yeni ortaklar ya da şirket ödemek zorunda kalırsa, devreden ortağın 5 gün içinde bu meblağı devralan ortaklara ya da şirkete ödeyeceği hüküm altına alınmıştır.Sözleşmenin 3.d maddesinde, devir tarihinden önceki borçlardan hisseleri devreden davalının sorumlu olacağı, 3.f maddesinde, yine devir tarihinden önceki dönemden kaynaklanan dava ve işlerden kaynaklanan şirket leh veya aleyhine açılmış ya da açılacak davaların devreden davalı tarafından takip edileceği, bu davaların alacak veya borç şeklindeki sonuçlarının da davalıya ait olacağı, devir tarihinden sonrasından kaynaklanan dava ve işleri takip ve borç-alacak yükümlülüğünün ise devralanlara ait olacağı kararlaştırılmıştır.
Sözleşmenin 4. maddesinde ise devir tarihi öncesinden kaynaklanmakla birlikte devirden sonra ortaya çıkan borçlardan yine devreden davalının sorumlu olacağı belirtilmiştir. Söz konusu sözleşme hükümlerinin birlikte değerlendirilmesinde; davalının sorumluluğunun devir öncesi borçlar ile devir öncesinde doğmuş olmakla birlikte devirden sonra ortaya çıkan borçlar ve yine devir öncesinden kaynaklanan dava ve işler olarak belirlendiği sonucuna varılmaktadır.Şirketin taraf olduğu sözleşmelerden kaynaklanan sürekli edimler kapsamındaki borçların da bu esaslara göre değerlendirilmesi gerekmekte olup, bu tür edimlerde de borcun doğum tarihine göre davalının sorumlu olup olmadığı belirlenmelidir.Dolayısıyla devir öncesi akdedilmiş bir kira sözleşmesinden kaynaklanan kira borcundan davalının sorumlu olup olmadığının tespiti bakımından da, borcun doğduğu tarihin devir öncesi olup olmadığına bakılmalıdır.
Zira bu tür sözleşmelerin devirden sonra da yıllarca devam edebileceği dikkate alındığında, şirket hisselerini devreden bir ortağın sonu belirsiz bir şekilde devirden sonraki yıllar boyunca doğacak borçlardan da sorumlu tutulabileceği gibi, ticari hayatın olağan akışına uygun olmayan bir sonuç ortaya çıkacaktır. Uyuşmazlık konusu kira sözleşmesi de devir tarihinden önce 01.07.2014 tarihinde düzenlenmiş olup, Konya'daki takiplere konu kira borçları devirden sonraya ait olmak üzere 2016 yılı Mayıs-Aralık dönemi ile Ocak-Şubat 2017 dönemine ilişkindir. Dolayısıyla kira sözleşmesi devirden önce akdedilmiş olsa da, devir tarihinden önce doğup da ,devir tarihinden sonra icra takibi başlatılan kira borcu bulunmamaktadır.Devir sözleşmesi ile birlikte kullanım hakları da davacı şirkete geçen taşınmazın işleyen kira borcu devir alana ait olacaktır.Takip konusu borçların tamamı ,sözleşmenin imzasından bağımsız olarak devir tarihi sonrası doğmuş ve takibe konu edilmiştir.Bu halde söz konusu borçlardan davalının sorumlu tutulması mümkün olmayıp, mahkemece aksi yöndeki gerekçe ile davalının sorumlu tutulması doğru olmamıştır.Diğer yandan itirazın iptali davasının reddi halinde alacaklının kötüniyet tazminatına mahkum edilebilmesi, açıkça takibin kötü niyetle yapılmış olmasına bağlıdır.Dolayısıyla sadece ve ancak takibe girişmekte kötüniyetli bulunduğu borçlu tarafından açıkça kanıtlanmış olan ya da öyle olduğu ayrıca kanıtlanmasına gerek bulunmaksızın dosya kapsamından açıkça anlaşılabilen alacaklı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilebilir.
Somut olayda dava dışı kiralayan tarafından davacı şirket aleyhine Konya 1. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2017/159 esas sayılı dosyasında açılan itirazın iptali davasında verilen gerekçeli karardan, kira sözleşmesine konu taşınmazın 2017 yılı içerisinde işbu dava davacısı ... şirketi tarafından tahliye edildiği davacı vekili tarafından bildirilmiştir Dolayısıyla 2015 yılında gerçekleşen hisse devri sonrasında da 2017 yılı ortalarına kadar taşınmazda davacı şirket kiracı olarak bulunmuştur.Buna göre, kiracısı olduğu taşınmaz için kiralayana ödediği kira bedelinin tahsili için hisselerini devreden davalı aleyhine takip başlatan davacının takipte kötü niyetli olduğunun kabulü gerekmektedir. Bu nedenle davacı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmiştir.Açıklanan nedenlerle;
davanın reddi gerekirken kabulüne karar verilmesi doğru değil ise de, yapılan hata/eksiklik yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile kararın kaldırılarak "davanın reddine, davacı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesine" karar verilmiştir.
HÜKÜM
Yukarıda açıklanan nedenlerle:Davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne; İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 17/01/2022 Tarih 2018/1211 Esas 2022/11 Karar sayılı kararın HMK 353(1)b-2 gereği KALDIRILMASINA;"Davanın reddine, Davalı lehine %20 oranda hesaplanan 28.200-TL kötü niyet tazminatının davacıdan alınarak davalıya verilmesine" İlk Derece yargılamasına ilişkin olarak;"Alınması gereken 615,40-TL harcın, 1.702,93-TL peşin harçtan mahsubu ile fazla olan 1.087,53-TL'nin talep halinde davacıya iadesine,Davacı tarafından yapılan giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına, Davalı lehine takdir olunan 30.000-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,Talep halinde kullanılmayan gider avansının yatıran tarafa iadesine"Yatırılan 2.407,92-TL peşin istinaf karar harcının istek halinde davalıya iadesine,Davacı tarafından yapılan istinaf yargı giderinin üzerinde bırakılmasına,Davalı tarafından yapılan 58-TL istinaf yargı giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK 362(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.06/05/2025
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/72508 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi