6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Münhasıran karşı taraf ticari defterlerine dayanmada ispat

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2022/1075 E. 2025/739 K. · · İlk derece: İSTANBUL 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Alacakistinaf başvurusunun esastan reddiKesinlik belirsiz

★ Emsal

Gerekçe özeti

Bir tarafın delilini münhasıran karşı tarafın ticari defterlerine hasretmesi halinde, defterlerin kanuna uygunluğu veya kayıtların gerçeği yansıtıp yansıtmadığı önem taşımaz; delilini hasreden taraf başka delil gösteremez ve uyuşmazlığın sadece defterlerine dayanılan tarafın kendi defterine geçirmesi gereken bir işten kaynaklanması yeterlidir. Taraflar arasındaki ilişki açık hesap niteliğinde ve belirli bir yılla sınırlı olmaksızın devam ediyorsa, delil olarak dayanılan tarafın yalnızca tek bir yıla ait defter kayıtlarıyla sonuca gidilemez; ilişkinin sona erdiği döneme kadarki tüm yıllara ait defter kayıtları birlikte değerlendirilmelidir.

Ele alınan sorunlar

Delilin münhasıran davalı ticari defterlerine hasredilmesinin sonucu → ret

İddia: Davacı, davalının ticari defterlerinin tamamının değil sadece bir kısmının ibraz edildiğini, bu nedenle davalı defterlerinin hükme esas alınmasının hatalı olduğunu, HMK 222 uyarınca ibrazdan kaçınma hükümlerinin uygulanması gerektiğini ileri sürmüştür.

Gerekçe: HMK 222/5 uyarınca, taraflardan biri tacir olmasa dahi karşı tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtirse ve karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılır; bu halde hâkime takdir yetkisi tanınmamıştır. Delilini karşı tarafın ticari defterlerine hasreden taraf, defterlerin kanuna uygun tutulmuş olup olmamasının veya kayıtların gerçeği yansıtıp yansıtmamasının öneminin kalmadığını kabul etmiş olur; bu durumda kural olarak başka delil gösteremeyecektir. Delilin karşı tarafın ticari defterlerine hasredilmesi halinde, uyuşmazlığın her iki tarafın da defterine geçirmesi gereken bir işten kaynaklanması şartı aranmaz; sadece defterlerine dayanılan tarafın kendi defterine geçirmesi gereken bir işten kaynaklanması yeterlidir. Bu halde mahkeme, resen veya talep üzerine karşı tarafın ticari defterlerini ibraz etmesini ister; ibraz edilmezse delilini hasreden taraf iddiasını ispat etmiş sayılır.

Gerekçe kaynağı: özgün

Açık hesap ilişkisinde ilerleyen yıl defter kayıtlarının esas alınması → ret

İddia: Davacı, davalının 2012 yılına ilişkin defterlerini zayi ettiğini iddia ederek sunmadığını, bu nedenle sonraki yılların kayıtlarının esas alınmasının doğru olmadığını, ayrıca 2012 yılına ait çeklerin dava dışı bir şirkete ödendiği halde kendi alacağından mahsup edildiğini ileri sürmüştür.

Gerekçe: Davalının 2012 yılı ticari defterleri, davalı tarafça açılan zayi belgesi verilmesi davasında mahkemece reddedilmiş olsa da ibraz edilememiştir. Ancak taraflar arasındaki ilişki açık hesap ilişkisi niteliğinde olup 2012 yılı sonrasında da devam ettiğinden, salt 2012 yılı defterleriyle sonuca gidilmesi mümkün değildir; devam eden yıllara ait kayıtların da dikkate alınması gerekir. Bilirkişi incelemesine ibraz edilen davalının 2013-2015 yıllarına ait ticari defter kayıtlarına göre 2015 yılı sonu itibariyle davalının davacıya bir borcu kalmamıştır. Davacı münhasıran davalı defterlerine dayandığından, ilişkinin sonlandığı 2015 yılı kayıtlarının esas alınması gerekmekte olup bu kayıtlara göre davalının borcu bulunmamaktadır. Bu sonuç, davacı muhasebecisinin gönderdiği 2014 yılına ait cari hesap ekstresi ile davacının vergi beyannameleri ekindeki bilançolarla da doğrulanmaktadır.

Gerekçe kaynağı: özgün

Emsal değeri

Kararda, delilin münhasıran karşı tarafın ticari defterlerine hasredilmesinin hukuki sonuçları ile açık hesap ilişkilerinde tek bir yıla ait defter kaydıyla sonuca gidilemeyeceği, ilişkinin sona erdiği döneme kadarki kayıtların birlikte değerlendirilmesi gerektiği yönündeki tespitler, benzer açık hesap alacağı uyuşmazlıklarında yol gösterici niteliktedir; BAM kararı olarak bölgesel ve ikna edici etkiye sahiptir.

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ticari defter delilin hasredilmesi açık hesap HMK 222/5 ibrazdan kaçınma zayi belgesi

Atıf yapılan mevzuat: 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) — HMK 222/5

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2022/1075

KARAR NO 2025/739

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ İSTANBUL 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 02/12/2021

NUMARASI 2018/1072 Esas 2021/1054 Karar

DAVA

Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan)

Davanın reddine ilişkin kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA

Davacı vekili; müvekkilinin davalı şirket ile olan ticaretinden 2012 yılı sonu itibariyle 2.793.500-TL alacaklı olduğunu, davalı tarafın aradan geçen bu zaman zarfında borcu ödemediğini, işbu davada münhasıran davalı tarafın ticari defterlerine dayandıklarını, davalının gerçeğe aykırı olmayan ve usulüne uygun tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceklerini, davalının ticari defterlerinin ibraz edilmesi halinde müvekkilinin 2012 yılındaki cari hesap kaydının 2012 yılı içerisinde kapatılıp kapatılmadığının ve kapatılmamış ise müvekkilinin ne kadar alacaklı gözüktüğünün, kapatılmış ise hangi sebeplerden dolayı ne şekilde kapatıldığının incelenmesini talep ettiklerini belirterek, şimdilik 300.000-TL alacağın dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir.

TALEP ARTIRIM Davacı vekili 05.04.2021 tarihli dilekçesiyle dava değerini 2.793.500-TL'ye çıkarmıştır.

CEVAP

Davalı vekili; davacı bir şahıs şirketi olup 2010 - 2015 yılları arasında müvekkili ile açık hesaba dayalı ticari ilişki içerisine girdiğini, bu süreçte davacıya, karşılıklı yapılan hesap mutabakatları doğrultusunda muhtelif tarihlerde ödemeler yapılarak tüm alacak ödendiği gibi, 9.748,68-TL fazla ödeme yapıldığını, buna ilişkin kayıtların müvekkiline ait ticari defterlerde kayıtlı olduğunu, taraflar arasında belirli bir dönemi kapsar cari hesap sözleşmesi bulunmadığından, borç ve alacaklılık durumunun sadece bir mali yıl hesap dönemi ile sınırlandırılması sureti ile uyuşmazlığın çözümünün mümkün olmadığını, bu nedenle ilişkinin devam ettiği 2013, 2014 ve 2015 yıllarını da kapsar şekilde müvekkilinin ticari defterleri üzerinde inceleme yapılması gerektiğini, bu şekilde inceleme yapıldığında ticari ilişkinin 2015 yılında sonlandırılarak tüm borcun da ödenmek sureti ile kapatıldığının görüleceğini, davacının mali müşaviri tarafından müvekkiline hesap mutabakatı sağlanması amacıyla gönderilen 10.04.2015 tarihli e-posta ekindeki cari hesap ekstresinde, 31.12.2014 itibariyle davacının müvekkilinden 65.226,14-TL alacaklı olduğunun beyan edildiğini, bu miktar müvekkilinin ticari defterleriyle uyumlu olup davacı açısından bağlayıcı olduğunu, alacak borç durumunun davacının vergi dairesine sunduğu bilançolardan da anlaşılacağını, davacının kendisine yapılan ödemeleri bilmemesinin, 6 yıl boyunca 2.793.500-TL gibi fahiş bir alacağına ilişkin hiç bir hukuki adım atmaksızın beklemesinin de ticari hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, davacının münhasıran müvekkilinin defterlerine dayanmış olması nedeniyle başkaca delil gösteremeyeceğini belirterek, davanın reddini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEME KARARI

Mahkemece; davacının dava dilekçesinde münhasıran davalı tarafın ticari defterlerine dayandığı, davacı tarafın, ticari defterlerini kaybettiği gerekçesiyle Bakırköy 2. ATM'nin 2018/609 esas sayılı dosyasında zayi belgesi aldığı, davalı tarafça 2012 yılına ilişkin defterlerin zayi olduğu gerekçesiyle mahkemenin 2019/573 esas sayılı dosyasında açtığı davanın ise reddine karar verildiği, alacağın 10 yıllık zamanaşımına tabi olması nedeniyle davalı tarafın zamanaşımı definin yerinde görülmediği, münhasıran karşı tarafın ticari defterlerine dayanılması durumunda, bunun sadece bir tarihe özgülenmesi somut olay açısından mümkün olmadığı, bu nedenle davalı tarafın ilişki dönemini kapsayan 2012 ve sonraki yıllara ilişkin tüm ticari defterlerinin incelenmesinin gerektiği, davacının münhasıran davalı tarafın defterlerine dayanması nedeniyle ispatın ancak davalı defterleri ile yapılması davacı açısından zorunlu ise de, davalının karşı iddialarına ilişkin ispatı kendi defterleri yanında geçerli diğer delillerle de yerine getirebileceği, davalı taraf 2012 yılına ilişkin defterlerini ibraz etmemiş/edememiş ise de, sonraki yıllara ilişkin usulüne uygun tutulan defterlerini ibraz etmiş olup, bilirkişi incelemesinde de sabit olduğu üzere davalı tarafın ilişkili döneme ilişkin tüm ticari defterlerine göre borcun ödenerek sona erdiğinin anlaşıldığı, davacı tarafın bizzat vergi dairesine verdiği beyannameleri ve ekindeki belgelerde, yıllar itibariyle alacak miktarları ve nihayetinde alacağın sona erdiği hususlarının, incelenen davalı defterleriyle de birebir uyuştuğu ve tüm bu hususlara göre davacı tarafça borcun sona ermediği, halen alacaklı olduğu hususunu ispatlayamadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF NEDENLERİ

Davacı vekili; mahkemece alınan ek bilirkişi raporunda, davacıya ait yıllık gelir vergisi beyannameleri ekinde yer alan bilançolara göre davacının davalıdan 2012 yılı sonu itibariyle 3.155.516-TL alacaklı olduğunun belirtildiğini, bu rakamın taleplerinin de üzerinde olduğunu, ticari defterler yerine, salt vergi dairesine verilen, alıcılar ve satıcılar hesabını gösterir kümülatif bilançolardan hareketle alacak-borç belirlemesi yapılmasının hukuki açıdan isabetli olmadığını, bu tür tespitlerin ticari defterler üzerinden yapılması gerektiğini, mahkemece HMK'nın 222 maddesindeki, defterleri sunamayan tarafın defterlerini ibrazdan kaçınmış sayılacağına dair kanun hükmünü uygulamadığını, davalının 2012 yılına ilişkin sunduğu ödeme dekontlarından, davalının defter ve kayıtlarının gerçeği yansıtmadığı, davalının müvekkilime olan borcunu ödemediği halde, sanki ödenmiş gibi banka dekontları sunduğunun anlaşıldığını, bu nedenle davalının sunmadığı bu yılların kayıtları yerine takip eden yıllardaki kayıtların esas alınmasının doğru olmadığını, davanın açılmasından itibaren yaklaşık 20 ay sonra yapılan yerinde inceleme gününe kadar, davalı şirketin ticari defterlerinin su basması sonucu zarar gördüğünü ileri sürmediğini, inceleme için 19.06.2020 tarihinde davalı şirket merkezine gidildiğinde, davalının ticari defterlerini su baskını sonucu zayi ettiğini ve bu hususta açtığı davanın ise derdest olduğunu belirttiğini, bu nedenle davalı defterlerinin incelenemediğini, davalı şirketin, inceleme gününe kadar yaklaşık 2 yıl boyunca ticari defterlerini sunacakmış gibi beyanlarda bulunduğunu, davalının bu davranışının dürüstlük kuralına aykırı olduğunu, davalının açtığı zayi belgesi verilmesi davasının mahkemece reddine rağmen işbu davanın da reddine karar verildiğini, oysa zayi belgesi verilmesi davasında, davalının aslında ticari defterlerini zayi etmediği ancak zayi etmiş gibi göstermeye çalıştığının anlaşıldığını, mahkemece alınan 15.03.2021 tarihli ek bilirkişi raporunda, davalı tarafın davacıya yaptığını belirttiği ödemelerden 7 adet çeke ilişkin toplam 2.793.500-TL tutarındaki kısmın, davacıya değil, dava dışı ...

Müşavirliği Ltd. Şti'ne ödendiğinin, ancak buna rağmen davacıya olan borçtan mahsup edildiğinin tespit edildiğini, yine bilirkişi raporunda vergi dairesi kayıtlarına göre de davacının davalıdan 2012 yılı sonu itibariyle 3.155.516-TL tutarında alacaklı göründüğünün, dava dışı şirkete yapılan 7 adet çek karşılığı 2.793.500-TL ödemenin davacı tarafın yasal defterlerinde kayıtlı olmadığı ve haliyle davacının söz konusu ödemeyi kendi alacağından tenzil etmediği ve neticeten davacının davalıdan 2.793.500-TL alacaklı olduğunun tespit edildiğini, dava açıldığında davalı tarafın ticari defterlerini zayi ettiği iddiasını kasten ileri sürmediğini, davalının defterlerini sunmayacağı anlaşılınca alacağın kaynağı olan faturaları dosyaya sunduklarını, davalının ise faturaların ödendiğini iddia ettiğini, davalının sunduğu ödeme dekontlarından toplam 2.793.500-TL tutarlı 2012 yılına ait 7 adet dekontta açıkça ödemeyi gönderen ...

A.Ş. iken, ödemeyi alanın ... Limited Şirketi olarak gözüktüğünü, bu dekontlara konu 7 adet çekin hiç bir zaman davacıya teslim edilmediğini, ticari defterlerin sadece bir kısmının ibrazının tümünün ibraz edildiği anlamına gelmediğini, buna rağmen davalının lehine değerlendirme yapılarak tamamını sunmadığı halde davalı defterlerinin hükme esas alınmasının hatalı olduğunu belirterek, kararın kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.

GEREKÇE

Dava, açık hesap alacağının tahsili istemine ilişkindir. Davacı tarafça açıkça münhasıran davalının ticari defterlerine delil olarak dayanılmıştır. HMK'nın 222/5 maddesi uyarınca; taraflardan biri tacir olmasa dahi, tacir olan diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtir, ancak karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılır. Bu hüküm, taraflarda birinin ileri sürdüğü hususun ispatında münhasıran karşı tarafın defterlerine delil olarak dayandığı hallerde uygulanacaktır. Ayrıca bu halde ticari defterlerin ibraz edilmemesi durumunda ibrazı isteyen tarafın iddiasını ispatladığı kabul edilecek olup, bu hususta hâkime takdir yetkisi tanınmamıştır.

Bir tarafın, ispatla yükümlü olduğu bir vakıa için bütün delillerini göstermesine ve bundan başka da bir delili olmadığını beyan etmesine delillerin hasredilmesi denir. İddiasını karşı tarafın ticari defterleriyle ispat etmek isteyen taraf tacir olmasa bile, karşı tarafın ticari defterlerinin içeriğini kabul edeceğini açıkça belirtirse delilini karşı tarafın ticari defterlerine hasretmiş olur. Delilin karşı tarafın ticari defterlerine hasredildiği beyan edildikten sonra söz konusu ticari defterlerin kanuna uygun şekilde tutulmuş olup olmamasının ve ticari defterdeki kayıtların gerçeği yansıtıp yansıtmamasının bir önemi kalmamaktadır. Başka bir deyişle dayanılan ticari defterler kanuna uygun tutulsun ya da tutulmasın veya ticari defterlerin içerdiği kayıtlar gerçeği yansıtsın veyahut yansıtmasın delilini hasrettiğini beyan eden tarafın talebi kabul edilecektir.

HMK’nın 222/5 maddesinin uygulanabilmesi için deftere dayanan tarafın, birçok delille birlikte değil de sadece ve açıkça hasmın ticari defterlerine dayanması gerekir. Başka deyişle delilini karşı tarafın ticari defterlerine hasretmiş olan taraf bu davada kural olarak başka delil gösteremeyecektir. Delilin karşı tarafın ticari defterlerine hasredilmesi hâlinde, uyuşmazlığın sadece ticari defterlerine dayanılan tarafın ticari defterlerine geçirmesi gereken bir işten kaynaklanması yeterlidir. Ticari defterlerin sahibi lehine delil olması için aranan “uyuşmazlık her iki tarafın da ticari defterlerine geçirmesi gereken ticari bir işten kaynaklanmalıdır” şartı, delilin karşı tarafın ticari defterlerine hasredilmesi hâlinde uygulanmayacaktır.

Delilin karşı tarafın ticari defterlerine hasredilmesi hâlinde delilini hasreden tarafın tek delili karşı tarafın ticari defterleri olduğu için mahkeme, resen veya delilini hasreden tarafın talebi üzerine karşı tarafın ticari defterlerini ibraz etmesini isteyecektir. Ticari defterlerinin ibrazına karar verilen (ticari defterlerine dayanılan) karşı tarafın da ticari defterlerini ibraz etmesi gerekir. Ticari defterlerine dayanılan tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi hâlinde, delilini hasreden taraf iddiasını ispat etmiş sayılır (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2017/11-3029 esas 2019/405 karar sayılı 04.04.2019 tarihli ilamı). Davalının ticari defterleri üzerinde yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucunda düzenlenen 25.06.2020 tarihli bilirkişi raporunda;

davacının 2013, 2014 ve 2015 yılları gelir vergisi beyannamelerine göre davacının devreden alacak tutarlarının 2012 yılı sonu itibariyle 3.155.516-TL, 2013 yılı sonu itibariyle 1.799.880-TL ve 2014 yılı sonu itibariyle 65.226-TL olduğu, davalının 2008-2012 yılları arası ticari defterlerinin inceleme için ibraz edilmediği ve davalı tarafça bu konuda zayi davası açılmış olduğu, davalının 2013, 2014 ve 2015 yılı ticari defterlerinin incelendiği, buna göre 2013 yılına devreden borç tutarı 277.771,68-TL olup 2013 yılı sonu itibariyle davalının davacıya 241.059,56-TL borçlu, 2014 yılı sonu itibariyle 65.226,83-TL borçlu ve 2015 yılı sonu itibariyle davacıdan 9.747,99-TL alacaklı durumda olduğu, davacı tarafça 2012 yılı sonu itibariyle 2.793.500-TL alacak iddia edildiği, davalının defterlerindeki 277.771,68-TL borç ile arada 2.515.828,32-TL fark bulunduğu, davalının 2012 yılı ticari defterleri ibraz edilmediğinden farkın nedeninin değerlendirilemediği belirtilmiştir.

15. 03.2021 tarihli bilirkişi ek raporunda ise; davalı tarafından 7 adet çeke istinaden ... Müşavirliği Ltd. Şti'ne yapılan 2.793.500-TL ödemenin davacı alacağından tenzil edildiği, ancak bu ödemenin kendi alacağından tenzili hususunda davacının kabul ve onayının bulunmadığı bildirilmiştir. Davalı tarafça 2012 yılı ticari defterlerinin zayi olduğu ileri sürülerek zayi belgesi verilmesi istemiyle aynı mahkemenin 2019/573 esas sayılı dosyasında açılan dava, mahkemece reddedilmiştir. Bilirkişi incelemesine ibraz edilen davalının 2013 ve sonraki yıllara ait ticari defter kayıtlarına göre ise 2015 yılı sonu itibariyle davalının davacıya bir borcunun kalmadığı görülmektedir. Taraflar arasındaki ilişki açık hesap ilişkisi niteliğinde bulunduğundan ve sonrasında da devam ettiğinden, salt 2012 yılı ticari defterleri ile bir sonuca gidilmesi mümkün olmayıp, devam eden yıllardaki kayıtların da dikkate alınması gerekmektedir.

Bu durumda davacı tarafça münhasıran delil olarak dayanılan davalı ticari defterlerinin, ilişkinin sonlandığı 2015 yılı kayıtlarının dikkate alınması gerekmekte olup, bu kayıtlara göre de davalının borcu bulunmamaktadır. Nitekim davalı tarafça sunulan ve davacı muhasebecisinin hesap mutabakatı e-postası ekinde gönderdiği 2014 yılına ait davacının cari hesap ekstresi ile davacının vergi beyannameleri ekindeki bilançoları da davalının ticari defter kayıtlarını doğrulamaktadır. Bu nedenle mahkemece davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. Diğer yandan davacı vekilince sunulan veraset ilamı ile mirasın reddi kararlarına göre; davacı istinaf aşamasında 14.07.2023 tarihinde vefat etmiş olup, mirasçılarından ...

dışındaki tüm mirasçılar mirası reddettiğinden, karar başlığında davacı mirasçısı olarak ... gösterilerek davaya taraf olarak eklenmiştir. Açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, Alınması gereken 615,40-TL istinaf karar harcının peşin yatırılan 47.706-TL harçtan mahsubu ile fazla alınan 47.090,6‬0-TL harcın karar kesinleştiğinde ve istek halinde davacıya iadesine, Davacı tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına, Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine, HMK 'nun 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi. 06/05/2025

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/72502 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.