6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Azınlık payı %10'un altında olan pay sahibinin şirketin haklı nedenle feshini isteyemeyeceği

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2022/1578 E. 2025/749 K. · · İlk derece: İSTANBUL ANADOLU 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Diğer / sınıflanamadıistinaf başvurusunun esastan reddiTemyiz yolu açık

★ EmsalDava şartı (hukuki yarar / ehliyet / kesin hüküm)

Gerekçe özeti

Anonim şirketin haklı nedenle feshinin talep edilebilmesi için davacı pay sahibinin TTK m.531 uyarınca sermayenin en az onda birine sahip olması gerekir; bu orana sahip olmayan pay sahibinin fesih davasında aktif husumet ehliyeti yoktur. Ayrıca kâr payı alacağı, genel kurulun kâr dağıtımına ilişkin kararı ile muaccel hale gelir; genel kurulca dağıtım kararı alınmayan dönemler için ortağın kâr payı talep ve dava hakkı doğmaz.

Ele alınan sorunlar

Şirketin haklı nedenle feshi talebinde aktif husumet ehliyeti → ret

İddia: Davacı vekili, müvekkilinin kurucu ortak olduğunu, hisse değerinin düşük gösterildiğini ve kararın kaldırılarak ortaklıktan güncel değer üzerinden çıkarılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

Gerekçe: TTK m.531 uyarınca anonim şirketin haklı nedenle feshinin talep edilebilmesi için davacının sermayenin en az onda birine sahip olması gerekir. Davalı şirketin dava tarihindeki kayıtlı sermayesi 73.547.734-TL olup davacının hisse oranı 0,000001'e tekabül etmektedir; bu oran davacının katıldığı genel kurul hazirun cetvelinde de aynıdır. Davacının hisselerinin düşük gösterildiği yönündeki iddiası somut bir olguya dayanmamaktadır. Davacının sahip olduğu hisse miktarı TTK m.531 kapsamında dava açmaya yeterli olmadığından davada aktif husumet ehliyeti bulunmamaktadır.

Gerekçe kaynağı: özgün

Kâr payı talebinin genel kurul dağıtım kararı bulunmaması nedeniyle muaccel olmaması → ret

İddia: Davacı vekili, geriye dönük on yıllık kâr paylarının hesaplanarak ödenmesini talep etmiş; istinafta bilirkişi raporunda belirlenen hisse değerinin kabul edilemez olduğunu ve şirket kayıtlarının incelenmesi gerektiğini ileri sürmüştür.

Gerekçe: TTK'nın 408/1-d ve 409. maddeleri gereğince kâr dağıtımına ancak genel kurul tarafından karar verilebilir; bu yetki genel kurulun devredilemez yetkileri arasındadır. Kârın varlığı, ortakların kâr payını talep etmesi için yeterli değildir; genel kurul tarafından dağıtım kararı verilmedikçe kâr payı muaccel hale gelmez ve talep ve dava edilemez. Genel kurulun kâr payı dağıtımına ilişkin kararıyla birlikte ortakların ortaklığa karşı borçlar hukukuna ilişkin bir talebi ortaya çıkar; ortak bu alacağını tasfiyeyi beklemeksizin talep ve dava edebilir. Davanın açıldığı 02/10/2017 tarihine kadar yapılan genel kurullarda 2007, 2009, 2014, 2015, 2016 dönemlerine ilişkin kârın önceki dönem zararından mahsubuna veya yedek akçe ayrılmasına karar verildiği, 2008, 2010, 2011, 2012, 2013 dönemlerine ilişkin ise herhangi bir kâr dağıtımı kararı alınmadığı tespit edilmiştir. Davanın açıldığı tarih itibariyle kâr payı dağıtımına ilişkin alınmış bir karar bulunmadığından davacının aksi yöndeki istinaf nedenleri yerinde değildir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Emsal değeri

TTK 531 kapsamında haklı nedenle fesih davası açabilmek için gerekli asgari sermaye oranı şartının aktif husumet ehliyeti olarak değerlendirilmesi ve kâr payı alacağının genel kurul dağıtım kararına bağlı muacceliyeti hususlarında bölgesel ikna edici emsal niteliği taşımaktadır.

Usul tespitleri

Dava şartı
Şirketin haklı nedenle feshi talebinde davacının sermayenin en az onda birine sahip olması aktif husumet ehliyeti şartıdır; bu şarta sahip olmayan davacının fesih talebi reddedilir.

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
haklı nedenle fesih aktif husumet ehliyeti azınlık payı kâr payı genel kurulun devredilemez yetkileri muacceliyet

Atıf yapılan mevzuat: 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK) — TTK 531TTK 408/1-dTTK 409

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2022/1578

KARAR NO 2025/749

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ İSTANBUL ANADOLU 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 09/03/2022

NUMARASI 2017/1092 Esas - 2022/214 Karar

DAVA

Şirketin Feshi ve Tasfiyesi, Kar Payı Ödenmesi

Davanın reddine ilişkin kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA

Davacı vekili; davacının davalı şirketin kurucu ortağı olduğunu, bilgi alma hakkının davalı şirket tarafından engellendiğini,genel kurul toplantılarına çağrılmadığını, davalı şirketin tek kişilik anonim şirket haline dönüştüğünü, şirketin cirosu, 10 yıllık kar-zarar hesabı, şirketin aktifi, pasifi, iç tüzüğünün bir örneği, 10 yıllık yönetim kurulu üyeleri, bu üyelerin değişip değişmediği, hükümet komiserinin refakat edip etmediği, olağan genel kurulun zamanında yapılıp yapılmadığı, ticaret sicil gazetesinde yayınlanıp yayınlanmadığı, 10 yıllık finansal tablolar ve yıllık faaliyet raporları, gerekli tescil ve ilanların yapılıp yapılmadığı hususlarında davalı şirkete süre verilerek tüm ortaklarının davetiye ile duruşmaya çağrılarak davacının ortaklık payları ödenmek suretiyle ortaklıktan ayrılmalarına olur verip vermedikleri konusunda beyanlarının alınması gerektiğini belirterek müvekkilinin geriye dönük on yıllık kar paylarının hesaplanarak ödenmesini, şirketin tasfiye veya fesih şartları tespit edilirse, davacının payları ve kar paylarının ödenmesi ile birlikte fesih ve tasfiyeye karar verilmesini, davalı şirkete tedbiren kayyım atanmasını talep etmiştir.

CEVAP

Davalı vekili; şirket hisselerinin A, B ve C grubuna ayrıldığını, her hissenin 1.000-TL değerinde olduğunu, şirketin toplam sermayesinin 73.547.734-TL olduğunu, davacının nominal 75,60-TL C grubu hamiline hisse senedi sahibi olduğunu, hisse oranının 0,000001'e tekabül ettiğini, davacının azlık hakkı ve imtiyazlı pay sahibi olmadığını, şirket sermayesinin 1/10'unu temsil etmeyen davacının fesih ve tasfiye davası açma hak ve sıfatı bulunmadığını, davacının kâr payı talebinin yasal dayanağının olmadığını, şirketin geçmiş yıllara dönük genel kurul toplantılarının yasaya uygun olarak yapıldığını, davacının 2013 yılı olağan genel kurul toplantısına katıldığını ve genel kurulda itiraz ileri sürmediğini, bu nedenle davacının kâr payına ilişkin bu davayı açma hakkı bulunmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEME KARARI

Mahkemece; davalı şirketin dava tarihindeki kayıtlı sermayesinin 73.547.734-TL olduğu, davacının davalı şirket sermayesindeki C grubu hamiline hisse oranının 0,000001'e tekabül ettiği, davalı şirketin 16.12.2014 tarihinde yapılan 2013 yılı olağan genel kurul toplantısında 2013 yılına ilişkin yönetim kurulu faaliyetlerinin oybirliği ile kabul edildiği, söz konusu genel kurula davacının katıldığı ve tutanakta muhalefet şerhi bulunmadığı, bilirkişi heyetince yapılan incelemede, davalı şirketin son 10 yıllık dönemde toplam net kârının 144.835,216,03-TL olduğu, aynı dönemlerdeki dönem net zararının ise toplam 113.221,283,52-TL olduğu, davacının TTK'nin 531. maddesi uyarınca anonim şirketin haklı nedenle feshinin mahkemeden talep edilebilmesi için, davacının sermayenin en az onda birine sahip olması gerektiği, davacının davalı şirket nezdindeki pay oranının %0,000001 olması nedeniyle aktif husumet ehliyeti olmadığı, son 10 yıla ilişkin yapılan genel kurullarda bazı yıllar kar dağıtımı kararı alınmadığı gibi karın geçmiş yıl zararından mahsup edilmesine veya karın yedek akçe olarak ayrılmasına dair karar alındığı, davalı şirketin 2017 yılına ait olağan genel kurul toplantısının 12.06.2018 tarihinde yapıldığı, 2017 yılı kârından 25.091.855,66-TL tutarın geçmiş yıllar zararlarına mahsup edilmesine, kalan kârdan 14.158.303-TL kurumlar vergisi ayrılmasına, bakiye kârdan kurucu hisse senetleri için kar payı ödenmesine karar verildiği, dağıtılmasına karar verilen kâr tutarının 7.097.799,19-TL olduğu, davacının şirketteki payının ise 0,000001 oranında olduğu, buna göre davacının payına düşen (7.097.799,19 x 0,000001 =) 7,09-TL olduğu gerekçesiyle, şirketin haklı nedenle feshi talebinin aktif husumet ehliyeti yokluğundan reddine, kâr payı talebinin kısmen kabulü ile 7,09-TL'nin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

Davacı vekili; müvekkilinin kurucu ortaklardan olmasına rağmen yıllardır kar payı alamadığını, kendisine bilgi alma ve inceleme hakkının kullandırılmadığını, müvekkiline ait hisseden güncel ve gerçek değerinin belirlenmesi gerektiğini, davalılarının sürekli şirkette sermaye düzenlemesi yaparak müvekkilini yok saydıklarını, çeşitli bahanelerle müvekkilin hisse değerini düşürdüklerini, müvekkilinin genel kurulu çağrılmadığı gibi hiçbir bilgi de verilmediğini, sürekli zararda olan bir şirketin artırım yapmasını hayatın o anlayışına aykırı olduğunu, hükme esas andan bilirkişi raporunda belirtilen müvekkiline ait hissenin kabul edilemez olduğunu, şirketin bilgisayarlarının incelenmesi gerektiğini, şirkette çifti muhasebe tutulup tutulmadığının araştırılması gerektiğini, müvekkilinin elindeki cari değerinin 1.896,80-TL olduğunu, yatırım olanaklarının değerlendirilmesi halinde cari değerin ortalama 184.337,05-TL olduğunun bilirkişi raporu da da tespit edildiğini belirterek kararın kaldırılmasını bu miktarın ödenerek müvekkilinin ortaklıktan çıkarılmasını talep etmiştir.

GEREKÇE

Dava; davalı şirketin feshi ve tasfiyesi, geçmiş 10 yıllık kar payının ödenmesi istemin ilişkindir. TTK'nin 531. Maddesi "Haklı sebeplerin varlığında, sermayenin en az onda birini ve halka açık şirketlerde yirmide birini temsil eden payların sahipleri, şirketin merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinden şirketin feshine karar verilmesini isteyebilirler. Mahkeme, fesih yerine, davacı pay sahiplerine, paylarının karar tarihine en yakın tarihteki gerçek değerlerinin ödenip davacı pay sahiplerinin şirketten çıkarılmalarına veya duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer bir çözüme karar verebilir.” hükmünü haizdir. Bahsi geçen hükümden anlaşılacağı üzere anonim şirketin haklı nedenle feshinin talep edilebilmesi için, davacının sermayenin en az onda birine sahip olması gerekmektedir.

Davalı şirketin dava tarihindeki kayıtlı sermayesinin 73.547.734-TL olduğu, davacının davalı şirketin C gurubu hamiline hisse senedi sahibi olduğu anlaşılmaktadır. Davacının davalı şirket sermayesindeki hisse oranı 0,000001'e tekabül etmektedir. Davacının katıldığı 16/12/2014 tarihli genel kurul hazirun cetvelinde de aynı miktarda hisse yazılıdır. Davacı, davalı tarafça müvekkilinin hisselerinin düşük gösterildiğinden bahsedilmiş ise de buna ilişkin somut bir olgu ileri sürülmemiştir. Bu durumda davacının sahip olduğu hisse miktarı itibariyle TTK m.531 kapsamında dava açmak üzere yeterli hissesi bulunmadığından davada aktif husumete sahip değildir. Bu nedenle mahkemece şirketin feshi talebi yönünden davanın aktif husumet nedeniyle reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.

Davalı şirket bir anonim şirket olup TTK'nın 408/1-d ve 409. maddeleri gereğince kâr dağıtımına ancak genel kurul tarafından karar verilebilir. Bu yetki genel kurulun devredilemez yetkileri arasında düzenlenmiştir. Buradan hareketle sadece kârın varlığının, ortakların kâr payını talep etmesi bakımından yeterli bulunmadığı sonucuna varılmaktadır. Genel kurul tarafından dağıtım kararı verilmedikçe kâr payı muaccel hale gelmez ve dolayısıyla talep ve dava edilemez. Genel Kurulun kâr payı dağıtımına ilişkin kararı ile birlikte ortakların ortaklığa karşı Borçlar Hukukuna ilişkin bir talebi ortaya çıkar. Ortağın oluşan bu kâr payı alacağını, ortaklığın tasfiyesini beklemeksizin talep ve dava hakkı vardır.

Zira genel kurul kararıyla ortak lehine muaccel bir alacak doğmuş olur. Eldeki davanın açıldığı 02/10/2017 tarihine kadar yapılan genel kurullarda 2007, 2009, 2014, 2015, 2016 kârın şirketin önceki dönem zararından mahsubuna, yedek akçe ayrılmasına dair karar alındığı, 2008, 2010, 2011, 2012, 2013 dönemlerine ilişkin ise herhangi bir kâr dağıtımı kararı alınmadığı tespit edilmiştir. Davanın açıldığı tarih itibariyle kar payı dağıtımına ilişkin alınan karar bulunmadığından davacının aksi yöndeki istinaf nedenleri yerinde değildir. Açıklanan nedenlerle; davacı vekilinin ileri sürdüğü istinaf nedenleri yerinde olmadığından davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, Alınması gereken 615,40-TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 161,40-TL harcın mahsubu ile kalan 454‬-TL harcın davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, Davacı tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına, Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine, HMK'nın 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine,dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi. 06/05/2025

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/72507 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.